2010-12-03 - 15:34
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent
Arınç, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin (AYİM) açığa alınan 3 generalle ilgili
kararının, ''fevkalade önemli bulduğunu'' belirterek, ''bugüne kadar
işletilmeyen ama kanunda var olan bu maddenin bakanlar tarafından
kullanılabileceği, kullanılmasının da engellenemeyeceği ortaya çıkmıştır''
dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent
Arınç, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin (AYİM) açığa alınan 3 generalle ilgili
kararının, ''fevkalade önemli bulduğunu'' belirterek, ''bugüne kadar
işletilmeyen ama kanunda var olan bu maddenin bakanlar tarafından
kullanılabileceği, kullanılmasının da engellenemeyeceği ortaya çıkmıştır''
dedi.
Arınç, TBMM'de gazetecilerin konuya ilişkin sorularını cevaplarken
şunları söyledi:
''AYİM'in kararı bir yargısal sürecin tezahürüdür. Yürütmeyi durdurma
talebini oy çokluğuyla reddetti.
Daha önce yaptığım bir konuşmada AYİM ile ilgili olarak bir prensibi, bir
ilkeyi ortaya koymuştum. O prensip ve ilke şudur: 'Bütün demokratik ülkelerde
yargı birliği esastır. Yargıda düalizm olmaz. Yani askeri yargı, sivil yargı
diye... Demokratik Avrupa ülkelerinde de AB ülkelerinde de bir ikilik hiçbir
zaman sözkonusu olmamıştır. Oysa bizde 1960 darbesinden sonra 1961 Anayasası'nda,
1980 darbesinden sonra 1982 Anayasası'nda yargıda ikilik en önemli kurum olarak
görülmüştür.
Demokrat, çağdaş, sivil bir anayasada yargı tekliği esastır. Ben bunu
ifade etmeye çalıştım. Yoksa AYİM'de de Askeri Yargıtay'da da görev yapan
hakimlerin etki altında kalacağını, onların hukuku adeta bilmediklerini ifade
etmedim.
Hepsini tanıyorum. Hepsi hakkındaki kanaatimde şudur: 'Askeri Yargıtay da
AYİM'deki hakimler de fevkalade hukuk bilgisine sahip, dürüst, vicdani
kanaatleriyle karar veren insanlardır. Ben onların şahıslarıyla ilgili
konuşmuyorum ama askeri mahkemeler belli bir statü olarak düzenlenirse, disiplin
ve hiyerarşi içerisinde hakimler karar almakta, karar vermekte zorlanabilirler.
Bu onların kişiliklerinden değil, mevcut yapıdan ileri gelir' demek istemiştim.
Hatta bunun için bir de örnek verdim.
DGM'ler varken, üç hakimden biri de askeri hakimdi. Buna AHİM'de itiraz
edildi. AHİM de yargıçların askeri bir disiplin ve hiyerarşi içinde, özlük
haklarıyla bağlı bulundukları kurum adına hareket edebilecekleri düşüncesiyle
DGM'lerden asker hakimin çıkarılmasını istedi. Parlamento bunu uygun gördü ve
DGM'lerden asker üyeler çıkarıldı. 1999, 2000, 2001'de...
Birbirine ne kadar benzer bilmiyorum ama aynı gerekçelerle rütbeli olan,
rütbe takan askeri hiyerarşi içerisinde yer alan ve bu amaçla kurulmuş olan
mahkemelerin kararları doğru da olsa tartışılabilir, yanlış da olsa
tartışılabilir. O yüzden verilecek karar hukukta, yargıda tekliğe gitmektir,
birliğe gitmektir; ikiliği ortadan kaldırmaktır. Bu ne zaman olur, bilmiyorum. Bu
benim hem kişisel düşüncemdir hem de sivil, çağdaş, demokrat, özgürlükçü bir
anayasa içerisinde olması gerekendir. Yoksa ben hakimlerin şu veya bu şekilde
karar verebileceği konusunda bazen sevindiğimiz, bazen üzüldüğümüz, bazen
övdüğümüz, bazen yerdiğimiz kararlar çıkabilir... Ama yargıda teklik ilkesi
içerisinde bu eleştirimi yapmıştım.
Bugün verilen karar AYİM hakimlerinin farklı da olsa bu konuda
düşündüklerini ortaya koymuştur. Ben kararı olumlu buluyorum. Çünkü bugüne kadar
işletilmeyen ama kanunda var olan bu maddenin bakanlar tarafından
kullanılabileceği, kullanılmasının da engellenemeyeceği ortaya çıkmıştır.
Dolayısıyla hukuk açısında da, mevcut şartlar açısından da kararı fevkalade
önemli buluyorum ve önemsiyorum.'' (15.34)
Arınç, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin (AYİM) açığa alınan 3 generalle ilgili
kararının, ''fevkalade önemli bulduğunu'' belirterek, ''bugüne kadar
işletilmeyen ama kanunda var olan bu maddenin bakanlar tarafından
kullanılabileceği, kullanılmasının da engellenemeyeceği ortaya çıkmıştır''
dedi.
Arınç, TBMM'de gazetecilerin konuya ilişkin sorularını cevaplarken
şunları söyledi:
''AYİM'in kararı bir yargısal sürecin tezahürüdür. Yürütmeyi durdurma
talebini oy çokluğuyla reddetti.
Daha önce yaptığım bir konuşmada AYİM ile ilgili olarak bir prensibi, bir
ilkeyi ortaya koymuştum. O prensip ve ilke şudur: 'Bütün demokratik ülkelerde
yargı birliği esastır. Yargıda düalizm olmaz. Yani askeri yargı, sivil yargı
diye... Demokratik Avrupa ülkelerinde de AB ülkelerinde de bir ikilik hiçbir
zaman sözkonusu olmamıştır. Oysa bizde 1960 darbesinden sonra 1961 Anayasası'nda,
1980 darbesinden sonra 1982 Anayasası'nda yargıda ikilik en önemli kurum olarak
görülmüştür.
Demokrat, çağdaş, sivil bir anayasada yargı tekliği esastır. Ben bunu
ifade etmeye çalıştım. Yoksa AYİM'de de Askeri Yargıtay'da da görev yapan
hakimlerin etki altında kalacağını, onların hukuku adeta bilmediklerini ifade
etmedim.
Hepsini tanıyorum. Hepsi hakkındaki kanaatimde şudur: 'Askeri Yargıtay da
AYİM'deki hakimler de fevkalade hukuk bilgisine sahip, dürüst, vicdani
kanaatleriyle karar veren insanlardır. Ben onların şahıslarıyla ilgili
konuşmuyorum ama askeri mahkemeler belli bir statü olarak düzenlenirse, disiplin
ve hiyerarşi içerisinde hakimler karar almakta, karar vermekte zorlanabilirler.
Bu onların kişiliklerinden değil, mevcut yapıdan ileri gelir' demek istemiştim.
Hatta bunun için bir de örnek verdim.
DGM'ler varken, üç hakimden biri de askeri hakimdi. Buna AHİM'de itiraz
edildi. AHİM de yargıçların askeri bir disiplin ve hiyerarşi içinde, özlük
haklarıyla bağlı bulundukları kurum adına hareket edebilecekleri düşüncesiyle
DGM'lerden asker hakimin çıkarılmasını istedi. Parlamento bunu uygun gördü ve
DGM'lerden asker üyeler çıkarıldı. 1999, 2000, 2001'de...
Birbirine ne kadar benzer bilmiyorum ama aynı gerekçelerle rütbeli olan,
rütbe takan askeri hiyerarşi içerisinde yer alan ve bu amaçla kurulmuş olan
mahkemelerin kararları doğru da olsa tartışılabilir, yanlış da olsa
tartışılabilir. O yüzden verilecek karar hukukta, yargıda tekliğe gitmektir,
birliğe gitmektir; ikiliği ortadan kaldırmaktır. Bu ne zaman olur, bilmiyorum. Bu
benim hem kişisel düşüncemdir hem de sivil, çağdaş, demokrat, özgürlükçü bir
anayasa içerisinde olması gerekendir. Yoksa ben hakimlerin şu veya bu şekilde
karar verebileceği konusunda bazen sevindiğimiz, bazen üzüldüğümüz, bazen
övdüğümüz, bazen yerdiğimiz kararlar çıkabilir... Ama yargıda teklik ilkesi
içerisinde bu eleştirimi yapmıştım.
Bugün verilen karar AYİM hakimlerinin farklı da olsa bu konuda
düşündüklerini ortaya koymuştur. Ben kararı olumlu buluyorum. Çünkü bugüne kadar
işletilmeyen ama kanunda var olan bu maddenin bakanlar tarafından
kullanılabileceği, kullanılmasının da engellenemeyeceği ortaya çıkmıştır.
Dolayısıyla hukuk açısında da, mevcut şartlar açısından da kararı fevkalade
önemli buluyorum ve önemsiyorum.'' (15.34)
