2013-11-19 - 15:00
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.
Kamuoyunda "Tam Gün Yasa Tasarısı" olarak bilinen Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, komisyona çekildi.
Gündemdışı konuşma yapan BDP Van Milletvekili Nazmi Gür, Van depreminin özellikle esnaf ve sanayici üzerindeki olumsuz etkilerinin devam ettiğini söyledi.
Van'daki esnaf ve sanayicilerin vergi ve SGK borcu nedeniyle sıkıştığını ifade eden Gür, biriken borçların genel bütçeye etkisinin son derece düşük, Van için önemli olduğunu belirtti. Gür, depremden önceki vergilendirme dönemine ilişkin tahakkuk etmiş ve vadesi geldiği halde ödenmemiş veya bu tarihten öncesine ait olup deprem tarihi itibarıyla vadesi geçmemiş vergi alacaklarıyla SGK borçlarının 3 yıl boyunca silinmesini istedi.
CHP Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş da konuşmasında, kentin imajının kenti yönetenler tarafından zedelendiğini savundu.
Kentte geçen yıl alkol kullanımı ve satışına ilişkin Vali tarafından yasak genelgesi yayımlandığını anlatan Toptaş, bu genelgeyle Afyonkarahisarlıların caddelerde, sokaklarda, hatta ibadethanelerde alkol alan insanlarmış gibi takdim edildiğini söyledi. Ahlak dışı olayların arttığı bahanesiyle sadece kadınların binebileceği otobüslerin sefere konulduğunu anlatan Toptaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın öğrenci evleriyle ilgili sözlerinin ardından ilk olarak Afyonkarahisar'da kafeteryaların polis tarafından basılarak, öğrencilerin adreslerinin alındığını ifade etti.
Toptaş, Başbakan Erdoğan'ın geçen cumartesi günkü Diyarbakır programına da değinerek, "Barzani ile yoldaş olup Kürdistan'ın kuruluş coşkusunu kutlayan Başbakan'ı Türk milleti gibi Afyon halkı da not etmiştir. Şivan Perwer adlı bir militanın ölen bir Kürt militanı için yaktığı ağıtı dinlerken gözyaşlarını tutamayan Sayın Bayan Erdoğan'ın, binlerce şehidimiz için bir damla gözyaşı dökmemiş olmasını da Afyon halkı not etmiştir" dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu ise Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla yaptığı Gündemdışı konuşmasında, Ak Parti iktidarının sağlıkta dönüşüm projesiyle 0-18 yaş arasındaki çocukların yaşam kalitesini artırdığını, sağlıktan en üst düzeyde faydalanmalarına olanak sağladıklarını belirtti.
Çocuk haklarının bununla bitmediğini dile getiren Dağoğlu, çocukların işçi olmama, okula gitme hakları olduğunu söyledi. Dağoğlu, çocukların kalitesiz, niteliksiz işçi değil, okuldan bir meslek sahibi olmalarının önemini vurgulayarak, çocuk haklarını sağlamada eğitimin en büyük paya sahip olduğunu kaydetti.
Daha sonra yerinden söz isteyen bazı MHP'li milletvekilleri, Başbakan Erdoğan'ın, geçen cumartesi günü Diyarbakır'da Irak Kürt Bölgesel Yönetim Başkanı Mesut Barzani ile bir araya gelmesini eleştirdiler.
TBMM Genel Kurulu'nda; MHP'nin, Suriye, Irak ve İran sınırlarındaki güvenlik sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.
MHP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanaması üzerine önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, "Sayın Başbakan, bu ülkenin başına gelmiş en büyük kabus sensin. Bu ülkede sizden daha büyük kabus yoktur. Bu ülkeye, millete hakaret edenler niye sizin nazarınızda hep iyi yerdeler, baş köşede ağırlıyorsunuz. Bölücülerin arkasında olanlar, Türk milletinin hasmı olmaya devam edecek. Unutmayın, hapishanelerde yatan teröristler, Mehmetçiği şehit etitği için oradalar. Onları çıkaracaksanız, şehit Mehmetçiğin annesini nereye koyacaksınız? İhanet ile rezaleti bir araya getirdiniz. Teröristleri dağdan ovaya indirmediniz, Türk miletinin başına çıkardınız. Türk milleti, onları da sizleri de yere çakmasını bilecek. Türk milleti bunların hesabını soracak" diye konuştu.
BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Hükümet'in Suriye politakasını eleştirdiklerini belirterek, konunun Meclis'te konuşulması gerektiğin savundu. Tan, "Suriye'de, Irak'ta Maliki ile Kürdistan bölgesel yönetimi ve İran ile ne yapıyorsunuz, gelin bunları anlatın bize. Bugün tam anlamıyla pejmürdelik var. Şu an daha tehlikeli şeyler yapılıyor. Rojava'da Kürtler kendine göre düzen kurmaya çalışıyorlar. Siz 'bu benim kırmızı çizgim, asla kabul etmiyorum' dıyorsunuz. Dün Irak'taki bölgesel yönetimini de ağzınıza almıyordunuz. Suriye sınırına niye duvar örüyorsunuz?" dedi.
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, öneri lehinde yaptığı konuşmada, sınırda bomba yüklü araçların yakalandığını belirterek, sınır güvenliği olmadığını, isteyenlerin elini kollunu sallayarak Türkiye'ye giriş yaptığını söyledi. 15 yıldır ülkede görülmeyen kızamık ve çocuk felci vakalarının yeniden görülmeye başlandığını ifade eden Şeker, uyarılarının dikkate alınmasını istedi. Cihat için Türkiye'den gençlerin Suriye'de gidip orada çatışmalarda yaşamını yitirdiğine işaret eden Şeker, "Türkiye, Suriye politikası nedeniyle dünyada küçük düşürülüyor. Organ kaçakçılığı da dahil her türlü kaçakçılık yapılıyor. Sınır güvenliği için bir yerde duvar örülüyor, başka yerde de kanal açılıyor" görüşünü savundu.
AK Parti Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, Suriye'deki iç savaşın en çok Türkiye'yi etkilediğini, insani nedenlerle de sınır ihlalleri olduğunu belirterek, yeni projelerle sınır güvenliğinin güçlenirildiğini söyledi.
Konuşmaların ardından MHP grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda; CHP'nin, işçi sağlığı ve güvenliğiyle ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine CHP, önerisini Genel Kurul'a taşıdı.Öneri üzerinde konuşan CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Türkiye'nin iş kazalarında dünyada üçüncü, Avrupa'da ise birinci sırada geldiğini savunarak, yılda ortalama bin-bin 200 işçinin iş kazasında yaşamını yitirdiğini söyledi. İş kazalarının "iş cinayetleri" haline gelmesinin "AK Parti iktidarı ürünü" olduğunu ileri süren Tezcan, çalışma yaşamında sendikasızlığın egemen olduğunu, taşeronlaştırmanın yaygınlaştırıldığını ve 350 bin olan taşeron işçi sayısının 1 milyon 750 bine ulaştığını kaydetti.
Tezcan, "İş kazası sonucu ölümü kader gören bir iktidardan iş sağlığı ve güvenliğini beklemek mümkün değil. Şimdi son işçi hakkı olan kıdem tazminatını da ortadan kaldırmak isteyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Örgütlü emek düşmanlarına karşı yapılması gereken, örgütlü emekle mücadele etmektir. Oysa bütün bunlar varken gündem ya Kürdistan ya türban...Başbakan'a sormak istiyorum; yanlış çizilen haritaya Misak-ı Milli haritası da dahil mi?" dedi.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar, öneri aleyhindeki konuşmasında, konunun ulusal ve uluslararası düzeyde ele alınması gerektiğini belirterek, Türkiye'de ilk kez müstakil bir iş sağlığı ve güvenliği yasası çıkarıldığını ve tüm işyerlerindeki çalışanların kapsama alındığını hatırlattı. Kaçar, yasa uygulamalarının sahaya olumlu yansıdığını ifade ederek, Türkiye'nin iş kazalarında dünyada 22. sırada bulunduğunu, ancak daha alınması gereken mesafe olduğunu kaydetti.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Turkkan, öneri lehinde yaptığı konuşmada, iş sağlığı ve güvenliğin her geçen gün kötüye gittiğini, her sektörde yaralamalı ve ölümlü kazalarda artış olduğunu savundu. Ortalama yılda bin işçinin iş kazası sonucu yaşamını yitirdiğini anlatan Türkkan, "Türkiye'de iş kazları, kaza değil cinayettir. Yanlış politikalar, uygulama ve denetimsizlikte ısrar eden AKP iktidarı bunun nedenidir. İşçiler güvencesiz çalıştırılarak sömürülüyor, kazalara zemin hazırlanıyor. AKP bağıra, çağıra gelen iş kazalarını kaderle anlatıyor" dedi.
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Öte yandan, Genel Kurul'da, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun, cezaevlerinde ağır hastalığı olanlar ile akıl hastalığına tutulanların serbest kalmasını öngören yasa teklifinin, İçtüzük uyarınca doğrudan gündeme alınması önerisi de görüşüldü.
Tanrıkulu, cezaevlerinde 3 Kasım 2013 itibariyle 162'si ağır olmak üzere 544 hasta bulunduğunu ifade ederek, Adli Tıp'ın onayı olmadan hasta tutuklu ya da hükümlünün dışarıda tedavisinin mümkün olmadığını belirtti. Adli Tıp'ın olumlu rapor vermesi halinde bile hasta tutuklu ya da hükümlünün serbest kalmasının, Cumhuriyet savcısının "topluma zararlı değil" raporuna bağlı olduğunu anlatan Tanrıkulu, Adli Tıp Kurumu'nun rapor tekelinin de kaldırılması gerektiğini savundu.
Tanrıkulu, "Başbakan Diyarbakır'da birçok laf söyledi ama demokrasi ve özgürlüklerle ilgili tek bir cümle söylemedi. Size somut bir fırsat daha...Hasta tutuklu ve hükümlülerin sorunu, Meclis'in vicdan sorunudur. Hasta olan, ölüm döşeğinde olanlar için teklifi ele alalım" diye konuştu.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba da cezaevlerinin en önemli sorununun "hasta mahpuslar" olduğunu söyledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır'da "Cezaevleri boşalacak" dediğini belirten Ağbaba, "Başbakan cezaevlerini herhalde insanları öldürerek boşaltacak" dedi.
Tanrıkulu'nun Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin, doğrudan gündeme alınması reddedildi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, et fiyatlarının yüksek olduğu iddialarının doğru olmadığını söyledi.
Eker, TBMM Genel Kurulu'nda sözlü soru önergelerini yanıtladı.
Devlet destekli tarım sigortasının 2006 yılında başlatıldığını belirten Eker, poliçe bedelinin yüzde 50'sinin devlet tarafından karşılandığını anlattı. Devlet destekli tarım sigortası kapsamının her geçen yıl genişletildiğini dile getiren Eker, bu konudaki çalışmaların başta Hazine Müsteşarlığı olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde yürütüldüğünü ifade etti.
Eker, 2006'dan bu yılın Ekim ayı sonuna kadar toplam 3,4 milyon sigorta poliçesi kesildiğini belirterek, 994 milyon lira prim desteği, 1 milyar lira hasar tazminatı ödendiğini kaydetti.
Canlı hayvan ve et kaçakçılığına karşı caydırıcı önlemler alındığını ifade eden Eker, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile işbirliği içerisinde çalıştıklarını bildirdi. Kaçakçılığa karşı her türlü denetim ve kontrol mekanizmasının yoğun bir şekilde yürütüldüğünü söyleyen Eker, ele geçirilen canlı hayvanların en yakın kesimhanede kestirildiğini ve mülkiyetinin kamuya geçirildiğini anlattı.
Eker, et fiyatlarının yüksek olduğu iddialarının doğru olmadığını ifade ederek, bakanlığın et fiyatlarını günlük takip ettiğini vurguladı. Mehdi Eker, 26 Nisan 2010 tarihinde ortalama 16,13 lira olan dana karkas fiyatının 18 Kasım 2013 tarihi itibarıyla 16,28 lira, Ankara'da 26 Nisan 2010'da ortalama fiyatı 24 lira 24 kuruş olan kıyma fiyatının 18 Kasım 2013'de ortalama 23 lira 22 kuruş, 27 lira 29 kuruş olan kuşbaşı fiyatının 18 Kasım'da 25 lira 14 kuruş olarak belirlendiğine dikkati çekti.
Hayvancılığa önemli destek sağladıklarının altını çizen Eker, 2002 yılında 83 milyon lira olan desteğin, bu yıl ekim sonu itibarıyla 2,3 milyar liraya yükseldiğini, bu rakamın yıl sonunda 2,5 milyar liraya ulaşacağını belirtti.
Mehdi Eker, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi kooperatiflerince çiftçilere 1 Ağustos 2010 tarihinden bugüne kadar yaklaşık 7,3 milyar lira faizsiz kredi kullandırıldığını da kaydetti.
Türkiye'de GDO'lu ürün üretiminin yasak olduğunu vurgulayan Eker, "Ülkemizde gıda amaçlı olarak kullanımına izin verilen herhangi bir gen veya genetiği değiştirilmiş ürün bulunmamakta, bu ürünlerin ithaline ise kesinlikle izin verilmemektedir" diye konuştu.
Eker, sebze meyvecilik, paketleme tesisleri ve seracılık ile diğer tarım ve hayvancılık alanlarındaki teşvik ve hibe destekleriyle, doğal afet kapsamında çiftçilere yapılan yardımlar hakkında da bilgi verdi.
TBMM Genel Kurulu'nda sözlü soruların yanıtlanmasının ardından gündeme geçildi. Görüşmeleri yarım kalan "Başbakanlık Türk işbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Haberleşme ve Enformasyon Teknolojileri Bakanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Televizyon ve Radyo Şurası Arasında Televizyon Yayıncılığı Alanında İşbirliğine Dair Protokol ile Teknik Hizmet Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı" kabul edildi.
Daha sonra, geçen hafta görüşmeleri yarım kalan Kamu İhale Kanunu'nda değişiklik yapılmasına ilişkin yasa teklifi ele alındı. Teklifin yürürlük maddesi üzerinde yapılan konuşmalar, Genel Kurul'da tartışma yarattı. Oyunun rengini belli etmek amacıyla söz alan AK Parti milletvekillerinin süresini doldurmadan konuşmalarını tamamlamalarına, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç tepki gösterdi.
Söz isteyen Genç, seçimlerde büyük hileler yapıldığını savunarak, kendilerine gelen duyumlara göre geçen bastırılan milyonlarca oy pusulalarının kayıp olduğunu söyledi. "AKP'liler bu oy pusulalarını alıyorlar, getiriyorlar vatandaşlara dağıtıyorlar, AKP mührü basıyorlar, sandık başına giden vatandaşlar bunu getirip zarfa atıyorlar, boş oy pusulalarını getiriyorlar" diyen Genç, dürüst ve namuslu seçim yapmanın; namuslu ve şerefli insanların işi olduğunu belirtti.
Genç, "Hileli seçimin önünü keselim. Böyle bir kanun getirin. Yarın bu düzenlemeyle; milyonlarca basılı oy pusulasını getirip AKP teşkilatlarına dağıtacaksınız. O dağıtımda boş oy pusulalarını verecekler, AKP üzerine evet mührü basacaklar. Yiğitliğiniz varsa, gelin dürüst seçim yapalım. Bakın yüzde 10 barajdan dolayı şu anda sizin grubunuzda 58 fuzuli olan milletvekili var. Yüzde 10 barajı olmasa iktidarda olamazsınız. Bugün Türkiye Cumhuriyeti devletini bölüyorsunuz, yok ediyorsunuz. Tayyip Erdoğan, Barzani'ye 'Kürdistan Başkanı' diyor. Bu, Kuzey Irak'taki Kürt devletini onaylamak demektir. Ağzınızdan çıkan lafı bilin. Ama tabii ki cahil cühela insan ağzından çıkan lafı anlamaz, ne anlama geldiğini bilmez" diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, sataşma gerekçesiyle söz alarak, şunları söyledi:
"Konuşan şahıs seçim hilelerinden öyle bahsetti ki hayatı hileyle geçmiş gibi....Anlatıyor, 'şöyle yaptınız, sahte pusulaları böyle getirdiniz, buraya götürdünüz.' Allah aşkına hiç aklımıza, hayalimize gelmeyen şeyleri anlatıyor. Hani bir deyim vardır; sirkatini söylerken kendi meselesini söylermiş. Tamamını söylemiyorum, ne olduğunu o bilir. Şecaatini arz edermiş...AK Parti grubundan ve diğer milletvekillerinden baktığınız zaman, böyle hileli iş herhalde normal bir vatandaşın aklına gelmez. Hayatı boyunca yaptığı her türlü hileleri burada ifade etmeye çalıştı. Zaten belli...Kendisinin meşhur bir saman fabrikası vardı; nüfuz kullanarak Aksaray'da teşvik kanunu karşılığında bedava arsaları alıp, kim tarafından geldiği belli olmayan bir paranın banka kanalıyla geçmesi gerekirken, milletvekili seçildikten bir hafta sonra yüzde 5 hisseyle yönetim kurulu başkanvekili birisi, hilenin hurdanın nasıl yapıldığını en iyi o bilir. AK Parti'li milletvekillerine böyle bir lekeyi bulaştırmak kimsenin haddi değildir. Bu seçimleri YSK yapıyor. Burada konuşan kişi, YSK'ya hakaret etmiştir. "
Genç, sataşma gerekçesiyle söz alarak, "Hayatım hileyle geçseydi, Mustafa senin gibi bir şeytan her zaman hilelerimi bulurdu. Senin ne olduğunu bilen bir insanım. Hayatımda hep dürüstlükle mücadele ettim. Onun için 7 dönemdir geliyorum bu kürsüden konuşuyorum. Mustafa senin aklın ermez, dürüstlük nedir sen bilmezsin. Senin ne yaptığını iyi bilen biriyim. Saman fabrikasıyla bir ilgim yok. Böyle bir şey oldu. Mustafa Bey bu saman konusunu çok dile getiriyor, ben de dedim ki 'samanı çok seviyorsun, merak etme kışlık samanı ayıracağım' dedim. Benim fabrikayla bir ilgim yok. Bir arkadaşla, kısa bir dönem için şey ettim. Baktım olmuyor, sizin iktidarınız zamanında zararla sattım. Eğer benim onu milletvekilliği forsumu kullanarak aldığımı ispatlamazsan müfterisin. Erkeksen gel çıkalım, bunu ispat edelim. Eğer ben bir kuruş nüfuz kullanmışsam şerefsizim. Şerefli insansan gidip araştıralım, hakikaten ben orada beş kuruşluk menfaat temin etmiş miyim, etmemiş miyim. Benimle meşru yollarla mücadele etmekten acizsiniz" dedi.
Konuşmaların ardından teklif kabul edildi.
Kanunla; Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna sunulması, milletvekili genel ve ara seçimleri mahalli idareler ile mahalle muhtarlıkları ve ihtiyar heyetleri genel ve ara seçimi dönemlerinde YSK'nın ihtiyacı için yapılacak filigranlı oy pusulası kağıdı ile filigranlı oy zarfı kağıdı alımı, oy pusulası basımı, oy zarfı yapımı hizmetleri ile bu seçimlere yönelik her türlü seçim malzemelerinin alımı ile yurtdışı seçim harcamaları, il seçim kurulu başkanlıkları taarfından alınacak oy pusulası basımı hizmet alımı, doğrudan temin yoluyla yapılacak.
Başkanvekili Güldal Mumcu, teklifin kabul edilmesinin ardından birleşime ara verdi. Mumcu, aranın ardından Komisyonun yerine oturmaması üzerine birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
Kamuoyunda "Tam Gün Yasa Tasarısı" olarak bilinen Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, komisyona çekildi.
Gündemdışı konuşma yapan BDP Van Milletvekili Nazmi Gür, Van depreminin özellikle esnaf ve sanayici üzerindeki olumsuz etkilerinin devam ettiğini söyledi.
Van'daki esnaf ve sanayicilerin vergi ve SGK borcu nedeniyle sıkıştığını ifade eden Gür, biriken borçların genel bütçeye etkisinin son derece düşük, Van için önemli olduğunu belirtti. Gür, depremden önceki vergilendirme dönemine ilişkin tahakkuk etmiş ve vadesi geldiği halde ödenmemiş veya bu tarihten öncesine ait olup deprem tarihi itibarıyla vadesi geçmemiş vergi alacaklarıyla SGK borçlarının 3 yıl boyunca silinmesini istedi.
CHP Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş da konuşmasında, kentin imajının kenti yönetenler tarafından zedelendiğini savundu.
Kentte geçen yıl alkol kullanımı ve satışına ilişkin Vali tarafından yasak genelgesi yayımlandığını anlatan Toptaş, bu genelgeyle Afyonkarahisarlıların caddelerde, sokaklarda, hatta ibadethanelerde alkol alan insanlarmış gibi takdim edildiğini söyledi. Ahlak dışı olayların arttığı bahanesiyle sadece kadınların binebileceği otobüslerin sefere konulduğunu anlatan Toptaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın öğrenci evleriyle ilgili sözlerinin ardından ilk olarak Afyonkarahisar'da kafeteryaların polis tarafından basılarak, öğrencilerin adreslerinin alındığını ifade etti.
Toptaş, Başbakan Erdoğan'ın geçen cumartesi günkü Diyarbakır programına da değinerek, "Barzani ile yoldaş olup Kürdistan'ın kuruluş coşkusunu kutlayan Başbakan'ı Türk milleti gibi Afyon halkı da not etmiştir. Şivan Perwer adlı bir militanın ölen bir Kürt militanı için yaktığı ağıtı dinlerken gözyaşlarını tutamayan Sayın Bayan Erdoğan'ın, binlerce şehidimiz için bir damla gözyaşı dökmemiş olmasını da Afyon halkı not etmiştir" dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu ise Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla yaptığı Gündemdışı konuşmasında, Ak Parti iktidarının sağlıkta dönüşüm projesiyle 0-18 yaş arasındaki çocukların yaşam kalitesini artırdığını, sağlıktan en üst düzeyde faydalanmalarına olanak sağladıklarını belirtti.
Çocuk haklarının bununla bitmediğini dile getiren Dağoğlu, çocukların işçi olmama, okula gitme hakları olduğunu söyledi. Dağoğlu, çocukların kalitesiz, niteliksiz işçi değil, okuldan bir meslek sahibi olmalarının önemini vurgulayarak, çocuk haklarını sağlamada eğitimin en büyük paya sahip olduğunu kaydetti.
Daha sonra yerinden söz isteyen bazı MHP'li milletvekilleri, Başbakan Erdoğan'ın, geçen cumartesi günü Diyarbakır'da Irak Kürt Bölgesel Yönetim Başkanı Mesut Barzani ile bir araya gelmesini eleştirdiler.
TBMM Genel Kurulu'nda; MHP'nin, Suriye, Irak ve İran sınırlarındaki güvenlik sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.
MHP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanaması üzerine önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, "Sayın Başbakan, bu ülkenin başına gelmiş en büyük kabus sensin. Bu ülkede sizden daha büyük kabus yoktur. Bu ülkeye, millete hakaret edenler niye sizin nazarınızda hep iyi yerdeler, baş köşede ağırlıyorsunuz. Bölücülerin arkasında olanlar, Türk milletinin hasmı olmaya devam edecek. Unutmayın, hapishanelerde yatan teröristler, Mehmetçiği şehit etitği için oradalar. Onları çıkaracaksanız, şehit Mehmetçiğin annesini nereye koyacaksınız? İhanet ile rezaleti bir araya getirdiniz. Teröristleri dağdan ovaya indirmediniz, Türk miletinin başına çıkardınız. Türk milleti, onları da sizleri de yere çakmasını bilecek. Türk milleti bunların hesabını soracak" diye konuştu.
BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Hükümet'in Suriye politakasını eleştirdiklerini belirterek, konunun Meclis'te konuşulması gerektiğin savundu. Tan, "Suriye'de, Irak'ta Maliki ile Kürdistan bölgesel yönetimi ve İran ile ne yapıyorsunuz, gelin bunları anlatın bize. Bugün tam anlamıyla pejmürdelik var. Şu an daha tehlikeli şeyler yapılıyor. Rojava'da Kürtler kendine göre düzen kurmaya çalışıyorlar. Siz 'bu benim kırmızı çizgim, asla kabul etmiyorum' dıyorsunuz. Dün Irak'taki bölgesel yönetimini de ağzınıza almıyordunuz. Suriye sınırına niye duvar örüyorsunuz?" dedi.
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, öneri lehinde yaptığı konuşmada, sınırda bomba yüklü araçların yakalandığını belirterek, sınır güvenliği olmadığını, isteyenlerin elini kollunu sallayarak Türkiye'ye giriş yaptığını söyledi. 15 yıldır ülkede görülmeyen kızamık ve çocuk felci vakalarının yeniden görülmeye başlandığını ifade eden Şeker, uyarılarının dikkate alınmasını istedi. Cihat için Türkiye'den gençlerin Suriye'de gidip orada çatışmalarda yaşamını yitirdiğine işaret eden Şeker, "Türkiye, Suriye politikası nedeniyle dünyada küçük düşürülüyor. Organ kaçakçılığı da dahil her türlü kaçakçılık yapılıyor. Sınır güvenliği için bir yerde duvar örülüyor, başka yerde de kanal açılıyor" görüşünü savundu.
AK Parti Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, Suriye'deki iç savaşın en çok Türkiye'yi etkilediğini, insani nedenlerle de sınır ihlalleri olduğunu belirterek, yeni projelerle sınır güvenliğinin güçlenirildiğini söyledi.
Konuşmaların ardından MHP grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda; CHP'nin, işçi sağlığı ve güvenliğiyle ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine CHP, önerisini Genel Kurul'a taşıdı.Öneri üzerinde konuşan CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Türkiye'nin iş kazalarında dünyada üçüncü, Avrupa'da ise birinci sırada geldiğini savunarak, yılda ortalama bin-bin 200 işçinin iş kazasında yaşamını yitirdiğini söyledi. İş kazalarının "iş cinayetleri" haline gelmesinin "AK Parti iktidarı ürünü" olduğunu ileri süren Tezcan, çalışma yaşamında sendikasızlığın egemen olduğunu, taşeronlaştırmanın yaygınlaştırıldığını ve 350 bin olan taşeron işçi sayısının 1 milyon 750 bine ulaştığını kaydetti.
Tezcan, "İş kazası sonucu ölümü kader gören bir iktidardan iş sağlığı ve güvenliğini beklemek mümkün değil. Şimdi son işçi hakkı olan kıdem tazminatını da ortadan kaldırmak isteyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Örgütlü emek düşmanlarına karşı yapılması gereken, örgütlü emekle mücadele etmektir. Oysa bütün bunlar varken gündem ya Kürdistan ya türban...Başbakan'a sormak istiyorum; yanlış çizilen haritaya Misak-ı Milli haritası da dahil mi?" dedi.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar, öneri aleyhindeki konuşmasında, konunun ulusal ve uluslararası düzeyde ele alınması gerektiğini belirterek, Türkiye'de ilk kez müstakil bir iş sağlığı ve güvenliği yasası çıkarıldığını ve tüm işyerlerindeki çalışanların kapsama alındığını hatırlattı. Kaçar, yasa uygulamalarının sahaya olumlu yansıdığını ifade ederek, Türkiye'nin iş kazalarında dünyada 22. sırada bulunduğunu, ancak daha alınması gereken mesafe olduğunu kaydetti.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Turkkan, öneri lehinde yaptığı konuşmada, iş sağlığı ve güvenliğin her geçen gün kötüye gittiğini, her sektörde yaralamalı ve ölümlü kazalarda artış olduğunu savundu. Ortalama yılda bin işçinin iş kazası sonucu yaşamını yitirdiğini anlatan Türkkan, "Türkiye'de iş kazları, kaza değil cinayettir. Yanlış politikalar, uygulama ve denetimsizlikte ısrar eden AKP iktidarı bunun nedenidir. İşçiler güvencesiz çalıştırılarak sömürülüyor, kazalara zemin hazırlanıyor. AKP bağıra, çağıra gelen iş kazalarını kaderle anlatıyor" dedi.
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Öte yandan, Genel Kurul'da, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun, cezaevlerinde ağır hastalığı olanlar ile akıl hastalığına tutulanların serbest kalmasını öngören yasa teklifinin, İçtüzük uyarınca doğrudan gündeme alınması önerisi de görüşüldü.
Tanrıkulu, cezaevlerinde 3 Kasım 2013 itibariyle 162'si ağır olmak üzere 544 hasta bulunduğunu ifade ederek, Adli Tıp'ın onayı olmadan hasta tutuklu ya da hükümlünün dışarıda tedavisinin mümkün olmadığını belirtti. Adli Tıp'ın olumlu rapor vermesi halinde bile hasta tutuklu ya da hükümlünün serbest kalmasının, Cumhuriyet savcısının "topluma zararlı değil" raporuna bağlı olduğunu anlatan Tanrıkulu, Adli Tıp Kurumu'nun rapor tekelinin de kaldırılması gerektiğini savundu.
Tanrıkulu, "Başbakan Diyarbakır'da birçok laf söyledi ama demokrasi ve özgürlüklerle ilgili tek bir cümle söylemedi. Size somut bir fırsat daha...Hasta tutuklu ve hükümlülerin sorunu, Meclis'in vicdan sorunudur. Hasta olan, ölüm döşeğinde olanlar için teklifi ele alalım" diye konuştu.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba da cezaevlerinin en önemli sorununun "hasta mahpuslar" olduğunu söyledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır'da "Cezaevleri boşalacak" dediğini belirten Ağbaba, "Başbakan cezaevlerini herhalde insanları öldürerek boşaltacak" dedi.
Tanrıkulu'nun Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin, doğrudan gündeme alınması reddedildi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, et fiyatlarının yüksek olduğu iddialarının doğru olmadığını söyledi.
Eker, TBMM Genel Kurulu'nda sözlü soru önergelerini yanıtladı.
Devlet destekli tarım sigortasının 2006 yılında başlatıldığını belirten Eker, poliçe bedelinin yüzde 50'sinin devlet tarafından karşılandığını anlattı. Devlet destekli tarım sigortası kapsamının her geçen yıl genişletildiğini dile getiren Eker, bu konudaki çalışmaların başta Hazine Müsteşarlığı olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde yürütüldüğünü ifade etti.
Eker, 2006'dan bu yılın Ekim ayı sonuna kadar toplam 3,4 milyon sigorta poliçesi kesildiğini belirterek, 994 milyon lira prim desteği, 1 milyar lira hasar tazminatı ödendiğini kaydetti.
Canlı hayvan ve et kaçakçılığına karşı caydırıcı önlemler alındığını ifade eden Eker, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile işbirliği içerisinde çalıştıklarını bildirdi. Kaçakçılığa karşı her türlü denetim ve kontrol mekanizmasının yoğun bir şekilde yürütüldüğünü söyleyen Eker, ele geçirilen canlı hayvanların en yakın kesimhanede kestirildiğini ve mülkiyetinin kamuya geçirildiğini anlattı.
Eker, et fiyatlarının yüksek olduğu iddialarının doğru olmadığını ifade ederek, bakanlığın et fiyatlarını günlük takip ettiğini vurguladı. Mehdi Eker, 26 Nisan 2010 tarihinde ortalama 16,13 lira olan dana karkas fiyatının 18 Kasım 2013 tarihi itibarıyla 16,28 lira, Ankara'da 26 Nisan 2010'da ortalama fiyatı 24 lira 24 kuruş olan kıyma fiyatının 18 Kasım 2013'de ortalama 23 lira 22 kuruş, 27 lira 29 kuruş olan kuşbaşı fiyatının 18 Kasım'da 25 lira 14 kuruş olarak belirlendiğine dikkati çekti.
Hayvancılığa önemli destek sağladıklarının altını çizen Eker, 2002 yılında 83 milyon lira olan desteğin, bu yıl ekim sonu itibarıyla 2,3 milyar liraya yükseldiğini, bu rakamın yıl sonunda 2,5 milyar liraya ulaşacağını belirtti.
Mehdi Eker, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi kooperatiflerince çiftçilere 1 Ağustos 2010 tarihinden bugüne kadar yaklaşık 7,3 milyar lira faizsiz kredi kullandırıldığını da kaydetti.
Türkiye'de GDO'lu ürün üretiminin yasak olduğunu vurgulayan Eker, "Ülkemizde gıda amaçlı olarak kullanımına izin verilen herhangi bir gen veya genetiği değiştirilmiş ürün bulunmamakta, bu ürünlerin ithaline ise kesinlikle izin verilmemektedir" diye konuştu.
Eker, sebze meyvecilik, paketleme tesisleri ve seracılık ile diğer tarım ve hayvancılık alanlarındaki teşvik ve hibe destekleriyle, doğal afet kapsamında çiftçilere yapılan yardımlar hakkında da bilgi verdi.
TBMM Genel Kurulu'nda sözlü soruların yanıtlanmasının ardından gündeme geçildi. Görüşmeleri yarım kalan "Başbakanlık Türk işbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Haberleşme ve Enformasyon Teknolojileri Bakanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Televizyon ve Radyo Şurası Arasında Televizyon Yayıncılığı Alanında İşbirliğine Dair Protokol ile Teknik Hizmet Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı" kabul edildi.
Daha sonra, geçen hafta görüşmeleri yarım kalan Kamu İhale Kanunu'nda değişiklik yapılmasına ilişkin yasa teklifi ele alındı. Teklifin yürürlük maddesi üzerinde yapılan konuşmalar, Genel Kurul'da tartışma yarattı. Oyunun rengini belli etmek amacıyla söz alan AK Parti milletvekillerinin süresini doldurmadan konuşmalarını tamamlamalarına, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç tepki gösterdi.
Söz isteyen Genç, seçimlerde büyük hileler yapıldığını savunarak, kendilerine gelen duyumlara göre geçen bastırılan milyonlarca oy pusulalarının kayıp olduğunu söyledi. "AKP'liler bu oy pusulalarını alıyorlar, getiriyorlar vatandaşlara dağıtıyorlar, AKP mührü basıyorlar, sandık başına giden vatandaşlar bunu getirip zarfa atıyorlar, boş oy pusulalarını getiriyorlar" diyen Genç, dürüst ve namuslu seçim yapmanın; namuslu ve şerefli insanların işi olduğunu belirtti.
Genç, "Hileli seçimin önünü keselim. Böyle bir kanun getirin. Yarın bu düzenlemeyle; milyonlarca basılı oy pusulasını getirip AKP teşkilatlarına dağıtacaksınız. O dağıtımda boş oy pusulalarını verecekler, AKP üzerine evet mührü basacaklar. Yiğitliğiniz varsa, gelin dürüst seçim yapalım. Bakın yüzde 10 barajdan dolayı şu anda sizin grubunuzda 58 fuzuli olan milletvekili var. Yüzde 10 barajı olmasa iktidarda olamazsınız. Bugün Türkiye Cumhuriyeti devletini bölüyorsunuz, yok ediyorsunuz. Tayyip Erdoğan, Barzani'ye 'Kürdistan Başkanı' diyor. Bu, Kuzey Irak'taki Kürt devletini onaylamak demektir. Ağzınızdan çıkan lafı bilin. Ama tabii ki cahil cühela insan ağzından çıkan lafı anlamaz, ne anlama geldiğini bilmez" diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, sataşma gerekçesiyle söz alarak, şunları söyledi:
"Konuşan şahıs seçim hilelerinden öyle bahsetti ki hayatı hileyle geçmiş gibi....Anlatıyor, 'şöyle yaptınız, sahte pusulaları böyle getirdiniz, buraya götürdünüz.' Allah aşkına hiç aklımıza, hayalimize gelmeyen şeyleri anlatıyor. Hani bir deyim vardır; sirkatini söylerken kendi meselesini söylermiş. Tamamını söylemiyorum, ne olduğunu o bilir. Şecaatini arz edermiş...AK Parti grubundan ve diğer milletvekillerinden baktığınız zaman, böyle hileli iş herhalde normal bir vatandaşın aklına gelmez. Hayatı boyunca yaptığı her türlü hileleri burada ifade etmeye çalıştı. Zaten belli...Kendisinin meşhur bir saman fabrikası vardı; nüfuz kullanarak Aksaray'da teşvik kanunu karşılığında bedava arsaları alıp, kim tarafından geldiği belli olmayan bir paranın banka kanalıyla geçmesi gerekirken, milletvekili seçildikten bir hafta sonra yüzde 5 hisseyle yönetim kurulu başkanvekili birisi, hilenin hurdanın nasıl yapıldığını en iyi o bilir. AK Parti'li milletvekillerine böyle bir lekeyi bulaştırmak kimsenin haddi değildir. Bu seçimleri YSK yapıyor. Burada konuşan kişi, YSK'ya hakaret etmiştir. "
Genç, sataşma gerekçesiyle söz alarak, "Hayatım hileyle geçseydi, Mustafa senin gibi bir şeytan her zaman hilelerimi bulurdu. Senin ne olduğunu bilen bir insanım. Hayatımda hep dürüstlükle mücadele ettim. Onun için 7 dönemdir geliyorum bu kürsüden konuşuyorum. Mustafa senin aklın ermez, dürüstlük nedir sen bilmezsin. Senin ne yaptığını iyi bilen biriyim. Saman fabrikasıyla bir ilgim yok. Böyle bir şey oldu. Mustafa Bey bu saman konusunu çok dile getiriyor, ben de dedim ki 'samanı çok seviyorsun, merak etme kışlık samanı ayıracağım' dedim. Benim fabrikayla bir ilgim yok. Bir arkadaşla, kısa bir dönem için şey ettim. Baktım olmuyor, sizin iktidarınız zamanında zararla sattım. Eğer benim onu milletvekilliği forsumu kullanarak aldığımı ispatlamazsan müfterisin. Erkeksen gel çıkalım, bunu ispat edelim. Eğer ben bir kuruş nüfuz kullanmışsam şerefsizim. Şerefli insansan gidip araştıralım, hakikaten ben orada beş kuruşluk menfaat temin etmiş miyim, etmemiş miyim. Benimle meşru yollarla mücadele etmekten acizsiniz" dedi.
Konuşmaların ardından teklif kabul edildi.
Kanunla; Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna sunulması, milletvekili genel ve ara seçimleri mahalli idareler ile mahalle muhtarlıkları ve ihtiyar heyetleri genel ve ara seçimi dönemlerinde YSK'nın ihtiyacı için yapılacak filigranlı oy pusulası kağıdı ile filigranlı oy zarfı kağıdı alımı, oy pusulası basımı, oy zarfı yapımı hizmetleri ile bu seçimlere yönelik her türlü seçim malzemelerinin alımı ile yurtdışı seçim harcamaları, il seçim kurulu başkanlıkları taarfından alınacak oy pusulası basımı hizmet alımı, doğrudan temin yoluyla yapılacak.
Başkanvekili Güldal Mumcu, teklifin kabul edilmesinin ardından birleşime ara verdi. Mumcu, aranın ardından Komisyonun yerine oturmaması üzerine birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
