2010-02-23 - 12:21
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'de son dönemlerde yaşanan sorunların, devletin bekasını etkileyecek, rejimin güvenliğini zedeleyecek boyutta olduğunu ileri sürerek, Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı'nın da aralarında bulunduğu diğer kurum yöneticilerinin katılımıyla ''Devlet Zirvesi'' düzenlenmesi gerektiğini söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'de son
dönemlerde yaşanan sorunların, devletin bekasını etkileyecek, rejimin güvenliğini
zedeleyecek boyutta olduğunu ileri sürerek, Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı,
Başbakan, Genelkurmay Başkanı'nın da aralarında bulunduğu diğer kurum
yöneticilerinin katılımıyla ''Devlet Zirvesi'' düzenlenmesi gerektiğini
söyledi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, Türkiye'nin, 7 yılı aşkın
süredir, tek başına iktidar gücünü israf eden, huzur, refah ve kalkınma bekleyen
milletin bekasına musallat olan bir yönetim çaresizliği ile yüz yüze olduğunu
ileri sürdü.
''AKP zihniyetinin serseri bir mayın gibi devlet ve toplum hayatımızda
yapmakta olduğu tahribat her geçen gün ağırlaşmaktadır'' diyen Bahçeli, Türk
milletinin her alanda çözümsüzlüğün içine itildiğini, AK Parti iktidarının maddi
ve manevi tahribatından etkilenmeyen, hasar görmeyen hiçbir kurum, değer ve
kimsenin kalmadığını öne sürdü.
''Ülkeyi puslu ve karanlık bir yola sokarak uçurumun kenarına kadar
sürükleyen zihniyet sahiplerinin, Türk milletinin üzerine bir kabus gibi
çöktüğünü'' ifade eden Bahçeli, bugün, Hükümetin, hiçbir sorun karşısında
direnecek, çözecek ne gücünün ne ahlakının ne anlayışının ne de niyetinin
kaldığını iddia etti.
Türkiye'nin bu yükü taşımaya artık tahammülünün kalmadığını, bıçağın
kemiğe çoktan dayandığını belirten Bahçeli, ''Bütün bu hastalıklı yapıdan
kurtulmak için tek çare seçime giderek, milletin hakemliğine başvurmaktır. Türk
milleti için hesaplaşma günü yaklaştı, Başbakan Erdoğan ne kadar direnirse
dirensin, Türkiye seçim iklimine girdi. Milli iradenin şamarı, ar ve haya
duygusunu, vicdan ve insafını kaybetmiş olanların yüzünde mutlaka patlayacaktır''
diye konuştu.
Bahçeli, yaşanan gerilimler ve şahit olunan hukuki gelişmelerle, devletin
ve toplumun ahenginin tamamen bozulduğunu, milleti ve devleti bir arada tutan
dengelerin temelden sarsıldığını ileri sürdü.
Adalet, emniyet, ordu, üniversite gibi temel kurumların birbirine
düşürüldüğünü, bu kurumların kendi iç bünyelerinde keskin ayrılıklar ve
tartışmalar yaşandığını ifade eden Bahçeli, ''Devam eden hukuki süreçler bile
kutuplaşmanın malzemesi haline getirilmiş, müesseseler arasındaki uyumsuzluk
meydan okumaya kadar dönüşmüştür. Türkiye tıpkı bir savaştan, çıkmış yorgun,
bezgin ve çıkış arayan bir yenilmiş devletin sancılarını, arayışlarını ve
bunalımını yaşamaktadır'' diye konuştu.
Kurumlar arasındaki yapısal sorunların bugünün meselesi olmadığına da
dikkati çeken Bahçeli, ''Ne var ki bugün karşımıza tam yıkım olarak çıkmış
olmasının nedeni, bu sorunları tedavi etmek yerine kangrene dönüştüren, dünde
kalmış kinlerini bugüne taşıyan intikamcı bir Hükümetin varlığından
kaynaklanmaktadır'' iddiasında bulundu.
Bahçeli, her seçim yaklaştıkça AK Parti'nin, sahte bir mağduriyet üzerine
inşa edilen gerilim stratejisi sahnelediğini, içi boş bir demokrasi savunmasıyla
sözde darbe karşıtlığına oynadığını ileri sürdü.
Karşılarına çıkarılanların, eski oyunların yeniden ısıtılmasından başka
bir şey olmadığını dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti:
''Bugün Cumhurbaşkanı ve Başbakan dışında birbiriyle uyumlu ve işbirliği
yapan makam ve organın kalmamış olması dikkat çekici ve kuşku uyandırıcıdır. Bu
gidişatın devamı mümkün değildir. Kim ne derse desin, yaşanan devlet krizidir.
Rejim krizini de davet etmektedir. MHP olarak, ülkemizin sorunlarına demokratik
nizam içinde müdahil olmayı, yaklaşan tehlikeler karşısında herkesi uyarmayı,
büyük Türk milletinin kendisinden beklediği milli bir sorumluluk ve görev olarak
görmektedir.''
Toplumun her kesimine, devletin her kurumuna açık çağrılarının
bulunduğunu dile getiren Bahçeli, yaşanan gerilim ve çatışmanın yanısıra çözümün
de taraflarından birinin kuşkusuz adalet kurumu olduğunu söyledi. Bahçeli,
''Herkes hukuka inanmalı tecelli edecek sonuçlara rıza göstermelidir. Eğer
birlikte yaşamak ve mülkü temeliyle birlikte korumak istiyorsak önümüzde başka
bir seçenek yoktur'' dedi.
Hukukun da tamamen kendi mecrasında ve tartışmaya meydan verilmeyecek
kurallarıyla işlemesi ve işletilmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, şöyle
dedi:
''İçten veya dıştan kaynaklanan ideolojik önyargılar, sinsi kaygı ve
hevesler, kişisel hırs ve hedefler, demokrasi dışı arayış ve niyetler, sürece
kesinlikle müdahil olmamalıdır. Bu konuda, adaletin bir gün herkese lazım olacağı
akıllardan çıkartılmamalıdır.
Gündemde olan yargı sürecinin hassasiyeti dikkate alınarak, iktidar,
muhalefet, adalet, ordu, üniversite, medya ve bütün sivil toplum kuruluşları
aralarındaki sonuçsuz tartışmaları, atışmaları ve kışkırtıcı beyanları gerilimin
ateşi düşünceye kadar ertelemelidir. MHP, önümüzdeki ilk genel seçime kadar
önerdiği bu sükunet, istikrar ve toparlanma sürecine katkı yapmaya, iyi niyetli
işbirliğine hazır ve kararlıdır.''
Yaşanan kargaşanın bir nedeninin de yoğun bir karalama ve karartma
kampanyasının medya üzerinden yapılması olduğunu ifade eden Bahçeli, yaşanan
sorun alanlarıyla ilgili olarak elinde bilgi, belge, doküman ve delil bulunan
herkesin, konuyu medyaya taşımadan doğrudan ilgili adli makamlara iletmesi
gerektiğini bildirdi.
''Sorun devletin bekasını etkileyecek, rejimin güvenliğin zedeleyecek
boyuttadır. Bu itibarla devleti teşekkül ettiren Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı,
Başbakan, yüksek yargı organlarının başkanları, Genelkurmay Başkanı ile gerek
görülecek diğer yöneticilerin katılımıyla 'Devlet Zirvesi' düzenlemelidir''diyen
Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bu toplantı sonucunda toplumun ihtiyacı olan huzur ve güvenin tesis
edileceğine dair sağlam güvenceleri içerecek bir mutabakatla 'irade beyanı' kamu
oyuna açıklanmalıdır. Bu konuda muhatap olan herkes tarih ve millet önünde vebal
altındadır ve sorumluluklarını yerine getirmekle yükümlüdür. Önerdiğimiz bütün
çözüm yolları ve yöntemleri, yalnızca aktüel gündem üzerinde kalmamalı,
yolsuzluklar, suistimaller, kayırmalar, ahlaki çözülmeler gibi alanlarında
tahkikatını kapsayacak şekilde topyekun bir uzlaşma zemini tesis edilmelidir.
Adaletin tecellisinde sonuç kadar önemli olan husus hukuki sürecin vicdanlarda da
onay görmesidir. Beklentimiz, suç ve suçlu ararken, masum insanların şeref ve
haysiyetlerini incitecek davranışlardan uzak durulması, uygulamaların hukuki
ancak insani çerçevede ve süratle ele alınmasıdır. Hukuk sürecinin hızlı ve
etkili olarak ve tam bir adaletle sonuçlaması beklentimizdir. Bu süre sonunda
adaletin eleğinden geçemeyerek suçları sabit görülenler mahkemenin vereceği hükme
boyun eğmek durumundadır. Ancak suçu bulunmadığı anlaşılanlar hakkında,
haftalarca aleyhte kampanya düzenleyenler ve olmadık iddialarda bulunanlar
kamuoyu önünde özür dilemekle sorumlu olacaklardır.''
TBMM'nin açık olduğunu ve yasama organının çalıştığını vurgulayan
Bahçeli, ''Adalet sistemi faaldir ve görevinin başındadır. Türk Silahlı
Kuvvetleri yine terörle mücadele ve savunma görevinin şuurundadır. Hükümet
yanlışlarına rağmen işbaşındadır. Bu yapının yaşadığı ağır sorunları aşmak,
yıkmadan onarmak, kırmadan tamir etmek iyi niyetli, sağduyulu çabaları
gerektirmektedir. Bu konuda en büyük görev siyasete düşmektedir'' diye konuştu.
Bahçeli, Milli Güvenlik Kurulu toplantısının ardından yapılan resmi
açıklamaya da değinen Bahçeli, ''Yapısı ve temsil şekli değişen bu kurulun
Hükümetin siyasi düşüncelerini meşrulaştırmaktan, Hükümet tasavvurlarını devlet
projesi haline getirmekten öte bir anlam taşımadığı ortaya çıkmıştır. İşin
tehlikeli olan yanı ise, kurul marifetiyle yapılan tavsiyelerde kurul üyelerinin
tamamının töhmet altına giriyor olmalarıdır'' iddiasını dile getirdi.
Bahçeli, yeni anayasa ve anayasa değişikliği konularına da değindi.
Değişen topluma cevap verecek anayasalara
ihtiyacın doğal olduğunu, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokratikleşmenin
tesisinde yeni bir toplum sözleşmesinin yapılmasında yararlar bulunduğunu
belirten Bahçeli, bu sözleşmeyi yaparken milletin ve devletin birliğinden,
bütünlüğünden ve yurdun her yanında yaşayan insanların bin yıllık kardeşliğinden
fedakarlık yapamayacaklarını söyledi.
''Bize göre, Cumhuriyet, demokrasi ve millet varlığının devamı,
birbiriyle çelişen ya da birbirinin alternatifi olan tercihler ve kıymetler
değildir, olmamalıdır'' diyen Bahçeli, bu değerlerin birini yükseltirken,
diğerini zayıflatmak anlayışına cevap vermelerinin söz konusu olamayacağını
belirtti.
Yeni bir anayasaya ya da anayasada değişikliklere ihtiyaç olduğunu
vurgulayan Bahçeli, anayasayı değiştirecek siyasi zeminin niteliği, değişimin
zamanlaması ve değiştirecek olanların liyakatine dikkati çekti.
Bugüne kadar millet yararına hiçbir adım atılmadığını, dokunulmazlıkların
kaldırılmasına yanaşılmadığını, Alevi sorunuyla ilgili çözüm önerilerine aldırış
edilmediğini, temiz toplum, temiz siyaset ve temiz yönetim tekliflerinin
reddedildiğini ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:
''Yaptığımız bütün tekliflere 'herkes işine baksın' diyerek kulağını
kapatmış bir siyaset anlayışının, anayasa değişiklik çağrılarına yetki
tazelemeden, seçime gitmeden destek olmamız mümkün değildir. Yeni bir anayasayı
hazırlamak, ancak yenilenmiş bir vicdan, aklanmış ahlak ve tertemiz siyasi
erdemin yapacağı ve sonuç alacağı bir girişim olmalıdır. Anayasa, sicili bozuk,
sabıkası kabarık, lekelenmiş zihniyetlerin değiştireceği bir metin değildir. Bu
tür bir kafa yapısının, bu tarz bir ahlak zafiyetinin imzalayacağı bir belge de
mutlaka karşılıksız çıkacaktır. Köhnemiş, çürümüş, tükenmiş ve teslim olmuş
zihniyetlerden tertemiz ve yeni bir toplum sözleşmesi beklemek abesle iştigaldir,
beyhude bir hevestir ve eşyanın tabiatına da aykırıdır.''
Anayasanın değişmesi için gerekli uzlaşma zemini ile bu değişimi
gerçekleştirecek olanların arasında uyum ve işbirliği arzusu bulunmadığını
kaydeden Bahçeli, Anayasa değişikliğinin ancak, siyasi istikrarın olduğu,
toplumun huzur içinde bulunarak sağlıklı yorumlar yapabildiği, devletin ve
organlarının ahenk içinde çalıştığı bir ortamda yapılabileceğini söyledi.
Bahçeli, anayasa değişikliği konusunda yegane çözüm yolunun; TBMM'de
oluşturulacak Anayasa Değişikliği Uzlaşma Komisyonu aracılığıyla mutabık
kalınacak maddeler üzerinde ''Demokratik Sözleşme'' yapılması, kararın 24. Döneme
bırakılması olduğunu savundu.
MHP'ye yönelik iftira ve suçlamalar yapıldığını belirten Bahçeli, ''Gönlü
millet sevgisi ile dolu, yüreği al bayrağımız için çarpan milyonlarca Türkiye
sevdalısına her gün hakaret eden bir zihniyetle işbirliği yapmamız asla söz
konusu olmayacaktır'' dedi.
Kurumlararası ve kurumlariçi çatışma ve çekişmelerin bir örneğinin geçen
hafta yaşandığını anlatan Bahçeli, devam eden hukuki süreçlere siyasilerce
müdahale edildiğini, bunun yanı sıra yargının kendi içinde gelişen bir olaya
müdahil olduğunu söyledi.
Gelişmeler netleştikten sonra partileri tarafından açıklama yapıldığını,
bu açıklamanın ardından AK Parti tarafından karşı açıklama yapıldığını hatırlatan
Bahçeli, bu açıklamada MHP'ye yönelik ''statükocu'' iddiasında bulunulduğunu
belirtti.
''Bizim ne bozulmuş bir sistemin devamından yana durmak gibi bir
niyetimiz vardır ne de sözde milletten yana görünmek için devletin temelini
dinamitlemek gibi bir alçalmanın tarafı olmak gibi bir hevesimiz bulunmaktadır''
diyen Bahçeli, şöyle devam etti:
''Statükocu olmak, şehide sahip çıkmaksa, gaziye hürmet etmekse,
'bayrağım, vatanım, yurdum, milletim, ecdadım' demekse, biz statükocu olmayı
sürdüreceğiz. Statükoyu değiştirmek, PKK ile kucaklaşmak, Peşmergeyle kaynaşmak,
teröriste af çıkarmak ise biz statükocu olmayı sürdüreceğiz. Statükocu olmak,
yurdumun her yöresini sahiplenmekse, köke, kökene, mezhebe bakmaksızın hepsini
'milletim' diyerek bağrımıza basmaksa, statükocu olmayı inadına sürdüreceğiz.
Statükoyu değiştirmek, milleti parçalara ayırmak ise Gavurdağı-Sivas
hattı dedikleri sınırın ötesini gözden çıkarmak ise Hakkari'yi İzmir'den, Ağrı'yı
Edirne'den, Van'ı Antalya'dan ayırmaksa, biz buna sonuna kadar karşı çıkacağız ve
statükoyu sürdüreceğiz. Statükoyu korumak, ülkemizi küresel zalimlerden
esirgemekse, alçakça dayatmalara direnmekse, Müslüman katilleriyle yapılan
eşbaşkanlıkları lanetlemekse, biz statükoyu sonuna kadar sürdüreceğiz. Statükoyu
değiştirmekten, statükoyu korumaktan AKP'nin anladığı buysa, siz küresel
senaryolara figüran olun, zulme taşeronluk yapın, statükoyu değiştirin. Biz,
Başkent Ankara'yı savunalım statükoyu koruyalım. Siz isyanları överek, bebek
katili ile pazarlık yaparak statükoyu değiştirin, biz ecdada sahip çıkarak,
milletimize sevdalanarak statükoyu koruyalım. Eğer statükocu olmamızdan kasıt
buysa, evet biz vatanın, milletin, devletin birliği konusunda ısrarla ve inadına
statükocuyuz. Statükocu kalmaya da devam edeceğiz.''
AK Parti hükümetinin, özellikle yabancı derecelendirme kuruluşlarının
raporlarına, uluslararası finans çevrelerinin çalışmalarına tutunarak ülke
gerçeklerinden kopuk bir tavır içine girdiğini ileri süren Bahçeli, not
artırımları sayesinde, iktidar partisinin ekonomiye bahar havasının geldiğini
ispat etmeye çalıştığını söyledi.
Uluslararası finans kuruluşlarının, ihtiyaç olan yabancı sermayenin
gelmesi ve dış yatırımların yapılabilmesi için önemli bir referans kaynağı
olduğunu belirten Bahçeli, ülkenin gerek ekonomisinde gerekse de sosyal ve
siyasal yapısında iyiye giden hiçbir şeyin olmadığını, ''arkası arkasına gelen
not artırımlarının, Türkiye'nin aleyhine işleyecek bir ilişkiler ağını ördüğü''
yönünde endişe duyduklarını bildirdi.
Çiftçi ve işçilerin sorunlarının gün geçtikçe büyüdüğünü, esnafın
kirasını ödeyemediğini, sanayicinin fabrikasına kilit vurmak üzere olduğunu öne
süren Bahçeli, ''Peki, durum böyleyken, neye bakarak ve hangi kriterlere
dayanarak ekonomideki performans artışından bahsedilebilmektedir?
Vatandaşlarımızın içler acısı sıkıntıları ortada dururken, Başbakan Erdoğan'ın
not artırımlarıyla övünmesi; tükenmiş ve dışarından gelen her açıklamaya boyun
eğmiş bir ruh halinin göstergesidir'' dedi.
İç ve dış borç stokundaki artışa dikkati çeken Bahçeli, ülkenin borç
yükünde bir azalma veya hafifleme olmadığı için kredi notunun yükseltilmesinin
gerçekçi ve inandırıcı olmadığını söyledi.
2001 krizinin hemen sonrasında yürürlüğe koydukları ''Güçlü Ekonomiye
Geçiş Programı'' nedeniyle bugün bankacılık sektöründe sorun yaşanmadığını
kaydeden Bahçeli, şöyle konuştu:
''Küreden yayılan finansal kriz dalgasında, Türk finansal sisteminin
ayakta kalmasının yegane nedeni, Hükümet ortağı olduğumuz dönemde aldığımız doğru
ve yerinde kararlardır. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının not
artırımlarına sevinen Başbakan Erdoğan ve yol arkadaşlarının başını soktukları
kumdan çıkartarak gerçeklerle yüzleşmesi, bundan sonraki süreçte ülkemizin
hayrına ve yararına olacaktır. Milletimizin büyük çoğunluğu, asgari ihtiyaçlarını
karşılamaktan son derece uzaktır. Başbakan Erdoğan'a göre bunlar normaldir ve
olağan şeylerdir. Nasıl olsa artan et fiyatlarından rahatsız olmasına gerek
yoktur. Ucuz ekmek kuyruğu gibi bir derdi, çocuklarına harçlık verme gibi bir
kaygısı bulunmamaktadır. Onun yerine bunları düşünecek ve gerekenleri yapacak
olan iş adamları vardır ve devlet ihaleleriyle gün be gün
palazlanmaktadırlar.''
Toplumsal huzursuzluk, gerginlik ve çatışma alanlarının her geçen gün
genişlediğini savunan Bahçeli, Türkiye'nin bugün içine düştüğü ''Kriz, Kargaşa,
Kaos, Korku, Kutuplaşma, Kavga, ve Karanlık''tan oluşan ''7-K''lı tahribat
zinciri karşısında, MHP'nin kurtuluş ve yükseliş arayanların ümidi haline
geldiğini savundu.
Kucaklaşmak için fırsat arayan bütün vatandaşları, köken, mezhep, yöre
gözetmeksizin üç hilalin etrafında buluşmaya davet eden Bahçeli, ''Kaybedilecek
zamanımız yoktur. Tereddütle geçirilecek vaktimiz yoktur. Birliğimizi tehlikede
görenler, dirliğimize tehdit görenler, saflarını sıklaştırmak, güçleri
birleştirmek zorundadır. Bizlere yol arkadaşlığı yapacak bütün vatanseverleri,
nerede doğmuş bulunursa bulunsun ve anasının dili ne olursa olsun, Milliyetçi
Hareketin bayrağı ve ilkeleri altında toplanmaya çağırıyorum'' diye konuştu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, çağrısı kapsamında ilk adımı kendisinin
atacağını belirterek, Aydınlık Türkiye Partisine bir ziyaret gerçekleştireceğini
söyledi.
''Baba ocağından ayrı düşmüş dava arkadaşlarımı partimde görmekten mutlu
olacağımı belirteceğim'' diyen Bahçeli, MHP'nin buluşma ve kucaklaşmanın merkezi
haline geleceğini savundu. (12:21)
dönemlerde yaşanan sorunların, devletin bekasını etkileyecek, rejimin güvenliğini
zedeleyecek boyutta olduğunu ileri sürerek, Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı,
Başbakan, Genelkurmay Başkanı'nın da aralarında bulunduğu diğer kurum
yöneticilerinin katılımıyla ''Devlet Zirvesi'' düzenlenmesi gerektiğini
söyledi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, Türkiye'nin, 7 yılı aşkın
süredir, tek başına iktidar gücünü israf eden, huzur, refah ve kalkınma bekleyen
milletin bekasına musallat olan bir yönetim çaresizliği ile yüz yüze olduğunu
ileri sürdü.
''AKP zihniyetinin serseri bir mayın gibi devlet ve toplum hayatımızda
yapmakta olduğu tahribat her geçen gün ağırlaşmaktadır'' diyen Bahçeli, Türk
milletinin her alanda çözümsüzlüğün içine itildiğini, AK Parti iktidarının maddi
ve manevi tahribatından etkilenmeyen, hasar görmeyen hiçbir kurum, değer ve
kimsenin kalmadığını öne sürdü.
''Ülkeyi puslu ve karanlık bir yola sokarak uçurumun kenarına kadar
sürükleyen zihniyet sahiplerinin, Türk milletinin üzerine bir kabus gibi
çöktüğünü'' ifade eden Bahçeli, bugün, Hükümetin, hiçbir sorun karşısında
direnecek, çözecek ne gücünün ne ahlakının ne anlayışının ne de niyetinin
kaldığını iddia etti.
Türkiye'nin bu yükü taşımaya artık tahammülünün kalmadığını, bıçağın
kemiğe çoktan dayandığını belirten Bahçeli, ''Bütün bu hastalıklı yapıdan
kurtulmak için tek çare seçime giderek, milletin hakemliğine başvurmaktır. Türk
milleti için hesaplaşma günü yaklaştı, Başbakan Erdoğan ne kadar direnirse
dirensin, Türkiye seçim iklimine girdi. Milli iradenin şamarı, ar ve haya
duygusunu, vicdan ve insafını kaybetmiş olanların yüzünde mutlaka patlayacaktır''
diye konuştu.
Bahçeli, yaşanan gerilimler ve şahit olunan hukuki gelişmelerle, devletin
ve toplumun ahenginin tamamen bozulduğunu, milleti ve devleti bir arada tutan
dengelerin temelden sarsıldığını ileri sürdü.
Adalet, emniyet, ordu, üniversite gibi temel kurumların birbirine
düşürüldüğünü, bu kurumların kendi iç bünyelerinde keskin ayrılıklar ve
tartışmalar yaşandığını ifade eden Bahçeli, ''Devam eden hukuki süreçler bile
kutuplaşmanın malzemesi haline getirilmiş, müesseseler arasındaki uyumsuzluk
meydan okumaya kadar dönüşmüştür. Türkiye tıpkı bir savaştan, çıkmış yorgun,
bezgin ve çıkış arayan bir yenilmiş devletin sancılarını, arayışlarını ve
bunalımını yaşamaktadır'' diye konuştu.
Kurumlar arasındaki yapısal sorunların bugünün meselesi olmadığına da
dikkati çeken Bahçeli, ''Ne var ki bugün karşımıza tam yıkım olarak çıkmış
olmasının nedeni, bu sorunları tedavi etmek yerine kangrene dönüştüren, dünde
kalmış kinlerini bugüne taşıyan intikamcı bir Hükümetin varlığından
kaynaklanmaktadır'' iddiasında bulundu.
Bahçeli, her seçim yaklaştıkça AK Parti'nin, sahte bir mağduriyet üzerine
inşa edilen gerilim stratejisi sahnelediğini, içi boş bir demokrasi savunmasıyla
sözde darbe karşıtlığına oynadığını ileri sürdü.
Karşılarına çıkarılanların, eski oyunların yeniden ısıtılmasından başka
bir şey olmadığını dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti:
''Bugün Cumhurbaşkanı ve Başbakan dışında birbiriyle uyumlu ve işbirliği
yapan makam ve organın kalmamış olması dikkat çekici ve kuşku uyandırıcıdır. Bu
gidişatın devamı mümkün değildir. Kim ne derse desin, yaşanan devlet krizidir.
Rejim krizini de davet etmektedir. MHP olarak, ülkemizin sorunlarına demokratik
nizam içinde müdahil olmayı, yaklaşan tehlikeler karşısında herkesi uyarmayı,
büyük Türk milletinin kendisinden beklediği milli bir sorumluluk ve görev olarak
görmektedir.''
Toplumun her kesimine, devletin her kurumuna açık çağrılarının
bulunduğunu dile getiren Bahçeli, yaşanan gerilim ve çatışmanın yanısıra çözümün
de taraflarından birinin kuşkusuz adalet kurumu olduğunu söyledi. Bahçeli,
''Herkes hukuka inanmalı tecelli edecek sonuçlara rıza göstermelidir. Eğer
birlikte yaşamak ve mülkü temeliyle birlikte korumak istiyorsak önümüzde başka
bir seçenek yoktur'' dedi.
Hukukun da tamamen kendi mecrasında ve tartışmaya meydan verilmeyecek
kurallarıyla işlemesi ve işletilmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, şöyle
dedi:
''İçten veya dıştan kaynaklanan ideolojik önyargılar, sinsi kaygı ve
hevesler, kişisel hırs ve hedefler, demokrasi dışı arayış ve niyetler, sürece
kesinlikle müdahil olmamalıdır. Bu konuda, adaletin bir gün herkese lazım olacağı
akıllardan çıkartılmamalıdır.
Gündemde olan yargı sürecinin hassasiyeti dikkate alınarak, iktidar,
muhalefet, adalet, ordu, üniversite, medya ve bütün sivil toplum kuruluşları
aralarındaki sonuçsuz tartışmaları, atışmaları ve kışkırtıcı beyanları gerilimin
ateşi düşünceye kadar ertelemelidir. MHP, önümüzdeki ilk genel seçime kadar
önerdiği bu sükunet, istikrar ve toparlanma sürecine katkı yapmaya, iyi niyetli
işbirliğine hazır ve kararlıdır.''
Yaşanan kargaşanın bir nedeninin de yoğun bir karalama ve karartma
kampanyasının medya üzerinden yapılması olduğunu ifade eden Bahçeli, yaşanan
sorun alanlarıyla ilgili olarak elinde bilgi, belge, doküman ve delil bulunan
herkesin, konuyu medyaya taşımadan doğrudan ilgili adli makamlara iletmesi
gerektiğini bildirdi.
''Sorun devletin bekasını etkileyecek, rejimin güvenliğin zedeleyecek
boyuttadır. Bu itibarla devleti teşekkül ettiren Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı,
Başbakan, yüksek yargı organlarının başkanları, Genelkurmay Başkanı ile gerek
görülecek diğer yöneticilerin katılımıyla 'Devlet Zirvesi' düzenlemelidir''diyen
Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bu toplantı sonucunda toplumun ihtiyacı olan huzur ve güvenin tesis
edileceğine dair sağlam güvenceleri içerecek bir mutabakatla 'irade beyanı' kamu
oyuna açıklanmalıdır. Bu konuda muhatap olan herkes tarih ve millet önünde vebal
altındadır ve sorumluluklarını yerine getirmekle yükümlüdür. Önerdiğimiz bütün
çözüm yolları ve yöntemleri, yalnızca aktüel gündem üzerinde kalmamalı,
yolsuzluklar, suistimaller, kayırmalar, ahlaki çözülmeler gibi alanlarında
tahkikatını kapsayacak şekilde topyekun bir uzlaşma zemini tesis edilmelidir.
Adaletin tecellisinde sonuç kadar önemli olan husus hukuki sürecin vicdanlarda da
onay görmesidir. Beklentimiz, suç ve suçlu ararken, masum insanların şeref ve
haysiyetlerini incitecek davranışlardan uzak durulması, uygulamaların hukuki
ancak insani çerçevede ve süratle ele alınmasıdır. Hukuk sürecinin hızlı ve
etkili olarak ve tam bir adaletle sonuçlaması beklentimizdir. Bu süre sonunda
adaletin eleğinden geçemeyerek suçları sabit görülenler mahkemenin vereceği hükme
boyun eğmek durumundadır. Ancak suçu bulunmadığı anlaşılanlar hakkında,
haftalarca aleyhte kampanya düzenleyenler ve olmadık iddialarda bulunanlar
kamuoyu önünde özür dilemekle sorumlu olacaklardır.''
TBMM'nin açık olduğunu ve yasama organının çalıştığını vurgulayan
Bahçeli, ''Adalet sistemi faaldir ve görevinin başındadır. Türk Silahlı
Kuvvetleri yine terörle mücadele ve savunma görevinin şuurundadır. Hükümet
yanlışlarına rağmen işbaşındadır. Bu yapının yaşadığı ağır sorunları aşmak,
yıkmadan onarmak, kırmadan tamir etmek iyi niyetli, sağduyulu çabaları
gerektirmektedir. Bu konuda en büyük görev siyasete düşmektedir'' diye konuştu.
Bahçeli, Milli Güvenlik Kurulu toplantısının ardından yapılan resmi
açıklamaya da değinen Bahçeli, ''Yapısı ve temsil şekli değişen bu kurulun
Hükümetin siyasi düşüncelerini meşrulaştırmaktan, Hükümet tasavvurlarını devlet
projesi haline getirmekten öte bir anlam taşımadığı ortaya çıkmıştır. İşin
tehlikeli olan yanı ise, kurul marifetiyle yapılan tavsiyelerde kurul üyelerinin
tamamının töhmet altına giriyor olmalarıdır'' iddiasını dile getirdi.
Bahçeli, yeni anayasa ve anayasa değişikliği konularına da değindi.
Değişen topluma cevap verecek anayasalara
ihtiyacın doğal olduğunu, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokratikleşmenin
tesisinde yeni bir toplum sözleşmesinin yapılmasında yararlar bulunduğunu
belirten Bahçeli, bu sözleşmeyi yaparken milletin ve devletin birliğinden,
bütünlüğünden ve yurdun her yanında yaşayan insanların bin yıllık kardeşliğinden
fedakarlık yapamayacaklarını söyledi.
''Bize göre, Cumhuriyet, demokrasi ve millet varlığının devamı,
birbiriyle çelişen ya da birbirinin alternatifi olan tercihler ve kıymetler
değildir, olmamalıdır'' diyen Bahçeli, bu değerlerin birini yükseltirken,
diğerini zayıflatmak anlayışına cevap vermelerinin söz konusu olamayacağını
belirtti.
Yeni bir anayasaya ya da anayasada değişikliklere ihtiyaç olduğunu
vurgulayan Bahçeli, anayasayı değiştirecek siyasi zeminin niteliği, değişimin
zamanlaması ve değiştirecek olanların liyakatine dikkati çekti.
Bugüne kadar millet yararına hiçbir adım atılmadığını, dokunulmazlıkların
kaldırılmasına yanaşılmadığını, Alevi sorunuyla ilgili çözüm önerilerine aldırış
edilmediğini, temiz toplum, temiz siyaset ve temiz yönetim tekliflerinin
reddedildiğini ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:
''Yaptığımız bütün tekliflere 'herkes işine baksın' diyerek kulağını
kapatmış bir siyaset anlayışının, anayasa değişiklik çağrılarına yetki
tazelemeden, seçime gitmeden destek olmamız mümkün değildir. Yeni bir anayasayı
hazırlamak, ancak yenilenmiş bir vicdan, aklanmış ahlak ve tertemiz siyasi
erdemin yapacağı ve sonuç alacağı bir girişim olmalıdır. Anayasa, sicili bozuk,
sabıkası kabarık, lekelenmiş zihniyetlerin değiştireceği bir metin değildir. Bu
tür bir kafa yapısının, bu tarz bir ahlak zafiyetinin imzalayacağı bir belge de
mutlaka karşılıksız çıkacaktır. Köhnemiş, çürümüş, tükenmiş ve teslim olmuş
zihniyetlerden tertemiz ve yeni bir toplum sözleşmesi beklemek abesle iştigaldir,
beyhude bir hevestir ve eşyanın tabiatına da aykırıdır.''
Anayasanın değişmesi için gerekli uzlaşma zemini ile bu değişimi
gerçekleştirecek olanların arasında uyum ve işbirliği arzusu bulunmadığını
kaydeden Bahçeli, Anayasa değişikliğinin ancak, siyasi istikrarın olduğu,
toplumun huzur içinde bulunarak sağlıklı yorumlar yapabildiği, devletin ve
organlarının ahenk içinde çalıştığı bir ortamda yapılabileceğini söyledi.
Bahçeli, anayasa değişikliği konusunda yegane çözüm yolunun; TBMM'de
oluşturulacak Anayasa Değişikliği Uzlaşma Komisyonu aracılığıyla mutabık
kalınacak maddeler üzerinde ''Demokratik Sözleşme'' yapılması, kararın 24. Döneme
bırakılması olduğunu savundu.
MHP'ye yönelik iftira ve suçlamalar yapıldığını belirten Bahçeli, ''Gönlü
millet sevgisi ile dolu, yüreği al bayrağımız için çarpan milyonlarca Türkiye
sevdalısına her gün hakaret eden bir zihniyetle işbirliği yapmamız asla söz
konusu olmayacaktır'' dedi.
Kurumlararası ve kurumlariçi çatışma ve çekişmelerin bir örneğinin geçen
hafta yaşandığını anlatan Bahçeli, devam eden hukuki süreçlere siyasilerce
müdahale edildiğini, bunun yanı sıra yargının kendi içinde gelişen bir olaya
müdahil olduğunu söyledi.
Gelişmeler netleştikten sonra partileri tarafından açıklama yapıldığını,
bu açıklamanın ardından AK Parti tarafından karşı açıklama yapıldığını hatırlatan
Bahçeli, bu açıklamada MHP'ye yönelik ''statükocu'' iddiasında bulunulduğunu
belirtti.
''Bizim ne bozulmuş bir sistemin devamından yana durmak gibi bir
niyetimiz vardır ne de sözde milletten yana görünmek için devletin temelini
dinamitlemek gibi bir alçalmanın tarafı olmak gibi bir hevesimiz bulunmaktadır''
diyen Bahçeli, şöyle devam etti:
''Statükocu olmak, şehide sahip çıkmaksa, gaziye hürmet etmekse,
'bayrağım, vatanım, yurdum, milletim, ecdadım' demekse, biz statükocu olmayı
sürdüreceğiz. Statükoyu değiştirmek, PKK ile kucaklaşmak, Peşmergeyle kaynaşmak,
teröriste af çıkarmak ise biz statükocu olmayı sürdüreceğiz. Statükocu olmak,
yurdumun her yöresini sahiplenmekse, köke, kökene, mezhebe bakmaksızın hepsini
'milletim' diyerek bağrımıza basmaksa, statükocu olmayı inadına sürdüreceğiz.
Statükoyu değiştirmek, milleti parçalara ayırmak ise Gavurdağı-Sivas
hattı dedikleri sınırın ötesini gözden çıkarmak ise Hakkari'yi İzmir'den, Ağrı'yı
Edirne'den, Van'ı Antalya'dan ayırmaksa, biz buna sonuna kadar karşı çıkacağız ve
statükoyu sürdüreceğiz. Statükoyu korumak, ülkemizi küresel zalimlerden
esirgemekse, alçakça dayatmalara direnmekse, Müslüman katilleriyle yapılan
eşbaşkanlıkları lanetlemekse, biz statükoyu sonuna kadar sürdüreceğiz. Statükoyu
değiştirmekten, statükoyu korumaktan AKP'nin anladığı buysa, siz küresel
senaryolara figüran olun, zulme taşeronluk yapın, statükoyu değiştirin. Biz,
Başkent Ankara'yı savunalım statükoyu koruyalım. Siz isyanları överek, bebek
katili ile pazarlık yaparak statükoyu değiştirin, biz ecdada sahip çıkarak,
milletimize sevdalanarak statükoyu koruyalım. Eğer statükocu olmamızdan kasıt
buysa, evet biz vatanın, milletin, devletin birliği konusunda ısrarla ve inadına
statükocuyuz. Statükocu kalmaya da devam edeceğiz.''
AK Parti hükümetinin, özellikle yabancı derecelendirme kuruluşlarının
raporlarına, uluslararası finans çevrelerinin çalışmalarına tutunarak ülke
gerçeklerinden kopuk bir tavır içine girdiğini ileri süren Bahçeli, not
artırımları sayesinde, iktidar partisinin ekonomiye bahar havasının geldiğini
ispat etmeye çalıştığını söyledi.
Uluslararası finans kuruluşlarının, ihtiyaç olan yabancı sermayenin
gelmesi ve dış yatırımların yapılabilmesi için önemli bir referans kaynağı
olduğunu belirten Bahçeli, ülkenin gerek ekonomisinde gerekse de sosyal ve
siyasal yapısında iyiye giden hiçbir şeyin olmadığını, ''arkası arkasına gelen
not artırımlarının, Türkiye'nin aleyhine işleyecek bir ilişkiler ağını ördüğü''
yönünde endişe duyduklarını bildirdi.
Çiftçi ve işçilerin sorunlarının gün geçtikçe büyüdüğünü, esnafın
kirasını ödeyemediğini, sanayicinin fabrikasına kilit vurmak üzere olduğunu öne
süren Bahçeli, ''Peki, durum böyleyken, neye bakarak ve hangi kriterlere
dayanarak ekonomideki performans artışından bahsedilebilmektedir?
Vatandaşlarımızın içler acısı sıkıntıları ortada dururken, Başbakan Erdoğan'ın
not artırımlarıyla övünmesi; tükenmiş ve dışarından gelen her açıklamaya boyun
eğmiş bir ruh halinin göstergesidir'' dedi.
İç ve dış borç stokundaki artışa dikkati çeken Bahçeli, ülkenin borç
yükünde bir azalma veya hafifleme olmadığı için kredi notunun yükseltilmesinin
gerçekçi ve inandırıcı olmadığını söyledi.
2001 krizinin hemen sonrasında yürürlüğe koydukları ''Güçlü Ekonomiye
Geçiş Programı'' nedeniyle bugün bankacılık sektöründe sorun yaşanmadığını
kaydeden Bahçeli, şöyle konuştu:
''Küreden yayılan finansal kriz dalgasında, Türk finansal sisteminin
ayakta kalmasının yegane nedeni, Hükümet ortağı olduğumuz dönemde aldığımız doğru
ve yerinde kararlardır. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının not
artırımlarına sevinen Başbakan Erdoğan ve yol arkadaşlarının başını soktukları
kumdan çıkartarak gerçeklerle yüzleşmesi, bundan sonraki süreçte ülkemizin
hayrına ve yararına olacaktır. Milletimizin büyük çoğunluğu, asgari ihtiyaçlarını
karşılamaktan son derece uzaktır. Başbakan Erdoğan'a göre bunlar normaldir ve
olağan şeylerdir. Nasıl olsa artan et fiyatlarından rahatsız olmasına gerek
yoktur. Ucuz ekmek kuyruğu gibi bir derdi, çocuklarına harçlık verme gibi bir
kaygısı bulunmamaktadır. Onun yerine bunları düşünecek ve gerekenleri yapacak
olan iş adamları vardır ve devlet ihaleleriyle gün be gün
palazlanmaktadırlar.''
Toplumsal huzursuzluk, gerginlik ve çatışma alanlarının her geçen gün
genişlediğini savunan Bahçeli, Türkiye'nin bugün içine düştüğü ''Kriz, Kargaşa,
Kaos, Korku, Kutuplaşma, Kavga, ve Karanlık''tan oluşan ''7-K''lı tahribat
zinciri karşısında, MHP'nin kurtuluş ve yükseliş arayanların ümidi haline
geldiğini savundu.
Kucaklaşmak için fırsat arayan bütün vatandaşları, köken, mezhep, yöre
gözetmeksizin üç hilalin etrafında buluşmaya davet eden Bahçeli, ''Kaybedilecek
zamanımız yoktur. Tereddütle geçirilecek vaktimiz yoktur. Birliğimizi tehlikede
görenler, dirliğimize tehdit görenler, saflarını sıklaştırmak, güçleri
birleştirmek zorundadır. Bizlere yol arkadaşlığı yapacak bütün vatanseverleri,
nerede doğmuş bulunursa bulunsun ve anasının dili ne olursa olsun, Milliyetçi
Hareketin bayrağı ve ilkeleri altında toplanmaya çağırıyorum'' diye konuştu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, çağrısı kapsamında ilk adımı kendisinin
atacağını belirterek, Aydınlık Türkiye Partisine bir ziyaret gerçekleştireceğini
söyledi.
''Baba ocağından ayrı düşmüş dava arkadaşlarımı partimde görmekten mutlu
olacağımı belirteceğim'' diyen Bahçeli, MHP'nin buluşma ve kucaklaşmanın merkezi
haline geleceğini savundu. (12:21)
