2011-11-22 - 16:30
TBMM Genel Kurulunda, Meclis Başkanvekili Mehmet Sağlam'ın, gündemdışı konuşmaların ardından milletvekillerinin kısa söz taleplerini yerine getirmemesi üzerine usul tartışması açıldı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı.
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Sıtkı Güvenç, 22 Kasım Dünya Diş Hekimleri Günü dolayısıyla gündem dışı söz alarak, ağız diş sağlığı merkezlerinin yaygınlaştırılmasıyla diş hekimi istihdamının artırıldığını söyledi. Bu merkezler aracılığıyla koruyucu hekimlik çalışmalarının da geliştiğini belirten Güvenç, 24 saat hizmet veren ağız diş sağlığı merkezlerinde çalışma ortamlarının da iyileştirildiğini anlattı.
CHP İstanbul Milletvekili Gökmen Öğüt de ağız diş sağlığının, genel sağlığın ayrılmaz bir paçsası olduğunu ifade etti. Öğüt, birçok hastalığa neden olan diş ve diş eti hastalıklarının koruyucu hekimlik çalışmalarıyla önlenebilir duruma geldiğini söyledi.
Bu arada Başkanvekili Sağlam, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinde, KADEP Diyarbakır Milletvekili Şerafettin Elçi hakkında kamu davası açıldığını bildirdi.
TBMM Genel Kurulunda, Meclis Başkanvekili Mehmet Sağlam'ın, gündemdışı konuşmaların ardından milletvekillerinin kısa söz taleplerini yerine getirmemesi üzerine usul tartışması açıldı.
Sağlam, gündem dışı konuşmaların İçtüzüğün 59. maddesinde düzenlendiğini ancak milletvekillerinin 59. maddenin uygulanmasının ardından kısa söz talebini düzenleyen 60. maddeye göre söz istediklerini belirterek, kısa söz taleplerini yerine getiremeyeceğini söyledi.
Bunun üzerine, ayağa kalkarak söz isteyen CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Sağlam'ın bu tutumuna itiraz ederek, usul tartışması açılmasını istedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Sağlam'ın tutumunun lehinde söz alarak, 60. maddeye göre verilen söz taleplerinin 'soru-cevap' mekanizmasına dönüştürüldüğünü söyledi. ''Pek kısa bir söz'' talebini içeren bu maddenin son aylarda amacı dışında kullanılmaya başlandığını ifade eden Canikli, ''Elbette bu durum çalışmaları da olumsuz yönde etkilemeye başladı. İsteyen istediği kadar konuşsun. Ona AK Parti Grubu olarak itirazımız yok. Kuralsız bir sistem düşünülemez'' dedi.
Hamzaçebi de ''Sağlam'ın görüşüne kesinlikle katılmadığını'' ifade ederek, ''9 yıldır parlamentodayım. Her oturumda 3 kişi gündem dışı konuşma yapar ancak İçtüzük'te bu durum olağanüstü hallerle sınırlanmıştır. Hangi konuşma olağanüstüdür burada? Bir gelenek yerleşmiş öyle devam ediyor. 'Pek kısa bir söz talebi olduğunu belirten üyeye Meclis Başkanı söz verebilir' diyor ilgili madde. Bu istek, Meclis çalışmalarına katkı anlamındadır. Bu zaman içerisinde bir geleneğe oturmuştur'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da 60. maddeye göre söz talebinin çok suiistimal edildiğini ifade ederek, ''Bir hakkın iyi niyetle kullanılması lazım. Dürüstlük kurallarıdır, ona herkesin riayet etmesi lazım. 40, 50 bazen 60 kişinin çalışmaları sekteye uğratmak adına bu kuralı suiistimal ederek kullanması normal değil. Sayın Başkanın tutumunun lehindeyim'' açıklamasında bulundu.
BDP İStanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Ahmet Aydın'ın sözlerini eleştirerek, ''Bu mekanizmanın dürüst kullanılmadığından söz ediyor. Bu Meclisin üyelerini dürüst olmayan yöntemle, bu kürsüyü kullanmakla suçluyor. Yakın hafızamızda bir milletvekilinin bu kürsüden derdest edilerek uzaklaştırıldığı daha duruyor. Burası sizin grup salonunuz değil, milletin kürsüsü'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da yerinden söz alarak, 60. maddenin ölçülü bir şekilde kullanılmasını talep ettiklerini ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, Sağlam'ı, ''Kestirme yoldan muhalefet milletvekillerinin sesini kesmekle'' suçladı.
TBMM Başkanvekili Sağlam ise 59 ve 60. maddelerin karıştırılmaması gerektiğini, kendilerinin savunduğunu vurgulayarak, ''Madde 59'da 1 dakika yerinden söz almak yok ama hep 59. madde uygulamasında 60'a göre söz istiyor milletvekilleri. Tutumunun, İçtüzüğe uygun olduğu kanaatindeyim, görüşmelere devam ediyoruz'' diye konuştu.
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kapak olduğu TIME dergisini TBMM Genel Kurulunda göstermesi, tartışmaya neden oldu.
BDP, Danışma Kurulunda anlaşma sağlanamaması üzerine, Bingöl'ün Karlıova ilçesinde meydana gelen olaylarla ilgili verdikleri araştırma önergesinin bugün görüşülmesi talebini Genel Kurul gündemine getirdi.
Önerinin lehinde konuşan BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken, Karlıova'da meydana gelen olaylar hakkında bilgi verdi.
Olayların, bir korucunun hayatını kaybetmesi ve ardından yakınlarının ilçe merkezine gelerek terör estirmesiyle başladığını iddia eden Baluken, Karlıova ilçe merkezinde evlerin ateşe verildiğini, BDP İlçe Binası ile ilçe başkanının evinin yakıldığını savundu.
Önerinin aleyhinde konuşan AK Parti Bingöl Milletvekili Eşref Taş, Hacı Alan isimli korucunun, Karlıova İlçesinde bölücü terör örgütünün saldırısı sonucunda hayatını kaybettiğini söyledi.
Korucunun yakınlarının olayın ardından tepki gösterdiklerini ifade eden Taş, ''18 işyerinin camları kırılmış ve bazı evler yakılmış, istenmeyen olaylar meydana gelmiştir'' dedi.
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, önerinin lehinde yaptığı konuşmada, ''BDP'lilerin bugün yaşanan hukuksuzluktan şikayet etme hakları yok. Bugün bir şehit haberi daha aldık'' dedi.
BDP'nin, 12 Eylül referandumuna boykot kararı alarak katılmadığını ve böylece Anayasa değişikliğine zımmen destek verdiğini ifade eden Çıray, ''Bugün İzmir, 12 Eylül Anayasa paketine hayır demenin bedelini ödüyor. İzmir, AKP'nin karizmasını çizen tek metropoldür. AKP'lilerin ciğerini okumuş ve onların karanlık niyetlerini sezmişti. AKP zihniyetinin İzmir'in temsil ettiği her şeyden nefret ettiğini, onların rövanşı almak için gerekirse papaz cübbesi dahi giyeceğini tahmin ediyordu'' dedi.
Çıray, ''Havuç ve sopa politikalarını devreye soktular, takiye yaptılar. Yatırımcı bir bakanı İzmir'den aday gösterdiler. Bu işin havuç yanıydı, sopa ise İzmir Belediyesine yapılan operasyondur'' diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kapak olduğu TIME dergisini gösteren Çıray, ''Şu derginin kapağındaki ruh halini herkesten önceden gördüler. Her gerçek sanatçı gibi malzemesinin ruhuna, gerçek karakteri nüfuz etmiş. Bu fotoğrafta cumhuriyetimizin kurucu liderlerini karalamak için, var olan karanlık bakışları yakalamış. Bu fotoğraf zorba bir ruhun portresidir. Bu karanlık bakışların ardındaki zorbalığı teslim olmayacağız'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, bazı milletvekillerinin, akıllarından ve dillerinden rahip cübbesini hiç düşürmediklerini belirterek, ''Ne kadar düşkünsünüz rahip cübbesine? Burası Müslüman bir ülke, örnek vereceksen oradan ver'' diye konuştu.
CHP'li Çıray'ı kastederek, ''Burada eleştiri yapılabilir ama burada bir konuşmacı Başbakan'a hakaret ettiği zaman aslında kendi genel başkanına hakaret yapıyor. Biz de aynen bir misliyle mukabele edeceğiz. Hakaret etmeyeceğiz ama acıtacağız'' diyen Canikli, CHP'lilerin laf atması üzerine, ''Tarz ve yöntem olarak bundan sonra böyle'' dedi.
Canikli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürü olduğu 1992 yılında, İstanbul Göztepe Hastanesi genel onarım inşaatını davetiye usulü ile hemşerisi olan Ali Özcan'ın sahibi olduğu Yapı Üretim A.Ş'ye, 21 milyar 304 milyon lira karşılığında verdiğini kaydetti.
İşin ancak 1998'te bittiğini ve bitiş rakamının da 466 milyar liraya çıktığını belirten Canikli, ''benim genel başkanımdan hesap sorabilmen için önce kendi genel başkanından bunun hesabını sorman lazım'' dedi.
Canikli, Tunceli Sağlık Meslek Lisesi inşaatının da 1993'te gene davetiye usulü ile 23 milyar liraya Tunceli'li bir müteahhide verildiğini ve 1997'de 195 milyar liraya tamamlandığını söyledi.
Nurettin Canikli, ''Takiye deniliyor. 9 yıldan beri iktidardayız. Var mı öyle bir şey? Yok. Bunlar unutulmuştu ama tekrar gündeme getirildi. Takıye anlamına gelecek en ufak bir icraatımız yoktur'' dedi.
Sataşma olduğu gerekçesiyle kürsüye tekrar gelen Baluken, Meclis kürsüsünün seçim propagandasının yapıldığı bir yere dönüştüğünü söyleyerek, lehte ve aleyhte yapılan konuşmalarda Karlıova olaylarına değinilmediğini, anti PKK propagandası yapıldığını iddia etti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, sataşma gerekçesiyle yaptığı konuşmada, ''Sayın Kılıçdaroğlu'nun eğer yolsuzluk ile itham ediyorsanız, gelin dokunulmazlıkları kaldıralım. Sadece Sayın Tayyip Erdoğan ile Sayın Kılıçdaroğlu'nun dokunulmazlığını kaldıralım'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın, Kuşadası Limanı ihalesini Ofer isimli işadamının ihalesiz aldığını ileri süren Hamzaçebi, ''Başbakan, bir günde kendisiyle çelişen 3 açıklaması oldu. Kendisine 'Ofer'i tanıyor musun?' diye soruldu. O da önce 'hayır tanımıyorum', öğleden sonra 'belki görüşmüş olabilirim', akşam üzeri de 'galiba görüştüm' dedi. Bizim başımızda böyle bir genel başkanımız yok'' diye konuştu.
Hamzaçebi, takiyenin en büyüğünü Erdoğan'ın yaptığını savunarak, Başbakan Erdoğan'ın önce bedelli askerlik ile ilgili sorumluluğun altına giremeyeceğini söylediğini fakat bugün bedelli askerliği açıkladığını söyledi. Hamzaçebi, ''Parası olana 30 bin liraya tezkere, parası olmayan askere'' dedi.
Tekrar kürsüye gelen Nurettin Canikli, CHP'nin, Kemal Kılıçdaroğlu'nun 1999'da çıkan ''Rahşan affı'' çerçevesinde yargılanamayacağını bildiğini, bu nedenle ''dokunulmazlıkları kaldıralım'' dediğini ifade ederek, ''Sizin 'Kılıçdaroğlu böyle bir şey yapmamıştır' demenizi beklerdim'' diye konuştu.
Görüşmelerin ardından BDP'nin önerisi kabul edilmedi.
MHP'nin, ''Kadına yönelik şiddetle mücadele ve kalıcı çözüm yollarının araştırılması'' talebini içeren önergenin bugün gündeme alınması hakkındaki grup önerisinin görüşmelerinde söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, ''bir milletvekiline uygulanan siyasal ve yargısal şiddet'' hakkında bilgi vermek istediğini söyledi. İnce, Sakarya'nın Pamukova ilçesinde esnaf ziyaretlerinde bulunurken ses düzeni bulunan bir araçtan meydanda toplananlara hitap ettiğini anlattı. Emniyet güçlerince konuya ilişkin hazırlanan tutanağı okuyan İnce, tutanakta, ''iktidarı eleştirmek suretiyle propaganda yaptığına dair'' bir ifadenin yer aldığını belirtti. İnce, ''Tebrik ediyorum, eleştiri yaptığımı belirlemişler. Suçum büyük. Ne yapacaktım yani, iktidara yağcılık mı yapacaktım?'' diyerek tepki gösterdi.
Bu tutanaktan yola çıkılarak, bir fezleke hazırlandığını ifade eden İnce, şöyle devam etti: ''Fezleke de 'hükümeti yıpratıcı faaliyetler bulunuyor' deniliyor. Bu savcılara sesleniyorum; ben iktidarı yıpratmak istemiyorum yıkmak, yerine yeni bir iktidar kurmak istiyorum. O iddianamelerinizi doğru düzgün yapın. Ben o iktidarı yıkmak istiyorum, yıkmak ey savcılar, bunu duyun. 9 yılın sonunda benim de dokunulmazlığımın kaldırılmasıyla ilgili dosyam oldu ama bakın başka kimlerin neleri var? Özel evrakta sahtecilik, ihaleye fesat karıştırmak ve kamu kurumlarını dolandırmak, nitelikli zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık... Benim adımla bu isnat edilen suçların sahiplerinin adları aynı yere yazılacak. Benim bu utanç verici durumdan kurtulmam gerekiyor.'' ''Milletin gözünün önünde dokunulmazlığım kaldırılmasını istiyorum'' diyen İnce, TBMM Başkanlığına hitaben yazdığı, dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dilekçeyi kürsüye bıraktı. İnce, ''Bu dilekçeyi buraya bırakıyorum, isteyen sunsun. Verin başkanlığa, parmaklarınız kalksın yargılanayım, bu ayıptan kurtulayım'' dedi.
Pamukova Savcılığının kendisi hakkında hazırladığı fezlekeyi de kürsüde yırtan İnce, ''İktidarı eleştirmeyeceğim de ne yapacağım? O savcılara sesleniyorum; hazırladığınız fezlekeyi bu milletin kürsüsünde yırttım, sizi de görevinizin gereğini yapmaya çağırıyorum'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dahil tüm CHP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin dilekçeleri yarın TBMM Başkanlığına verebileceklerini söyleyen İnce, AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli'ye de ''Senin yüreğin var mı? Sayın Canikli siz Başbakan Erdoğan'ın ben de Sayın Kılıçdaroğlu'nun vekiliyim. Ben yarın genel başkanımın dokunulmazlığının kaldırılması dilekçesini getiririm. Dilekçeyi verecek gücüm var. Senin var mı?'' diye seslendi.
Kendisi hakkında fezleke hazırlayan savcıların Meclis ile dalga geçtiğini söyleyen İnce, ''Kim oluyor o savcı? Hükümeti eleştirmişim, eleştirmeyip de ne yapacaktım? Hakaret etmemişim. Ben yargılanmak istiyorum. Dokunulmazlığımın kaldırılması dilekçemi buraya bırakıyorum. Al bunu Meclis'in başkanlığına ver'' diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün yaptığı grup konuşmasında, ''Bunlar Sultan Abdülmecid ile Halife Abdülmecid'in aynı kişiler olmadığını bugün anladılar'' dediğini anımsatan İnce, ''Sayın Başbakan, sen Türk Dili Kurultayı'nda Faruk Nafız Çamlıbel ile Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı karıştırmıştın, hatırlıyor musun? Ben candan konuşuyorum, sen camdan konuşmana rağmen iki şairi karıştırdın, buna ne demeli'' diye konuştu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik düzenlenen operasyonla ilgili de konuşan İnce, ''Seçimle ele geçiremediniz, savcıyla ele geçirmek istiyorsunuz. Baskıyla, polisle İzmir belediyesi çalışanlarını ele geçirebilirsiniz ama çağdaş İzmir teslim olmayacak'' dedi.
Bu arada, milletvekillerinin birbirlerine yönelik sözlü sataşmaları artınca Başkanvekili Sağlam, tokmakla masaya vurarak, uyarıda bulundu. AK Parti Grup Başkanvekil Nurettin Canikli de İnce'ye, ''Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürlüğü dönemindeki dile getirdiğimiz olaylar gerçeği yansıtmıyor diyebilir misiniz? Sadece bunun cevabını istiyoruz sizden'' diye seslendi. Hakkında fezleke bulunan milletvekillerinin, milletvekilliği süreleri bittiğinde yargılanacaklarına dikkati çeken Canikli, Kılıçdaroğlu'na yöneltilen iddialarla ilgili suçlarda af çıktığını, bu nedenle Kılıçdaroğlu'nun beraat edeceğini söyledi. Canikli, ''(Kılıçdaroğlu'nun bu icraatları doğru değildir) diyebilir misin? Deyin ben bütün sözlerimi geri alacağım'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürlüğü döneminde yasadışı hiç bir faaliyetinin olmadığını belirterek, şunları söyledi:
''Sayın Canikli buradan size ekmek çıkmaz. Boşuna uğraşmayın. Devlet müfettişleri elinizde, gidin soruşturun ama bulamıyorsunuz. 90'lı yıllar enflasyon yılları, rakamların aşındığı yıllar. Siz gidin, Yüksek Denetleme Kurulu raporlarındaki Başbakan Erdoğan'ın yakınlarının travers şirketlerinin aldığı ihalelere bakın.''
Daha sonra yapılan oylamada, MHP'nin grup önerisi reddedildi.
TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam'ın görüşme tutanaklarına yansıdığı belirtilen bir sözü, Genel Kurulda tartışmaya neden oldu.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, yerinden ayağa kalkarak, Sağlam'a hitaben, ''Sayın Başkan, burada sinkaflı bir söz ettiniz. Televizyonları izleyenler bizden çok daha rahat duyuyor. Şu anda Facebook ve Twitter'de bununla ilgili yorumlar yapılıyor. Sizin ağzınızdan böyle bir laf çıktı mı? Umarım çıkmamıştır'' dedi.
Sağlam, bunun üzerine birleşime ara verdi. Aranın ardından tutanakları okuyan Sağlam, ''Şahsıma yakışmayan bir sözün ağzımdan çıktığı belli oluyor. Böyle bir sözün ağzımdan çıkmaması gerekirdi. Böyle bir şeyi bilerek ve isteyerek yapmayacağımı belirtmek istiyorum. Böyle bir sözün ağzımdan çıkmaması gerekirdi. Özür diliyorum'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Başkanvekili Mehmet Sağlam'ın, tutanaklara ''Ha ......'' şeklinde yansıyan sözü üzerine CHP'li İnce, yeniden söz aldı. İnce, ''Sayın Başkan diyemeyeceğim ama Sayın milletvekilleri hepinizi saygıyla selamlıyorum'' dedi.
Sağlam'ın, Meclis TV yayınının kapanmasının ardından kürsüye geldiğini, bu durumu kınadığını belirten İnce, ''Bu ayıbı bu şekilde kapatmak isteminizi kınıyorum'' dedi. İnce, şöyle devam etti:
''Meclis bürokratlarını uyarıyorum. Ben konuşmamı yaptım. Yerime oturdum, laf atmalar başladı. Sayın Başkan sinkaflı şekilde o sözü ediyor, telefonlar çalışıyor, beni arıyorlar. Biz o gürültüde duymamışız. Twitter ve Facebook'ta konu gırla gidiyor. İnsanlar küfürleri yazıyorlar. Meclis TV Müdürü'nü aratıyorum, adam telefonunu kapatıyor, mekanından kaçıyor. Bakın siz AKP'nin memuru değilsiniz. TBMM'nin memurlarısınız. Hepimize hizmet etmekle yükümlüsünüz. Haddinizi bilin, korkmayın. Stenografları kutluyorum. Burada olan şeyleri olduğu gibi yazmak zorundalar zaten.'' Sağlam'a seslenen İnce, bu konunun özürle geçiştirilemeyeceğini söyledi.
Bu sözün kavga sırasında bir milletvekilinin bir diğerine söylediği sözlerden olmadığını belirten İnce, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu başkanlık kürsüsünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk oturdu. Savaş yönetti bu Meclis. Bir hafta önce hatibi iteceksiniz, bir hafta sonra küfredeceksiniz. Bu kişi Meclis Başkanlığı yapamaz. Sayın Başkanın gerginlikle ağzından kötü sözler çıkmış. Düşman topçusunun sesi Polatlı'dan duyulurken ağızlardan böyle bir şey çıkmadı. Ben CHP Grubu adına tüm milletvekillerini kürsüye davet ediyorum. Sayın Başkan oturduğu sürece buradan ayrılmayacağız.''
İnce'nin, bu sözleri üzerine CHP'li milletvekilleri kürsünün etrafında toplandı. Eylemin devam etmesi üzerine TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, oturumu kapattı.
Oturumun yeniden açılmasının ardından başkanlık kürsüsüne TBMM Başkanvekili Sadık Yakut oturdu. Yakut, ''başkanlık divanı'' oluşmadığı gerekçesiyle yarın saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, TBMM Başkanlığına başvurarak, ''Sağlam'ın edeb ve adab ile uymayan cümle sarfederek, tarafsızlığa gölge düşürdüğü için Meclis başkanvekilliğinden istifasını'' talep etti.
Sağlam, verilen arada başkanlık kürsüsünden ayrılırken gazetecilerin sorusu üzerine, ''dudak okumadan böyle bir sözün çıkarıldığını'' belirtti.
(16:30)
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Sıtkı Güvenç, 22 Kasım Dünya Diş Hekimleri Günü dolayısıyla gündem dışı söz alarak, ağız diş sağlığı merkezlerinin yaygınlaştırılmasıyla diş hekimi istihdamının artırıldığını söyledi. Bu merkezler aracılığıyla koruyucu hekimlik çalışmalarının da geliştiğini belirten Güvenç, 24 saat hizmet veren ağız diş sağlığı merkezlerinde çalışma ortamlarının da iyileştirildiğini anlattı.
CHP İstanbul Milletvekili Gökmen Öğüt de ağız diş sağlığının, genel sağlığın ayrılmaz bir paçsası olduğunu ifade etti. Öğüt, birçok hastalığa neden olan diş ve diş eti hastalıklarının koruyucu hekimlik çalışmalarıyla önlenebilir duruma geldiğini söyledi.
Bu arada Başkanvekili Sağlam, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinde, KADEP Diyarbakır Milletvekili Şerafettin Elçi hakkında kamu davası açıldığını bildirdi.
TBMM Genel Kurulunda, Meclis Başkanvekili Mehmet Sağlam'ın, gündemdışı konuşmaların ardından milletvekillerinin kısa söz taleplerini yerine getirmemesi üzerine usul tartışması açıldı.
Sağlam, gündem dışı konuşmaların İçtüzüğün 59. maddesinde düzenlendiğini ancak milletvekillerinin 59. maddenin uygulanmasının ardından kısa söz talebini düzenleyen 60. maddeye göre söz istediklerini belirterek, kısa söz taleplerini yerine getiremeyeceğini söyledi.
Bunun üzerine, ayağa kalkarak söz isteyen CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Sağlam'ın bu tutumuna itiraz ederek, usul tartışması açılmasını istedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Sağlam'ın tutumunun lehinde söz alarak, 60. maddeye göre verilen söz taleplerinin 'soru-cevap' mekanizmasına dönüştürüldüğünü söyledi. ''Pek kısa bir söz'' talebini içeren bu maddenin son aylarda amacı dışında kullanılmaya başlandığını ifade eden Canikli, ''Elbette bu durum çalışmaları da olumsuz yönde etkilemeye başladı. İsteyen istediği kadar konuşsun. Ona AK Parti Grubu olarak itirazımız yok. Kuralsız bir sistem düşünülemez'' dedi.
Hamzaçebi de ''Sağlam'ın görüşüne kesinlikle katılmadığını'' ifade ederek, ''9 yıldır parlamentodayım. Her oturumda 3 kişi gündem dışı konuşma yapar ancak İçtüzük'te bu durum olağanüstü hallerle sınırlanmıştır. Hangi konuşma olağanüstüdür burada? Bir gelenek yerleşmiş öyle devam ediyor. 'Pek kısa bir söz talebi olduğunu belirten üyeye Meclis Başkanı söz verebilir' diyor ilgili madde. Bu istek, Meclis çalışmalarına katkı anlamındadır. Bu zaman içerisinde bir geleneğe oturmuştur'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da 60. maddeye göre söz talebinin çok suiistimal edildiğini ifade ederek, ''Bir hakkın iyi niyetle kullanılması lazım. Dürüstlük kurallarıdır, ona herkesin riayet etmesi lazım. 40, 50 bazen 60 kişinin çalışmaları sekteye uğratmak adına bu kuralı suiistimal ederek kullanması normal değil. Sayın Başkanın tutumunun lehindeyim'' açıklamasında bulundu.
BDP İStanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Ahmet Aydın'ın sözlerini eleştirerek, ''Bu mekanizmanın dürüst kullanılmadığından söz ediyor. Bu Meclisin üyelerini dürüst olmayan yöntemle, bu kürsüyü kullanmakla suçluyor. Yakın hafızamızda bir milletvekilinin bu kürsüden derdest edilerek uzaklaştırıldığı daha duruyor. Burası sizin grup salonunuz değil, milletin kürsüsü'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da yerinden söz alarak, 60. maddenin ölçülü bir şekilde kullanılmasını talep ettiklerini ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, Sağlam'ı, ''Kestirme yoldan muhalefet milletvekillerinin sesini kesmekle'' suçladı.
TBMM Başkanvekili Sağlam ise 59 ve 60. maddelerin karıştırılmaması gerektiğini, kendilerinin savunduğunu vurgulayarak, ''Madde 59'da 1 dakika yerinden söz almak yok ama hep 59. madde uygulamasında 60'a göre söz istiyor milletvekilleri. Tutumunun, İçtüzüğe uygun olduğu kanaatindeyim, görüşmelere devam ediyoruz'' diye konuştu.
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kapak olduğu TIME dergisini TBMM Genel Kurulunda göstermesi, tartışmaya neden oldu.
BDP, Danışma Kurulunda anlaşma sağlanamaması üzerine, Bingöl'ün Karlıova ilçesinde meydana gelen olaylarla ilgili verdikleri araştırma önergesinin bugün görüşülmesi talebini Genel Kurul gündemine getirdi.
Önerinin lehinde konuşan BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken, Karlıova'da meydana gelen olaylar hakkında bilgi verdi.
Olayların, bir korucunun hayatını kaybetmesi ve ardından yakınlarının ilçe merkezine gelerek terör estirmesiyle başladığını iddia eden Baluken, Karlıova ilçe merkezinde evlerin ateşe verildiğini, BDP İlçe Binası ile ilçe başkanının evinin yakıldığını savundu.
Önerinin aleyhinde konuşan AK Parti Bingöl Milletvekili Eşref Taş, Hacı Alan isimli korucunun, Karlıova İlçesinde bölücü terör örgütünün saldırısı sonucunda hayatını kaybettiğini söyledi.
Korucunun yakınlarının olayın ardından tepki gösterdiklerini ifade eden Taş, ''18 işyerinin camları kırılmış ve bazı evler yakılmış, istenmeyen olaylar meydana gelmiştir'' dedi.
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, önerinin lehinde yaptığı konuşmada, ''BDP'lilerin bugün yaşanan hukuksuzluktan şikayet etme hakları yok. Bugün bir şehit haberi daha aldık'' dedi.
BDP'nin, 12 Eylül referandumuna boykot kararı alarak katılmadığını ve böylece Anayasa değişikliğine zımmen destek verdiğini ifade eden Çıray, ''Bugün İzmir, 12 Eylül Anayasa paketine hayır demenin bedelini ödüyor. İzmir, AKP'nin karizmasını çizen tek metropoldür. AKP'lilerin ciğerini okumuş ve onların karanlık niyetlerini sezmişti. AKP zihniyetinin İzmir'in temsil ettiği her şeyden nefret ettiğini, onların rövanşı almak için gerekirse papaz cübbesi dahi giyeceğini tahmin ediyordu'' dedi.
Çıray, ''Havuç ve sopa politikalarını devreye soktular, takiye yaptılar. Yatırımcı bir bakanı İzmir'den aday gösterdiler. Bu işin havuç yanıydı, sopa ise İzmir Belediyesine yapılan operasyondur'' diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kapak olduğu TIME dergisini gösteren Çıray, ''Şu derginin kapağındaki ruh halini herkesten önceden gördüler. Her gerçek sanatçı gibi malzemesinin ruhuna, gerçek karakteri nüfuz etmiş. Bu fotoğrafta cumhuriyetimizin kurucu liderlerini karalamak için, var olan karanlık bakışları yakalamış. Bu fotoğraf zorba bir ruhun portresidir. Bu karanlık bakışların ardındaki zorbalığı teslim olmayacağız'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, bazı milletvekillerinin, akıllarından ve dillerinden rahip cübbesini hiç düşürmediklerini belirterek, ''Ne kadar düşkünsünüz rahip cübbesine? Burası Müslüman bir ülke, örnek vereceksen oradan ver'' diye konuştu.
CHP'li Çıray'ı kastederek, ''Burada eleştiri yapılabilir ama burada bir konuşmacı Başbakan'a hakaret ettiği zaman aslında kendi genel başkanına hakaret yapıyor. Biz de aynen bir misliyle mukabele edeceğiz. Hakaret etmeyeceğiz ama acıtacağız'' diyen Canikli, CHP'lilerin laf atması üzerine, ''Tarz ve yöntem olarak bundan sonra böyle'' dedi.
Canikli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürü olduğu 1992 yılında, İstanbul Göztepe Hastanesi genel onarım inşaatını davetiye usulü ile hemşerisi olan Ali Özcan'ın sahibi olduğu Yapı Üretim A.Ş'ye, 21 milyar 304 milyon lira karşılığında verdiğini kaydetti.
İşin ancak 1998'te bittiğini ve bitiş rakamının da 466 milyar liraya çıktığını belirten Canikli, ''benim genel başkanımdan hesap sorabilmen için önce kendi genel başkanından bunun hesabını sorman lazım'' dedi.
Canikli, Tunceli Sağlık Meslek Lisesi inşaatının da 1993'te gene davetiye usulü ile 23 milyar liraya Tunceli'li bir müteahhide verildiğini ve 1997'de 195 milyar liraya tamamlandığını söyledi.
Nurettin Canikli, ''Takiye deniliyor. 9 yıldan beri iktidardayız. Var mı öyle bir şey? Yok. Bunlar unutulmuştu ama tekrar gündeme getirildi. Takıye anlamına gelecek en ufak bir icraatımız yoktur'' dedi.
Sataşma olduğu gerekçesiyle kürsüye tekrar gelen Baluken, Meclis kürsüsünün seçim propagandasının yapıldığı bir yere dönüştüğünü söyleyerek, lehte ve aleyhte yapılan konuşmalarda Karlıova olaylarına değinilmediğini, anti PKK propagandası yapıldığını iddia etti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, sataşma gerekçesiyle yaptığı konuşmada, ''Sayın Kılıçdaroğlu'nun eğer yolsuzluk ile itham ediyorsanız, gelin dokunulmazlıkları kaldıralım. Sadece Sayın Tayyip Erdoğan ile Sayın Kılıçdaroğlu'nun dokunulmazlığını kaldıralım'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın, Kuşadası Limanı ihalesini Ofer isimli işadamının ihalesiz aldığını ileri süren Hamzaçebi, ''Başbakan, bir günde kendisiyle çelişen 3 açıklaması oldu. Kendisine 'Ofer'i tanıyor musun?' diye soruldu. O da önce 'hayır tanımıyorum', öğleden sonra 'belki görüşmüş olabilirim', akşam üzeri de 'galiba görüştüm' dedi. Bizim başımızda böyle bir genel başkanımız yok'' diye konuştu.
Hamzaçebi, takiyenin en büyüğünü Erdoğan'ın yaptığını savunarak, Başbakan Erdoğan'ın önce bedelli askerlik ile ilgili sorumluluğun altına giremeyeceğini söylediğini fakat bugün bedelli askerliği açıkladığını söyledi. Hamzaçebi, ''Parası olana 30 bin liraya tezkere, parası olmayan askere'' dedi.
Tekrar kürsüye gelen Nurettin Canikli, CHP'nin, Kemal Kılıçdaroğlu'nun 1999'da çıkan ''Rahşan affı'' çerçevesinde yargılanamayacağını bildiğini, bu nedenle ''dokunulmazlıkları kaldıralım'' dediğini ifade ederek, ''Sizin 'Kılıçdaroğlu böyle bir şey yapmamıştır' demenizi beklerdim'' diye konuştu.
Görüşmelerin ardından BDP'nin önerisi kabul edilmedi.
MHP'nin, ''Kadına yönelik şiddetle mücadele ve kalıcı çözüm yollarının araştırılması'' talebini içeren önergenin bugün gündeme alınması hakkındaki grup önerisinin görüşmelerinde söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, ''bir milletvekiline uygulanan siyasal ve yargısal şiddet'' hakkında bilgi vermek istediğini söyledi. İnce, Sakarya'nın Pamukova ilçesinde esnaf ziyaretlerinde bulunurken ses düzeni bulunan bir araçtan meydanda toplananlara hitap ettiğini anlattı. Emniyet güçlerince konuya ilişkin hazırlanan tutanağı okuyan İnce, tutanakta, ''iktidarı eleştirmek suretiyle propaganda yaptığına dair'' bir ifadenin yer aldığını belirtti. İnce, ''Tebrik ediyorum, eleştiri yaptığımı belirlemişler. Suçum büyük. Ne yapacaktım yani, iktidara yağcılık mı yapacaktım?'' diyerek tepki gösterdi.
Bu tutanaktan yola çıkılarak, bir fezleke hazırlandığını ifade eden İnce, şöyle devam etti: ''Fezleke de 'hükümeti yıpratıcı faaliyetler bulunuyor' deniliyor. Bu savcılara sesleniyorum; ben iktidarı yıpratmak istemiyorum yıkmak, yerine yeni bir iktidar kurmak istiyorum. O iddianamelerinizi doğru düzgün yapın. Ben o iktidarı yıkmak istiyorum, yıkmak ey savcılar, bunu duyun. 9 yılın sonunda benim de dokunulmazlığımın kaldırılmasıyla ilgili dosyam oldu ama bakın başka kimlerin neleri var? Özel evrakta sahtecilik, ihaleye fesat karıştırmak ve kamu kurumlarını dolandırmak, nitelikli zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık... Benim adımla bu isnat edilen suçların sahiplerinin adları aynı yere yazılacak. Benim bu utanç verici durumdan kurtulmam gerekiyor.'' ''Milletin gözünün önünde dokunulmazlığım kaldırılmasını istiyorum'' diyen İnce, TBMM Başkanlığına hitaben yazdığı, dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dilekçeyi kürsüye bıraktı. İnce, ''Bu dilekçeyi buraya bırakıyorum, isteyen sunsun. Verin başkanlığa, parmaklarınız kalksın yargılanayım, bu ayıptan kurtulayım'' dedi.
Pamukova Savcılığının kendisi hakkında hazırladığı fezlekeyi de kürsüde yırtan İnce, ''İktidarı eleştirmeyeceğim de ne yapacağım? O savcılara sesleniyorum; hazırladığınız fezlekeyi bu milletin kürsüsünde yırttım, sizi de görevinizin gereğini yapmaya çağırıyorum'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dahil tüm CHP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin dilekçeleri yarın TBMM Başkanlığına verebileceklerini söyleyen İnce, AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli'ye de ''Senin yüreğin var mı? Sayın Canikli siz Başbakan Erdoğan'ın ben de Sayın Kılıçdaroğlu'nun vekiliyim. Ben yarın genel başkanımın dokunulmazlığının kaldırılması dilekçesini getiririm. Dilekçeyi verecek gücüm var. Senin var mı?'' diye seslendi.
Kendisi hakkında fezleke hazırlayan savcıların Meclis ile dalga geçtiğini söyleyen İnce, ''Kim oluyor o savcı? Hükümeti eleştirmişim, eleştirmeyip de ne yapacaktım? Hakaret etmemişim. Ben yargılanmak istiyorum. Dokunulmazlığımın kaldırılması dilekçemi buraya bırakıyorum. Al bunu Meclis'in başkanlığına ver'' diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün yaptığı grup konuşmasında, ''Bunlar Sultan Abdülmecid ile Halife Abdülmecid'in aynı kişiler olmadığını bugün anladılar'' dediğini anımsatan İnce, ''Sayın Başbakan, sen Türk Dili Kurultayı'nda Faruk Nafız Çamlıbel ile Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı karıştırmıştın, hatırlıyor musun? Ben candan konuşuyorum, sen camdan konuşmana rağmen iki şairi karıştırdın, buna ne demeli'' diye konuştu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik düzenlenen operasyonla ilgili de konuşan İnce, ''Seçimle ele geçiremediniz, savcıyla ele geçirmek istiyorsunuz. Baskıyla, polisle İzmir belediyesi çalışanlarını ele geçirebilirsiniz ama çağdaş İzmir teslim olmayacak'' dedi.
Bu arada, milletvekillerinin birbirlerine yönelik sözlü sataşmaları artınca Başkanvekili Sağlam, tokmakla masaya vurarak, uyarıda bulundu. AK Parti Grup Başkanvekil Nurettin Canikli de İnce'ye, ''Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürlüğü dönemindeki dile getirdiğimiz olaylar gerçeği yansıtmıyor diyebilir misiniz? Sadece bunun cevabını istiyoruz sizden'' diye seslendi. Hakkında fezleke bulunan milletvekillerinin, milletvekilliği süreleri bittiğinde yargılanacaklarına dikkati çeken Canikli, Kılıçdaroğlu'na yöneltilen iddialarla ilgili suçlarda af çıktığını, bu nedenle Kılıçdaroğlu'nun beraat edeceğini söyledi. Canikli, ''(Kılıçdaroğlu'nun bu icraatları doğru değildir) diyebilir misin? Deyin ben bütün sözlerimi geri alacağım'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürlüğü döneminde yasadışı hiç bir faaliyetinin olmadığını belirterek, şunları söyledi:
''Sayın Canikli buradan size ekmek çıkmaz. Boşuna uğraşmayın. Devlet müfettişleri elinizde, gidin soruşturun ama bulamıyorsunuz. 90'lı yıllar enflasyon yılları, rakamların aşındığı yıllar. Siz gidin, Yüksek Denetleme Kurulu raporlarındaki Başbakan Erdoğan'ın yakınlarının travers şirketlerinin aldığı ihalelere bakın.''
Daha sonra yapılan oylamada, MHP'nin grup önerisi reddedildi.
TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam'ın görüşme tutanaklarına yansıdığı belirtilen bir sözü, Genel Kurulda tartışmaya neden oldu.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, yerinden ayağa kalkarak, Sağlam'a hitaben, ''Sayın Başkan, burada sinkaflı bir söz ettiniz. Televizyonları izleyenler bizden çok daha rahat duyuyor. Şu anda Facebook ve Twitter'de bununla ilgili yorumlar yapılıyor. Sizin ağzınızdan böyle bir laf çıktı mı? Umarım çıkmamıştır'' dedi.
Sağlam, bunun üzerine birleşime ara verdi. Aranın ardından tutanakları okuyan Sağlam, ''Şahsıma yakışmayan bir sözün ağzımdan çıktığı belli oluyor. Böyle bir sözün ağzımdan çıkmaması gerekirdi. Böyle bir şeyi bilerek ve isteyerek yapmayacağımı belirtmek istiyorum. Böyle bir sözün ağzımdan çıkmaması gerekirdi. Özür diliyorum'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Başkanvekili Mehmet Sağlam'ın, tutanaklara ''Ha ......'' şeklinde yansıyan sözü üzerine CHP'li İnce, yeniden söz aldı. İnce, ''Sayın Başkan diyemeyeceğim ama Sayın milletvekilleri hepinizi saygıyla selamlıyorum'' dedi.
Sağlam'ın, Meclis TV yayınının kapanmasının ardından kürsüye geldiğini, bu durumu kınadığını belirten İnce, ''Bu ayıbı bu şekilde kapatmak isteminizi kınıyorum'' dedi. İnce, şöyle devam etti:
''Meclis bürokratlarını uyarıyorum. Ben konuşmamı yaptım. Yerime oturdum, laf atmalar başladı. Sayın Başkan sinkaflı şekilde o sözü ediyor, telefonlar çalışıyor, beni arıyorlar. Biz o gürültüde duymamışız. Twitter ve Facebook'ta konu gırla gidiyor. İnsanlar küfürleri yazıyorlar. Meclis TV Müdürü'nü aratıyorum, adam telefonunu kapatıyor, mekanından kaçıyor. Bakın siz AKP'nin memuru değilsiniz. TBMM'nin memurlarısınız. Hepimize hizmet etmekle yükümlüsünüz. Haddinizi bilin, korkmayın. Stenografları kutluyorum. Burada olan şeyleri olduğu gibi yazmak zorundalar zaten.'' Sağlam'a seslenen İnce, bu konunun özürle geçiştirilemeyeceğini söyledi.
Bu sözün kavga sırasında bir milletvekilinin bir diğerine söylediği sözlerden olmadığını belirten İnce, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu başkanlık kürsüsünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk oturdu. Savaş yönetti bu Meclis. Bir hafta önce hatibi iteceksiniz, bir hafta sonra küfredeceksiniz. Bu kişi Meclis Başkanlığı yapamaz. Sayın Başkanın gerginlikle ağzından kötü sözler çıkmış. Düşman topçusunun sesi Polatlı'dan duyulurken ağızlardan böyle bir şey çıkmadı. Ben CHP Grubu adına tüm milletvekillerini kürsüye davet ediyorum. Sayın Başkan oturduğu sürece buradan ayrılmayacağız.''
İnce'nin, bu sözleri üzerine CHP'li milletvekilleri kürsünün etrafında toplandı. Eylemin devam etmesi üzerine TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, oturumu kapattı.
Oturumun yeniden açılmasının ardından başkanlık kürsüsüne TBMM Başkanvekili Sadık Yakut oturdu. Yakut, ''başkanlık divanı'' oluşmadığı gerekçesiyle yarın saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, TBMM Başkanlığına başvurarak, ''Sağlam'ın edeb ve adab ile uymayan cümle sarfederek, tarafsızlığa gölge düşürdüğü için Meclis başkanvekilliğinden istifasını'' talep etti.
Sağlam, verilen arada başkanlık kürsüsünden ayrılırken gazetecilerin sorusu üzerine, ''dudak okumadan böyle bir sözün çıkarıldığını'' belirtti.
(16:30)
