2008-12-16 - 13:00
2009 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULUNDA
Bütçenin sunumunu, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan yaptı.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Genel Kurulda 2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Kanunu
Tasarısının sunumunu yaptı.
Unakıtan, AK Parti Hükümetleri döneminde gelir artırıcı, harcama azaltıcı
politikalarla birlikte yapısal reformların gerçekleştirildiğini, bütçe
disiplininin sağlandığını bildirdi. 2009 Yılı Bütçesini hazırlarken, eğitim,
sağlık, sosyal nitelikli ve bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılmasına
yönelik harcamalara öncelik verdiklerini kaydeden Bakan, bu bütçeyle küresel mali
krize karşı Türk ekonomisinin dayanıklılığının artırılmasını, vatandaşların hayat
kalitesinin yükseltilmesini ve beşeri sermayenin niteliklerinin geliştirilmesini
amaçladıklarını söyledi.

-''KRİZDEN KAÇIŞ YOK''-

Dünyanın, 1929 büyük ekonomik bunalımından sonraki en büyük krizi
yaşadığını kaydeden Unakıtan, ABD'de konut piyasasındaki kredilerden başlayan
krizin, dünyadaki tüm ülkelere yayıldığını belirtti.
Unakıtan, ''Gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş tüm ülkeler krizden
etkileniyor. Yani bu krizden tüm dünya nasibini alıyor. Bundan kaçış yok.
Etkilenmemek diye bir şey söz konusu değil. Az veya çok herkes etkileniyor. Bu
kriz, dünya ekonomik sistemini derinden etkiliyor. Dünyada talep düşüyor, özel
tüketim daralıyor, dış ticaret yavaşlıyor'' diye konuştu.
Dünya ekonomilerinin gittikçe küçüldüğünü, resesyona girdiğini bildiren
Unakıtan, resesyonun teknik tabiriyle ''Bir ülkenin iki çeyrek üst üste
küçülmesi'' anlamına geldiğini, bir ekonomide düşük oranlı da olsa büyüme varsa o
ülkede resesyondan bahsedilemeyeceğini söyledi.
Dünyanın büyük ekonomilerinin arka arkaya resesyona girdiğine dikkati
çeken Unakıtan, Japonya, ABD ve Avro kullanan 15 Avrupa ülkesiyle diğer bazı
ülkelerin küçülen büyüme oranlarını verdi.
Unakıtan, Dünya Bankasının, 2007 yılında yüzde 7,5 olan dünya ticaret
hacmi büyümesinin, 2008 yılında yüzde 6,2 olacağını tahmin ettiğini, 2009'da ise
dünya ticaret hacminin yüzde 2,1 daralacağını öngördüğünü belirtti.

-''SİSTEMİN KÖKTEN DEĞİŞTİRİLMESİ İCAP EDİYOR''-

Kemal Unakıtan, 1929 ekonomik bunalımından beri böyle bir kriz
görülmediğini, bunun için, dünyanın krizi yönetme kabiliyetinin de zayıflamış
olduğunu söyledi.
Bugüne kadar birçok ülkenin mali önlem paketlerini ardı ardına
açıkladığına dikkati çeken Unakıtan, ''Bu paketlerle ekonomik daralmanın sona
erdirilmesinin yanı sıra bozulan dengelerin olumluya çevrilmesi amaçlandı. Şu ana
kadar alınan önlemler piyasaları tam olarak sakinleştirmeye yetmedi. Ekonomilerin
olağan işleyişine dönmesi bir tarafa, krizin giderek derinleşmesi atılan
adımların etkinliğine ilişkin soru işaretleri yaratıyor'' diye konuştu.
Unakıtan, Türkiye'nin BM ve G-20'nin bir üyesi olduğunu belirterek, bu
ekonomik ve mali krizin aşılması sürecine fikirleriyle katkıda bulunmak
istediğini söyledi.
Krizin aşılmasının sadece parasal önlemlerle mümkün olmadığını vurgulayan
Unakıtan, şöyle devam etti:
''Sadece parasal önlemler almakla bu işi önlemek mümkün değildir.
Sistemin kökten değiştirilmesi icap ediyor. Değişik yaklaşımlarla yeni bir sistem
üzerinde çalışmak gerekiyor. Burada önemli olan şu andaki belirsizliğin ortadan
kaldırılması ve güven ortamının tesisidir.
Son yıllarda reel kesimle, finans kesimi arasındaki denge bozuldu. Sanal
finansal varlıkların piyasa değeri aşırı ölçüde arttı. Bunun için reel ekonomi
ile finans kesimi arasındaki makas mutlaka kapatılmalıdır. Yaşadığımız bu küresel
kriz, üretmekten çok tüketmek suretiyle sanal finansal varlıklarla ekonominin
döndürülemeyeceğini ve ekonominin iç dengelerini yeniden düşünmemiz gerektiğini
bize gösterdi. Sonuç olarak, bir değişimden geçeceğiz. Bu değişim kaçınılmazdır.
Buna herkesin ayak uydurması gerekir. Krizle mücadelede, yüksek tasarruf
oranlarıyla desteklenen fiziki ve beşeri sermaye birikimini artırmak gerekir.
Çünkü üretmeden, verimliliği artırmadan bir ekonominin dönmesi, refahı ve
sürdürülebilir kalkınmayı sağlaması oldukça zordur.''

Unakıtan,''Türkiye'de bazı ekonomik göstergelerin iyi olmamasını sevinerek
verenlerin olduğunu ve buna da bir anlam veremediğini'' bildirerek, ''Sanki onlar
bu ülke içinde değil'' diye konuştu.
Türkiye'nin küresel krizin neresinde olduğuna ilişkin bilgi veren
Unakıtan, ''Bugüne kadar Türkiye kendi içinden çıkan krizler ile uğraştı. Bu
sefer, dışarıdan gelen bir kriz ile karşı karşıyayız. Bugün yaşamakta olduğumuz
kriz Türkiye'nin krizi değildir. Bu tüm dünyanın yaşadığı bir krizdir. Kriz,
küresel ekonomiyle entegre olan bütün ülkeleri etkilemiştir. Kötü yönetimden
kaynaklanan bir durum değildir. Bu nedenle bu krizi milletçe göğüslememiz
gerekir'' dedi.
''Türkiye'nin, daha önce kendi içinde meydana gelen krizlerdeki
tecrübesinden dolayı bu krize hazırlıklı girdiğini'' kaydeden Unakıtan,
Türkiye'nin mali dengeleri tesis ettiğini, bütçe açıklarını çok düşük noktalara
getirdiğini, bankacılık sektörünü ve döviz rezervlerini güçlendirdiğini
söyledi.
Yapısal reformların şimdiye kadar gerçekleştirilememesi halinde böyle bir
krizde, gecelik faizlerin yüzde 7 binleri bulacağını kaydeden Unakıtan,
''Türkiye'nin durumunun kötü gösterilmesini akıl dışı görüyorum. Böyle şey olur
mu? Biz, bu krize hazırlıklı yakalandık. Daha önceki tecrübelerimizden dersler
çıkardık'' dedi.
2001 krizi sırasında yayımlanan bir gazeteyi kürsüden gösteren Unakıtan,
''Anayasa atılmıştı, bir gecede bütçe, ekonomi altüst olmuştu. Gazetede Sayın
Sezer ile Sayın Ecevit'in fotoğrafı var. Eski günleri hatırlayın. Gazetelerde
2001 krizi için 'Kara Çarşamba' diye yazıyordu. Gecelik faizler yüzde 7 bin 500'e
çıktı. Anayasa kitapçığı değil, iki sayfa atsan Türkiye allak bullak olur, en
acil ihtiyaçlarını dışarıdan getiremez hale gelirdi'' değerlendirmesinde
bulundu.
Geçmişte Türkiye'nin ödeme sıkıntısına düştüğü için gaz, tüp ve yağ
kuyrukları yaşadığını hatırlatan Unakıtan, ''Şimdi evvel Allah Boğaz Köprüsü
trafikten geçilmiyor. Ne yağ, ne tüp ne de gaz kuyruğu var'' dedi.
Unakıtan, kendisinin özel sektörden gelen ve ''damdan düşen birisi''
olduğunu vurgulayarak, geçmişte yedek parça bulamadıkları için fabrikalarını
kapattıklarını anlattı. Doğal zenginlikleri fazla olan geniş ve güçlü bir
ekonomiye sahip Rusya'nın krizden etkilendiğini belirten Unakıtan, ''Rusya,
rubleyi tutabilmek için 161 milyar doları piyasaya sürdü. Hala rubleyi tutamadı''
diye konuştu.
Güney Amerikanın bir ülkesinin, 'ben artık dış borçlarımı ödeyemiyorum''
dediğini hatırlatan Unakıtan, MHP sıralarından bir milletvekilinin kendisine
''Onların şansızlığı sizin gibi bir maliye bakanlarının olmaması...'' demesi
üzerine, ''Evet, doğru...'' karşılığını vermesi, Genel Kurulda gülüşmelere neden
oldu.

-''KRİZİ FIRSATA ÇEVİRMENİN YOLUNU BULACAĞIZ''

Unakıtan, dün açıklanan yüzde 0,5'lik büyüme rakamının oldukça düşük
olduğuna işaret ederek, bunun hiçkimseyi sevindirmeyeceğini vurguladı.
Türkiye'nin, 27 çeyrekten beri sürekli büyüdüğüne dikkati çeken Unakıtan,
iktidara geldikleri 2002 yılında kişi başına düşen gelirin 3517 dolar, 2008 yılı
sonununda ise 10 bin doların üzerine çıktığını söyledi. Türkiye'nin 9 aylık
büyümesinin yüzde 3 olduğunu, kriz ortamında güçlü ekonomilerin daraldığı, büyük
ülke ekonomilerinin resesyonda olduğu bir dönemde bunun takdirle karşılanması
gerektiğini belirten Unakıtan, şöyle konuştu:
''Gönlümüz bu büyümeyi kabul etmiyor ama ne yapalım ki dünyadaki kriz
böyle...Dünyada öyle bir kriz çıkmış ki ben üretiyorum, satacağım adamlarda talep
düşmüş. Buna rağmen bizim müteşebbisimiz dinamik bir yapıya sahip. Tekstilcilerin
çoğu Avrupa'dan siparişlerinin arttığını söylüyor. Çünkü artık büyük siparişler
vermiyorlar, Çin'deki Avrupalı alıcılar yavaş yavaş bu tarafa dönmeye başladı.
Bunları da fırsata çevirmenin gayreti içinde olmamız lazım. Ben inanıyorum ki
Avrupa'nın en dinamik nüfusu nasıl Türkiye'de ise en dinamik müteşebbisi de
Türkiye'de... Bu dönemde özel sektörümüzün inovasyon projelerine önem vermesi
icap ediyor. Birçok yeni projelere, yeni pazarlara yönelmemiz lazım. İnanıyorum
ki Türkiye bu krizden de ders alarak ve faydalanarak çıkacak. Evet bu bizi
etkileyecek, fakat biz bunu fırsata çevirmenini yolunu bulacağız.''
Son günlerde petrol fiyatlarındaki düşüşün, Türkiye gibi petrol ithal
eden ülkeler için sevindirici olduğunu kaydeden Unakıtan, ''Ama petrol üreten
ülkeler için sevindirici olmayabilir ama onlar daha önce sevindiler nasıl olsa...
Biraz da biz sevinelim'' dedi.
Hem ithalat hem ihracatta bir daralmanın söz konusu olduğuna dikkati
çeken Unakıtan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bunun hepsini hesap edersek, Türkiye olarak 2009 yılını enflasyon
bakımından daha düşük bir enflasyonla karşılaşacağız. Yani enflasyonda bizim o
ideal hedeflerimize varma imkanlarını da belki görebileceğiz. Bunun yanında
sürekli cari açıklar konusunda eleştirilerde bulunan muhalefet milletvekilleri,
bu kez onu yapamayacak. Çünkü cari açık da düşecek. 2009 yılı, hem enflasyon hem
de cari açıkların düştüğü bir yıl olacak. Tabii büyüme rakamları eskisi gibi
olmayacak. Hızlı büyümeye alışık olan Türkiye, bunu göremeyecek. Ama Türkiye'de
resesyon diye bir şey söz konusu değil. Türkiye cari açıkların küçülmesi,
enflasyonun düşmesini kalıcı hale getirebilirse işte bu krizden istifade ederek,
bu krizi fırsata dönüştürerek çıkacaktır. Bu nasıl olacak? Biz Türkiye olarak ara
malı ithalatını fazla yapan bir ülkeyiz. Türk Lirasının değer kaybettiği, petrol
fiyatlarının düştüğü bu dönemde ara malları üretimini Türkiye'de yapma başarısını
gösterebilirse Türkiye, işte o zaman cari açığı kalıcı olarak düşürmüş olur. Bu
da Türkiye için büyük bir imkan, büyük bir fırsattır.''

-''YATIRIM YAPMASINI ÖĞRENDİK AMA TASARRUF YAPMASINI ÖĞRENEMEDİK''-

Unakıtan, uzun yıllardan beri yaşanan yapısal soruna da değinerek, ''Bu
sorun, tasarrufların yetersizliğidir. Türkiye'de tasarruf çok düşüktür. Çin'de
yüzde 50-53, Hindistan'da yüzde 35, Norveç'te yüzde 39, Rusya'da yüzde 31, Güney
Kore'de yüzde 30, Endonezya'da yüzde 25 olan tasarruf oranı, Türkiye'de yüzde
14-16 seviyesindedir'' dedi.
Tasarruf eksikliğinden dolayı Türkiye'nin sürekli olarak cari açık
verdiğine işaret eden Unakıtan, ülkenin krizde bunu aşma fırsatını yakaladığını
söyledi. Yapılan düzenlemelerle kamunun tasarruf konusunda üzerine düşeni
yaptığını, ancak özel sektörde bunu göremediklerini anlatan Unakıtan, ''Özel
sektörün bilançolarına bakıldığında, sermaye rasyoları bizde çok düşüktür.
Sermaye rasyosu düşük olduğunda, yatırım yapmak isteyen özel sektör dışarıdan
borç almak zorundadır. Şimdiye kadar kamu kendine düşeni yaptı ama özel sektör
bunu yapamadı. Yatırım yapmasını öğrendik ama tasarruf yapmasını öğrenemedik.
Tasarruf yapmasını öğrenemedikten sonra da cari açığı temelden çözmemiz mümkün
değildir'' diye konuştu.
Bankalara sermaye rasyosu getirildiğini, bu nedenle krizde güçlü
durumlarını koruduğunu belirten Unakıtan, ancak özel sektörde zayıf bilançoya
sahip şirketlerin sıkıntıya düştüğünü vurguladı. Unakıtan, özel sektörün de
sermaye rasyosunu artırıcı önlemlerin alınması gereğine işaret ederek, bundan
sonraki dönemlerde bu önlemleri alacaklarını bildirdi.

-''NEREYE GİTTİ BU ALTINLAR?''-

''Başka bir mesele daha var. Farklı özellikleri olan bir milletimiz''
diyen Unakıtan, 2003 yılından bu yılın ekim ayına kadar 24,5 milyar dolarlık
altın ithal edildiğini kaydetti. Unakıtan, ''Tonlarca altın ithal ediyoruz. Bu
altınların da 4,5 milyar dolarını ihraç etmişiz. Hadi turiste sattığımızı da
düşelim, geriye kalan 15-20 milyar dolarlık altın nerede Allah aşkına? Nereye
gitti bu altınlar? Ya yastık altına gidiyor ya kollarına takıyorlar'' dedi.
Bir milletvekilinin kendisine laf atması üzerine Unakıtan, ''Sende de mi
var yoksa altın? Halkımızdan şunu rica ediyorum, lütfen yastık altındaki bu
varlıkları ekonomiye kazandırın. Bunu biz şirketlere koysak, şirketlerimizin
sermayelerine ilave etsek, güçlü şirketlerle ortaya çıksak kötü mü olur
arkadaşlar? Bunu irdelemeye devam edeceğiz. Çünkü bunlar bizim yapısal
sorunlarımızdır'' diye konuştu.
Krizle birlikte Türkiye'nin önünde fırsatlar olduğuna da işaret eden
Unakıtan, konuşmasına şöyle devam etti:
''Cari açığımızı, enflasyonumuzu kalıcı olarak düşürülebiliriz. Ondan
sonra özel sektörün ara malları üretim ve verimliliğini sürekli olarak
artırabiliriz. Türkiye'nin iç dinamiklerini ve güçlü yanlarını ortaya çıkarmamız
lazım. Önümüzdeki dönemde ihracatı artırmanın yolunu ararken ithalatımızı
azaltacak, katma değeri yüksek, bilgi ve teknoloji yoğun üretime geçmeliyiz.
Türkiye bunlara geçmeye başladı. Türkiye'de kimse enseyi karartmasın. Türkiye'yi
iyi günler bekliyor. Dünyadaki bu krizler gelecektir, ama biz bu krizlere göğüs
gereriz. Aldığımız önlemlerle bir kere hazırlıklı yakalandık. Biz Türkiye'yi sağ
salim limana çıkartırız.''
''Kaptanın iyisinin fırtınalı havalarda belli olduğunu'' belirten
Unakıtan, ''Fırtına gelecek, gemi sallanacak, bazılarının midesi bulanacak. Ama
bunu salimen limana çıkartırız. Ama kaptanın iyisi olacak. Kaptanın iyisini de
biliyorsunuz'' diyerek Bakanlar Kurulu sıralarında oturan Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ı gösterdi.
Tarihin en şeffaf özelleştirilmesini en iyi şekilde ve en iyi değerle
yaptıklarını, bunun gün geçtikçe daha iyi anlaşıldığını belirten Unakıtan,
kendilerinden önceki 20 yılda 8,5 milyar dolar, , kendi dönemlerinde ise 50
milyar doların üzerinde özelleştirme yaptıklarını ve paraları da ''Hazineye tık
attıklarını'' söyledi.
''Şimdi o zarar eden idareler devletin elinde olsaydı ne olacaktı?'' diye
soran Unakıtan, özelleştirmeyi ekonomide rekabetin önünü açmak, verimliliği
artırmak, hizmet kalitesini yükseltmek için yaptıklarını ve çok iyi de para
topladıklarını ifade etti.