MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 28. Dönem 5. Yasama Yılı'nın ilk MHP TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, yeni yasama yılının başarılarla dolu olması temennisinde bulundu.
İlk TBMM Başkanı, Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Gazi Meclis'te görev yapan ve ebediyete intikal eden milletvekillerini rahmetle yad eden Bahçeli, Gazi Meclis'in, milletin talep ve menfaatlerinin, inanç ve değerlerinin, tarihi hafızasının ve gelecek beklentilerinin temsil mekanizmasıyla vücut bulduğu, Türkiye'deki farklı seslerin uyumu ile devlet orkestrasına dönüştüğü, ortak aklın ve milli iradenin tecelligahı, Türk devletinin kalpgahı olduğunu söyledi.
İstiklal Harbi'nin ana karargahının da Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu hatırlatan Bahçeli, "15 Temmuz hain kalkışmasında yazılan demokrasi destanının merkezi de Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir." diye konuştu.
Türk milletinin milli mücadelesini Meclis çatısında vererek dünya siyasi tarihinde nadir ve müstesna bir yere sahip olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Bu sebeptendir ki Türk milleti için Meclis, olağan dönemler kadar olağanüstü dönemleri sevk ve idare etme kabiliyeti, barışta olduğu kadar savaşa da hazır olabilme kapasitesi, vatanına, toprağına, istiklal ve egemenliğine göz dikenlere karşı mücadele iradesidir." ifadesini kullandı.
- Yağmur stratejisi
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye'nin güvenliğini demokrasiyle, kalkınmasını hukukla, toplumsal barışını adaletle ve bölgesel etkinliğini güçlü bir devlet kapasitesiyle birlikte ilerletmek durumunda olduğunu belirtti. İçinde bulunulan dönemde, siyasi patinajlarla, ideolojik saplantılarla ve gündem kaymalarıyla enerji ve zaman kaybına yer olmadığını dile getiren Bahçeli, bunu başarabildikleri ölçüde Türkiye'nin, kendi geleceğini daha sağlam bir zemine oturtmakla kalmayacağını, çevresindeki krizlerin çözümünde ve bölgesel düzenin yeniden şekillenmesinde daha etkin ve yapıcı bir aktör olarak öne çıkacağını kaydetti.
Partisinin, küresel ölçekte krizlerin ve güç savaşlarının yaşandığı kritik dönemde, Türkiye'nin yapısal sorunlarını aşarak kalıcı bir refah düzeni kurması amacıyla Yağmur Stratejisi'ni geliştirdiğini anlatan Bahçeli, yağmurun, bütün inanç sistemlerinde, geleneksel ve kültürel öğretilerde arınmayı, temizlenmeyi, tazelenme ve yenilenmeyi, bolluğu ve bereketi temsil ederek, Rahman'a atfen rahmetle sembolleştiğini anımsattı.
MHP olarak, tarihin kutlu çağrısı, coğrafyanın mesuliyeti, siyaset kurumunun yeniden inşası, toplumsal yaşamın ihyası ve devlet kapasitesinin arttırılması için Yağmur Stratejisi'ni hayata geçirmeyi Türk siyasetindeki mümtaz konumlarının bir gereği olarak gördüklerini aktaran Bahçeli, Yağmur Stratejisi'nin yasama, yürütme ve yargıdan oluşan 3 temel erkin ahenk içinde çalışmasına ve istikrarın sürdürülmesini esas alan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kurumsallığına dayandığını vurguladı.
Bahçeli, devleti oluşturan bu anayasal erklerin kuvvetler ayrılığı esasında, bağımsız ve uyum içerisinde milli kaynak, imkan ve kabiliyetlerin seferber edilerek, bereketin ve bolluğun, milletin üzerine yağmasını öngördüğünü söyledi.
- "Erdoğan'ın bir kez daha aday olması ve üçüncü defa Cumhurbaşkanı seçilmesiyle mümkün olacak"
Güvenlikte, ekonomide ve demokraside tahribata yol açılmaması için etkili bir denge ve denetim sisteminin uygulanması gerektiğini ifade eden Bahçeli, bu çerçevede yasamada güçlü bir Milliyetçi Hareket Partisi kurumsallığının tesis edilmesi gerektiğinine dikkati çekti.
Devlet Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yağmur Stratejisi'nin temel ilkesi, istikrarın korunmasıdır. Yağmur Stratejisi'nin başarısı ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kazanımlarına ve sağladığı istikrara sahip çıkılmasına, Cumhur İttifakı'nda vücut bulan, Türkiye'yi milli hedefler istikametinde ileriye taşıma kararlılığının aynı inanç ve iradeyle devam etmesine, ülkemizin arkasına aldığı rüzgarla, yeni atılımlar için fırsat ve imkanları değerlendirmesine bağlıdır. Bununla beraber, Türkiye'nin yakaladığı yükseliş ivmesinin kesintiye uğramaması, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın bir kez daha aday olması ve üçüncü defa Cumhurbaşkanı seçilmesiyle mümkün olacaktır. Zira üçüncü dönem, ülkemizde, bölgemizde ve dünyada birçok önemli gelişmeye gebedir ve öncelikli olarak bu zorlu süreci yönetecek dirayet ve tecrübeye ihtiyaç vardır. O tecrübe ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Cumhur İttifakı kurumsallığında Sayın Erdoğan'dadır.
Dünyanın içinde bulunduğu kaotik süreçte, bölgemizde cereyan eden belirsizliklerle dolu ortamda, 'Terörsüz Türkiye' ve terörsüz bölge yolunda tarihi adımların atıldığı bir dönemde, Türkiye'nin istikamet değiştirmeye ve hedeflerinden vazgeçmeye değil, sistemsel ve kurumsal olarak bütünüyle mevcut imkanlarını ve kaynaklarını sürdürmeye ihtiyacı vardır. Sayın Cumhurbaşkanımızın, bugüne kadar üstlendiği sorumluluk, ortaya koyduğu liderlik ve Türkiye'ye kazandırdığı stratejik kapasite dikkate alındığında kendisinin bir dönem daha Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi Türkiye'nin ve bölgemizin hayrına olacaktır. Bu nedenle, Cumhurbaşkanımız uygun gördüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi anayasal iradesini bu yönde ortaya koyduğu takdirde, Cumhur İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayının yeniden Sayın Recep Tayyip Erdoğan olması arzumuz ve talebimizdir. Bunu mümkün kılacak hukuki, siyasi ve toplumsal zemin fazlasıyla vardır."
- "Seçimlerin yine 2028 yılı içinde yapılması istikrar ve öngörülebilirliği zedelemeyecek"
MHP lideri Bahçeli, Anayasa'nın 116. maddesini hatırlatarak, "116. maddede yer alan Cumhurbaşkanı'nın ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir." hükmünün, Meclisin nitelikli çoğunlukla alacağı seçimlerin yenilenmesi kararıyla üçüncü dönem cumhurbaşkanlığı adaylığını mümkün kıldığını belirtti.
Bu hükümler doğrultusunda partisinin görüşlerini açıklayan Bahçeli, şu görüşleri paylaştı:
"Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın bir daha aday olabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinde uygun zamanda ve azami mutabakatla seçimlerin yenilenmesi kararı alınmalıdır. Meclisin alacağı karar çerçevesinde yenilenecek seçimlerin yine 2028 yılı içinde yapılması istikrar ve öngörülebilirliği zedelemeyecek, sistem, ruhuna uygun işletilmiş olacaktır. Bu yönde bir iradenin tezahürüyle gereksiz tartışmalar bitecek, belirsizlikler ortadan kalkacak, ekonomik güven artacak, ülkemiz, attığı tarihi adımlarda doludizgin yoluna devam edebilecektir. Türkiye hasımlarının beklediği ve umduğu istikrarsızlık yaşanmamış, belirsizlik, kaos ve kargaşaya yatırım yapanların hesabı boşa çıkmış olacaktır. Burada şunun da altını çizmek gerekir ki bizim meselemiz şahısların siyasi kariyeri değil, devletin devamlılığı, siyasetin istikrarı ve en nihayetinde lider ülke Türkiye'nin inşa ve ihyasıdır. "
- "Türkiye'nin şahlanışına tanıklık edecek önümüzdeki 5 yıllık dönemin siyasi formülü..."
MHP'nin 2028'i bir seçim tarihi olarak görmenin ötesinde, Türkiye için büyük reformların hayata geçirileceği bir dönemin miladı olarak değerlendirdiğini vurgulayan Bahçeli, bu çerçevede, hedef saptırmaya yönelik girişimlerin son bulması gerektiğine işaret etti.
Bahçeli, "Adaylık netleşmeli, acımasız rekabet şartlarında dünya gerçekleriyle yüzleşilmelidir. Cumhurbaşkanı ile birlikte kuşkusuz ki Meclis'teki milletvekili çoğunluğu da Cumhur İttifakı'nda olmalı, denge ve denetleme mekanizmasının daha sağlıklı işleyebilmesi için Milliyetçi Hareket Partisi yasamada temsil gücünü mutlaka artırmalıdır. Çünkü MHP güçlü ise Türkiye güvende olacaktır. MHP güçlü ise milli birliğimiz ve kardeşliğimiz pekişecek, milletimiz huzur bulacaktır." dedi.
Bu sebeple yasamaya ilişkin hedeflerinin net olduğunu söyleyen Bahçeli, şöyle devam etti:
"Birincisi temsil gücüdür. Bu çerçevede oy oranımızı artırmak, milletvekili sayımızı çoğaltmak, Türkiye'nin birinci partisi olmaktır. İkincisi kurumsal güçtür. Yasama organının kurumsal yapısı içinde, yönetim organlarında daha fazla görev almak, daha etkin hale gelmektir. Üçüncüsü ise siyasal güçtür. Bu şekilde yasama faaliyetlerinde ve politika belirlemede daha etkin ve belirleyici olmak, partimizin stratejik hedeflerini, ekonomik ve sosyal politika önceliklerini hayata geçirmektir. Bu çerçevede, Türkiye'nin şahlanışına tanıklık edecek önümüzdeki 5 yıllık dönemin siyasi formülünü şu şekilde ifade ediyorum: Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP, Türkiye'de Cumhur İttifakı, dünyada Türk asrı. Bu formül, yürütmenin güçlü olduğu kadar yasamanın da güçlü, denetleyici, üretken ve belirleyici olması gerektiğine ilişkin stratejimizin ve küresel güç olma azmimizin ifadesidir."
Türkiye'nin ihtiyacının, dünyanın belirsizliğe sürüklendiği bir dönemde istikrar, uluslararası sistemin kuralsızlaştığı, çatışmaların ve risklerin arttığı bir dönemde kudret, milli birlik olduğunun altını çizen Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bu nedenle 2028'e giderken meseleyi yalnızca 'Kim Cumhurbaşkanı olacak ya da iktidara hangi parti gelecek?' sorusuna indirgemeyi doğru bulmuyoruz. Bize göre asıl sorulması gereken soru, 'Türkiye, dünyanın yeniden şekillendiği bu tarihi döneme hangi siyasi liderlik ve hangi devlet tecrübesiyle girecektir?' şeklinde olmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, Yağmur Stratejisi ile yasama, yürütme ve yargıda temerküz edecek güçlü devlet kurumsallığında, bolluk ve bereketin, huzur ve refahın, kardeşlik ve dayanışmanın, milli birlik ve bütünleşmenin milletimizin üzerine yağacağı bir rahmet iklimi öngörmektedir."
Bahçeli, bu yüzyılda vicdanı körelmiş, gözünü hırs bürümüş aktörlerin kural tanımaz politikalarıyla dünyanın ve insanlığın felakete sürüklendiğini söyledi.
İnsanlıktan nasibini almamış bu aktörlere kural tanıtacak mekanizmaların da "üç maymunu" oynadığını ifade eden Bahçeli, insanlığın yaşadığı soykırımlara ve emperyalist güçlerin güç mücadelelerinin dönüştüğü kaynak savaşlarına karşı Birleşmiş Milletlerin (BM) evrensel insan hakları normları ve küresel adalet adına müdahale edemediğini söyledi.
Milletlerin en üst düzeyde temsil edildiği BM'nin, dünyanın içinde bulunduğu zorbalığa direnecek karar alıcı mekanizmadan yoksun olduğunu kaydeden Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Dünya 5'ten büyüktür" ifadesini hatırlattı.
Dünyanın bu 5 devletin politik egolarına ve çıkarlarına mahkum edilemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye, tarih boyunca insanlığa hizmet eden, adalet terazisini insanlığın ali menfaatleri ölçüsünde kuran, mazlum milletlerin sığınağıdır, 'Nizam-ı Alem' davasıyla gittiği yerlere barış ve refah götüren huzur limanıdır. Bunun için diyoruz ki, Birleşmiş Milletler'in siyasi merkezi New York ise, adalet merkezi Ankara'dır. Bu doğrultuda Türkiye, Birleşmiş Milletler bünyesinde insanlık değerlerini, hukuku ve adaleti esas alan bir reform anlayışıyla, mesuliyet duygusuna sahip ülkelere öncülük edebilecektir.
81. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda İsrail'in eli kanlı Başbakanı Netanyahu'nun Genel Kurul'a hitabı insanlık tarihinin utanç vesikası olmuştur. Maalesef, elinde binlerce masumun kanı olan soykırımcının insanlık ve ahlak dersi verme küstahlığında bulunduğu bir tiyatroyu bütün dünya izlemiştir. Diyorum ki, Hitler'in kendisini 'insan hakları savunucusu', Mussolini'nin kendisini 'özgürlük havarisi', Stalin'in ise 'demokrat' olarak nitelendirmesi ne kadar gerçekçi ise Netanyahu'nun 'dünyanın en ahlaklı ordusuna sahibiz' demesi de 'Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ı tiran olarak nitelendirmesi' de o kadar gerçekçidir."
Netanyahu'nun BM Genel Kurulu'ndaki sözlerinin Batı'nın ikircikli ve samimiyetsiz politikalarının, iflas etmiş insani değerlerinin emperyalizmin aynasındaki yansıması olduğunu söyleyen Bahçeli, İslam ülkelerinin İsrail karşısındaki tavır ve duruşlarını açıkça ortaya koymalarının şart olduğunu belirtti.
Şair Cahit Zarifoğlu'nun "Filistin bir sınav kağıdı, her mümin kulun önünde" dizelerine atıfta bulunan Bahçeli, İslam ülkelerinin kınamanın ötesinde ortak bir tavır ve irade sergilemesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.
İsrail'in bölge halkları ve dünyadaki bütün milletler için tehdit olduğunu belirten Bahçeli, "İsrail'in saldırganlığı, yayılmacılığı ve hukuk tanımazlığının önlenmesi ve bölgenin selameti için önerdiğimiz Kudüs İttifakı'nın yahut Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın çerçevesinin genişletilmesiyle caydırıcı bir İslam barış gücünün oluşturulması kaçınılmazdır. Küresel siyasetin ve uluslararası güvenlik düzeninin önemli bir dönüşüm yaşadığı, jeopolitik risklerin kalıcı bir nitelik kazanmasına yol açabilecek uzlaşmazlıkların sürdüğü bir dönemde, hukuku, barış ve adaleti esas alan duruşuyla sözüne güvenilen bir ülke olarak Türkiye'ye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu da açıktır." değerlendirmesinde bulundu.
- "Zira sizin teraziniz MHP'nin sıkletini çekmez"
"Devlet ebed müddet, millet ebed müddet gayemizdir" ifadesini kullanan Bahçeli, hedeflerinin Türk ve Türkiye yüzyılını inşa etmek, Türkiye'yi 2053 yılında lider ülke ve süper güç haline getirmek olduğunu söyledi.
Türkiye'nin kudreti, milletin huzur ve refahı için en uygun kararları almak için çabaladıklarını ifade eden Bahçeli, Türkiye'nin küresel bir güç olmasını mümkün kılacak adımları atmada zafiyet gösterilemeyeceğini belirtti.
Bahçeli, Türkiye'nin hasımlarına fırsat verilemeyeceğinin altını çizerek şunları kaydetti:
"Geride kalalım isteyenlere 'tamam' diyemeyiz. Karşımızda hizalanan marjinallere ve emperyalizmin taşeronlarına sessiz kalamayız. 'Terörsüz Türkiye, istikrarlı bölge' diyoruz, 'kardeşlik, huzur ve barış' diyoruz, Milliyetçi Hareket Partisi karşıtlığında birleşen müflis siyasetçiler bizi hedef almaktan geri durmuyor. Bunların istismar ve iftiralarına, güdümlü siyasetlerine, siyasi ikbal için ülkemizi ve milletimizi ateşe atmaktan çekinmeyen sicillerine karnımız toktur. Onlara diyeceğim şudur, Milliyetçi Hareket Partisi, her bir sayfası kan ve irfanla yazılmış tarih sayfalarının düşüncede devamı, siyasette hülasasıdır. Bilge Kağan'dan Atatürk'e, Alparslan'dan Fatih Sultan Mehmet'e, Türk tarihinin derin hafızasıdır.
Ziya Gökalp'ten Erol Güngör'e uzanan irfan ve ilim kaynağı, Milliyetçi-Ülkücü Hareket'in hukukunda mahfuzdur. Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye'dir, cümle Türk dünyasıdır. Zilletin karşısında devletin, zulmetin karşısında milletin yanında yer alanların obası, dahili ve harici şer odaklarına karşı göğsünü siper edenlerin otağıdır. Bize akıl vermeye çalışanlara, emperyalizmin tuzağına düşmüş, sözcülüğüne soyunmuş, MHP'yi içeriden parçalamak, arkadan vurmak için fırsat kollamışlara, milletimizi provoke edip bir sonraki seçimde kaymak tabakasını Meclis'e sokabilmek için sığıntı ittifaklar arayanlara, Ziya Paşa'dan ilhamla diyorum ki, 'İdrak-i maaliniz o küçük aklınıza gerekmez. Zira sizin teraziniz MHP'nin sıkletini çekmez.'"
- "Her bir askeri darbe Türk demokrasisinde yaralı hafıza durakları oluşturmuştur"
Bahçeli, Türkiye'nin demokrasi yolculuğunun güneşli ve pürüzsüz yollarda gerçekleşmediğini belirterek, "Cumhuriyet dönemiyle birlikte Türk demokrasisi askeri darbelerle sınanmış ve her bir askeri darbe Türk demokrasisinde yaralı hafıza durakları oluşturmuştur." ifadesini kullandı.
Devlet Bahçeli, parlamenter sistemin uygulandığı dönemde istikrarsız hükümetler, koalisyon kavgaları, siyasi kutuplaşma ve anlaşmazlıkların hızlı ve etkin kararlar alınmasına mani olduğunu hatırlatarak, bu durumun millet ve devlet hayatında pek çok çarpıklığı teşvik edip tetiklediğini söyledi.
Çok partili hayata geçilen 21 Temmuz 1946 ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin hukuken ve fiilen uygulanmaya başlandığı 9 Temmuz 2018 tarihleri arasında 51 Cumhuriyet hükümetinin kurulduğunu anımsatan Bahçeli, ortalama ömrü 1 yıl 5 ay olan kısa ömürlü hükümetlerin, koalisyon pazarlıkları ve belirsizliğin ortaya çıkardığı istikrarsızlığın, Türkiye'nin küresel rekabette geri kalmasına sebep olduğunu kaydetti.
Bahçeli, bu bağlamda siyaset kurumuna düşen görevin, sorunların çözüm adresi ve güçlü kurumsallığın teminatı olmak olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
"Siyasi yelpazenin neresinde konumlanırsa konumlansın siyasi partiler, programları ve ideolojik yönelimleriyle siyasetin alanını genişletmek, toplum müştereklerinin zeminini güçlendirmek için vardır. Türk milletine hizmette birbiriyle yarışırken aynı zamanda demokratik kültürün olgunlaşması ve devletin yüksek politikalarının devamlılık sağlaması için iletişim ve mutabakat içerisinde olmak durumundadır. Bunları bilmek, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin mazisini, ruhunu ve davasını bilmek, yasama sorumluluğunun mahiyetini kavrayabilmektir. Oportünist ve popülist heveslerden kurtulmak, kısır ve verimsiz siyasi tartışmalardan kaçınmak, Türk milletinin ali menfaatleri, huzur ve refahı için gayret etmek, Türk devletinin bekası ve ilerlemesi için çaba göstermektir. Bunu bilmek, Türk milletine hizmet yolunda siyaseten rekabet ederken Türk devletinin milli siyasetinde sırf iktidarın karşısında olmak adına 'Edirne'yi Enver alacağına Bulgar alsın' çukuruna düşmemektir.
Bu vesileyle, siyasi partilere ve Türk milletini temsil eden muhterem milletvekillerine yeni yasama yılı münasebetiyle şu hususları hatırlatmak isterim, İdeolojik koordinatlarımız farklı olsa da politik merkezimiz Türkiye'dir. Siyasi rekabet alanımız ne kadar geniş olsa da pergelimizin sabit ucu Ankara'dır. Siyasette yöntem olarak ayrışsak da yönümüz Türk İstiklali ve egemenliğidir. Siyasete farklı pencerelerden bakıyor olsak da gelecek ufkumuz müreffeh toplum, güçlü Türkiye’dir. Bu hatırlatmalarla birlikte, yeni yasama yılında siyasi partilerimizin 'hizmette rekabet, istiklalde vahdet, istikbalde gayret' içerisinde olmalarını temenni ediyorum."
- "Milletimizin kararı nettir"
Bahçeli, 7 Mayıs'ta başlattıkları 15. Olağan Kurultay sürecinde 4 Ekim itibarıyla ilçe ve il kongrelerinin tamamlandığını söyledi. Bahçeli, kurultay sürecinin "Olağan Büyük Kongre" ile tamamlanacağını dile getirdi.
Partisinin bu dönemde, program, politika, proje ve kadrolarla Türkiye'nin önünde açılacak huzur ve refah sayfalarının irfan mürekkebi, hakikat kalemi olacağına itimadının tam olduğunu dile getiren Bahçeli, temel hedeflerinin Türkiye'yi ve içinde bulunduğu bölgeyi terörün ürettiği güvenlik tehditlerinden bütünüyle arındırmak, gelecek kuşakların siyasi, ekonomik ve toplumsal refahını teminat altına almak olduğunu belirtti.
Bahçeli, şunları kaydetti:
"40 yılı aşkın süredir milletimizin başına musallat edilen terör belasından kalıcı olarak kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir. Terör ve silah yerine adaletin, siyasetin, demokrasinin, milli birlik ve bütünleşmenin hakim olacağı, kardeşlik ve dayanışmanın kök salacağı, istikbalimizin yol haritasını birlikte çizeceğimiz bir zemindeyiz. Milletimizin kararı nettir. O da bu topraklardan terörü bir daha yeşermemek üzere söküp atmak, milli birlik ve bütünleşmeyi güçlendirmektir. Türkiye, yeni yasama yılıyla birlikte bir taraftan Terörsüz Türkiye hedefinin hukuki ve siyasi tabanının güçlendirilmesine, diğer taraftan demokratik standartların geliştirilmesi, hukuk devletinin kurumsal kapasitesinin artırılması ve toplumsal bütünleşmenin kalıcı hale getirilmesi ile sosyo-ekonomik şartların iyileştirilmesine yönelik çalışmalarla milletimizin beklentilerini karşılayacaktır. 7595 sayılı Kanun çerçevesinde oluşturulan komisyonların çalışması, kanunun yürürlüğe gireceği şartların oluşturulması, bunların takip ve tespiti, aynı zamanda da ihtiyaç duyulacak yeni yasal düzenlemelerin yapılması, önümüzde duran en hayati konulardan birisi olacaktır.
Bunun yanında Türkiye'nin kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için biriken yapısal sorunların çözülmesi, güncel meselelerle birlikte köklü reform adımlarının atılmasını da gerektirmektedir. Bu nedenle önümüzdeki Meclis dönemi kısır siyasi tartışmaların ötesinde, Türkiye'nin orta ve uzun vadeli geleceğini şekillendirecek bir yapısal reform dönemi olacaktır. Diğer yandan 3 Ekim 2026 tarihinde yaptığım detaylı açıklamada vurguladığım üzere Türkiye, yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Hangi siyasi görüşten, hangi makamdan veya hangi yapıdan gelirse gelsin, kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin her iddia bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı, işlemler hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmelidir."
Devlet Bahçeli, demokratik siyasetin meşruiyetinin hesap verebilirlikten ve kamu kurumlarına duyulan güvenden beslendiğini söyledi.
Sürdürülebilir kalkınmanın ön koşulunun da güçlü kurumlar ve öngörülebilir bir hukuk düzeni olduğunu belirten Bahçeli, "Bu nedenle yeni yasama yılında atılacak demokratik adımlarla kalkınma hedeflerini gerçekleştirmeye dönük gayret ile yolsuzluk ve yozlaşmayı önleyecek girişimlerin birbirinden ayrı düşünülmemesi ve eş güdümle hayata geçirilmesi gerekmektedir." dedi.
