2006-11-21 - 14:11
ANAVATAN PARTİSİ GENEL BAŞKANI MUMCU: ''CUMHURİYETİN İHTİYACI KORUNMAK VE KOLLANMAK DEĞİLDİR. CUMHURİYETİN İHTİYACI YÜCELTİLMEK VE YAŞATILMAKTIR"
Partisinin grup toplantısına gelişinde, lisedeyken edebiyat öğretmeni olan Ayfer Benzet'in elini öpen Mumcu, ''Benim Türkçemi övüyorlar. Övünülecek olan ben değil, beni yetiştirenler'' dedi.
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, Türkiye Cumhuriyeti'nin ihtiyacının korunmak ve kollanmak olmadığını belirterek,
''Cumhuriyetin ihtiyacı yüceltilmek ve yaşatılmaktır. Bu ülkede türlü biçimlerde, aralıksız durmadan, (Türkiye laiktir, laik kalacak) sloganları atanların,
Cumhuriyeti yaşatmak ve yükseltmek adına gerçek bir katkıda bulundukları ne yazık ki kuşkuludur'' dedi.

Partisinin grup toplantısına gelişinde, lisedeyken edebiyat öğretmeni olan Ayfer Benzet'in elini öpen Mumcu, ''Benim Türkçemi övüyorlar. Övünülecek olan ben değil, beni yetiştirenler'' dedi.

Erkan Mumcu, Mersin ve Hatay'da meydana gelen sel felaketinde zarar gören vatandaşlara geçmiş olsun dileğinde bulunarak, selden zarar görenlere yardım eden ve devletle milleti kavuşturan kamu çalışanlarına da teşekkür etti.

Dünya Çocuk Hakları Günü'ne de değinen Mumcu, insan hakları ve çocuk haklarının önemini vurguladı.

Çocuk Hakları Sözleşmesi'ni 1989 yılında partisinin imzaladığını, ancak asıl rahmet ve minnetle anılacak olanın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk olduğunu ifade eden Mumcu, ''Çünkü Atatürk, hem egemenlik kavramını, hem de cumhuriyeti gençlere ve çocuklara emanet etti'' dedi.

Milli Eğitim Şurası'nda yaşanan tartışmaların, ''akıl, bilim, sağduyu, soğukkanlılıktan uzak'' olduğunu belirten Mumcu, son zamanlarda Türkiye'nin
giderek derinleşen bir kamplaşmanın, kutuplaşmanın içine sürüklenmek istendiğini savundu.

ANAVATAN lideri Mumcu, insanlara, ''Ya dinden yana olacaksınız, ya da laiklikten yana olacaksınız'' dayatmasının yapıldığını öne sürerek, ''Camilerde, şuralarda, (Türkiye laiktir, laik kalacak) sloganı atılıyor. Birileri kendisini laikliğin ve Cumhuriyetin koruyuculuğuna ve kollayıcılığına adıyor. Öte yandan başka bir köşeye sıkıştırılmış olanlar, zaman zaman sessizlikle, zaman zaman tepkisellikle zıttına davranışlar ortaya koyuyor. Son derece sağlıksız, son derece tehlikeli bir kamplaşma'' diye konuştu.

Atatürk'ün, gençlere yönelik ''Cumhuriyeti biz kurduk, onu yüceltecek ve yaşatacak olan sizlersiniz'' sözlerini hatırlatan Mumcu, şunları söyledi:

''Cumhuriyeti koruma ve kollama vazifesini tartışmasız, başka hiç kimseye bırakmayacak şekilde kendi vazifesi olarak görenlere sesleniyorum. Cumhuriyetin ihtiyacı korunmak ve kollanmak değildir. Cumhuriyetin ihtiyacı yüceltilmek ve yaşatılmaktır. Cumhuriyetin ihtiyacı bütün değerleriyle bütün idealleriyle yaşatılmak, yüceltilmektir. Bu ülkede türlü biçimlerde, aralıksız durmadan (Türkiye laiktir, laik kalacak) sloganları atanların, bu ülkede Cumhuriyeti yaşatmak ve yükseltmek adına gerçek bir katkıda bulundukları ne yazık ki kuşkuludur. İnsanları korkuyla bir kamplaşmanın içine sürüklemenin hiçbir değeri yoktur. Cumhuriyete sarılmak lazım, onun değerlerini içine sindirmek lazım...''

''KAMPLAŞMANIN EN NET FOTOĞRAFI''
ANAVATAN Genel Başkanı Mumcu, Milli Eğitim Şurası'nın bir katsayı tartışmasına hapsedildiğini de ifade ederek, ''İpin bir tarafında CHP, diğer
tarafında Hükümet. Tartışmanın ifade edilen veya edilmeyen bir tek başlığı var, imam hatipler. İpin bir tarafından birisi, bir tarafından öteki çekiyor. İşte kamplaşmanın en net fotoğrafı'' dedi.

Türkiye'nin akıl dışı tartışmayla boşuna vakit kaybettiğini kaydeden Erkan Mumcu, ''Katsayı uygulaması neresinden bakarsanız bakın, adaletsizliktir'' diye konuştu. Mumcu, bilimsel yeterliliği ölçen bir sınavda, bilimsel yeterlilik kriterleriyle yetinmeyip, bilimsel olmayan, ideolojik bir takım kriterlerle
yeniden hesaplanmasının zulüm olduğunu söyledi.

Adaletine güvenilmeyen bir sistemin ayakta duramayacağını anlatan Mumcu, adalete sırt dönerek hiçbir sistemin ve rejimin ayakta tutulamayacağını belirtti. Mumcu, ''Bu ülkenin çocuklarını kamplara bölerek, bu ülkenin değerlerini, cumhuriyetin değerlerini yüceltmiş olmazsınız'' diye konuştu.

Herkesin kafasında bir imam hatip saplantısının bulunduğunu savunan Mumcu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Yanlış olan üniversite sınavının kendisidir. Yanlış olan merkezi yerleştirmenin ta kendisidir. Niye biz üniversitelere merkezi yerleştirme sınavı
yapıyoruz? Niye bir katsayı uygulaması yapıyoruz. Bunun arkasındaki mantık şudur. Özellikle devlet kademelerine görev yapacak kişilerin zihniyetine tesir etmek. Yani bütün bu kavganın arkasında şu soru vardır: Devlete hangi zihniyet hakim olacak. 50 yıldır yaşanan kavganın arka planında yatan gerçek budur. Durun ve kendi kendinize itiraf edin. Bugün CHP'nin AKP'nin temsil ettiği 2 zıt kutbun kavgası aynı kavgadır. Devlete hangi zihniyet hakim olacak. Niye devlete kişilerin hakimiyeti veya kişilerin temsil ettiği şu ya da bu zihniyetin hakimiyeti gibi bir kaygı duyuyorsunuz. Nereden çıkıyor hukuk devletinde, demokratik devlette devlete hangi zihniyetin hakim olacağı belli değil midir? Devlete hukuk ve adalet, demokrasi hakim olacak. Asıl mesele, zihinlerin gerisinde devleti ele geçirme arayışıdır. Eğitimi bir ideoloji öğretme, ideolojik kalıba dökme müessesesi olarak görme saplantısının ürünüdür.''

ANAVATAN Genel Başkanı Erkan Mumcu, dünyada üniversiteler için merkezi yerleştirme sınavı yapan ülkenin bulunmadığını dile getirerek, ''Biz bu çağ dışı zulme ne kadar daha boyun eğeceğiz. Bu işin çözümü belli. Türkiye'de vatandaşların yüzde 80'inin de karşı durduğu bir merkezi denetim sistemi olarak YÖK'ü ortadan kaldırmaktır'' dedi.

Türkiye'de sağda duranların da solda duranların da YÖK'ün karşısında olduğunu belirten Mumcu, parlamentoda YÖK'ü ortadan kaldıracak çoğunluğun bulunduğunu kaydetti.

CHP ve AK Parti'nin seçim bildirgesinde YÖK'ün kaldırılacağına yönelik vaatlerinin bulunduğunu hatırlatan Mumcu, ''Ama bu kavga devleti ele geçirme kavgasıdır. Bu kavga bir hak hukuk mücadelesi değildir. Onun için Türkiye zaman kaybediyor'' diye konuştu.

Bu arada konuşması sırasında mikrofonda yaşanan bir aksaklıktan dolayı espri yapan Mumcu, ''İnşallah arıza olsun da, sabotaj olmasın. Alıştık sabotajlara. Önemli değil. Biz imkanlarla değil, imanla yola çıktık'' dedi.

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, Kıbrıs'ın, Türk milletinin Karlofça Antlaşmasından beri ileri doğru attığı tek
adım olduğunu belirterek, ''Bizi attığımız ileri adımdan geri götüremeyeceksiniz. Bu ikiyüzlü hükümetin gücü, buna yetmeyecek'' dedi.

Mumcu, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Hükümetin Kıbrıs politikasını eleştirdi.

Türkiye'nin, kendi hataları yüzünden AB vizyonunu kaybetmeye başladığını, ''ya Kıbrıs ya AB'' seçeneğiyle karşı karşıya olduğunu anlatan Mumcu, Hükümetin, Kıbrıs'ı, AB müzakerelerin koşulu haline getiren protokolü imzaladığını ifade etti.

Mumcu, dün ''Kıbrıs, çok önemli değil'' diyenlerin, bugün ''İzolasyonlar kalkmadıkça hiçbir şey yapmayız'' dediklerini kaydederek, şöyle konuştu:

''(Kıbrıs'tan bıktık, Türkiye'nin ilerlemesinin önünü kesiyor, bizi dünyada yalnız bırakıyor) diyen bir takım işbirlikçi çevreler de duysun diye çok açık ve
seçik söylüyorum. Kıbrıs, Türk milletinin Karlofça'dan beri ileri doğru attığı tek adımdır. Bizi, attığımız ileri adımdan geri götüremeyeceksiniz. Bu millet,
bir kez daha geri çekilme psikolojisi içine girmeyecek. Bu ikiyüzlü hükümetin gücü de buna yetmeyecek.''

''SORUNUN KAYNAĞI, RUM KESİMİ''
Kıbrıs sorunun kaynağının Kıbrıs Rum Kesimi olduğunu, bunları ikna etmenin de AB'nin görevi olduğunu belirten Mumcu, Türkiye'ye yapılan dayatmaları eleştirdi. AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı olduğunu ifade eden Mumcu, şöyle konuştu:

''AB'nin bir geleceği olacaksa, bu ancak içinde Türkiye'nin de olduğu bir AB ile mümkün olacaktır. İçinde Türkiye'nin olmadığı bir AB'nin geleceği
olmayacaktır. Çünkü kendisini Doğuya kapatan bir Avrupa'nın kaderi, kaçınılmaz olarak kendi ortaçağına geri dönmek olacaktır.''

''AB'YE KARŞI DEĞİLİZ''
''AB'ye karşı değiliz'' diyen Mumcu, şöyle konuştu:

''Türkiye'nin; Almanya, İngiltere ve Fransa gibi etkili lider rol oynadığı bir AB, Avrupa'nın da Türkiye'nin de dünyanın da hayrınadır. Olmazsa, düşünmesi gereken AB'dir. Bizi korkutmaya falan çalışmayın.

Bu ikiyüzlü hükümete diyorum ki bizi, şimdi izolasyonların kaldırılması yalanıyla avutmayın. Yapmanız gereken şey; AB ile Türkiye ilişkilerinde, Kıbrıs'ı
müzakerelerin dışında bir mesele haline getirecek dirayeti ortaya koymanızdır. Ya bunu ortaya koyun ya da beceremediğini itiraf edin. Dün 'Kıbrıs'tan bıktık' türküleri söylüyordunuz, bu havaları çalıyordunuz; bugün Kıbrıs üzerinden milliyetçilik... Bu arada, milliyetçilik sezonu da açıldı. Hayırlı uğurlu olsun.''

Mumcu, milliyetçilik yarışında olanlara, ''Gerçekten milliyetçilik yapmak istiyorsanız, milletin karnını doyurun, insamıza iş verin'' diye seslendi.

''LAİKLİK ELDEN Mİ GİDER?''
Eğitim sistemine ilişkin eleştirilerini yineleyen Mumcu, ''Bu ülkede devlet eliyle çocuklara işkence yapılıyor, hiç kimse ses çıkarmıyor'' diyerek, dershane sektörüne giden kaynağın, herkesin yükseköğretimden yararlanmasına yettiğini kaydetti. Mumcu, ''Tek sınavla insanların hayatı hakkında karar verilmese ne olur? Laiklik elden mi gider, Cumhuriyet mi yıkılır?'' diye sordu.

''İŞGAL GÜÇLERİNİN ÇOCUKLARI MI?''
İmam hatip liselerine yönelik tartışmaları anımsatan Mumcu, devletin eğitim sistemi içinde ikilik olamayacağını ifade etti. Mumcu, ''Bunlar başka memleketten gelen insanlar mı? Bunlar, bu ülkeye işgal güçlerinin çocukları, torunları olarak mı geliyorlar? Bunlar, bu milletin çocukları değil mi? Bu okullar, devletin okulları değil mi? Bu düzeni kuran, bizim devletimiz değil mi? '' diye konuştu.

Erkan Mumcu, örgün eğitim içinde sağlıklı din eğitimi yapılamadığı için imam hatip liselerinin tercih edildiğini iddia etti. Düz-meslek lisesi ayrımının doğru
olmadığını savunan Mumcu, çağdaş, değişebilir, çoklu müfredat programlarının uygulanması gerektiğini kaydetti.

Mumcu, Cumhuriyetin, kendisini koruyacak gardiyanlara değil, onu yaşatacak ve yükseltecek akıl, bilgi, irfan ve vicdan erlerine ihtiyacı olduğunu söyledi.