2010-11-23 - 12:37
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Seçime girebilmek için, barajı geçebilmek için her yol mübahtır anlayışı kimseye fayda sağlamaz'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, ''Seçime girebilmek için, barajı geçebilmek için her yol mübahtır
anlayışı kimseye fayda sağlamaz'' dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Kurban
Bayramını kutladı, Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Kuş'un vefatı dolayısıyla
başsağlığı dileklerini yineledi.

Başbakan Erdoğan, iktidarları döneminde eğitim alanında yapılanlara
değinerek, şimdi Fatih Projesi ile bilgisayar teknolojisinin sınıflara girdiğini
belirtti ve ''Artık kara tahtaya veda ediyoruz'' diye konuştu. Erdoğan, ilk
etapta 608 bin öğretmenin de ileri teknoloji konusunda hizmet içi eğitime
alınacağını dile getirdi.

Muhalefeti eleştiren Erdoğan, CHP ve MHP'nin daha önce iktidar ortağı
olduğunu, ''Eğitim konusunda hiçbir politikaları bulunmadığını'' söyledi.
''CHP'nin eğitim politikası ikna odalarıdır'' diyen Erdoğan, CHP'nin eğitim ve
demokratikleşme konusundaki tutumunu eleştirdi.

''CHP ve BDP'nin nasıl bir ilişki içerisine gireceklerini halkımız merak
ediyor'' diyen Erdoğan, Anayasa değişikliği sürecinde CHP ve BDP'nin tutumunun
''örtüştüğü'' görüşünü dile getirdi. Erdoğan, şöyle konuştu:

''Seçime girebilmek için, barajı geçebilmek için her yol mübahtır
anlayışı kimseye fayda sağlamaz. Siyaset ilkeli olmayı, dürüst olmayı, tutarlı
olmayı gerektirir. Milli değerlere yaklaşım, inanç özgürlüğü, laiklik, Sosyalist
Enternasyonal gibi konularda iki partinin üst yönetiminin zaten örtüştüğünü zaten
biliyoruz. Ama biz şunu da merak ediyoruz. Acaba, CHP, BDP'nin Paris'te Sosyalist
Enternasyonalde terör örgütünü meşrulaştırma girişimlerine nasıl bakıyor, bunu
nasıl değerlendiriyor. Acaba, BDP, CHP'nin Ergenekon avukatlığı konusunda ne
düşünüyor.''

''AK Parti Diyarbakır'a gidip farklı, İzmir'de gidip farklı konuşmuyor''
diyen Erdoğan, partisinin her zaman milletin diliyle konuştuğunu ve milletin
diliyle konuşacağını söyledi. Erdoğan, partisinin Türkiye'yi geliştirirken,
dönüştürürken aslında siyaseti de dönüştürdüğünü dile getirdi.

Erdoğan, siyaseti bir halkla ilişkiler, imaj çalışması olarak değil,
halkın sorunlarına çözüm olarak gördüklerini ifade ederek, ''Biz bu aziz milletle
çıkar birliği değil, gönül birliği, kader birliği yaptık'' dedi.

Öte yandan, AK Parti Grubu bu akşam genel merkezde yeniden toplanacak.

AK Parti Grup Başkanlığından yapılan duyuruda, parti grubunun saat
21.30'da, Genel Başkan ve Başbakan Erdoğan'ın başkanlığında parti genel
merkezinde toplanacağı belirtilerek, tüm bakan ve milletvekillerinin toplantıda
hazır bulunması istendi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, okul öncesi eğitimi süratlendireceklerini, bunun için dersliklere
ihtiyaç bulunduğunu söyledi. CHP'yi eğitim politikası konusunda eleştiren
Erdoğan, ''CHP'nin tarihi boyunca eğitimle ilgili tek faaliyeti şekil olmuştur.
CHP'nin eğitim politikası ikna odalarıdır'' dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Kurban
Bayramını kutladı, bayram sırasında hayatını kaybeden AK Parti Şanlıurfa
Milletvekili Mustafa Kuş için rahmet ve başsağlığı diledi.

24 Kasım'ın Öğretmenler Günü olduğunu anımsatan Erdoğan, öğretmenlere
şükran duygularını dile getirdi.

Öğretmenlerin özveri içinde çalıştıklarını, milletin kumaşını dokumak
gibi kutsal bir görevi yerine getirdiklerini vurgulayan Erdoğan, ''Biz hayatta 3
kişinin elini öperiz. Anne, baba ve öğretmenler. Hepimizin üzerinde emeği ve
hakkı olan öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü tebrik etmekle kalmıyor, her
birini saygıyla ellerinden öpüyoruz'' diye konuştu.

Erdoğan, dün başlatılan ''Fatih Projesi'' hakkında bilgiler vererek,
projeyle okullara değil sınıflara internet ve bilgisayar ulaştırma aşamasına
gelindiğini kaydetti. Erdoğan, ''Artık kara tahtaya veda ediyoruz'' dedi.

Göz boyama ve popülizm peşinde olmadıklarını kaydeden Erdoğan, ''Hayatı,
ömrü kara tahtayla geçmiş olan birileri var ki AK Parti iktidarına laf atmaya,
dil uzatmaya kalkıyor. Ne yaparlarsa yapsınlar, milletimizin neyin nerede
olduğunu, nasıl mesafeler alındığını gayet güzel görüyor. Biz laf değil, iş
üreteceğiz, dedik. Sağlık, adalet ve emniyetin önüne eğitimi koyduk. Bu dört
alanda Türkiye'ye ilkleri yaşattık, yaşatmaya da devam ediyoruz'' diye konuştu.

Her alanda olduğu gibi eğitim alanında da ulaştıkları seviyeye
muhalefetin hayalinin dahi ulaşamadığını belirten Erdoğan, iktidarları döneminde
eğitim alanında sağladıkları gelişmelerle ilgili rakamsal bilgiler verdi.

''Biz kalkıp da bugüne kadar niçin dersler boş geçiyordu, ithamları
yapmadık'' diyen Erdoğan, derslik sayısı konusunda önemli gelişmeler
sağladıklarını anlattı.

Erdoğan, dün Ulaştırma Bakanı'na 300 bin derslik talimatı verdiğini
kaydederek, ''Nereden çıktı bu? Zira artık önümüzdeki hedef, okul öncesi eğitimi
süratlendireceğiz. Bunun için de okul öncesi eğitime yönelik dersliklerin adedini
artıracağız. Yoğun şekilde dersliklere ihtiyacımız olacak. 3 yıllık plan içinde
bunların adedini artıracağız'' diye konuştu.

Erdoğan, birilerinin ataması yapılmayan öğretmenlerin hissiyatını
sömürerek fırsatçılığa çıktığını ifade ederek, ''CHP de, MHP de çeşitli
zamanlarda iktidar ortağı oldu. Buyursunlar hodri meydan, eğitim için,
öğretmenler için neler yaptıklarını ortaya koysunlar. Yaptıklarından vazgeçtik,
bize projelerini anlatsınlar yeter. Hatta daha ileri gidiyorum, varsa hayallerini
anlatsınlar'' dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''CHP'nin tarihi boyunca eğitimle ilgili tek faaliyeti ve tek tartışma
konusu ''şekille'' ilgili olmuştur, kılık kıyafet olmuştur, yasaklar olmuştur.
Eğitim Enstitüleri nostaljisi ile yatıp kalkan CHP, oradaki tek tip insan
yetiştirme hülyasından başka eğitime ilişkin hiçbir hayal kuramamıştır. Bugün de
aynı hayaldedir. Tekrar oralara dönmenin gayreti içindeler. Geçti artık. Modern
dünyanın gerekleri neyse AK Parti iktidarıyla, Türkiye bunu yakalamıştır. CHP'nin
eğitim politikası ikna odalarıdır. Bu milletin evlatları CHP'nin eğitim
politikalarını, tek tip insan yetiştirme hedeflerini çok acı deneylerle
yaşamıştır. İkna odalarını bu ülkenin evlatları yaşamıştır. Şimdi sıkılmadan
'yapmadık' diyorlar. Yavrularımız artık yargıya gidiyor. Gerçekler ortada. Bunu
yaşayanlara da tavsiye ediyorum, sizler de gidin hakkınızı arayın. CHP önce kendi
geçmişiyle, hatta bugünüyle yüzleşmeli, sonra değişimden bahsetmelidir.''

Başbakan Erdoğan, şimdiki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da dahil olmak
üzere daha 6 ay öncesine kadar CHP üst yönetiminin ''Kürt meselesi,
Doğu-Güneydoğu meselesine nasıl baktığının tüm Türkiye tarafından gayet iyi
bilindiğini'' belirtti.

Eski Genel Başkan, şimdiki Genel Başkan ve parti sözcülerinin
demokratikleşme adımları karşısında uzlaşmaz ve saldırgan tutum izlediklerini,
bunun Meclis'in kayıtlarında yer aldığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Arkadaşlarımızın zaman zaman BDP ile görüşmelerine nasıl tepki
verdiklerini, bizi nelerle itham ettiklerini, hangi iftiraları bize
yakıştırdıklarını yaşadık ve gördük. Öte yandan, BDP'nin CHP'nin bu tutumu
karşısındaki duruşunu da hepimiz çok iyi hatırlıyoruz. Biri statükonun en büyük
savunucusu, diğeri statükodan en çok dert yanan partilerden biri. Biri Kürt
meselesini derinleştiren siyasi zihniyetin siyasi temsilcisi, diğeri bu sorunu
dilinden düşürmeyen siyasi parti. Bu iki ucun aslında platonik bir aşk
yaşadıkları bayram ziyaretlerinde ve Sosyalist Enternasyonal toplantısında ortaya
çıktı. Doğrusu bu partilerin hangi konuda nasıl bir işbirliği içine
girebileceklerini milletimiz merak ediyor. Esasen bu platonik aşkın ilk emareleri
12 Eylül halk oylamasında görülmüştü. Parti kapatmalarından çok şikayetçi olan
BDP'lilerin parti kapatmayı zorlaştıran düzenlemeye destek vermemeleri, bir nevi
CHP'nin ekmeğine yağ sürmeleri çok manidardır. CHP Anayasa değişikliğine 'hayır'
derken, BDP de boykot adı altında 'hayır' cephesine gizliden destek vermiş ve
ittifakın ilk adımları orada zaten atılmıştı. CHP Genel Başkanı Diyarbakır'da
'aşk ölmez, eğer gerçekse' diyerek bir nevi ilanı aşk eyledi. Bu aşkın CHP'yi de,
BDP'yi de hangi hülyalara sevkedeceğini hep beraber göreceğiz. Acaba BDP mi
statükoculuktan medet umuyor, CHP mi etnik milliyetçilikten medet umuyor?
Seçilebilmek için, Meclis'e girebilmek için, barajı geçebilmek için her yol
mübahtır anlayışı kimseye fayda sağlamaz. Siyaset ilkeli, dürst, tutarlı olmayı
gerektirir. Milli değerlere yaklaşım, inanç özgürlüğü, laiklik, Sosyalist
Enternasyonal gibi konularda iki partinin üst yönetiminin zaten örtüştüğünü
biliyoruz. Ama şunu da merak ediyoruz: Acaba CHP, BDP'nin Paris'te Sosyalist
Enternasyonel'de terör örgütünü meşrulaştırma girişimlerine nasıl bakıyor? Acaba
BDP, CHP'nin Ergenekon avukatlığı hakkında ne düşünüyor? İşte AK Parti'nin farkı
budur. AK Parti Doğu ve Güneydoğu meselesine siyasi kaygılarla, oy kaygısıyla
değil samimiyetle, vicdanı öne çıkaran, demokrasiyi yücelten bir anlayışla
bakıyor. AK Parti, Diyarbakır'da farklı, İzmir'de farklı konuşmuyor.
Diyarbakır'da ne söylediyse, aynısını İzmir'de de cesaretle söylüyor. AK Parti
seçim öncesinde farklı, sandıklar açıldıktan sonra farklı konuşmuyor. AK Parti
her zaman milletin diliyle konuştu, milletin diliyle konuşuyor.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, dünyada kamu çalışanları ve emeklilerin maaşları dondurulurken ya da
düşürülürken, Türkiye'nin, emeklilerini ve memurlarını enflasyona ezdirmediğini
belirtti.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, yurtdışı
ziyaretleri hakkında bilgi verdi.

Kore'nin başkenti Seul'de gerçekleştirilen G-20 toplantısına katılmak
üzere, 11-12 Kasımda bu ülkeye gittiğini belirten Erdoğan, oradan Bangladeş'e
geçtiğini anımsattı. Başbakan Erdoğan, Bangladeş'in 150 milyonluk nüfusuyla
yoksulluğun en ağır şekilde yaşandığı ülkelerden birisi olduğunu ifade etti.

Erdoğan, Bangladeş'te önemli bir kalkınma hamlesi başlatılmasına rağmen,
günlük harcaması 1 doların altında yaşayan insanlar olduğuna işaret ederek, orada
hem kalkınmanın hemde yoksulluğun izlerini gördüklerini bildirdi. Seul'un ve
Bangladeş'in başkenti Dakka'nın fotoğrafları yanyana konulduğu zaman, küresel
krizin nedenlerinin daha iyi görüleceğini belirten Erdoğan, ''Bir yanda en son
model otomobiller yüksek gökdelenlerin arasında konforla seyahat ederken, diğer
yanda bisikletler ya da kamyonlar, toplu taşıma aracı olarak kullanılıyor''
dedi.

Erdoğan, ''Zenginin daha zengin, fakirin daha fakirleştiği bir sistemin
asla sürdürülebilir olmadığını, refahın adil şekilde dağıtılması için daha fazla
çaba harcanması gerektiğini muhataplarımıza sürekli olarak iletiyoruz. Bugün
küresel krizi belli bir bedelle atlatabiliriz, atlatıyoruz. Ancak bu eşitsizliğe,
uçuruma kayıtsız kalındığı sürece daha ağır krizler ortaya çıkabilecek, o
krizlerin atlatılması da bu kadar kolay olmayacaktır'' diye konuştu.

Resmi bir ziyaret için yarın Lübnan'ın başkenti Beyrut'a gideceğini
anımsatan Erdoğan, yapacağı temaslar hakkında bilgi verdi.

Erdoğan, görüşmelerde Lübnan'ın istikrarı yönünde, Türkiye'nin gösterdiği
çabaları Lübnan'lı yetkililerle bir kez daha değerlendireceklerini ifade eden
Erdoğan, oradaki Türk askerleri ve Türk toplumu ile de biraraya geleceğini
söyledi.

Başbakan Erdoğan, ayrıca Arap Bankalar Birliği Konferansının açılış ve
ödül törenine de katılacağını ifade ederek, Türkiye'nin küresel krizde gösterdiği
başarı nedeniyle, birliğin şahsına vereceği ''2010 Liderlik Öngörü'' ödülünü
alacağını kaydetti.

Türkiye'nin küresel kriz karşısındaki öngörüsü ve aldığı tedbirlerin
dünyada takdir topladığına işaret eden Erdoğan, turizm gelirlerinde bu yıl artış
yaşandığını ve gelen turist sayısının da 29 milyona ulaştığını bildirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Tüm dünyada kamu çalışanlarının ve
emeklilerin maaşları dondurulurken ya da düşürülürken, emeklilik yaşı
yükseltilirken; Türkiye, emeklilerini ve memurlarını enflasyona ezdirmedi. En son
yeniden yapılandırma paketini açıkladık. Küresel kriz ortamında böyle bir paketin
uygulamaya geçirilmesi, ekonominin nasıl bir sağlam zeminde ilerlediğinin da
ispatı oldu. Yeniden yapılandırmanın ilgili tüm kesimlere hayırlı olmasını
diliyorum'' dedi.

Erdoğan, dünyanın en büyük yerel yönetimler teşkilatı olan, BM Kentler ve
Yerel Yönetimler Teşkilatının 3. Dünya Kongresinin, 16-20 Kasım tarihlerinde
Meksika'nın Başkenti Mexico City'de yapıldığını söyledi.

Teşkilata, 136 ülkeden binden fazla şehrin üye olduğunu belirten Erdoğan,
bu teşkilatın 3 yıllık başkanlığına oybirliği ile İstanbul Büyükşehir Belediye
Başkanı Kadir Topbaş'ın seçildiğini kaydetti.

Başbakan Erdoğan, hem Türkiye'yi hem de İstanbul'u gururlandıran bu
başarıdan dolayı Topbaş'ı tebrik etti ve kürsüye çağırdı.

Kadir Topbaş da yaptığı kısa konuşmada, zorlu bir süreçten sonra gurur
duyulan bu göreve seçildiğini belirtti.

Başbakan Erdoğan'ın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevi
sırasındaki Habitat-2 toplantısında, ''Dünyadaki yerel birliklerin ve
belediyelerin tek çatı altında toplanmasını'' önerdiğini ifade eden Topbaş,
üstlendiği büyük sorumluluğun gereğini yerine getirmeye çalışacağını kaydetti.

HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ

(12.37)