2016-04-12 - 12:23
MHP GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, günümüzde özellikle İslam toplumlarında fikri tutukluğun, zihni tutsaklığın, vicdani durağanlığın ciddi ve ileri boyutlarda olduğunu ifade etti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, günümüzde özellikle İslam toplumlarında fikri tutukluğun, zihni tutsaklığın, vicdani durağanlığın ciddi ve ileri boyutlarda olduğunu ifade etti.

İslamiyet'in özünün hakkıyla kavranamadığını, Allah'ın ilahi buyruklarının layıkıyla anlaşılamadığını dile getiren Bahçeli, bu nedenle manevi bir buhran halinin adeta egemenlik kurduğunu söyledi.

Bahçeli, "Müslüman görünümlü münafıklar, mürşit kisveli müşrikler, mümin maskeli müfsitler İslam coğrafyasının mahvına ve mağlubiyetine hizmet etmektedir. Bugün İslamiyet, tarihte hiç olmadığı kadar tehdit kuşağındadır. Haçlıların yapamadığı, Batılı emellerin başaramadığı ne kadar kötülük, ne kadar kalleşlik varsa din bezirganları tarafından etap etap gerçekleştirilmektedir. Bu hazin gerçek hepimiz adına kaygı ve üzüntü vericidir." diye konuştu.

Kutlu Doğum Haftası'na değinen Bahçeli, "İslam toplumlarının bugünkü krizi, bugünkü derin sıkıntısı Efendi'mizi samimiyetle özümsemekten oldukça uzak olmalarıdır. Peygamberimiz ne demiş, neyi tavsiye etmiş, neleri yasaklamışsa şu anda tam tersi yapılmaktadır. Meselenin odak noktasındaki asıl sorun tevhid inancından ve vahdet çizgisinden savrulmaktır. En vahşi cinayetler İslam adına işleniyorsa, mezhepçilik kanser hücresi gibi yayılıp tefrika tüm değerlere meydan okuyorsa ortada elbette devasa bir problem var demektir." ifadesini kullandı.

Yüz milyonlarca Müslüman'ın aç ve sefil olduğuna işaret eden Bahçeli, en az bu kadarının da demokratik haklardan mahrum olduğuna dikkati çekti. "Buna karşılık Batı'ya uşaklık yapmaktan utanmayan, küresel senaryolara kapı bekçiliğine soyunmaktan rahatsızlık duymayan krallar, şeyhler, emirler İslam toplumlarını iliklerine kadar sömürmektedir." diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Görüyorsunuz, Suudi Arabistan Kralı Ankara'ya ayak basmadan yüzlerce lüks araç, korumaya alınmış şatafatlı oteller hizmetine tahsis edilmiştir. Ne var ki bir dilim ekmek diyen, birazcık hak ve hukuk isteyen milyonlarca gariban, muhtaç ve düşkünü hesaba katan, aklından geçiren, bunlarla ilgili tasalanan yoktur. Bu çelişki yumağı Muhammedi ahlakla, tevhid inancının ruhuyla bağdaşmakta mıdır? Tevhid adaletsizliğin karşısındadır. Tevhid şirkin hasmıdır. Tevhid müsrifliğin tam karşı cephesidir. Bu yüzden mühürlü kalplerin açılması ancak ve ancak Efendi'mizin samimiyetle tanınmasına, tevhid ve vahdet şemsiyesi altında el ele vermeye bağlı olduğu düşüncesindeyim. Eğer bu olursa İslam toplumları huzuru bulacak, yeni bir asrısaadete uyanacaktır. Eğer bu gerçekleşirse İslamiyet kılıfı altına saklanarak kan akıtan, can alan bütün cani ve canavarların ürediği bataklık kuruyacaktır."

MHP Genel Başkanı Bahçeli, "İslamiyet'i terörle ilişkilendirmeye, arasında bağ kurmaya çalışan kim varsa, elinde hançer, silah, kılıç, bomba bulunduğu halde haksızlığa, vahşete Allah kelamıyla da olsa hizmet eden kimler bulunuyorsa sapkındır, katildir, iblisle söz kesmiştir. Müslümanlar yeni bir dirilişin yol haritasını dürüstçe arıyorlarsa bilinsin ki bu çıkış Efendi'mizin kutlu hayatında, yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'in mübarek sayfalarındadır. Başka rehbere, sahte alim ve fetva makamlarına yer ve gerek yoktur." görüşünü dile getirdi.

Türkiye'de siyasetteki kördüğüm ve kayıkçı kavgasının, milletin esas gündem ve beklentilerini perdelediğini öne süren Bahçeli, "Türkiye'de, 14 yıldır siyasi ahlak ve seviye diptedir. Türkiye'nin ortak çıkarlarını gözetmekten aciz, Türk milletinin özlem ve beklentilerine tercüman olmaktan habersiz siyaset esnafı huzursuzluğu daha da derinleştirmektedir. Bilhassa iktidar partisi ile anamuhalefet partisi arasındaki hakaret yarışına Cumhurbaşkanı'nın da eklenmesi, üstelik açık taraf haline gelmesi ülkemiz adına üzüntü vericidir." değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, "Siyasi tansiyondaki yükseklik, iktidar partisindeki pervasızlık ve kontrolsüzlük ülkemizi uçuruma sürüklemektedir. Toplumsal güven iniştedir. Demokratik değerler buharlaşmaktadır. Kanunsuzluk ve kanun kaçakları revaçtadır. Haram yiyenler, hıyanete yandaş ve teşne olanlar rağbet görmektedir." iddiasında bulundu.

Suç ve suçluları caydıracak adalet mekanizmalarının çalışmadığını ileri süren Bahçeli, şunları söyledi:

"Kırıkkale Silah Fabrikası Müdürü'nün, TSK'nın temel saldırı silahı olarak tasarlanan milli piyade silahlarının çizim ve tüm üretim planlarını yabancı bir firmaya satarken suçüstü yakalanması aslında her şeyin özetidir. Bu vatan haini milli sırları kişisel menfaate dönüştürmeye cüret ve cesaret edecek kadar gözünü karartmıştır. Kırıkkale Silah Fabrikası'nı şaibe altında bırakan söz konusu hainliğin başka ayak ve işbirlikçilerinin olup olmadığını, Türkiye'nin milli güvenliğine zarar verecek benzeri ihanetlerin gerçekleşip gerçekleşmediğini Hükümet mutlaka açıklığa kavuşturmalıdır."

Milli güvenlik açısından tehlike saçan bir diğer konunun da vatandaşların kimlik bilgilerinin çalınması olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Bu sonuç tam bir skandal, tam bir iflas halidir. Vatandaşlarımızın mahremi sayılabilecek kimlik ve adres bilgilerine bilgisayar korsanları nasıl ulaşabilmiş, siber güvenlik duvarlarına ne olmuştur? Dile kolay, sayıları 50 milyona yaklaşan vatandaşımızın kişisel kimlik bilgileri hangi amaçla elde edilmiş, kimlerin eline geçmiştir?" diye konuştu.

Hükümetin, yaptığı açıklamalarla konuyu basite indirgediğini ve bunun bir sorumsuzluk örneği olduğunu savunan Bahçeli, "Türkiye'nin kozmik şifrelerinin çözülmesi neyse vatandaşlarımızın kimlik bilgilerinin karanlık çevrelerin kontrolüne geçmesi aynı şeydir." ifadesini kullandı.

Bu konuda bir tedbir geliştirilmemesini de eleştiren Bahçeli, "Bize göre bu aymazlığın affı ve bahanesi de yoktur. AKP hükümeti iddiaları yavaştan almış ve hatta kulağının üstüne yatmıştır. Konu milli güvenliğimizi birçok cepheden ilgilendirmektedir. Türkiye çadır devleti, yeni yetme bir ülke değildir. Türkiye bir grup bilgisayar korsanının, üç beş suç örgütünün eline avucuna düşmeyecek kadar onurlu ve güçlü bir devlettir." görüşünü dile getirdi.

Bahçeli, şunları kaydetti:

"Şayet kişisel verilerin çalınmasında yabancı ülke ve istihbarat teşkilatlarının parmağı varsa bu da süratle aydınlatılmalı, gerçekler milletimizle paylaşılmalıdır. Böyle bir devlet idaresi nerede görülmüştür? Türk milletinin özeline kast etmek kimin haddi, kimlerin harcıdır? Bir gerçek varsa o da şudur: AKP Hükümetinin, milletimizin kimliği aşırılırken ruhu bile duymamış, duysa bile önüne geçememiştir. Kimliksizler için kimliğin bir önemi olmayabilir. Kimliğini kaybetmişler için kimlik bilgilerinin çalınması önemsiz bir ayrıntı olarak da görülebilir. Fakat Türk milletinin milli kimliği, tüm vatandaşlarımızın her birini özel kılan şahsi bir kimliği vardır ve bunlara da el uzatanın eli kırılmalı, göz koyanın cezası verilmelidir."

Bahçeli, Suriye'deki gelişmelere ve PYD'nin faaliyetlerine değinerek, "PYD, Kobani'yle Afrin arasındaki bağlantıyı kurduğu takdirde Cerablus'un etrafı boşaltılmış ve Kürdistan yapılanmasının ikinci ayağı gerçekleşmiş olacaktır. ABD'nin, Türkiye'nin tüm itiraz ve karşı tezlerine rağmen PYD'yi desteklemeye devam etmesi kötü niyetlilik ve müttefiklik hukukuna uygun düşmeyen bir körlüktür." ifadesini kullandı.

PYD'nin Azez-Cerablus hattını ele geçirmek istediğine işaret eden Bahçeli, ABD'nin ise buna dolaylı olarak destek ve umut verdiğini bildirdi. Bahçeli, "Bu terör örgütü, sınırlarımızın hemen yanı başında milli güvenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü ABD?nin ikircikli tutumuyla tehdit etmektedir." dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, "PKK, Erbil'deki yönetimi tehdit ederse bu tehdidi bize yapılmış sayarız." sözlerini de anımsatan Bahçeli, "Başbakan'a aldanan birileri çıkarsa, PKK'nın Türkiye'yi tehdit etmediğini sanacaklardır. Başbakan'a inanan olursa, Türkiye'nin terör gibi bir sorunu olmadığını, 20 Temmuz 2015?ten bu tarafa 400'ü aşkın şehit haberinin gerçek dışı olduğunu düşünecektir." diye konuştu.

Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:

"Sayın Davutoğlu, Serok oldun, hadi bunu anladık diyelim. 'Milliyetçilikle hesaplaşma vakti geldi' dedin, bundan da şimdilik yakayı kurtardın sayalım. Diyarbakır'a gittin, Kobani'yi selamladın, bunu da yedirdin, yutturdun görelim. Ama Mehmetçik katili Barzani'ye siper olduğunu, böylelikle Serokluktan çürüklüğe, buradan da peşmerge zabitliğine geçişini nasıl yok sayacak, nasıl görmezden geleceğiz? Sayın Başbakan, sana mı kaldı Barzani'yi korumak? Sana mı düştü peşmergeyi kollamak? Türkiye'ye ölüm saçan fitneye destek vererek nereye varmak istiyorsun? Aklının bir köşesinde Irak'ın kuzeyinin peşmergeye, Suriye'nin kuzeyinin PKK'ya teslimi mi vardır? Bunun Türkiye'nin yıkımına yol açacak dört parçalı Kürdistan'a davetiye çıkarmak olacağını hala anlamıyor musun?

Davutoğlu bilmiyorsa söyleyeyim, Barzani PKK'nın ta kendisi, bölücülüğün markası, ihanetin kanlı yüzü, Türk milletinin dostane görünümlü karanlık hasmıdır. Diyarbakır-Erbil arasında tarifeli uçak seferlerinin başlamış olması Başbakan'ın bir başka gafleti, hükümetin bir diğer mahsurlarla dolu sakat politikasıdır.

ABD'nin süreç ihanetine tekrar dönülmesiyle ilgili bastırması, arabuluculuk ısrarları, Davutoğlu'nun müzakere çemberine tutunması hayra alamet değildir. Hem Nusaybin'de, Yüksekova'da, Şırnak'ta ev ev, sokak sokak teröristlerin peşine düşülecek hem de Barzani'ye kol kanat gerilecektir. Bu çarpıklık bir art niyet değilse, kesinlikle siyasi tutsaklığın eseridir."

Bahçeli, dokunulmazlıkların kaldırılması konusuna da değinerek, "İktidarın, HDP'lilerin dokunulmazlıklarını kaldırma sürecini yokuşa sürmesi, dahası yeni anayasa kapsamında başkanlık ısrarları; diğer yandan bölgesel oyun ve senaryolar Türkiye'nin bir felakete alıştırılması olarak değerlendirilmelidir." ifadesini kullandı.

"Bu ortamda, Türkiye'nin tarihsel hak ve çıkarlarını korkusuzca savunan, Türk milleti için fedakarlıkta sınır tanımayan MHP'yle uğraşılması boşuna değildir." diyen Bahçeli, MHP'nin ayak oyunlarına, sinsi operasyonlara, ahlaksız tuzaklara hazırlıklı olduğunu ve 47 yıllık birikimiyle her musibeti def edecek cesarette olduğunu bildirdi.

Bahçeli, 1 Kasım genel seçiminden sonra fırsatı ganimete çevirmeye kalkışan bazı isimlerin MHP'yi içten kemirmenin, içten çökertmenin arayışına kapıldığını belirterek, şu görüşlere yer verdi:

"Milletvekili adayı olmayan veya olsa bile seçilemeyen ya da milletvekili olup da sorumluluktan kaçan kim varsa birdenbire aynı mevzide toplanmışlardır. Bunların hepsi değişim korosunda buluşmuşlardır. Kimisi okyanus ötesine umut bağlamış, kimisi de müzmin ve malum muhaliflerle ve MHP hasmı kalemşörlerle söz ve ağız birliği etmişlerdir. Bu sırada imza toplama furyası başlatılmış, partimiz ve dava arkadaşlarımız aylarca meşgul edilmiştir. Samimiyetle ifade ediyorum, Tüzük Kurultayı için imza veren her kardeşim benim için değerlidir. Hepsinin iradesine saygı duyuyor, taleplerini biliyor ve anlıyorum. Anlamadığım, asla da anlamayacağım ön plandaki çığırtkanlar, MHP'yi bir plan çerçevesinde etkisizleştirmek, bağımlı ve pasif hale getirmek isteyenlerdir. Bunlar kırk fırın ekmek yeseler, ağızlarıyla kuş tutup dağları titretseler yine de MHP'yi kafalarına göre tanzim edemeyeceklerdir çünkü bu davanın hamuru şehit kanıyla yoğrulmuştur. Ülkü sancağı emin ve ehil ellerdedir. Çünkü bu dava var olmanın bedelini çileyle, mahkumiyet ve yokluklarla ödemiş, şükürler olsun ki ülkü fidesi bu sayede çınarlaşmıştır."

Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen karara da değinen Bahçeli, Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunacaklarına dikkati çekti.

Devlet Bahçeli, "Bizim 'paralel'e teslim edecek bir partimiz yoktur. Bizim milliyetçi-ülkücü hareketin ülkü ve hissiyatını yürekten sahiplenmeyenlere teslim edeceğimiz bir bayrak da yoktur." dedi.

Büyük kurultay için 18 Mart 2018 tarihinin sabırla beklemesi gerektiğini belirten Bahçeli, "Bir iddiası olan, 'ben daha iyi yaparım' diyen, kendine güvenen ve inanan kim varsa 18 Mart 2018'de demokrasinin imkanlarından istifade ederek iradenin sahibi milliyetçi-ülkücü hareketin karşısına çıkabilecektir. Bu süreçte şartları taşıyan her ülkücü aday olma hakkına sahiptir. Buna diyeceğim bir şey yoktur. Bunun dışında olağanüstü kurultay yoktur, yapılmayacaktır." diye konuştu.

Bahçeli, olağan büyük kurultay takviminin işlemesini beklemek yerine telaşla olağanüstü kurultay talep edilmesinde samimiyet ve iyi niyet arayamayacaklarını vurguladı.

Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Şimdiden sevinç çığlıkları atanları görüyorum. Şimdiden bayat zafer turlarına, yapay bayram havalarına tevessül edenleri tek tek fark ediyorum. Hele hele MHP'ye nüfuz etmek, yuvalanmak ve operasyon partisi olarak kullanmak isteyen 'okyanus ötesi' kaçkınlarının, 'paralel artıklarının' mutluluğunu da ibretle izliyorum. Kendi kurum ve kuruluşlarına kayyum atandığında kıyameti kopartan, kayyumun gölgesi MHP'ye değince güvercin taklaları atan zevat ve zümreye diyorum ki, bugüne kadar ne yaşamışsanız müstahaktır. Bunlar ikiyüzlü ve Türkiye'nin karşısındaki husumet kutbudur. Bunlar dini paraya dönüştüren, imamlığı şirkete çeviren, ABD'nin kuklası, İslamiyet'in yüz karalarıdır. Kimse boşuna heveslenmesin. Hiç kimse boş yere el ovuşturmasın, bulanık suda balık avlamasın. Bizde inecek sancak, devredecek miras, üzeri çizilecek hatıra yoktur. Bizde tertiplere 'tamam' diyecek acziyet görülemeyecek, kalemizi içten düşürecek adımlara geçit de verilmeyecektir."

Devlet Bahçeli, MHP'ye yönelik küresel ve gayri milli bir operasyon çabasının olduğunu savundu. Bahçeli, "Ankara, Washington ve Pensilvanya arasında MHP düşmanlığının üçgeni kurulmuştur. Vaktiyle Merhum Başbuğumuz Türkeş Beyi reddeden kafanın temsilcileri bu defa da 'kurultay tacirleri' kılığında işbaşındadır. Kurultay tacirlerinin hedefi, sanıldığı gibi MHP'yi selamete çıkarmak, iktidara taşımak değil, aksine MHP'yi ele geçirerek güçten düşürmektir." değerlendirmesinde bulundu.

MHP?nin varacağı yerin Türkiye'nin geleceğini, ülkenin birlik ve bütünlüğünü doğrudan ilgilendirdiğini ifade eden Bahçeli, "Özellikle ülkemizin en hayati sorunu olan terörle mücadelede MHP'nin tutumu çok belirleyicidir. İşte küresel aktörler bundan rahatsızdır ve bu itibarla MHP'nin zayıflatılması öngörülmektedir." dedi.

Bahçeli, olağanüstü Kurultay komplosunun; düpedüz MHP'yi geriletme, AKP'nin işini kolaylaştırma ve 'paralel' örgütü siyasallaştırma stratejisi olduğunu iddia etti.

Bahçeli, "Birileri tersini iddia etse de gerçek tablo budur. Partimizin dinamiklerini yok sayan, yetkili kurullarının aldığı kararları görmezden gelen, geleceğini tehlikeye sokan, elini kolunu bağlamak isteyen kirli bir süreç devrededir. Ve biz buna asla suskun, seyirci kalmayacağız, müsaade de etmeyeceğiz. Parti bünyesinde her şeyin normal mecrasında işlemesi, hareketimizin istikbali açısından önem taşımaktadır. Şüphesiz eşyanın tabiatına aykırı siyasi girişimler, MHP'nin dokusuna ve mücadelesine zarar verecektir." diye konuştu.

Bir ve bütün haldeki MHP'ye ülkenin her zamankinden fazla ihtiyacı olduğunu belirten Bahçeli, "Küsecek, küstürecek, darılacak, dargın bırakacak hiçbir dava arkadaşım olmamalı ve de olmayacaktır." ifadesini kullandı.