2008-04-16 - 13:32
TBMM GENEL KURULU
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplanan Genel Kurulda, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasasında değişiklik öngören tasarının 74. maddesi üzerinde verilen bir önergeyle, yasanın yürürlük tarihi Ağustos ayı yerine Ekim ayı olarak değiştirildi.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası, Ekim ayında yürürlüğe girecek.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu'nun başkanlığında toplandı.

Gündemdışı konuşmaların ardından, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasasında değişiklik öngören tasarının 4. bölümü üzerindeki
görüşmelere geçildi.

Tasarının 74. maddesi üzerinde verilen bir önergeyle, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası için Ağustos ayı olarak öngörülen
yürürlük tarihi, Ekim olarak değiştirildi.

TASARININ KABUL EDİLEN 4. BÖLÜMÜNE GÖRE, YEŞİL KART UYGULAMASI, 2 YIL SONRA SONA ERECEK

TBMM Genel Kurulunda, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Yasasında değişiklik öngören tasarının 4. bölümü kabul edildi.
Buna göre, Türkiye'de yapılamayan tetkikler, yurt dışında
yaptırılabilecek. Doku ve kök hücre tedavilerinde, sigortalılardan
katılım payı alınmayacak.
Olağanüstü hal bölgesinde görevli Milli İstihbarat Teşkilatı ve kolluk
kuvvetleri personeli ve milletvekilleri ile yakınları, genel sağlık
sigortası kapsamı dışında olacak.

-GAZİLERİN ORTEZ VE PROTEZ İHTİYAÇLARI-

Gazilerin ihtiyaç duydukları her türlü ortez, protez ve diğer
iyileştirici araç ve gereçler, herhangi bir kısıtlama getirilmeksizin
karşılanacak.
Ücretsiz olarak doğum iznine ayrılan kadınlar, sigortasız geçirdikleri
süreyi borçlanabilecek. Kadınlar, bu haktan, çocuğun yaşaması kaydıyla,
2 defa ve 2 yılı geçmemek üzere yararlanabilecek.
Sigortalıların yaşlılık aylığı hesaplanırken, kanunun yürürlüğe girdiği
tarihe kadar olan süreleri eski mevzuata, kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten sonraki çalışma süreleri ise yeni mevzuata göre oransal olarak
hesaplanacak. İkisinin toplamı sigortalının yeni yaşlılık aylığını
oluşturacak.
Mevcut sigortalıların hak kaybını önlemek için yüzde 2 olan aylık
bağlama oranı, 10 yıl tamamlanıncaya kadar yüzde 3 olarak uygulanacak.
30 Nisan 2008'den itibaren sisteme giren sigortalılarda uygulanacak olan
aylık bağlama oranı ise yüzde 2 olacak. Böylece 30 Nisan ile kanunun
yürürlüğe gireceği 1 Ekim 2008 tarihi arasında
sigortalı olanların, eski mevzuattan yararlanmasının önüne geçilmiş
olacak.

-DİSİPLİN CEZASI ALAN MEMURLAR-

Personel mevzuatına göre almış oldukları disiplin cezası sonucu 23 Nisan
1999 tarihi ile 14 Şubat 2005 tarihleri arasında memuriyetleri sona eren
ancak 22 Haziran 2006 tarihinde çıkan afla yeniden memuriyete dönen
kişiler, geçmişe dönük borçlanabilecek.
Bu kişiler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihinden itibaren 6 ay
içerisinde Kuruma müracaat etmeleri halinde, görevlerinden ayrıldıkları
tarih ile göreve başladıkları tarih arasındaki primlerini ödeme imkanına
sahip olacak. Bundan doğacak borç tutarının tamamı, borcun tebliğ
edildiği tarihten itibaren 2 yıl içinde eşit taksitle veya bir defada
ödenebilecek.
Fiili hizmet süresi kaldırılan meslek gruplarının şu ana kadar
kazandıkları süreler, 3 bin 600 gün koşuluna bakılmaksızın yaşlarından
düşürülecek.

-YEŞİL KARTLILAR GSS KAPSAMINA ALINACAK-

Hiçbir sosyal güvenlik güvencesi olmayan kişilere verilen yeşil kart,
kanunun yürürlüğe girdiği tarihten 2 yıl sonra kaldırılacak. Bu kişiler
genel sağlık sigortası kapsamına alınacak.
Aile hekimleri tarafından başlatılan sevk zincirine uygun olarak alınan
sağlık hizmetlerinde ayakta tedavi, ilaç, ortez ve protez katılım
payları, 3 yıl süreyle yüzde 50 oranında azaltılarak uygulanabilecek.
Sağlık hizmeti sunucularıyla yapılacak sözleşmeler hazırlanana kadar,
mevcut sözleşmeler geçerli olacak.
BAĞ-KUR'lular, 8 Eylül 1999 tarihinden 30 Nisan 2008 tarihine kadar ilk
defa sigortalı sayılan kadınlar 58, erkekler ise 60 yaşını doldurmuş ve
25 yıl sigorta primi ödemiş olması veya kadınlarda 60, erkeklerde ise 62
yaşını doldurmuş olup, en az 15 yıl malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta
primi ödenmesi şartıyla kısmi yaşlılık aylığından yararlanacaklar.
Söz konusu içinde ilk defa sigortalı olan devlet memurlarında ise kısmi
yaşlılık aylığından yararlanmada, kadınlar 58, erkekler 60 yaşını
doldurmuş ve 25 tam yıl sigorta primi ödemiş olması veya 61 yaşını
doldurması ve en az 15 yıl prim ödemesi şartı aranacak.

-SSK'DA PRİM ÖDEME GÜN SAYISI 7200'E ÇIKACAK-

SSK kapsamında çalışanlarda aranan prim ödeme gün sayısı, 7000'den
7200'e çıkacak. Yaş hadlerinin uygulanmasında da prim gün sayısı
şartının doldurulduğu tarihte geçerli olan yaş hadleri, esas alınacak.
Sigortalılar, en az 5400 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları
primi bildirilmiş olmak koşuluyla yaşlılık aylığı alabilecek. Ancak prim
ödeme gün sayısına kademe getirilecek.
Çalışma gücündeki kayıp oranı, yüzde 50 ile yüzde 59'u arasında olduğu
anlaşılan sigortalılarda en az 5760, yüzde 40 ile yüzde 49 arasında
olduğu anlaşılan sigortalılarda ise en az 6480 gün uzun vadeli sigorta
kolları primi ödeme şartı aranacak.

-EMEKLİLERİN YENİDEN ÇALIŞMASI-

Tarımsal faaliyette bulunanlar hariç, yeniden çalışmaya başlayan
kişilerin yaşlılık aylıkları kesilecek. Bu kişilerden prime esas
kazançları üzerinden kısa ve uzun vadeli sigorta kolu primi ile genel
sağlık sigortası primi alınacak. İşten ayrılan veya iş yerini kapatarak
yaşlılık aylığı talep eden kişilere, yaşlılık aylığı yeniden
hesaplanarak ödenecek.
SSK emeklileri, yüzde 31 ile yüzde 36.5 oranında sosyal güvenlik destek
primi ödemeleri durumunda ise maaşları kesilmeden çalışabilecek. Bu
oranın dörtte biri çalışan, dörtte üçü ise işverenden alınacak.
BAĞ-KUR kapsamında emekli olup yine BAĞ-KUR kapsamında çalışan kişiler,
yaşlılık aylığı kesilmeden yüzde 12 oranında sosyal güvenlik destek
primi ödeyerek çalışabilecek. Bu oran kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren her yıl 1 puan artırılarak yüzde 15'e çıkacak.
Kesilecek olan sosyal güvenlik destek primi tutarı, Ocak ayında ödenen
en yüksek yaşlılık aylığından alınacak sosyal güvenlik destek priminden
fazla olamayacak. Bu kişilerden kısa vadeli sigorta kolları primi
alınmayacak.

-BAĞ-KUR'LULARA ÖDEME KOLAYLIĞI-

4 Ekim 2000 tarihinden bugüne kadar vergi mükellefiyet kaydı bulunan
BAĞ-KUR'lular, kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar olan süreyi
geçmişe dönük borçlanabilecek. Prime esas kazancının yüzde 32'si
üzerinden borçlanacak olan BAĞ-KUR'lu, kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren 6 ay içinde bu tutarı öderse, aradaki süre
sigortalılık süresinden sayılacak.
5 yıllık borcu bulunan BAĞ-KUR'luya, 6 aylık süre verilecek. Bu süre
içinde borcunu ödemezse, üyeliği askıya alınacak. Daha sonraki bir
tarihte, tekrar başvuru yaparsa, prim borcunu 3 ay içinde ödeyecek.
10 yıl süreyle sağlık sigortası veya genel sağlık sigortası primi
ödemeyen BAĞ-KUR emeklisinden, maaşının yüzde 10'u tutarında 10 yılı
tamamlayacak şekilde prim kesilecek.

-SANDIKLARA YENİ DÜZENLEME-

Banka, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları,
borsalar veya bunların teşkil ettikleri birliklerin personeli için
kurulmuş bulunan sandıkların iştirakçileri ile aylık veya gelir
bağlanmış olanlar ile bunların hak sahipleri, herhangi bir işleme gerek
kalmaksızın kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 yıl içinde
Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilecek ve bu sandıklardan yararlanan
kişiler kanun kapsamına alınacak.
Sosyal Güvenlik Kurumu, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Devlet
Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, BDDK, TMSF sandığı ve banka
temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulacak.
Komisyon, her bir sandık için sandıktan ayrılan iştirakçiler de dahil
olmak üzere, devir tarihi itibarıyla devredilen kişilerle ilgili olarak,
sandıkların bu kanun kapsamındaki sigorta kolları itibariyle gelir ve
giderleri dikkate alınarak, yükümlülüğünün peşin değeri hesaplanacak.
Peşin değerin aktüeryal hesabında kullanılacak teknik faiz oranı yüzde
9,8 olacak.
Devir işlemi tamamlanıncaya kadar, sandık iştirakçileri, sandıktan aylık
ve gelir alanlar ile bunların hak sahiplerinin sağlık ve sosyal sigorta
yardımlarının sağlanması ile primlerinin tahsil edilmesine, ilgili
sandık mevzuat hükümlerine göre devam edilecek.
Sandık iştirakçileri ile aylık veya gelir bağlanmış olanlar ve bunların
hak sahiplerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna devrinden sonra bu kişilerin
tabi oldukları vakıf senedinde bulunmasına rağmen karşılanmayan diğer
sosyal hakları ve ödemeleri, sandıklar ve sandık iştirakçilerini
istihdam eden kuruluşlarca karşılanması sürdürülecek.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası, bu yılın Ekim ayında
yürürlüğe girecek.
TBMM Genel Kurulunda, tasarının 5. bölümü üzerindeki görüşmeler sürüyor.

ÜÇ ÇOCUK...

TBMM Genel Kurulunda, Türkiye'nin demografik yapısı ve olası senaryolara göre projeksiyonlar
hakkında gündemdışı söz alan CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman,
Türkiye'de her yıl 1,4 milyon çocuğun dünyaya geldiğini söyledi.
Arıtman, TÜİK'in verileriyle yapılan bir projeksiyona göre, doğurganlık
hızının şimdiki oranı olan 2,1'de sabit kalması durumunda 2057'de
Türkiye nüfusunun 96,5 milyon olacağını savunarak, bunun 3 çocuk olması
durumunda 2057'de Türkiye nüfusunun 130 milyona ulaşacağını ifade etti.

-''DAHA ÇOK YOKSUL, DAHA ÇOK İŞSİZ...''-

Hitler'in de kadınlara, çocuk, mutfak ve kiliseden oluşan 3 K formülü
önerdiğini, ancak hem ülkesini hem dünyayı felakete sürüklediğini
anlatan Arıtman, AK Parti iktidarının da kadın bedeni üzerinden, onu
baskı altına alarak siyaset yaptığını söyledi.
Kadınların toplumdan silinmesinin türbandan sonraki ikinci adımının, çok
doğurtmak olduğunu ileri süren Canan Arıtman, bunların birbirinin devamı
olan politikalar olduğunu iddia etti.
Arıtman, ''Kadınlara, 'En az 3 çocuk doğurun' demek, kadın
düşmanlığıdır. Bilim bilmemektir. Milleti sevmemektir. Vatana ihanettir.
Daha çok çocuk; daha çok yoksul, daha çok işsiz, daha çok erzak torbası
ve daha çok oy içindir. Bugün günümüzde İspanya'da kadınlara bakanlık
görevi verilirken, ülkemde kadınlara 3 çocuk doğurma görevi veriliyor.
Yazıklar olsun'' diye konuştu.

-ATATÜRK'ÜN SÖZLERİYLE YANIT VERDİ-

CHP'li Arıtman'ın konuşmasına yanıt veren Devlet Bakanı Nimet Çubukçu,
Arıtman'ın, ''Vatana ihanet'' nitelemesine, Mustafa Kemal Atatürk'ün 1
Mart 1923 tarihinde TBMM'nin açılış konuşmasındaki sözleriyle karşılık
verdi. Çubukçu, Atatürk'ün, ''Efendiler, nüfus bir milletin en hayati
sorumluluklarından birisidir'' dediğini ve nüfusun korunması ve
artırılmasına dikkat çektiğini söyledi.
Bakan Çubukçu, modern toplumda söylene gelen, ''Bakabildiğin kadar
çocuk'' düşüncesinin, arka planında da paradoksal bir ilişkiyi
barındırdığını belirterek, ''Bakabileceğin kadar çocuk düşüncesi, sadece
yoksul ailelere yöneltilmiş bir söylem olması açısından manidardır''
dedi.