2013-05-30 - 15:29
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Meral Akşener'in başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, 5 yeni vakıf üniversitesi kurulmasını öngören tasarının 1. maddesi kabul edildi.
MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru, Türkiye'nin güvenliğinin, Musul'dan , Kerkük'ten, Kıbrıs'tan geçtiğini söyledi.
Genel Kurul, TBMM Başkanvekili Meral Akşener'in başkanlığında toplandı. Gündemdışı söz alan Doğru, Irak Türkleri'nin son yıllarda çok ağır saldırılara maruz kaldığını söyledi.
Kerkük'e, hileli nüfus sayımı ve seçimlerle peşmerge yerleştirildiğini, Türkmen liderlerin bir bir yok edildiğini ifade eden Doğru, "Doğu ve Güneydoğu başta olmak üzere Anadolu'da emniyetli bir şekilde yaşamın olması için Musul, Kerkük, Telafer de Türklerin güvenli ve huzur içinde yaşamaları gerekli. Irak Türkleri güçlü olmazsa ülkemizin Doğu ve Güneydoğusu'nda emniyet olmayacaktır. Türkiye'nin güvenliğinin Musul'dan , Kerkük'ten, Kıbrıs'tan geçtiği unutulmamaladır" dedi.
Doğru, Irak'ta Türkler için mutlaka herkesi kapsayacak bir istişare meclisi kurulması gerektiğini vurguladı.
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün de Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in soru önergesine verdiği yanıtta Türkiye'de cezaevlerinde 2,5 günde bir insan öldüğünün belirtildiğini ileri sürdü.
TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, Tuğgeneral Musa Çitil'in sebep olduğu iddia edilen faili meçhullerle ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesi yönündeki grup önerisi, görülmekte olan bir davaya konu olduğu gerekçesiyle işlemden kaldırıldı.
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Musa Çitil'in yol açtığı faili meçhul cinayetler başta olmak üzere bölgedeki bütün faili meçhul cinayetlerin araştırılmasıyla ilgili bir önerge hazırladıklarını belirterek, "Genel Kurul'un gündemine gelmiş, tartışma açılmış. Siz ondan sonra anayasaya uygunlukla ilgili bir karar veriyorsunuz . Bu tutumunuz doğru değil" dedi.
Baluken, 12 Eylül'ün darbeci zihniyetinin anayasasına AK Parti Grubu'nun dört elle sarıldığını ve bu nedenle önergeye karşı çıktığını savunarak, "Kenan Evren'in hazırlamış olduğu darbeci bir anayasaya AK Parti Grubu'nun kendisi de tamamen karşı. Ama anladığımız kadarıyla daha vicdanen siz kendi muhasebenizi yeterince yapmamışsınız. Bu konularla yüzleşmekten kaçınıyorsunuz. O nedenle de Kenan Evren'in anayasa maddesine sığınıyorsunuz" diye konuştu.
Baluken, bu konuyla ilgili BDP grubunun gündem işletmeye devam edeceğini söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, 12 Eylül anayasasını değiştirmek üzere bir komisyon kurduklarını anımsatarak, "Bu komisyon gayretle çalışıyor. İnşallah bitirecek, ümit ediyoruz, diliyoruz. Basındaki yansımalara vesairelere kulaklarımızı tıkayarak, komisyonun 30 Haziran tarihine kadar bu anayasa değişikliğini bitireceklerini ümit ediyoruz. Bitti veya bitmedi. Şu anda yürürlükte bir anayasa var. Bir kural var. O kural çerçevesinde Anayası'nın 138. maddesine uymak hepimizin mecburiyetindedir" dedi.
CHP Grup Başkanvekili de Akif Hamzaçebi CHP olarak bütün faili meçhullerin araştırılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arzu ettiklerini belirterek, "Görüşümüz açıktır, nettir. Bu önerilerimizi defalarca buraya getirmiş olmamıza rağmen iktidar partisinin, AKP'nin oylarıyma kabul edilmemiştir. Hala aynı görüşteyiz" şeklinde konuştu.
Anayasanın, önergenin görüşülmesine engel olduğunu kaydeden Hamzaçebi, şunları söyledi:
"Ama ben sormak istiyorum. 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Tahsin Şahinkaya ve Kenan Evren ile ilgili bir dava devam ederken TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu kuruldu. Susurluk Komisyonu kuruldu. Susurluk ile ilgili bir dava devam ederken. O zamanki parlamento tarafından. Anayasaya aykırı şekilde burada komisyon kuruldu. Bunlar nasıl oluyor. İşimize geldiği zaman anayasanın hükmünü hatırlayıp, işimize gelmediği zaman anayasa hükmünü bir kenara atmayalım."
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural devam eden bir davayla ilgili konunun buraya getirilmesinin bağımsız olmasını istediğimiz yargı üzerinde bir baskı oluşturacağını ve her şeyden önce hukuk devleti ve hukukun üstünlüğüne yakışmayacağını vurguladı.
Vural, önergenin görüşülmemesi konusundaki tavrın doğru olduğunu ifade etti.
BDP'nin önergesinin işlemden kaldırılmasının ardından, MHP'nin meslek ve teknik eğitimin sorunları ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi ele alınarak, kabul edilmedi.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM Genel Kurulu'nda, partisinin, Uludere'de 34 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi üzerine söz aldı.
AK Parti sıralarına yönelik "Hafızanızı tazelemek istiyorum. Uludere'de 34 yurttaşımız öldü" diyen Tanrıkulu, bu konuda oluşturulan alt komisyonda da katliamın üzerine gidilmediğini ileri sürdü. AK Parti milletvekillerinin olayı "trafik kazası, iş kazası" gibi gördüğünü iddia eden Tanrıkulu, "Sayın Başbakan başkasının tavuğu ölse özür dilerdi ama 34 yurttaşımızın ölümü ile ilgili 'özür dilenecek olay değil' dedi. Sayın Başbakan bütün Kürtleri'i aşağılayarak 'Zerdüşt' demedi mi? Sayın Başbakan değil miydi idam isteyen? Ama şimdi o barıştan yana oldu, biz barış karşıtı olduk" diye konuştu.
Tanrıkulu, Uludere olayını protesto eden öğrencilerin cezalandırıldığını belirterek, AK Parti sıralarına yönelik, "Sizin yargınız onlara ceza verdi" dedi.
Bunun üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açık bir şekilde konuşmasına rağmen Tanrıkulu'nun bunu farklı ifade ettiğini belirterek, "Sayın Başbakan Kürtler'e yönelik hiçbir zaman 'Zerdüşt' ifadesini kullanmamıştır. Sayın Başbakan o konuşmayı, PKK'nın yöneticilerinin, Kürtler'in geçmişte Zerdüşt olduğu, İslam dininin Kürtler'in inancıyla paralel olmadığı yönündeki ifadelerini bertaraf etmek adına yapmıştır. Terör örgütü yöneticileri bunu söylerken Sayın Başbakan buna şiddetle itiraz etti. Kürtler'in, İslamiyet'in gelişmesine önemli katkı sağladığını da söylemiştir" şeklinde konuştu.
Elitaş, Tanrıkulu'nun, "sizin yargınız" ifadesine de tepki gösterdi. Mustafa Elitaş, Tanrıkulu'nun daha önce baro başkanlığı da yaptığını anımsatark, "Bunu ifade etmek, şuur altında eskiden yargının kimlerin güdümünde olduğunun en açık delili ve göstergesidir" dedi.
Elitaş ayrıca, Tanrıkulu'nun, "Toplumsal barışı bozan olayların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi" ile ilgili araştırma önergesinden imzasını çektiğini anımsatarak, "Attığınız imzanın arkasında duramayan bir milletvekilisiniz" diye konuştu.
Yeniden söz alan Tanrıkulu, Elitaş'ın yargı konusundaki eleştirisine yanıt verdi. Tanrıkulu, baro başkanlığı döneminde de şimdi de yargının birilerinin vesayeti altında olmasına karşı çıktığını ifade etti. Elitaş'ın "Zerdüştlük" konusundaki açıklamasına da değinen Tanrıkulu, Zerdüştlügün de bir inanç olduğunu, bu inancı, Başbakan da olsa kimsenin aşağılayamayacağını belirterek, inançlar üzerinden kutuplaşma yapılamayacağını dile getirdi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de Başbakan Erdoğan'ın "inanç konusunu siyasi malzeme yaptığını ve bu nedenle sürekli tökezlediğini" iddia etti. Hamzaçebi, "Sayın Başbakan, 2011'de Diyarbakır'da yaptığı konuşmada, BDP'lilere hitaben, 'Siz zaten açıklamışsınız. Ne diyorsunuz: 'Kürtler'in dini Zerdüştlüktür.' Bunlara göre Apo peyamberdir. Bunu da ilan ediyorlar' dedi. Hem Sayın Başbakan Kürtler'e 'Zerdüşttür' diyecek hem de onun sözcüsü buraya çıkacak, 'Sayın Başbakan böyle söylemedi' diyecek" diye konuştu.
Mustafa Elitaş ise Başbakan Erdoğan'ın söz konusu konuşmasında, BDP'lilerin sözlerini aktardığını söyledi. Elitaş, "BDP'lilere hitap ederek, 'Sizin zaten Kürtler'e tavsiyeniz (Bizim dinimiz, inancımız İslam değil bizim dinimiz aslında Zerdüştlüktür)' diyor. Hatta diyor ki 'BDP'liler, PKK'lılar öyle bir noktaya gelmiştir ki Apo'yu peygamber ilan etme yanlışlığına düşmüşler' diyor. Sayın Başbakan, BDP'lilerin, Kürtler'in dini ile ilgil bir tanımlamayı kamuoyu ile paylaşmış, Apo'nun peygamber ilan edilmesini eleştirmiştir" ifadelerini kullandı.
BDP Grup Başknvekili İdris Baluken, 'Zerdüştlük' tartışmasına değinerek, şunları söyledi:
"Başbakan o yaptığı yanlıştan geri adım attı. Zerdüştlük ile ilgili ne sizin ne Başbakan'ın hakaret etme hakkı yok. Evet Kürtler, milattan önce 2000'li yıllarda Zerdüştlük inancını yaşamışlardır ancak eğer Müslümanlık tartışmasına girerseniz, siz ateşe taparken Kürtler zaten Müslüman olmuştu. İşi ırkçılığa çevirirseniz oradan çıkamazsınız. Siz Müslümanlıkla ilgili kaygı besliyorsanız, ülkenin diğer taraflarına bakın. Kürtlerin farklı inançlara sahip bireyleri vardır. Bütün bu bireylerinin ortak kültürü vardır. Eğer Kürtlerin Müslümanlığı ile ilgili ırkçı yaklaşmıyorsanız Şeyh Sait'in mezarını neden Kürtlere vermiyorsunuz? Seyit Rıza'nın mezarını neden Kürtlere göstermiyorsunuz? Roboski'nin kanı ellerinizdeyken burada gelip Müslümanlık edebiyatı kimse bize yapmasın."
Yeniden söz alan Sezgin Tanrıkulu, Elitaş'ın, imzasını geri çektiği önergeyle ilgili eleştirisini anımsatarak, "Burada hile ile iş yapılmaz. O önergeyi verdiğim tarih belli. Siz neden müzakere etmediniz? Hileye başvuruyorsunuz. Nerede mutabakat arayacaksınız?" dedi.
Mutafa Elitaş da Tanrıkulu'nun, imzasını geri çektiği önergenin altında ezildiğini bu nedenle AK Parti'yi hile ile suçladığını söyledi.
CHP ve AK Parti milletvekilleri arasında tartışma başlaması üzerine TBMM Başkanvekili Meral Akşener birleşime ara verdi.
CHP'nin gündeme ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
CHP, 28 Aralık 2011 tarihinde Uludere'de 34 kişinin hayatını kaybettiği olayla ilgili verdikleri araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini Genel Kurul'a getirdi.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, "Burada hala zerdüştlük tartışması yapan zihniyeti lanetliyorum. Binlerce yıllık beraber yaşamışlığımızı, gelecekte birlikte yaşayacaklarımızı bütün bölgenin geleceğini düşünerek, büyük düşüneceğiz, ağzınızdan çıkan lafı bin kez tartışıp öyle söyleyeceksiniz" dedi.
MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesindeki Uludere alt komisyonunda izlediği olaya ilişkin heron görüntülerini anlattı.
AK Parti Ordu Milletvekili İhsan Şener, başkanlığını yaptığı Uludere Alt Komisyonu çalışmaları hakında bilgi vererek, konuyla ilgili hazırladıkları raporda, olaya ilişkin bütün gerekli bilgilere yer verdiklerini belirtti. Şener, komisyon raporunda "kasıt yoktur" demediklerini ifade ederek, "Umarım bu tür olaylar bir daha yaşanmaz" diye konuştu.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, komisyon raporunu İhsan Şener'in kendisinin yazmadığını iddia ederek, "O rapor aklama, kapama raporudur" dedi.
Tekrar söz alan Kaplan, "Bir tek görevliyi dinlemeden kasıt yoktur sonucuna nasıl vardınız? Siz bir onbaşını bile dinleyemediniz? Yaramız derindir deşmeyin. Gelin bunu hakikatler komisyonu ile beraber çözelim" diye konuştu.
Daha sonra CHP'nin önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, 5 yeni vakıf üniversitesi kurulmasını öngören Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak, maddelerine geçildi.
Tasarı üzerinde MHP grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Zühal Topcu, Türkiye'de eğitimin sistemini içler acısı olduğunu iddia ederek, yeni kurulan üniversitelerin fiziki altyapı, nitelikli eleman ve kurumsal hale gelememe problemleri bulunduğunu söyledi.
CHP grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Nur Serter, YÖK'ün, holding üniversitelerine karşı teslimiyetçi tavır takındığını ileri sürerek, bunun arkasında ne olduğunun araştırılması gerektiğini ifade etti.
Serter, Altınkoza Üniversitesi'nin adının İpek Üniversitesi olarak değiştirilmesini de eleştirerek, "Üniversitenin adı çok önemlidir. Çünkü diplomada yer alır, o diploma sadece Türkiye'de değil dünya genelinde dolaşıma girer. İsmin anlamlı, eğitimle, kentin özellikleriyle ya da Türk büyüklerinin isimleriyle bağlantısı olması teamülü varken, bu alt üst edilmiştir. Bakın kurulan üniversite isimlerine Medipol. 'Medipol' diye bir üniversite adı olur mu? Bugün teklif edilen üniversite adına bakalım Sanko. Yakında buzdolabı ve çamaşır makinesi isimlerinin de üniversite adı olarak teklif edildiğini göreceğiz. Çünkü bu işin artık ayarı tamamiyle kaçmıştır. Böyle bir ciddiyetsiz tavra YÖK'ün derhal dur demesinin gerektiğinin altını çiziyorum" görüşünü dile getirdi.
BDP grubu adına söz alan Hakkari Milletvekili Adil Zozani ise eğitim sistemini eleştirerek, "4+4+4 çözüme katkı sunmadı, 8+4'te çözüme katkı sunmadı. Sorun tekçi zihniyet sorunu. Sorun bu coğrafyada yaşayan farklı kültür ve dilleri yok sayma sorunudur" ifadesini kullandı.
AK Parti grubu adına konuşan Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt, ilahiyatçı olduğunu dile getirerek, yıllar önce okuduğu "Kamalizm" adlı kitaptan alıntılar yaptı. Bozkurt, şunları söyledi:
"Alt başlığı, CHP'nin programının izahı. CHP'li arkadaşlarımız belki daha özenle dinlerler. Niye 'Kemalizm' değil de 'Kamalizm' denilmiş. Atatürk'ün nüfus cüzdanında, kimlik belgesinde tabi bazılarında adı Mustafa Kamal şeklinde geçiyor. Kitabın yazarı Edirne Milletvekili Şeref Aykut. 1936 yılında yayımlanmış. Yazar kitabın birçok yerinde Kamalizmi bir din olarak tanımlıyor. Daha ön sözünde 'yalnız yaşamak dinini aşılayan ve bütün prensiplerini ekonomik temeller üzerine kuran bir din' diyor. Kitapta Osmanlı'nın son padişahı yüz karası olarak ifade ediliyor. Yazara göre tapılan görülmeyen değil, görülen hakikattir. Laiklik ilkesini anlatırken zaten İslam'ı bir kabus gibi görüyor.''
Bozkurt'un ifadelerine, CHP'li milletvekilleri tepki gösterdi. CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Bozkurt'un ilahiyatçılığından şüphe ettiğini ileri sürerek, şu ifadeleri kullandı:
"Hangi üniversitelerden mezun olmuşlar bilemiyorum. Benim ilahiyat bilgimin onlardan daha iyi olduğunu görüyorum. Tarihin çöplüklerine gidiyorlar, orada birşeyleri eşeleyip, birşeyleri buluyorlar ve getirip burada okuyorlar. Bakın bizim tarihimizde şirk yoktur. Allah'a eş koşmak yoktur. Başbakan'ı Allah yerine koyup, ona ibadet etmek yoktur. Bir milletvekili şu anda bu parlamentoda, diyor ki sayın Başbakan ile beraber olma imkanını bulduk, sayın Başbakanımıza dokunmak bile ibadettir. Ne zamandan beri insanlara dokunmak ibadet sayılıyor. İnsanların önünde ne zamandan beri secde ediliyor. Sizin din anlayışınız bu."
Bazı AK Parti'li milletvekilleri, Hamzaçebi'ye, "şirk"in ne anlama geldiğini bilip bilmediğini sordu. Hamzaçebi de "Sayın ilahiyatçılar, 'şirk' ne demek oturup bakın. Sizin hayatınız şirk" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise ilahiyatın farklı bir konu olduğunu belirterek, "Birisinin inancının ne olduğunun, inancını mübalağalı ifade etmesinin şirk koşmakla ne alakası var" diye konuştu.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, TBMM Genel Kurulu'na biri patlamamış iki gaz bombası kapsülü getirdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, 5 yeni vakıf üniversitesi kurulmasını öngören tasarının 1. maddesi kabul edildi.
Ankara'da Anka, İstanbul Esenyurt, Adana'da Kanuni, Konya'da Gıda ve Tarım ile Gaziantep'de Sanko üniversitelerinin kurulmasına, Altın Koza Üniversitesi'nin adının İpek Üniversitesi olarak değiştirilmesini öngören Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde söz alan muhalefet partisi milletvekilleri, tasarı kabul edilmeden Altın Koza Üniversitesi'nin adının, internet sitesinde İpek olarak değiştirilmesini eleştirdi.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, madde üzerinde konuşurken, yanında getirdiği gaz bombası kapsüllerini gösterdi. Atıcı, "Bunların birisi patlamış, birisi patlamamış. Ben bunları ODTÜ'de topladım. Bu patlayan kapsül Barış Barışık'ın kafasına isabet ediyor ve beyin kanaması geçiriyor" dedi.
Bunun üzerine TBMM Başkanekili Meral Akşener, "Patlamaz değil mi?" diye sordu. Atıcı da "Valla bilmiyorum, patlarsa bunun sorumlusu AKP" diye konuştu.
Aytuğ'un konuşmasının ardından görevli kavas, patlamamış olan gaz bombasını alarak Başkanlık Divanı'na götürdü.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, tasarının 2. maddesi görüşülürken birleşime ara verdi. Akşener, aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine, CHP'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmeleri yapmak üzere, birleşimi yarın saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.
Genel Kurul, TBMM Başkanvekili Meral Akşener'in başkanlığında toplandı. Gündemdışı söz alan Doğru, Irak Türkleri'nin son yıllarda çok ağır saldırılara maruz kaldığını söyledi.
Kerkük'e, hileli nüfus sayımı ve seçimlerle peşmerge yerleştirildiğini, Türkmen liderlerin bir bir yok edildiğini ifade eden Doğru, "Doğu ve Güneydoğu başta olmak üzere Anadolu'da emniyetli bir şekilde yaşamın olması için Musul, Kerkük, Telafer de Türklerin güvenli ve huzur içinde yaşamaları gerekli. Irak Türkleri güçlü olmazsa ülkemizin Doğu ve Güneydoğusu'nda emniyet olmayacaktır. Türkiye'nin güvenliğinin Musul'dan , Kerkük'ten, Kıbrıs'tan geçtiği unutulmamaladır" dedi.
Doğru, Irak'ta Türkler için mutlaka herkesi kapsayacak bir istişare meclisi kurulması gerektiğini vurguladı.
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün de Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in soru önergesine verdiği yanıtta Türkiye'de cezaevlerinde 2,5 günde bir insan öldüğünün belirtildiğini ileri sürdü.
TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, Tuğgeneral Musa Çitil'in sebep olduğu iddia edilen faili meçhullerle ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesi yönündeki grup önerisi, görülmekte olan bir davaya konu olduğu gerekçesiyle işlemden kaldırıldı.
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Musa Çitil'in yol açtığı faili meçhul cinayetler başta olmak üzere bölgedeki bütün faili meçhul cinayetlerin araştırılmasıyla ilgili bir önerge hazırladıklarını belirterek, "Genel Kurul'un gündemine gelmiş, tartışma açılmış. Siz ondan sonra anayasaya uygunlukla ilgili bir karar veriyorsunuz . Bu tutumunuz doğru değil" dedi.
Baluken, 12 Eylül'ün darbeci zihniyetinin anayasasına AK Parti Grubu'nun dört elle sarıldığını ve bu nedenle önergeye karşı çıktığını savunarak, "Kenan Evren'in hazırlamış olduğu darbeci bir anayasaya AK Parti Grubu'nun kendisi de tamamen karşı. Ama anladığımız kadarıyla daha vicdanen siz kendi muhasebenizi yeterince yapmamışsınız. Bu konularla yüzleşmekten kaçınıyorsunuz. O nedenle de Kenan Evren'in anayasa maddesine sığınıyorsunuz" diye konuştu.
Baluken, bu konuyla ilgili BDP grubunun gündem işletmeye devam edeceğini söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, 12 Eylül anayasasını değiştirmek üzere bir komisyon kurduklarını anımsatarak, "Bu komisyon gayretle çalışıyor. İnşallah bitirecek, ümit ediyoruz, diliyoruz. Basındaki yansımalara vesairelere kulaklarımızı tıkayarak, komisyonun 30 Haziran tarihine kadar bu anayasa değişikliğini bitireceklerini ümit ediyoruz. Bitti veya bitmedi. Şu anda yürürlükte bir anayasa var. Bir kural var. O kural çerçevesinde Anayası'nın 138. maddesine uymak hepimizin mecburiyetindedir" dedi.
CHP Grup Başkanvekili de Akif Hamzaçebi CHP olarak bütün faili meçhullerin araştırılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arzu ettiklerini belirterek, "Görüşümüz açıktır, nettir. Bu önerilerimizi defalarca buraya getirmiş olmamıza rağmen iktidar partisinin, AKP'nin oylarıyma kabul edilmemiştir. Hala aynı görüşteyiz" şeklinde konuştu.
Anayasanın, önergenin görüşülmesine engel olduğunu kaydeden Hamzaçebi, şunları söyledi:
"Ama ben sormak istiyorum. 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Tahsin Şahinkaya ve Kenan Evren ile ilgili bir dava devam ederken TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu kuruldu. Susurluk Komisyonu kuruldu. Susurluk ile ilgili bir dava devam ederken. O zamanki parlamento tarafından. Anayasaya aykırı şekilde burada komisyon kuruldu. Bunlar nasıl oluyor. İşimize geldiği zaman anayasanın hükmünü hatırlayıp, işimize gelmediği zaman anayasa hükmünü bir kenara atmayalım."
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural devam eden bir davayla ilgili konunun buraya getirilmesinin bağımsız olmasını istediğimiz yargı üzerinde bir baskı oluşturacağını ve her şeyden önce hukuk devleti ve hukukun üstünlüğüne yakışmayacağını vurguladı.
Vural, önergenin görüşülmemesi konusundaki tavrın doğru olduğunu ifade etti.
BDP'nin önergesinin işlemden kaldırılmasının ardından, MHP'nin meslek ve teknik eğitimin sorunları ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi ele alınarak, kabul edilmedi.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM Genel Kurulu'nda, partisinin, Uludere'de 34 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi üzerine söz aldı.
AK Parti sıralarına yönelik "Hafızanızı tazelemek istiyorum. Uludere'de 34 yurttaşımız öldü" diyen Tanrıkulu, bu konuda oluşturulan alt komisyonda da katliamın üzerine gidilmediğini ileri sürdü. AK Parti milletvekillerinin olayı "trafik kazası, iş kazası" gibi gördüğünü iddia eden Tanrıkulu, "Sayın Başbakan başkasının tavuğu ölse özür dilerdi ama 34 yurttaşımızın ölümü ile ilgili 'özür dilenecek olay değil' dedi. Sayın Başbakan bütün Kürtleri'i aşağılayarak 'Zerdüşt' demedi mi? Sayın Başbakan değil miydi idam isteyen? Ama şimdi o barıştan yana oldu, biz barış karşıtı olduk" diye konuştu.
Tanrıkulu, Uludere olayını protesto eden öğrencilerin cezalandırıldığını belirterek, AK Parti sıralarına yönelik, "Sizin yargınız onlara ceza verdi" dedi.
Bunun üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açık bir şekilde konuşmasına rağmen Tanrıkulu'nun bunu farklı ifade ettiğini belirterek, "Sayın Başbakan Kürtler'e yönelik hiçbir zaman 'Zerdüşt' ifadesini kullanmamıştır. Sayın Başbakan o konuşmayı, PKK'nın yöneticilerinin, Kürtler'in geçmişte Zerdüşt olduğu, İslam dininin Kürtler'in inancıyla paralel olmadığı yönündeki ifadelerini bertaraf etmek adına yapmıştır. Terör örgütü yöneticileri bunu söylerken Sayın Başbakan buna şiddetle itiraz etti. Kürtler'in, İslamiyet'in gelişmesine önemli katkı sağladığını da söylemiştir" şeklinde konuştu.
Elitaş, Tanrıkulu'nun, "sizin yargınız" ifadesine de tepki gösterdi. Mustafa Elitaş, Tanrıkulu'nun daha önce baro başkanlığı da yaptığını anımsatark, "Bunu ifade etmek, şuur altında eskiden yargının kimlerin güdümünde olduğunun en açık delili ve göstergesidir" dedi.
Elitaş ayrıca, Tanrıkulu'nun, "Toplumsal barışı bozan olayların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi" ile ilgili araştırma önergesinden imzasını çektiğini anımsatarak, "Attığınız imzanın arkasında duramayan bir milletvekilisiniz" diye konuştu.
Yeniden söz alan Tanrıkulu, Elitaş'ın yargı konusundaki eleştirisine yanıt verdi. Tanrıkulu, baro başkanlığı döneminde de şimdi de yargının birilerinin vesayeti altında olmasına karşı çıktığını ifade etti. Elitaş'ın "Zerdüştlük" konusundaki açıklamasına da değinen Tanrıkulu, Zerdüştlügün de bir inanç olduğunu, bu inancı, Başbakan da olsa kimsenin aşağılayamayacağını belirterek, inançlar üzerinden kutuplaşma yapılamayacağını dile getirdi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de Başbakan Erdoğan'ın "inanç konusunu siyasi malzeme yaptığını ve bu nedenle sürekli tökezlediğini" iddia etti. Hamzaçebi, "Sayın Başbakan, 2011'de Diyarbakır'da yaptığı konuşmada, BDP'lilere hitaben, 'Siz zaten açıklamışsınız. Ne diyorsunuz: 'Kürtler'in dini Zerdüştlüktür.' Bunlara göre Apo peyamberdir. Bunu da ilan ediyorlar' dedi. Hem Sayın Başbakan Kürtler'e 'Zerdüşttür' diyecek hem de onun sözcüsü buraya çıkacak, 'Sayın Başbakan böyle söylemedi' diyecek" diye konuştu.
Mustafa Elitaş ise Başbakan Erdoğan'ın söz konusu konuşmasında, BDP'lilerin sözlerini aktardığını söyledi. Elitaş, "BDP'lilere hitap ederek, 'Sizin zaten Kürtler'e tavsiyeniz (Bizim dinimiz, inancımız İslam değil bizim dinimiz aslında Zerdüştlüktür)' diyor. Hatta diyor ki 'BDP'liler, PKK'lılar öyle bir noktaya gelmiştir ki Apo'yu peygamber ilan etme yanlışlığına düşmüşler' diyor. Sayın Başbakan, BDP'lilerin, Kürtler'in dini ile ilgil bir tanımlamayı kamuoyu ile paylaşmış, Apo'nun peygamber ilan edilmesini eleştirmiştir" ifadelerini kullandı.
BDP Grup Başknvekili İdris Baluken, 'Zerdüştlük' tartışmasına değinerek, şunları söyledi:
"Başbakan o yaptığı yanlıştan geri adım attı. Zerdüştlük ile ilgili ne sizin ne Başbakan'ın hakaret etme hakkı yok. Evet Kürtler, milattan önce 2000'li yıllarda Zerdüştlük inancını yaşamışlardır ancak eğer Müslümanlık tartışmasına girerseniz, siz ateşe taparken Kürtler zaten Müslüman olmuştu. İşi ırkçılığa çevirirseniz oradan çıkamazsınız. Siz Müslümanlıkla ilgili kaygı besliyorsanız, ülkenin diğer taraflarına bakın. Kürtlerin farklı inançlara sahip bireyleri vardır. Bütün bu bireylerinin ortak kültürü vardır. Eğer Kürtlerin Müslümanlığı ile ilgili ırkçı yaklaşmıyorsanız Şeyh Sait'in mezarını neden Kürtlere vermiyorsunuz? Seyit Rıza'nın mezarını neden Kürtlere göstermiyorsunuz? Roboski'nin kanı ellerinizdeyken burada gelip Müslümanlık edebiyatı kimse bize yapmasın."
Yeniden söz alan Sezgin Tanrıkulu, Elitaş'ın, imzasını geri çektiği önergeyle ilgili eleştirisini anımsatarak, "Burada hile ile iş yapılmaz. O önergeyi verdiğim tarih belli. Siz neden müzakere etmediniz? Hileye başvuruyorsunuz. Nerede mutabakat arayacaksınız?" dedi.
Mutafa Elitaş da Tanrıkulu'nun, imzasını geri çektiği önergenin altında ezildiğini bu nedenle AK Parti'yi hile ile suçladığını söyledi.
CHP ve AK Parti milletvekilleri arasında tartışma başlaması üzerine TBMM Başkanvekili Meral Akşener birleşime ara verdi.
CHP'nin gündeme ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
CHP, 28 Aralık 2011 tarihinde Uludere'de 34 kişinin hayatını kaybettiği olayla ilgili verdikleri araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini Genel Kurul'a getirdi.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, "Burada hala zerdüştlük tartışması yapan zihniyeti lanetliyorum. Binlerce yıllık beraber yaşamışlığımızı, gelecekte birlikte yaşayacaklarımızı bütün bölgenin geleceğini düşünerek, büyük düşüneceğiz, ağzınızdan çıkan lafı bin kez tartışıp öyle söyleyeceksiniz" dedi.
MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesindeki Uludere alt komisyonunda izlediği olaya ilişkin heron görüntülerini anlattı.
AK Parti Ordu Milletvekili İhsan Şener, başkanlığını yaptığı Uludere Alt Komisyonu çalışmaları hakında bilgi vererek, konuyla ilgili hazırladıkları raporda, olaya ilişkin bütün gerekli bilgilere yer verdiklerini belirtti. Şener, komisyon raporunda "kasıt yoktur" demediklerini ifade ederek, "Umarım bu tür olaylar bir daha yaşanmaz" diye konuştu.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, komisyon raporunu İhsan Şener'in kendisinin yazmadığını iddia ederek, "O rapor aklama, kapama raporudur" dedi.
Tekrar söz alan Kaplan, "Bir tek görevliyi dinlemeden kasıt yoktur sonucuna nasıl vardınız? Siz bir onbaşını bile dinleyemediniz? Yaramız derindir deşmeyin. Gelin bunu hakikatler komisyonu ile beraber çözelim" diye konuştu.
Daha sonra CHP'nin önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, 5 yeni vakıf üniversitesi kurulmasını öngören Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak, maddelerine geçildi.
Tasarı üzerinde MHP grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Zühal Topcu, Türkiye'de eğitimin sistemini içler acısı olduğunu iddia ederek, yeni kurulan üniversitelerin fiziki altyapı, nitelikli eleman ve kurumsal hale gelememe problemleri bulunduğunu söyledi.
CHP grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Nur Serter, YÖK'ün, holding üniversitelerine karşı teslimiyetçi tavır takındığını ileri sürerek, bunun arkasında ne olduğunun araştırılması gerektiğini ifade etti.
Serter, Altınkoza Üniversitesi'nin adının İpek Üniversitesi olarak değiştirilmesini de eleştirerek, "Üniversitenin adı çok önemlidir. Çünkü diplomada yer alır, o diploma sadece Türkiye'de değil dünya genelinde dolaşıma girer. İsmin anlamlı, eğitimle, kentin özellikleriyle ya da Türk büyüklerinin isimleriyle bağlantısı olması teamülü varken, bu alt üst edilmiştir. Bakın kurulan üniversite isimlerine Medipol. 'Medipol' diye bir üniversite adı olur mu? Bugün teklif edilen üniversite adına bakalım Sanko. Yakında buzdolabı ve çamaşır makinesi isimlerinin de üniversite adı olarak teklif edildiğini göreceğiz. Çünkü bu işin artık ayarı tamamiyle kaçmıştır. Böyle bir ciddiyetsiz tavra YÖK'ün derhal dur demesinin gerektiğinin altını çiziyorum" görüşünü dile getirdi.
BDP grubu adına söz alan Hakkari Milletvekili Adil Zozani ise eğitim sistemini eleştirerek, "4+4+4 çözüme katkı sunmadı, 8+4'te çözüme katkı sunmadı. Sorun tekçi zihniyet sorunu. Sorun bu coğrafyada yaşayan farklı kültür ve dilleri yok sayma sorunudur" ifadesini kullandı.
AK Parti grubu adına konuşan Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt, ilahiyatçı olduğunu dile getirerek, yıllar önce okuduğu "Kamalizm" adlı kitaptan alıntılar yaptı. Bozkurt, şunları söyledi:
"Alt başlığı, CHP'nin programının izahı. CHP'li arkadaşlarımız belki daha özenle dinlerler. Niye 'Kemalizm' değil de 'Kamalizm' denilmiş. Atatürk'ün nüfus cüzdanında, kimlik belgesinde tabi bazılarında adı Mustafa Kamal şeklinde geçiyor. Kitabın yazarı Edirne Milletvekili Şeref Aykut. 1936 yılında yayımlanmış. Yazar kitabın birçok yerinde Kamalizmi bir din olarak tanımlıyor. Daha ön sözünde 'yalnız yaşamak dinini aşılayan ve bütün prensiplerini ekonomik temeller üzerine kuran bir din' diyor. Kitapta Osmanlı'nın son padişahı yüz karası olarak ifade ediliyor. Yazara göre tapılan görülmeyen değil, görülen hakikattir. Laiklik ilkesini anlatırken zaten İslam'ı bir kabus gibi görüyor.''
Bozkurt'un ifadelerine, CHP'li milletvekilleri tepki gösterdi. CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Bozkurt'un ilahiyatçılığından şüphe ettiğini ileri sürerek, şu ifadeleri kullandı:
"Hangi üniversitelerden mezun olmuşlar bilemiyorum. Benim ilahiyat bilgimin onlardan daha iyi olduğunu görüyorum. Tarihin çöplüklerine gidiyorlar, orada birşeyleri eşeleyip, birşeyleri buluyorlar ve getirip burada okuyorlar. Bakın bizim tarihimizde şirk yoktur. Allah'a eş koşmak yoktur. Başbakan'ı Allah yerine koyup, ona ibadet etmek yoktur. Bir milletvekili şu anda bu parlamentoda, diyor ki sayın Başbakan ile beraber olma imkanını bulduk, sayın Başbakanımıza dokunmak bile ibadettir. Ne zamandan beri insanlara dokunmak ibadet sayılıyor. İnsanların önünde ne zamandan beri secde ediliyor. Sizin din anlayışınız bu."
Bazı AK Parti'li milletvekilleri, Hamzaçebi'ye, "şirk"in ne anlama geldiğini bilip bilmediğini sordu. Hamzaçebi de "Sayın ilahiyatçılar, 'şirk' ne demek oturup bakın. Sizin hayatınız şirk" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise ilahiyatın farklı bir konu olduğunu belirterek, "Birisinin inancının ne olduğunun, inancını mübalağalı ifade etmesinin şirk koşmakla ne alakası var" diye konuştu.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, TBMM Genel Kurulu'na biri patlamamış iki gaz bombası kapsülü getirdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, 5 yeni vakıf üniversitesi kurulmasını öngören tasarının 1. maddesi kabul edildi.
Ankara'da Anka, İstanbul Esenyurt, Adana'da Kanuni, Konya'da Gıda ve Tarım ile Gaziantep'de Sanko üniversitelerinin kurulmasına, Altın Koza Üniversitesi'nin adının İpek Üniversitesi olarak değiştirilmesini öngören Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde söz alan muhalefet partisi milletvekilleri, tasarı kabul edilmeden Altın Koza Üniversitesi'nin adının, internet sitesinde İpek olarak değiştirilmesini eleştirdi.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, madde üzerinde konuşurken, yanında getirdiği gaz bombası kapsüllerini gösterdi. Atıcı, "Bunların birisi patlamış, birisi patlamamış. Ben bunları ODTÜ'de topladım. Bu patlayan kapsül Barış Barışık'ın kafasına isabet ediyor ve beyin kanaması geçiriyor" dedi.
Bunun üzerine TBMM Başkanekili Meral Akşener, "Patlamaz değil mi?" diye sordu. Atıcı da "Valla bilmiyorum, patlarsa bunun sorumlusu AKP" diye konuştu.
Aytuğ'un konuşmasının ardından görevli kavas, patlamamış olan gaz bombasını alarak Başkanlık Divanı'na götürdü.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, tasarının 2. maddesi görüşülürken birleşime ara verdi. Akşener, aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine, CHP'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmeleri yapmak üzere, birleşimi yarın saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.
