2013-07-05 - 15:14
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Yakut, teklifin 43. maddesi görüşülürken birleşime ara verdi.
Yakut, aranın ardından komisyon ve hükümetin yerini almaması üzerine, Lübnan'a asker gönderilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi ile "Torba teklifi" görüşmek üzere, saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
Gündemdışı söz alan TBMM İdare Amiri ve AK Parti Malatya Millletvekili Ömer Faruk Öz, Türkiye'nin kalkınması ve daha ileriye gitmesinin önüne geçmek için çeşitli provokasyonların düzenlenebileceğini belirterek, "Farklı siyasi düşüncelere sahip olabiliriz. Eğer bu vatanımızı seviyorsak dış mihraklara karşı dikkatli olmalıyız. Birliğimizi, beraberliğimizi bozmadan bu ülkenin kalkınması, gelişmesi ve daha ileriye gitmesi noktasında el birliği içinde olmamız gerekmektedir" diye konuştu.
CHP Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu, Trabzon'da turizmin daha fazla gelişmesi için bölgeye yatırım yapılması, özellikle tarihi yapıların onarılması ve yeniden turizme kazandırılması gerektiğini söyledi. Canalioğlu, Trabzon'a yapılacak bu yatırımın, bölgenin diğer illerindeki turizmi de olumlu yönde etkileyeceğini ifade etti.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, hükümetin, "dediğim dedik" tavrına devam etmesi halinde sosyal patlamaların meydana geleceğini ileri sürdü. Yeniçeri, "İnsanlar yaşam alanlarına müdahale edildiğini düşünüyor. İktidar ise 'sizin 100 bin topladığınız yerde ben 1 milyon toplarım' diyor. Gerilime gerilimle, dişe diş politikalar izliyor" dedi.
MHP'nin, çiftçilerin sorunlarına ilişkin Araştırma Önergesi'nin bugün görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.
MHP, öneriyi TBMM Genel Kurulu'na getirdi. Önerinin lehinde konuşan MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, çiftçi milletvekili olduğunu belirterek, çiftçilerin sorunlarının çok fazla olduğunu söyledi.
"Çiftçi can çekişiyor ölmek üzere" diyen Varlı, çiftçiye can suyu verilmesi ve bunun için de çözüm üretilmesi gerektiğini kaydetti.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan, iktidara geldiklerinde 765 bin çiftçinin 2.7 milyar TL'lik borcunun 1,5 milyar TL'sini sildiklerini söyledi. Çiftçilerin iktidarlarından önce borçlandığını belirten Erdoğan, çiftçiye 2002'de 1,8 milyar TL tarımsal destekleme ödemesi yapılırken, şimdi 7,6 milyar TL destekleme yapıldığını kaydetti.
Muhalefetin laf atması üzerine Erdoğan, "Hortumları kestik feryadınız ondandır. Her seçimde milletten aldınız tokatı ama size yetmedi, döndünüz orduya 'ordu göreve' dediniz" diye konuştu.
Tekrar kürsüye gelen Varlı, "Klasik bir Mehmet Erdoğan konuşması dinledik. 'Biz şunu verdik, bunu verdik.' Sen tiyatro sahnesinde misin, burası tiyatro mu? Kendine güveniyorsan, gel bu araştırma önergesini kabul edelim, komisyonu kuralım, bölgeye gidelim ve çiftçinin karşısında bunları anlat. Yıllardır kurbanlık koyunu biz besledik ama şimdi kurbanlık koyun ithal ediyoruz. İnsan biraz vicdanlı, ölçülü konuşur" dedi.
Varlı, kendisine laf atan AK Parti Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş'a, "Sen konuşma, seninle işim yok" yanıtını verdi.
CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer, "Saman ithalatı oldu, et ithalatı oldu, karpuz ithal ediliyor, domates, limon, çilek ithal ediliyor. Çukurova, Hatay pamukla anılırdı ama şimdi öyle değil" dedi.
"Aklınıza ne gelirse ithal edeceksiniz" diyen Seçer, hayvancılık ve tarım ülkesi olan Türkiye'de meracılığın bittiğini iddia etti.
AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç, "Evet yağlı tohumlarda açığımız vardır doğru ama 2002'ye göre 700 bin ton daha da artmıştır yağlı tohum üretimi. Nüfus ve insanın refahı da arttığı için yetersiz gibi görünmektedir" dedi.
"Eğer biz tarımsal politikaları iyi yönde çeviremeseydik şu anda bizim tarımsal üretimimiz artan refahla birlikte insanımıza yetmesi söz konusu olmayacaktı, daha da ithal eden konuma gelecektik" diyen Kılıç, tarım alanında daha yapılması gerekenler olduğunu söyledi. Kılıç, yapılanların bazılarının meyvelerinin alındığını ama daha alnacak çok mesafe olduğunu kaydetti.
Kılıç, arazilerin bölünmesiyle ilgili bir gayret olduğunu belirterek, "Türk tarımının kurtuluşu buradadır. Türkiye bunu beceremezse herkesin bir mendil büyüklüğünde arazisi kalacak. İnsanlar gelir elde edemeyeceği için bu alandan uzaklaşacak" dedi.
CHP, önerinin oylamasından önce yoklama istedi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakuk, yoklamada yeterli sayı bulunamayınca birleşime ara verdi. Başkanlık Divanı'nda bulunan Katip Üye, CHP Bartın Milletvekili Rıza Yalçınkaya, salondan ayrılırken, kürsünün önüne gelen AK Parti Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'a, "(Niye kağıt almıyorsunuz?) diye bana bağırıyor, manyağa bak ya. Bana söyleme, git Meclis Başkanı'na söyle" diye bağırdı. Aslan'ı araya giren AK Parti'li milletvekileri kürsüden uzaklaştırdı.
Tekrar açılan birleşimde, toplantı yeter sayısı bulundu ve öneri kabul edilmedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ağustos ayında başlayacak toplu sözleşme ve görüşmeler sırasında, 4-C'lilerin durumlarının daha da iyileştirilmesi konusunda sendika ile Hükümet arasında bir pazarlık olacağını bildiklerini kaydetti.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP ve MHP'nin gündeme ilişkin önerilerinin ardından, Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşülmesine geçildi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, teklifin 2. bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
"Sözleşmeli alınan PKK'lıların hangi belediyelerde olduğu" ile ilgili soru sorulduğunu ifade eden Arınç, şöyle konuştu:
"Böyle bir soruyu çok yanlış buluyorum. Bizim bilgimize göre yoktur, hiç bir belediyeyi de bununla itham edemeyiz. Sizen ifade etmek istediğiniz belediyeler varsa bunu açıkça ifade edin. Hiç bir belediyenin, hiçbir PKK'lıyı sadece PKK'lı olduğu için sözleşmeli olarak aldıklarını düşünemeyiz, kabul edemeyiz. Bu istediğiniz bilgileri daha somut hale getirmek için, sizin düşüncenize göre PKK'lı oldukları resmen bilinen kimlerdir ve hangi belediyeler bunları işe almışlardır? Bu çıkardığımız kanunla bunlar nasıl sözleşmeliden kadroya geçmelidir? Bunu lütfen Genel Kurul'u aydınlatmak amacıyla daha somut olarak söyleyebilirsiniz. Ama bu bir suçlamadır, böyle bir suçlamayı çok yanlış ve gereksiz buluyorum."
TEKEL'den kamuya geçen işçilerin asıl kadroya alınamaması ve bu konudaki taleplerle ilgili soru sorulduğunu ifade eden Arınç, özelleştirme kapsamında işsiz kalan işçilerin, kamu kurumlarında geçici personel olarak istihdam edildiğini hatırlattı.
Geçici personele yönelik olarak 2010'da çalışma sürelerinin 10 aydan 11 aya çıkarıldığını, iş sonu tazminatı getirildiğini belirten Arınç, "2012'de ise çalışma süresi 11 ay 28 güne çıkarılmıştır. Bu dönemde de ücretlerinde önemli artışlar sağlanmıştır. Geçici personel halen eğitime durumuna bağlı olarak, ilkokul ve ortaokuldan başlamak üzere bin 94 TL ile bin 315 TL arasında ücret almaktadır. Bunların bu kanun kapsamında kadroya geçirilmeleri düşünülmemektedir. Ancak ağustos ayında başlayacak toplu sözleşme ve görüşmeler sırasında, 657 Sayılı Kanun kapsamında olan 4-C'lilerin de durumlarının daha da iyileştirilmesi konusunda sendika ile Hükümet arasında bir pazarlık olacağını biliyoruz" diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Arınç, "43. madde 28 Şubat mağdurlarına imkan getiriyor, 12 Eylül mağdurları için ne zaman adım atılacak?" sorusuna yanıt verirken, şunları kaydetti:
"Haklısınız, biz Hükümetimiz döneminde şu veya bu sebeplerle, insan hakları çiğnenmek suretiyle olağanüstü dönemlerde kişilik hakları zedelenen ve özlük hakları ellerinden alınan pek çok kişinin mağduriyetlerini giderme noktasında, 12 Eylül 2010'dan referandumundan sonra önemli adımlar attık. 12 Eylül mağdurları veya 28 Şubat mağdurları diye ayırt etmeyelim. Bu dönemlerde görevlerine son verilen veya kendilerine haksız cezalar tanzim edilen kişilerle ilgili olarak attığımız adımlar var. Eğer 12 Eylül 1980 askeri darbesini düşünüyorsanız, bu mağdurların da haklarının iade edilmesi konusunda pek çok düzenleme yapıldı. Sizin bu konularda teklifleriniz olursa, onları da ayrıca değerlendirmek isterim."
Bülent Arınç, Bursa'da yerel medyada çalışan 3 kişinin işten çıkarılması ile ilgili soru üzerine, "Doğrudur olabilir ama bunlar özel hukuku ilgilendiren konulardır. Yerel medya hayır kuruluşu değil, ticari kuruluşlardır, patronları vardır. Arkadaşlarımızın işlerinden olmasına üzülürüz ama bu konuda Hükümet olarak yapacağımız hiç bir şey yok" dedi.
"Sosyal medya üzerinden bir rehber hazırlamayı düşünüyor musunuz?" sorusuna Arınç, "Bunu ironi olarak kabul ediyorum. Böyle bir hazırlığımız yok, sizin böyle bir düşünceniz varsa ana özel olarak iletin de okumuş olayım" yanıtını verdi.
Arınç, "Bir arkadaşımız 2 Temmuz gününün, geçmişte yaşanan acı olaylarla ilgisini ortaya koydu. Bu üzüntü verici olaylarla ilgili yeri geldiğinde arkadaşlarımız mutlaka bazı düşüncelerini ifade etmişlerdir" dedi.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, kendisinin de katıldığı Manisa'daki bir toplantı ile ilgili konuştuğunu belirten Arınç, "Sayın Özel, ikimiz arasındaki bir ilişkiyi Meclis'te dile getirdi. Bu da sizin çok özel kalitenizi gösteriyor. Olumsuz anlamda söylemiyorum. Mutlaka bir şey söylemek adına bunu gündeme getirdiniz. 'Toplantıya katılan arkadaşımız Özgür Özel aramızda" diyerek, ben sizi orada onore etmiştim. Ama gereksizmiş, bunu şimdi anlıyorum. Mehterle ilgili düşüncem, benim özel düşüncemdir. 7 yaşından beri bu düşünceye sahibim. Bunu, şu veya bu şekilde dile getirmemin kimseye zararı olmadığını düşünüyorum" dedi.
Teklifin, 2. bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddelerine geçildi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan, Anadolu Ajansı'nın hem Mursi karşıtlarının haberlerini hem yandaşlarının haberlerini verdiğini belirterek, CHP'lilere, "Sizin tarafsızlık anlayışınız sadece Mursi'nin karşısındakiler olacaksa, sadece Gezi'nin pohpohlanacağı, alkışlanacağı haberler olacaksa böyle bir şey doğru değil" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, "Gezi Parkı odaklı olaylara ilişkin Anadolu Ajansı'nın izlediği habercilik anlayışı" ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi ele alındı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan, CHP'nin, Gezi Parkı eylemleri ile ilgili sık sık önerge verdiğini ancak bu olaylarda ders çıkarmadığını ifade etti. Gezi Parkı eylemleri ile ilgili ulaslararası ajansların çok ciddi yanlışları olduğunu belirten Turan, ancak CHP'nin bu konuda ne bir kınama ne bir araştırma önergesi verdiğini söyledi.
Anadolu Ajansı'nı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğunu hatırlatan Turan, Atatürk'ün, kuruluşla ilgili telgrafında, "Anadolu'nun sesini tüm dünyaya duyaracak" dediğini anımsattı.
Turan şöyle devam etti:
"80 yılldan beri Türkçe yayın yapmışsınız. İstanbul-Ankara, Ankara-İstanbul esas almışsınız. Özellikle son dönemde, 5 dilde; İngilizce, Boşnakça, Arapça, Ruşça ve Türkçe yayın yaparak Gazi Mustafa Kemal'in, 'Tüm dünyaya Anadolu'nun sesini duyarackısınz' dediği adımı atmış olan bir kuruma iftira atacaksınız, bu yakışmaz.
AA'nın 100. yıl vizyonunda önemli atılımlar yaptığını, Amerika'dan Çin'e kadar 30'dan fazla ülkede temsilciliği olduğunu, dünya ajansları ile yarışır hale geldiğini hepimiz biliyoruz. 100. yıl vizyonunda 11 dilde yayınla beraber, ayrı bir gruru birlikte paylaşacağız.
Dediler ki 'Anadolu Ajansının Sayın Genel Müdürü, nasıl olur da Kazlıçeşme'de mitingini fotoğraflar?' Twitter hesabı, bir defa şahsi bir hesaptır, resmi hesap değildir. Herkes, belli dengeler içerisinde bunu kullanabilir. O tweete baktım, emniyet rakamlarını paylaşmış. Bir habercinin, bir Ajans Genel Müdürü'nün, emniyetin verdiği sayıyı fotoğrafıyla beraber paylaşmasından daha doğal ne olabilir?
Diğer mesele, 'Birtakım hisseler son genel kurulda Genel Müdür'ün adına kayıt olmaz...' Sözüm ona yolsuzluk yapılması. 11 yıldan beri her şeye 'yolsuzluk' diyorsunuz, kimse sizi bu konuda artık ciddiye almamaya başladı.
Hepimizin oylarıyla, geçen sene buradan Türk Ticaret Kanunu yasalaştı. Ticaret Kanunu'nun yeni düzenlemenin gereği olarak ki Anadolu Ajansı'nın hisselerinin de bir kısmının sahibi bilinmiyor. Bununla ilgili Genel Müdürlük makamına, yüzde, belli olan oranı biliyorsunuz, hisse senedi Genel Müdürlük makamına verildi. Ancak burada bir kanuni düzenleme gereği var. Ticaret Kanunu'ndan kaynaklanan bir problem vardır, bu da çözülecektir. Yolsuzluk falan ne Anadolu Ajansı'nın imajına ne Kemal Bey'in imajına ithaf edilecek, yakışacak bir şey değildir. Sizi bu konuda teessüfle karşılıyorum."
Turan, Mısır'da bir ahlaksız darbe olduğunu bu darbeyi insanların, uluslararası kanalların en çok Anadolu Ajansı'ndan takip ettiğini belirterek, "Anadolu Ajansı hem Mursi karşıtlarının fotoğraflarını, haberlerini hem yandaşlarının haberlerini veriyor. Sizin tarafsızlık anlayışınız sadece Mursi'nin karşısındakiler olacaksa, sadece Gezi'nin pohpohlanacağı, alkışlanacağı haberler olacaksa böyle bir şey doğru değil. Anadolu Ajansı'nı beğenmemeniz, tarafsızlığından dolayıdır. Ben isterdim ki BBC'nin, CNN'nin son dönemde yaptığı yanlışları da konuşsanız, isterdim ki 'Anadolu Ajansı'na nasıl daha büyük katkı sağlarız, nasıl daha çok önünü açarız, hangi konuda üzerimize düşeni yaparız da dünyanın gururla izlediği bir kurum haline getiririz?' diye sorsaydınız" diye konuştu.
CHP Grubu adına söz alan Manisa Milletvekili Sakine Öz, AA'nın, şirketin hissesinin yaklaşık yüzde 25'nin sahiplerinin bilinmediğini iddia ettiğini, bu kişilerin ortaya çıkarılması için hisse artışına gittiğini söylediğini belirtti. Aslında şirketin kamu denetiminden uzak tutulmak istendiğini ileri süren Öz, AA'nın "sahipsiz" diye nitelendirilen bu hisselerinin, Genel Müdür'ün şahsına devredilmek istendiğini savundu.
Sakine Öz, bu konuda AA'nın yaptığı basın açıklamasının da tatmin edici olmadığını söyledi.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, iktidara bağlı yayın kuruluşlarının halktan yana habercilik yapamayacağını ileri sürerek, "Devlet AA'yı ve TRT'yi özelleştirsin" dedi.
Gezi Parkı olaylarına değinen Zozani, kendilerinin Gezi Parkı'ndaki ağacın sökülmesine de Hasankeyf'in sular altında kalmasına da karşı olduklarını, ancak bu konuda diğer partilerden aynı tutarlılığı göremediklerini söyledi.
Zozani, Gezi Parkı eylemlerinde iktidarın ve Anamuhalefet Parti'nin sorumluluğu olduğunu iddia etti.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Anadolu Ajansı'nın egemenliğin sembollerinden biri olduğunu belirterek, bu tür kurumların millete ait olduğunu, bunların yapratılmaması için herkesin hassasiyet göstermesi gerektiğini kaydetti.
Şandır, AA'daki hisse devrine ilişkin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'tan açıklama beklediğini söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Turan'ın, muhalefetin Gezi Parkı eymlerinden ders çıkarmadığı yönündeki eleştirisine karşılık, "Biz parti olarak 'Gezi olaylarından ders aldık' deme erdemliğini göstermiş partiyiz. Biz ölen polise rahmet diledik de ölen üç vatandaş iş bir cümle çıktı mı sizden?" dedi.
CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, AK Parti iktidarı döneminde Meclis'in kanun makinesi haline geldiğini, seri halde kanun üretildiğini kaydetti.
AK Parti, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 37. maddesi üzerinde önerge verdi.
Kabul edilen önergeye göre, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle devam eden her türlü incelemeler veya adli ve idari soruşturmalar sonuçlanıncaya kadar destekleme ödemelerinin yapılmaması amacıyla konulan ödeme yasakları, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç 2 ay içinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na başvurulması halinde kaldırılacak.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, kürsüde konuşurken, yanında getirdiği kayısıları göstererek, "Bu kayısı ancak 25 kuruş ediyor, para etmiyor" dedi. Ağbaba, kayısıları daha sonra milletvekillerine ikram etti.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, teklifin kamulaştırmayla ilgili hükmünün, Anayasa'nın mülkiyet hakkı düzenlemesine aykırı olduğunu savundu. Akçay, "Sanki adrese teslim düzenleme yapılıyor. İnanıyoruz ki bu düzenlemeler Anayasa Mahkemesi'nden dönmeye mahkum düzenlemeler. AİHM'de de kabul görmeyecektir" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, bu düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olması nedeniyle görüşülemeyeceğini, madde üzerinde işlem yapılamayacağını ifade etti.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut ise tasarı ya da tekliflerin komisyon görüşmelerinde Anayasa'ya aykırılığın denetlendiğini, Başkanlık Divanı'nın bu düzenlemeyi işleme almaması gibi bir yetkisinin olmadığını söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da söz konusu düzenlemenin Anayasa'ya ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu savunarak, "Anayasa hükümlerine göre yasal düzenlemeler ileriye dönük yapılır ancak burada geçmişe yönelik düzenlemeler var" dedi.
MHP'li Türkoğlu ise AK Parti iktidarı döneminde Meclis'in kanun makinesi haline geldiği, seri halde kanun üretildiğini ifade etti. Türkoğlu, "Bu arada bizlerin değerlendirmesini hiç dikkate almıyorsunuz. Kanun yürürlüğe girdikten sonra itirazlarımızda haklı olduğumuzu görüyorsunuz ve torba tasarıların arkasına sığınarak bunları düzeltmeye çalışıyorsunuz" dedi.
Teklifin görüşmeleri, 2. bölüm 41. madde üzerinde sürüyor.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DÖKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Gündemdışı söz alan TBMM İdare Amiri ve AK Parti Malatya Millletvekili Ömer Faruk Öz, Türkiye'nin kalkınması ve daha ileriye gitmesinin önüne geçmek için çeşitli provokasyonların düzenlenebileceğini belirterek, "Farklı siyasi düşüncelere sahip olabiliriz. Eğer bu vatanımızı seviyorsak dış mihraklara karşı dikkatli olmalıyız. Birliğimizi, beraberliğimizi bozmadan bu ülkenin kalkınması, gelişmesi ve daha ileriye gitmesi noktasında el birliği içinde olmamız gerekmektedir" diye konuştu.
CHP Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu, Trabzon'da turizmin daha fazla gelişmesi için bölgeye yatırım yapılması, özellikle tarihi yapıların onarılması ve yeniden turizme kazandırılması gerektiğini söyledi. Canalioğlu, Trabzon'a yapılacak bu yatırımın, bölgenin diğer illerindeki turizmi de olumlu yönde etkileyeceğini ifade etti.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, hükümetin, "dediğim dedik" tavrına devam etmesi halinde sosyal patlamaların meydana geleceğini ileri sürdü. Yeniçeri, "İnsanlar yaşam alanlarına müdahale edildiğini düşünüyor. İktidar ise 'sizin 100 bin topladığınız yerde ben 1 milyon toplarım' diyor. Gerilime gerilimle, dişe diş politikalar izliyor" dedi.
MHP'nin, çiftçilerin sorunlarına ilişkin Araştırma Önergesi'nin bugün görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.
MHP, öneriyi TBMM Genel Kurulu'na getirdi. Önerinin lehinde konuşan MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, çiftçi milletvekili olduğunu belirterek, çiftçilerin sorunlarının çok fazla olduğunu söyledi.
"Çiftçi can çekişiyor ölmek üzere" diyen Varlı, çiftçiye can suyu verilmesi ve bunun için de çözüm üretilmesi gerektiğini kaydetti.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan, iktidara geldiklerinde 765 bin çiftçinin 2.7 milyar TL'lik borcunun 1,5 milyar TL'sini sildiklerini söyledi. Çiftçilerin iktidarlarından önce borçlandığını belirten Erdoğan, çiftçiye 2002'de 1,8 milyar TL tarımsal destekleme ödemesi yapılırken, şimdi 7,6 milyar TL destekleme yapıldığını kaydetti.
Muhalefetin laf atması üzerine Erdoğan, "Hortumları kestik feryadınız ondandır. Her seçimde milletten aldınız tokatı ama size yetmedi, döndünüz orduya 'ordu göreve' dediniz" diye konuştu.
Tekrar kürsüye gelen Varlı, "Klasik bir Mehmet Erdoğan konuşması dinledik. 'Biz şunu verdik, bunu verdik.' Sen tiyatro sahnesinde misin, burası tiyatro mu? Kendine güveniyorsan, gel bu araştırma önergesini kabul edelim, komisyonu kuralım, bölgeye gidelim ve çiftçinin karşısında bunları anlat. Yıllardır kurbanlık koyunu biz besledik ama şimdi kurbanlık koyun ithal ediyoruz. İnsan biraz vicdanlı, ölçülü konuşur" dedi.
Varlı, kendisine laf atan AK Parti Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş'a, "Sen konuşma, seninle işim yok" yanıtını verdi.
CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer, "Saman ithalatı oldu, et ithalatı oldu, karpuz ithal ediliyor, domates, limon, çilek ithal ediliyor. Çukurova, Hatay pamukla anılırdı ama şimdi öyle değil" dedi.
"Aklınıza ne gelirse ithal edeceksiniz" diyen Seçer, hayvancılık ve tarım ülkesi olan Türkiye'de meracılığın bittiğini iddia etti.
AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç, "Evet yağlı tohumlarda açığımız vardır doğru ama 2002'ye göre 700 bin ton daha da artmıştır yağlı tohum üretimi. Nüfus ve insanın refahı da arttığı için yetersiz gibi görünmektedir" dedi.
"Eğer biz tarımsal politikaları iyi yönde çeviremeseydik şu anda bizim tarımsal üretimimiz artan refahla birlikte insanımıza yetmesi söz konusu olmayacaktı, daha da ithal eden konuma gelecektik" diyen Kılıç, tarım alanında daha yapılması gerekenler olduğunu söyledi. Kılıç, yapılanların bazılarının meyvelerinin alındığını ama daha alnacak çok mesafe olduğunu kaydetti.
Kılıç, arazilerin bölünmesiyle ilgili bir gayret olduğunu belirterek, "Türk tarımının kurtuluşu buradadır. Türkiye bunu beceremezse herkesin bir mendil büyüklüğünde arazisi kalacak. İnsanlar gelir elde edemeyeceği için bu alandan uzaklaşacak" dedi.
CHP, önerinin oylamasından önce yoklama istedi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakuk, yoklamada yeterli sayı bulunamayınca birleşime ara verdi. Başkanlık Divanı'nda bulunan Katip Üye, CHP Bartın Milletvekili Rıza Yalçınkaya, salondan ayrılırken, kürsünün önüne gelen AK Parti Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'a, "(Niye kağıt almıyorsunuz?) diye bana bağırıyor, manyağa bak ya. Bana söyleme, git Meclis Başkanı'na söyle" diye bağırdı. Aslan'ı araya giren AK Parti'li milletvekileri kürsüden uzaklaştırdı.
Tekrar açılan birleşimde, toplantı yeter sayısı bulundu ve öneri kabul edilmedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ağustos ayında başlayacak toplu sözleşme ve görüşmeler sırasında, 4-C'lilerin durumlarının daha da iyileştirilmesi konusunda sendika ile Hükümet arasında bir pazarlık olacağını bildiklerini kaydetti.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP ve MHP'nin gündeme ilişkin önerilerinin ardından, Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşülmesine geçildi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, teklifin 2. bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
"Sözleşmeli alınan PKK'lıların hangi belediyelerde olduğu" ile ilgili soru sorulduğunu ifade eden Arınç, şöyle konuştu:
"Böyle bir soruyu çok yanlış buluyorum. Bizim bilgimize göre yoktur, hiç bir belediyeyi de bununla itham edemeyiz. Sizen ifade etmek istediğiniz belediyeler varsa bunu açıkça ifade edin. Hiç bir belediyenin, hiçbir PKK'lıyı sadece PKK'lı olduğu için sözleşmeli olarak aldıklarını düşünemeyiz, kabul edemeyiz. Bu istediğiniz bilgileri daha somut hale getirmek için, sizin düşüncenize göre PKK'lı oldukları resmen bilinen kimlerdir ve hangi belediyeler bunları işe almışlardır? Bu çıkardığımız kanunla bunlar nasıl sözleşmeliden kadroya geçmelidir? Bunu lütfen Genel Kurul'u aydınlatmak amacıyla daha somut olarak söyleyebilirsiniz. Ama bu bir suçlamadır, böyle bir suçlamayı çok yanlış ve gereksiz buluyorum."
TEKEL'den kamuya geçen işçilerin asıl kadroya alınamaması ve bu konudaki taleplerle ilgili soru sorulduğunu ifade eden Arınç, özelleştirme kapsamında işsiz kalan işçilerin, kamu kurumlarında geçici personel olarak istihdam edildiğini hatırlattı.
Geçici personele yönelik olarak 2010'da çalışma sürelerinin 10 aydan 11 aya çıkarıldığını, iş sonu tazminatı getirildiğini belirten Arınç, "2012'de ise çalışma süresi 11 ay 28 güne çıkarılmıştır. Bu dönemde de ücretlerinde önemli artışlar sağlanmıştır. Geçici personel halen eğitime durumuna bağlı olarak, ilkokul ve ortaokuldan başlamak üzere bin 94 TL ile bin 315 TL arasında ücret almaktadır. Bunların bu kanun kapsamında kadroya geçirilmeleri düşünülmemektedir. Ancak ağustos ayında başlayacak toplu sözleşme ve görüşmeler sırasında, 657 Sayılı Kanun kapsamında olan 4-C'lilerin de durumlarının daha da iyileştirilmesi konusunda sendika ile Hükümet arasında bir pazarlık olacağını biliyoruz" diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Arınç, "43. madde 28 Şubat mağdurlarına imkan getiriyor, 12 Eylül mağdurları için ne zaman adım atılacak?" sorusuna yanıt verirken, şunları kaydetti:
"Haklısınız, biz Hükümetimiz döneminde şu veya bu sebeplerle, insan hakları çiğnenmek suretiyle olağanüstü dönemlerde kişilik hakları zedelenen ve özlük hakları ellerinden alınan pek çok kişinin mağduriyetlerini giderme noktasında, 12 Eylül 2010'dan referandumundan sonra önemli adımlar attık. 12 Eylül mağdurları veya 28 Şubat mağdurları diye ayırt etmeyelim. Bu dönemlerde görevlerine son verilen veya kendilerine haksız cezalar tanzim edilen kişilerle ilgili olarak attığımız adımlar var. Eğer 12 Eylül 1980 askeri darbesini düşünüyorsanız, bu mağdurların da haklarının iade edilmesi konusunda pek çok düzenleme yapıldı. Sizin bu konularda teklifleriniz olursa, onları da ayrıca değerlendirmek isterim."
Bülent Arınç, Bursa'da yerel medyada çalışan 3 kişinin işten çıkarılması ile ilgili soru üzerine, "Doğrudur olabilir ama bunlar özel hukuku ilgilendiren konulardır. Yerel medya hayır kuruluşu değil, ticari kuruluşlardır, patronları vardır. Arkadaşlarımızın işlerinden olmasına üzülürüz ama bu konuda Hükümet olarak yapacağımız hiç bir şey yok" dedi.
"Sosyal medya üzerinden bir rehber hazırlamayı düşünüyor musunuz?" sorusuna Arınç, "Bunu ironi olarak kabul ediyorum. Böyle bir hazırlığımız yok, sizin böyle bir düşünceniz varsa ana özel olarak iletin de okumuş olayım" yanıtını verdi.
Arınç, "Bir arkadaşımız 2 Temmuz gününün, geçmişte yaşanan acı olaylarla ilgisini ortaya koydu. Bu üzüntü verici olaylarla ilgili yeri geldiğinde arkadaşlarımız mutlaka bazı düşüncelerini ifade etmişlerdir" dedi.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, kendisinin de katıldığı Manisa'daki bir toplantı ile ilgili konuştuğunu belirten Arınç, "Sayın Özel, ikimiz arasındaki bir ilişkiyi Meclis'te dile getirdi. Bu da sizin çok özel kalitenizi gösteriyor. Olumsuz anlamda söylemiyorum. Mutlaka bir şey söylemek adına bunu gündeme getirdiniz. 'Toplantıya katılan arkadaşımız Özgür Özel aramızda" diyerek, ben sizi orada onore etmiştim. Ama gereksizmiş, bunu şimdi anlıyorum. Mehterle ilgili düşüncem, benim özel düşüncemdir. 7 yaşından beri bu düşünceye sahibim. Bunu, şu veya bu şekilde dile getirmemin kimseye zararı olmadığını düşünüyorum" dedi.
Teklifin, 2. bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddelerine geçildi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan, Anadolu Ajansı'nın hem Mursi karşıtlarının haberlerini hem yandaşlarının haberlerini verdiğini belirterek, CHP'lilere, "Sizin tarafsızlık anlayışınız sadece Mursi'nin karşısındakiler olacaksa, sadece Gezi'nin pohpohlanacağı, alkışlanacağı haberler olacaksa böyle bir şey doğru değil" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, "Gezi Parkı odaklı olaylara ilişkin Anadolu Ajansı'nın izlediği habercilik anlayışı" ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi ele alındı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan, CHP'nin, Gezi Parkı eylemleri ile ilgili sık sık önerge verdiğini ancak bu olaylarda ders çıkarmadığını ifade etti. Gezi Parkı eylemleri ile ilgili ulaslararası ajansların çok ciddi yanlışları olduğunu belirten Turan, ancak CHP'nin bu konuda ne bir kınama ne bir araştırma önergesi verdiğini söyledi.
Anadolu Ajansı'nı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğunu hatırlatan Turan, Atatürk'ün, kuruluşla ilgili telgrafında, "Anadolu'nun sesini tüm dünyaya duyaracak" dediğini anımsattı.
Turan şöyle devam etti:
"80 yılldan beri Türkçe yayın yapmışsınız. İstanbul-Ankara, Ankara-İstanbul esas almışsınız. Özellikle son dönemde, 5 dilde; İngilizce, Boşnakça, Arapça, Ruşça ve Türkçe yayın yaparak Gazi Mustafa Kemal'in, 'Tüm dünyaya Anadolu'nun sesini duyarackısınz' dediği adımı atmış olan bir kuruma iftira atacaksınız, bu yakışmaz.
AA'nın 100. yıl vizyonunda önemli atılımlar yaptığını, Amerika'dan Çin'e kadar 30'dan fazla ülkede temsilciliği olduğunu, dünya ajansları ile yarışır hale geldiğini hepimiz biliyoruz. 100. yıl vizyonunda 11 dilde yayınla beraber, ayrı bir gruru birlikte paylaşacağız.
Dediler ki 'Anadolu Ajansının Sayın Genel Müdürü, nasıl olur da Kazlıçeşme'de mitingini fotoğraflar?' Twitter hesabı, bir defa şahsi bir hesaptır, resmi hesap değildir. Herkes, belli dengeler içerisinde bunu kullanabilir. O tweete baktım, emniyet rakamlarını paylaşmış. Bir habercinin, bir Ajans Genel Müdürü'nün, emniyetin verdiği sayıyı fotoğrafıyla beraber paylaşmasından daha doğal ne olabilir?
Diğer mesele, 'Birtakım hisseler son genel kurulda Genel Müdür'ün adına kayıt olmaz...' Sözüm ona yolsuzluk yapılması. 11 yıldan beri her şeye 'yolsuzluk' diyorsunuz, kimse sizi bu konuda artık ciddiye almamaya başladı.
Hepimizin oylarıyla, geçen sene buradan Türk Ticaret Kanunu yasalaştı. Ticaret Kanunu'nun yeni düzenlemenin gereği olarak ki Anadolu Ajansı'nın hisselerinin de bir kısmının sahibi bilinmiyor. Bununla ilgili Genel Müdürlük makamına, yüzde, belli olan oranı biliyorsunuz, hisse senedi Genel Müdürlük makamına verildi. Ancak burada bir kanuni düzenleme gereği var. Ticaret Kanunu'ndan kaynaklanan bir problem vardır, bu da çözülecektir. Yolsuzluk falan ne Anadolu Ajansı'nın imajına ne Kemal Bey'in imajına ithaf edilecek, yakışacak bir şey değildir. Sizi bu konuda teessüfle karşılıyorum."
Turan, Mısır'da bir ahlaksız darbe olduğunu bu darbeyi insanların, uluslararası kanalların en çok Anadolu Ajansı'ndan takip ettiğini belirterek, "Anadolu Ajansı hem Mursi karşıtlarının fotoğraflarını, haberlerini hem yandaşlarının haberlerini veriyor. Sizin tarafsızlık anlayışınız sadece Mursi'nin karşısındakiler olacaksa, sadece Gezi'nin pohpohlanacağı, alkışlanacağı haberler olacaksa böyle bir şey doğru değil. Anadolu Ajansı'nı beğenmemeniz, tarafsızlığından dolayıdır. Ben isterdim ki BBC'nin, CNN'nin son dönemde yaptığı yanlışları da konuşsanız, isterdim ki 'Anadolu Ajansı'na nasıl daha büyük katkı sağlarız, nasıl daha çok önünü açarız, hangi konuda üzerimize düşeni yaparız da dünyanın gururla izlediği bir kurum haline getiririz?' diye sorsaydınız" diye konuştu.
CHP Grubu adına söz alan Manisa Milletvekili Sakine Öz, AA'nın, şirketin hissesinin yaklaşık yüzde 25'nin sahiplerinin bilinmediğini iddia ettiğini, bu kişilerin ortaya çıkarılması için hisse artışına gittiğini söylediğini belirtti. Aslında şirketin kamu denetiminden uzak tutulmak istendiğini ileri süren Öz, AA'nın "sahipsiz" diye nitelendirilen bu hisselerinin, Genel Müdür'ün şahsına devredilmek istendiğini savundu.
Sakine Öz, bu konuda AA'nın yaptığı basın açıklamasının da tatmin edici olmadığını söyledi.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, iktidara bağlı yayın kuruluşlarının halktan yana habercilik yapamayacağını ileri sürerek, "Devlet AA'yı ve TRT'yi özelleştirsin" dedi.
Gezi Parkı olaylarına değinen Zozani, kendilerinin Gezi Parkı'ndaki ağacın sökülmesine de Hasankeyf'in sular altında kalmasına da karşı olduklarını, ancak bu konuda diğer partilerden aynı tutarlılığı göremediklerini söyledi.
Zozani, Gezi Parkı eylemlerinde iktidarın ve Anamuhalefet Parti'nin sorumluluğu olduğunu iddia etti.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Anadolu Ajansı'nın egemenliğin sembollerinden biri olduğunu belirterek, bu tür kurumların millete ait olduğunu, bunların yapratılmaması için herkesin hassasiyet göstermesi gerektiğini kaydetti.
Şandır, AA'daki hisse devrine ilişkin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'tan açıklama beklediğini söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Turan'ın, muhalefetin Gezi Parkı eymlerinden ders çıkarmadığı yönündeki eleştirisine karşılık, "Biz parti olarak 'Gezi olaylarından ders aldık' deme erdemliğini göstermiş partiyiz. Biz ölen polise rahmet diledik de ölen üç vatandaş iş bir cümle çıktı mı sizden?" dedi.
CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, AK Parti iktidarı döneminde Meclis'in kanun makinesi haline geldiğini, seri halde kanun üretildiğini kaydetti.
AK Parti, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 37. maddesi üzerinde önerge verdi.
Kabul edilen önergeye göre, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle devam eden her türlü incelemeler veya adli ve idari soruşturmalar sonuçlanıncaya kadar destekleme ödemelerinin yapılmaması amacıyla konulan ödeme yasakları, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç 2 ay içinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na başvurulması halinde kaldırılacak.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, kürsüde konuşurken, yanında getirdiği kayısıları göstererek, "Bu kayısı ancak 25 kuruş ediyor, para etmiyor" dedi. Ağbaba, kayısıları daha sonra milletvekillerine ikram etti.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, teklifin kamulaştırmayla ilgili hükmünün, Anayasa'nın mülkiyet hakkı düzenlemesine aykırı olduğunu savundu. Akçay, "Sanki adrese teslim düzenleme yapılıyor. İnanıyoruz ki bu düzenlemeler Anayasa Mahkemesi'nden dönmeye mahkum düzenlemeler. AİHM'de de kabul görmeyecektir" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, bu düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olması nedeniyle görüşülemeyeceğini, madde üzerinde işlem yapılamayacağını ifade etti.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut ise tasarı ya da tekliflerin komisyon görüşmelerinde Anayasa'ya aykırılığın denetlendiğini, Başkanlık Divanı'nın bu düzenlemeyi işleme almaması gibi bir yetkisinin olmadığını söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da söz konusu düzenlemenin Anayasa'ya ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu savunarak, "Anayasa hükümlerine göre yasal düzenlemeler ileriye dönük yapılır ancak burada geçmişe yönelik düzenlemeler var" dedi.
MHP'li Türkoğlu ise AK Parti iktidarı döneminde Meclis'in kanun makinesi haline geldiği, seri halde kanun üretildiğini ifade etti. Türkoğlu, "Bu arada bizlerin değerlendirmesini hiç dikkate almıyorsunuz. Kanun yürürlüğe girdikten sonra itirazlarımızda haklı olduğumuzu görüyorsunuz ve torba tasarıların arkasına sığınarak bunları düzeltmeye çalışıyorsunuz" dedi.
Teklifin görüşmeleri, 2. bölüm 41. madde üzerinde sürüyor.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DÖKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
