2017-11-02 - 13:10
TBMM Başkanı İsmail Kahraman, TBMM Genel Sekreter Yardımcılığı (Milli Saraylar) tarafından Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen "Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu"nun açılışında, Sultan Reşad?ın doğumunun 173?üncü yılı dolayısıyla gerçekleştirilen sempozyumun, yakın tarihin en buhranlı yıllarının derli toplu bir şekilde ele alınmasına vesile olacağını düşündüğünü ifade etti.
TBMM Başkanı İsmail Kahraman, TBMM Genel Sekreter Yardımcılığı (Milli Saraylar) tarafından Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen "Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu"nun açılışında, Sultan Reşad?ın doğumunun 173?üncü yılı dolayısıyla gerçekleştirilen sempozyumun, yakın tarihin en buhranlı yıllarının derli toplu bir şekilde ele alınmasına vesile olacağını düşündüğünü ifade etti.
Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinin Müslümanlar için mahşer günü gibi geçtiğini, siyasi haritaların emperyalist devletler tarafından çizildiği bu dönemin, Osmanlı topraklarının yağma savaşına tanıklık ettiğini anlatan Kahraman, "Milyonlarca insanın katledilmesi ve göçlerle sonuçlanan bu savaşın en büyük mağduru Osmanlı Devleti ve Müslümanlar olmuştur. Düvel-i Muazzama denilen dönemin Batılı emperyalist devletleri, 100 yıl önce Osmanlı Devleti topraklarını paylaşmak için doymaz bir iştahla saldırmışlardır. Afrika, Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanların kaderine tesir eden bu dönemin bilinmesinde ve anlaşılmasında büyük fayda vardır." diye konuştu.
Kahraman, bilginin yol gösterdiğini ve sahip olana güç kattığını dile getirerek, şöyle devam etti:
"Geçmişe ön yargı ile bakıp kendilerini ön yargılarının içine hapsedenler, öz güven duygusunu kaybetmiş, bilgiden korkan insanlardır. Geçmişe ideolojik gözlükle bakanlar, yarasa gibi karanlıkta yaşamaya mahkum edilmiş insanlardır. Akıp giden zaman içinde, Selçuklu da Osmanlı da bizim bir gerçeğimizdir. İnancımızda, mimarimizde, sanatımızda, edebiyatımızda, sosyal hayatımızda Selçuklu ve Osmanlı'nın izleri vardır. Bu gerçeği inkar etmek, hiç kimseye bir şey kazandırmaz. Geçmişimiz bizim geleceğimizdir ve geçmişimizi bilmeden geleceğimizi planlayamayız. Sultan Reşad değerli bir padişahımızdır. Onu ve dönemini bilmezsek, sonuçları günümüzü de etkileyen siyasi, sosyal, kültürel, demografik değişiklikleri kavrayamaz, coğrafyamızın şekillenmesine sebep olan olayları anlayamaz, Kafkaslar, Balkanlar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki gelişmeleri yorumlayamayız. Millet olarak idrakimizin donduğu, aklımızın durduğu, milli şuur ve ruhtan mahrum dönemlerden geçtik. Tarihimize, kültürümüze sırtımızı dönüp, pozitivist bir yaklaşımla manevi ve milli değerlerimize yabancılaştırılmak istendik. Tarihi bir hakikat olan Osmanlı geçmişimizi inkar etmek meziyet zannedilen dönemler yaşadık. Adından bahsedersek, hakkında olumlu bir söz edersek, tarih sayfalarından çıkıp gelecek zannedilen dönemlerdi onlar. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti'nin varisidir. Osmanlı'yı anmak ve anlamaya çalışmak bizim için ancak iftihar vesilesi olabilir. Yeni kurulmuş, köksüz bir devlet refleksi ile hareket edemeyiz. Artık korkacak, endişe edecek, yersiz kavgaya tutuşacak bir durum söz konusu değil. Cumhuriyet'in kurulduğu ilk yılların kadrolarının psikolojisini bir ideoloji gibi yaşatmaya çalışmak manasızdır. Cumhuriyet yerleşmiştir, demokrasi özümsenmiştir. Kimsenin 94 yıllık Cumhuriyet yönetimiyle bir meselesi yoktur. Osmanlı Devleti'nden söz edince 'Padişahlık isteniyor, sistem değişikliği isteniyor' gibi yorum elbette yanlıştır."
Sultan Reşad'ın halim, selim, merhametli, nezaketli, mütedeyyin bir hükümdar, yüksek din ve fen bilgilerini okuyan alim bir kişi olduğunu anlatan Kahraman, padişahların şehzadeliklerinde çok ciddi eğitildiğini söyledi.
İttihat Terakki Cemiyeti'nin 8 senede Osmanlı Devleti'ni perişan ettiğini dile getiren Kahraman, tarihin doğrusunun bilinmesi gerektiğini söyledi.
Kahraman, tarihi şahsiyetlerin ölümlerinde değil, doğumlarında anıldığını belirterek, "Büyük insanlara sahip olmak teessür, elem, keder için vesile aramak olmamalı. Ben ona sahibim diye övünmeli." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yavuz Sultan Selim'in onarımdan geçirilen kaftanının açılışını yaptıklarını hatırlatan Kahraman, "Kaftanının tamiri için Amerikalılar teklifte bulundular, 'Biz çok iyi yaparız bu işi' dediler. Sonradan öğreniliyor ki bunu kainat imamı denilen meczup, menhus, dünyanın kukla olarak kullandığı FETO'ya giydirecekler. Bizimkiler onu Yıldız'da 2 senede tamir ettiler ve onun açılışını yaptık." dedi.
Kahraman, Meclis'te farklı partiler olduğuna değinirken, "Bütçe görüşmelerinde de söyledim parmaklar bunlar farklı, ama aynı vücut, aynı bilek, gerektiği zaman birlik olur. İşte 15 Temmuz... Az daha gidiyordu Türkiye, Türkiye'nin gidişiydi o proje. Cenab-ı Hak yardım etti ve aşıldı. Biz, kendimiz olacağız, kendi tarihimize sahip çıkacağız." diye konuştu.
TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki çatışmada 6 asker ve 2 korucunun şehit olduğunu, 2 askerin yaralandığını kaydederek, şunları söyledi:
"Türkiye'yi haritadan kaldırmak istiyorlar, kaldıramayacaklar. Bölmek istiyorlar, bölemeyecekler. Suhuletle yaklaşıldı, Cumhurbaşkanımız, Başbakanlığı döneminde kaç defa ifade etti 'Gelin, beraberliğimiz var'; tersine kanallar kazılmaya başlandı. Onun üzerine nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir ve devlet gücünü gösterdi. Çözeceğiz bunu. Bu ahtapotların niyetleri kursaklarında kalacak inşallah. Böldürmeyeceğiz Türkiye'yi."
TBMM Genel Sekreteri Mehmet Ali Kumbuzoğlu ise sempozyumun gerçekleştirilmesinde Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın bu konuda kendilerini teşvik ettiklerini ve sonsuz cesaret verdiklerini söyledi.
"TBMM Başkanımız İsmail Kahraman'ın sayesinde tarihimizi ve padişahlarımızı daha iyi öğrenme ve anlama şansına sahip oluyoruz" diye konuşan Kumbuzoğlu, Kahraman'ın kendilerine verdiği her türlü destekten dolayı teşekkür etti.
Düzenlenen sempozyum için yurtiçi ve yurtdışında büyük ilgi gördüklerine vurgu yapan Kumbuzoğlu, bu tür sempozyumları kararlılıkla yapmaya ve sürdürmeye niyetli olduklarını belirtti.
Kumbuzoğlu, başta Milli Saraylardan sorumlu TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Yasin Yıldız ve ekibi olmak üzere sempozyumun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür etti.
Milli Saraylardan sorumlu TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Yasin Yıldız da sempozyumu gerçekleştirmek için bir yıl hazırlık yaptıklarını, sabahlara kadar süren çalışmaların ve büyük emeklerin sonucunda sempozyumu düzenlediklerini söyledi.
Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu'nun bir anma sempozyumu olmadığını ifade eden Yıldız, amaçlarının tarihe ışık tutmak olduklarını belirtti.
Yurtiçi ve yurtdışından katılan 78 bilimadamının katılımıyla sempozyumu gerçekleştirdiklerini ifade eden Yıldız, sempozyumun bilimsel bir sempozyum olduğuna vurgu yaptı.
Yıldız, sempozyumun gerçekleştirilmesinde başta TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve TBMM Genel Sekreteri Mehmet Ali Kumbuzoğlu olmak üzere bilim kurullarına, kendilerine destek veren kurum ve kuruluşlara ve emeği geçen TBMM personeline teşekkür etti.
Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinin Müslümanlar için mahşer günü gibi geçtiğini, siyasi haritaların emperyalist devletler tarafından çizildiği bu dönemin, Osmanlı topraklarının yağma savaşına tanıklık ettiğini anlatan Kahraman, "Milyonlarca insanın katledilmesi ve göçlerle sonuçlanan bu savaşın en büyük mağduru Osmanlı Devleti ve Müslümanlar olmuştur. Düvel-i Muazzama denilen dönemin Batılı emperyalist devletleri, 100 yıl önce Osmanlı Devleti topraklarını paylaşmak için doymaz bir iştahla saldırmışlardır. Afrika, Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanların kaderine tesir eden bu dönemin bilinmesinde ve anlaşılmasında büyük fayda vardır." diye konuştu.
Kahraman, bilginin yol gösterdiğini ve sahip olana güç kattığını dile getirerek, şöyle devam etti:
"Geçmişe ön yargı ile bakıp kendilerini ön yargılarının içine hapsedenler, öz güven duygusunu kaybetmiş, bilgiden korkan insanlardır. Geçmişe ideolojik gözlükle bakanlar, yarasa gibi karanlıkta yaşamaya mahkum edilmiş insanlardır. Akıp giden zaman içinde, Selçuklu da Osmanlı da bizim bir gerçeğimizdir. İnancımızda, mimarimizde, sanatımızda, edebiyatımızda, sosyal hayatımızda Selçuklu ve Osmanlı'nın izleri vardır. Bu gerçeği inkar etmek, hiç kimseye bir şey kazandırmaz. Geçmişimiz bizim geleceğimizdir ve geçmişimizi bilmeden geleceğimizi planlayamayız. Sultan Reşad değerli bir padişahımızdır. Onu ve dönemini bilmezsek, sonuçları günümüzü de etkileyen siyasi, sosyal, kültürel, demografik değişiklikleri kavrayamaz, coğrafyamızın şekillenmesine sebep olan olayları anlayamaz, Kafkaslar, Balkanlar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki gelişmeleri yorumlayamayız. Millet olarak idrakimizin donduğu, aklımızın durduğu, milli şuur ve ruhtan mahrum dönemlerden geçtik. Tarihimize, kültürümüze sırtımızı dönüp, pozitivist bir yaklaşımla manevi ve milli değerlerimize yabancılaştırılmak istendik. Tarihi bir hakikat olan Osmanlı geçmişimizi inkar etmek meziyet zannedilen dönemler yaşadık. Adından bahsedersek, hakkında olumlu bir söz edersek, tarih sayfalarından çıkıp gelecek zannedilen dönemlerdi onlar. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti'nin varisidir. Osmanlı'yı anmak ve anlamaya çalışmak bizim için ancak iftihar vesilesi olabilir. Yeni kurulmuş, köksüz bir devlet refleksi ile hareket edemeyiz. Artık korkacak, endişe edecek, yersiz kavgaya tutuşacak bir durum söz konusu değil. Cumhuriyet'in kurulduğu ilk yılların kadrolarının psikolojisini bir ideoloji gibi yaşatmaya çalışmak manasızdır. Cumhuriyet yerleşmiştir, demokrasi özümsenmiştir. Kimsenin 94 yıllık Cumhuriyet yönetimiyle bir meselesi yoktur. Osmanlı Devleti'nden söz edince 'Padişahlık isteniyor, sistem değişikliği isteniyor' gibi yorum elbette yanlıştır."
Sultan Reşad'ın halim, selim, merhametli, nezaketli, mütedeyyin bir hükümdar, yüksek din ve fen bilgilerini okuyan alim bir kişi olduğunu anlatan Kahraman, padişahların şehzadeliklerinde çok ciddi eğitildiğini söyledi.
İttihat Terakki Cemiyeti'nin 8 senede Osmanlı Devleti'ni perişan ettiğini dile getiren Kahraman, tarihin doğrusunun bilinmesi gerektiğini söyledi.
Kahraman, tarihi şahsiyetlerin ölümlerinde değil, doğumlarında anıldığını belirterek, "Büyük insanlara sahip olmak teessür, elem, keder için vesile aramak olmamalı. Ben ona sahibim diye övünmeli." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yavuz Sultan Selim'in onarımdan geçirilen kaftanının açılışını yaptıklarını hatırlatan Kahraman, "Kaftanının tamiri için Amerikalılar teklifte bulundular, 'Biz çok iyi yaparız bu işi' dediler. Sonradan öğreniliyor ki bunu kainat imamı denilen meczup, menhus, dünyanın kukla olarak kullandığı FETO'ya giydirecekler. Bizimkiler onu Yıldız'da 2 senede tamir ettiler ve onun açılışını yaptık." dedi.
Kahraman, Meclis'te farklı partiler olduğuna değinirken, "Bütçe görüşmelerinde de söyledim parmaklar bunlar farklı, ama aynı vücut, aynı bilek, gerektiği zaman birlik olur. İşte 15 Temmuz... Az daha gidiyordu Türkiye, Türkiye'nin gidişiydi o proje. Cenab-ı Hak yardım etti ve aşıldı. Biz, kendimiz olacağız, kendi tarihimize sahip çıkacağız." diye konuştu.
TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki çatışmada 6 asker ve 2 korucunun şehit olduğunu, 2 askerin yaralandığını kaydederek, şunları söyledi:
"Türkiye'yi haritadan kaldırmak istiyorlar, kaldıramayacaklar. Bölmek istiyorlar, bölemeyecekler. Suhuletle yaklaşıldı, Cumhurbaşkanımız, Başbakanlığı döneminde kaç defa ifade etti 'Gelin, beraberliğimiz var'; tersine kanallar kazılmaya başlandı. Onun üzerine nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir ve devlet gücünü gösterdi. Çözeceğiz bunu. Bu ahtapotların niyetleri kursaklarında kalacak inşallah. Böldürmeyeceğiz Türkiye'yi."
TBMM Genel Sekreteri Mehmet Ali Kumbuzoğlu ise sempozyumun gerçekleştirilmesinde Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın bu konuda kendilerini teşvik ettiklerini ve sonsuz cesaret verdiklerini söyledi.
"TBMM Başkanımız İsmail Kahraman'ın sayesinde tarihimizi ve padişahlarımızı daha iyi öğrenme ve anlama şansına sahip oluyoruz" diye konuşan Kumbuzoğlu, Kahraman'ın kendilerine verdiği her türlü destekten dolayı teşekkür etti.
Düzenlenen sempozyum için yurtiçi ve yurtdışında büyük ilgi gördüklerine vurgu yapan Kumbuzoğlu, bu tür sempozyumları kararlılıkla yapmaya ve sürdürmeye niyetli olduklarını belirtti.
Kumbuzoğlu, başta Milli Saraylardan sorumlu TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Yasin Yıldız ve ekibi olmak üzere sempozyumun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür etti.
Milli Saraylardan sorumlu TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Yasin Yıldız da sempozyumu gerçekleştirmek için bir yıl hazırlık yaptıklarını, sabahlara kadar süren çalışmaların ve büyük emeklerin sonucunda sempozyumu düzenlediklerini söyledi.
Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu'nun bir anma sempozyumu olmadığını ifade eden Yıldız, amaçlarının tarihe ışık tutmak olduklarını belirtti.
Yurtiçi ve yurtdışından katılan 78 bilimadamının katılımıyla sempozyumu gerçekleştirdiklerini ifade eden Yıldız, sempozyumun bilimsel bir sempozyum olduğuna vurgu yaptı.
Yıldız, sempozyumun gerçekleştirilmesinde başta TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve TBMM Genel Sekreteri Mehmet Ali Kumbuzoğlu olmak üzere bilim kurullarına, kendilerine destek veren kurum ve kuruluşlara ve emeği geçen TBMM personeline teşekkür etti.
