2006-05-24 - 15:30
ANAVATAN GENEL BAŞKANI MUMCU: "BU ÜLKENİN İKTİDARI DA ANAMUHALEFETİ DE HİZİPÇİ VE ÇAĞDIŞIDIR"
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu hükümet ve anamuhalefet partisine yönelik olarak "Bunlar siyasetçi değil, siyasetin hizmet yarışı olduğunu bilmiyorlar, bunlar düpedüz hizipçi. Milleti hiziplere bölmek istiyorlar." dedi.

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, iktidarın ve anamuhalefetin, hizipçi ve çağdışı olduğun savunarak, ''Kemal Derviş takviyesiyle, AKP korkusuyla nereye geldin ki şimdi laik kamp yaratmaya çalışarak nereye varacaksın?'' dedi.

Mumcu, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin, ''sen, ben, öteki, beriki'' kavgası, tek tipleşmek, üniformalarla ikiye bölünmüş bir kamp olmak istemediğini, bir aile, millet olmanın bilincinde yaşadığını ve yaşamak istediğini söyledi.

Partisinde, daha önce AK Parti, CHP, DYP, MHP'de siyaset yapanların olduğuna işaret eden Mumcu, ''Derleme, toplama diyorlar. Anlayamadıkları şey bu... Onlar, ya tezden ya antitezden, ya siyah ya beyazdan anlıyorlar. Onlar sentezden, kardeşlikten, biz olmaktan anlamıyorlar'' dedi.

Mumcu, millete, nifak sokmaktan daha büyük kötülük yapılamayacağını ifade ederek, milletin, sadece kardeşliğini korumak ve huzur istediğini kaydetti.
'Ne istiyorsunuz milletin huzurundan?'' diye soran Mumcu, şöyle konuştu:
''Siyaseti hizipçilik olarak gören ilkel bir anlayıştan geldikleri için... Bunlar siyasetçi değil, siyasetin hizmet yarışı olduğunu bilmiyorlar, bunlar düpedüz hizipçi. Milleti hiziplere bölmek istiyorlar. Siyaseti, particiliği hizipçilik zanneden anlayış 200 yıl geride kaldı. Bu ülkenin iktidarı da anamuhalefeti de hizipçi ve çağdışıdır.''

İHTİYAT TAVRI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Danıştaydaki saldırının hemen ardından buraya gidip, ''Bu olayın arkasında olanların üzerine kararlılıkla gideceğiz, şerefim üzerine söz veriyorum. Devlete, rejime, cumhuriyete güvenin, sonuna kadar takipçisi olacağım'' demesi gerekirken, bunu yapmadığını söyledi.

Erdoğan'ın, ''Dur bakalım olayın arkasından ne çıkacak?'' diye beklediğini savunan Mumcu, ''Bir ihtiyat tavrı... Bir ülkenin başbakanı neyin ihtiyatını gözetir'' dedi.

TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, ''İşin içinde türban olsaydı, katil aleyhte oy kullananı vurur muydu?'' dediğini belirten Mumcu, bunun, ''bilinç altının açığa çıkması'' olduğunu öne sürdü.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, ''Karar vermekte acele etmeyin, bekleyin, sürprizlere açık olun'' dediğini ifade eden Mumcu, ''Sürpriz ne olabilir, diyelim aydan birisi mi gelmiş, uzaylı geldi o yaptı. Bu sizin sorumluluğunuzu değiştirir mi?'' sorusunu yöneltti.

Mumcu, kafaların arkasındakinin, ''katil belki bizden değildir, sizdendir'' anlayışı olduğunu belirtti.

'KAFANIZIN ARKASINDA 'BİZ VE ONLAR' PSİKOLOJİSİYLE ÜLKEYİ YÖNETEMEZSİNİ"'

Erdoğan'ın, ''Bu kurşunlar rejime değil, hükümete sıkılmıştır'' dediğine işaret eden Mumcu, bunu söyleyen bir kişinin, ''bir dakika bile bu ülkede başbakanlık yapmaya hakkı bulunmadığını'' ileri sürdü.

Mumcu, ''Niye? Rejim ile hükümet arasında bir ayırım gözettiği ve gördüğü için... Hükümet demokratik rejimin bir parçası, anayasal düzenin bir parçası değil mi? Tut ki hükümete karşı yapılsın, hükümete karşı yapılan da rejime karşı yapılmış değil mi?'' dedi.

''Kafanızın arkasında 'biz ve onlar' diye iki kategoriyle ülkeyi yönetemezsiniz, kaosa sürüklersiniz'' diyen Mumcu, hükümetin bu tutumuyla, kendisine oy verenleri de ayrıştıran, kamplaştıran bir maceranın içine sürüklediğini savundu.

Bu sürüklenmenin, hizipleşmenin, kamplaşmanın en büyük sorumlularından birisinin anamuhalefet partisi olduğunu ifade eden Mumcu, şunları kaydetti:
''Olağanüstü bir canlanma, adeta etekleri zil çalma durumu var. 'Tam da fırsat geldi' havası, milletin zevalinden, fırsat çıkarıyorlar, acısından fırsat çıkarmaya çalışıyorlar, yazıklar olsun,yakışıyor mu bir anamuhalefet partisinin sözcü ve genel başkanına, 'ikinci Menemen'dir, siyasete kan bulaşmıştır' demek. 'Bu rejim meselesidir, etrafında toplanın, hadi bir kamp olalım.' Nasıl bir kamp olalım? 'Laikler kampı olalım.' Sen bunu yaparak nereye kadar varacaksın, milleti korkuttun, kışkırttın, nereye kadar varacaksın, senin hizipçiliğinin varabileceği ufuk neresidir, nereye çıkarsın? Solun tükendiği bir dönemde, alternatiflerin tükendiği bir dönemde Kemal Derviş takviyesiyle, AKP korkusuyla nereye geldin ki şimdi laik kamp yaratmaya çalışarak nereye varacaksın? Biraz da halkı düşünsen olmaz mı, laikliği halka emanet etsen olmaz mı, adamlar, adeta sorgucu gibi bizim laikliğimizi sorgulamaya kalkıyorlar, siz kimsiniz?''

Bu milletin laikliği yaşatmak için kimsenin inayetine ihtiyacı olmadığını dile getiren Mumcu, milletin laik devlet prensibine sıkı sıkıya bağlı olduğunu söyledi. Mumcu, ''Üç beş tane manyağın ortalıkta dolaşması kimseyi korkutmasın. Millet, dinin de laikliğinin de sahibidir. 'Din mi laiklik mi' diye kamplaşma yaratmaya çalışan tezgahtara bu millet gereken dersi verecektir'' diye konuştu.

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, ''Mali disiplin dediğiniz şey, milletin sırtından eksik etmediğiniz sopadan başka bir şey değildir'' dedi.
Mumcu, dövizin arttığını, borsanın düştüğünü anımsatarak ''Sihir bozuldu, istikrar masalı bitti'' dedi. Hükümetin, mali disiplinden taviz verilmeyeceği yönündeki açıklamalarına değinen Mumcu, ''Türkiye'nin 4 yılını heba ettiniz. Mali disiplininizin anlamı, ilave tüketim vergisi getirerek açığı kapatmaktır. Benzine, elektriğe, telefona, ilaca zam yaparak, açığınızı milletin cebinden kapatacaksınız. Mali disiplin dediğiniz şey, milletin sırtından eksik etmediğiniz sopadan başka bir şey değildir'' dedi.

''Kamplaşma psikolojisi büyüdükçe, bundan iktidar ve ana muhalefet karlı çıkacaktır'' diyen Mumcu, ''Ey millet; bu oyunu siz bozabilirsiniz. Dininize, laikliğe sahip çıkarak bu oyunu bozabilirsiniz. Hala ip sizin elinizde. Bazılarının topluma 'muhafazakar' diye takdim edilmeleri, onlara iltifat edilmiş gibi olur. Bunlar sadece dinci, din taciri; sömürü yapıyorlar. Bunlar tamahkar'' diye konuştu.

ZONGULDAK'TAKİ İŞÇİ SINAVI

Zonguldak'ta kömür işletmesine 1100 işçi alınması için açılan sınava, 41 bin 400 kişinin başvurduğunu belirten Mumcu, çoğunluğu üniversite mezunu olan bu kişilere, tomruk taşıttırıldığını kaydetti.

Ömrü azalttığı ispatlanmış yeraltı işçiliğinde çalışmak için binlerce insanın yarıştığını vurgulayan Mumcu, başvuranların ''köle pazarındaymış gibi seçmeye muhatap olduklarını'' ifade etti.

Başbakan Erdoğan'ın ''eleştiri yapılmaması, çözüm üretilmesi'' yönündeki sözlerini anımsatan Mumcu, ''Çözüm var, sen bunu anlayacak kafayı göster. Yılda 1.2 milyon, 10 yılda 12 milyon insana nitelikli iş yaratacak çözümü, bir yıldır anlatıyorum. Çözüm niyeti olanları bana göster. Aklın fikrin, yağmada, talanda...'' dedi.

TÜPRAŞ'IN ÖZELLEŞTİRİLMESİ

TÜPRAŞ'ın yüzde 14.7'sinin özelleştirilmesinin, ''milletin menfaatlerine aykırı olduğunu'' defalarca söylediklerini belirten Mumcu, şöyle devam etti:
''Adeta köle pazarında satılan delikanlıların rızkından çıkan, Ofer efendinin cebine konan 750 milyondan bahsediyorum. Yargı, iptal kararı verdi. Üzücü olan, bu paranın geri gelmeyecek olması. Namı diğer Kemal Dibo, 'Ofer'i, Kofer'i tanımam' diyordu, yalanı ortaya çıktı. Başbakan, aynı yalanı itiraf etmek zorunda kaldı. Niye yalan söyledikleri şimdi ortaya çıktı. Ne Kemal Dibo'yu, ne Başbakan'ı Yüce Divandan hiçbir şey kurtaramayacaktır. İkaz görevimi yerine getirdiğim için vicdanen müsterihim. TÜPRAŞ'ın özelleştirilmesindeki 750 milyon dolar geri gelmeyecek ama hukuk, yapanların burnundan fitil fitil getirecek. Sonları ya vatandan kaçma, ya kodese girme olacaktır.''

THY'NİN HALKA ARZI...

Erkan Mumcu, THY'nin özelleştirilmesiyle ilgili Özelleştirme Yüksek Kurulunun (ÖYK) çelişkili kararları olduğunu iddia etti. ''Bu işin arkasında oyun var'' diyen Mumcu, oyunun henüz tamamlanamadığını, bunun için sadece ikaz görevinde bulunduğunu ifade etti.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığının elinde bulunan THY hisselerinin yüzde 25'lik bölümünün satılması yönünde ÖYK'nın karar aldığını belirten Mumcu, bir ay sonra alınan ikinci kararda ise THY'nin hisselerinin tamamının yüzde 25'inin satılmasının ''emredildiğini'' ileri sürdü.

ÖYK'nın birinci kararına göre yapılacak özelleştirmeyle, THY'nin toplam hisselerinin yüzde 21.6'sının satılıp, yüzde 53.6'sının kamunun elinde kalacağını belirten Mumcu, ikinci karara göre yapılacak özelleştirmeye göre toplam hisselerin yüzde 28.75'inin satılacağını; hisselerin sadece yüzde 46.42'sinin kamunun elinde kalacağını; böylece karar verme yetkisinin kamunun elinden alınmış olacağını kaydetti.

Ön talep yapılmadan kesin talep alındığına dikkati çeken Mumcu, ''Belli ki tezgah kurulmuş. Kemal Dibo'nun, Uzakoğu'ya özel uçağıyla gittiği kişi, hisselerin çoğunu toplamış. Yeni bir Kemal Dibo daha... Sadece kendinizi akıllı, milleti enayi sanmayın. Bu tamahtan vazgeçin'' diye konuştu.

Komplo tuzağına sürüklenmek istenenlere seslendiğini belirten Mumcu, ''Kendinizi yargılamadan, başkasını mahkum etmemek için kişi, kendisinin savcısı, başkasının avukatı olmalıdır. Böyle yapmayıp işin içinden çıkıyorsanız, görevinizi yapmıyorsunuz. Hepiniz, çocuklarınız için böyle düşünmeye mecbursunuz'' dedi.