2012-10-05 - 14:30
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ MEHMET ŞANDIR VE ANTALYA MİLLETVEKİLİ MEHMET GÜNAL'IN BASIN TOPLANTISI?
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır ve MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal parlamentoda düzenledikleri basın toplantısında ekonomideki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundular.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet şandır ve MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal parlamentoda düzenledikleri basın toplantısında ekonomideki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundular.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, "uzun zamandır AKP hükümetinin belirlediği bir strateji ile milletin gündeminin göz ardı edildiğini" belirterek kış başlamadan önce büyük sıkıntılar içinde kıvranan halkımızın her kesiminin çok yoğun olarak yaşadığı bu zam zulmünü telin ediyoruz. AKP hükümeti fakir vatandaşlarımıza, dar gelirli vatandaşlarımıza zulmetmektedir. Bunu MHP Grubu olarak milletimiz adına şiddetle kınıyoruz" şeklinde konuştu.

MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, "sanal gündemlerle, balyoz tartışmaları ve sınır ötesi tartışmaları ile zamların üstünün kapatıldığını ancak vatandaşın gerçek gündeminin henüz tamamlanmamış olan zam furyası olduğunu" ifade ederek "AKP hükümetinin kendi sloganına benzeterek söylersek, 'durmak yok zamma devam' diyorlar" şeklinde konuştu.

Geçtiğimiz yıl 2012 bütçesi hazırlanırken "MHP olarak hem Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, sonrasında da Genel Kurul'da bütçe büyüklüklerinin gerçekçi olmadığını, gelir hedeflerinin de gider hedeflerinin de gerçekçi olmadığını ve bu şartlarda bu büyüme oranının tutturulamayacağını, bütçenin açık vereceğini söylediklerini" ifade eden Günal, "yeni vergiler mi koyacaksınız, zamlar mı koyacaksınız diye daha bir yıl önce söylemiştik" dedi.

Orta vadeli program ve mali planın Eylül ayına ertelendiğini hatırlatan Mehmet Günal, "ertelenmiş olmasına rağmen bütçe ile ilgili herhangi bir bilgi olmadığını" söyledi. Günal şunları kaydetti:

"Niye bekliyorlar? 17'sinde bütçe verilirken demek orta vadeli programlar mali plan ancak verilecek. Eylül'ün başında, 15'inde mali planın sunulması gerekiyordu. Hükümet neyle uğraşıyor bu arada? Bu kötü gidişin sorumlusunu arıyor. O bakan diğerini suçluyor, başka bakan Merkez Bankası başkanını suçluyor. İşte filanca şunu yaptı, falanca bunu yaptı. Ben merak ediyorum, bu bakanlar acaba farklı hükümetin bakanları mı? Bir koalisyon hükümeti mi var diye zaman zaman telaş ediyorum. Ama bakıyorum ki, şu anda bu kötü gidişi onlar da gördükleri için galiba bir günah keçisi arıyorlar."

Daha önceki vergi artışları dolaylı vergilerin yüzde 68-69'lardan aşağıya düşmediği, 70'lerde kaldığı bir ortamda tüketim üzerinden yani dar gelirli vatandaştan alınan vergiler olduğunu belirten Günal, bu durumun aynı zamanda gelir adaletsizliğine yol açtığını, yani dar gelirliden de, yüksek gelirliden de, zenginden de aynı oranda vergi alındığını ifade etti. Normal olanın, gelir vergisi, yani ücretli üzerinden değil de gelir üzerinden ve kurumlar vergisi olarak alınacak doğrudan vergiler olduğunu sözlerine ekleyen Günal, "tabi bu tahsili, tahakkuku biraz daha geç olduğu için ve o kesimin sesi çok çıktığı için maalesef vur abalıya misali vatandaşa dönüp doğrudan tüketim üzerinden alıyoruz. O nedenle de gelir adaletsizliğine aynı zamanda yoksulluğa da yol açan bir sonuçla karşı karşıyayız" şeklinde konuştu. Günal şunları kaydetti:

"Biliyorsunuz bu ara frenciler, gazcılar ekonomide ikiye bölünmüş durumdalar. Arada, tartışmaların arasında amiyane tabirle bir de ara gazı yapıyorlar, biliyorsunuz dolmuşçuların yaptığı gibi ama vatandaş o gazda boğuluyor şu anda. Yani o tartışmanın arasında olan dar gelirli vatandaşa oluyor. Zaten geçen gün açıklanan TÜİK araştırmasına göre büyük bir kısmı yoksulluk sınırının ve çok önemli bir kısmı da açlık sınırının altında yaşayan vatandaşlarımız, bütün bu vergilere zamlara katlanmak zorunda kalıyor. Maalesef uyarılarımızı dikkate almayan AKP'nin ekonomiden sorumlu bakanlarının ve başta Başbakan olmak üzere hükümetin tüzel kişi olarak bu ekonomideki koordinasyonsuzluğu ve birbiri ile suçlu arayışına girmeleri ve uygulanan yanlış politikaların sonuçları vatandaşlarımızı etkiliyor."

Ekonomi yönetimindeki koordinasyonsuzlukla bu meseleleri çözmenin "mümkünü olmadığını" söyleyen MHP'li Günal, öncelikle sorunun tespit edilmesi gerektiğini belirtti. Bu yönetim anlayışıyla, kronik hale gelmiş işsizlik, bütçe açığı, cari açık ve borçlar gibi sorunların çözülecek durumda olmadığını sözlerine ekleyen Günal, "biz MHP olarak her zaman yapıcı, yol gösterici, uzlaşmacı bir yönetim anlayışından yanayız. Muhalefet anlayışımız da böyledir. Kendilerine önerilerimizi hep sunduk, sunuyoruz da. Bütün seçim beyannamelerimizde, parti programımızda bu konuda yapılması gerekenler var. Öncelikle ekonomi yönetiminde bu şekilde beş-altı başlığı, her bakana göre özel durum yaratılarak bir koordinasyonsuzluk değil, ekonominin tek elde toplanması gerektiğini, kurumların yeniden yapılandırılarak yetkinin bir arada toplanmasını ve doğru bir yönetin anlayışıyla aynı zamanda bu yapısal sorunlara çözüm bulunması gerektiğini öneriyoruz" şeklinde konuştu.

MHP Antalya Milletvekili Günal, "Başbakan'a en yakın gazetelerden birisi, 'yanlış yönet, halka ödet' başlığını atmış. Yani bu suçun itirafı anlamına geliyor ama suçlu arayışları devam ediyor. Çok vahim tespitler de vardı içerisinde, bir tanesi çok önemli, efendim merkez bankası faizleri yüksek tutuyor, bundan dolayı da rantiye sınıfı bundan faydalanıyor diyor. Dolaylı olarak söylediklerinin özeti, bu faizleri düşürelim diyorlar. Hani Merkez Bankası bağımsızdı? Hani Merkez Bankası fiyat istikrarı için istediği kararları alabiliyordu? Dolayısıyla bir koordinasyonsuzluk var, bu kötü yönetimin bedelini de kendilerinin de itirafıyla maalesef vatandaş ödüyor. Özellikle de dar gelirli vatandaş ödüyor. Biz buradan tekrar ediyoruz. İnşallah uyarılarımızı dikkate alırlar, aksi takdirde bu sanal gündem arasında vatandaşın gerçek gündemi kaybolmaya devam edecek" dedi. Günal şunları kaydetti:

"Yeni bütçe geliyor. İnşallah burada gerçekçi bir bütçe yaparlar ki, yapamadıkları bu gecikmeden anlaşılıyor, henüz çerçevesi bile ortada yok, bunları dikkate alarak eğer yapısal önlemler almaya karar verirlerse MHP olarak her zaman olduğu gibi eğer milletimizin çıkarları doğrultusunda yapılması gerekenler varsa kendilerine destek olacağız ancak yanlışları varsa da her zaman eleştirmeye devam edeceğiz. İnşallah bu uyarılarımızı dikkate alırlar, vatandaşlarımız da bu zulümden bir an önce kurtulur diyoruz. Ama şu andaki yaşananlara bakarsak da ben pek o anlamda AKP hükümetini umut var görmüyorum. Şu anda Allah vatandaşlarımıza sabır versin demekten başka yapacağımız bir şey yok. Çünkü önümüzdeki süreçte diğer temel gıda maddelerine de yılbaşından itibaren zam gelebilir. Belki KDV'nin de eğer yetmezse yüzde 18'den 19'a çıkarılması yolunda Bakanlığın çalışma yaptığını bürokratlar kamuoyuna ifade etmişler, inşallah onlara gerek kalmadan bunlar çözülür. Üreten, istihdam yaratan, yatırım yapan, ihracat yapan bir ekonomik yapıya hep birlikte geçeriz diye umut ediyoruz."

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Suriye tezkeresi ve MHP'nin evet oyu ile ilgili sorulan bir soruya şu şekilde cevap verdi:

"MHP Türk milliyetçisi ideolojisinin siyasetini yapan bir siyasi partidir. Biz Türk milletinin onurunun, can güvenliğinin, kimliğinin, birliğinin, hukukunun siyasetini yapıyoruz. Bu ülkeye, Türkiye'ye ve Türk milletine yapılacak her saldırıya karşı MHP olarak devletimizin tüm gücüyle karşı konulmasına destek veririz. Bu ülkeye kimse saldırmaya cesaret edememeli. Buna karşı Türkiye bütün gücüyle karşı çıkmalıdır. Tezkere bunun için çıkartılmıştır. Türkiye'de hiç kimse hiçbir kurum, hiçbir siyasi parti savaş istememektedir. Bu tezkere bir savaş tezkeresi değildir. Türkiye'ye saldırıldığı takdirde buna karşılık vermek için TSK'nın sınır ötesi operasyon yapmasına bir anayasal mecburiyet vardır, bu yerine getirilmiştir. Türkiye'nin caydırıcı gücü, Türkiye'nin önleyici gücü ortaya konmuştur, buna ihtiyaç vardır. Bu asla bir saldırganlık ifade etmez. Türkiye'nin kendisine vaki saldırılara cevap vermek hakkı vardır ve Türkiye bir hakkını yerine getirmektedir. Akçakale ilçemize yapılan saldırılara üç gün sabredilmiştir. Ama ondan sonra bu saldırıların geldiği noktalara, hedeflere gereken cevap verilmiştir. Bundan sonra da bu tür saldırılar olursa verileceğini bütün dünya bu tezkere ile kararlılığımızı görmüştür. Bu tezkere bir irade beyanıdır. Bu tezkere bir kararlılık ifadesidir. Bu tezkere Türk milletinin bu türlü saldırılara karşı bedeli ne olursa olsun sonuna kadar korunacağının ifadesidir. MHP olarak biz bir ayrı hassasiyetimiz daha bulunmaktadır."

Tezkereye evet oyu verilmesinin gerekçesinin AK Parti'den farklı olduğunu sözlerine ekleyen Şandır, "Suriye'de yaşanan olaylardan sonra Suriye'nin kuzeyinde bir yönetim boşluğu oluşmuştur. Bu yönetim boşluğu pkk tarafından Barzani desteğinde Suriye yönetiminin desteğinde pkk tarafından doldurulmaktadır. Burada Irak'ın kuzeyine benzer bir siyasi yapılanmanın zemini hazırlanmaktadır. Bu Türkiye'nin milli güvenliğine karşı açık bir saldırıdır. Bunun önlenmesi için Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sınır ötesi operasyon yetkisi verilmesi gerekmektedir. MHP de dünkü tezkereden bunu anlamıştır ve bunun için evet oyu vermiştir" dedi.

MHP'li Milletvekillerinin tezkerenin görüşüldüğü Genel Kurul'a görevde olanlar haricinde tam kadro katıldığı bilgisini veren Şandır, "MHP'nin kendi gerekçesi doğrultusunda tüm Milletvekillerimiz grubumuzun evet kararı doğrultusunda evet oyu vererek oylamaya katılmıştır" dedi. MHP'li Şandır şunları kaydetti:

"AKP'nin Suriye politikalarını, dış politikasını asla desteklemiyoruz. Bu konuda baştan bu yana tenkitimiz var, önerimiz var, Türkiye bu savaşa, bu iç savaşa taraf olmamalıdır. Taraflar arasında arabulucu olmalıdır. MHP ilk günden bu yana Suriye'ye bir askeri operasyon yapılmamasını, Suriye'ye yapılacak bir uluslararası askeri müdahaleye Türkiye'nin katılmamasını, Suriye'ye yapılacak bir uluslararası askeri müdahaleye Türkiye topraklarının ve hava sahasının kullandırılmamasını ısrarla talep etmekteyiz. Önerimiz Türkiye kardeş Suriye'ye bu coğrafyaya sorumluluğu, kardeşlik sorumluluğu, komşuluk sorumluluğunun gereği ara bulucu olması gerekir. Çatışan taraflar arasında Türkiye ara bulucu olmalıdır. Ama AKP iktidarı maalesef ilk günden taraf olmuştur ve maalesef bir buçuk yıla yaklaşan sürede yaklaşık 40 bin insan hayatını kaybetmiştir. 2 milyona yakın insan yerinden yurdundan olmuştur ve Suriye bugün bir iç savaşın, bir kardeş kavgasının girdabında kan kaybetmektedir. Türkiye'nin de bunu bu politikalarla önleyebilme gücü maalesef görülmemektedir. Bunun için biz MHP olarak AKP'nin Suriye politikasına, dış politika stratejisini asla tasvip etmiyoruz. Ülkemizi, milletimizi, bölgemizi ateşe atan bir politika olarak değerlendiriyoruz. Ama Türkiye'ye ve Türk milletine saldırılmasına kim tarafından olursa olsun, sebebi ne olursa olsun müsaade edemeyiz, MHP olarak biz bu noktada devletin ve milletin tüm imkânlarının kullanılmasının arkasında oluruz, destekleriz. Gerekirse kendimiz de bir milli mücadele kapsamında bu mücadeleye katılırız." (14:30)

Banu Doğan