2010-12-15 - 11:15
TBMM Genel Kurulunda, MİT, MGK Genel
Sekreterliği, Başbakanlık YDK, TODAİE, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı,
DPT, TÜİK ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının, 2011 yılı bütçeleri kabul
edildi.
TBMM Genel Kurulunda, MİT, MGK Genel
Sekreterliği, Başbakanlık YDK, TODAİE, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı,
DPT, TÜİK ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının bütçeleri görüşülmeye
başlandı.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi,
Atatürk Kültür Merkezi, TDK, TTK, TÜBİTAK, TÜBA, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü
ve YURTKUR'un bütçeleri de bugün görüşülecek.
Bütçeler üzerinde ilk sözü CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin aldı.
Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, TÜİK'in işsizlik
rakamını yüzde 11,3 olarak açıkladığını anımsatarak, ''Geçen yılın aynı dönemine
göre 2,1'lik bir azalışı işaret ediyor. Bir yılda işsizlik oranını 2 puan
düşürmek muazzam bir başarıdır'' dedi.
MHP'li milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda, MİT, MGK Genel
Sekreterliği, Başbakanlık YDK, TODAİE, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı,
DPT, TÜİK ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının 2011 yılı bütçeleri
üzerinde konuşma yaptı.
MHP Mersin Milletvekili Behiç Çelik, MİT'in varlığının daha da
pekiştirilmesinin herkesin ortak amacı olması gerektiğini söyledi.
MİT'in yıpratılmasının önüne geçecek önlemlerin alınması gerektiğini
belirten Çelik, ''TSK'nın yıpratılışının aynısının MİT'e reva görülmesi tasvip
edilemez. TSK yıpratılmamalıdır. MİT'in üstün milli çıkarlara dönük çalışmaları
desteklenmelidir'' diye konuştu.
''Terörle topyekun bir mücadele başlatılmalıdır'' diyen Çelik, MİT'in
daha da artan oranlarda hizmet üretmesi için daha güçlü bir bütçeyle
desteklenmesini istedi.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Yüksek Denetleme Kurumunun
performans denetimi yetkisinin alındığını öne sürerek, ''Bu düzenlemenin
denetimden ve hesap vermekten kaçma dışında hiçbir şekilde izah edilmesi mümkün
değildir. Devlet imkanlarını talan etme olayı öyle inanılmaz boyutlara ulaşmıştır
ki, kokuşmuş talan olayının zaman zaman ülke sınırlarının dışına taştığını
görüyoruz'' dedi.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, DPT'nin, hükümet tarafından
yeterince değerlendirilemediğinden yakındı. Günal, ''AKP'li bazı bakanlar, kendi
illeriyle ilgili yatırımlar çıkmadığı zaman neredeyse 'kurumu kapatalım gitsin
noktasına' gelmişlerdir'' dedi. Mehmet Günal, ekonomide sıkıntıların DPT'nin
birikiminden yeterince yararlanılamaması nedeniyle yaşandığını öne sürdü.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Merkez Bankasının döviz rezervlerini
artırdık'' sözlerini anımsatan Günal, şöyle devam etti:
''4 yıldır söylüyoruz, Merkez Bankası bağımsız şu anda. Bağımsız Merkez
Bankası ne demek? Rezervlerin bir kuruş artmasında Sayın Başbakan'ın dahli var
mı? O zaman nasıl oluyor da sizler, 'Sayın Başbakanım, Merkez Bankasına biz
müdahale edemiyoruz' demiyor musunuz? Artması da, azalması da Sayın Başbakan'ın
tasarrufun da değil. Merkez Bankası işinize gelmediği zaman günah keçisi
yapılıyor.
'IMF'ye borcumuzu ödedik' diyor Sayın Başbakan. IMF'ye borcunu ödemeyen
bir ülke var mı? Kalan borç kimin borcu? 2005 yılının başında kim hükümetteydi?
Kim aldı borcu? 10 milyar dolara yakın bir borç. Siz şu anda kendi aldığınız
borcu ödüyorsunuz. 2005 yılının ilkbaharında sizin yaptığınız anlaşma bu. 8
yılda, 80 yılda bütün iktidarların toplayamadığı kadar borç aldınız.''
MHP Osmaniye Milletvekili Hakan Coşkun da GAP Bölge Kalkınma İdaresi
Başkanlığının bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, GAP'a yeterli kaynağın
ayrılarak bölge sorunların çözülmesini temenni ettiklerini söyledi.
Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz da bütçeler üzerindeki eleştirileri
yanıtladı.
Türkiye'nin 90'lı yıllarda devam eden koalisyon yapıları içinde siyasi
istikrarını sağlayamadığı, makro ekonomide istikrarlı politikalar izleyemediği
için çok büyük sıkıntılar yaşadığını ifade eden Yılmaz, ülkenin, 1994, 1999 ve
2002 yıllarında ciddi ekonomik krizlerle karşı karşıya kaldığını anlattı.
Türkiye'nin bu ekonomik krizler nedeniyle ekonomik anlamda ciddi bedeller
ödediğini belirten Yılmaz, ''Ancak, 2002 sonrasında milletimizin tercihiyle
Türkiye siyasi istikrarı yakaladı ve ciddi reformlarla ekonomisini başka bir
platoya taşıdı. 730 milyar dolar civarına gelen milli gelirimiz söz konusu'' diye
konuştu.
Kişi başına gelirin, küresel ekonomik krize rağmen yeniden 10 bin doların
üzerine çıkacağını belirten Yılmaz, 2013 yılında ise 12 bin doları aşmasının
öngörüldüğünü söyledi. Yılmaz, ''Enflasyonu da çözdük. Hem büyüyeceksiniz hem de
enflasyonu kontrol altına alacaksınız. Bu ikisini eş zamanlı olarak
gerçekleştirmek çok kolay bir hadise değildir. Bunu da sağladık. Enflasyon, tek
haneli rakamlara düştü'' dedi.
Büyüme rakamlarının bu yıl son derece umut verici olduğunu belirten
Yılmaz, bu rakamların herkese büyük moral veren düzeylerde olduğunu ifade etti.
Yılmaz, büyüme oranlarının birçok ülkeyi imrendirecek düzeyde olduğunu söyledi.
Bakan Yılmaz, bu büyüme hızı devam ettirildiği takdirde, 2013-2014
yılları periyodunda 1 trilyon dolar civarında milli gelire ulaşılacağını
bildirdi.
İşsizlik konusunun son derece önemli olduğunu vurgulayan Yılmaz, bugün
TÜİK tarafından işsizlik oranının yüzde 11,3 civarında açıklandığını anımsattı.
Yılmaz, küresel krizin etkisiyle istihdamda bir miktar bozulma olduğunu
belirtti. İşsizlik oranının küresel ekonomik kriz öncesinde daha makul düzeylerde
olduğunu anlatan Yılmaz, işsizlik oranındaki bozulmanın telafi edilmeye
çalışıldığını söyledi.
AB'de işsizlik oranlarının geçen yıl yüzde 40 oranında arttığına dikkati
çeken Yılmaz, şöyle dedi:
''AB üyesi ülkelerin -bir iki istisna hariç- mutlak anlamda çalışan
sayıları düşmüş. 2010 yılında tüm dünyayı kıskandıracak bir gelişme yaşıyoruz.
Son işsizlik rakamı yüzde 11,3... Geçen yılın aynı dönemine göre 2,1'lik bir
azalışı işaret ediyor. Bir yılda, işsizlik oranını 2 puan düşürmek muazzam bir
başarıdır. Geçen yılın Eylül dönemine oranla 953 bin kişiye yeni istihdam imkanı
üretmiş ekonomimiz. Bu rakamın 692 bin kişisi tarım dışı sektörlerden
kaynaklanıyor. Bu da istihdamın kalitesini göstermek bakımından önemli bir rakam.
Kayıt dışılık yine azalıyor. Kamunun payı istihdam yine düşük.
Avrupa ile bizim bir farkımız var istihdam açısından. Avrupa'da nüfus
artmıyor. Avrupa'da genç nüfusun hızlı artışı yok. Avrupa ekonomisi oturmuş
durumda. Oysa biz artan genç nüfusa iş imkanları oluşturmaya çalışıyoruz. O
yüzden bizim başarımız takdir edilmeli diye düşünüyoruz. Büyüme ve istihdamda
2010 yılı son derece güzel gelişmeleri yaşadığımız bir dönem.''
Milletvekillerinin, Merkez Bankasının döviz rezervlerine ilişkin
sözlerini de anımsatan Yılmaz, bankanın bağımsızlığının işlevsel, araçsal bir
bağımsızlık olduğuna dikkati çekti. Yılmaz, ''Hedefi koyan, genel doğrultuyu
gösteren yine hükümetlerdir. Dolayısıyla Merkez Bankasının hükümetlerden bağımsız
bir başarısından bahsetmek çok doğru olmaz. Hükümetler, döviz rezervini artıracak
şartları oluşturur, rezerv artar. Bankaya yeni bir hedef koyarsanız o hedef
doğrultusunda çalışır'' diye konuştu.
Milletvekillerinin, Türkiye'nin IMF'ye olan borçlarına da değindiğini
belirten Yılmaz, ''Borcun ödenmesi konusunda net etkiye bakmak gerekir. Neti ne
oldu bu işin? 20 milyar dolarlardan 6 milyarlara kadar geldi. Demek ki, sizinkini
sıfırlamışız ayrıca bizim kullandıklarımızın önemli bir kısmına da ödemişiz.
Bundan önemli olan IMF ile stand-by yapmamamız ve kendi politikalarımızı
uygulamamız'' dedi.
''Kredi notumuzla ilgili bize haksızlık yapıldığına inanıyoruz'' diyen
Yılmaz, dünyada çok ciddi sıkıntılar yaşayan ülkelere göre Türkiye'nin kredi
notunun daha geride olduğunu söyledi. Piyasanın buna bakmadığını belirten Yılmaz,
''Piyasa, ülkelerin reel durumlarına bakıyor. İnşallah, bu kredi notumuz daha da
yükselir'' diye konuştu.
TÜİK'in son yıllarda çok başarılı çalışmalar yaptığını anlatan Yılmaz,
Türkiye'nin istatistik konusunda çok güvenilir bir kuruma sahip olduğunu
söyledi.
Yılmaz, GAP bölgesindeki yatırımlarda çok önemli bir ivmenin söz konusu
olduğunu vurgulayarak, GAP Eylem Planı ile yatırım oranlarında ciddi artışlar
yaşandığını belirtti.
TBMM Genel Kurulunda, MİT, MGK Genel
Sekreterliği, Başbakanlık YDK, TODAİE, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı,
DPT, TÜİK ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının, 2011 yılı bütçeleri kabul
edildi.
Bütçelerin kabulünden önce Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz ile Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Bakan Yılmaz, GAP'a yönelik harcamalara ilişkin soru üzerine, 2008'de
normal ödenek 1 milyar lirayken, GAP Eylem Planıyla 1 milyar liralık ek ödenekle
2 milyar liraya çıktığını, 2009'da 3 milyar lira, 2010'da ise 4 milyar lira
ödenek verildiğini bildirdi.
GAP Eylem Planı'ndan önce GAP yatırımlarının, kamu yatırımları içinde
ortalama yüzde 7 paya sahip olduğuna işaret eden Yılmaz, GAP Eylem Planı ile bu
payın, kademeli şekilde yüzde 14'lere kadar yükseldiğini belirtti. Yılmaz,
GAP'ın, hak ettiği payı almaya başladığını dile getirdi.
Yılmaz, ''1 milyon 60 bin hektar alan ne zaman sulanacak?'' sorusuna
karşılık, 300 bin hektar üzerinde bir alanın şu an sulandığını, iktidara
geldiklerinde bu rakamın 200 bin hektarın altında olduğunu söyledi. Yılmaz,
''Elektrikte; üretim, iletim ve dağıtım hattı var. Sulamada da öyle. 1 milyon
hektardan fazla alanı sulayacak suyu şu anda barajlarda depoladık, suyu ürettik.
Bunu, ana kanallarla ovalara taşıyoruz. Şu anda 600 kilometrenin üzerinde bir
alan, ana kanal ihale edildi'' diye konuştu.
Devlet Bakanı Yılmaz, İşsizlik Sigortası'ndan gelen parayı sadece GAP'a
değil, DAP ve KOP'a da harcadıklarını vurguladı.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil
Çiçek, Milli Siyaset Belgesi ile ilgili birçok tartışma yapıldığını ifade ederek,
''Vatandaşımız neyi tehlike, risk görüyorsa demokrasilerde o öncelik alır''
dedi.
Çiçek, ''İrtica kavramı siyasi suçlama aracı olmuştur. İrtica nedir?
derseniz, ceza hukukunda bunu tanımlayan bir ifade söz konusu değil. Hukuk
devletinde bir şey yasak değilse, kişilerin başka türlü birtakım
değerlendirmelerle özgürlük alanını daraltamazsınız'' diye konuştu.
Cemil Çiçek, TBMM Genel Kurulunda, bakanlığına bağlı kurumlara ilişkin
milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Türkiye'nin coğrafyası itibarıyla tabii afetlere maruz kalabilecek bir
ülke olduğunu belirten Çiçek, tüm hükümetlerin, küresel ısınmayı hesaba katarak
afet konusunu öncelikli bir mesele olarak ele alması gerektiğini vurguladı.
Çiçek, tabii afetlere karşı alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.
Afet konusunda, yasal düzenlemelerin ötesinde, bu konuda ciddi bir eğitim
sıkıntısı yaşandığını belirterek ''Toplumsal bir bilince, duyarlılığa ihtiyaç
var'' diyen Çiçek, vatandaşların eğitilmesi için de öncelikle bu eğitimi verecek
personelin eğitilmesi gerektiğini kaydetti.
Cemil Çiçek, bu yıl içerisinde afete maruz kalan bin 104 yerleşim
yerinde, 20 bin 847 konut inşa edildiğini söyledi.
Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankasından alınan 310 milyon avro ve
Avrupa Yatırım Bankasından gelen 300 milyon avro ile acil durum merkezleri
kurulduğunu, arama kurtarma araç ve gereçleri alındığını kaydeden Çiçek, ayrıca
kamu binalarının da güçlendirildiğini bildirdi. Çiçek, gelen bu parayla, 2006'dan
bu yana 342 kamu binasının güçlendirildiğini, 129'unun güçlendirilmesinin devam
ettiğini, 44 yeni kamu binası yapıldığını anlattı.
Başbakan Yardımcısı Çiçek, ''Bir yerde devlet varsa, orada istihbarat
vardır ve olacaktır'' dedi.
MİT'in ve Milli Güvenlik Kurulunun (MGK) devletin en önemli ve saygın
kurumlarından olduğunu belirten Çiçek, bu kurumların Anayasa ve yasalar
çerçevesinde verilen görevleri yerine getirdiklerini bildirdi. Çiçek, devam
etti:
''Kurumların da kurum içerisinde çalışanların da zaman zaman hataları
olabilir. Bu bize mahsus bir durum değildir. Disiplin kurulları ve benzeri cezai
hükümler, hata yapılması halinde uygulanması içindir. Yapılan işlemlerde yasalara
aykırı bir durum söz konusu değildir. Zaten bazı uygulamalar da yargı kararları
ile ilgilidir. Anayasa'ya göre, o kararları doğru bulsak da bulmasak da uygulamak
mecburiyeti var. Meseleyi hukuki planda değerlendirmek gerekecektir, siyasi
planda bir değerlendirme söz konusu değildir. MİT, yargı mercilerinden
kendilerine bir yazı geldiği zaman bunun cevabını, gizlilik derecesini de
yazarak, mahkemelerin takdirine sunmaktadır. MİT, Türkiye'nin ihtiyaçlarını
dikkate alarak yeniden yapılanmak suretiyle daha önemli hizmetleri önümüzdeki
dönemde gerçekleştirecektir.
MGK'nın görevleri Anayasa'da yazılıdır, MGK; milli güvenlik siyasetinin
tayini, tespiti ve uygulaması ile tavsiye kararları alır. MGK, geçmişte zaman
zaman siyasi tartışmaların merkezinde olmuştur. Ama bugün geldiğimiz noktada,
demokratik bir ülkede MGK nerede ve hangi çerçevede olması gerekiyorsa, o
çerçevede görevlerini yürütmektedir. Bununla ilgili olarak, kamuoyu yeterince
bilgi sahibi olmadığı için zaman zaman farklı değerlendirmeler yapılıyor.''
''Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde şu vardır, bu yoktur'' tartışmaların
yapılabileceğini ifade eden Çiçek, şöyle konuştu:
''Kurulun üçüncü bir gündem maddesi var. Ancak kurul üyeleri yazılı
gündem dışında bir konuyu gündeme getirmek istiyorlarsa ki zaman zaman gelir... O
da bir başka şekliyle, güvenlikle ilgili konuların orada tartışılıyor olmasıdır.
Türkiye'nin güvenlikle ilgili bir sorunu varsa, tavsiye kararı niteliğinde olmak
üzere kurulda görüşülmekte ve tavsiye kararları alınmaktadır. Bunun ötesinde
kurula bir anlam yüklediğimiz zaman, o zaman demokrasiyle çok bağdaşır bir kurul
olmaktan çıkarırız. O zaman millet iradesinin, sizlerin, Hükümet'in yerine başka
bir iradeyi ikame etmeye çalışırız ki bu da demokrasi açısından ne doğrudur ne de
artık günümüz dünyasında böyle bir gelişmeyi kabul edebiliriz.
Milli Siyaset Belgesi ile ilgili olarak birçok tartışma yapıldı. Ama biz
kendi dönemimizle ilgili şunu ifade etmeye çalışıyoruz: Vatandaşımız neyi
tehlike, risk görüyorsa demokrasilerde o öncelik alır. Millet iradesinin yerine
kişisel iradelerin tehdit veya risk olarak gördüğü hususların, milletin tümüne
şamil, tehdit olarak algılanması doğru değildir. Bu, demokratik anlayışla da
bağdaşır bir husus değil. Bu belgeleri bu kadar önemsiyorsak, içini herkesin
keyfine göre doldurduğu, hukuki olmayan, siyasi suçlamalara konu teşkil edecek
kavramları da artık biz Milli Siyaset belgelerinden çıkarmalıyız. Bu belgenin,
herkesin anladığı ve anlayacağı tarzda dil ve kavramlarla yazılması gerekir.
İrtica kavramı, geçmişten beri siyasi suçlama aracı olmuştur. İrtica nedir
derseniz, ceza hukukunda bunu tanımlayan bir ifade söz konusu değil. Hukuk
devletinde de bir şey yasak değilse, kişilerin başka türlü birtakım
değerlendirmelerle özgürlük alanını daraltamazsınız. Onun için bizim yaptığımız
değerlendirmeler doğrudur. Dünyadaki benzer belgelerden de istifade ederek,
demokratik bir ülkede ne, nerede, ne kadar yer alması gerekiyorsa, bunların hepsi
bu belgede vardır.''
Cemil Çiçek, MİT'e hangi kriterlere göre eleman alındığına yönelik soruyu
yanıtlarken, eleman ihtiyacı doğduğunda MİT'in internet sitesinden
başvuracaklarda aranacak niteliklerin duyurulduğunu söyledi. Çiçek, bunun özel
bir hizmet olduğunu, özel nitelik gerektirdiğini belirterek, dünyadaki istihbarat
teşkilatlarında hangi nitelikler aranıyorsa, MİT'te de aynı olduğunu söyledi.
Ergenekon davasıyla ilgili MİT'in görüşünün sorulması üzerine Çiçek,
anayasa açısından görüşülen dava nedeniyle fikir beyan etmeyi doğru bulmadığını
vurguladı. Çiçek, ''Böyle bir örgüt vardır, yoktur, ne niteliktedir buna yargı
karar verecektir'' dedi.
Çiçek, MİT'in faaliyetlerinin, özü, geneli itibarıyla gizli olmak zorunda
olduğuna işaret ederek, aksi halde böyle teşkilatların, kendilerine yüklenen
görevi yapamayacaklarını belirtti. Çiçek, MİT'in, anayasa ve yasalar çerçevesinde
görev yapan bir teşkilat olduğunu kaydederek, MİT'in, iktidara geldikleri
2002'den önce hangi usul ve esaslara göre görev yapıyorsa, bugün de aynı
kriterlerin geçerli olduğunu vurguladı.
Bakan Çiçek, yakın bir zamanda afet ve acil durumla ilgili bir yasa
tasarısını Meclise getireceklerini belirterek, taşra teşkilatlarıyla ilgili
uygulamadan kaynaklı eksiklikleri gidermeye çalıştıklarını anlattı.
Bakanların konuşmalarının ardından kurumların bütçeleri kabul edildi.
(11.15)
Sekreterliği, Başbakanlık YDK, TODAİE, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı,
DPT, TÜİK ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının bütçeleri görüşülmeye
başlandı.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi,
Atatürk Kültür Merkezi, TDK, TTK, TÜBİTAK, TÜBA, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü
ve YURTKUR'un bütçeleri de bugün görüşülecek.
Bütçeler üzerinde ilk sözü CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin aldı.
Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, TÜİK'in işsizlik
rakamını yüzde 11,3 olarak açıkladığını anımsatarak, ''Geçen yılın aynı dönemine
göre 2,1'lik bir azalışı işaret ediyor. Bir yılda işsizlik oranını 2 puan
düşürmek muazzam bir başarıdır'' dedi.
MHP'li milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda, MİT, MGK Genel
Sekreterliği, Başbakanlık YDK, TODAİE, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı,
DPT, TÜİK ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının 2011 yılı bütçeleri
üzerinde konuşma yaptı.
MHP Mersin Milletvekili Behiç Çelik, MİT'in varlığının daha da
pekiştirilmesinin herkesin ortak amacı olması gerektiğini söyledi.
MİT'in yıpratılmasının önüne geçecek önlemlerin alınması gerektiğini
belirten Çelik, ''TSK'nın yıpratılışının aynısının MİT'e reva görülmesi tasvip
edilemez. TSK yıpratılmamalıdır. MİT'in üstün milli çıkarlara dönük çalışmaları
desteklenmelidir'' diye konuştu.
''Terörle topyekun bir mücadele başlatılmalıdır'' diyen Çelik, MİT'in
daha da artan oranlarda hizmet üretmesi için daha güçlü bir bütçeyle
desteklenmesini istedi.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Yüksek Denetleme Kurumunun
performans denetimi yetkisinin alındığını öne sürerek, ''Bu düzenlemenin
denetimden ve hesap vermekten kaçma dışında hiçbir şekilde izah edilmesi mümkün
değildir. Devlet imkanlarını talan etme olayı öyle inanılmaz boyutlara ulaşmıştır
ki, kokuşmuş talan olayının zaman zaman ülke sınırlarının dışına taştığını
görüyoruz'' dedi.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, DPT'nin, hükümet tarafından
yeterince değerlendirilemediğinden yakındı. Günal, ''AKP'li bazı bakanlar, kendi
illeriyle ilgili yatırımlar çıkmadığı zaman neredeyse 'kurumu kapatalım gitsin
noktasına' gelmişlerdir'' dedi. Mehmet Günal, ekonomide sıkıntıların DPT'nin
birikiminden yeterince yararlanılamaması nedeniyle yaşandığını öne sürdü.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Merkez Bankasının döviz rezervlerini
artırdık'' sözlerini anımsatan Günal, şöyle devam etti:
''4 yıldır söylüyoruz, Merkez Bankası bağımsız şu anda. Bağımsız Merkez
Bankası ne demek? Rezervlerin bir kuruş artmasında Sayın Başbakan'ın dahli var
mı? O zaman nasıl oluyor da sizler, 'Sayın Başbakanım, Merkez Bankasına biz
müdahale edemiyoruz' demiyor musunuz? Artması da, azalması da Sayın Başbakan'ın
tasarrufun da değil. Merkez Bankası işinize gelmediği zaman günah keçisi
yapılıyor.
'IMF'ye borcumuzu ödedik' diyor Sayın Başbakan. IMF'ye borcunu ödemeyen
bir ülke var mı? Kalan borç kimin borcu? 2005 yılının başında kim hükümetteydi?
Kim aldı borcu? 10 milyar dolara yakın bir borç. Siz şu anda kendi aldığınız
borcu ödüyorsunuz. 2005 yılının ilkbaharında sizin yaptığınız anlaşma bu. 8
yılda, 80 yılda bütün iktidarların toplayamadığı kadar borç aldınız.''
MHP Osmaniye Milletvekili Hakan Coşkun da GAP Bölge Kalkınma İdaresi
Başkanlığının bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, GAP'a yeterli kaynağın
ayrılarak bölge sorunların çözülmesini temenni ettiklerini söyledi.
Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz da bütçeler üzerindeki eleştirileri
yanıtladı.
Türkiye'nin 90'lı yıllarda devam eden koalisyon yapıları içinde siyasi
istikrarını sağlayamadığı, makro ekonomide istikrarlı politikalar izleyemediği
için çok büyük sıkıntılar yaşadığını ifade eden Yılmaz, ülkenin, 1994, 1999 ve
2002 yıllarında ciddi ekonomik krizlerle karşı karşıya kaldığını anlattı.
Türkiye'nin bu ekonomik krizler nedeniyle ekonomik anlamda ciddi bedeller
ödediğini belirten Yılmaz, ''Ancak, 2002 sonrasında milletimizin tercihiyle
Türkiye siyasi istikrarı yakaladı ve ciddi reformlarla ekonomisini başka bir
platoya taşıdı. 730 milyar dolar civarına gelen milli gelirimiz söz konusu'' diye
konuştu.
Kişi başına gelirin, küresel ekonomik krize rağmen yeniden 10 bin doların
üzerine çıkacağını belirten Yılmaz, 2013 yılında ise 12 bin doları aşmasının
öngörüldüğünü söyledi. Yılmaz, ''Enflasyonu da çözdük. Hem büyüyeceksiniz hem de
enflasyonu kontrol altına alacaksınız. Bu ikisini eş zamanlı olarak
gerçekleştirmek çok kolay bir hadise değildir. Bunu da sağladık. Enflasyon, tek
haneli rakamlara düştü'' dedi.
Büyüme rakamlarının bu yıl son derece umut verici olduğunu belirten
Yılmaz, bu rakamların herkese büyük moral veren düzeylerde olduğunu ifade etti.
Yılmaz, büyüme oranlarının birçok ülkeyi imrendirecek düzeyde olduğunu söyledi.
Bakan Yılmaz, bu büyüme hızı devam ettirildiği takdirde, 2013-2014
yılları periyodunda 1 trilyon dolar civarında milli gelire ulaşılacağını
bildirdi.
İşsizlik konusunun son derece önemli olduğunu vurgulayan Yılmaz, bugün
TÜİK tarafından işsizlik oranının yüzde 11,3 civarında açıklandığını anımsattı.
Yılmaz, küresel krizin etkisiyle istihdamda bir miktar bozulma olduğunu
belirtti. İşsizlik oranının küresel ekonomik kriz öncesinde daha makul düzeylerde
olduğunu anlatan Yılmaz, işsizlik oranındaki bozulmanın telafi edilmeye
çalışıldığını söyledi.
AB'de işsizlik oranlarının geçen yıl yüzde 40 oranında arttığına dikkati
çeken Yılmaz, şöyle dedi:
''AB üyesi ülkelerin -bir iki istisna hariç- mutlak anlamda çalışan
sayıları düşmüş. 2010 yılında tüm dünyayı kıskandıracak bir gelişme yaşıyoruz.
Son işsizlik rakamı yüzde 11,3... Geçen yılın aynı dönemine göre 2,1'lik bir
azalışı işaret ediyor. Bir yılda, işsizlik oranını 2 puan düşürmek muazzam bir
başarıdır. Geçen yılın Eylül dönemine oranla 953 bin kişiye yeni istihdam imkanı
üretmiş ekonomimiz. Bu rakamın 692 bin kişisi tarım dışı sektörlerden
kaynaklanıyor. Bu da istihdamın kalitesini göstermek bakımından önemli bir rakam.
Kayıt dışılık yine azalıyor. Kamunun payı istihdam yine düşük.
Avrupa ile bizim bir farkımız var istihdam açısından. Avrupa'da nüfus
artmıyor. Avrupa'da genç nüfusun hızlı artışı yok. Avrupa ekonomisi oturmuş
durumda. Oysa biz artan genç nüfusa iş imkanları oluşturmaya çalışıyoruz. O
yüzden bizim başarımız takdir edilmeli diye düşünüyoruz. Büyüme ve istihdamda
2010 yılı son derece güzel gelişmeleri yaşadığımız bir dönem.''
Milletvekillerinin, Merkez Bankasının döviz rezervlerine ilişkin
sözlerini de anımsatan Yılmaz, bankanın bağımsızlığının işlevsel, araçsal bir
bağımsızlık olduğuna dikkati çekti. Yılmaz, ''Hedefi koyan, genel doğrultuyu
gösteren yine hükümetlerdir. Dolayısıyla Merkez Bankasının hükümetlerden bağımsız
bir başarısından bahsetmek çok doğru olmaz. Hükümetler, döviz rezervini artıracak
şartları oluşturur, rezerv artar. Bankaya yeni bir hedef koyarsanız o hedef
doğrultusunda çalışır'' diye konuştu.
Milletvekillerinin, Türkiye'nin IMF'ye olan borçlarına da değindiğini
belirten Yılmaz, ''Borcun ödenmesi konusunda net etkiye bakmak gerekir. Neti ne
oldu bu işin? 20 milyar dolarlardan 6 milyarlara kadar geldi. Demek ki, sizinkini
sıfırlamışız ayrıca bizim kullandıklarımızın önemli bir kısmına da ödemişiz.
Bundan önemli olan IMF ile stand-by yapmamamız ve kendi politikalarımızı
uygulamamız'' dedi.
''Kredi notumuzla ilgili bize haksızlık yapıldığına inanıyoruz'' diyen
Yılmaz, dünyada çok ciddi sıkıntılar yaşayan ülkelere göre Türkiye'nin kredi
notunun daha geride olduğunu söyledi. Piyasanın buna bakmadığını belirten Yılmaz,
''Piyasa, ülkelerin reel durumlarına bakıyor. İnşallah, bu kredi notumuz daha da
yükselir'' diye konuştu.
TÜİK'in son yıllarda çok başarılı çalışmalar yaptığını anlatan Yılmaz,
Türkiye'nin istatistik konusunda çok güvenilir bir kuruma sahip olduğunu
söyledi.
Yılmaz, GAP bölgesindeki yatırımlarda çok önemli bir ivmenin söz konusu
olduğunu vurgulayarak, GAP Eylem Planı ile yatırım oranlarında ciddi artışlar
yaşandığını belirtti.
TBMM Genel Kurulunda, MİT, MGK Genel
Sekreterliği, Başbakanlık YDK, TODAİE, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı,
DPT, TÜİK ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının, 2011 yılı bütçeleri kabul
edildi.
Bütçelerin kabulünden önce Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz ile Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Bakan Yılmaz, GAP'a yönelik harcamalara ilişkin soru üzerine, 2008'de
normal ödenek 1 milyar lirayken, GAP Eylem Planıyla 1 milyar liralık ek ödenekle
2 milyar liraya çıktığını, 2009'da 3 milyar lira, 2010'da ise 4 milyar lira
ödenek verildiğini bildirdi.
GAP Eylem Planı'ndan önce GAP yatırımlarının, kamu yatırımları içinde
ortalama yüzde 7 paya sahip olduğuna işaret eden Yılmaz, GAP Eylem Planı ile bu
payın, kademeli şekilde yüzde 14'lere kadar yükseldiğini belirtti. Yılmaz,
GAP'ın, hak ettiği payı almaya başladığını dile getirdi.
Yılmaz, ''1 milyon 60 bin hektar alan ne zaman sulanacak?'' sorusuna
karşılık, 300 bin hektar üzerinde bir alanın şu an sulandığını, iktidara
geldiklerinde bu rakamın 200 bin hektarın altında olduğunu söyledi. Yılmaz,
''Elektrikte; üretim, iletim ve dağıtım hattı var. Sulamada da öyle. 1 milyon
hektardan fazla alanı sulayacak suyu şu anda barajlarda depoladık, suyu ürettik.
Bunu, ana kanallarla ovalara taşıyoruz. Şu anda 600 kilometrenin üzerinde bir
alan, ana kanal ihale edildi'' diye konuştu.
Devlet Bakanı Yılmaz, İşsizlik Sigortası'ndan gelen parayı sadece GAP'a
değil, DAP ve KOP'a da harcadıklarını vurguladı.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil
Çiçek, Milli Siyaset Belgesi ile ilgili birçok tartışma yapıldığını ifade ederek,
''Vatandaşımız neyi tehlike, risk görüyorsa demokrasilerde o öncelik alır''
dedi.
Çiçek, ''İrtica kavramı siyasi suçlama aracı olmuştur. İrtica nedir?
derseniz, ceza hukukunda bunu tanımlayan bir ifade söz konusu değil. Hukuk
devletinde bir şey yasak değilse, kişilerin başka türlü birtakım
değerlendirmelerle özgürlük alanını daraltamazsınız'' diye konuştu.
Cemil Çiçek, TBMM Genel Kurulunda, bakanlığına bağlı kurumlara ilişkin
milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Türkiye'nin coğrafyası itibarıyla tabii afetlere maruz kalabilecek bir
ülke olduğunu belirten Çiçek, tüm hükümetlerin, küresel ısınmayı hesaba katarak
afet konusunu öncelikli bir mesele olarak ele alması gerektiğini vurguladı.
Çiçek, tabii afetlere karşı alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.
Afet konusunda, yasal düzenlemelerin ötesinde, bu konuda ciddi bir eğitim
sıkıntısı yaşandığını belirterek ''Toplumsal bir bilince, duyarlılığa ihtiyaç
var'' diyen Çiçek, vatandaşların eğitilmesi için de öncelikle bu eğitimi verecek
personelin eğitilmesi gerektiğini kaydetti.
Cemil Çiçek, bu yıl içerisinde afete maruz kalan bin 104 yerleşim
yerinde, 20 bin 847 konut inşa edildiğini söyledi.
Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankasından alınan 310 milyon avro ve
Avrupa Yatırım Bankasından gelen 300 milyon avro ile acil durum merkezleri
kurulduğunu, arama kurtarma araç ve gereçleri alındığını kaydeden Çiçek, ayrıca
kamu binalarının da güçlendirildiğini bildirdi. Çiçek, gelen bu parayla, 2006'dan
bu yana 342 kamu binasının güçlendirildiğini, 129'unun güçlendirilmesinin devam
ettiğini, 44 yeni kamu binası yapıldığını anlattı.
Başbakan Yardımcısı Çiçek, ''Bir yerde devlet varsa, orada istihbarat
vardır ve olacaktır'' dedi.
MİT'in ve Milli Güvenlik Kurulunun (MGK) devletin en önemli ve saygın
kurumlarından olduğunu belirten Çiçek, bu kurumların Anayasa ve yasalar
çerçevesinde verilen görevleri yerine getirdiklerini bildirdi. Çiçek, devam
etti:
''Kurumların da kurum içerisinde çalışanların da zaman zaman hataları
olabilir. Bu bize mahsus bir durum değildir. Disiplin kurulları ve benzeri cezai
hükümler, hata yapılması halinde uygulanması içindir. Yapılan işlemlerde yasalara
aykırı bir durum söz konusu değildir. Zaten bazı uygulamalar da yargı kararları
ile ilgilidir. Anayasa'ya göre, o kararları doğru bulsak da bulmasak da uygulamak
mecburiyeti var. Meseleyi hukuki planda değerlendirmek gerekecektir, siyasi
planda bir değerlendirme söz konusu değildir. MİT, yargı mercilerinden
kendilerine bir yazı geldiği zaman bunun cevabını, gizlilik derecesini de
yazarak, mahkemelerin takdirine sunmaktadır. MİT, Türkiye'nin ihtiyaçlarını
dikkate alarak yeniden yapılanmak suretiyle daha önemli hizmetleri önümüzdeki
dönemde gerçekleştirecektir.
MGK'nın görevleri Anayasa'da yazılıdır, MGK; milli güvenlik siyasetinin
tayini, tespiti ve uygulaması ile tavsiye kararları alır. MGK, geçmişte zaman
zaman siyasi tartışmaların merkezinde olmuştur. Ama bugün geldiğimiz noktada,
demokratik bir ülkede MGK nerede ve hangi çerçevede olması gerekiyorsa, o
çerçevede görevlerini yürütmektedir. Bununla ilgili olarak, kamuoyu yeterince
bilgi sahibi olmadığı için zaman zaman farklı değerlendirmeler yapılıyor.''
''Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde şu vardır, bu yoktur'' tartışmaların
yapılabileceğini ifade eden Çiçek, şöyle konuştu:
''Kurulun üçüncü bir gündem maddesi var. Ancak kurul üyeleri yazılı
gündem dışında bir konuyu gündeme getirmek istiyorlarsa ki zaman zaman gelir... O
da bir başka şekliyle, güvenlikle ilgili konuların orada tartışılıyor olmasıdır.
Türkiye'nin güvenlikle ilgili bir sorunu varsa, tavsiye kararı niteliğinde olmak
üzere kurulda görüşülmekte ve tavsiye kararları alınmaktadır. Bunun ötesinde
kurula bir anlam yüklediğimiz zaman, o zaman demokrasiyle çok bağdaşır bir kurul
olmaktan çıkarırız. O zaman millet iradesinin, sizlerin, Hükümet'in yerine başka
bir iradeyi ikame etmeye çalışırız ki bu da demokrasi açısından ne doğrudur ne de
artık günümüz dünyasında böyle bir gelişmeyi kabul edebiliriz.
Milli Siyaset Belgesi ile ilgili olarak birçok tartışma yapıldı. Ama biz
kendi dönemimizle ilgili şunu ifade etmeye çalışıyoruz: Vatandaşımız neyi
tehlike, risk görüyorsa demokrasilerde o öncelik alır. Millet iradesinin yerine
kişisel iradelerin tehdit veya risk olarak gördüğü hususların, milletin tümüne
şamil, tehdit olarak algılanması doğru değildir. Bu, demokratik anlayışla da
bağdaşır bir husus değil. Bu belgeleri bu kadar önemsiyorsak, içini herkesin
keyfine göre doldurduğu, hukuki olmayan, siyasi suçlamalara konu teşkil edecek
kavramları da artık biz Milli Siyaset belgelerinden çıkarmalıyız. Bu belgenin,
herkesin anladığı ve anlayacağı tarzda dil ve kavramlarla yazılması gerekir.
İrtica kavramı, geçmişten beri siyasi suçlama aracı olmuştur. İrtica nedir
derseniz, ceza hukukunda bunu tanımlayan bir ifade söz konusu değil. Hukuk
devletinde de bir şey yasak değilse, kişilerin başka türlü birtakım
değerlendirmelerle özgürlük alanını daraltamazsınız. Onun için bizim yaptığımız
değerlendirmeler doğrudur. Dünyadaki benzer belgelerden de istifade ederek,
demokratik bir ülkede ne, nerede, ne kadar yer alması gerekiyorsa, bunların hepsi
bu belgede vardır.''
Cemil Çiçek, MİT'e hangi kriterlere göre eleman alındığına yönelik soruyu
yanıtlarken, eleman ihtiyacı doğduğunda MİT'in internet sitesinden
başvuracaklarda aranacak niteliklerin duyurulduğunu söyledi. Çiçek, bunun özel
bir hizmet olduğunu, özel nitelik gerektirdiğini belirterek, dünyadaki istihbarat
teşkilatlarında hangi nitelikler aranıyorsa, MİT'te de aynı olduğunu söyledi.
Ergenekon davasıyla ilgili MİT'in görüşünün sorulması üzerine Çiçek,
anayasa açısından görüşülen dava nedeniyle fikir beyan etmeyi doğru bulmadığını
vurguladı. Çiçek, ''Böyle bir örgüt vardır, yoktur, ne niteliktedir buna yargı
karar verecektir'' dedi.
Çiçek, MİT'in faaliyetlerinin, özü, geneli itibarıyla gizli olmak zorunda
olduğuna işaret ederek, aksi halde böyle teşkilatların, kendilerine yüklenen
görevi yapamayacaklarını belirtti. Çiçek, MİT'in, anayasa ve yasalar çerçevesinde
görev yapan bir teşkilat olduğunu kaydederek, MİT'in, iktidara geldikleri
2002'den önce hangi usul ve esaslara göre görev yapıyorsa, bugün de aynı
kriterlerin geçerli olduğunu vurguladı.
Bakan Çiçek, yakın bir zamanda afet ve acil durumla ilgili bir yasa
tasarısını Meclise getireceklerini belirterek, taşra teşkilatlarıyla ilgili
uygulamadan kaynaklı eksiklikleri gidermeye çalıştıklarını anlattı.
Bakanların konuşmalarının ardından kurumların bütçeleri kabul edildi.
(11.15)
