2010-11-22 - 22:16
2011 BÜTÇESİ KOMİSYONDA...
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün 2011 yılı bütçelerini sundu.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız,
hükümetin, Akkuyu ve Sinop'ta nükleer santral kurulması konusunda kararlılığının
sürdüğünü belirtti.

Yıldız, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel
Müdürlüğü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü,
Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün 2011 yılı bütçelerini sundu.

Türkiye'nin artan enerji talebi dikkate alınarak, enerji güvenliğini
sekteye uğratmayan politikaların uygulandığını ifade eden Yıldız, şunları
söyledi:

''Enerji ve iklim değişikliği politikalarının yarattığı sanayi, teknoloji
ve istihdama yönelik katkıları da genç, dinamik nüfusumuz için bir fırsat alanı
olarak görmekteyiz. Bu bilinçle, dünya genelinde yenilenebilir enerji
kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılmasına yönelik politikaların da
takipçisiyiz.''

Bakan Yıldız, dünya enerji kaynaklı karbondioksit emisyonlarının 2008
yılındaki 29 milyar ton seviyesinden 2035 yılında 35 milyar ton seviyesine
ulaşacağının tahmin edildiğini kaydetti.

Enerji sektörü emisyonlarının, hem miktar hem de pay olarak artış
göstereceğini belirten Yıldız, ancak dünya ve Türkiye'de, alternatif
politikaların belirlenerek, uygulanmasıyla belirli düzeyde azaltılmasının
hedeflendiğini söyledi.

Yıldız, nükleer enerjinin rolünün, küresel ölçekte yeniden tartışılmaya
başlandığını ifade etti.

Neredeyse sıfır emisyon yayan nükleer enerjinin, iklim değişikliği
hedeflerine ulaşmadaki katkısının, gittikçe artan sayıda ülkede olduğu gibi
Türkiye tarafından da kabul edildiğini, enerji stratejilerinin vazgeçilmez unsuru
haline geldiğini vurgulayan Bakan Yıldız, şöyle devam etti:

''Sürdürülebilir kalkınmanın öneminin gittikçe daha çok anlaşıldığı
günümüzde, enerji verimliliğine yönelik çabaların değeri de aynı oranda
artmaktadır. Bu çerçevede, enerjinin ve enerji kaynaklarının üretiminden nihai
tüketimine kadar bütün aşamalarda verimli kullanılması, ulusal enerji
politikamızın önceliklerindendir.

Enerji arz güvenliğini temin etmek üzere yatırım ortamının
iyileştirilmesi arayışları, rekabete dayalı şeffaf piyasa oluşumlarının
yaygınlaşmasına zemin oluşturmaktadır. Ülkeler arasında enerji alanında ikili ve
çok taraflı ilişkiler derinlik kazanmakta, küresel ve bölgesel işbirliği
süreçleri, enerji bağlantıları önemini artırmaktadır. Bakanlık olarak enerji
güvenliğini sağlamaya yönelik politika ve stratejilerimizde, dünyadaki genel
yönelimlerin yanı sıra, bölgesel ve küresel enerji dinamiklerinde önem arz eden
tüm aktörlerin, politika ve stratejilerini yakından izlemeye, ülkemiz
ihtiyaçlarını gözetecek ve menfaatlerini artıracak yönde strateji, projeler
geliştirmeye devam etmekteyiz.''

Bakan Yıldız, temel politikalarından bazılarını ''maliyet, zaman, miktar
yönlerinden enerjinin tüketiciler için erişilebilir olması, serbest piyasa
uygulamaları içinde kamu, özel kesim imkanlarının harekete geçirilmesi, dışa
bağımlılığın azaltılması, enerji alanında Türkiye'nin bölgesel ve küresel
etkinliğinin artırılması, yenilenebilir kaynakların azami oranda kullanılmasının
sağlanması, enerji ve tabii kaynakların üretiminde ve kullanımında çevre
üzerindeki olumsuz etkilerin en aza indirilmesi'' şeklinde sıraladı.

Yaşanan yüksek ekonomik gelişme ve artan refah seviyesi sonucu,
Türkiye'nin enerji sektörünün her alanında hızlı bir talep artışı olduğunu
belirten Yıldız, 1990-2009 döneminde birincil enerji talebi artış hızının yüzde
3,7 düzeyinde gerçekleştiğini bildirdi. Yıldız, Türkiye'nin, OECD ülkeleri
içerisinde geçen 10 yıllık dönemde enerji talep artışının en hızlı gerçekleştiği
ülke olduğuna işaret etti.

Bakan Yıldız, Türkiye'nin, dünyada 2000 yılından bu yana elektrik ve
doğalgazda Çin'den sonra en fazla talep artışına sahip ikinci büyük ekonomi
olduğunu anımsattı.

Yıldız, Bakanlığınca yapılan projeksiyonların, bu eğilimin orta vadede de
devam edeceğini gösterdiğini dile getirdi.

Bakan Yıldız, 2009 sonu itibariyle net ithalat bağımlılığının yüzde
72'ler seviyesinde olduğu Türkiye'de doğalgazın yaklaşık yüzde 98'i, petrolün ise
yaklaşık yüzde 91'inin ithal edildiğini belirtti.

Enerji arzında kaynak, teknoloji ve altyapı bazında çeşitlendirmenin
artırılmasına büyük önem verdiklerini ifade eden Yıldız, petrol ve doğalgaz
ithalat faturasını düşürmek için yoğun olarak çalıştıklarını anlattı.

Türkiye elektrik enerjisi brüt talebinin 2009'da, bir önceki yıla göre
yaklaşık yüzde 2 azalarak 194,1 milyar kwh olduğunu bildiren Yıldız, ''2010'da
ise elektrik enerjisi talebinin 209 milyar kwh olması beklenmekte olup, ekim ayı
sonu itibarıyla 174 milyar kwh olarak gerçekleşmiştir. 2020 yılında bu talebin
düşük senaryoya göre 391, yüksek senaryoya göre 418 milyar kwh olması
beklenmektedir'' diye konuştu.

Bakan Yıldız, Ocak 2011 itibarıyla gün öncesi planlamanın yerini Gün
Öncesi Piyasasının alacağını ifade ederek, Türkiye'de yüksek büyüme oranlarının
sonucu olarak uzun yıllardan beri yıllık elektrik enerjisi tüketim artışının
ortalama yüzde 7-8 seviyelerinde gerçekleştiğini kaydetti.

Geçen yılın sonunda 44 bin 761 MW olan elektrik enerjisi kurulu gücün
Ekim 2010 sonu itibarıyla 47 bin 625 MW'a ulaştığını belirten Yıldız, 2010 yılı
içinde sisteme eklenen ilave kapasitenin 3 bin 490 MW'a, toplam kurulu gücün ise
48 bin 252 MW'a çıktığını anlattı.

Yıldız, 2002'de 42 bin 765 kilometre olan elektrik iletim hattının,
2010'da 48 bin 34 kilometreye ulaştığına işaret ederek, ''Elektrik dağıtım
sistemindeki en önemli sorun olan kayıp-kaçak kontrolü bağlamında, 2003-2010
yılları arasında ekim itibarıyla toplam 39,5 milyon abone taraması yapılmış olup,
bu çalışmalar sürdürülmektedir. Elektrikteki kayıp-kaçak oranları, yüzde
25'lerden yüzde 15'ler seviyesine indirilmiştir. Dağıtım özelleştirmeleri ile
kayıp kaçak oranlarının daha makul seviyelere ineceği görülecektir'' dedi.

Bakan Yıldız, 2007'de devreye alınan Kuzey Marmara ve Değirmenköy'deki
1,6 milyar metreküp depolama kapasiteli doğalgaz depolama tesislerinin
kapasitesinin, 2009'da 2,1 milyar metreküpe çıkarıldığına işaret etti.

Kış aylarında arz-talep dengesinin sağlanması amacıyla, Eylül 2010
itibarıyla 1,3 milyar metreküp doğalgazın, bu depolarda geri üretim yapılmak
üzere hazır bulundurulduğunu bildiren Yıldız, ''2002'de 4 bin 510 kilometre olan
doğalgaz boru hattı uzunluğu 2010 Eylül ayı itibarıyla 11 bin 441 kilometreye
çıkarılmıştır. Devam eden iletim ve dağıtım hatlarının tamamlanarak işletmeye
alınmasıyla 2010 yılı sonunda boru hatlarımızın yaklaşık 11 bin 594 kilometreye
ulaştırılması hedeflenmiştir'' diye konuştu.

Türkiye'de kömür aramalarının, uzun süredir ihmal edildiğini dile getiren
Yıldız, 2009'dan itibaren kömür aramalarına yönelik yapılan çalışmaların
hızlandırılması sonucunda 2005-2010 Eylül ayı sonu itibarıyla 8,3 milyar ton
olarak bilinen linyit rezervinin yüzde 50 artırılarak yaklaşık 12,5 milyar tona
ulaştığını söyledi.

Yıldız, Akkuyu'da nükleer enerji santralı kurulması yönündeki çalışmalara
da değinerek, izin ve lisanslama sürecinin 2 ya da üç yıllık bir zaman alacağının
öngörüldüğünü belirtti.

Akkuyu ve Sinop'ta nükleer santral kurulması konusunda hükümetin
kararlılığının sürdüğüne işaret eden Yıldız, ''Burası için yeni talep ve
alternatifler bulunuyor, bunlar detaylı şekilde tarafımızca inceleniyor'' dedi.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı
Hasan Köktaş, petrol piyasasındaki dağıtıcı lisansı sahiplerine, tescilli
markaları altında piyasaya sunulan akaryakıtın kalitesinin etkin şekilde
izlenmesi amacıyla denetim sistemi kurmaları yükümlülüğü getirildiğini söyledi.

Köktaş, EPDK'nın 2011 yılı bütçesinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki
sunumunda, kurumun, bugüne kadar petrol piyasasında 14 bin 829, elektrik
piyasasında bin 336, doğalgaz piyasasında 203 ve LPG piyasasında 8 bin 893 olmak
üzere, toplam 25 bin 261 adet lisans verdiğini bildirdi.

Kasım 2010'a kadar kuruma üretim faaliyetinde bulunmak üzere 12 bin 270
megavat kurulu gücünde 232 proje için başvuru yapıldığını ifade eden Köktaş, bu
yıl içinde 2 bin 405 megavata ulaşan 100 başvuruya lisans verildiğini belirtti.

2010 yılının, tamamlanarak işletmeye alınan yeni özel sektör elektrik
üretim yatırımları açısından son yılların en başarılı dönemi olduğunu dile
getiren Köktaş, bu yıl özel sektöre ait toplam 3 bin 490 megavat kurulu gücünde,
yaklaşık 100 yeni santralin geçici kabulleri yapılarak, devreye alındığını
kaydetti.

Köktaş, bu yıl işletmeye geçen bu kurulu gücün yaklaşık bin 200
megavatının hidroelektrik, rüzgar ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji
kaynaklarına dayalı olduğuna dikkati çekti.

Özel sektör tarafından elektrik üretim ve dağıtım sektöründe 2008'de 5
milyar, 2009'da 8 milyar lira civarında sabit sermaye yatırımı gerçekleştiğini
anımsatan Köktaş, 2010 sonu itibariyle bu rakamın 7,5 milyar lirayı aşacağının
tahmin edildiğini söyledi.

Köktaş, EPDK'nın bugüne kadar 3 bin 483 megavat kurulu gücünde, 92 rüzgar
projesine lisans verdiğini ifade etti.

Geçiş dönemi paralelinde, özellikle elektrik perakende satış sektöründe
olmak üzere, elektrik piyasasında büyük bir değişim yaşanacağına işaret eden
Köktaş, ''Tüm tüketicilerin serbest tüketici olması, perakende satış
faaliyetlerinin hukuki olarak dağıtım şirketlerinden ayrılması ve yeni perakende
satış şirketlerinin lisanslanmasıyla beraber tedarikçi değiştirme hakkına, tüm
tüketiciler sahip olacaktır'' dedi.

Köktaş, perakende satış piyasasında beklenen rekabetin sağlanmasının,
kurumun gelecek dönemdeki en önemli amaçlarından biri olduğunu belirterek, bu
amaca tüketicilerin korunarak ulaşılmasının da temel bakış açılarını
oluşturduğunu söyledi.

Hasan Köktaş, gelecek süreçte öncelikle Zonguldak ve Bartın'da, doğalgaz
dağıtım lisansı ihalesine çıkılmasının planlandığını belirtti.

Petrol piyasasında dolaşımda olan akaryakıtın, piyasaya yasal yollardan
girip girmediğinin tespit edilerek, kaçak ve standart dışı ürün satışının
önlenmesi amacıyla başlatılan ulusal marker uygulamasının sürdürüldüğünü
anımsatan Köktaş, uygulamanın başladığı 2007'den Eylül 2010'a kadar yaklaşık 12,1
milyon mekteküpü bu yıla ait olmak üzere, toplam 70 milyon 168 bin metreküp
akaryakıtın ulusal marker ile işaretlendiğini anlattı.

Köktaş, şöyle devam etti:

''Kurumumuz tarafından, petrol piyasasında faaliyet gösteren dağıtıcı
lisansı sahiplerine, tescilli markaları altında piyasaya sunulan akaryakıtın
kalitesinin etkin bir şekilde izlenmesi, yasa dışı faaliyetlerin önlenmesi için
denetim sistemi kurmaları yükümlülüğü getirilmiştir. Böylece 2011 yılı itibariyle
dağıtıcı lisansı sahipleri, merkez bağlantısı olan istasyon otomasyon sistemiyle
bayilerindeki akaryakıt alım satım hareketlerini izleyecek, raporlayacak, kayıt
dışı ikmal ve satış tespiti halinde, kurumu derhal bilgilendirecek. Bu sistem,
denetimlerin etkinliğini sağlamanın ötesinde, piyasanın bir otokontrol sistemine
kavuşturulması bağlamında önemlidir.''

EPDK'nın, Petrol Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuata aykırı faaliyette
bulunduğu tespit edilen 6 bin 219 gerçek ve tüzel kişi hakkında 735 milyon 635
bin 504 lira idari para cezası uyguladığını bildiren Köktaş, idari para cezaları
konularının önemli bir kısmını ''lisanssız piyasa faaliyeti'' ve ''teknik
düzenlemelere aykırı ürün ikmali''nin oluşturduğunu sözlerine ekledi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığının 2011 yılı bütçesi üzerinde görüşmeler devam ediyor.

Bütçe üzerinde söz alan MHP Sakarya Milletvekili Münir Kutluata, yerli
kaynakların kullanım oranının artırılması ile ilgili sıkıntılar yaşandığını
söyledi.

Enerji politikasını eleştiren Kutluata, ''Enerjide terminal ülke mi
üretici ülke mi olacağız karar vermek zorundayız'' dedi. Kutluata, yenilenebilir
enerji kaynakları ile ilgili konuya devamlı vurgu yapıldığını, ancak bu konuda
bir gelişme kaydedilmediğini belirtti.

MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal da enerjide ithalata bağımlılığın
devam ettiğini, yerli kaynakta düşüş yaşandığını ifade etti.

Doğalgaz ve elektrik fiyatlarının arttığını dile getiren Günal, dışa
bağımlılığın azaltılması konusunda daha aceleci davranılması gerektiğinin altını
çizdi.

Günal, milli bir enerji strateji ortaya koymanın şart olduğunu, bunun
için el birliği ile gerekli düzenlemelerin yapılmasının yararlı olacağını
kaydetti.

CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, nükleer santrallere karşı
olduğunu söyledi.

Akkuyu'da nükleer tesis konusunda Rusya ile yapılan anlaşmaya değinen
Özyürek, ''Orada üretilen elektriğin Türk halkına satılması yönünde bir
mecburiyet yok. Rusya, buradan zenginleştirilmiş uranyumu dünyaya satabilecek''
dedi.

HES konusuna da dikkati çeken Özyürek, doğal kaynakların
değerlendirilmesinden yana olduklarını, ancak doğayı tahrip eden santrallerden
kaçınılması gerektiğini bildirdi. Özyürek, yenilenebilir enerji ile ilgili
hazırlanan kanun teklifinin uzun süredir Meclis'te beklediğini belirterek, ''Buna
kim karşı çıkıyor? Neden bu kanun çıkmıyor?'' diye sordu.

MHP Denizli Milletvekili Haluk Ayhan, enerji sektör yatırımlarının hem
kamuda hem özel kesimde düştüğünü söyledi.

Doğalgazın elektrik enerjisi üretimi içindeki payının yüzde 49.1'e
ulaşmasının beklendiğine işaret eden Ayhan, bu durumun ulusal çıkarlara da aykırı
olduğunu dile getirdi.

Elektrik üretimi ile ilgili yatırımlar açısından yürürlükteki mevzuatın
yeterli olmadığını belirten Ayhan, yerli üretimin daha fazla teşvik edilmesi
gerektiğini kaydetti.

AK Parti Antalya Milletvekili Sadık Badak da taş ocaklarının
vazgeçilmeyecek bir üretim birimi olduğunu, ancak özellikle köylerde yerleşim
birimlerine yakın noktalardaki taş ocaklarının, ciddi sıkıntılara yol açtığını
ifade etti.

Tarım sektöründe kullanılan elektrikteki indirimin bu yıl sonunda
biteceğini anımsatan Ayhan, tarımın stratejik bir sektör olduğunu, bu nedenle
indirimli uygulamaya devam edilmesi gerektiğini bildirdi.

CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin de Zonguldak'taki grizu patlamasının
ardından göçük altında kalan iki işçinin halen bulunamadığını, bu durumun,
işçilerin yakınlarının acılarını artırdığını ve Türkiye için ciddi bir itibar
kaybı olduğunu söyledi. Ergin, ''Ölü de olsa onların toprak altında kalması
hepimizin vicdanını sızlatmıyor mu?'' dedi.

CHP Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, maden ruhsatlarında
ciddi bir düzensizlik yaşandığını, bazı kişilerin madencilik yapmadıkları halde
ellerinde maden ruhsatları bulundurduğunu ve bunu yüksek fiyatlardan sattıklarını
ifade etti.

Bütçe üzerindeki görüşmeler sürüyor. (22.16)

NOT: HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR"DA BULABİLİRSİNİZ.