2010-10-05 - 15:24
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''yeni
anayasa seçimden önce mi yoksa sonra mı hazırlansın'' tartışmalarının yüzeysel
olduğunu belirterek, ''Yeni anayasa, seçim vaadine kurban edilemeyecek kadar
önemlidir'' dedi.
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''yeni
anayasa seçimden önce mi yoksa sonra mı hazırlansın'' tartışmalarının yüzeysel
olduğunu belirterek, ''Yeni anayasa, seçim vaadine kurban edilemeyecek kadar
önemlidir'' dedi.
Demirtaş, yeni anayasa ve daha fazla özgürlük isteyen insanların, partilerinin referandum için aldığı
boykot kararının etrafında birleştiğini savundu. Bunun, ''tarihi bir dönemde
tarihi bir cevap'' olduğunu ifade eden Demirtaş, ''Sandığa gitmemek, 'biz bu
sürecin dışındayız' anlamına gelmiyor. Bu, yeni anayasa ve özgürlük isteyenlerin
bir tavrıdır'' dedi.
Selahattin Demirtaş, yeni anayasa ile ilgili tartışmaların başladığını
ancak yüzeysel olduğunu ileri sürdü. ''Yeni anayasa bugün mü yoksa seçimden sonra
mı yapılsın'' tartışmalarının, anayasanın içeriğini gözden kaçırmaya yönelik bir
politika olduğunu iddia eden Demirtaş, şöyle devam etti:
''Biri diyor ki 'yeni anayasa çalışmalarına bu hafta başlayalım', diğeri
diyor ki 'herkes hazırlığını yapsın seçimden sonra başlayalım'. Bu iki önerinin
de 12 Eylül darbe anayasasının yapılış sürecinden hiç bir farkı yoktur. İkisinin
de zihniyet olarak 'Kenan Evren Anayasası'ndan hiç bir farkı yoktur. Sivil
anayasa, askerlerin hazırlamadığı anayasa değildir. Sivil anayasa, halkın
hazırladığı anayasadır.
Biz diyoruz ki anayasada kendini ifade etmek isteyen herkesin bulunduğu
demokratik sivil anayasa platformu kurulsun. Biz de önerilerimizi aynı platforma
götürelim. Buradan çıkacak ortak metne, siyasi partiler olarak saygı duyalım.
Seçimden önce mi sonra mı yasalaşacağı teknik bir ayrıntıdır. Yeni anayasa, seçim
vaadine kurban edilemeyecek kadar önemlidir.''
BDP olarak yeni anayasada yer almasını istedikleri önemli talepleri
olduğunu anlatan Demirtaş, bunların başında anadilde eğitim ve demokratik
özerkliğin geldiğini söyledi. Her iki talebin de tartışılması gerektiğini
kaydeden Demirtaş, bu projelerin bölücü düşünceler olarak yansıtılmasının da
yanlış olduğunu ifade etti.
Seçim barajı konusuna da değinen Demirtaş, temsilde adaletin, çok
sesliliğin sağlanması için bu barajın düşürülmesinin şart olduğunu söyledi.
Demirtaş, seçim yardımlarında da adaletsizliğin söz konusu olduğunu
savunarak, ''Bunlar, devletin bütün olanaklarını soyarak siyaset yaparken, biz,
konuşmalarımızdan dolayı para cezaları ödüyoruz. Devlet bunlara Hazine yardımı
veriyor 'siyaset yapın' diye, devlet bize 'para cezası' veriyor siyaset yaptık
diye. Böyle bir anlayışla siyaset yapılır mı?'' dedi.
Düzenlenen bazı operasyonlarda partilerine mensup çok sayıda kişinin
gözaltına alındığını ya da tutuklandığını belirten Demirtaş, bunların siyasi
operasyonlar olduğunu savundu. Böyle bir anlayışla demokratik siyasetin
güçlendirilemeyeceğini ifade eden Demirtaş, ''Siyasi operasyonlara tahammülümüz
kalmadı'' diye konuştu.
Demirtaş, şöyle devam etti:
''Tutuklu arkadaşlarımız cezaevinde çürümeye terk edildiği müddetçe,
bizim AKP ile diyalog kapılarını zorlamamızın boş çıkacağını artık birilerinin
görmesi lazım. BDP'nin bu barış sürecinde elini güçlendirmek isteyen herkes artık
bunları görebilmelidir. Geçen yıldan bu yana yapılan operasyonlarda sessiz
kalanlara sesleniyorum, 'BDP rol almıyor, misyon üstlenmiyor' diyenlere
sesleniyorum, ortada bir gün BDP kalmayınca sizin de elinizi uzatacağınız barış
için tek bir insan kalmayacak.''
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, TBMM'de yeni yasama yılının açılışında
yaptığı konuşmayı anımsatan Demirtaş, konuşmada herkese yönelik mesajların
bulunduğunu, bu mesajları BDP olarak önemsediklerini söyledi.
Mesajların büyük kısmının iktidara ve devlete yönelik olduğunu savunan
Demirtaş, ''Hükümet, Sayın Cumhurbaşkanı'nın konuşmasına değer veriyorsa, onun
gereğini yerine getirmesi lazım. CHP'nin de bu dönemde oynayabileceği roller
vardır. Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP'nin, Türkiye'nin temel sorunlarının çözümünde
katkı sunacak bir tarihi rolü ve misyonu üstlenebileceğini düşünüyoruz. Umut
ediyorum ki el birliği ile sorunları çözebilecek siyasi atmosferi birlikte
yakalayabiliriz'' diye konuştu.
Demirtaş, Türkiye'de başörtüsü ile ilgili anayasal ya da yasal değil
psikolojik bir engelin söz konusu olduğunu savunarak, bu engeli aşmak için de
bazı yasalarda ve yönetmeliklerde değişiklikler yapılması gerektiğini ifade
etti.
Meseleyi inanç özgürlüğü çerçevesinde ele almanın daha doğru olacağını
kaydeden Demirtaş, ''Bizim önerimiz şudur, gelin hem başörtülü kardeşlerimize
özgürlüğünün hem Alevi yurttaşlarımızın talebi olan cemevinin ibadethane
statüsüne kavuşmasının, zorunlu din dersleri konusunun, dini azınlıkların
inançlarını özgürce yaşamaları önündeki engellerin ele alındığı, ifade
özgürlüğünü genişleten bir paket hazırlayalım. Hepsini kucaklayalım. Herkesin
inancına, yaşam tarzına saygı duyan, demokratik bir paketle Meclisi hemen bu
hafta çalıştırmaya başlayalım'' diye konuştu.
(15.24)
anayasa seçimden önce mi yoksa sonra mı hazırlansın'' tartışmalarının yüzeysel
olduğunu belirterek, ''Yeni anayasa, seçim vaadine kurban edilemeyecek kadar
önemlidir'' dedi.
Demirtaş, yeni anayasa ve daha fazla özgürlük isteyen insanların, partilerinin referandum için aldığı
boykot kararının etrafında birleştiğini savundu. Bunun, ''tarihi bir dönemde
tarihi bir cevap'' olduğunu ifade eden Demirtaş, ''Sandığa gitmemek, 'biz bu
sürecin dışındayız' anlamına gelmiyor. Bu, yeni anayasa ve özgürlük isteyenlerin
bir tavrıdır'' dedi.
Selahattin Demirtaş, yeni anayasa ile ilgili tartışmaların başladığını
ancak yüzeysel olduğunu ileri sürdü. ''Yeni anayasa bugün mü yoksa seçimden sonra
mı yapılsın'' tartışmalarının, anayasanın içeriğini gözden kaçırmaya yönelik bir
politika olduğunu iddia eden Demirtaş, şöyle devam etti:
''Biri diyor ki 'yeni anayasa çalışmalarına bu hafta başlayalım', diğeri
diyor ki 'herkes hazırlığını yapsın seçimden sonra başlayalım'. Bu iki önerinin
de 12 Eylül darbe anayasasının yapılış sürecinden hiç bir farkı yoktur. İkisinin
de zihniyet olarak 'Kenan Evren Anayasası'ndan hiç bir farkı yoktur. Sivil
anayasa, askerlerin hazırlamadığı anayasa değildir. Sivil anayasa, halkın
hazırladığı anayasadır.
Biz diyoruz ki anayasada kendini ifade etmek isteyen herkesin bulunduğu
demokratik sivil anayasa platformu kurulsun. Biz de önerilerimizi aynı platforma
götürelim. Buradan çıkacak ortak metne, siyasi partiler olarak saygı duyalım.
Seçimden önce mi sonra mı yasalaşacağı teknik bir ayrıntıdır. Yeni anayasa, seçim
vaadine kurban edilemeyecek kadar önemlidir.''
BDP olarak yeni anayasada yer almasını istedikleri önemli talepleri
olduğunu anlatan Demirtaş, bunların başında anadilde eğitim ve demokratik
özerkliğin geldiğini söyledi. Her iki talebin de tartışılması gerektiğini
kaydeden Demirtaş, bu projelerin bölücü düşünceler olarak yansıtılmasının da
yanlış olduğunu ifade etti.
Seçim barajı konusuna da değinen Demirtaş, temsilde adaletin, çok
sesliliğin sağlanması için bu barajın düşürülmesinin şart olduğunu söyledi.
Demirtaş, seçim yardımlarında da adaletsizliğin söz konusu olduğunu
savunarak, ''Bunlar, devletin bütün olanaklarını soyarak siyaset yaparken, biz,
konuşmalarımızdan dolayı para cezaları ödüyoruz. Devlet bunlara Hazine yardımı
veriyor 'siyaset yapın' diye, devlet bize 'para cezası' veriyor siyaset yaptık
diye. Böyle bir anlayışla siyaset yapılır mı?'' dedi.
Düzenlenen bazı operasyonlarda partilerine mensup çok sayıda kişinin
gözaltına alındığını ya da tutuklandığını belirten Demirtaş, bunların siyasi
operasyonlar olduğunu savundu. Böyle bir anlayışla demokratik siyasetin
güçlendirilemeyeceğini ifade eden Demirtaş, ''Siyasi operasyonlara tahammülümüz
kalmadı'' diye konuştu.
Demirtaş, şöyle devam etti:
''Tutuklu arkadaşlarımız cezaevinde çürümeye terk edildiği müddetçe,
bizim AKP ile diyalog kapılarını zorlamamızın boş çıkacağını artık birilerinin
görmesi lazım. BDP'nin bu barış sürecinde elini güçlendirmek isteyen herkes artık
bunları görebilmelidir. Geçen yıldan bu yana yapılan operasyonlarda sessiz
kalanlara sesleniyorum, 'BDP rol almıyor, misyon üstlenmiyor' diyenlere
sesleniyorum, ortada bir gün BDP kalmayınca sizin de elinizi uzatacağınız barış
için tek bir insan kalmayacak.''
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, TBMM'de yeni yasama yılının açılışında
yaptığı konuşmayı anımsatan Demirtaş, konuşmada herkese yönelik mesajların
bulunduğunu, bu mesajları BDP olarak önemsediklerini söyledi.
Mesajların büyük kısmının iktidara ve devlete yönelik olduğunu savunan
Demirtaş, ''Hükümet, Sayın Cumhurbaşkanı'nın konuşmasına değer veriyorsa, onun
gereğini yerine getirmesi lazım. CHP'nin de bu dönemde oynayabileceği roller
vardır. Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP'nin, Türkiye'nin temel sorunlarının çözümünde
katkı sunacak bir tarihi rolü ve misyonu üstlenebileceğini düşünüyoruz. Umut
ediyorum ki el birliği ile sorunları çözebilecek siyasi atmosferi birlikte
yakalayabiliriz'' diye konuştu.
Demirtaş, Türkiye'de başörtüsü ile ilgili anayasal ya da yasal değil
psikolojik bir engelin söz konusu olduğunu savunarak, bu engeli aşmak için de
bazı yasalarda ve yönetmeliklerde değişiklikler yapılması gerektiğini ifade
etti.
Meseleyi inanç özgürlüğü çerçevesinde ele almanın daha doğru olacağını
kaydeden Demirtaş, ''Bizim önerimiz şudur, gelin hem başörtülü kardeşlerimize
özgürlüğünün hem Alevi yurttaşlarımızın talebi olan cemevinin ibadethane
statüsüne kavuşmasının, zorunlu din dersleri konusunun, dini azınlıkların
inançlarını özgürce yaşamaları önündeki engellerin ele alındığı, ifade
özgürlüğünü genişleten bir paket hazırlayalım. Hepsini kucaklayalım. Herkesin
inancına, yaşam tarzına saygı duyan, demokratik bir paketle Meclisi hemen bu
hafta çalıştırmaya başlayalım'' diye konuştu.
(15.24)
