2021-03-25 - 18:30
"TERÖRİZMLE MÜCADELE VE BÖLGESEL BAĞLANTILILIĞIN GÜÇLENDİRİLMESİ DÖRDÜNCÜ PARLAMENTO BAŞKANLARI KONFERANSI" KAPANIŞ OTURUMU
TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop'un ev sahipliğinde, Antalya'da düzenlenen "Terörizmle Mücadele ve Bölgesel Bağlantılılığın Güçlendirilmesi Dördüncü Parlamento Başkanları Konferansı"nın kapanış oturumu gerçekleştirildi.
TBMM Başkanı Mustafa Şentop, konferansın kapanış programında yaptığı konuşmada, toplantıyı başarıyla tamamladıklarını belirtti.

Konferansta terörizmle mücadele ve Kovid-19 salgınını ele aldıklarını anlatan TBMM Başkanı Şentop, sorunların çözümüne yönelik birlikte atılabilecek adımları tespit ettiklerini söyledi.

Özellikle terörün dini, milliyeti ya da etnik kökeni olmadığına, terörün her türü ve biçimiyle aynı kararlılıkla mücadele edilmesi gerektiğini vurguladıklarını aktaran Şentop, terörizmin uluslararası barış, güvenlik ve istikrara yönelik tehditlerin başında geldiğini kaydetti.

Kovid-19 salgınının insani ve sosyal maliyetinin terörle mücadele bakımından da ilave zorlukları beraberinde getirdiğini endişeyle müşahede ettiklerini kaydeden Şentop, şöyle konuştu:

"Kovid-19 tedbirlerinin ortaya çıkardığı sosyo-ekonomik sıkıntılar terör örgütlerince maalesef istismar edilmektedir. Terör örgütleri finansman, propaganda ve eleman devşirme faaliyetlerinde yeni teknolojileri her geçen gün daha fazla kullanmaktadırlar. Bu örgütlerin, teknoloji odaklı yeni stratejilerine karşı müşterek çözümler geliştirmemiz zaruridir. Türkiye olarak, ulusal düzeyde ortaya koyduğumuz terörizmle mücadele tecrübemiz, söz konusu tehdidin ancak uluslararası iş birliği yoluyla bertaraf edilebileceğini göstermektedir. Terör örgütleri arasında ayrım yapmak, bu bela ile mücadelemize vurulacak en büyük darbedir."

Türkiye'nin PKK/PYD/YPG, FETÖ, DEAŞ ve El-Kaide dahil pek çok terör örgütüyle kararlı mücadelesini, salgın sürecinde dahi hız kesmeden devam ettirdiğini belirten Şentop, terörle çok boyutlu mücadelenin hukukun üstünlüğü ve insan hak ve özgürlüklerine saygı temelinde yürütüldüğünü kaydetti.

Şentop, darbe teşebbüsünde bulunan FETÖ'nün, uluslararası bir suç ve istihbarat şebekesi olarak faaliyet gösterdiğini vurguladı. Küresel ekonomik ve siyasi emelleri bulunan bu terör örgütün, devletlerin en mahrem kurumlarına sistematik olarak sızdığını, yönetimleri zayıflatmaya ve ele geçirmeye çalıştığını anlatan Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

"FETÖ?nün gerçek yüzünü gören devletler, bu örgütle bağlantılı kişi ve kurumlara karşı gerekli tedbirleri derhal almaktadırlar. Bu çerçevede, FETÖ faaliyetlerine karşı müteyakkız olunması çağrımızı tekrarlıyorum. FETÖ ile mücadelede ülkelerinizden yakın iş birliği beklediğimizi vurgulamak istiyorum. Türkiye'nin terörle mücadele stratejisinin önemli bir parçasını da radikal ve dini istismar eden terör örgütleriyle mücadele teşkil etmektedir."

Türkiye'nin DEAŞ'ın toprak hakimiyetinin sonlandırılmasında da hayati rol oynadığını vurgulayan Şentop, DEAŞ ile mücadele kisvesi altında hiçbir terör örgütüne meşruiyet kazandırılmasına müsaade edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Terör örgütlerinden ortak olmayacağını aktaran Şentop, "PKK/PYD/YPG, mücadele ettiklerini iddia ettikleri DEAŞ ile esasen iş birliği içinde hareket etmektedir. Terör örgütünün bugüne kadar 6 binin üzerinde DEAŞ iltisaklı kişiyi serbest bıraktığı tahmin edilmektedir. Yabancı terörist savaşçıların durumu bu örgütle mücadelenin en önemli boyutlarından biri haline gelmiştir." diye konuştu.

Rusya Federasyonu Devlet Duması Dışişleri Komisyonu Başkanı Leonid Slutskiy ise yaptığı konuşmada, son derece önemli bir toplantı gerçekleştirildiğini söyledi.

Toplantıda sorunların en kapsamlı şekilde ele alındığını dile getiren Slutskiy, "Temin edebilirim ki Rusya her zaman olduğu gibi bu forumu destekleyecektir. İnsan hayatlarının kurtarılması konusunda destek verecektir. Bu konuda Rusya Federasyonu'na güvenebilirsiniz." dedi.

Slutskiy, terörizmle mücadele konusunda Afganistan'da çok güzel sınav verildiğini belirterek, Suriye'de de anayasa sürecini desteklediklerini bildirdi.

Suriye'de DEAŞ gibi örgütlere karşı ciddi mücadele verildiğini ifade eden Slutskiy, "Türkiye'deki meslektaşlarımızla iş birliği sayesinde Suriye'de önemli başarılar elde ettik. Bu konuda İran'a da teşekkür ediyorum, bizlerle sıkı iş birliğine girdiler. Samimi ve etkin bir iş birliği sayesinde ortak mücadele sürdürülecektir." diye konuştu.

Afganistan Halk Meclisi Başkanı Mir Rahman Rahmani de toplantının terörizmle mücadele konusunda son derece önemli olduğunu söyledi.

Bu tür toplantıların bölgesel birliğin oluşması noktasında devam etmesi gerektiğini dile getiren Rahmani, "Sadece terörizme karşı değil, Kovid-19'a karşı da bir mücadele var. Siyasi ve diplomatik ilişkilerin pekiştirilmesi, terörizme yönelik ortak mücadele yürütülmesi bölgemizin ekonomisini de canlandıracaktır. Terörizmi ortak bir şekilde tanımlamamız bölgesel kalkınma için zaruriyedir." ifadelerini kullandı.

Terörün ortak tehdit oluşturduğunu vurgulayan Rahmani, tarafların aynı yerde yer alarak, gerekli tepkiyi göstermesi gerektiğini bildirdi.

Rahmani, Afganistan'da uluslararası teröristlerin varlık gösterdiğini, bu durumun da ülke halkını tedirgin ettiğini kaydetti.

Pakistan Milli Meclis Başkanı Asad Kaiser ise toplantının bölge için son derece verimli ve anlamlı bir platform oluşturduğunu söyledi.

Salgının dünyada birçok şeyi değiştirdiğini anlatan Kaiser, "Salgın bize ortak çalışmamız gerektiğini bir kez daha gösterdi. Değişen dinamikler altında aşırılık ve terörizmle mücadele etmek için yeni yollar bulmalıyız, daha yaratıcı olmalıyız. Bir şekilde insan etkileşimini sınırlandırmak ile daha yaratıcı davranmamız gerekiyor. Birbirimizle bağlarımızı kuvvetlendirmemiz gerekiyor." diye konuştu.

Toplantıda ortak sorunları analiz edebildiklerini, önemli dersler çıkardıklarını dile getiren Kaiser, ortak çalışmaların devam etmesi için parlamentolar arası diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini bildirdi.

Pakistan olarak daima diyalogdan yana olduklarının altını çizen Kaiser, "Güvenlik, bölgenin gelişmesi, komşu ve öteki ülkeler arasında barışın sağlanması gerektiğine inanıyoruz. Adil ekonomik düzeni oluşturmak için çalışmalı, zengin kaynakları birlikte kullanmalıyız. Hepimiz şiddetin, yabancı işgalcilerin karşısında yer almayız." dedi.

İran İslami Danışma Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Mojtaba Zonoori de terörün bir vekalet savaşı olarak yürütüldüğünü söyledi.

Bölgenin artık turizmle anılması gerektiğini vurgulayan Zonoori, dışarıdan insanların gelmesi için bölgenin güvenli olarak anılması gerektiğini kaydetti.

Bölgedeki güvenlik eksikliğinin vekalet savaşlarından kaynaklandığını ve kibir ittifakının bölgeyi birbirine kattığını savunan Zonoori, şu ifadeleri kullandı:

"Terörü ortadan kaldırmak onlardan beklenmemeli. Onlar bölgenin düşmanlarıdır. Buranın düşmanından burada güvenliği sağlaması nasıl beklenebilir? Tehlikeli birinden güvenlik lafları duymak inandırıcı olur mu? Hırsıza evinizin anahtarı verilir mi? Bölgemiz insanların güvenliği bizim anahtarımızdır ve bunu biz elimizde tutmalıyız. Aç gözlü insanlara bu anahtarı vermek olur mu? Burada vekalet savaşlarıyla fırtına koparıyorlar, bölgede bulunmamaları gerekiyor."

Oturuma çevrim içi bağlanan Çin Halk Cumhuriyeti Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesi Başkanı Zhanshu da konferansta önemli konularda mutabakatlar sağladıklarını söyledi.

Salgının bir kez daha insanlığın geleceğinin ortak olduğunu, menfaatlerin birbirine ne kadar yakın olduğunu gösterdiğini aktaran Zhanshu, "Uluslararası sorunları birlikte aşabiliriz. Ekonomik kalkınmayı beraber sağlayacağız. Aynı eksendeki stratejiler olarak çalışmaya devam edeceğiz. Bir arada çalışarak, teröre karşı da aynı şekilde mücadele edeceğiz. Gelişmekte olan ülkelerin koronavirüse karşı kazanacakları her savaşın önemini toplantıda konuştuk." ifadelerini kullandı.

Ortak çıkarlar için birlikte çalışarak ilerleyeceklerini vurgulayan Zhanshu, her zaman uluslararası adaleti savunacaklarını, insanlık için bunu yaptıklarını anlatacaklarını belirtti.

Çin Halk Cumhuriyeti'nin her alanda kalkınmayı hedeflediğini bildiren Zhanshu, Parlamento Başkanları Konferansı'nı iletişim, bilgi ve deneyim paylaşımını sağlayacak bir platform olarak gördüklerini anlattı.

Irak Temsilciler Meclisi Güvenlik ve Savunma Komitesi Başkanı Muhammad Ridha Al Haidar ise terör ve terör eylemlerinin aslında inancı olan Irak halkı için yeni bir durum olduğunu dile getirdi.

Belirli altyapılardan sonra Irak'a terör ihraç edildiğini ve böylelikle bir takım radikal gruplar oluşmaya başlayarak, karmaşık hal aldığını, iç savaş olacak duruma geldiğini anlatan Haidar, akil insanların çabasıyla bu iç savaşın önlendiğini aktardı.

2008 itibarıyla Irak ekonomisinin iyiye doğru gittiğini aktaran Haidar, şunları kaydetti:

"DEAŞ gibi bir terör belasıyla nasıl beraberce baş edebildiysek, el ele vererek yine koronavirisü de yenebiliriz. DEAŞ'ın hala ideolojisi ve düşüncesinin olduğunu, yeniden güçlenmek için fırsat kollandığını söyleyebiliriz. Tek tük eylemlere de başladıklarını söylemek mümkün. Suriye ile komşu bir ülke Irak. Güvenliğimizi güçlendirmekteyiz ancak bizim tek problemimiz terör kaynaklarının Suriye'den Irak'a sızmalarıdır. Bağdat'ta terör saldırısı oldu, birçok vatandaşımız şehit oldu. Bunun arkasında yine Suriye'den sızanlar vardı. Irak tek başına elindeki tüm olanaklarıyla terörle mücadele etmektedir."

Kovid-19'un Irak'ta büyük bir sorun olduğunu belirten Haidar, bunun sağlık altyapılarının güçlü olmamasından kaynaklandığını ifade etti. Mutasyonlu virüsten sonra ülkelerindeki vaka sayılarının arttığını dile getiren Haidar, Irak'ın tek başına bunun üstesinden gelemeyeceğini söyledi.

Haidar, söz konusu konferansa 2023'te ev sahipliği yapmak istediklerini sözlerine ekledi.

Afganistan Senato Başkan Yardımcısı Muhammed Akbar Stanikzai da çoklu görüşmeler gerçekleştirerek, önemli konularda istişarelerde bulunduklarını söyledi.

Toplantıda siber güvenlik konusunun önemli bir husus olduğunun altını çizildiğini vurgulayan Stanikzai, şunları kaydetti:

"Ülkeler kendi güvenlikleri için el ele, omuz omuza hareket etmeli, iş birliği içinde kaynakları, imkan ve kabiliyetleri paylaşmalı. Bu bağlamda teknolojik ilerlemeler kaydeden ülkelerden daha fazla katkı bekliyoruz. Kaynak paylaşım yöntemlerinin mekanizmalarını bir kez daha vurgulamak isteriz. İş anlamında üretimin artması ve sanayileşme anlamında önemli fırsatlar var. İş birliklerini bunlar sağlayacaktır. Önemli projeler sadece Çin'in değil, tüm ülkelerin faydasına olacaktır. Bu fırsatları kaçırmadan değerlendirmeliyiz. Önemli bir bölgedeyiz, asırlardır burada yaşıyoruz, aynı bölgenin insanları olarak ilişkilerimiz her zaman karşılıklı."

Stanikzai, dünyanın büyük bir köy gibi olduğunu, her ülkenin diğer ülkelerle ilişki içinde olması gerektiğini ifade etti.

"Terörizmle Mücadele ve Bölgesel Bağlantılılığın Güçlendirilmesi Dördüncü Parlamento Başkanları Konferansı"nın kapanış oturumunda, Antalya deklarasyonu oy birliğiyle kabul edildi.

Deklarasyonu okuyan TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Afganistan, Çin, İran, Irak, Pakistan Rusya ve Türkiye parlamentoları başkanları ve delegasyon başkanları olarak, söz konusu konferansı Antalya'da hibrit formatta gerçekleştirdiklerini söyledi.

Şentop, parlamentolar arası iş birliğinin barışa, güvenliğe ve kalkınmaya katkıda bulunan, küresel zorluklarla mücadelede, çatışmaların önlenmesinde ve uluslararası anlaşmazlıkların çözümünde önemli bir rol oynayan diyalog kanallarını kurduğuna dikkati çekti.

Kovid-19'un yakın tarihteki en büyük küresel sınama olduğunu ve hiçbir ülkenin salgının etkilerinden muaf olmadığını vurgulayan Şentop, konferansta hem iki taraflı hem çok taraflı çerçevelerde uluslararası iş birliğinin tesis edilmesinin öneminin teyit edildiğini aktardı.

Şentop, salgının ortaya çıkardığı tehditlerle başa çıkabilmek için bir iş birliği ve uyum ortamı oluşturulması adına, sağladığı diyalog kanallarının emsalsiz olması sayesinde parlamentolar arası ilişkilerin önemli bir rol üstlenebileceğine dikkati çekti.

Yasama organları arasındaki iletişimin geliştirilmesiyle bilhassa salgına ilişkin hususlarda en iyi uygulamaların paylaşılmasına yönelik taahhütlerini vurguladıklarını belirten Şentop, şunları kaydetti:

"Mevcut iş birliği mekanizmaları vasıtasıyla Kovid-19 politikalarında istişare yapılması ihtiyacının bilincinde olarak ve farklı ülkeler tarafından geliştirilen veya üretilen aşılara ayrımcı olmayan bir muamele yapılmasının altını çizdik. Herkes güvende olana kadar hiç kimse güvende olmadığından, özellikle gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkeleri ve savunmasız grupları göz önünde bulundurarak tüm insanlık için aşılara adil ve makul fiyatlı erişimin önemini vurguladık. Tüm şekil ve tezahürleriyle uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden ve halklarımız ile devletlerimizin huzur, refah ve istikrarını baltalayan terörizme ilişkin kaygılarımızı ifade ettik. Salgının halihazırda ağırlaştırdığı şartlar ve zafiyetleri istismar ederek yeni teknolojik araçlar ve stratejiler kullanan terör örgütlerinin, süregiden çok yönlü tehditlerinin farkında olduğumuzu belirttik."

Hükümetlerin tüm çabalarını salgının teşkil ettiği tehditlere yoğunlaştırdığı bu dönemde dahi terörle mücadelenin bir öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini bildiren Şentop, ekonomik, ticari, sosyal, kültürel iş birliğini ve bölgesel bağlantılılığı teşvik ederek, bazı hususlarda mutabakata vardıklarını söyledi.

Şentop, Birleşmiş Milletler Şartı'nın amaç ve ilkelerine, özellikle de uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ilişkin olanlara ve iş birliğini güçlendirmek için ülkelerin onayladığı antlaşmalar ve uluslararası belgeler kapsamındaki yükümlülüklerin yanı sıra uluslararası hukukun ilke ve normlarına bağlılıklarını yeninden teyit ettiklerini belirtti.

Parlamentolar arası ilişkilerin artmasından memnuniyet duyduklarını vurgulayan Şentop, şöyle konuştu:

"Diğer ülkelere, Kovid-19 salgınıyla mücadelede kapasitelerini ve becerilerini arttırmak amacıyla destek olan hükümetlerin son derece kıymetli çabalarını takdir ediyor, bu bağlamda, çok taraflılığa saygı gösterilmesi ve bu evrensel tehdide karşı mücadelelerinde tüm ülkelerin kaynaklarının eşgüdümlü bir şekilde seferber edilmesini engelleyebilecek yaptırımlar da dahil olmak üzere, tek taraflı tedbirlerden kaçınma ihtiyacını vurguluyoruz. Hükümetleri, salgını kontrol altına almaya yönelik dayanışma ve iş birliğini güçlendirmeye davet ediyoruz. Aşı geliştirme, üretme ve tedarik etmenin yanı sıra koronavirüsün yayılmasının kontrol altına alınmasında ve en iyi uygulamaları paylaşmak için ulusal sağlık yetkilileri arasında bilgi ve deneyim alışverişini teşvik ediyoruz. Gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkeler ile özellikle aşı tedariki açısından savunmasız gruplara çok taraflı finans kuruluşlarından daha fazla mali destek çağrısında bulunuyoruz."

Terörizmin tüm dünya için ortak bir tehdit olduğunu ve mücadele için kapsamlı bir ortak stratejiyle birlikte güçlü bir uluslararası iş birliği gerektirdiğini anlatan Şentop, terörizm ve organize suç arasındaki bağı da dikkate aldıklarını aktardı.

Şentop, terör örgütlerinin, ülkelerin birliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan eylemlerini göz ardı etmeye veya meşrulaştırmaya yönelik her türlü çabayı kınadıklarını ifade ederek, "Terörizmin herhangi bir din, milliyet, medeniyet, kültür veya etnik grupla ilişkilendirilemeyeceğinin ve asla ilişkilendirilmemesi gerektiğinin altını çiziyoruz. Küresel ve bölgesel barış ve istikrarın sağlanması için Cammu ve Keşmir ihtilafı da dahil olmak üzere bölgedeki tüm çözülmemiş sorunların ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uygun olarak çözülmesi gerektiği konusunda mutabık kalıyoruz." dedi.

Hükümetlere kapasite geliştirme çabalarını ve iş birliğini artırmalarını tavsiye eden Şentop, şöyle devam etti:

"Uluslararası terörizmle ilgili Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması hususunda tüm devletlerin taahhütlerini hatırlatıyoruz. Tüm devletlerin Birleşmiş Milletler yaptırım rejiminin ve Mali Eylem Görev Gücü gibi kuruluşların çalışmalarının siyasileştirilmesinden kaçınması gerektiğini vurguluyoruz. Kesintisiz ulaşım koridorları, istikrarlı küresel sanayi ve tedarik zincirleri, enerji bağlantılılığı ve verimliliği, serbest ve şeffaf ticareti kolaylaştırma tedbirleri ve güvenli yolcu, mal, hizmet ve yatırım akışından toplumlarımızın yararlanabileceği müşterek avantajlara dikkat çekiyoruz. Diyaloğu ve iş birliğini teşvik etme, ihtiyaç duyulan bütünleşik, kapsayıcı, dengeli, birbiriyle bağlantılı ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasında önemli bir rol oynayan bölgesel bağlantılılığı güçlendirme ve bunlara ilaveten terörizmin köklerine inme taahhüdümüzü yineliyoruz."

Şentop, bir sonraki konferansın 2022'de Rusya Federasyonu'nda yüz yüze gerçekleştirmek hususunda mutabık kaldıklarını sözlerine ekledi.

TBMM Başkanı Şentop, toplantı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başarılı bir toplantı gerçekleştirildiğini aktaran Şentop, terörle topyekün mücadele edilmesi ve terör örgütleri arasında ayrım yapılmaması gerektiği konusunda görüş birliği oluştuğunu ifade etti.