2006-12-12 - 14:00
ANAVATAN GENEL BAŞKANI MUMCU:
''Bugün Başbakan da dahil olmak üzere herkes, AB'ye eseflerini bildiriyor. Ayıptır, adamlar dün ne söyledilerse, bugün de aynı şeyi söylüyorlar. Anlamazlıktan gelen, sözü çarpıtan sizsiniz''
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve bazı kesimlerin AB'ye yönelik tavırlarını eleştirerek, ''Bugün Başbakan da dahil olmak üzere herkes, AB'ye eseflerini bildiriyor. Ayıptır, adamlar dün ne söyledilerse, bugün de aynı şeyi söylüyorlar.
Anlamazlıktan gelen, sözü çarpıtan sizsiniz'' dedi.

Partisinin grup toplantısındaki konuşmasına, Meclis TV'nin kuruluşunun 13. yıldönümü olduğunu hatırlatarak başlayan Mumcu, bu televizyonun, demokrasinin yerleşmesi ve kökleşmesinde önemli bir başlangıç olduğunu söyledi.
Mumcu, Meclis TV'nin, Hüsamettin Cindoruk'un başkanlık yaptığı dönemde yayın hayatına başladığını dile getirerek, ''Sayın Cindoruk'un TBMM Başkanlığı dönemi, altı özenle çizilmeye değerdir. O dönem, milli egemenliğin hak ettiği gibi temsil edildiği dönem olmuştur'' dedi.
Muhalefet partilerinin, iktidar nimetlerini paylaştırma imkanına sahip bulunmadığını, bunun sonucu da iletişim imkanlarının geniş olmadığını ifade eden Mumcu, şunları kaydetti:
''25 dakikadır grup toplantımıza başlayamıyoruz. 4 toplantıdır aynı şeyi yaşıyoruz. Herkes zamanında gelsin. Herkes zamanında yapsın her şeyi. Demokrasi, çoğulculuk rejimidir, çoğunluk rejimi değildir. TBMM Başkanı'na bir kez daha söylemeye gerek yok. Çünkü boşuna söylemiş olacağım. Böyle bir adalet, demokrasi anlayışına sahip bir muhatap bulunmadığı için bir kez tekrar etmenin hiçbir anlamı yok.''

-KIBRIS SORUNU-
Mumcu, AB ile müzakerelerin geldiği noktada, Kıbrıs'ın bir düğüm haline gelmiş olmasının sürpriz olmadığını söyledi. Daha müzakerelerin açılmasına karar verilirken, işin buraya sürekleneceğinin belli olduğunu kaydeden Mumcu, AB'nin, niyetini çok açık ortaya koyduğunu söyledi. Mumcu, şöyle konuştu:
''Henüz Türkiye'nin zafer çığlıkları attığı dönemde, 17 Aralık müzakerelerinin başlatılması kararının alındığı günlerde, arifesinde ve sonrasında yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında da bu konular değerlendirilmiş.
Türkiye'nin bugün buraya geleceği o gün işaret edilmişti. O gün Bakanlar Kurulunda Kıbrıs sorununun çözüm platformunun yegane zemininin BM olduğu tezi ifade edilmiş; bu tez, Dışişleri Bakanı ve Başbakan tarafından reddedilmiştir.
AB ile Kıbrıs'ta şartlı bir müzakere sürecinin başlatılmasının, Kıbrıs'ta sürekli parça parça tavizler vererek, Türkiye'yi ne AB'de bir noktayla
getireceği, ne de verilmiş tavizleri geri alınabileceği noktasında Hükümet uyarılmış, ama bu uyarılara ne Başbakan ne Dışişleri Bakanı kulak vermemiştir.''

-''SÖYLEYECEĞİM TEK SÖZ, PES...''-
Erkan Mumcu, Başbakan Erdoğan'ın bugünkü grup toplantısını izlerken,''pes'' demekten başka bir şey aklına gelmediğini ifade ederek, ''Çok yüzlülüğün, dün öyle bugün öyle olmanın, işine geldiği gibi konuşmanın, gerçekleri saptırmanın, gerçeğe hiç eyvallahı olmamanın bu kadarı ve bütün bunları hiç sıkılmadan rahatça, su içer gibi rahat yapabilmenin karşısında, benim söyleyeceğim tek söz var; pes...'' diye konuştu.
Hükümetin geçen hafta ''büyük bir diplomatik ataktan, gol atıp ters köşeye yatırmaktan'' söz ettiğini belirten Mumcu, ''Tezahürat medyası da sürekli olağanüstü bir hamle gerçekleştirildiğini söylüyor'' dedi. ''Bugün ne oldu?'' diye soran Mumcu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bugün Başbakan da dahil olmak üzere herkes, AB'ye eseflerini bildiriyor.
Ayıptır, adamlar dün ne söyledilerse, 1 yıl önce ne söyledilerse, bugün de aynı şeyi söylüyorlar. Anlamazlıktan gelen, sözü çarpıtan sizsiniz. Siz Ek Protokol hükümlerini uygulayacağınıza dair imza atarken, neye imza attığınızı bilmiyor muydunuz? Böyle bir şey olabilir mi? Bugünden itibaren bir Kıbrıs milliyetçiliği rüzgarı esiyor.
Başbakanın, ''kendilerinden önce Kıbrıs için hiç kimsenin bir şey yapmadığı, ne yapıldıysa kendilerinin yaptığı'' yolunda açıklamalar yaptığını ifade eden Mumcu, ''Ben 1 hafta öncesini düşünüyorum. Ne bu Hükümet, ne bu Başbakan, milli bir bilince sahip değil'' dedi. Mumcu, şunları söyledi:
''Kanıt mı istiyorsunuz, geçen hafta Sayın Başbakan, Rauf Denktaş'a meydanlardan bağırmıyor muydu? 'Çek git Kıbrıs'a' demiyor muydu? 'Git kendi halkına anlat, benim halkımın kafasını karıştırma?' diye gürleyen Başbakan değil miydi? Kıbrıs halkı ne zaman başkalarının halkı oldu? Biz yekpare bir millet değil miyiz? Kıbrıs ne zaman ötekilerin ülkesi oldu? Burası Anavatan, orası Yavruvatan değil mi? Bizim milli bilincimiz bunu söylemiyor mu? Kıbrıs'ı Konya'dan Antalya'dan Kütahya'dan, Kars'tan Iğdır'dan, Van'dan farklı düşünmemizi zorunlu kılacak, ne var ortada? Ama bu bir bilinç altının açığa çıkmasıdır.''

-''BAŞBAKAN LOZAN'I BİLMEZ''-
ANAVATAN Lideri Mumcu, Başbakan Erdoğan'ın bir gazeteciye, İnönü'nün, Lozan müzakereleri sürecinde söylediği sözleri anlattığını ifade ederek, ''Başbakan o sözleri gözü kapalı okusun, süre verin yarım saat, 5 defa, 30 defa oksun, içinden 3 cümleyi tekrar edebilirse ben bütün milletten özür dileyeceğim. Kimi kandırıyorsun kardeşim. Bilmez ki, bilseydi böyle olmazdı. Onun Kıbrıs ve Lozan konusunda öğrendikleri, 'Lozan, Hezimet mi Zafer mi' diye bir kitaptır. O kitapta Lozan'ın Kıbrıs konusunda bir hezimet olduğunu yazar. Lozan hakkında eğer başka bir şey biliyorsa, ben özür dilemeye hazırım, ama bilmez'' diye konuştu.
İsmet Paşa ile ilgili bir benzerlik kurarak, övünülebileceğini dile getiren Mumcu, ''Ama bunları ülkenin değerleri üzerinden yapmayın'' dedi.
Mumcu, partisinin TBMM grup toplantısında, ''Kıbrıs'ın değerinin çakıl taşı mesafesinde olduğuna'' ilişkin değerlendirmeler yapıldığını belirterek, memleket değerleri konusunda biraz daha hassasiyet, biraz daha saygı beklediklerini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın KKTC'de bir liman ve havaalanının açılması konusundaki sözlerini eleştiren Mumcu, ''Başbakan sıfatıyla konuşuyorsunuz.
Yazılı veya sözlü fark etmez. Önerinizin sözlü veya yazılı olması arasında bir fark yoktur. Devlet kurumlaşması olmayan bir aşiretmiş gibi davranırsanız, sözünüze itibar etmezler, altına imza koymanı isterler'' diye konuştu.
AB müzakereleri sürecinde 8 başlığın açılmaması kararının zirvede yumuşatılacağını savunan Mumcu, ''Sözlü taahhütler, yazılı alınacak, üslup
yumuşatılacak belki de 4 başlığa indirilecek. Kaybedilen kaybedilmiştir ve asla geri kazanılmayacaktır. Kaybedilen; Türkiye, AB ile Kıbrıs'ı parça parça müzakere etmeye başlamıştır, bir liman bir liman, bir havaalanı bir havaalanı... Bu bir pozisyon kaybıdır'' dedi.

-''BU YOL BİZİ AVRUPA'YA GÖTÜRMEZ''-
AB'nin Türkiye'nin ulusal çıkarlarına aykırı olduğu yönünde bir düşünceye sahip olmadıklarını belirten Mumcu, AB ile entegrasyonun Türkiye'nin hayrına olduğunu düşündüklerini bildirdi.
Mumcu, sürecin selameti bakımından ''yanlış bir yola girildiğini'' belirterek, ''Türkiye'nin verdiği tavizlerin ardından BM'ye yolcu
edilebileceğini'' ileri sürdü.
AB'nin, ''Kıbrıs'ı tanımadıkça müzakerelere devam edemem'' dediğini anlatan Mumcu, Türkiye'nin ''Kıbrıs sorunu çözülmedikçe müzakerelere devam etmemeli, bütün ilişkileri dondurmalı, önce Kıbrıs sorununu çözmeliyiz'' demesi gerektiğini ifade etti.
Böyle bir tutum karşısında AB'nin yumuşayacağını savunan Mumcu, ''Avrupa, Kıbrıs'ı Türkiye'yi oyalayacak bir konu olarak sömürüyor'' dedi.
Erkan Mumcu, şöyle devam etti:
''Bugün sorun, Türkiye'nin Güney Kıbrıs'a limanlarını açması değil, Kıbrıs sorunun ne olacağıdır. Kıbrıs'ta 1950'den sonra inisiyatif Rumların eline
geçtikçe, Türkler her türlü kıyımın muhatabı olmuştur. Bu süreçte Türkiye'nin garantörlüğü olmaksızın bu insanların yaşam hakkı kalmamıştı. Avrupa için Kıbrıs'ta Türklerin katledilmesi, canlarına mallarına kastedilmesi önemli değil.
Çünkü Avrupa için geleneksel olarak kendi içinden olmayan ötekiler insandan bile sayılmaz.
Daha 10 yıl önce 200 bin Müslüman Bosnalı, bütün dünyanın gözü önünde tek tek avlana avlana katledildi mi, katledilmedi mi? Şimdi bütün bu katliama seyirci kalan Avrupa'ya biz Kıbrıslı Türklerin kaderini emanet edeceğiz. Tavuk boğazlanır gibi insan boğazlansın diye mi? Bu yol bizi Avrupa'ya götürmez.''

-''HERKES HADDİNİ BİLMELİDİR''-
Türkiye'nin, Türklerin hayat hakkını korumak adına Kıbrıs'a müdahale ettiğini belirten Mumcu, bu müdahaleye dünyanın cevabının ambargo olduğunu
söyledi.
''İşte o ambargo var ya o ambargo, bugünkü TÜSİAD sermayesinin önemli bir kısmını oluşturan şeydir'' diyen Mumcu, bir daha ambargoya maruz kalmamak için uçakların lastiğinin nereden alınacağı konusunda Türkiye'nin Hazinesinin kapılarının açılarak, uçak lastiği üretenlere kur güvencesi verdiğini bildirdi.
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Sabancı'nın bu hikayeyi çok iyi bildiğini ifade eden Mumcu, ''Kur garantisiyle fabrika sahibi olup bugün, dönüp gelip Kıbrıs yüzünden kazanılmış servetleri müdafa ederken 'verin Kıbrıs'ı' deyivermek, öyle herkesin haddi değildir, harcı değildir. Herkes haddini bilmelidir.
'Muhalefet, milli çıkarlara zarar veriyormuş...' Bu sözün cevabı verilir. Ben sizin bildiğiniz gibi muhalefetten değilim; öyle ana muhalefet gibi... Bak gıkı
bile çıkmıyor'' diye konuştu.

-''HÜKÜMET, AB'NİN DE İÇTEN İÇE KARŞISINDADIR''-
Mumcu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın gazetecilere hitaben ''Bize haber verilmedi bunu yazın'' dediğini anımsatarak, ''Genelkurmay yanlış yapmıştır. Bu böyle olmuş olsaydı bile bunu yazdırmamalıydı'' dedi.
Cumhurbaşkanı da kendisine danışılmadığını kamuoyu önünde tartışmak yerine Başbakanı Köşke çağırması gerektiğini ifade eden Mumcu, ''Ne söylemesi gerekirse orada söylemeliydi'' dedi.
Mumcu, şöyle devam etti:
''Çünkü bir tavşana kaç, tazıya tut oyunu içinde Türkiye'nin gücü parçalanıyor. Hükümeti meşruiyet bunalımına sürükleyen şey bu oyundur. Bu
hükümeti bu kadar batıperest yapan şey, ''batılı değerlere karşı düşmanlık duygusu taşıyorsun sen'' baskısıdır. Herkes biliyor ki bu hükümetin siyasi
düşüncesi öyle batıperest falan değil. Hatta tam tersine AB'nin de içten içe karşısındadır.
Ama içerde kendi iktidarının ayaklarından birini eksik hisseden hükümet, içerden birileri tarafından hep kovalanırken, gidip dışarıdan birilerinin
kucağına oturmaktadır. Mesele budur. Dolayısıyla eğer bugün Kıbrıs meselesinde hükümet gidip AB'nin kucağına oturuyorsa, onu AB'nin kucağına kadar kovalayanlar da kendi sorumluluklarının farkına varmalıdır. Bu tavşana kaç, tazıya tut oyununa, Hacivat-Karagöz oyununa son verilmelidir.''

-CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ...-
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de değinen Mumcu, ''Sayın Başbakan, fikrini sormaya tenezül dahi etmeyeceğini söylediği makama gitmek için can atıyor, birileri de o ya da onun gibi birisi oraya gelmesin diye her türlü çelmeyi takmaya çalışıyor'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın partisinin adına bakması halinde ''Ne yapması gerektiğini anlayacak'' diyen Mumcu, ''Cumhurbaşkanını halk seçmelidir. Doğrusu budur'' dedi.
Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini ana muhalefet partisinin gündeme getirmediğine dikkati çeken Mumcu, ''Arkasına halkın desteğini almakta korkuyor için ana muhalefettir. Ana muhalefet bu kadar meşru bir pozisyonda duramadığı için iktidar kendisi için bu pozisyonu meşru görmektedir'' diye konuştu.
Mumcu, CHP'ye çağrıda bulunarak Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi için 110 milletvekilinin imzasıyla Anayasa değişikliği teklifi verilmesini istedi.