2010-04-15 - 14:41
AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, Mecliste, Anayasa değişikliği teklifi ve Baykal'ın önerilerine ilişkin gazetecilerin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin, ''Başbakan Erdoğan ABD'den beklendi ve sert bir çıkışla uzlaşma görüşmelerinin önünü tıkadı. Ne oldu?'' sorusu üzerine Kılıç, görüşmelerin önünü tıkayanın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan değil, Baykal olduğunu iddia etti.
AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın
Anayasa değişikliği konusundaki önerilerini samimi bulmadıklarını belirterek,
''CHP ve Baykal'dan gelen öneri, bir uzlaşma önerisi değildir. Anayasa
değişikliğini uyutma, unutturma önerisidir'' dedi.
Kılıç, Bir gazetecinin, ''Başbakan Erdoğan ABD'den beklendi ve sert bir
çıkışla uzlaşma görüşmelerinin önünü tıkadı. Ne oldu?'' sorusu üzerine
Kılıç, görüşmelerin önünü tıkayanın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
değil, Baykal olduğunu savundu.
Kılıç, Baykal'ın önerisini kamuoyuyla paylaşırken, AK Parti'nin bir
uzlaşma arayışına ''evet'' diyeceğini hesap edemediğini ve bu yüzden de yanlış
bir adım attığını düşündüğünü öne sürdü.
Baykal'ın yaptığı önerilere değinen Kılıç, ''3 gün önce Anamuhalefet
liderinin yaptığı açıklama, 3 gün sonra yeni bir açıklamaya terk edecekse, bir
uzlaşma çağrısı birkaç gün sonra bambaşka bir yeni çağrıya kendisini bırakacaksa,
elbette ki bir güven sorunu ortaya çıkacaktır. Elbette ki bir samimiyet sorunu
ortaya çıkacaktır. Sayın Baykal'ın önerisinde bir samimiyet bulamadık'' diye
konuştu.
Baykal'ın başlangıçta 3 madde dediğini, CHP'nin kendilerine ilettiği
yazılı öneride 3 maddenin 3 konuya çevrildiğini, 3 konunun da bağlantılı
maddelerinin bulunduğunu anlatan Kılıç, şunları söyledi:
''Bize gelen yazıda şu var; Anayasa Mahkemesinin yapısıyla ilgili madde
ve bağlantılı maddeler, HSYK'nın yapısıyla ilgili madde ve bağlantılı maddeler,
parti kapatmalarıyla ilgili madde ve bağlantılı maddeler... Bunları topladığınız
zaman 11 madde ediyor. Sayın Baykal uzlaşma arayışını ifade ederken, 3 maddeden
söz etmişti. Gelinen nokta itibariyle 11 maddenin askıya alınmasını tekliften
çıkartılmasını istiyor. Bununla da yetinmiyor, referanduma gidilmesi halinde de
bu maddelerle ilgili olarak Anayasa Mahkemesine gitme hakkını kullanacaklarını,
110 imzayı toplama gayreti içerisinde olacaklarını ifade ediyorlar. Hem uzlaşma
arayışı aradığınızı ifade edeceksiniz hem de arka kapıdan çıkıp Anayasa
Mahkemesine gideceksiniz. Hem 3 maddeyi referanduma götürün diyeceksiniz, hem de
sonrasında bu 3 maddeyi askıya alın seçimden sonraya bırakın önerisini
getireceksiniz. Hem başta 3 madde diyeceksiniz, akabinde gelip 3 madde değil,
bağlantılarıyla beraber 11 madde deme iradesini ortaya koyacaksınız. Bu da kabul
edilebilir bir yaklaşım değil.
CHP ve Baykal'dan gelen öneri, bir uzlaşma önerisi değildir. Anayasa
değişikliğini uyutma önerisidir. Anayasa değişikliğini unutturma önerisidir. Ama
kesinlikle uzlaşma önerisi değildir.''
Suat Kılıç, ''Diğer 8 madde 3 maddeyle ilgili. Diğer maddeler havada
kalmaz mı?'' sorusu üzerine de CHP ve MHP'nin, AK Parti'nin teklifini okuma
zahmetine bile girmediğini ve daha işin başında kapıları kapattığını söyledi.
Teklifin ellerinde olduğunu, başta 3 madde yerine 11 madde denmesi
gerektiğini anlatan Kılıç, ''Teklifi biz alıp çelik kasanın içine saklamadık.
Muhalefetin elinde. Teklif, Anayasa Komisyonunda görüşüldü, tartışıldı. Bize
önerilerini getirdikleri zaman teklifin görüşmelerine komisyonda başlanmıştı.
Okumadan mı 3 maddeyi önerdiler?'' diye sordu.
Baykal'ın önerilerinin çelişkili olduğunu ifade eden Kılıç, teklifi
sulandırmaya razı olmayacaklarını bildirdi.
''Başta 3 yerine 11 madde denseydi, o zaman tutumunuz ne olacaktı?''
şeklindeki soru üzerine de Kılıç, öneriyi o zaman, 3 madde yerine 11 madde olarak
değerlendireceklerini söyledi.
Kılıç, ''Bugün 3 madde derlerse kabul edecek misiniz?'' sorusuna ise
''İkircikli konuşmamak kaydıyla, hem 3 maddeyi referanduma götürün, hem Anayasa
Mahkemesine gideriz dememek kaydıyla, yani birbiriyle çelişen açıklamalar
yapmamak, teklifi sulandırmamak kaydıyla biz hala Genel Kurul aşamasında bile
önerilerine açık olacağımızı ifade ettik'' karşılığını verdi.
Bir gazetecinin, ''Uzlaşma olmaması durumunda CHP teklifin görüşmelerini
tıkayacak...'' dememesi üzerine de Kılıç, şunları kaydetti:
''Parti gruplarına düşen görev, milletin Meclisinin çalışabilmesini
sağlamaktır. TBMM İçtüzüğü'nden kaynaklanan hakları istismar etmek suretiyle
engellemenin millet nezdinde bir bedeli olacaktır. CHP, bu engelleme
girişimlerini Cumhurbaşkanı seçimi sırasında yaptı. Cevabını 22 Temmuz 2007
sandığında almıştır. Eğer bugün milletin meclisini çalışamama senaryoları
üzerinden hareket edecekse, 2011 yılında yapılacak milletvekilliği seçimlerinde
CHP bu engelleme girişimlerinin cevabını alacaktır. Millet çalışan bir Meclis
istiyor. Millet, Anayasa değişiklik teklifinin önüne gelmesini bekliyor. Yapılan
kamuoyu araştırmalarına göre, halkın ortalama yüzde 65'i anayasa değişikliğine
evet oyu vereceğine ifade ediyor. Bu oran, bugün seçim olsa AK parti'nin alacağı
oyların yaklaşık 20 puan üzerinde. Buna rağmen CHP ve MHP, halkın üçte ikisinin
evet demeye hazırlandığı bir teklife nasıl hala karşı çıkıyor? Bunu anlamakta
zorluk çekiyoruz. Engelleyebildikleri kadar engellesinler, kendi bilecekleri
şeydir. İçtüzükte ne yapacakları bellidir. Ama bu engelleme girişimlerine cevap
milletten gelecektir.'' (14.41)
Anayasa değişikliği konusundaki önerilerini samimi bulmadıklarını belirterek,
''CHP ve Baykal'dan gelen öneri, bir uzlaşma önerisi değildir. Anayasa
değişikliğini uyutma, unutturma önerisidir'' dedi.
Kılıç, Bir gazetecinin, ''Başbakan Erdoğan ABD'den beklendi ve sert bir
çıkışla uzlaşma görüşmelerinin önünü tıkadı. Ne oldu?'' sorusu üzerine
Kılıç, görüşmelerin önünü tıkayanın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
değil, Baykal olduğunu savundu.
Kılıç, Baykal'ın önerisini kamuoyuyla paylaşırken, AK Parti'nin bir
uzlaşma arayışına ''evet'' diyeceğini hesap edemediğini ve bu yüzden de yanlış
bir adım attığını düşündüğünü öne sürdü.
Baykal'ın yaptığı önerilere değinen Kılıç, ''3 gün önce Anamuhalefet
liderinin yaptığı açıklama, 3 gün sonra yeni bir açıklamaya terk edecekse, bir
uzlaşma çağrısı birkaç gün sonra bambaşka bir yeni çağrıya kendisini bırakacaksa,
elbette ki bir güven sorunu ortaya çıkacaktır. Elbette ki bir samimiyet sorunu
ortaya çıkacaktır. Sayın Baykal'ın önerisinde bir samimiyet bulamadık'' diye
konuştu.
Baykal'ın başlangıçta 3 madde dediğini, CHP'nin kendilerine ilettiği
yazılı öneride 3 maddenin 3 konuya çevrildiğini, 3 konunun da bağlantılı
maddelerinin bulunduğunu anlatan Kılıç, şunları söyledi:
''Bize gelen yazıda şu var; Anayasa Mahkemesinin yapısıyla ilgili madde
ve bağlantılı maddeler, HSYK'nın yapısıyla ilgili madde ve bağlantılı maddeler,
parti kapatmalarıyla ilgili madde ve bağlantılı maddeler... Bunları topladığınız
zaman 11 madde ediyor. Sayın Baykal uzlaşma arayışını ifade ederken, 3 maddeden
söz etmişti. Gelinen nokta itibariyle 11 maddenin askıya alınmasını tekliften
çıkartılmasını istiyor. Bununla da yetinmiyor, referanduma gidilmesi halinde de
bu maddelerle ilgili olarak Anayasa Mahkemesine gitme hakkını kullanacaklarını,
110 imzayı toplama gayreti içerisinde olacaklarını ifade ediyorlar. Hem uzlaşma
arayışı aradığınızı ifade edeceksiniz hem de arka kapıdan çıkıp Anayasa
Mahkemesine gideceksiniz. Hem 3 maddeyi referanduma götürün diyeceksiniz, hem de
sonrasında bu 3 maddeyi askıya alın seçimden sonraya bırakın önerisini
getireceksiniz. Hem başta 3 madde diyeceksiniz, akabinde gelip 3 madde değil,
bağlantılarıyla beraber 11 madde deme iradesini ortaya koyacaksınız. Bu da kabul
edilebilir bir yaklaşım değil.
CHP ve Baykal'dan gelen öneri, bir uzlaşma önerisi değildir. Anayasa
değişikliğini uyutma önerisidir. Anayasa değişikliğini unutturma önerisidir. Ama
kesinlikle uzlaşma önerisi değildir.''
Suat Kılıç, ''Diğer 8 madde 3 maddeyle ilgili. Diğer maddeler havada
kalmaz mı?'' sorusu üzerine de CHP ve MHP'nin, AK Parti'nin teklifini okuma
zahmetine bile girmediğini ve daha işin başında kapıları kapattığını söyledi.
Teklifin ellerinde olduğunu, başta 3 madde yerine 11 madde denmesi
gerektiğini anlatan Kılıç, ''Teklifi biz alıp çelik kasanın içine saklamadık.
Muhalefetin elinde. Teklif, Anayasa Komisyonunda görüşüldü, tartışıldı. Bize
önerilerini getirdikleri zaman teklifin görüşmelerine komisyonda başlanmıştı.
Okumadan mı 3 maddeyi önerdiler?'' diye sordu.
Baykal'ın önerilerinin çelişkili olduğunu ifade eden Kılıç, teklifi
sulandırmaya razı olmayacaklarını bildirdi.
''Başta 3 yerine 11 madde denseydi, o zaman tutumunuz ne olacaktı?''
şeklindeki soru üzerine de Kılıç, öneriyi o zaman, 3 madde yerine 11 madde olarak
değerlendireceklerini söyledi.
Kılıç, ''Bugün 3 madde derlerse kabul edecek misiniz?'' sorusuna ise
''İkircikli konuşmamak kaydıyla, hem 3 maddeyi referanduma götürün, hem Anayasa
Mahkemesine gideriz dememek kaydıyla, yani birbiriyle çelişen açıklamalar
yapmamak, teklifi sulandırmamak kaydıyla biz hala Genel Kurul aşamasında bile
önerilerine açık olacağımızı ifade ettik'' karşılığını verdi.
Bir gazetecinin, ''Uzlaşma olmaması durumunda CHP teklifin görüşmelerini
tıkayacak...'' dememesi üzerine de Kılıç, şunları kaydetti:
''Parti gruplarına düşen görev, milletin Meclisinin çalışabilmesini
sağlamaktır. TBMM İçtüzüğü'nden kaynaklanan hakları istismar etmek suretiyle
engellemenin millet nezdinde bir bedeli olacaktır. CHP, bu engelleme
girişimlerini Cumhurbaşkanı seçimi sırasında yaptı. Cevabını 22 Temmuz 2007
sandığında almıştır. Eğer bugün milletin meclisini çalışamama senaryoları
üzerinden hareket edecekse, 2011 yılında yapılacak milletvekilliği seçimlerinde
CHP bu engelleme girişimlerinin cevabını alacaktır. Millet çalışan bir Meclis
istiyor. Millet, Anayasa değişiklik teklifinin önüne gelmesini bekliyor. Yapılan
kamuoyu araştırmalarına göre, halkın ortalama yüzde 65'i anayasa değişikliğine
evet oyu vereceğine ifade ediyor. Bu oran, bugün seçim olsa AK parti'nin alacağı
oyların yaklaşık 20 puan üzerinde. Buna rağmen CHP ve MHP, halkın üçte ikisinin
evet demeye hazırlandığı bir teklife nasıl hala karşı çıkıyor? Bunu anlamakta
zorluk çekiyoruz. Engelleyebildikleri kadar engellesinler, kendi bilecekleri
şeydir. İçtüzükte ne yapacakları bellidir. Ama bu engelleme girişimlerine cevap
milletten gelecektir.'' (14.41)
