2012-02-16 - 14:00
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplanan Genel Kurulda, Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda değişiklik yapan kanun teklifinin görüşmelerine başlandı.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplanan Genel Kurulda, 3 milletvekili gündemdışı söz aldı.
Öztürk, özel yetkili mahkemelerin uygulamalarına ilişkin yaptığı gündemdışı konuşmada, DGM'lerin kaldırılarak, DGM'ler gibi olan özel yetkili mahkemelerin ihdas edildiğini anımsattı.
Bu mahkemelerin, hukuksuzluk, keyfilik üreten merkezler haline geldiğini, hukuku değil, siyaseti referans aldığını iddia eden Öztürk, ''Kimi zaman siyaset tarafından yönlendirilir hale gelmişler, kimi zaman yasama organı yerine geçerek siyaseti dizayn etme konumuna gelmişlerdir. Özel yetkili mahkemeler artık hak, hukuk tanımaz, dizginlenemez bir güç haline gelmişlerdir. Hukukun gücünü uygulama yerine, gücün hukukunu uygulamış, tarafsızlıklarını yitirmişlerdir. Yargı sistemi içinde özel yetkili mahkemeler diye bir kavram yoktur. Kahraman savcı, hakimlere, özel kişilere ihtiyacımız yok, hukuka saygılı hakim ve savcılara ihtiyacımız var'' diye konuştu.
CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz, Manisa'da faaliyet gösteren toprak sanayicilerinin sorunlarını, gündemdışı konuşmada dile getirdi.
Salihli ve Turgutlu'da, tuğla, kiremit fabrikalarının, en önemli iş alanlarından biri olduğunu kaydeden Öz, geçmişte sayıları çok daha fazla olan bu fabrikaların bugün 46'sının ayakta kalabildiğini söyledi.
Gündemdışı söz alan AK Parti İzmir Milletvekili Rifat Sait de yarın Kosova'nın bağımsızlığının 4. yılı olduğunu anımsatarak, bu bağımsızlığın dünyada büyük ses getirdiğini belirtti. Sait, Kosova'yı 87 ülkenin tanıdığını bunlardan ilkinin de Türkiye olduğunu kaydetti.
Sait, Mehmet Akif Ersoy'un baba memleketi Kosova'nın, bir Anadolu, Rumeli olduğunu, burada çok sayıda Osmanlı eseri bulunduğunu dile getirdi. Sait, en geç ülkelerden Kosova'nın, altın, gümüş, linyit, uranyum madenleriyle de önemli bir ülke olduğuna işaret etti.
Bu arada, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Genel Kurulda konuşması sırasında AK Parti'li milletvekillerinin kendisine laf attığını ancak bunların tutanaklarda yer almadığını ileri sürerek, bu duruma itiraz etti.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, stenografların, titizlikle tutanak tuttuğunu, bundan sonra da tutacaklarını vurgulayarak, ''Bu Mecliste hiçbir zaman tutanak tutanların üzerinde baskı olmadı, olmamalıdır. Tek satır bile kaçırmazlar'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda değişiklik yapan kanun teklifi, bugün görüşülecek.
AK Parti, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamadığı için TBMM Genel Kuruluna grup önerisi getirdi.
AK Parti'nin görüşmelerin ardından kabul edilen grup önerisine göre, Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda değişiklik yapan teklif, 48 saat geçmeden, bugün Genel Kurulda ele alınacak. Genel Kurul, teklifi yasalaştırana kadar çalışmalarını sürdürecek.
TBMM Genel Kurulu, yarın da mesai yapacak. Grup önerisiyle, bazı uluslararası anlaşmalar gündemin ön sıralarına çekildi.
Grup önerisi aleyhinde konuşan CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, teklifin, telaş ve heyecanla, Meclisin önceden planlanan çalışma düzenini değiştirerek görüşülmeye çalışıldığını söyledi.
AK Parti Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi, teklifte verilecek önergeyle Başbakanın, kamu görevlileri arasında görevlendireceği kişi ibaresinin yer alacağını belirtti.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın grup önerisi aleyhindeki konuşmasında, ''PKK gerillası'' ifadesine, AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi. Sakık, ''Sen terörist diyorsun halkın bir bölümü de bizim çocuklarımız diyor'' diye konuştu.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, işkence ve kötü muamele olayları ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi kabul edildi.
Öneri üzerine CHP grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, AK Parti iktidarı döneminde Türkiye'de işkence ve kötü muamele olaylarının azalmadığını, yalnızca gizlendiğini ileri sürdü. İşkence olaylarına ilişkin istatistiklerin yer aldığı bir tabloyu gösteren Tanrıkulu, ''2003- 2010 yılları arasında işkence ve kötü muamele nedeniyle 5 bin 643 kişi dava açmış. Aynı dönem içinde güvenlik güçlerine direndiği ya da hakaret ettiği gerekçesiyle 104 bin yurttaşa dava açılmış ve 64 bin yurttaş mahkum olmuş. Ne oldu da sizin döneminizde yurttaşlara bir cesaret geldi ve güvenlik güçlerine hakaret etmeye, direnmeye başladılar?'' diye konuştu.
Yargının güvenlik güçlerine direnme ve hakarete ilişkin olaylara daha fazla alaka gösterdiğini savunan Tanrıkulu, işkence ve kötü muamele suçlarında cezasızlığın devam ettiğini, işkencecilerin korunduğunu iddia etti.
Tanrıkulu, ''Vatandaşı hem severim, hem döverim'' diyerek demokrasinin tesis edilemeyeceğini, işkenceciyi koruyan hiçbir hükümetin ayakta kalamayacağını söyledi.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, ''İşkenceye yasak koyabilirsiniz ama işkenceye giden yolları kapatmazsanız bunu önleyemezsiniz'' dedi. İşkencenin aynı zamanda sosyolojik bir sorun olduğunu anlatan Yeniçeri, bu nedenle işkenceyi tamamen ortadan kaldırmak için toplumun bu konuda ''sıfır tolerans'' göstermesi gerektiğini vurguladı.
İşkencenin gelenekselleştiği yerde sosyolojik, siyasal, kültürel, dini inceleme ve irdelemelerin yapılmasının şart olduğunu dile getiren Yeniçeri,
''Yalnızca işkenceye karşı olmakla sorun çözülmüyor. Yasalar da sorunu tam olarak çözmez. Bunu doğuran sosyal, kültürel, ekonomik ve geleneksel damarların incelenmesi gerekiyor'' diye konuştu.
AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Kemal Şerbetçioğlu ise AK Parti iktidarı döneminde işkence kötü muamelenin önlenmesi için önemli düzenlemeler yapıldığını, mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü söyledi. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda işkence ve kötü muameleye ilişkin bir alt komisyonun çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Şerbetçioğlu, bu nedenle bir araştırma komisyonu kurulmasına gerek olmadığını kaydetti.
AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, AK Parti iktidarının işkencecilere ''sıfır tolerans'' göstererek, işkenceye karşı olduğunu gösterdiğini ifade etti. Şahin, işkencenin önüne geçilmesinin bir araştırma önergesi ile değil, yasal düzenlemeyle yapılmasının daha uygun olduğunu söyledi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, CHP'nin grup önerisi kabul edildi.
Önerinin kabul edilmesi üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı itiraz etti. Bunun üzerine CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce yerinden kalkarak AK Parti sıralarındaki milletvekillerini saydı ve ''44 kişi var'' dedi. Bazı muhalefet milletvekilleri önerinin kabul edilmesini alkışladı.
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Hükümetin işkence ve kötü muameleye karşı önemli adımlar attığını belirterek, ''Sistematik işkence, insan hakları ihlalleri ve bireyler üzerinde kötü muamele uygulamaları söz konusu değildir'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin kabul edilen grup önerisi üzerine, işkence ve kötü muameleye ilişkin araştırma önergesinin görüşmelerine geçildi.
Önerge üserinde Hükümet adına söz alan Bakan Kılıç, geçmiş yıllarda işkence ve kötü muamele konusunda Türkiye'ye atfedilen ithamların bilindiğini, ülkenin, uluslararası insan hakları kuruluşları nezdinde ikinci, üçüncü sınıf muamele gördüğünü söyledi.
AK Parti iktidarı ile birlikte bu işkence ve kötü muamelenin önlenmesi için önemli adımlar atıldığını anlatan Kılıç, ''İnsan haklarına riayet konusunda atılan adamların idareye yansıyan olumlu yanları herkesin malumudur. Bunu inkar etmek haksızlık olur'' diye konuştu.
Münferit olumsuzlukların yaşanabileceğini belirten Kılıç, bazı kamu görevlilerinin bireysel kusurlarında kaynaklanan olayların, hukuk kurallarının tümüyle ortadan kalktığı anlamına gelmediğini vurguladı.
Sistematik işkence, insan hakları ihlalleri ve bireyler üzerinde kötü muamele uygulamalarının söz konusu olmadığını belirten Kılıç, sistematik şekilde işkenceyle mücadele anlayışı, insan haklarının evrensel gereklerinin yerine getirilmesi vizyonun egemen olduğunu söyledi.
Araştırma önergesinin gerekçesinde, İzmir'deki bir karakolda, bir kadına yapılan kötü muameleye işaret edildiğini belirten Kılıç, bu olayla ilgili idari sistemin kamuoyundan özür dilediğini hatırlattı. Olayın gizlenmesi ya da örtbas edilmesi gibi bir yola başvurulmadığını vurgulayan Kılıç, şöyle devam etti:
''Olay, sonuna kadar takip edildi ve ediliyor. Göz önünde olmayan, bilinen ya da bilinmeyen, yargıya taşınan ya da taşınmayan her türlü insan hakkı ihlalini, insanlık ve onur meselesi olarak ele almak, insan olarak yaradılan herkesin asli vazifesidir. Biz buna böyle bakıyoruz. İşkence ve kötü muameleyi siyasi mesele olarak görmüyoruz. Bu konuyu iktidar-muhalefet çekişmesi olarak görmüyoruz. İşkencenin her türlüsünü, temelde insanlık sorunu, vicdan sorunu, hukuk sorunu olarak görüyoruz.
Hükümetimizin 'işkenceye sıfır tolerans' vizyonu Cumhuriyet tarihi boyunca ilk defa kazandırılmıştır. Hiçbir faili meçhul kalmasın diye azami çaba harcadık. Bizim hükümetimizden önce işlenen bazı cinayetlerin açığa çıkarılması için çaba ve gayret içinde olduk. Hiçbir insan hakkı ihlali, hiçbir cinayet ve hukuksuzluk göz göre, bilerek ve isteyerek örtülmemiştir, gizlenmemiştir, perdelenmemiştir. Bu irade, bu kararlılık bizde var. Bu çerçevede bilinen kararlılığımızı yeniden teyit etmeye gerek görmüyoruz.''
CHP'nin Meclis Araştırması açılması talebine değinen Kılıç, mevcut gündemde teklif ve tasarıları görüşüşmelerine bile zaman ayırmakta yer yer güçlük çekildiğini belirterek, yeni bir komisyon daha kurup, bu kadar komisyonu faal tutmanın işlevsel bir tercih olmayacağını söyledi.
CHP Grubu adına söz alan İzmir Milletvekili Rıza Türmen ise Kılıç'ın bir yandan konunun önemine vurgu yaptığını, diğer yandan bu komisyona ayıracak zamanın olmadığını söylediğini belirtti.
Türkiye'nin işkence ve kötü muameleye ilişkin mahkum olduğu davaların niteliğinde, geçmişe oranla değişiklikler olduğunu anlatan Türmen, ''1990'larda işkence kaba şekilde yapılıyordu. Filistin askısı, soğuk su, falaka gibi yöntemler vardı. Bugün bu yöntemlerin azaldığı doğru. Ancak artık mahkumiyet, işkence veya kötü muamele iddialarından sonra devlet gerekli özeni göstermemesinden kaynaklanıyor. Devlet, kötü muamele, işkence yapan kamu görevlisine kol kanat germektedir. Deliller ortadan kaldırılıyor, yargı önüne çıkarılmıyor ya da yargı süreci bir türlü işletilmiyor'' diye konuştu.
Polisin, bu konuda farklı bir yöntem izlediğini, kötü muamele uygulanan kişiye hemen karşı dava açtığını belirten Türmen, ''Karşı dava açıyor ve 'bana direnirken oldu' diyor. Bu konuda karşı dava serileri var'' dedi.
Türmen, adli tıp kurumunun bağımsız olmamasının işkence ve kötü muamele davalarında önemli sorun teşkil ettiğini söyledi.
MİT Kanunu'nda değişiklik öngören kanun teklifine de değinen Türmen, bunun yeni insan hakları sorunu yaratacağını ileri sürdü. Türmen, bir yanda bir kişi için bir yasal düzenleme yapıldığını, diğer yandan 8 milletvekilinin tutukluluğunun sürdüğünü söyledi.
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, BDP Şırnak Milletvekilleri Selma Irmak ve Faysal Sarıyıldız'ın, tutuklu bulundukları cezaevlerinde süresiz açlık grevine başladığını belirtti.
Kaplan, Irmak'ın Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nde kaldığı koğuşun 8 kişilik olmasına rağmen 38 kadının bulunduğunu ifade ederek, Irmak'ın, ''bu işkenceyi, baskıları, tecridi, haksızlık ve hukuksuzluğu protesto etmek için süresiz ölüm orucuna başladığını'' açıkladı.
Mardin Cezaevi'nde bulunan Faysal Sarıyıldız'ın da dün açlık grevine başladığını ifade eden Kaplan, cezaevinin, kapasitesinin 4 katı oranında dolu olduğunu söyledi.
Kaplan, ''Cezaevlerini doldurduğunuzda, bir yatağa 4 kişi koyduğunuzda insan haklarını ihlal ediyorsunuz, onur kırıcı davranışa zorluyorsunuz. Sizi insan hakları konusunda uzlaşmaya davet ediyorum'' dedi.
AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı, iktidarları döneminde, karakollara kameralar konulduğuna işaret ederek, ''Bundan 10-15 yıl önce karakollardaki ihlallere yönelik konuşmalar yapıyor olsaydık, başka iş yapamaz olurduk. Karakollar, Türkiye'nin yakın geçmişinde kapıları kapandığında içerde ne olup bittiğine ilişkin rivayetlerin insanlara ulaştığı yerdi'' diye konuştu.
Mecliste, her partide işkence, kötü muameleyi, fiilen yaşayanların olduğunu belirten Bostancı, ''Müteferrika'dan ben de geçtim. Emniyetin alt katındaki yerde, zanlı olarak getirilen kişilere, nasıl muamele yapıldığını gördüm. 12 Eylül döneminde bir çok cezaevinde insanlara işkenceler yapıldı, ben de 1 yıl kadar Mamak Askeri Cezaevi'nde kaldım, hem maruz kaldım hem şahidi oldum. Sadece 30 yıllık dönemde değil, geçmişe doğru gittiğimizde devlet, toplum ilişkilerinde devlet görevlilerinin çeşitli nedenlerle halka suçlu, şüpheli insanlar olarak yaklaştığı doğrudur. Devletin güvenlik aygıtları, bu çerçevede ironi olsun diye söylüyorum halkla ilişkiler faaliyeti yürüttüler'' diye konuştu.
Bostancı, İstanbul'da bir karakolda 2000 yılında, devletin envanterine kayıtlı Filistin askısı bulunduğunu ifade ederek, bugün böyle bir şey düşünülemeyeceğini söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, işkencenin Türkiye'de devam ettiğini, sadece üstünün örtüldüğünü ileri sürdü.
Tanrıkulu, geçen yıl 24 bin 938 polise karşı direnme davası açıldığını belirterek, ''Hukuka uygun görev yapıyorlarsa, yurttaşlar bu kadar niye direniyor ve hakaret ediyor- İşkence yoksa, bu sorun vardır, bunu araştıralım, işkence demek size zor geliyor. Bu Meclis işkenceyi, faili meçhulleri araştırmayacaksa kim yapacak, sadece yargının, yürütme organının mı görevi-'' diye sordu.
Önergenin görüşmesinin tamamlanmasının ardından yapılan oylamada, Meclis Araştırma açılması kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda değişiklik yapan kanun teklifinin görüşmelerine başlandı.
Genel Kurulda, grup önerilerinin görüşmelerinin ardından kanun teklifine geçildi. Teklif üzerinde ilk sözü, CHP Grubu adına Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk aldı.
(14.00)
Öztürk, özel yetkili mahkemelerin uygulamalarına ilişkin yaptığı gündemdışı konuşmada, DGM'lerin kaldırılarak, DGM'ler gibi olan özel yetkili mahkemelerin ihdas edildiğini anımsattı.
Bu mahkemelerin, hukuksuzluk, keyfilik üreten merkezler haline geldiğini, hukuku değil, siyaseti referans aldığını iddia eden Öztürk, ''Kimi zaman siyaset tarafından yönlendirilir hale gelmişler, kimi zaman yasama organı yerine geçerek siyaseti dizayn etme konumuna gelmişlerdir. Özel yetkili mahkemeler artık hak, hukuk tanımaz, dizginlenemez bir güç haline gelmişlerdir. Hukukun gücünü uygulama yerine, gücün hukukunu uygulamış, tarafsızlıklarını yitirmişlerdir. Yargı sistemi içinde özel yetkili mahkemeler diye bir kavram yoktur. Kahraman savcı, hakimlere, özel kişilere ihtiyacımız yok, hukuka saygılı hakim ve savcılara ihtiyacımız var'' diye konuştu.
CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz, Manisa'da faaliyet gösteren toprak sanayicilerinin sorunlarını, gündemdışı konuşmada dile getirdi.
Salihli ve Turgutlu'da, tuğla, kiremit fabrikalarının, en önemli iş alanlarından biri olduğunu kaydeden Öz, geçmişte sayıları çok daha fazla olan bu fabrikaların bugün 46'sının ayakta kalabildiğini söyledi.
Gündemdışı söz alan AK Parti İzmir Milletvekili Rifat Sait de yarın Kosova'nın bağımsızlığının 4. yılı olduğunu anımsatarak, bu bağımsızlığın dünyada büyük ses getirdiğini belirtti. Sait, Kosova'yı 87 ülkenin tanıdığını bunlardan ilkinin de Türkiye olduğunu kaydetti.
Sait, Mehmet Akif Ersoy'un baba memleketi Kosova'nın, bir Anadolu, Rumeli olduğunu, burada çok sayıda Osmanlı eseri bulunduğunu dile getirdi. Sait, en geç ülkelerden Kosova'nın, altın, gümüş, linyit, uranyum madenleriyle de önemli bir ülke olduğuna işaret etti.
Bu arada, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Genel Kurulda konuşması sırasında AK Parti'li milletvekillerinin kendisine laf attığını ancak bunların tutanaklarda yer almadığını ileri sürerek, bu duruma itiraz etti.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, stenografların, titizlikle tutanak tuttuğunu, bundan sonra da tutacaklarını vurgulayarak, ''Bu Mecliste hiçbir zaman tutanak tutanların üzerinde baskı olmadı, olmamalıdır. Tek satır bile kaçırmazlar'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda değişiklik yapan kanun teklifi, bugün görüşülecek.
AK Parti, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamadığı için TBMM Genel Kuruluna grup önerisi getirdi.
AK Parti'nin görüşmelerin ardından kabul edilen grup önerisine göre, Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda değişiklik yapan teklif, 48 saat geçmeden, bugün Genel Kurulda ele alınacak. Genel Kurul, teklifi yasalaştırana kadar çalışmalarını sürdürecek.
TBMM Genel Kurulu, yarın da mesai yapacak. Grup önerisiyle, bazı uluslararası anlaşmalar gündemin ön sıralarına çekildi.
Grup önerisi aleyhinde konuşan CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, teklifin, telaş ve heyecanla, Meclisin önceden planlanan çalışma düzenini değiştirerek görüşülmeye çalışıldığını söyledi.
AK Parti Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi, teklifte verilecek önergeyle Başbakanın, kamu görevlileri arasında görevlendireceği kişi ibaresinin yer alacağını belirtti.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın grup önerisi aleyhindeki konuşmasında, ''PKK gerillası'' ifadesine, AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi. Sakık, ''Sen terörist diyorsun halkın bir bölümü de bizim çocuklarımız diyor'' diye konuştu.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, işkence ve kötü muamele olayları ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi kabul edildi.
Öneri üzerine CHP grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, AK Parti iktidarı döneminde Türkiye'de işkence ve kötü muamele olaylarının azalmadığını, yalnızca gizlendiğini ileri sürdü. İşkence olaylarına ilişkin istatistiklerin yer aldığı bir tabloyu gösteren Tanrıkulu, ''2003- 2010 yılları arasında işkence ve kötü muamele nedeniyle 5 bin 643 kişi dava açmış. Aynı dönem içinde güvenlik güçlerine direndiği ya da hakaret ettiği gerekçesiyle 104 bin yurttaşa dava açılmış ve 64 bin yurttaş mahkum olmuş. Ne oldu da sizin döneminizde yurttaşlara bir cesaret geldi ve güvenlik güçlerine hakaret etmeye, direnmeye başladılar?'' diye konuştu.
Yargının güvenlik güçlerine direnme ve hakarete ilişkin olaylara daha fazla alaka gösterdiğini savunan Tanrıkulu, işkence ve kötü muamele suçlarında cezasızlığın devam ettiğini, işkencecilerin korunduğunu iddia etti.
Tanrıkulu, ''Vatandaşı hem severim, hem döverim'' diyerek demokrasinin tesis edilemeyeceğini, işkenceciyi koruyan hiçbir hükümetin ayakta kalamayacağını söyledi.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, ''İşkenceye yasak koyabilirsiniz ama işkenceye giden yolları kapatmazsanız bunu önleyemezsiniz'' dedi. İşkencenin aynı zamanda sosyolojik bir sorun olduğunu anlatan Yeniçeri, bu nedenle işkenceyi tamamen ortadan kaldırmak için toplumun bu konuda ''sıfır tolerans'' göstermesi gerektiğini vurguladı.
İşkencenin gelenekselleştiği yerde sosyolojik, siyasal, kültürel, dini inceleme ve irdelemelerin yapılmasının şart olduğunu dile getiren Yeniçeri,
''Yalnızca işkenceye karşı olmakla sorun çözülmüyor. Yasalar da sorunu tam olarak çözmez. Bunu doğuran sosyal, kültürel, ekonomik ve geleneksel damarların incelenmesi gerekiyor'' diye konuştu.
AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Kemal Şerbetçioğlu ise AK Parti iktidarı döneminde işkence kötü muamelenin önlenmesi için önemli düzenlemeler yapıldığını, mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü söyledi. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda işkence ve kötü muameleye ilişkin bir alt komisyonun çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Şerbetçioğlu, bu nedenle bir araştırma komisyonu kurulmasına gerek olmadığını kaydetti.
AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, AK Parti iktidarının işkencecilere ''sıfır tolerans'' göstererek, işkenceye karşı olduğunu gösterdiğini ifade etti. Şahin, işkencenin önüne geçilmesinin bir araştırma önergesi ile değil, yasal düzenlemeyle yapılmasının daha uygun olduğunu söyledi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, CHP'nin grup önerisi kabul edildi.
Önerinin kabul edilmesi üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı itiraz etti. Bunun üzerine CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce yerinden kalkarak AK Parti sıralarındaki milletvekillerini saydı ve ''44 kişi var'' dedi. Bazı muhalefet milletvekilleri önerinin kabul edilmesini alkışladı.
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Hükümetin işkence ve kötü muameleye karşı önemli adımlar attığını belirterek, ''Sistematik işkence, insan hakları ihlalleri ve bireyler üzerinde kötü muamele uygulamaları söz konusu değildir'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin kabul edilen grup önerisi üzerine, işkence ve kötü muameleye ilişkin araştırma önergesinin görüşmelerine geçildi.
Önerge üserinde Hükümet adına söz alan Bakan Kılıç, geçmiş yıllarda işkence ve kötü muamele konusunda Türkiye'ye atfedilen ithamların bilindiğini, ülkenin, uluslararası insan hakları kuruluşları nezdinde ikinci, üçüncü sınıf muamele gördüğünü söyledi.
AK Parti iktidarı ile birlikte bu işkence ve kötü muamelenin önlenmesi için önemli adımlar atıldığını anlatan Kılıç, ''İnsan haklarına riayet konusunda atılan adamların idareye yansıyan olumlu yanları herkesin malumudur. Bunu inkar etmek haksızlık olur'' diye konuştu.
Münferit olumsuzlukların yaşanabileceğini belirten Kılıç, bazı kamu görevlilerinin bireysel kusurlarında kaynaklanan olayların, hukuk kurallarının tümüyle ortadan kalktığı anlamına gelmediğini vurguladı.
Sistematik işkence, insan hakları ihlalleri ve bireyler üzerinde kötü muamele uygulamalarının söz konusu olmadığını belirten Kılıç, sistematik şekilde işkenceyle mücadele anlayışı, insan haklarının evrensel gereklerinin yerine getirilmesi vizyonun egemen olduğunu söyledi.
Araştırma önergesinin gerekçesinde, İzmir'deki bir karakolda, bir kadına yapılan kötü muameleye işaret edildiğini belirten Kılıç, bu olayla ilgili idari sistemin kamuoyundan özür dilediğini hatırlattı. Olayın gizlenmesi ya da örtbas edilmesi gibi bir yola başvurulmadığını vurgulayan Kılıç, şöyle devam etti:
''Olay, sonuna kadar takip edildi ve ediliyor. Göz önünde olmayan, bilinen ya da bilinmeyen, yargıya taşınan ya da taşınmayan her türlü insan hakkı ihlalini, insanlık ve onur meselesi olarak ele almak, insan olarak yaradılan herkesin asli vazifesidir. Biz buna böyle bakıyoruz. İşkence ve kötü muameleyi siyasi mesele olarak görmüyoruz. Bu konuyu iktidar-muhalefet çekişmesi olarak görmüyoruz. İşkencenin her türlüsünü, temelde insanlık sorunu, vicdan sorunu, hukuk sorunu olarak görüyoruz.
Hükümetimizin 'işkenceye sıfır tolerans' vizyonu Cumhuriyet tarihi boyunca ilk defa kazandırılmıştır. Hiçbir faili meçhul kalmasın diye azami çaba harcadık. Bizim hükümetimizden önce işlenen bazı cinayetlerin açığa çıkarılması için çaba ve gayret içinde olduk. Hiçbir insan hakkı ihlali, hiçbir cinayet ve hukuksuzluk göz göre, bilerek ve isteyerek örtülmemiştir, gizlenmemiştir, perdelenmemiştir. Bu irade, bu kararlılık bizde var. Bu çerçevede bilinen kararlılığımızı yeniden teyit etmeye gerek görmüyoruz.''
CHP'nin Meclis Araştırması açılması talebine değinen Kılıç, mevcut gündemde teklif ve tasarıları görüşüşmelerine bile zaman ayırmakta yer yer güçlük çekildiğini belirterek, yeni bir komisyon daha kurup, bu kadar komisyonu faal tutmanın işlevsel bir tercih olmayacağını söyledi.
CHP Grubu adına söz alan İzmir Milletvekili Rıza Türmen ise Kılıç'ın bir yandan konunun önemine vurgu yaptığını, diğer yandan bu komisyona ayıracak zamanın olmadığını söylediğini belirtti.
Türkiye'nin işkence ve kötü muameleye ilişkin mahkum olduğu davaların niteliğinde, geçmişe oranla değişiklikler olduğunu anlatan Türmen, ''1990'larda işkence kaba şekilde yapılıyordu. Filistin askısı, soğuk su, falaka gibi yöntemler vardı. Bugün bu yöntemlerin azaldığı doğru. Ancak artık mahkumiyet, işkence veya kötü muamele iddialarından sonra devlet gerekli özeni göstermemesinden kaynaklanıyor. Devlet, kötü muamele, işkence yapan kamu görevlisine kol kanat germektedir. Deliller ortadan kaldırılıyor, yargı önüne çıkarılmıyor ya da yargı süreci bir türlü işletilmiyor'' diye konuştu.
Polisin, bu konuda farklı bir yöntem izlediğini, kötü muamele uygulanan kişiye hemen karşı dava açtığını belirten Türmen, ''Karşı dava açıyor ve 'bana direnirken oldu' diyor. Bu konuda karşı dava serileri var'' dedi.
Türmen, adli tıp kurumunun bağımsız olmamasının işkence ve kötü muamele davalarında önemli sorun teşkil ettiğini söyledi.
MİT Kanunu'nda değişiklik öngören kanun teklifine de değinen Türmen, bunun yeni insan hakları sorunu yaratacağını ileri sürdü. Türmen, bir yanda bir kişi için bir yasal düzenleme yapıldığını, diğer yandan 8 milletvekilinin tutukluluğunun sürdüğünü söyledi.
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, BDP Şırnak Milletvekilleri Selma Irmak ve Faysal Sarıyıldız'ın, tutuklu bulundukları cezaevlerinde süresiz açlık grevine başladığını belirtti.
Kaplan, Irmak'ın Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nde kaldığı koğuşun 8 kişilik olmasına rağmen 38 kadının bulunduğunu ifade ederek, Irmak'ın, ''bu işkenceyi, baskıları, tecridi, haksızlık ve hukuksuzluğu protesto etmek için süresiz ölüm orucuna başladığını'' açıkladı.
Mardin Cezaevi'nde bulunan Faysal Sarıyıldız'ın da dün açlık grevine başladığını ifade eden Kaplan, cezaevinin, kapasitesinin 4 katı oranında dolu olduğunu söyledi.
Kaplan, ''Cezaevlerini doldurduğunuzda, bir yatağa 4 kişi koyduğunuzda insan haklarını ihlal ediyorsunuz, onur kırıcı davranışa zorluyorsunuz. Sizi insan hakları konusunda uzlaşmaya davet ediyorum'' dedi.
AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı, iktidarları döneminde, karakollara kameralar konulduğuna işaret ederek, ''Bundan 10-15 yıl önce karakollardaki ihlallere yönelik konuşmalar yapıyor olsaydık, başka iş yapamaz olurduk. Karakollar, Türkiye'nin yakın geçmişinde kapıları kapandığında içerde ne olup bittiğine ilişkin rivayetlerin insanlara ulaştığı yerdi'' diye konuştu.
Mecliste, her partide işkence, kötü muameleyi, fiilen yaşayanların olduğunu belirten Bostancı, ''Müteferrika'dan ben de geçtim. Emniyetin alt katındaki yerde, zanlı olarak getirilen kişilere, nasıl muamele yapıldığını gördüm. 12 Eylül döneminde bir çok cezaevinde insanlara işkenceler yapıldı, ben de 1 yıl kadar Mamak Askeri Cezaevi'nde kaldım, hem maruz kaldım hem şahidi oldum. Sadece 30 yıllık dönemde değil, geçmişe doğru gittiğimizde devlet, toplum ilişkilerinde devlet görevlilerinin çeşitli nedenlerle halka suçlu, şüpheli insanlar olarak yaklaştığı doğrudur. Devletin güvenlik aygıtları, bu çerçevede ironi olsun diye söylüyorum halkla ilişkiler faaliyeti yürüttüler'' diye konuştu.
Bostancı, İstanbul'da bir karakolda 2000 yılında, devletin envanterine kayıtlı Filistin askısı bulunduğunu ifade ederek, bugün böyle bir şey düşünülemeyeceğini söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, işkencenin Türkiye'de devam ettiğini, sadece üstünün örtüldüğünü ileri sürdü.
Tanrıkulu, geçen yıl 24 bin 938 polise karşı direnme davası açıldığını belirterek, ''Hukuka uygun görev yapıyorlarsa, yurttaşlar bu kadar niye direniyor ve hakaret ediyor- İşkence yoksa, bu sorun vardır, bunu araştıralım, işkence demek size zor geliyor. Bu Meclis işkenceyi, faili meçhulleri araştırmayacaksa kim yapacak, sadece yargının, yürütme organının mı görevi-'' diye sordu.
Önergenin görüşmesinin tamamlanmasının ardından yapılan oylamada, Meclis Araştırma açılması kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda değişiklik yapan kanun teklifinin görüşmelerine başlandı.
Genel Kurulda, grup önerilerinin görüşmelerinin ardından kanun teklifine geçildi. Teklif üzerinde ilk sözü, CHP Grubu adına Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk aldı.
(14.00)
