2017-01-03 - 16:02
CHP GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, büyük umutlarla başlamayı düşündükleri yeni yılda, acı olaylarla karşılaştıklarını belirtti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, büyük umutlarla başlamayı düşündükleri yeni yılda, acı olaylarla karşılaştıklarını belirtti.

Her yıl sonunun bir milat olduğunu ve insanların bir yılın hesabını yaptığını ifade eden Kılıçdaroğlu, insanlık tarihinin hep umudu yaşattığını anlattı.

"Eğer umutsuz bir toplum yaratırsak, öyle bir ortam yaratırsak devleti yaşatamayız." diyen Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin 2016'da çok büyük acılar yaşadığını, yüzlerce askerini, polisini, vatandaşını ve korucusunu şehit verdiğini hatırlattı.

Tüm bu acılar yaşanırken, herkesin "Bu memleket nasıl bu hale geldi?" sorusunu kendisine sormak zorunda olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Eğer bu soruyu sormuyorsak biz insan değiliz. En büyük endişem 2017'nin, 2016'yı aratmasıdır. Böyle bir tabloyu içime sindiremiyorum. Böyle bir tabloyu Türkiye daha uzun süre kaldıramaz. Bu memleketi bu hale kimler getirdi? Kimler sorumlu? Bakkal mı, manav mı, simitçi mi sorumlu bu işten? Hiç ortada sorumlu yok. Ahlak dediğimiz bir kavram var, Anayasa da söylüyor zaten. 'Sorumlu hükümettir' diyor. Ortada sorumlu yok. Ne olduğu belli değil. Dönüyor ülkeyi yöneten Sayın Başbakan, 'buna benzer terör eylemleri olacaktır.' diyor. 'Önleyeceğiz' demiyor, 'olacaktır' diyor. Türkiye'yi umutsuzluğa sürüklemek için bundan daha farklı cümle kullanamazsınız zaten."

Kılıçdaroğlu, Türkiye'de yaşayan herkeste kaygı olduğunu, öldürülme korkusu bulunduğunu savunarak, bu korkunun Türkiye'nin üstüne sindiğini ileri sürdü.

"Ama iyi ki bu memlekette CHP var." ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Bunu her yerde rahatlıkla söyleyebilirsiniz. Mazlumun başı derde girdiğinde CHP orada. Şehit ailelerinin acıları paylaşılırken, bir kişiye haksızlık yapıldığında CHP orada... Siyasette düzeyi yükselten, doğruya doğru, eğriye eğri diyen bir CHP var. İnsan sevgisi üzerine inşa edilen bir siyaset anlayışını Türkiye'de yaygınlaştırmak istiyoruz. Hayatında CHP'ye oy vermeyen vatandaşlara seslenmek istiyorum; elinizi vicdanınıza koyun, kavgadan, gözyaşından, annelerin feryadından bıkmadınız mı, yılmadınız mı? Babaları, gencecik çocukları toprağa verirken hiç üzülmediniz mi? 'Memleketi bu hale kim getirdi' diye sormayacak mısınız?"

Kendilerinin Türkiye'nin sorunlarını çözme yollarını düşünürken, iktidarın başka şeyler düşündüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin yönetilmediğini iddia etti.

Kemal Kılıçdaroğlu, "Eğer devlette liyakat sistemini bozarsanız, devleti çökertirsiniz. Şu anda çöken bir devlet gerçeği ile karşı karşıyayız. Teröre teslim olan bir iktidarla karşı karşıyayız. Mücadeleyi nasıl yapacağını bilmeyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Terörle mücadele tumturaklı laflarla olmaz. Akılla olur, basiretle, kültürle olur. Terörün yeşermeyeceği alanları yaratacaksınız. Birilerinin sırtını sıvazlarsanız, terörü yeşertirsiniz." diye konuştu.

Kendilerinin bunları söylediği zaman "Vay, bak yine CHP ne söylüyor." denildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, CHP'nin yaptığının hataları hatırlatmak olduğunu belirtti.

Kemal Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Dünyanın dört bir tarafında militanlar Türkiye üzerinden Suriye ve Irak'a geçti. Ben söylemiyorum bunu. 12 Ağustos 2012, IŞİD komutanı söylüyor: 'Bize savaşın başında katılan savaşçının çoğunun yanı sıra teçhizatımız ve tedarikimiz Türkiye üzerinden geldi.' Peki bunlar gelirken bu ülkenin hükümeti kimdi? IŞİD militanları televizyonlara çıkıyorlardı, internet siteleri, yayın organları vardı. Hükümet neredeydi? Musul Konsolosluğumuz basıldı, 49 vatandaşımız günlerce rehin tutuldu. Çıkıp dediler mi, 'bunu IŞİD yaptı.' Diyemediler. Bir terör örgütüyle ideolojik akrabalık kurarsanız bunlar başınıza gelir. Elli sefer söyledik, başka devletlerin içişlerine karışmayın. Defalarca söyledik. Tırlarla silah gönderdiler. Ne işin var senin silahla. Şimdi o silahların tamamı Türkiye'ye döndü. El Nusra'yla akrabalık kurdular, diyalog kurdular. Çıktı bunu bu ülkenin Cumhurbaşkanı muhtarlar toplantısında söyledi: 'Putin söyledi. El Nusra'yı çekin. Biz de arkadaşlarımıza söyledik, El Nusra Halep'ten çekilsin'. Ne demek bu biliyor musunuz? Koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ni bir terör örgütü ile muhatap kılmak demektir. Bunu da bütün dünyaya Cumhurbaşkanı ağzıyla itiraf etmek demektir."

CHP'ye oy vermeyen vatandaşlara seslenen Kılıçdaroğlu, "Bir ülkenin cumhurbaşkanı bunu yaparsa, Türkiye Cumhuriyetinin itibarı derinden sarsılır. Terör örgütleriyle iş tutan devlet imajı doğar. Bu imaj doğdu maalesef." ifadesini kullandı.

"IŞİD'i beslediniz, 70 ilden IŞİD'e militan katıldı." görüşünü savunan Kılıçdaroğlu, "Eğer Türkiye'de 70 ilden IŞİD'e militan devşiriliyorsa, nasıl mücadele edeceksiniz?" diye sordu.

Sağlık Bakanı tarafından yaralı DEAŞ militanlarının Türkiye'de tedavi edildiğinin söylendiğini de ileri süren Kılıçdaroğlu, "Devlet böyle mi yönetilir?" sorusunu yöneltti.

"Devletin valisi, kaymakamı, savcısı, rektörü, hakimi, nasıl oldu da terör örgütlerine teslim edildi? O makamlar nasıl oldu da terör örgütlerine verildi?" diyen Kılıçdaroğlu, bunlar yapılırken bir kişinin de sorumluluğu üstlenmediğine dikkati çekti.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Hepsi söz birliği ediyor, 'bu işin sorumlusu CHP' diye. CHP iktidarda mı? İnsanda biraz ahlak olur. Şimdi onu bıraktılar, 'bir üst akıl bunları yapıyor'. Bunlar hiçbir şey yapmıyorlar, her şeyi üst akıl yapıyor. Sen hükmetme gücünü kaybetmişsin, aciz durumdasın ve bunu itiraf ediyorsun. 'Üst akıl tuzak kuruyor.' Sen hükümetsin, tuzağı boz kardeşim. 'Bunları yapamıyorum?' Yapamıyorsan istifa edeceksin kardeşim. 'Ben beceremiyorum, yönetemiyorum, terörü engelleyemiyorum' diyeceksin. 'PKK'ya da IŞİD'e de FETÖ'ye de Türkiye'yi teslim ettim, beni affedin' diyeceksin. 'İzzeti ikbal ile babı hükümetten çekiliyorum' diyeceksin. Bunu dersen ben sana saygı duyarım. Demediğin takdirde sen saygıyı hakeden bir hükümet değilsin kardeşim. Sen terör örgütlerine yardım ve yataklık yapan bir hükümetsin."

Sürekli olarak, "Etnik kimlik, inanç ve yaşam tarzı üzerinden siyaset yapmayın." dediklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu üç ana unsurun terör örgütlerini besleyen unsurlar olduğunu vurguladı.

Bu üç unsur üzerinden siyaset yapılırsa, bunun bölücülük olacağını savunan Kılıçdaroğlu, "Bunları söylemekten dilimde tüy bitti ama ben söyledim hükümet sağır, duymuyor. Bazı çevreler de sağır, onlar da duymuyor. Etnik kimlik üzerinden siyaset olur mu? Hangi Allah'ın kulu anne ve basanı seçme şansına sahip." dedi.

Anadolu kültürünün sevgi, dostluk üzerine inşa edildiğinin altını çizen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Ama biz bunların tamamını bir tarafa bıraktık. Ne oldu? Suudi Arabistan'dan selefileri Türkiye'ye getirdik. Herkese düşman. Kendisi gibi düşünmeyen herkesin katledilmesini öngörüyorlar. Böyle bir Müslümanlık anlayışı yoktur. Hepimizin düşünmesi, sorgulaması lazım." diye konuştu.

Ortaköy'deki terör saldırısına değinen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yılbaşı gecesi güvenlik önlemleri alınmış. Terör örgütü militanı taksiyle geliyor. Elinde kalaşnikof, sokakta ateş ediyor, polisi öldürüyor, güvenlik görevlisini öldürüyor. İçeri giriyor, herkesi tek tek öldürüyor, 39 kişinin hayatına kastediyor sonra elini kolunu sallayarak çıkıp gidiyor. 200 metre ötesinde de karakol var. Etrafta polis kaynıyor. Nasıl oluyor bu? Şimdi ben bunu sordum diye yine bütün sosyal medyadan ak troller bize saldıracaklar. İstediğiniz kadar saldırın, saldırmazsanız adam değilsiniz. Şimdi laikliği ayrışma aracı olarak görmeye başladılar. Laiklik din ve vicdan özgürlüğü demektir, kimsenin inancına, yaşam tarzına müdahale edilmemesi demektir. Herkes yasalara uygun olarak istediği gibi yaşar. Şimdi bunun üzerinden toplumu bölmeye çalışıyorlar. Yine inançları kullanıyorlar. Onlara şunu söylemek isterim; sevgili Peygamberimizin hayatını okuyun, yeniden okuyun. Nasıl yaşadığına bakın. Yüreğindeki insan sevgisini görün, dostluğu görün. Size dayatılan kitapları değil, hiçbir şey yapmıyorsanız, açın kutsal kitabınızı okuyun. Orada göreceksiniz bütün gerçekleri."

Hükümetin tüm bunları fırsat bilip, "zam yağmuru yağdırdığını" belirten Kılıçdaroğlu, "Terör var, herkes can derdinde ama bunlar aynı zamanda mal derdinde. Zam üstüne zam yaptılar. Kimse nasıl olsa farkına varmaz, giydir giydirdiğin kadar." dedi.

Bu arada asgari ücrete de yüzde 8 zam yapıldığını ve asgari ücretin bin 404 liraya çıkarıldığını aktaran Kılıçdaroğlu, bunu duyduğunda Cumhurbaşkanı ve Başbakana "Bu parayla bir ay geçinin." dediğini söyledi.

Bunu dedikten sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun, "Kılıçdaroğlu'nun duygusal, tahrik edici konuşmasını doğru bulmuyorum." dediğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Duygusal olur ama tahrik edici değil. Bin 404 lira vermişsin, ben sana adam gibi soru soruyorum. Bu parayla sen geçinebilir misin, geçinemez misin? Ertesi ay yine maaşını alacaksın. Bir dene gerçeği gör." ifadesini kullandı.

Müezzinoğlu'nun devamında, "Ama kendisi dahil Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan ben dahil asgari ücretin altındaki rakamlarla geçindiğimizi biliyorum. Buna kendisi de dahil." dediğini belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Ben Sayın Müezzinoğlu'na şunu söylemek isterim; hayatım boyunca hiçbir zaman asgari ücretle geçinmedim. Hep asgari ücretin üzerinde gelirlerdi. Öğrencilik dönemi hariç, devlete girdiğim andan itibaren hep asgari ücretin üstünde aylık aldım. Onlar asgari ücretin altında aylık aldıklarını söylüyorlar. Ama benim gemilerim yok, onların gemileri var. Benim çocuklarımın durumları malum, onların çocuklarının durumları da malum. Açık ve net söylüyorum; ben kul hakkı yemem ama onların tamamı kul hakkı yer. Ben devletin malına el uzatmam, onların tamamı devlet malına el uzatmıştır. Benim evimdeki ayakkabı kutularında ayakkabılar var, onların evlerindeki ayakkabı kutularında dolarlar var."

Kılıçdaroğlu, sosyal güvenlik kurumlarının muayene ücretlerine yüzde 20 ile yüzde 60 arasında, otoyollara yüzde 15, köprü geçişlerine yüzde 48, cep telefonlarına yüzde 33 ÖTV, müze ücretlerine yüzde 400, otogaza, doğalgaza, benzine, mazota elektriğe zam yapıldığını bildirdi.

Osmangazi Köprüsü'nün yol geçişinde indirim yapıldığına değinen Kılıçdaroğlu, "Sanıyorlar ki milleti kandıracağız. Her gün sen, 40 bin araç üzerinden işverene para ödeyeceksin. 30 bin geçtiyse 10 binini ödeyeceksin, 5 bin geçtiyse 35 bininin ücretini sen ödeyeceksin. Bu nedir biliyor musun; hayatı boyunca o köprüden geçmeyecek olan Bayburtlu da Ardahanlı da bu parayı ödüyor. Burada, 'Biz köprü yaptık' diyorlar. Sen köprüyü bu milletin, garibanın sırtından yaptın. Kime; kendi yandaşlarına daha büyük para aktarmak için. Köprü elbette yapılsın ama böyle yapılmasın, böyle olmaz. Deli Dumrul köprüsü istemiyoruz. Boğaz Köprüsü'nden geçiş yapılıyor, parayı devlet alıyor, bir mesele yok. Öbür köprüden parayı devlet almıyor. Tam tersine devlet cebinden onlara para ödüyor." ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, iletim hatlarında arızadan dolayı elektrik kesintisi olduğunun söylediğini, milletin yanlış bilgilendirildiğini savundu.

Doğalgaz çevirim santrallerinin elektrik üretmediğini öne süren Kılıçdaroğlu, kasımda elektriğin yüzde 37,9'unu çevrim santralleri üretirken şimdi bunun yüzde 17,4'e düştüğünü belirtti. Kılıçdaroğlu, büyük organize sanayi bölgelerinde üretimin durduğunu iddia etti.

Kılıçdaroğlu, "Vallahi de billahi de bunlar Türkiye'yi yönetemiyorlar, yönetme güçleri, kapasiteleri, ahlakları, bilgileri yok. Vatandaşın derdi ayrı, bunların derdi ayrı. (İlla bir kişiyi Türkiye Cumhuriyeti'ne başkan yapacağız) " diye konuştu.

TBMM Anayasa Komisyonunda kabul edilen anayasa değişikliği teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, komisyonda görüş bildiren CHP milletvekillerinin, üzerine düşen bütün görevi yaptığını, tarihe not düştüğünü ifade etti.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Esad'a kızan adamlar, Esad'a 'Esed' diye tanımlayan adamlar, 'koltuğundan edeceğiz' diyen adamlar, gidip Esad'ın anayasasını getirip, Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasası olarak Meclisten geçirmek istiyorlar. Meclisin yetkilerini elinden almak istiyorlar. 140 yıllık parlamento geleneğimizi yerle yeksan etmek istiyorlar. 'Biz tarihimize bağlıyız'ı laf olarak söylüyorlar. Tarihinize bağlı değil, yeri geldiğinde siz tarihi inkar eden insanlarsınız. Biz artısıyla eksisiyle tarihimize bağlıyız, tarihimizle gurur duyarız.

Bu anayasa değişikliğinin demokrasi açısından büyük bir ayıbı var. O ayıp şu; bazı milletvekilleri, AK Parti milletvekilleri, anayasa değişiklik metnini görmeden imzaladılar. 'Hayatımda hiç CHP'ye oy vermedim' diyen vatandaşlarıma sesleniyorum; Türkiye Cumhuriyeti gibi bir ülkede anayasa değişiklik metnini görmeden, o metni imzalayan insanlar, milletin vekili olamazlar. Bu kadar büyük bir ayıbı bu parlamento kaldıramaz. Türkiye'de rejimi değiştiriyorsun ne olduğunu bilmiyorsun, altına imza atıyorsun, facebook sayfasında da bunu yayınlıyorsun. Sen milletvekili olamazsın, sen adam da olamazsın, siyasetçi de olamazsın, ahlaklı biri de olamazsın. Sen insan haklarına saygılı da değilsin."

Kılıçdaroğlu, TBMM'nin yetkilerinin, bir kişiye devredildiğini, havuz akademisyenlerinin ise "Meclisin yetkileri arttı" dediğine işaret etti.

Eğer TBMM'nin yetkileri bir kişiye devrediliyorsa, TBMM'nin tarihine, manevi değerlerine ihanet edildiği anlamına geldiğini savunan Kılıçdaroğlu, bir kişiye, Mustafa Kemal Atatürk'e verilmeyen yetkinin,TBMM'yi fesih yetkisini verildiğini bildirdi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin, süratle daha karanlık bir ortamın içine çekildiğini öne sürerek, "Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Meclis Başkanı'ndan rica ediyorum, bu teklifi lütfen geri çekin." dedi.

Türkiye'nin, bu gerilimi kaldıramayacağını belirten Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Tarihe, dünyaya, demokrasiye, insan haklarına, bağımsız yargıya, dünyanın bütün uygar ülkelerine bakın. Böyle bir düzenlemeyi Türkiye kaldıramaz. Türkiye'nin tarihine ihanettir bu. Bu parlamento, TBMM, eğer Gazi Meclis ise eğer bu Meclis milli kurtuluş savaşını yönetmişse, eğer bu Meclis Mustafa Kemal Atatürk'e bile sınırlı gün için vermişse, bu Meclis en son 15 Temmuz darbe girişiminde, bombalar yağarken, kurşunlar atılırken çalışmasını sürdürmüş ve darbeyi püskürtmüşse bu teklifin geri çekilmesi lazım. Çekilmiyorsa bu parlamentoya ihanet ediliyor demektir.

Bir kişiye birden fazla ili kapsayan bölgeler kurma yetkisini de veriyorlar. Yani eyalet sistemini de getiriyoruz. Bir kişiye devleti sıfırdan yeniden yapılandırma yetkisi veriyoruz. Nasıl olur böyle bir şey? Ne aklın, ne vicdanın, ne mantığın, ne bilginin, ne birikimin ne hukukun kaldıramayacağı bir düzenlemedir bu. Bunları asla doğru bulmuyoruz. O nedenle bu anayasa değişikliği CHP'nin sorunu değildir tek başına. Atatürkçüler, milliyetçiler, demokratlar, liberaller, samimi Müslümanlar, demokrasiyi isteyenler, kadın-erkek eşitliği isteyenler, 'Evimizde huzur içinde yaşayalım' diyenler, bu ülkede adalet bekleyenlerin ortak sorunudur. Muhafazakarların ortak sorunudur. Hep beraber bu anayasa değişikliğine karşı mücadele etmek zorundayız. Ama ben yine söylüyorum; Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Meclis Başkanı, Sayın Başbakan; sizden rica ediyorum, lütfen bu anayasa değişikliği teklifini geri çekiniz. Türkiye'ye en büyük hizmeti yapmış olursunuz."

Mersin'de yaşanan sel felaketinde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dileyen Kılıçdaroğlu, çiftçilerin büyük zarara uğradığını, bu zararın giderilmesine yönelik mali desteğin biran önce verilmesini istedi.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi yayın danışma kurulu üyesi Aslı Erdoğan ve yazar Necmiye Alpay'ın tahliyesine de değinen Kılıçdaroğlu, "Kendileriyle telefonda görüştüm, 'Aramıza hoş geldiniz' dedim. Ama hiç üzülmeyin, gönlünüz rahat olsun, içerdekilerin de gönlü rahat olsun. İçerdekilerle dışarıdakiler arasında büyük bir fark yok. İçerdekiler otobüse binemiyorlar, ev ziyaretlerine gidemiyorlar, rahatlıkla arkadaşlarıyla konuşamıyorlar, rahatlıkla istedikleri kitabı alıp okuyamıyorlar. Ama dışarıdakiler de yarı açık bir cezaevinde yaşıyorlar. Dolayısıyla hep birlikte ortak mücadeleyi sürdüreceğiz." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Gazeteci Ahmet Şık'ın tutuklanmasını da eleştirerek, Şık'ın geçmişte FETÖ mağduru olduğunu, şimdi de başka bir mağduriyet yaşadığını bildirdi. Şık'ın onurlu, dik duran namuslu bir gazeteci olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Her zaman yanındayız, onunla gurur duyuyoruz. Her zaman onu seveceğiz, sevmeye devam edeceğiz." ifadesini kullandı.