2010-04-12 - 12:18
Anayasa değişiklik teklifinin TBMM Anayasa Komisyonundaki görüşmeleri sürüyor. Komisyonun bugünkü çalışmaları, teklifin Anayasa Mahkemesini yeniden yapılandırılmasını öngören 17. maddesinin görüşülmesiyle başladı.
Anayasa değişiklik teklifinin TBMM Anayasa
Komisyonundaki görüşmeleri sürüyor.
Komisyonun bugünkü çalışmaları, teklifin Anayasa Mahkemesini yeniden
yapılandırılmasını öngören 17. maddesinin görüşülmesiyle başladı.
CHP Antalya Milletvekili Atilla Emek, teklifi göre Anayasa Mahkemesinin 9
üyesinin hukukçu olmamasının mümkün olduğunu ifade ederek, ''Çoğunluğu hukukçu
olmayan bu yapı Yüce Divan olarak nasıl ceza yargılaması yapacak?'' diye sordu.
Anayasa Mahkemesi'nin yeni yapısıyla yüksek mahkeme olma niteliğini
kaybedebileceğini öne süren Emek, ''Üyelerinin tümüne yakınını dolaylı yoldan
iktidar belirleyecek. Bunlar, hukuk devletine karşı tezgahlardır. Amaç hukuk
devletini işlemez hale getirerek, parti devleti oluşturmaktır'' görüşünü dile
getirdi.
AK Parti Karabük Milletvekili Mustafa Ünal, ''yargı kuşatılıyor, yandaş
yargı yaratılıyor'' eleştirilerini anımsattı. Almanya ve Belçika'da Anayasa
Mahkemesi üyelerinin tamamını; Avusturya, Fransa, İtalya, Portekiz'de bir kısmını
parlamentonun seçtiğini belirten Ünal, ''Demokratik ülkelerde halkın iradesini
temsil eden parlamentodan korkan yoktur. Bu korkaklık ve ürkeklik yeterince halk
oyuna mazhar olamamaktan kaynaklanmaktadır. Ülkenin geldiği demokratik anlayış bu
eleştirileri getirenlerin gözlerinden kaçıyor. Halk ve halkın iradesi tahkir
ediliyor'' diye konuştu.
Ünal, hiçbir yargıcın kendisini seçene yandaşlık yapacağını düşünmediğini
belirterek, Anayasa Mahkemesi genel kurulunun daha demokratik hale getirildiğini
ifade etti.
CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın,
CHP Başkanı Deniz Baykal'ın 3 maddenin referanduma götürülmesi önerisinin
görüşülebileceğini söylediğini anımsatarak, Komisyon Başkanı Burhan Kuzu'nun,
''Grup başkanvekillerinin görüşmesi için toplantıya 2 saat geç başlayalım''
önerilerini kabul etmemesini eleştirdi. Kuzu, ''Sayın Başbakan gelmeden bir
karara varamazlar. Siz, Sayın Baykal'a sormadan bir karara varabilir misiniz''
diye konuştu.
Getirilen sistemle Anayasa Mahkemesinin ''ele geçirilmeye çalışıldığını''
öne süren Mengü, ''Bir kimya ya da elektrik mühendisinin Anayasa Mahkemesi üyesi
olması mümkün. O meslekleri rencide etmek için söylemiyorum. Benden nasıl
elektrik mühendisi olmazsa elektrik mühendisinden de Anayasa Mahkemesi üyesi
olmaz'' diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, YÖK kontenjanından Anayasa Mahkemesi
üyeliğine geçtiğimiz günlerde seçim yaptığını anımsatan Mengü, YÖK'ün Gül'e
ismini bildirdiği 3 adayın da hukukçu olmadığını ifade etti. Mengü,
''Muhasebecinin üye olduğu bir Yüce Divan Cumhurbaşkanını yargılayacak'' dedi.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, Anayasa değişiklik teklifi ile
''parlamenter sistemin genetiğinin değiştirildiğini'' öne sürdü.
Cumhurbaşkanının yetkilerinin şikayet konusu yapıldığını anımsatan Bal,
bu yetkilere yenilerinin eklendiğini söyledi. Bal, ''Teklif, ucube bir
cumhurbaşkanlığı sistemine yol açıyor. AKP başkanlık sistemine giden yolun parke
taşlarını döşüyor. AKP'nin niyeti halis değil'' diye konuştu.
Bal'ın, önceki görüşmelerde dile getirdiği, 2007 seçimlerinde
cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden gerginlik yaratılarak ''hormonlu oy'' alındığı
sözlerini yinelemesi üzerine, tartışmalar yaşandı. Başkan Kuzu, ''Demek ki
demokrasinin gidişatına dokunmamak lazım. Dokunulduğu an bir yerden fırlama
yapıyor'' dedi. Kuzun'un sözleri gülüşmelere neden oldu.
Bal, yapılan değişikliğin yine böyle bir gerginlik amaçladığını ve seçime
dönük olduğunu savundu. Bal, ''Peygamber postu olan yargı, peygamber ocağı olan
ordu ile oynamayın'' diye konuştu.
''Uzlaşma aranmadığı'' eleştirisinde bulunan Bal, ''AKP'nin dayatması ile
karşı karşıyayız. Bu, hayırlı bir netice doğurmayacak. Geçmişteki yanlışları
konusunda kanı kanla yıkamaya çalışıyorsunuz. Onun vebali ağırdır. AKP bu vebalin
altında kalır'' diye konuştu.
Madde üzerinde söz alan CHP Mersin Milletvekili İsa Gök, ''12 Eylül
Anayasasının yürütmeyi kuvvetlendirdiğini'', teklifin ise yürütmeyi daha da
güçlendirdiğini belirterek, ''Almanya'da Weimar Anayasası yürütmeyi olağanüstü
güç veriyordu. Bizim geleceğimizin resmi orada. O nedenle Weimar Anayasası'na iyi
bakmak lazım'' dedi.
Gök, AK Parti'nin her çalışmasının basamak basamak işlendiğini ifade
ederek, teklifle, ''AKP'nin bir taşla 3 kuş vurduğunu'' ileri sürdü. Gök, ''İlk
kuş, Başbakan'ın bakanların yapılan usulsüzlükler konusunda yargılanmaktan
kurtarılmasıdır. Varsa yüreğiniz, Yargıtay Ceza Dairesine Yüce Divan yetkisi
verin. İkinci kuş devleti dönüştürmektir. Bu kapsamdaki en önemli düzenleme
Anayasa Mahkemesi ile ilgili olandır'' diye konuştu.
Türkiye'de konuşulması gereken makamın Cumhurbaşkanlığı makamı olduğunu,
''ancak konuşulacak ve etkili olacak kişinin Abdullah Gül değil, Recep Tayyip
Erdoğan'' olduğunu iddia eden Gök, ''Yapılan düzenlemeler öyle söylendiği gibi,
aceleye getirilmiş değil. Aksine, yüksek ceza ürünü bir yerden, planlı olarak,
kademe kademe ülkeye, 72 milyona zerk ediliyor. Kilit isim Recep Tayyip
Erdoğan'dır. Olay, diktatoryal zemine geçiştir'' görüşünü savundu.
Gök'ün, ''Türkiye, tek adam rejimine gidiyor,. Bunun Weimar Anayasasında
örneği var. Bu yetkileri tek bir kişi kullandı; O da Hitler'di'' sözlerine,
Komisyon Başkanı Burhan Kuzu tepki göstererek, ''Kötü benzetme oldu'' dedi.
Sözlerini kesmemesini isteyen Gök'ün, ''Sözümü kesersen başka konuşurum. Niye
müdahale ediyorsun? Yorumu bana aittir'' demesine Kuzu, ''Çok saygısızsın,
sabrımı taşırma'' karşılığını verdi.
Sözlerini sürdüren Gök, Türkiye'nin önündeki rejimin, ''faşist
diktatörlük'' olduğunu ileri sürerek, şöyle konuştu:
''Varolan mevzuatın değiştirilmesi, Cumhurbaşkanlığı makamının
kilitlenmesi, Anayasa Mahkemesinin yapısının belirlenmesi, yetkiler, yürütmenin
olağanüstü kuvvetlendirilmesi, Türkiye'yi buna götürüyor. Bu da Anayasa paketiyle
vurulacak olan üçüncü ve en büyük kuştur. Türkiye'nin, 72 milyonunun toplumsal
ilerlemesi, engellenmek isteniyor. Bu paketin, asla demokrasi, iyiye gitme, insan
hakları, Türkiye'nin geleceğini açmakla hiçbir alakası yoktur. Bu, Türkiye'nin
geleceğini karartma paketidir. Türkiye bir alamete bindiriliyor, sonu kıyamettir.
Bunu dünya yaşadı. Resmi geniş görün. Pazılın parçalarını yerine oturtun. Pazılın
tek parçasıyla oyalandırılıyoruz. Türkiye uyutuluyor.''
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart da madde üzerindeki konuşmasında,
demokratik sisteminin kendisini hukuk yoluyla koruması gerektiğini belirterek,
''Parti kapatmayla ilgili düzenlemenin özü, demokrasinin TBMM'de katledilme
girişimi başlatılmıştır. Hem de taammüden, hem de organize bir şekilde... Şimdi
görüştüğümüz 17. madde de bunun ikinci ayağıdır. Çünkü buna da ihtiyaç var''
dedi.
İktidarın Anayasa ve Anayasa Mahkemesinin temel işlevini
kabullenmediğini, bunu engel ve ayakbağı olarak gördüğünü savunan Kart, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın yüksek yargı mensuplarına yönelik olarak ''Bu kadar
siyasete meraklıysanız cübbelerinizi çıkarın bir siyasi partiden aday olun, hangi
siyasi partiden hangi siyasi anlayıştan aday olacağınız da bellidir'' dediğini
ifade etti.
Başbakan Erdoğan'ın, ''bir yüksek mahkeme başkanını adeta düelloya davet
ettiğini'' öne süren Kart, öte taraftan, ''Türkiye'nin temel sorunlarını
konuşalım'' diyen anamuhalefet partdisi genel başkanı ile görüşmemek için her
türlü bahaneyi ürettiğini iddia etti.
Kart, ''Bu aslında demokrasiyi işe geldiği gibi yorumlamaktır. Bu,
Göbbels mantığı, Makyavelli yöntemleridir'' dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, geçmişte Meclis
Başkanı iken, ''Bu Meclis, gerekirse Anayasa Mahkemesini de kapatır'' dediğini
ifade ederek, ''Öyle değil, bu Meclis, Anayasa Mahkemesini kaldıramaz. Anayasa
Mahkemesini kaldırdığı takdirde, erkler gasbı yapmış olur. Bu Meclis yetkisini,
gücünü çağdaş hukuk çerçevesinde kullanacak. Bunlar tipik Hitler Almanyası'nda
yaşanan süreçlerdir. O dönemdeki yöntemler çok daha basit ve kabaydı, şimdiki
yöntemler çok daha organize, kompleks ve ustalıkla sergileniyor. Aradaki fark
bu...'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın 2004 yılında kendi grubuna yönelik olarak,
''Gönderdiğimiz tasarıların virgülüne dokunmayacaksınız. Siz kimsiniz, ben sizin
yerinize de düşünüyorum'' dediğini iddia eden Kart'a, AK Parti Isparta
Milletvekili Haydar Kurt tepki gösterdi. AK Parti Kilis Milletvekili Hasan Kara
da Kurt'a, ''Yok böyle bir şey, cımbızlayarak alıyorlar'' dedi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de bir sistemde seçim olmasının
unun demokratik olduğu anlamına gelmediğini, faşist ve totaliter rejimlerde de
seçim olduğunu belirterek, 12 Eylül yönetiminin Anayasa için kişi ve kurumlardan
4 ay yanıt beklediğini söyledi. Öztürk, ''Tamam o zaman son söz Konsey
Başkanı'nındı. Ama şimdi de Başbakan'ın...'' dedi.
Öztürk, yapılacak referandumda yüzde 90 kabul oyu çıkmasının, ''yapılanın
doğru olduğu anlamına gelmeyeceğini'' savunarak, ''Sağduyulu akla ihtiyaç var.
Bugün, bunun eksikliğini duyuyoruz'' diye konuştu.
Komisyon üyesi olan ve olmayan çok sayıda milletvekilinin söz aldığı
madde üzerindeki görüşmeler sürüyor.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, kuvvet
komutanlarının Yüce Divan'da yargılanmasının yanlış olduğunu belirterek,
''Diyanet İşleri Başkanını da Yüce Divan'da yargılayın o zaman'' dedi.
TBMM Anayasa Komisyonunda, AK Parti'nin Anayasa değişikliği teklifinin
17. maddesi üzerindeki görüşmeler sürüyor.
AK Parti Kilis Milletvekili Hasan Kara, muhalefetin 8 yıldır ''gerilim,
gerilim, gerilim...'' ve ''bu gerilimden AK Parti yararlanıyor'' dediğini
belirtti.
CHP'nin, teklif konusunda tutarsız davrandığını ifade eden Kara, ''CHP,
en başta 'bu teklife karşıyız' dedi. Sonra CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, '3
maddeyi çıkarsınlar, kabul edelim' dedi. Bunun üzerine Sayın Başbakan, bu görüşe
olumlu yaklaşınca, bu sabah CHP; partimize görüşmek istediğini söyledi. Ben
eskiden, 'değişime direnen tek parti CHP diyordum' ama bu teklif gündemde
olduğundan beri, CHP öyle bir değişime uğradı ki beni şaşırttı'' diye konuştu.
Hasan Kara, Hakimevinde oturduğu CHP'ye yakın bazı hakimlerin, partisine
hakaret ettiğini ve küfre varan sözler söylediğini ileri sürerek, ''Alevi bir
hakim, bir gün bana, 'Ne olursunuz, şu HSYK'nın yapısını değiştirin' dedi''
iddiasında bulundu.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, 23. Dönem Meclisinin tarihi bir
fırsatı elleriyle ittiğini iddia ederek, ''Darbe Anayasasını değiştirmemiz
gerekirken, seçim yaklaşıyor diye küçük hesaplarla bu değişiklik yapılıyor''
dedi.
Bir çok konuda anlaşamayan AK Parti, CHP ve MHP'nin, yüzde 10 seçim
barajı, partilere Hazine yardımı ve lider sultasında uzlaştıklarını, ancak buna
rağmen ''uzlaşamadıklarını söylediklerini'' ileri süren Kaplan, teklifteki
''kuvvet komutanları Yüce Divan'da yargılanır'' düzenlemesini eleştirdi. Hasip
Kaplan, ''Kişiye özel düzenleme olmaz, bu yanlış. Diyanet İşleri Başkanı ya da
başka bir makamı da Yüce Divan'da yargılayın o zaman, onu niye
yargılamıyorsunuz?'' diye sordu.
MHP Mersin Milletvekili Behiç Çelik, iktidarın bazı uygulamalarını
eleştirerek, DSP'nin daha önce yüzde 22'den yüzde 1'e düşmesi gibi, iktidar
partisinin de tepetaklak olabileceğini düşünmesi gerektiğini söyledi.
Yargının, kendisi ile ilgili kararları kendisinin alması, yürütmenin de
bu kararları alırken yargıya yardımcı olması gerektiğini işaret eden Çelik,
Anayasa değişikliği konusunda iktidarın uzlaşmaya gitmesi gerektiğini savundu.
MHP'li Çelik, teklifin geri çekilmesi ve Anayasa değişikliğinin 24.
Döneme bırakılması gerektiğini ifade etti.
Eskişehir Bağımsız Milletvekili Tayfun İçli, teklifin Anayasa'nın 2.
maddesinde belirtilen hükümlere aykırı olduğunu savundu.
2007'deki türbana ilişkin Anayasa değişikliğinin de Anayasaya aykırı
olduğunu söylediğini kaydeden İçli, ''Yapılan düzenlemeler, yüksek yargı
organları dikkate alınarak yapılmalı'' dedi.
AK Parti Isparta Milletvekili Haydar Kurt'un İçli'ye tepki göstermesi
üzerine, iki milletvekili tartıştı.
Bunun üzerine Komisyon Başkanı Burhan Kuzu'nun, ''Sen dışarı çık, dolaş
gel'' dediği Kurt, ''Sorumluluğu olmayan bu arkadaşı dinlemenin anlamı yok''
diyerek salonu terketti.
İçli'nin tartışma sırasında, ''Bağımsız milletvekili olarak konuştuğunu
söylemesine Kuzu'nun, ''Ondan böyle rahat konuşuyorsun'' karşılığını vermesi
salonda bulunanları güldürdü.
İzmir Bağımsız Milletvekili Harun Öztürk ise teklifle, Anayasa
Mahkemesine üye seçiminin değiştirilecek olmasını eleştirdi.
''İktidarın sistem değişikliği yapmak istediğini'' iddia eden Öztürk,
''Değişikliklerin ardından dokunulmazlık resti çekilecektir. İktidar, şimdi kendi
yargısını yarattığına göre, dokunulmazlıkların kaldırılmasını isteyecektir. AK
Parti kendisini yasaya değil, Anayasayı kendisine uydurmak istemektedir.
İktidarın hedefe kilitlendiği anlaşılıyor'' diye konuştu.
AK Parti Konya Milletvekili Hüsnü Tuna da CHP'nin, kendilerini yapılan bu
değişiklikler konusunda eleştirdiğini belirterek, ''CHP'nin de bir gün yargıya
ihtiyacı olmayacağını kim garanti edebilir?'' diye sordu.
Yargı üzerinde çoğunluk değil, azınlık diktası olduğunu ifade eden Tuna,
''HSYK, 10 binin üzerinde hakim ve savcı ile ilgili kararları veriyor. HSYK'nın
seçilmiş 5 üyesinden 3'ü Yargıtay'dan, 2'si ise Danıştay'dan geliyor. Oralara
seçilen üyeleri kim seçiyor? HSYK. Yargıtay ve Danıştay'a seçilmek için kıstas
ne? HSYK'daki birilerine yakın olmak. Azınlık diktasının değişmesinden niye
rahatsız oluyorsunuz?'' dedi.
Hüsnü Tuna, yandaş yargı oluşturmakla suçlanabilecek en son partinin AK
Parti olduğunu belirterek, ''Yandaş yargı edinme ihtiyacımız yok. Ankara Yelken
Kulübünde, bir yargı üyesi ve siyasetçi biraraya geldi. Bunların kim olduğu
biliniyor. O siyasetçi daha sonra Deniz Baykal'ı ziyaret etti. O toplantıda ne
konuşulduğunu açıklamak lazım. Orada Anayasa Mahkemesini etkileme girişiminde
bulunuldu'' dedi.
Bunun üzerine, CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü, ''Dolmabahçe'de ne
konuşuldu, asıl onu açıklamak lazım'' diyerek Tuna'ya tepki gösterdi.
Teklifin görüşmeleri 17. madde üzerinde sürüyor.(12.18)
Komisyonundaki görüşmeleri sürüyor.
Komisyonun bugünkü çalışmaları, teklifin Anayasa Mahkemesini yeniden
yapılandırılmasını öngören 17. maddesinin görüşülmesiyle başladı.
CHP Antalya Milletvekili Atilla Emek, teklifi göre Anayasa Mahkemesinin 9
üyesinin hukukçu olmamasının mümkün olduğunu ifade ederek, ''Çoğunluğu hukukçu
olmayan bu yapı Yüce Divan olarak nasıl ceza yargılaması yapacak?'' diye sordu.
Anayasa Mahkemesi'nin yeni yapısıyla yüksek mahkeme olma niteliğini
kaybedebileceğini öne süren Emek, ''Üyelerinin tümüne yakınını dolaylı yoldan
iktidar belirleyecek. Bunlar, hukuk devletine karşı tezgahlardır. Amaç hukuk
devletini işlemez hale getirerek, parti devleti oluşturmaktır'' görüşünü dile
getirdi.
AK Parti Karabük Milletvekili Mustafa Ünal, ''yargı kuşatılıyor, yandaş
yargı yaratılıyor'' eleştirilerini anımsattı. Almanya ve Belçika'da Anayasa
Mahkemesi üyelerinin tamamını; Avusturya, Fransa, İtalya, Portekiz'de bir kısmını
parlamentonun seçtiğini belirten Ünal, ''Demokratik ülkelerde halkın iradesini
temsil eden parlamentodan korkan yoktur. Bu korkaklık ve ürkeklik yeterince halk
oyuna mazhar olamamaktan kaynaklanmaktadır. Ülkenin geldiği demokratik anlayış bu
eleştirileri getirenlerin gözlerinden kaçıyor. Halk ve halkın iradesi tahkir
ediliyor'' diye konuştu.
Ünal, hiçbir yargıcın kendisini seçene yandaşlık yapacağını düşünmediğini
belirterek, Anayasa Mahkemesi genel kurulunun daha demokratik hale getirildiğini
ifade etti.
CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın,
CHP Başkanı Deniz Baykal'ın 3 maddenin referanduma götürülmesi önerisinin
görüşülebileceğini söylediğini anımsatarak, Komisyon Başkanı Burhan Kuzu'nun,
''Grup başkanvekillerinin görüşmesi için toplantıya 2 saat geç başlayalım''
önerilerini kabul etmemesini eleştirdi. Kuzu, ''Sayın Başbakan gelmeden bir
karara varamazlar. Siz, Sayın Baykal'a sormadan bir karara varabilir misiniz''
diye konuştu.
Getirilen sistemle Anayasa Mahkemesinin ''ele geçirilmeye çalışıldığını''
öne süren Mengü, ''Bir kimya ya da elektrik mühendisinin Anayasa Mahkemesi üyesi
olması mümkün. O meslekleri rencide etmek için söylemiyorum. Benden nasıl
elektrik mühendisi olmazsa elektrik mühendisinden de Anayasa Mahkemesi üyesi
olmaz'' diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, YÖK kontenjanından Anayasa Mahkemesi
üyeliğine geçtiğimiz günlerde seçim yaptığını anımsatan Mengü, YÖK'ün Gül'e
ismini bildirdiği 3 adayın da hukukçu olmadığını ifade etti. Mengü,
''Muhasebecinin üye olduğu bir Yüce Divan Cumhurbaşkanını yargılayacak'' dedi.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, Anayasa değişiklik teklifi ile
''parlamenter sistemin genetiğinin değiştirildiğini'' öne sürdü.
Cumhurbaşkanının yetkilerinin şikayet konusu yapıldığını anımsatan Bal,
bu yetkilere yenilerinin eklendiğini söyledi. Bal, ''Teklif, ucube bir
cumhurbaşkanlığı sistemine yol açıyor. AKP başkanlık sistemine giden yolun parke
taşlarını döşüyor. AKP'nin niyeti halis değil'' diye konuştu.
Bal'ın, önceki görüşmelerde dile getirdiği, 2007 seçimlerinde
cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden gerginlik yaratılarak ''hormonlu oy'' alındığı
sözlerini yinelemesi üzerine, tartışmalar yaşandı. Başkan Kuzu, ''Demek ki
demokrasinin gidişatına dokunmamak lazım. Dokunulduğu an bir yerden fırlama
yapıyor'' dedi. Kuzun'un sözleri gülüşmelere neden oldu.
Bal, yapılan değişikliğin yine böyle bir gerginlik amaçladığını ve seçime
dönük olduğunu savundu. Bal, ''Peygamber postu olan yargı, peygamber ocağı olan
ordu ile oynamayın'' diye konuştu.
''Uzlaşma aranmadığı'' eleştirisinde bulunan Bal, ''AKP'nin dayatması ile
karşı karşıyayız. Bu, hayırlı bir netice doğurmayacak. Geçmişteki yanlışları
konusunda kanı kanla yıkamaya çalışıyorsunuz. Onun vebali ağırdır. AKP bu vebalin
altında kalır'' diye konuştu.
Madde üzerinde söz alan CHP Mersin Milletvekili İsa Gök, ''12 Eylül
Anayasasının yürütmeyi kuvvetlendirdiğini'', teklifin ise yürütmeyi daha da
güçlendirdiğini belirterek, ''Almanya'da Weimar Anayasası yürütmeyi olağanüstü
güç veriyordu. Bizim geleceğimizin resmi orada. O nedenle Weimar Anayasası'na iyi
bakmak lazım'' dedi.
Gök, AK Parti'nin her çalışmasının basamak basamak işlendiğini ifade
ederek, teklifle, ''AKP'nin bir taşla 3 kuş vurduğunu'' ileri sürdü. Gök, ''İlk
kuş, Başbakan'ın bakanların yapılan usulsüzlükler konusunda yargılanmaktan
kurtarılmasıdır. Varsa yüreğiniz, Yargıtay Ceza Dairesine Yüce Divan yetkisi
verin. İkinci kuş devleti dönüştürmektir. Bu kapsamdaki en önemli düzenleme
Anayasa Mahkemesi ile ilgili olandır'' diye konuştu.
Türkiye'de konuşulması gereken makamın Cumhurbaşkanlığı makamı olduğunu,
''ancak konuşulacak ve etkili olacak kişinin Abdullah Gül değil, Recep Tayyip
Erdoğan'' olduğunu iddia eden Gök, ''Yapılan düzenlemeler öyle söylendiği gibi,
aceleye getirilmiş değil. Aksine, yüksek ceza ürünü bir yerden, planlı olarak,
kademe kademe ülkeye, 72 milyona zerk ediliyor. Kilit isim Recep Tayyip
Erdoğan'dır. Olay, diktatoryal zemine geçiştir'' görüşünü savundu.
Gök'ün, ''Türkiye, tek adam rejimine gidiyor,. Bunun Weimar Anayasasında
örneği var. Bu yetkileri tek bir kişi kullandı; O da Hitler'di'' sözlerine,
Komisyon Başkanı Burhan Kuzu tepki göstererek, ''Kötü benzetme oldu'' dedi.
Sözlerini kesmemesini isteyen Gök'ün, ''Sözümü kesersen başka konuşurum. Niye
müdahale ediyorsun? Yorumu bana aittir'' demesine Kuzu, ''Çok saygısızsın,
sabrımı taşırma'' karşılığını verdi.
Sözlerini sürdüren Gök, Türkiye'nin önündeki rejimin, ''faşist
diktatörlük'' olduğunu ileri sürerek, şöyle konuştu:
''Varolan mevzuatın değiştirilmesi, Cumhurbaşkanlığı makamının
kilitlenmesi, Anayasa Mahkemesinin yapısının belirlenmesi, yetkiler, yürütmenin
olağanüstü kuvvetlendirilmesi, Türkiye'yi buna götürüyor. Bu da Anayasa paketiyle
vurulacak olan üçüncü ve en büyük kuştur. Türkiye'nin, 72 milyonunun toplumsal
ilerlemesi, engellenmek isteniyor. Bu paketin, asla demokrasi, iyiye gitme, insan
hakları, Türkiye'nin geleceğini açmakla hiçbir alakası yoktur. Bu, Türkiye'nin
geleceğini karartma paketidir. Türkiye bir alamete bindiriliyor, sonu kıyamettir.
Bunu dünya yaşadı. Resmi geniş görün. Pazılın parçalarını yerine oturtun. Pazılın
tek parçasıyla oyalandırılıyoruz. Türkiye uyutuluyor.''
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart da madde üzerindeki konuşmasında,
demokratik sisteminin kendisini hukuk yoluyla koruması gerektiğini belirterek,
''Parti kapatmayla ilgili düzenlemenin özü, demokrasinin TBMM'de katledilme
girişimi başlatılmıştır. Hem de taammüden, hem de organize bir şekilde... Şimdi
görüştüğümüz 17. madde de bunun ikinci ayağıdır. Çünkü buna da ihtiyaç var''
dedi.
İktidarın Anayasa ve Anayasa Mahkemesinin temel işlevini
kabullenmediğini, bunu engel ve ayakbağı olarak gördüğünü savunan Kart, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın yüksek yargı mensuplarına yönelik olarak ''Bu kadar
siyasete meraklıysanız cübbelerinizi çıkarın bir siyasi partiden aday olun, hangi
siyasi partiden hangi siyasi anlayıştan aday olacağınız da bellidir'' dediğini
ifade etti.
Başbakan Erdoğan'ın, ''bir yüksek mahkeme başkanını adeta düelloya davet
ettiğini'' öne süren Kart, öte taraftan, ''Türkiye'nin temel sorunlarını
konuşalım'' diyen anamuhalefet partdisi genel başkanı ile görüşmemek için her
türlü bahaneyi ürettiğini iddia etti.
Kart, ''Bu aslında demokrasiyi işe geldiği gibi yorumlamaktır. Bu,
Göbbels mantığı, Makyavelli yöntemleridir'' dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, geçmişte Meclis
Başkanı iken, ''Bu Meclis, gerekirse Anayasa Mahkemesini de kapatır'' dediğini
ifade ederek, ''Öyle değil, bu Meclis, Anayasa Mahkemesini kaldıramaz. Anayasa
Mahkemesini kaldırdığı takdirde, erkler gasbı yapmış olur. Bu Meclis yetkisini,
gücünü çağdaş hukuk çerçevesinde kullanacak. Bunlar tipik Hitler Almanyası'nda
yaşanan süreçlerdir. O dönemdeki yöntemler çok daha basit ve kabaydı, şimdiki
yöntemler çok daha organize, kompleks ve ustalıkla sergileniyor. Aradaki fark
bu...'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın 2004 yılında kendi grubuna yönelik olarak,
''Gönderdiğimiz tasarıların virgülüne dokunmayacaksınız. Siz kimsiniz, ben sizin
yerinize de düşünüyorum'' dediğini iddia eden Kart'a, AK Parti Isparta
Milletvekili Haydar Kurt tepki gösterdi. AK Parti Kilis Milletvekili Hasan Kara
da Kurt'a, ''Yok böyle bir şey, cımbızlayarak alıyorlar'' dedi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de bir sistemde seçim olmasının
unun demokratik olduğu anlamına gelmediğini, faşist ve totaliter rejimlerde de
seçim olduğunu belirterek, 12 Eylül yönetiminin Anayasa için kişi ve kurumlardan
4 ay yanıt beklediğini söyledi. Öztürk, ''Tamam o zaman son söz Konsey
Başkanı'nındı. Ama şimdi de Başbakan'ın...'' dedi.
Öztürk, yapılacak referandumda yüzde 90 kabul oyu çıkmasının, ''yapılanın
doğru olduğu anlamına gelmeyeceğini'' savunarak, ''Sağduyulu akla ihtiyaç var.
Bugün, bunun eksikliğini duyuyoruz'' diye konuştu.
Komisyon üyesi olan ve olmayan çok sayıda milletvekilinin söz aldığı
madde üzerindeki görüşmeler sürüyor.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, kuvvet
komutanlarının Yüce Divan'da yargılanmasının yanlış olduğunu belirterek,
''Diyanet İşleri Başkanını da Yüce Divan'da yargılayın o zaman'' dedi.
TBMM Anayasa Komisyonunda, AK Parti'nin Anayasa değişikliği teklifinin
17. maddesi üzerindeki görüşmeler sürüyor.
AK Parti Kilis Milletvekili Hasan Kara, muhalefetin 8 yıldır ''gerilim,
gerilim, gerilim...'' ve ''bu gerilimden AK Parti yararlanıyor'' dediğini
belirtti.
CHP'nin, teklif konusunda tutarsız davrandığını ifade eden Kara, ''CHP,
en başta 'bu teklife karşıyız' dedi. Sonra CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, '3
maddeyi çıkarsınlar, kabul edelim' dedi. Bunun üzerine Sayın Başbakan, bu görüşe
olumlu yaklaşınca, bu sabah CHP; partimize görüşmek istediğini söyledi. Ben
eskiden, 'değişime direnen tek parti CHP diyordum' ama bu teklif gündemde
olduğundan beri, CHP öyle bir değişime uğradı ki beni şaşırttı'' diye konuştu.
Hasan Kara, Hakimevinde oturduğu CHP'ye yakın bazı hakimlerin, partisine
hakaret ettiğini ve küfre varan sözler söylediğini ileri sürerek, ''Alevi bir
hakim, bir gün bana, 'Ne olursunuz, şu HSYK'nın yapısını değiştirin' dedi''
iddiasında bulundu.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, 23. Dönem Meclisinin tarihi bir
fırsatı elleriyle ittiğini iddia ederek, ''Darbe Anayasasını değiştirmemiz
gerekirken, seçim yaklaşıyor diye küçük hesaplarla bu değişiklik yapılıyor''
dedi.
Bir çok konuda anlaşamayan AK Parti, CHP ve MHP'nin, yüzde 10 seçim
barajı, partilere Hazine yardımı ve lider sultasında uzlaştıklarını, ancak buna
rağmen ''uzlaşamadıklarını söylediklerini'' ileri süren Kaplan, teklifteki
''kuvvet komutanları Yüce Divan'da yargılanır'' düzenlemesini eleştirdi. Hasip
Kaplan, ''Kişiye özel düzenleme olmaz, bu yanlış. Diyanet İşleri Başkanı ya da
başka bir makamı da Yüce Divan'da yargılayın o zaman, onu niye
yargılamıyorsunuz?'' diye sordu.
MHP Mersin Milletvekili Behiç Çelik, iktidarın bazı uygulamalarını
eleştirerek, DSP'nin daha önce yüzde 22'den yüzde 1'e düşmesi gibi, iktidar
partisinin de tepetaklak olabileceğini düşünmesi gerektiğini söyledi.
Yargının, kendisi ile ilgili kararları kendisinin alması, yürütmenin de
bu kararları alırken yargıya yardımcı olması gerektiğini işaret eden Çelik,
Anayasa değişikliği konusunda iktidarın uzlaşmaya gitmesi gerektiğini savundu.
MHP'li Çelik, teklifin geri çekilmesi ve Anayasa değişikliğinin 24.
Döneme bırakılması gerektiğini ifade etti.
Eskişehir Bağımsız Milletvekili Tayfun İçli, teklifin Anayasa'nın 2.
maddesinde belirtilen hükümlere aykırı olduğunu savundu.
2007'deki türbana ilişkin Anayasa değişikliğinin de Anayasaya aykırı
olduğunu söylediğini kaydeden İçli, ''Yapılan düzenlemeler, yüksek yargı
organları dikkate alınarak yapılmalı'' dedi.
AK Parti Isparta Milletvekili Haydar Kurt'un İçli'ye tepki göstermesi
üzerine, iki milletvekili tartıştı.
Bunun üzerine Komisyon Başkanı Burhan Kuzu'nun, ''Sen dışarı çık, dolaş
gel'' dediği Kurt, ''Sorumluluğu olmayan bu arkadaşı dinlemenin anlamı yok''
diyerek salonu terketti.
İçli'nin tartışma sırasında, ''Bağımsız milletvekili olarak konuştuğunu
söylemesine Kuzu'nun, ''Ondan böyle rahat konuşuyorsun'' karşılığını vermesi
salonda bulunanları güldürdü.
İzmir Bağımsız Milletvekili Harun Öztürk ise teklifle, Anayasa
Mahkemesine üye seçiminin değiştirilecek olmasını eleştirdi.
''İktidarın sistem değişikliği yapmak istediğini'' iddia eden Öztürk,
''Değişikliklerin ardından dokunulmazlık resti çekilecektir. İktidar, şimdi kendi
yargısını yarattığına göre, dokunulmazlıkların kaldırılmasını isteyecektir. AK
Parti kendisini yasaya değil, Anayasayı kendisine uydurmak istemektedir.
İktidarın hedefe kilitlendiği anlaşılıyor'' diye konuştu.
AK Parti Konya Milletvekili Hüsnü Tuna da CHP'nin, kendilerini yapılan bu
değişiklikler konusunda eleştirdiğini belirterek, ''CHP'nin de bir gün yargıya
ihtiyacı olmayacağını kim garanti edebilir?'' diye sordu.
Yargı üzerinde çoğunluk değil, azınlık diktası olduğunu ifade eden Tuna,
''HSYK, 10 binin üzerinde hakim ve savcı ile ilgili kararları veriyor. HSYK'nın
seçilmiş 5 üyesinden 3'ü Yargıtay'dan, 2'si ise Danıştay'dan geliyor. Oralara
seçilen üyeleri kim seçiyor? HSYK. Yargıtay ve Danıştay'a seçilmek için kıstas
ne? HSYK'daki birilerine yakın olmak. Azınlık diktasının değişmesinden niye
rahatsız oluyorsunuz?'' dedi.
Hüsnü Tuna, yandaş yargı oluşturmakla suçlanabilecek en son partinin AK
Parti olduğunu belirterek, ''Yandaş yargı edinme ihtiyacımız yok. Ankara Yelken
Kulübünde, bir yargı üyesi ve siyasetçi biraraya geldi. Bunların kim olduğu
biliniyor. O siyasetçi daha sonra Deniz Baykal'ı ziyaret etti. O toplantıda ne
konuşulduğunu açıklamak lazım. Orada Anayasa Mahkemesini etkileme girişiminde
bulunuldu'' dedi.
Bunun üzerine, CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü, ''Dolmabahçe'de ne
konuşuldu, asıl onu açıklamak lazım'' diyerek Tuna'ya tepki gösterdi.
Teklifin görüşmeleri 17. madde üzerinde sürüyor.(12.18)
