2007-10-30 - 12:00
MHP GENEL BAŞKANI BAHÇELİ: ''HERKESİN, BUGÜNE KADARKİ HATALARI NE OLURSA OLSUN, İKTİDARA, ALACAĞI ÖNLEMLER KONUSUNDA TAM DESTEK OLMASI, BİR MİLLİ GÖREV VE DEMOKRATİK TUTUM OLACAKTIR''
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, karşılaşılan zorluklara rağmen bugünkü sorunların, Cumhuriyetin temel değerleri olan ''tek millet, tek devlet, tek bayrak ve tek dil'' ülküsüne bağlılıkla aşılabileceğini söyledi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Son
yıllarda sesini yükseltmeye başlayan yeni bir mandacı anlayışın
temsilcileri olan numaralı cumhuriyetçiler ile bölücü mihrakların,
özgürlük ve çok sesli demokrasi paravanını kullanarak, Cumhuriyetimizin
kurucu kabullerini tasfiye edebilmek için emel birliği içine girdikleri
görülmektedir'' dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Cumhuriyet
Bayramını kutlayarak, 84 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk ve kurucu
kahramanlar tarafından muhteşem bir mücadele sonucunda kurulan
Cumhuriyetin yıldönümünü, verilen şehitler nedeniyle buruk
kutladıklarını söyledi.
''Türkiye Cumhuriyeti, asil, haysiyetli ve haklı bir savaşın muhteşem
bir neticesidir. Vatanın bağımsızlığı ve milletin hürriyeti uğruna ölümü
göze almış kahramanların, Türk milletini ayağa kaldırma stratejisinin
zafer tacıdır'' diyen Devlet Bahçeli, ''Bugün Cumhuriyetimizin maruz
kaldığı tehditleri daha iyi değerlendirebilmenin yolu da kuruluş
yıllarında verilen mücadeleyle devletimizin temellerinin atıldığı
dönemleri ayrıntılarıyla bilmekten geçmektedir'' diye konuştu.

-''...DEMOKRASİYİ GELİŞTİREN EN İYİ YÖNETİM BİÇİMİ''-

Cumhuriyetin, vatandaşlar arasında eşitliği ve katılımı sağladığını
anlatan Bahçeli, şöyle devam etti:
''Demokrasiye yönetim açısından işlev, sosyolojik olarak beşeri bir
taban kazandırmaktadır. Bu, milliyetçi siyasetin de hareket ve çıkış
noktalarından biridir. Bilindiği üzere, demokrasi toplum içinde değişik
düşünce ve fikirlerin serbestçe temsil edilmesi ve kişilerin bunlardan
dilediklerine taraf olması esasına dayanmaktadır. Bu çerçevede
demokrasinin en iyi uygulanabileceği sistemin de cumhuriyet olduğu
açıktır. Cumhuriyet; demokrasiyi geliştiren en iyi yönetim biçimi, kişi
hak ve özgürlüklerini güvence altına alan en iyi sistemdir.
Bu nedenle, bugün de başka yönleriyle büyük bir tehdit olarak ortaya
çıkan yeni sömürgeciliğe karşı çözüm arayan milletimizin muhtaç olduğu
mesajın ve çözümün, Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarının anlamında saklı
olduğunu düşünüyorum. Bugün bu köklü birikim ve devlet yapılanmasının,
bölücü, yıkıcı, taklitçi, teslimiyetçi ve neoliberal tehditlerin
tahribatına maruz kaldığı, herkes tarafından bilinmektedir.
Son yıllarda sesini yükseltmeye başlayan yeni bir mandacı anlayışın
temsilcileri olan numaralı cumhuriyetçiler ile bölücü mihrakların,
özgürlük ve çok sesli demokrasi paravanını kullanarak, Cumhuriyetimizin
kurucu kabullerini tasfiye edebilmek için emel birliği içine girdikleri
görülmektedir.''
Bahçeli, dışarıdan destek alan bölücü terörle, küreselleşme çerçevesinde
Türkiye'yi yeniden biçimlendirmek isteyen ''neoliberal mihrakların''
ikinci cumhuriyet taleplerini birlikte değerlendirmenin, Türkiye'nin
önüne kurulan tuzakların bozulabilmesi bakımından önem taşıdığını ifade
etti. MHP Lideri Bahçeli, ''İmralı canisi ve yandaşları ile sözde
aydınlar ve bazı siyasetçilerin demokratik cumhuriyet önerisinde
buluşmalarını, bu çerçevede değerlendirmek gerekmektedir.
Cumhuriyetimizi numaralandırma çabalarına, devletimizi kaynaklarından ve
kökünden koparma niyetlerine ya da milletimizi bölme ve parçalama
maksatlarına karşı her zamankinden daha dikkatli ve uyanık bulunmak
zorunda olduğumuz bir gerçektir'' dedi.
Karşılaşılan zorluklara rağmen bugünkü sorunların, Cumhuriyetin temel
değerleri olan ''tek millet, tek devlet, tek bayrak ve tek dil''
ülküsüne bağlılıkla aşılabileceğini belirten Bahçeli, Cumhuriyeti,
kuruluş felsefesine de hakim olan bağımsız, güçlü ve demokrasiyle
yaşatmanın, herkese düşen görev ve sorumluluk olduğunu vurguladı.

-''YÜREKLERİ DAĞLAYAN CENAZE TÖRENLERİ...''-

MHP Lideri Bahçeli, bölücü terör örgütüyle verilen mücadelede can
kayıplarının devam ettiğini, en son Şırnak'ta bölücü teröristlerle
girilen çatışmada 4 güvenlik görevlisinin şehit düştüğünü anımsatarak,
şehitlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diledi.
Şehitlerin, yurdun farklı bölgelerinde düzenlenen ''yürekleri dağlayan''
cenaze törenlerine yüz binlerce vatandaşın katıldığını hatırlatan
Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türk milleti, yürek birliği içinde, sanki kendi ocaklarından
çıkmışcasına aziz şehitlerini kucaklamış, memleketin her tarafını al
bayrağımızla donatarak, ateş kendi evlerine düşmüş gibi, bu elim
hadiseleri derinden sahiplenmişlerdir. Vatanımızın her köşesinde, 81
ilimizde hiçbir ayrım ve farklılık gözetmeksizin gösterilen milletimizin
kararlılığını, ben de buradan huzurunuzda tekrarlıyorum; 'Şehitler
Ölmez, Vatan Bölünmez'...
Bugün gelinen noktada, Türkiye asla ve asla basit tedbirlerle
geçiştirilemeyecek ve vakit kazanarak üstü örtülemeyecek kadar ciddi ve
beka düzeyinde bir buhranla karşı karşıyadır.
Bütün milli meselelerde olduğu gibi, bu buhranın da milletimizin katılım
ve desteğiyle çözülmesi, bir zorunluluk olarak karşımızda durmaktadır.
Ne mutlu ki bu konuda aziz milletimiz, milli bir karar için her desteği
verecek olgunluğa ulaşmış bulunmaktadır. Toplumun her kesimi, artık
bıçağın kemiğe dayanmış olduğu terör ve arkasındaki bölücülüğün bir son
bulması için, Hükümetin ihtiyaç duyacağı kararlılık ve cesareti ortaya
koyacağını, son haftalar içindeki tutumlarıyla açıkça göstermiştir.
Ancak bundan yararlanmak yerine, tamamen demokratik ve seviyeli bir
ortamda süren, terörü ve bölücülüğü telin gösterilerinin, son zamanlarda
bazı mihrakları huzursuzluğa sevk ettiği gözlenmektedir.''
Bahçeli, Hükümetin de kendiliğinden doğmuş bir heyecanla, milletin
şehitlerini yüksek bir coşkuyla sahiplenmesini fırsata dönüştürerek,
sınır ötesi bir operasyon için, uluslararası platformda elini
güçlendirmesini beklediklerini belirterek, ''Bu itibarla, sabrı taşma
noktasına gelen aziz milletimizin cadde ve meydanlardaki mesajının doğru
okunması gerekmektedir. Yıllardır gururlarıyla oynanan kitlelerin
yükselen tepkisi, yalnızca PKK terörüne değil, aynı zamanda içte ve
dıştaki işbirlikçilerine yönelik kararlı bir haykırış olarak
yorumlanmalı ve tedbirler buna göre alınmalıdır'' diye konuştu.

-''YÜKSELEN HEYECAN, ŞUUR HALİNE GELMELİ''-

''Aziz milletimize bir kez daha çağrıda bulunmak istiyorum'' diyen MHP
Genel Başkanı Bahçeli, şunları söyledi:
''Vereceğiniz her türlü manevi destek, Türkiyemizin bu zorlu mücadelede
elini güçlendirecek, önünü açacaktır. Milletinin manevi desteğini ve
gücünü arkasına alan bir siyasi iradenin, üstesinden gelemeyeceği hiçbir
sorun yoktur, olamaz. Bu nedenle desteğinizi ve dualarınızı Türkiye ve
Türk milleti için göndermeye devam ediniz. Bu bizim için övünç, kıvanç
ve şükran vesilesi olacaktır.
Ancak kanaatimce yükselen heyecanı bir şuur haline getirmenin de zamanı
gelmiştir. Aksi halde, tahrik ve tertiplere açık cadde ve meydanlardaki
tepkinin yarar yerine zarar doğurabileceği bir sürece doğru gidildiği
görülmektedir.
Bilinmelidir ki terör ne tür bir eylem yaparsa yapsın, bunu önlemenin
yolu, Hükümetin alacağı tedbirler ile güvenlik güçlerinin
çalışmalarından geçecektir. Bu nedenle herkesin, bugüne kadarki hataları
ne olursa olsun, iktidara alacağı önlemler konusunda tam destek olması,
bir milli görev ve demokratik tutum olacaktır.''
Devlet Bahçeli, küçük bir kıvılcımın, yanlış bir ifadenin, gergin ve
öfkeli toplumu, istenmeyen tartışma ve çatışmalara sürükleyebileceğini,
aydınlara ve siyaset kurumuna düşen en önemli görevin, millete itidal ve
sağduyu çağrısı yapmak olduğunu söyledi. Bahçeli, ''Bu aşamada, topluma
dönük sükunet çağrılarının, ancak teröre ve bölücülüğe karşı yapılacak
mukabele ve müdahale ile yatışabileceği de tartışılmaz bir gerçek olarak
ortadadır'' dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, TBMM çatısı
altında beş yıldan beri süren yapay gerginlik ve çatışmaların, MHP'nin
sorumlu ve ilkeli siyaset anlayışı ile son bulması neticesinde,
bölücülüğün ve terörün ulaştığı boyutun bütün vahametiyle ortaya
çıktığını söyledi.

-''ATILAN YANLIŞ ADIMLAR BUNALIM OLARAK GERİ DÖNDÜ''-

Suni gündemlerin meşgul ettiği kamuoyunun, bölücülüğün boyutları
karşısında dehşete düştüğünü ve içinde bulunduğu derin uykudan
uyandığını belirten Bahçeli, MHP olarak, genel seçimden önceki süreçte,
''Ya teslimiyetçilik, ya milliyetçilik'' seçeneği ile millete sundukları
çok ciddi uyarıların, ekonomik sıkıntıların neden olduğu aldatıcı
şartların altında yeterince cevap bulmadığını bildirdi.
Seçime gidilen dönemde; açlığa, yoksulluğa ve işsizliğe mahkum edilen
milletin, içinde bulunduğu ağır buhranın ciddiyetini yeterince fark
edemediğini savunan Bahçeli, uluslararası alanda atılan bütün yanlış
adımların, bunalım ve çaresizlik olarak geri döndüğünü ileri sürdü.
Devlet Bahçeli, ''TBMM aritmetiğinde, şimdilik başka bir hükümet
seçeneğinin mümkün olmadığı düşünülürse, bize düşen görev, hükümete
dışarıdan yol göstermek, öneri ve öngörülerde bulunarak, ülkemizin bu
milli meseleyi zararsız atlatmasını sağlamak olacaktır'' diye konuştu.
MHP'nin, hiçbir siyasi kaygı taşımaksızın, yalnızca ülkenin yararına
olacağına inandığı milli çözüm ve eleştirileri kamuoyu ve TBMM ile
paylaşacağını belirten Bahçeli, ''Bu zor
gününde milletimize olan bağlılığımız ve duyulan ihtiyaç, bu yapıcı ve
katkı sağlayıcı desteğin verilmesini gerektirmektedir. Partimiz, her
konuda olduğu gibi önerilerde bulunacak ve hükümetin bu uyarı ve
önerilerden bir sonuç ve ders çıkartmasını umut edecektir'' ifadesini
kullandı.

-''HÜKÜMET DERS ÇIKARMIYOR''-

Son zamanlarda yaşanan bazı gelişmelerin, hükümetin hala eski
alışkanlıkları ile hareket ettiğini, bu zor ve sıkıntılı süreçten bir
ders çıkarma niyetinin olmadığını ortaya koyduğunu iddia eden Bahçeli,
''Halk, sokak ve muhalefet partileri istiyor diye duygusal davranmayız''
mesajlarının Hükümette, bölücülük ve terör tehdidini bertaraf edecek
kararlılığın ve istişare alışkanlığının bulunmadığını gösterdiğini
kaydetti.
Bahçeli, şöyle devam etti:
''Son günlerde artan eylemler ve şehit cenazeleri ile oluşan süreçte
yaşanan fikir kargaşasının ve hükümet üyelerinin çelişen beyanatlarının,
Türkiye'nin elini zayıflatan önemli bir etken olarak önümüzdeki süreçte
karşımıza çıkacağı anlatılmaktadır.
TBMM'nin, Hükümete Sınır Ötesi Operasyon yetkisi veren tezkere
kararından sonra yaşananlar, Hükümetin diplomasinin olgunlaşması
bahanesiyle, süreci soğutma ve sulandırma çabasında olduğu kanaatini
uyandırmaya başlamıştır.
Bu açıdan Sayın Başbakan'ın, 'Süreci aklıselim ile sürdüreceğiz'
sözlerinin tercümesi, ABD'yi ikna etmeden teröre son vermeyeceğinin bir
itirafı olarak görülmelidir.
İngiltere'nin IRA terörü ile mücadelesini model alarak, 'Eve Dönüş
Yasasının hala yürürlükle olduğunu söyleyerek, teröriste silahı bırakma
ve şehirde siyaset yapma çağrısı' hükümetin 'düz ovada siyaset'
bayrağını devraldığının işareti olarak yorumlanmalıdır.
Bu çağrıya dağdaki teröristin de uyması halinde, her seviyede teröristi
kapsayacak bir af çağrısının da ısrarla ve tekraren gündeme gelmesi
önümüzde belirginleşen önemli tehlikelerden biri olacaktır.''

-''HÜKÜMET YETERSİZ KALMAKTA''-

''Olayın ciddiyet kazanması ve tezkere kararının ardından birbirini
tutmayan beyanatları, yalnızca muhataplarının kararsızlığına bağlamak
doğru olmayacaktır'' diyen Bahçeli, ''Anlaşılan Hükümet, medyada yer
alan hamaset beyanlarının aksine, Türkiye'nin kararlılığını anlatmakta
yetersiz kalmakta, etkisiz tutumlarla dayatmaya açık bir izlenim
uyandırmaktadır'' dedi.
Bahçeli, uluslararası camiadan aranılan desteğin, bir gün ''alındığı'',
diğer gün ise ''alınmadığına'' yönelik tereddütlü açıklamaların
kamuoyunun dikkatini çektiğinin altına çizerek, ''Anlaşılmaktadır ki
iktidar uzunca bir süredir Arap ve İslam Dünyası, komşu ülkeler ve
küresel güçler nazarında sürdürmeye çalıştığı diplomatik gayretlerine
rağmen, sorunun ciddiyetini ve önemini muhataplarına yeterince izah
edememiştir'' diye konuştu.

-''ABD, IRAK'IN KUZEYİNİ 'KÜRDİSTAN' OLARAK TANIMLIYOR''-

Hükümetin hatalarını gözden geçirmesini isteyen Bahçeli, AK Parti'nin
''Madem ki PKK terörünü önleyemiyoruz, en iyisi bu gerçeği kabul edip
yeni çözümler arayalım'' yaklaşımını tercih ettiğini ve artan terör
nedeniyle bugün yüzleştiği gerçekle karşı karşıya kaldığını söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın birkaç gün sonra ABD'ye ziyarette bulunacağını
anımsatan Devlet Bahçeli, ABD ile beş yıl boyunca yapılan görüşmelerde
gelinen noktada, ABD Dışişleri Bakanının Irak'ın Kuzeyini ''Kürdistan''
olarak tanımlayarak konunun adını koyduğunu anlattı.
Bahçeli şunları söyledi:
''Bu itibarla AKP ile ABD arasında yaşanan ilişkileri unutarak, Sayın
Başbakanın, 'ABD bize rağmen bölgede projeler üretiyor' sözleri bir
diplomatik iflasın itirafından başka bir anlam taşımamaktadır.
Bu açıdan Sayın Başbakanın, birkaç gün sonra yapacağı ABD ziyaretinden
sonuç alacağına dair emare görmesi halinde yararlı olacağı, aksi halde
bundan önceki görüşmeler gibi hüsranla sonuçlanacağı açıktır.
Türk Milleti, TBMM'de Hükümete operasyon yetkisini tezkere ile
vermiştir. Başka coğrafyalarda aranacak bir yetkiye ihtiyaç yoktur.
Milletimiz, hükümetin atacağı adımları beklemekte ve desteklemektedir.
Bu gücü kullanmanın ve gereğini vakit geçirmeksizin yapmanın zamanı
artık gelmiştir. Sayın Başbakan; ABD Dışişleri Bakanı buraya geliyor,
gitme Amerika'ya, Bush da ayağına gelsin.''
Bölgede iklim koşullarının değiştiğini, kış şartlarında operasyon
yapmanın zorlaşacağına, belki de erteleneceğine dikkati çeken Bahçeli,
baharda daha büyük bir bela ile karşılaşmadan bu işin bitirilmesi ve
sonuca ulaşılması gerektiğine işaret etti.

-''BARZANİ İSİMLİ ÇETE REİSİ...''-

Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bugün terörü önlemek için karar vermiş Türkiye'nin öncelikli hedefi
Irak'ın Kuzeyinde üslenmiş terör yuvaları ile bunlara yardım ve yataklık
yapan ve PKK'yı perde gerisinden yöneten Barzani isimli çete reisidir.
Konuşlanan bölge itibariyle ele alındığı zaman operasyonun gecikmesi,
harekatın etkisini azaltacak, beklenen sonucun elde edilmesini
önleyecektir. Hedefteki terörist unsurlar ve bölücü mihraklar bir askeri
harekat yapılmadan önce bölgeyi terk edebilecek, rahatlıkla yerel halkın
arasına karışıp operasyondan kurtulacaklardır.
Muhtemel bir harekatta, hedefteki unsurların çetin arazi koşullarında
örtü ve gizlenme imkanını kullanacakları dikkate alınırsa, ABD Savunma
Bakanı'nın, 'Nokta vuruşu yapacaksanız operasyona göz yumarız' mesajı,
aslında, 'Operasyon yapmayın' demenin başka türlü ifadesi olarak
algılanmalıdır.
Bundan cesaret alan, Irak hükümet sözcüsünün, 'Türkiye'nin girmeye
niyeti yok' açıklaması ise maalesef Hükümetin caydırıcılığı konusunda
herkese fikir vermektedir.
Her şeye rağmen, Milli Güvenlik Kurulu toplantısının ardından yapılan
açıklamada yer alan ekonomik yaptırımlar gecikmiş olsa bile yerinde
tedbirlerdir. Bugüne kadar niçin kullanılmadığı da anlaşılamamıştır.''

-''İMRALI CANİSİNE 'LİDERİMİZ' DİYORLAR''-

Ekonomik tedbirlerin daha uygulanmadan eleştirilmeye başlandığına işaret
eden MHP Genel Başkanı Bahçeli, ABD Dışişleri Bakanlığının bu duruma
sıcak bakmadığını vurguladığını, Irak temsilcisinin ise
Kerkük-Yumurtalık petrol hattından sevk edilen petrolü kesmekle tehdit
ettiğine işaret etti.
Tehdit ve cüretlerin bununla da bitmediğini anlatan Bahçeli,
''Bölücülükten kapatılan bir partinin eski milletvekili olan ihanet
temsilcisi, 'Kardeşimiz' dedikleri kanlı teröristlerden sonra, İmralı
canisine de 'Liderimiz' diyerek kucak açmış ve haince zırvalarını
tekrarlamıştır'' dedi.
Gelinen bu noktada, Hükümete bazı önerilerde bulunacaklarını kaydeden
Devlet Bahçeli, şunları ifade etti:
''Sayın Başbakan'ın, ''Bugün benim evim yanıyorsa, yarın senin evin de
yanacaktır' sözleri için geç kalınmıştır. Türkiye'nin elini zayıflatan
bu tür beyanlardan sakınılmalıdır. Hükümet
üyeleri milli meselelerde birbirini yalanlayacak tarzda konuşmamalıdır. Operasyon niyetini
zaafa uğratacak ve eldeki tezkere kararını sulandıracak, isteksizlik
uyandıran açıklamalardan kaçınılmalıdır.
Bu aşamadan sonra, yalnızca maksada yönelik müzakere ve görüşmeler ile
mutlaka sonuç alacak tekliflere açık olunmalı, süreci oyalayacak veya
geriye götürecek taktik ziyaretler reddedilmelidir.
Bir kriz masası oluşturulmalı, terörle ve bölücülükle ilgili bütün
gelişmeler değerlendirilerek; öfkenin
yatışması, gönüllerin huzur bulması ve halkımızın bilinçlendirilmesi
için bilgilendirme maksatlı açıklamalar yapılmalıdır.
Irak'ın Kuzeyindeki grupların reisleri kendilerine meşruiyet kazandırma
ve muhatap bulma peşindedir. Özellikle diplomatik alan başta olmak
üzere, Kuzey Irak'ın grupların sözcüsü veya temsilcisi sıfatını taşıyan
şahıslar ile resmi düzeyde, Irak Devleti adına bile olsa ilişki
kurulmamalı, muhatap alınmamalıdır.
Bu kapsamda olmak üzere, İstanbul'da yapılacak olan 'Genişletilmiş
Irak'a Komşu Ülkeler Dışişleri Bakanları İkinci Toplantısına'
katılacakları ileri sürülen Kuzey Iraklı sözde temsilcilerin ziyareti
kabul görmemelidir.
Tezkere kararı ile ortaya konulan kararlılık ve iradenin zayıflamasına
yönelik hiçbir geri adım atılmamalı, güvenlik kuvvetlerinde ve
kamuoyunda bu kararlılığı tereddüte düşürecek davranışlardan ve
beyanatlardan ısrarla kaçınılmalıdır.''

-KIZILCAHAMAM TOPLANTISI-

Konuşmasında, Kızılcahamam'da 26-28 Ekimde yaptıkları istişare
toplantılarına da değinen MHP Lideri Bahçeli, ''Bu
çerçevede, ABD Temsilciler Meclisi gündeminde bulunan 1915 olaylarıyla
ilgili iddialar, Kuzey Irak'tan kaynaklanan terör tehdidi ile sınır
ötesi askeri harekat izni bağlamındaki gelişmeler ele alınmıştır'' diye
konuştu.
Son dönemde tırmanan kanlı terör saldırılarının Türk milletinde
yarattığı öfke ve tepkiler üzerinde de durulduğunu ifade eden Bahçeli,
''Milletimize ve teşkilat mensuplarımıza itidal ve sükunet tavsiye
edilmiştir. Kanlı terörden beslenen etnik bölücülerin nihai amacı büyük
bir aile olan Türk milletinin bin yıllık kardeşlik hukukunu yıkmak ve
Türkiye'yi kanlı bir iç çatışma ortamına sürüklemektir'' dedi.
''Ortak tarihine ve ortak geleceğine sahip çıkmaya kararlı olan aziz
milletimizin bu hain emellere geçit vermeyeceği toplantılarda önemle
vurgulanmıştır'' diyen Bahçeli, MHP'nin şartlar ne
kadar ağır, tahrikler ne kadar yoğun olursa olsun bu oyuna alet
olmayacağını bildirdi.
MHP lideri Bahçeli, toplantıda ayrıca, TBMM Grup Başkan Vekilliklerine
seçilmeleri nedeniyle Meclis İçtüzüğü gereği Başkanlık Divanı'ndaki
görevleri boşalan iki üyeliğe Samsun Milletvekili Osman Çakır ile
Antalya Milletvekili Tunca Toskay'ın seçildiğini, MYK'da boşalan dört
asil üyeliğe ise yedek üyelerden Servet Avcı, Atilla Erbil, Mustafa
Pekdoğan ve Aksaray Milletvekili Osman Ertuğrul'un getirildiğini söyledi.