2009-11-24 - 12:00
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Bundan
sonra yaşanılacak toplumsal gerilimlerin; hazırlayıcısı ve tetikleyicisinin baş
aktörü olarak, yanlışlarını örtme telaşında olan iktidar partisini kabul
edeceğiz'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Bundan
sonra yaşanılacak toplumsal gerilimlerin; hazırlayıcısı ve tetikleyicisinin baş
aktörü olarak, yanlışlarını örtme telaşında olan iktidar partisini kabul
edeceğiz'' dedi.
Bahçeli, partisinin Grup Toplantısında, Irak Türkmen Cephesi Musul il
Başkanı Yavuz Efendioğlu'nun evinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını
kaybetmesi vesilesiyle duyduğu üzüntüleri dile getirerek, saldırıyı kınadı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Prag'dan Ankara'ya dönüşünde ''İster
terör, ister Güneydoğu, ister Kürt meselesi deyin. Bu, Türkiye'nin en Önemli
meselesidir ve mutlaka halledilmelidir'' sözünün üzerinden 6 ay geçtiğini,
Hükümetin ''Kürt açılımı'' adı ile başlattığı propaganda kampanyalarında
koordinatör olarak görev yapan İçişleri Bakanının Polis Akademisinde yaptığı
toplantının üzerinden ise 4,5 ay geçtiğini anımsattı.
Hükümet tarafından, açılıma yönelik direnci kırmak maksadıyla bilgi
kirliği yaratıldığını, kavram kargaşası ve karartma operasyonlarının olanca
hızıyla bugünlere kadar sürdürüldüğünü iddia eden Bahçeli, bunlardan maksadın
''PKK ve İmralı canisi ile yapılan gizli pazarlıkları örtme çalışmaları, Projenin
ABD kaynaklı olduğunu saklama çabaları, senelerdir Kandil'e neden operasyon
yapılamadığına kılıf arama gayretleri, açılımla PKK talepleri arasındaki
benzerlikleri kamuflaj arayışları'' olduğunu söyledi.
Türkiye'nin çok tehlikeli sonuçları olacak bir bunalım dönemine
sokulduğunu savunan Bahçeli, ''Başbakanın, PKK açılımı ile başlattığı yıkım
sürecinin, milli birliğimizin temelleri üzerindeki sarsıcı etkileri her geçen gün
ağırlaşarak ve derinleşerek sürmektedir. PKK açılımı ile terör örgütünün siyasi
amaçlarının takipçiliğini yapan AKP'nİn Türkiye'yi 'Bölme Partisi' olduğu,
yaşanan gelişmelerle şimdi daha iyi anlaşılmakla ve görülmektedir. Başbakan'ın
yeni siyasi misyonunun yıkım taşeronluğu ve bölme simsarlığı olduğu bütün
çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. AKP ve ihanet lobisinin başlattığı 'bölünme
sürecinin tanıtım ve reklam kampanyası' Türk siyasetinde emsali görülmemiş bir
'siyasi dolandırıcılık ve kalpazanlık seferberliğidir.' Bu kampanyada piyasaya
sürmediği yalan ve iftira bırakmayan Başbakan'ın, geçtiğimiz hafta sonu parti
toplantılarında söyledikleri içine saplandığı bataklığın bir aynası olmuştur''
diye konuştu.
''ZİYARET, ÖNEMLİ BİR KİLOMETRE TAŞI''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''muhalefet konuşurken çocuklarınızı
televizyondan uzak tutun'' uyarısında bulunduğunu anımsatan Bahçeli, ''Başbakan
Erdoğan teröre teslim olmuş ve terörün bölücü emellerinin sözcülüğüne soyunmuş
bir Başbakan olarak tarihe geçmeyi içine sindirmekte, bunu savunmak telaşıyla da
akıl ve mantıkla bağdaşmayan, ahlakı hiçbir ölçüye sığmayan hezeyanlara
sarılmaktan beis duymamaktadır'' dedi.
Açılım süresinde Başbakan Erdoğan'ın hangi konuda kime hangi sözler
verdiğinin bilinmediğini söyleyen Bahçeli, ''İmralı canisinin rolü ve konumunun
ne olduğunu Kandil'deki terörist çetelerle hangi pazarlıkların yürütüldüğünü, bu
konuda arabuluculuk yapan Barzani ile hangi karanlık hesaplar içine girildiği''
konularının açıklanmasının beklenmemesi gerektiğini ifade etti.
''Başbakan'ın Aralık ayında Washington'a yapacağı ziyaret, bu sürecin
bundan sonraki yol halitasının ayrıntılarının belirlenmesinde önemli bir
kilometre taşı olacaktır'' diyen Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, Beyaz Saray'da ABD
Başkanı Barack Obama ile yapacağı görüşmede, bu yıkım projesinin ilk uygulama
aşaması konusunda ABD'ye tekmil ve ilerleme raporu vereceğini iddia etti.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''Başkan Obama'ya hediye olarak İznik çinisi
yerine, Türkiye'nin çıkarmaya çalıştığı çivisini götürmeyi amaçladığı anlaşılan
Başbakan'ın telaşı ve acelesinin bir nedeni de budur. Bütün bu olumsuzluklara
rağmen, hesaplar tutmamış özellikle Habur'daki teslim törenleri milletimizin
gözünü açmış ve AKP'nin gerçek niyetini anlamasını sağlamıştır. Başbakanın 'yıkım
projesi' milletimizin eşsiz sağduyusuna çarpmış, hükümetin umduğu gelişmeler
gerçekleşmemiştir. Bunda en büyük pay elbette ki yüksek bir uyanıklık göstererek
oyunun arkasındaki karanlık aktörleri gören aziz milletimizdir. Bunun yanı sıra,
yalanları yırtıp gerçekleri ortaya çıkartan Milliyetçi Hareket kadrolarının yoğun
ve etkili çalışmalarıdır'' diye konuştu.
''AÇILIM DENİLEN BÜTÜN OYUNLAR BOZULMUŞTUR''
Başbakan Erdoğan'ın; Sultan Alparslan'la Anadolu'yu fethine, Mimar
Sinan'la muhteşem eserlerine, Atatürk'le ise Kurtuluş Savaşına yaptığı
hatırlatmaların, sahibi olduğu yıkım projesiyle kurmaya çalıştığı mantığın ve
alakasının bir türlü anlaşılamadığını ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:
''Alparslan'ın, Mimar Sinan'ın, Mustafa Kemal'in cesaretiyle kendisinin
teslimiyeti arasında kurmaya çalıştığı ilişki, olsa olsa düştüğü çaresizliğin ruh
hali olacaktır. Başbakan artık sözde PKK projesinin ve yıkım sürecinin de izahını
bırakmış, her biri muhteşem eserler vermiş olan abide şahsiyetlerin arkasına
sığınarak tam bir tarih istismarına soyunmuştur. Şerefin, haysiyetin, istiklalin
ve inancın sembolü olmuş Sütçü İmam, Nene Hatun, Hasan Tahsin gibi kahramanların
adını 'PKK açılımına bulaştırarak hatırlatmasını, acze düşmüş bir zihniyetin
elinde kalmış son istismar alanları olarak görmek gerekmektedir.
Hangi sebeple olursa olsun, dağdan inen eli kanlı PKK'lılarla, her biri
ayrı ayrı değer olan tarihi kahramanlarımızın aynı karede anılması bile bizim
için kabulü mümkün olmayan bir düşkünlük ve alçalma halidir. Bunun başka izahı
yoktur. Başbakanın, ağzına asla yakışmayacak bu isimleri saymaya çalışması ne
yaptığı işi aklamaya yetecektir ne de yöneldiği tarihi sapmayı vicdanlarda
düzeltmeye kafi gelecektir. Yıkım projesi ve PKK açılımının birlikte anılacağı
kişiler asla ve asla Alparslanlar, Mimar Sinanlar veya Mustafa Kemaller değildir
ve olamaz.''
Başbakan'ın dönüşü olmayan bir yola girdiğini ve bu konuda her geçen gün
yalnız kalmanın sancılarını yaşamaya başladığını ileri süren Bahçeli, ''Açılım
denilen bütün oyunlar bozulmuştur. Aldatma kampanyaları çok şükür ki boşa
gitmiştir'' dedi.
''SORUMLU, İKTİDAR PARTİSİ''
Kafa karışıklığının Bakanlara kadar yansıdığını da ileri süren Bahçeli,
Güroymak'ın eski adına ses çıkarmayan İçişleri Bakanının Tunceli'nin eski adının
geri verilmesine karşı çıktığını söyledi.
Bahçeli, şöyle devam etti:
''Camileri etnik yapıya göre bölecek olan anadilde hutbe ve vaaza karşı
çıkmayanların, uçakta Kürtçe anonsunu üniter yapıya aykırı bulmaya başlamaları da
kendileri açısından hizaya gelişin bir göstergesi olmuştur. Bir şehit anasının
tepkisinden bile korkan, bunu terörist teslim töreniyle bir tutan Başbakan'ın
yaşadığı panik hali, hükümetin çözüm adı altındaki her payandaya tutunmak zorunda
kalacağını, ahlaki olsun veya olmasın her fırsatı deneyeceğini işaret
etmektedir.
Bundan sonra yaşanılacak toplumsal gerilimlerin; hazırlayıcısı ve
tetikleyicisinin baş aktörü olarak, yanlışlarını örtme telaşında olan iktidar
partisini kabul edeceğimizi Özellikle vurgulamak İstiyorum. Bu süreçte siyasi
sorumluluk taşıyan iradenin gözü dönmüş ve kontrolü kaybolmuş olduğundan her
tezgahın içinde olması kuvvetli bir ihtimaldir. Söğütözü, Kandil, İmralı
arasında, çekilmiş özel hatlar üzerinden kurulacak diyaloglarla; kendilerini
aklayabilmenin yollarını dahi arayabileceklerini düşünmek hiç şaşırtıcı
olmayacaktır. Başbakan Erdoğan'ın iktidarda kalabilmek için yapamayacağı şey
kalmamıştır.
ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Bahçeli, çocuklara bir harf öğretebilmek için en ücra köşelerde heyecanla
görev yapmaya çalışan, milletin aydınlık geleceğine katkı vermek için fedakarca
hizmet veren bütün öğretmenlerin Öğretmenler Gününü kutladı.
Bahçeli, PKK terör örgütünün saldırılarında şahadete ulaşmış 130 kahraman
öğretmeni rahmetle andığını söyledi.
Öğretmenlere hak ettikleri maddi ve manevi imkanların verilemediğine
değinen Bahçeli, ''Bu kutlu mesleğin mensuplarının çözemediğimiz sorunlarının,
milletimizin geleceğinde ağır bir bedelinin olacağını bilmek ve öngörmek
durumundayız. Bugün, hangi gerekçeyle olursa olsun onlardan esirgeyeceğimiz
imkanların, yarın karşımıza çıkacak toplumsal faturası çok daha ağır olacak,
geleceğimiz, 'huzursuz öğretmen, eğitimsiz öğrenci, bocalayan ülke' döngüsünden
maalesef kurtulamayacaktır. Bu itibarla hangi siyasal düşünce yönetirse yönetsin,
ülkemizin önüne koyduğu hedeflere ulaşabilmesinin yolu, hızı ve kalitesi, öğretim
kadrosunun niteliği ve huzuruyla doğrudan ilişkilidir'' diye konuştu.
Eğitim, ''Bir toplumun gelecekte nasıl yaşamayı islediğini ve neyi hak
ettiğini belirleyen temel unsur'' olduğuna dikkati çeken Bahçeli,
''Geleceğimizden tasarruf edemeyeceğimize göre, geleceğimizi hazırlayanlardan
kısacağımız bir imkan ve yapacağımız bir tasarrufun bedeli mutlaka ağır
olacaktır'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Alevi
vatandaşların sorunlarının çözümü konusunda 10 maddelik bir çözüm önerisi
sıralayarak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Hükümete, ''Gelin, sahibi olduğunuz
ayrımcı ve ayrıştırıcı sözde demokrasi paketlerinin içerisine katmadan, sorunun
acilen halli yönünde ilk adımları atalım ve TBMM zemininde bu konuyu çözelim''
diye seslendi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, Alevi vatandaşların
sorunları karşısında AK Parti iktidarının tavrını eleştirdi. ''7 yıldır işbaşında
bulunan AK Parti zihniyetinin tebarüz etmiş en belirgin vasfının, toplumu ayakta
tutan değerleri acımasızca istismar malzemesi yapması'' olduğunu iddia eden
Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın yarattığı tahribatın işgale uğramış toplumun
yaşadığı dağınıklığına eşdeğer hale geldiğini ileri sürdü.
Bahçeli, ''Kimliklerin kaşınması ve millet varlığının çözülmesi
konusundaki tarihi emellerini 1991 yılında imzasını attığı rapordan zaten
bildiğimiz Başbakan Erdoğan; şimdi bu ayrıştırma alanlarına yenisini eklemiş ve
mezhep temelli kışkırtmalara da hız vermiştir. Okyanus ötesinden
cesaretlendirilerek, Brüksel;den arkasından itilerek yıllardır ısrarla sürdürülen
36 kimliğe ayrıştırma misyonuna şimdi de mezheplerin kışkırtılması konusu
eklenmiştir'' diye konuştu.
İsim vermeden CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in Mecliste yaptığı
konuşmaya değinen Bahçeli, ''Meclisteki yanlış bir konuşmadan yol çıkarak, bütün
ölçü ve ayarların kaçtığı bir tahrik kampanyasına dönen, doğrusu ile yanlışıyla
geride kalmış bir ayaklanma üzerinden sürdürülen istismar artık fren tutmaz hale
gelmiştir. Konu tamamen AKP'nin 'PKK açılımı'nın toplumdaki öfkesini dindirmeye,
tepkilerini söndürmeye, dikkatlerini dağıtmaya yönelik tam bir aldatmaya
dönmüştür. AKP zihniyeti, tarihin sayfalarında kalmış bir hadise üzerinden yine
alabildiğine inanç ve mezhep sömürüsü yapmaya başlamıştır'' iddialarında
bulundu.
Bahçeli, partisinin Türkiye'deki diğer sorunlar gibi mezheplerin
sorunlarına da aynı dikkatle ve kucaklaştırıcı ilkelerle bakmaya özen
gösterdiğini, dikkat ettiğini anlattı.
''ALEVİ İSLAM İNANCI BİR VAKIA''
Bahçeli, Türkiye'de Alevi İslam inancına sahip vatandaşların bulunduğunun
bir vakıa olduğunu ve bu milli gerçeğin Türkiye'de son yıllarda oluşmadığını, bin
yıllık tarihin içinde hep var olarak bugünlere ulaştığını söyledi.
Devlet Bahçeli, ''Bizleri bir millet yapan muhteşem değerler manzumesinin
içinde onlar da vardır ve bu milli kimliğin ayrılmaz bir parçası olarak Türk
milleti mevcudiyetinin içinde yer almışlardır. Alevilik ne inançlarımızdan ayrı
görülebilir, ne milletimizden ayrı tutulabilir. Biz onlarla birlikte bir milletiz
ve millet olmamızın mayasında onlar da vardır'' diye konuştu.
Konuyla ilgili 18 Kasım 2008 tarihinde TBMM grubunda yaptığı açıklamaları
hatırlatan Bahçeli, ''Ne var ki bizim iyi niyetle başlattığımız bu girişim,
Hükümet olma yetkisini elinde bulunduran AKP'yi siyaset üstü bir zeminde harekete
geçirmeyi sağlayamamıştır'' dedi.
Bahçeli, Alevi Çalıştay'larından somut bir sonuç çıkmayacağının
tarafların açıklamalarından anlaşıldığını da ifade eden Bahçeli, ''Konunun
sürüncemede bırakılarak yalnızca istismarının yapılmak istendiği, toplanıp
dağılarak Hükümetle ortak bir zeminde ve çözüm noktasında buluşma imkanının
kalmadığı anlaşılmaktadır'' diye konuştu.
BAŞBAKAN ERDOĞAN VE HÜKÜMETE ÇAĞRI
Bahçeli, Başbakan Erdoğan ve Hükümete de şu çağrıyı yaptı:
''Yedi yıllık iktidarınızda, Alevi İslam inancına sahip kardeşlerimiz
için girişimde bulunmaktan kaçtınız ve aralarındaki uzlaşmaz alanları, işi
sürüncemede bırakmak için bahane olarak kullandınız. Şimdi de geride kalmış bir
ayaklanmanın acıları üzerinden 'evlad-ı Kerbela' istismarını yapıyorsunuz ve
Alevi kardeşlerimizi sevdiğinizi söylüyorsunuz o halde; gelin, sahibi olduğunuz
ayrımcı ve ayrıştırıcı sözde demokrasi paketlerinin içerisine katmadan, sorunun
acilen halli yönünde ilk adımları atalım ve TBMM zemininde bu konuyu çözelim.''
BAHÇELİ'NİN ÖNERİLERİ
MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin, Alevi vatandaşların sorunlarına ilişkin 10
maddelik önerisi ise şöyle:
- Aleviliğin öncelikle nitelikli eğitim ve nitelikli kadro ihtiyacını
karşılayacak ''Türkiye Alevilik Araştırmaları Merkezi'' devlet desteğinde
kurulmalıdır.
- Bu merkez genel bütçeden ayrılacak ödenekle desteklenmeli ve idari
bakımdan özerk olmalıdır.
- Alevi inanç önderlerinin akademik seviyede eğitilmesi için İlahiyat
Fakültelerinde ''Tasavvuf İlimleri Bölümü'' kurulmalıdır.
- Milli Eğitim Bakanlığınca din derslerinin müfredatına, doğrudan Alevi
toplumunun katılımıyla şekillenmiş doğru, objektif ve bilimsel bilgiler
girmelidir.
- Bu kapsamda olmak üzere Alevi İslam inancı önderlerinden, konusunda
uzman ilahiyatçılardan ve akademisyenlerden oluşan 'Özel İhtisas Komisyonu'
kurulmalıdır.
- Kültür Bakanlığı ve ilgili kuruluşların işbirliği ile Alevi İslam
inancının ve tarihi-kültürel şahsiyetlerinin envanteri ve külliyatı çıkarılmalı
varsa yabancı dilde olanlar Türkçeye çevrilmelidir.
- Diyanet İşleri Başkanlığı ortaya çıkacak külliyatın orijinallerine
sadık kalarak yayınlanmasında istişare ve işbirliği içinde olmalıdır.
- Alevi İslam inancını da bünyesinde temsil edecek şekilde Diyanet İşleri
Başkanlığı'nda yapısal düzenlemeye gidilmelidir.
- Alevi toplumunun hayatında çok önemli yeri olan Cemevi gerçeği, siyasi
kaygılardan uzak, cami-cemevi karşıtlığına dönüştürülmeden kabul edilmelidir.
- İnanç ve kültür hayatımızın bir unsuru olan Cemevlerine devlet yardım
etmeli, genel bütçeden ödenek tahsis edilmelidir.
''KONU İSTİSMAR ALANI DEĞİL''
MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin konuya günübirlik siyasetin dışında
ve üstünde bir anlayışla yaklaştığını ifade ederek, parlamentoda grupları bulunan
bütün partilere bu sorunu kucaklaştırıcı ve kaynaştırıcı bir yaklaşımla çözmeleri
noktasında teklifte bulunduğunu ve işbirliği önerdiğini söyledi.
''Çünkü bu konu kaşınacak bir tahrik ve istismar alanı değil, bütün
samimiyetimizle çözümlenmesini dilediğimiz ve canı gönülden istediğimiz gerçek
milli bir kardeşlik projesidir'' diyen Bahçeli, şunları kaydetti:
''Konunun beklemeye tahammülü kalmamıştır. AKP elinde daha fazla tahrik
edilip daha fazla kaşınmadan acilen çözüme muhtaçtır. Geçmişin acılarını ve hatta
varsa hatalarını tahrik ederek ulaşacağımız da sonuç yoktur.
MHP, bu dile getirdiği konularda yasalaşma sürecine her türlü desteği
vermeye ve varsa başka teklifleri değerlendirmeye açık ve kararlıdır. Konuyu
gündeme yeniden getirmemizin nedeni artan gerilimlerin derin kırılmalara ve
çatışmalara neden olmadan bir an önce çözümlenmesi ve bir toplumsal ihtilaf
alanının hiç olmazsa ortadan kalkmasıdır.''
ERDOĞAN'IN SÖZLERİNE TEPKİ
Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ı ''geleceği planlamaktan aciz ve çaresiz''
olarak niteleyerek, Erdoğan'ın sıkıştığı her an ve durumda, geçmişten kendisine
dayanaklar bulma gayreti içine girdiğini iddia etti.
Erdoğan'ın Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş yıllarındaki iftihar
edilecek bilgelikten alıntı yaparak; uysallıktan, gönül almaktan, katlanmaktan,
hoşgörüden ve bir de üstelik adaletten dem vurmasının traji komik bir manzarayı
ortaya çıkardığını ileri süren Bahçeli, ''Böylesi bir dar ve sığ bakışın,
gölgesiyle bile kavga eden bir Hükümet etme anlayışının boy atmasına zemin
hazırlamışken, Şeyh Edebali'nin mana ve öğüt dolu hikmetli sözlerine sığınması
gerçek yüzünü saklayamayacaktır'' dedi.
Bahçeli, Erdoğan'ın, iktidarları dönemindeki bazı olaylara göndermeler
yapmasının ne kendisine ne de partisine hiçbir şey kazandırmayacağını belirterek,
şu ifadeleri kullandı:
''Özellikle partimizin iktidar ortağı olduğu dönemlerdeki ekonomik
gelişmeleri gündeme taşıyarak, bunun üzerinden açıklarını kapatmaya çalışan
kurnaz bir siyaset tertibiyle karşı karşıya bulunuyoruz. Evet, doğrudur; Hükümet
ortağı olduğumuz dönemin kendisine has özellikleri ve şu anda burada ifade etmeyi
gereksiz addettiğim birçok faktörün bir araya gelmesinden dolayı ekonomik
buhranlar ortaya çıkmıştır. Bu konuda gizleyeceğimiz, saklayacağımız bir husus
yoktur ve bu zamana kadar da olmamıştır.
Bizden önceki dönemlerde biriken ve çoğalan sorunların da tek ve yegane
sorumlusu 57.Cumhuriyet Hükümeti olmayacaktır.
İçinde bulunduğumuz şartlarda finansal anlamda büyük bir kaza
yaşanmamışsa, dövizde, enkazı çok geniş bir deprem olmamışsa, dünyada birçok
banka batarken, bu alanda Türkiye'de herhangi bir sorun görülmemişse bu tamamen
koalisyon Hükümetimizin aldığı önlemler neticesindedir.''
AK PARTİ NE KADAR FAİZ ÖDEMESİ YAPTI?
Bahçeli, son 7 yıllık süreçte AK Parti Hükümetinin 225 milyar dolar faiz
ödemesi yaptığını ifade ederek, ''Peki, faize giden bu devasa paralar kimin
cebinden çıkmış, kimin cebine girmiştir?'' diye sordu.
Devlet Bahçeli, AK Parti'nin, yolun başında kimlerle kol kola olduğunu,
güç birliği yaptığını ve birlikte yürüdüğünü gösterdiğini dile getirerek,
''Bunların; Ortadoğu şeyhleri, milli varlıklarımıza göz diken ve bir otelin erzak
kapısından girerek Başbakanla ihale pazarlıkları yapan Oferler, Ogerler, küresel
tefeciler, faiz vurguncularından başkası olmadığı tüm açıklığıyla ortaya
çıkmıştır. Hiçbir iddia, söz ve eylem gerçeklerin üstünü örtemeyecek, ekonomik
sorunlar AKP'nin gelişine nasıl ortam hazırladıysa, gidişine de mutlaka neden
olacaktır'' diye konuştu.
Bahçeli, konuşmasının sonunda vatandaşların Kurban bayramını da
kutladı.
sonra yaşanılacak toplumsal gerilimlerin; hazırlayıcısı ve tetikleyicisinin baş
aktörü olarak, yanlışlarını örtme telaşında olan iktidar partisini kabul
edeceğiz'' dedi.
Bahçeli, partisinin Grup Toplantısında, Irak Türkmen Cephesi Musul il
Başkanı Yavuz Efendioğlu'nun evinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını
kaybetmesi vesilesiyle duyduğu üzüntüleri dile getirerek, saldırıyı kınadı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Prag'dan Ankara'ya dönüşünde ''İster
terör, ister Güneydoğu, ister Kürt meselesi deyin. Bu, Türkiye'nin en Önemli
meselesidir ve mutlaka halledilmelidir'' sözünün üzerinden 6 ay geçtiğini,
Hükümetin ''Kürt açılımı'' adı ile başlattığı propaganda kampanyalarında
koordinatör olarak görev yapan İçişleri Bakanının Polis Akademisinde yaptığı
toplantının üzerinden ise 4,5 ay geçtiğini anımsattı.
Hükümet tarafından, açılıma yönelik direnci kırmak maksadıyla bilgi
kirliği yaratıldığını, kavram kargaşası ve karartma operasyonlarının olanca
hızıyla bugünlere kadar sürdürüldüğünü iddia eden Bahçeli, bunlardan maksadın
''PKK ve İmralı canisi ile yapılan gizli pazarlıkları örtme çalışmaları, Projenin
ABD kaynaklı olduğunu saklama çabaları, senelerdir Kandil'e neden operasyon
yapılamadığına kılıf arama gayretleri, açılımla PKK talepleri arasındaki
benzerlikleri kamuflaj arayışları'' olduğunu söyledi.
Türkiye'nin çok tehlikeli sonuçları olacak bir bunalım dönemine
sokulduğunu savunan Bahçeli, ''Başbakanın, PKK açılımı ile başlattığı yıkım
sürecinin, milli birliğimizin temelleri üzerindeki sarsıcı etkileri her geçen gün
ağırlaşarak ve derinleşerek sürmektedir. PKK açılımı ile terör örgütünün siyasi
amaçlarının takipçiliğini yapan AKP'nİn Türkiye'yi 'Bölme Partisi' olduğu,
yaşanan gelişmelerle şimdi daha iyi anlaşılmakla ve görülmektedir. Başbakan'ın
yeni siyasi misyonunun yıkım taşeronluğu ve bölme simsarlığı olduğu bütün
çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. AKP ve ihanet lobisinin başlattığı 'bölünme
sürecinin tanıtım ve reklam kampanyası' Türk siyasetinde emsali görülmemiş bir
'siyasi dolandırıcılık ve kalpazanlık seferberliğidir.' Bu kampanyada piyasaya
sürmediği yalan ve iftira bırakmayan Başbakan'ın, geçtiğimiz hafta sonu parti
toplantılarında söyledikleri içine saplandığı bataklığın bir aynası olmuştur''
diye konuştu.
''ZİYARET, ÖNEMLİ BİR KİLOMETRE TAŞI''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''muhalefet konuşurken çocuklarınızı
televizyondan uzak tutun'' uyarısında bulunduğunu anımsatan Bahçeli, ''Başbakan
Erdoğan teröre teslim olmuş ve terörün bölücü emellerinin sözcülüğüne soyunmuş
bir Başbakan olarak tarihe geçmeyi içine sindirmekte, bunu savunmak telaşıyla da
akıl ve mantıkla bağdaşmayan, ahlakı hiçbir ölçüye sığmayan hezeyanlara
sarılmaktan beis duymamaktadır'' dedi.
Açılım süresinde Başbakan Erdoğan'ın hangi konuda kime hangi sözler
verdiğinin bilinmediğini söyleyen Bahçeli, ''İmralı canisinin rolü ve konumunun
ne olduğunu Kandil'deki terörist çetelerle hangi pazarlıkların yürütüldüğünü, bu
konuda arabuluculuk yapan Barzani ile hangi karanlık hesaplar içine girildiği''
konularının açıklanmasının beklenmemesi gerektiğini ifade etti.
''Başbakan'ın Aralık ayında Washington'a yapacağı ziyaret, bu sürecin
bundan sonraki yol halitasının ayrıntılarının belirlenmesinde önemli bir
kilometre taşı olacaktır'' diyen Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, Beyaz Saray'da ABD
Başkanı Barack Obama ile yapacağı görüşmede, bu yıkım projesinin ilk uygulama
aşaması konusunda ABD'ye tekmil ve ilerleme raporu vereceğini iddia etti.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''Başkan Obama'ya hediye olarak İznik çinisi
yerine, Türkiye'nin çıkarmaya çalıştığı çivisini götürmeyi amaçladığı anlaşılan
Başbakan'ın telaşı ve acelesinin bir nedeni de budur. Bütün bu olumsuzluklara
rağmen, hesaplar tutmamış özellikle Habur'daki teslim törenleri milletimizin
gözünü açmış ve AKP'nin gerçek niyetini anlamasını sağlamıştır. Başbakanın 'yıkım
projesi' milletimizin eşsiz sağduyusuna çarpmış, hükümetin umduğu gelişmeler
gerçekleşmemiştir. Bunda en büyük pay elbette ki yüksek bir uyanıklık göstererek
oyunun arkasındaki karanlık aktörleri gören aziz milletimizdir. Bunun yanı sıra,
yalanları yırtıp gerçekleri ortaya çıkartan Milliyetçi Hareket kadrolarının yoğun
ve etkili çalışmalarıdır'' diye konuştu.
''AÇILIM DENİLEN BÜTÜN OYUNLAR BOZULMUŞTUR''
Başbakan Erdoğan'ın; Sultan Alparslan'la Anadolu'yu fethine, Mimar
Sinan'la muhteşem eserlerine, Atatürk'le ise Kurtuluş Savaşına yaptığı
hatırlatmaların, sahibi olduğu yıkım projesiyle kurmaya çalıştığı mantığın ve
alakasının bir türlü anlaşılamadığını ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:
''Alparslan'ın, Mimar Sinan'ın, Mustafa Kemal'in cesaretiyle kendisinin
teslimiyeti arasında kurmaya çalıştığı ilişki, olsa olsa düştüğü çaresizliğin ruh
hali olacaktır. Başbakan artık sözde PKK projesinin ve yıkım sürecinin de izahını
bırakmış, her biri muhteşem eserler vermiş olan abide şahsiyetlerin arkasına
sığınarak tam bir tarih istismarına soyunmuştur. Şerefin, haysiyetin, istiklalin
ve inancın sembolü olmuş Sütçü İmam, Nene Hatun, Hasan Tahsin gibi kahramanların
adını 'PKK açılımına bulaştırarak hatırlatmasını, acze düşmüş bir zihniyetin
elinde kalmış son istismar alanları olarak görmek gerekmektedir.
Hangi sebeple olursa olsun, dağdan inen eli kanlı PKK'lılarla, her biri
ayrı ayrı değer olan tarihi kahramanlarımızın aynı karede anılması bile bizim
için kabulü mümkün olmayan bir düşkünlük ve alçalma halidir. Bunun başka izahı
yoktur. Başbakanın, ağzına asla yakışmayacak bu isimleri saymaya çalışması ne
yaptığı işi aklamaya yetecektir ne de yöneldiği tarihi sapmayı vicdanlarda
düzeltmeye kafi gelecektir. Yıkım projesi ve PKK açılımının birlikte anılacağı
kişiler asla ve asla Alparslanlar, Mimar Sinanlar veya Mustafa Kemaller değildir
ve olamaz.''
Başbakan'ın dönüşü olmayan bir yola girdiğini ve bu konuda her geçen gün
yalnız kalmanın sancılarını yaşamaya başladığını ileri süren Bahçeli, ''Açılım
denilen bütün oyunlar bozulmuştur. Aldatma kampanyaları çok şükür ki boşa
gitmiştir'' dedi.
''SORUMLU, İKTİDAR PARTİSİ''
Kafa karışıklığının Bakanlara kadar yansıdığını da ileri süren Bahçeli,
Güroymak'ın eski adına ses çıkarmayan İçişleri Bakanının Tunceli'nin eski adının
geri verilmesine karşı çıktığını söyledi.
Bahçeli, şöyle devam etti:
''Camileri etnik yapıya göre bölecek olan anadilde hutbe ve vaaza karşı
çıkmayanların, uçakta Kürtçe anonsunu üniter yapıya aykırı bulmaya başlamaları da
kendileri açısından hizaya gelişin bir göstergesi olmuştur. Bir şehit anasının
tepkisinden bile korkan, bunu terörist teslim töreniyle bir tutan Başbakan'ın
yaşadığı panik hali, hükümetin çözüm adı altındaki her payandaya tutunmak zorunda
kalacağını, ahlaki olsun veya olmasın her fırsatı deneyeceğini işaret
etmektedir.
Bundan sonra yaşanılacak toplumsal gerilimlerin; hazırlayıcısı ve
tetikleyicisinin baş aktörü olarak, yanlışlarını örtme telaşında olan iktidar
partisini kabul edeceğimizi Özellikle vurgulamak İstiyorum. Bu süreçte siyasi
sorumluluk taşıyan iradenin gözü dönmüş ve kontrolü kaybolmuş olduğundan her
tezgahın içinde olması kuvvetli bir ihtimaldir. Söğütözü, Kandil, İmralı
arasında, çekilmiş özel hatlar üzerinden kurulacak diyaloglarla; kendilerini
aklayabilmenin yollarını dahi arayabileceklerini düşünmek hiç şaşırtıcı
olmayacaktır. Başbakan Erdoğan'ın iktidarda kalabilmek için yapamayacağı şey
kalmamıştır.
ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Bahçeli, çocuklara bir harf öğretebilmek için en ücra köşelerde heyecanla
görev yapmaya çalışan, milletin aydınlık geleceğine katkı vermek için fedakarca
hizmet veren bütün öğretmenlerin Öğretmenler Gününü kutladı.
Bahçeli, PKK terör örgütünün saldırılarında şahadete ulaşmış 130 kahraman
öğretmeni rahmetle andığını söyledi.
Öğretmenlere hak ettikleri maddi ve manevi imkanların verilemediğine
değinen Bahçeli, ''Bu kutlu mesleğin mensuplarının çözemediğimiz sorunlarının,
milletimizin geleceğinde ağır bir bedelinin olacağını bilmek ve öngörmek
durumundayız. Bugün, hangi gerekçeyle olursa olsun onlardan esirgeyeceğimiz
imkanların, yarın karşımıza çıkacak toplumsal faturası çok daha ağır olacak,
geleceğimiz, 'huzursuz öğretmen, eğitimsiz öğrenci, bocalayan ülke' döngüsünden
maalesef kurtulamayacaktır. Bu itibarla hangi siyasal düşünce yönetirse yönetsin,
ülkemizin önüne koyduğu hedeflere ulaşabilmesinin yolu, hızı ve kalitesi, öğretim
kadrosunun niteliği ve huzuruyla doğrudan ilişkilidir'' diye konuştu.
Eğitim, ''Bir toplumun gelecekte nasıl yaşamayı islediğini ve neyi hak
ettiğini belirleyen temel unsur'' olduğuna dikkati çeken Bahçeli,
''Geleceğimizden tasarruf edemeyeceğimize göre, geleceğimizi hazırlayanlardan
kısacağımız bir imkan ve yapacağımız bir tasarrufun bedeli mutlaka ağır
olacaktır'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Alevi
vatandaşların sorunlarının çözümü konusunda 10 maddelik bir çözüm önerisi
sıralayarak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Hükümete, ''Gelin, sahibi olduğunuz
ayrımcı ve ayrıştırıcı sözde demokrasi paketlerinin içerisine katmadan, sorunun
acilen halli yönünde ilk adımları atalım ve TBMM zemininde bu konuyu çözelim''
diye seslendi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, Alevi vatandaşların
sorunları karşısında AK Parti iktidarının tavrını eleştirdi. ''7 yıldır işbaşında
bulunan AK Parti zihniyetinin tebarüz etmiş en belirgin vasfının, toplumu ayakta
tutan değerleri acımasızca istismar malzemesi yapması'' olduğunu iddia eden
Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın yarattığı tahribatın işgale uğramış toplumun
yaşadığı dağınıklığına eşdeğer hale geldiğini ileri sürdü.
Bahçeli, ''Kimliklerin kaşınması ve millet varlığının çözülmesi
konusundaki tarihi emellerini 1991 yılında imzasını attığı rapordan zaten
bildiğimiz Başbakan Erdoğan; şimdi bu ayrıştırma alanlarına yenisini eklemiş ve
mezhep temelli kışkırtmalara da hız vermiştir. Okyanus ötesinden
cesaretlendirilerek, Brüksel;den arkasından itilerek yıllardır ısrarla sürdürülen
36 kimliğe ayrıştırma misyonuna şimdi de mezheplerin kışkırtılması konusu
eklenmiştir'' diye konuştu.
İsim vermeden CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in Mecliste yaptığı
konuşmaya değinen Bahçeli, ''Meclisteki yanlış bir konuşmadan yol çıkarak, bütün
ölçü ve ayarların kaçtığı bir tahrik kampanyasına dönen, doğrusu ile yanlışıyla
geride kalmış bir ayaklanma üzerinden sürdürülen istismar artık fren tutmaz hale
gelmiştir. Konu tamamen AKP'nin 'PKK açılımı'nın toplumdaki öfkesini dindirmeye,
tepkilerini söndürmeye, dikkatlerini dağıtmaya yönelik tam bir aldatmaya
dönmüştür. AKP zihniyeti, tarihin sayfalarında kalmış bir hadise üzerinden yine
alabildiğine inanç ve mezhep sömürüsü yapmaya başlamıştır'' iddialarında
bulundu.
Bahçeli, partisinin Türkiye'deki diğer sorunlar gibi mezheplerin
sorunlarına da aynı dikkatle ve kucaklaştırıcı ilkelerle bakmaya özen
gösterdiğini, dikkat ettiğini anlattı.
''ALEVİ İSLAM İNANCI BİR VAKIA''
Bahçeli, Türkiye'de Alevi İslam inancına sahip vatandaşların bulunduğunun
bir vakıa olduğunu ve bu milli gerçeğin Türkiye'de son yıllarda oluşmadığını, bin
yıllık tarihin içinde hep var olarak bugünlere ulaştığını söyledi.
Devlet Bahçeli, ''Bizleri bir millet yapan muhteşem değerler manzumesinin
içinde onlar da vardır ve bu milli kimliğin ayrılmaz bir parçası olarak Türk
milleti mevcudiyetinin içinde yer almışlardır. Alevilik ne inançlarımızdan ayrı
görülebilir, ne milletimizden ayrı tutulabilir. Biz onlarla birlikte bir milletiz
ve millet olmamızın mayasında onlar da vardır'' diye konuştu.
Konuyla ilgili 18 Kasım 2008 tarihinde TBMM grubunda yaptığı açıklamaları
hatırlatan Bahçeli, ''Ne var ki bizim iyi niyetle başlattığımız bu girişim,
Hükümet olma yetkisini elinde bulunduran AKP'yi siyaset üstü bir zeminde harekete
geçirmeyi sağlayamamıştır'' dedi.
Bahçeli, Alevi Çalıştay'larından somut bir sonuç çıkmayacağının
tarafların açıklamalarından anlaşıldığını da ifade eden Bahçeli, ''Konunun
sürüncemede bırakılarak yalnızca istismarının yapılmak istendiği, toplanıp
dağılarak Hükümetle ortak bir zeminde ve çözüm noktasında buluşma imkanının
kalmadığı anlaşılmaktadır'' diye konuştu.
BAŞBAKAN ERDOĞAN VE HÜKÜMETE ÇAĞRI
Bahçeli, Başbakan Erdoğan ve Hükümete de şu çağrıyı yaptı:
''Yedi yıllık iktidarınızda, Alevi İslam inancına sahip kardeşlerimiz
için girişimde bulunmaktan kaçtınız ve aralarındaki uzlaşmaz alanları, işi
sürüncemede bırakmak için bahane olarak kullandınız. Şimdi de geride kalmış bir
ayaklanmanın acıları üzerinden 'evlad-ı Kerbela' istismarını yapıyorsunuz ve
Alevi kardeşlerimizi sevdiğinizi söylüyorsunuz o halde; gelin, sahibi olduğunuz
ayrımcı ve ayrıştırıcı sözde demokrasi paketlerinin içerisine katmadan, sorunun
acilen halli yönünde ilk adımları atalım ve TBMM zemininde bu konuyu çözelim.''
BAHÇELİ'NİN ÖNERİLERİ
MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin, Alevi vatandaşların sorunlarına ilişkin 10
maddelik önerisi ise şöyle:
- Aleviliğin öncelikle nitelikli eğitim ve nitelikli kadro ihtiyacını
karşılayacak ''Türkiye Alevilik Araştırmaları Merkezi'' devlet desteğinde
kurulmalıdır.
- Bu merkez genel bütçeden ayrılacak ödenekle desteklenmeli ve idari
bakımdan özerk olmalıdır.
- Alevi inanç önderlerinin akademik seviyede eğitilmesi için İlahiyat
Fakültelerinde ''Tasavvuf İlimleri Bölümü'' kurulmalıdır.
- Milli Eğitim Bakanlığınca din derslerinin müfredatına, doğrudan Alevi
toplumunun katılımıyla şekillenmiş doğru, objektif ve bilimsel bilgiler
girmelidir.
- Bu kapsamda olmak üzere Alevi İslam inancı önderlerinden, konusunda
uzman ilahiyatçılardan ve akademisyenlerden oluşan 'Özel İhtisas Komisyonu'
kurulmalıdır.
- Kültür Bakanlığı ve ilgili kuruluşların işbirliği ile Alevi İslam
inancının ve tarihi-kültürel şahsiyetlerinin envanteri ve külliyatı çıkarılmalı
varsa yabancı dilde olanlar Türkçeye çevrilmelidir.
- Diyanet İşleri Başkanlığı ortaya çıkacak külliyatın orijinallerine
sadık kalarak yayınlanmasında istişare ve işbirliği içinde olmalıdır.
- Alevi İslam inancını da bünyesinde temsil edecek şekilde Diyanet İşleri
Başkanlığı'nda yapısal düzenlemeye gidilmelidir.
- Alevi toplumunun hayatında çok önemli yeri olan Cemevi gerçeği, siyasi
kaygılardan uzak, cami-cemevi karşıtlığına dönüştürülmeden kabul edilmelidir.
- İnanç ve kültür hayatımızın bir unsuru olan Cemevlerine devlet yardım
etmeli, genel bütçeden ödenek tahsis edilmelidir.
''KONU İSTİSMAR ALANI DEĞİL''
MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin konuya günübirlik siyasetin dışında
ve üstünde bir anlayışla yaklaştığını ifade ederek, parlamentoda grupları bulunan
bütün partilere bu sorunu kucaklaştırıcı ve kaynaştırıcı bir yaklaşımla çözmeleri
noktasında teklifte bulunduğunu ve işbirliği önerdiğini söyledi.
''Çünkü bu konu kaşınacak bir tahrik ve istismar alanı değil, bütün
samimiyetimizle çözümlenmesini dilediğimiz ve canı gönülden istediğimiz gerçek
milli bir kardeşlik projesidir'' diyen Bahçeli, şunları kaydetti:
''Konunun beklemeye tahammülü kalmamıştır. AKP elinde daha fazla tahrik
edilip daha fazla kaşınmadan acilen çözüme muhtaçtır. Geçmişin acılarını ve hatta
varsa hatalarını tahrik ederek ulaşacağımız da sonuç yoktur.
MHP, bu dile getirdiği konularda yasalaşma sürecine her türlü desteği
vermeye ve varsa başka teklifleri değerlendirmeye açık ve kararlıdır. Konuyu
gündeme yeniden getirmemizin nedeni artan gerilimlerin derin kırılmalara ve
çatışmalara neden olmadan bir an önce çözümlenmesi ve bir toplumsal ihtilaf
alanının hiç olmazsa ortadan kalkmasıdır.''
ERDOĞAN'IN SÖZLERİNE TEPKİ
Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ı ''geleceği planlamaktan aciz ve çaresiz''
olarak niteleyerek, Erdoğan'ın sıkıştığı her an ve durumda, geçmişten kendisine
dayanaklar bulma gayreti içine girdiğini iddia etti.
Erdoğan'ın Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş yıllarındaki iftihar
edilecek bilgelikten alıntı yaparak; uysallıktan, gönül almaktan, katlanmaktan,
hoşgörüden ve bir de üstelik adaletten dem vurmasının traji komik bir manzarayı
ortaya çıkardığını ileri süren Bahçeli, ''Böylesi bir dar ve sığ bakışın,
gölgesiyle bile kavga eden bir Hükümet etme anlayışının boy atmasına zemin
hazırlamışken, Şeyh Edebali'nin mana ve öğüt dolu hikmetli sözlerine sığınması
gerçek yüzünü saklayamayacaktır'' dedi.
Bahçeli, Erdoğan'ın, iktidarları dönemindeki bazı olaylara göndermeler
yapmasının ne kendisine ne de partisine hiçbir şey kazandırmayacağını belirterek,
şu ifadeleri kullandı:
''Özellikle partimizin iktidar ortağı olduğu dönemlerdeki ekonomik
gelişmeleri gündeme taşıyarak, bunun üzerinden açıklarını kapatmaya çalışan
kurnaz bir siyaset tertibiyle karşı karşıya bulunuyoruz. Evet, doğrudur; Hükümet
ortağı olduğumuz dönemin kendisine has özellikleri ve şu anda burada ifade etmeyi
gereksiz addettiğim birçok faktörün bir araya gelmesinden dolayı ekonomik
buhranlar ortaya çıkmıştır. Bu konuda gizleyeceğimiz, saklayacağımız bir husus
yoktur ve bu zamana kadar da olmamıştır.
Bizden önceki dönemlerde biriken ve çoğalan sorunların da tek ve yegane
sorumlusu 57.Cumhuriyet Hükümeti olmayacaktır.
İçinde bulunduğumuz şartlarda finansal anlamda büyük bir kaza
yaşanmamışsa, dövizde, enkazı çok geniş bir deprem olmamışsa, dünyada birçok
banka batarken, bu alanda Türkiye'de herhangi bir sorun görülmemişse bu tamamen
koalisyon Hükümetimizin aldığı önlemler neticesindedir.''
AK PARTİ NE KADAR FAİZ ÖDEMESİ YAPTI?
Bahçeli, son 7 yıllık süreçte AK Parti Hükümetinin 225 milyar dolar faiz
ödemesi yaptığını ifade ederek, ''Peki, faize giden bu devasa paralar kimin
cebinden çıkmış, kimin cebine girmiştir?'' diye sordu.
Devlet Bahçeli, AK Parti'nin, yolun başında kimlerle kol kola olduğunu,
güç birliği yaptığını ve birlikte yürüdüğünü gösterdiğini dile getirerek,
''Bunların; Ortadoğu şeyhleri, milli varlıklarımıza göz diken ve bir otelin erzak
kapısından girerek Başbakanla ihale pazarlıkları yapan Oferler, Ogerler, küresel
tefeciler, faiz vurguncularından başkası olmadığı tüm açıklığıyla ortaya
çıkmıştır. Hiçbir iddia, söz ve eylem gerçeklerin üstünü örtemeyecek, ekonomik
sorunlar AKP'nin gelişine nasıl ortam hazırladıysa, gidişine de mutlaka neden
olacaktır'' diye konuştu.
Bahçeli, konuşmasının sonunda vatandaşların Kurban bayramını da
kutladı.
