2010-02-11 - 14:42
TBMM Madenciliğin Sorunlarının Araştırılması Komisyonu'nda, madenciler, ''maden bakanlığı'' kurulmasını istedi.
TBMM Madenciliğin Sorunlarının Araştırılması
Komisyonu'nda, madenciler, ''maden bakanlığı'' kurulmasını istedi.
Türkiye Mermer, Doğal Taş ve Makineleri Üreticileri Birliği (TÜMMER),
İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Ege Maden İhracatçıları Birliği ve
Madencilik Sektörü Başkanlar Konseyi (MSBK), TBMM Madencilik Sektöründeki
Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla
kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'na, sektörün sorunları ve beklentileri ile
ilgili ortak rapor sundu.
Raporda Türkiye'nin, 300 çeşit mermer, 200 çeşit traverten, limestone ve
granit olmak üzere 500 değişik renk ve desen içeren taşlarıyla, dünya
rezervlerinin üçte birine sahip olduğu belirtildi.
Türkiye'de maden ihracatının yüzde 48'ini gerçekleştiren mermer ve doğal
taş sektörünün, 2008 yılında 5 milyon ton mermer ve doğal taş karşılığında toplam
1 milyar 402 milyon lira ihracat gerçekleştirdiği ifade edildi.
Sektörün, uluslararası ticaretten daha fazla pay alınmasını sağlayacak
stratejik bir endüstri dalı olduğu belirtilen raporda, bu büyük potansiyele
rağmen izlenilen yanlış politikalar nedeniyle Türkiye'nin dünya piyasasında hak
ettiği yeri alamadığı vurgulandı.
''MADEN BAKANLIĞI KURULSUN''
Türkiye'nin acil olarak bir madencilik politikasına ihtiyacı olduğu
belirtilen raporda, kurumlar arası koordinasyon sağlanması ve gelecekle ilgili
stratejilerin tek elde oluşmasının şart olduğu ifade edildi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın yalnızca enerji odaklı çalışmalar
yürüttüğü, tabii kaynaklar konusunu gündemine almadığı öne sürülen raporda şunlar
kaydedildi:
''Çözüme ulaşmayan sorunlarıyla baş başa kalan madenciler, birçok peşin
hükümlü kurumun ve bürokrasinin oyuncağı haline gelmektedir.
Sektörün etkin yönetim ve koordinasyon ihtiyacının karşılanması için
''maden bakanlığı'' adı altında bir bakanlığın kurulması zaruri hale gelmiştir.
Madenciliğin tüm kamu ve özel sektör kuruluşlarını, bünyesinde toplayan bir maden
bakanlığı veya Devlet Bakanlığı oluşturulması yaşamsal önem arz etmektedir.''
Doğal taş madenciliğinin, Maden Kanunu'nun yanı sıra çok sayıda kanun ve
yönetmeliklere bağlı olarak faaliyet gösterdiği, yapılacak çalışmalar için birden
fazla Bakanlık ve Genel Müdürlük'ten izin alma mecburiyeti bulunduğu kaydedildi.
Bu durumun, maddi ve manevi külfeti beraberinde getirdiğine işaret edildi.
Raporda ayrıca, iç pazarda, kamu ve prestij binalarında yerli taş
kullanılmasına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın bir genelgesi bulunduğu
ancak buna rağmen ithal malzemenin tercih edildiği belirtilerek, ''Bu konuda
herhangi bir yaptırım da yok. Bu nedenle taş cenneti yurdumuzda ithal granit
kullanımı, 2009 yılı itibariyle 250 milyon dolara ulaşmıştır'' denildi.
Komisyonda konuşan İMİB Başkanı Ali Kahyaoğlu, kamuoyunda, madencilik
çalışmalarının tamamının çevreye zarar verdiği yönünde bir yargı bulunduğunu,
ancak bunun yanlış olduğunu söyledi. Çalışmalarında bizzat kendilerinin,
bulundukları bölgeleri ağaçlandırdıklarını anlatan Kahyaoğlu, ''Çalıştığımız
bölgede diktiğimiz direğin gölgesi için bile Orman Bakanlığı'na para ödüyoruz.
Ancak Bakanlığın ağaçlandırma çalışmasını göremiyoruz'' dedi.
Vergi Konseyi Genel Sekreteri Serdar Koyutürk de, komisyonda, Madencilik
Sektörü Başkanlar Konseyi ile birlikte hazırladıkları, ''Türkiye Madencilik
Sektörünün Yapısı, Vergisel Sorunları ve Çözüm Önerileri'' başlıklı raporu
sundu.
Rapora göre, gelişmiş sanayi ülkelerinin milli gelirinde madencilik
sektörünün payı yüzde 4-10 oranında iken Türkiye'de bu oran yüzde 1,2 gibi düşük
bir düzeyde.
Sektörde, 20 yabancı ortaklı yerli firma ile birlikte yaklaşık 4 bin
işletme faaliyet gösteriyor. 2009 yılı itibariyle 33 bin 407 arama, 10 bin 779
işletme ve 156 ön işletme olmak üzere toplam 44 bin 342 maden ruhsatı işlem
görüyor.
Madencilik sektörünün istihdam yapısının da ele alındığı rapora göre,
2005 yılı sonu itibariyle sektör yaklaşık 757 bin iş gücünü barındırıyor.
Sektörün önünün açılması halinde, iş gücü sayısının hızla artacağı tahmin
ediliyor.
Raporda, mevcut maden rezervlerinin daha iyi bir şekilde
değerlendirilebilmesi için düşük sermaye, vergi ve finans maliyetleri ile ileri
teknolojinin kullanılması gerektiği belirtiliyor. Bu şartlar sağlandığında,
sektörün ürettiği katma değerin GSYH içinde hak ettiği yere ulaşacağı ön
görülüyor.
Bazı ülkelerin madencilik sektöründe uyguladığı politikalarla ilgili
örneklerin verildiği rapora göre, geçen 20 yılda, 110 ülke, maden kanunlarını ya
tamamen yeniledi ya da değiştirdi. Maden ihracatçısı birçok ülke, sektörde genel
gelir vergisi düşürdü ve sektörü bazı vergilerden muaf tuttu.
''YÜKSEK VERGİ YÜKÜ SEKTÖRÜ ETKİLİYOR''
Rapora göre, Türkiye'de madencilikle uğraşan gerçek ve tüzel kişiler, ÖTV
ve KDV nedeniyle yüksek vergi yükü altında. Yalnızca sektörün yoğun olarak
kullandığı motorin üzerindeki vergi yükü, yüzde 43'ü buluyor. Sektördeki bu vergi
yükü, işletilebilir maden rezervi sayısında ve toplum kazancının değerinde
düşmeye neden oluyor.
Madenciler, devlet hakkı, harç ve teminatlar ile orman, mera, çevre gibi
izinler için lisans bedelleri ödemek zorunda bırakılıyor. Bu nedenle madenci,
sanayiciden yüzde 10-15 oranında daha fazla vergi ödüyor.
Dore külçenin (altın, gümüş ve diğer madenleri ihtiva eden rafine
edilmemiş külçe) yurt içi teslimi KDV'ye tabi olması nedeniyle üreticiler
ürünlerini ihraç etmek durumunda kalıyor. Üretici böylece, dorenin bünyesindeki
KDV'yi iade alma yoluna gidiyor.
Rapora göre, madencilikteki yüksek vergiler nedeniyle işletilebilir
rezerv sayısı artmıyor ve toplumun toplam kazancının değeri düşük oranda kalıyor.
Bunun yanında müteşebbisin kazancı azalıyor ve sektörün GSMH içindeki payı, diğer
ülkelere göre düşük seyrediyor.
VERGİLER DÜŞÜRÜLMELİ
Raporda, vergisel çözüm önerileri de sunuluyor. Öneriler arasında,
sektördeki bazı harcamalar için yatırım indirimi uygulanması, zorunlu olarak
enerjisini kendisi üreten madencilik işletmelerine ÖTV'siz akaryakıt sağlanması,
sektörel teşvik uygulaması yer alıyor. Cevherden üretilen altın ve gümüşün, yurt
içi ve yurt dışı tesliminin, tam istisna kapsamına alınmasının, temel sorunlarını
bertaraf edeceği tahmin ediliyor.
Madenlerde çevre düzenlemesiyle ilgili bir fon ayrılmasının ve fon
hesabına ayrılan tutarın vergi matrahından indirilmesinin, teşvik için yeni
vergisel düzenlemeler yapılmasının, sektör açısından yararlı olacağı
düşünülüyor.
Raporun sonuç bölümünde ise söz konusu önlemlerin alınması halinde,
sektörde sağlanan vergi oranlarının ve çalışan sayısının büyük oranda artacağı, 6
milyar dolarlık ihracat yapılabileceği ve önemli ölçüde ithal ikame
sağlanabileceği belirtiliyor. (14:42)
