2015-04-03 - 16:40
TBMM İDARE AMİRİ USLU'NUN YURT DIŞINDAKİ FİLİSTİNLİ ALİMLER BİRLİĞİ HEYETİNİ KABULÜ?
TBMM İdare Amiri Salim Uslu, Yurt Dışındaki Filistinli Alimler Birliği heyetini makamında kabul etti.
TBMM İdare Amiri Salim Uslu, Yurt Dışındaki Filistinli Alimler Birliği heyetini makamında kabul etti.

TBMM İdare Amiri Uslu, kabulde yaptığı konuşmada konuk heyeti TBMM'de görmekten duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Filistin, Suriye ve Yemen'deki olaylar ilgili değerlendirmelerde bulunan Uslu, "İnsanların oralarda ne kadar zor şartlar altında olduğunu biliyoruz. Suriye ve Filistin'de yaşanan olaylar aslında bizim tarihi sorumluluğumuzu hatırlatıyor. Mademki bu coğrafyada barış olması gerekiyor, bu barışın bir hamisi olması gerekiyor. Kudretli bir ülkenin barışı tesis etmesi konusunda Ortadoğu coğrafyasında yaşayanların ve dünya Müslümanlarının kamuoyu temsilinde güçlü bir şekilde var olması gerekiyor. O da en çok Türkiye'ye yaraşır. Çünkü Türkiye'nin geçmişte kurduğu medeniyet bir barış medeniyetidir. Bütün farklılıklar, bütün, dinler, mezhepler, kültürler, etnisiteler hep birlikte ve barış içerisinde yaşamışlardır. Bugün o günlerin özlemi bütün halklarda var." şeklinde konuştu.

Türkiye'nin her alanda inanılmaz bir güce ve istikrara sahip olduğuna vurgu yapan Uslu, sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye ekonomik ve sosyal olarak gelişmesini ve kalkınmasını sürdürmektedir. Aynı zamanda siyasal olarak ta etkin ve saygın bir konuma geldiğimiz yerde ne yazık ki Türkiye'nin içinden ve dışından bazı taşeronlar Türkiye'yi etkisizleştirmeye çalışıyorlar. Taşeron örgütler ile terör olayları yaratarak toplumu korku tüneline hapis etmeye çalışıyorlar. AK Parti karşıtlığı bazı çevrelerin, tarih bilinci olmayan bazı çevrelerin gözlerini karartmış durumdadır ve terörü muhalefet zanneder hale getirmişlerdir."

İslam ülkelerinde dış güçler tarafından mezhep çatışmalarını körüklemek amacıyla İslam'ın geleceğini tehlikeye sokmak gibi niyetlerinin olduğunu belirten Uslu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Irak, Suriye ve Yemen dâhil son günlerde yaşananlar her ne kadar bunları Şii, Sünni kavgası gibi göstermek isteseler de gerçekten Müslümanlar arasında bir çatlak oluşturmaya çalışılıyor. Bu ayan beyan görülmektedir. Bu Ortadoğu'da yaşananları tekrar tekrar düşünüp yeniden kendimizi, konumumuzu ve rolümüzü sorgulamak durumundayız.

Bir taraftan bu coğrafyada yeniden barışın tesisi için dua ederken diğer yandan da ülkelerimizin istikrarlı bir biçimde var olmaya devam etmesi için ilişkilerin güçlendirilerek sürdürülmesi, halkların yakınlaşması, sivil toplum örgütleri ilişkilerinin doğrudan arttırılması gibi temel ve özel önceliklerimizin olması gerekiyor. Başbakanımız Sayın Davutoğlu bizim partimizi tarif ederken " Biz bir nesil hareketiyiz" diyor. Dolayısıyla Yemen'de, Çanakkale'de, Galiçya'da koyun koyuna yatanlar bizim neslimizdir. Yapay gündemler, ayrışmalar, ayrıştırmalar, çatışmalar bizim gündemimizde yok. Bizim gündemimiz her ülkenin özgürce var olmaya devam etmesi, güçlü bir şekilde var olmaya devam etmesi ama toplumlar arasında mutlaka barışın, işbirliğinin ve dostluğun güçlendirilmesidir. Bu konuda başta HAK-İŞ Konfederasyonu olmak üzere birçok Türkiye'de bulunan sivil toplum örgütünün Müslüman coğrafyasındaki kimi muhatapları ile çok yakın ilişki içerisinde olduklarını biliyorum. İnanıyorum ki siyasi ilişkiler, siyasi çıkarlarla zaman zaman dış etkiler ya da iktidar değişiklikleri ile zedelenebilir ama toplumdan topluma olan inançlar, ilişkiler, samimiyetler ve dostluklar çok kolay sarsılmaz. Çünkü bizim referansımız sadece hükümetler arasındaki ikili ilişkiler ile sınırlı değil, bizim referansımız tarihtir, Din Birliği'dir, İslam'dır ve İslam'ın ortaya koyduğu ilkelerdir.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal'in "Yurtta Barış, Cihanda Barış" sözü aslında İslam'ın onlar istemese de siz onları barışa zorlayın, adaletsiz bir barış sizin için zillettir ilkesine çok uygundur. Onun için hem ülke içerisinde barışı sağlamak hem de ülke dışında bulunduğumuz coğrafyada barışı sağlamak ve sürdürülebilir kılmak bizim en temel görevimizdir. "

Konuk heyetteki alimler ise Türkiye'de kendilerini güvende hissettiklerini söyleyerek, Türkiye'nin başta Filistin ve Suriye olmak üzere mağdur olan İslam ülkelerine yaptığı yardımlardan büyük minnet duyduklarını belirttiler.