2012-06-30 - 12:54
TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplanan Genel Kurul'da, 3. Yargı Paketi'nin görüşmelerine başlandı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin:" Öcalan ile ilgili iddialar tamamen gerçek dışıdır. 10 yılı aşkın süreden beri İmralı Cezaevi'nde cezasını infaz etmekte olduğunu, bu kürsüden Türkiye'ye ilan ediyorum.''
TBMM Genel Kurulu'nda, 3. Yargı Paketi'nin görüşülmesine başlandı.
Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplanan Genel Kurul'da gündemdışı konuşmalardan sonra teklif ve tasarıların görüşülmesine geçildi.
Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması, Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı, ''temel kanun''olarak bölümler halinde görüşülüyor.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, tasarının görüşülmesine geçilmeden önce, ''terör örgütü elebaşının ev hapsi ya da misafirhanede olduğuna yönelik önemli iddialar olduğunu'' belirterek, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in bu iddialar hakkında bilgi vermesi gerektiğini söyledi.
Komisyon sırasında oturan Bakan Ergin, ''kürsüden açıklayacağım'' dedi.
Daha sonra tasarı üzerinde konuşmak üzere kürsüye gelen Bakan Ergin, ''İddialar tamamen gerçek dışıdır, 10 yılı aşkın süreden beri İmralı Cezaevi'nde cezasını infaz etmekte olduğunu bu kürsüden Türkiye'ye ilan ediyorum'' diye konuştu.
Öte yandan Ergin, Meclis kulisinde gazetecilerin konuyla ilgili sorularına karşılık, ''İnanmayan gitsin baksın'' karşılığını verdi.
CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, savcılığın, Çorum Belediye Başkanı Muzaffer Külcü ve bazı kişiler hakkında irtikap, rüşvet ve ihaleye fesat suçlarından dolayı dava açtığını belirterek, ''Bunlar buzdağının görünen yüzüdür'' dedi.
Genel Kurul'da, 3 milletvekili gündemdışı konuşma yaptı.
AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç, kırım kongo kanamalı ateşi hastalığıyla ilgili yaptığı gündemdışı konuşmada, bu hastalığın hayvanlardan keneler aracığıyla insanlara geçtiğini söyledi.
Her yıl 3 milyon çocuğa hastalıkla ilgili eğitim verildiğini belirten Kılıç, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın riskli bölgelerde analizler yaptırdığını anlattı. Sağlık Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın bu hastalık ile mücadele için bütçe ayırdığını ifade eden Kılıç, ''Hastaneler güçlendirildi, personel bilgilendirildi'' dedi.
Kılıç, kitaplarda, ''bu hastalığa yakalananların ölüm oranının yüzde 25 olarak belirtildiğini'', ancak Türkiye'de bu hastalığa yakalananlar içindeki ölüm oranının yüzde 5'ler seviyesinde olduğunu belirtti.
Çorum Belediyesi'ndeki yolsuzluk iddialarıyla ilgili olarak gündemdışı konuşan CHP Çorum Milletvekili Köse, Çorum Belediye Başkanı Muzaffer Külcü'nün, seçildiği ayı takip eden aydan sonra hakkındaki dedikoduların çıkmaya ve Çorum kamuoyunda sesli dillendirilmeye başlandığını iddia etti.
AK Parti'li belediye meclis üyelerinin bile bu iddialardan rahatsız olduğunu ifade eden Köse, ''Külcü'nün hazır beton şirketine ortak olduğu dedikodusu çıkmış ve daha sonra bunu kendisi de kabul etmiştir. Belediye Başkanı'nın ne kadar maaş aldığı ortadadır, hazır beton şirketine ortak olmanın maliyeti ne kadardır?'' dedi.
Köse, Çorum Belediyesi'nden ihale alan birisinin, kendisinden rüşvet istendiği iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ifade ederek, ''Savcılık, Muzaffer Külcü ve bazı kişiler hakkında irtikap, rüşvet ve ihaleye fesat suçlarından dolayı dava açtı. Bunlar buz dağının görünen yüzüdür. 2009'dan beri bugüne kadar yapılan ihale ve imar değişikliklerinin incelenmesi gerekiyor. Bunlar incelendiğinde çok önemli şeyler ortaya çıkacaktır. Muhalefet belediyelerine sabah baskınları yapan İçişleri Bakanlığı'nı göreve davet ediyorum. Çorum Belediye Başkanı'nı görevden almalıdır. Külcü'ye de sesleniyorum: Bu iddialardan aklanana, bu söylentilerden kurtulana kadar görevinden istifa etmek durumundasın'' diye konuştu.
MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz da Isparta-Burdur tren seferlerinin yeniden başlaması hakkında gündemdışı konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda kamuoyunda ''3. Yargı Paketi'' olarak adlandırılan Yargı Hizmetlerinin Etinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Hükümet adına konuşan Ergin, hukuk devletinde yargılanmaların makul sürede sonuçlandırılmasının önemine işaret etti.
Anayasa ve temel haklara ilişkin uluslararası belgelerle teminat altına alınan adil yargılanma hakkının ayrılmaz parçası olan makul sürede yargılama hakkının, günden güne büyüyen ağır iş yükünün baskısı altında olduğunu kaydeden Ergin, şöyle konuştu:
''Hukuk ve ceza yargılamalarında ülkemizde her yıl 6 milyon dosyanın mahkemelere geldiği, icra dairelerine 6,5 milyon civarında takip başlatıldığı gözönüne alındığında bu iş yükünün kapsam ve sınırları çok daha iyi anlaşılacaktır. Ağır iş yükü sadece ülkemiz için değil, dünya genelinde pek çok ülkenin yargı sistemi için güncel sorun haline gelmiştir. Makul sürede yargılanma, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle AİHM'e yapılan başvurularda ülkeleri bundan dolayı mahkum eden AİHM'in bizzat kendisi de ağır iş yükünün dolayı adil yargılanma hakkını kendisi ihlal etmeye başlamış, sorunu çözmek için 3 kurultay düzenlemiştir. Bu güncel sorunun çözümü, adalete erişimin güçlendirilmesi, yargı sistemlerinin etkin hale getirilmesi ve toplumların adalet beklentisine yanıt verilebilmesi adına hayati önem taşımaktadır.''
Ergin, 3. Yargı Paketi'nin bu sosyal ihtiyaç temelinde şekillendirdiğini belirterek, daha önce yasalaşan 1. ve 2. paketler sayesinde yüksek yargı organlarının kapasitesinin artırıldığını, pek çok önemli değişikliğin hayata geçirildiğini anlattı. Ergin, toplumdaki uyuşmazlıkları en kısa sürede, en az masrafla, en etkili ve tatminkar şekilde sonuçlandırmak için alternatif kurum ve işleyişlerin dünya genelinde ilgi gördüğünü, bu kapsamda kamu denetçiliği ve arabuluculuk düzenlemelerinin önemli olduğunu vurguladı.
3. Yargı Paketi'nin içeriğiyle ilgili bilgi veren Ergin, icra mevzuatı ve uygulamaları yönünden ''devrim niteliğinde'' değişikliklerin icra dairelerinin para ile temasını kesen hükümleri ile hacizli mal satışını elektronik ortama taşıyan düzenlemelerinde yer aldığın anlattı.
Ergin, heyet haline görülen davalarda zaman kaybını önlemek amacıyla bazı ara kararların mahkeme başkanı ve dosya hakimi tarafından verilebileceğini belirterek, vatandaş dilekçelerinin bürolar tarafından alınarak mahkemelerine havale edileceğini, böylece hakimlerin rutin evrak işlerinden kurtularak yargılama faaliyetlerine yoğunlaşabileceğini söyledi.
Yürütmenin durdurulması uygulamasında da bazı değişiklikler getirildiğini kaydeden Ergin, Danıştay'in ilk derece olarak baktığı dava sayasının azaltılması, daha hızlı yargılama yapılarak birikmiş dosyaların eritilmesi için Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 3 yıl boyunca sabit kurul halinde çalışması, bölge idare mahkemelerinin birden fazla heyet halinde çalışması, niteliği itibarıyla Danıştay incelemesine girmesi gerekmeyen davalar ile konusu belli miktarın altındaki davaların itirazen bölge idare mahkemelerinde karara bağlanmasının mümkün olabileceğini anlattı.
Tasarıyla ceza mevzuatı kapsamındaki bazı suçların kabahate dönüştürüldüğü, bir kısım kabahatler yönünden ceza verilmesinin adli mercilerden alınarak idari makamlara devredildiğini ifade eden Ergin, iş yükü açısından önemli yer tutan bazı davaların daha etkin ve hızlı sonuçlandırılması için yeni düzenlemeler getirildiğini söyledi.
Paketle, temel hak ve özgürlükleri daha güçlü teminatlara bağlayan düzenlemeler içerdiğini belirten Ergin, şöyle konuştu: ''Ceza Muhakemesi sürecinin en önemli ancak en kritik koruma tedbirlerinin başında gelen tutuklamaya ilişkin öngörülen düzenlemelerle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının daha güçlü teminata bağlanması amaçlanmaktadır. Üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarla ilgili tutuklama kararları verilemeyecek, tutuklama kararları ise artık artık somut olgularla gerekçelendirilecek. Böylece kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenlerinin varlığı; yasal karinelerin ötesinde tam bir vicdani kanaate bağlanacak, tutuklama kararlarında da bu tedbirin ölçülü olduğu somut olgularla gerekçeler açıkça yazılacak. Adli kontrol uygulamasının kapsamı genişletilerek gerçek anlamda tutuklama alternatifi haline getiriliyor.
Ülkemizde görülmekte olan yılda 3 milyon ceza davası içinde tutuklu yargılama oranı yüzde 1,15 düzeyindedir. Cezaevlerimizdeki güncel mevcudun yüzde 27,1'i tutuklulardan oluşuyor. Tutukluların yüzde 76'lık kısmının tutukluluk süresi 1 yıldan daha azdır. 3 yıl ve üzeri sürelerle tutuklu kalanların oranı yüzde 3,22'dir. Türkiye, cezaevlerindeki tutukluluk oranıyla Hollanda, İtalya, Danimarka, İsviçre, Belçika, Yunanistan gibi bir çok Avrupa ülkesinden daha iyi bir seviyede bulunmakta. Fransa, İsveç, Avusturya ve Slovenya bize yakındır ama bizden daha iyi olan Avrupa ülkeleri de vardır. Tasarıda tutuklama ve adli kontrol uygulamalarıyla öngörülen düzenlemelerin hayata geçirilmesiyle ülkemizin çok daha noktaya taşınacağından kuşku yok.''
Ergin, tasarıyla, basının özgürlük alanının genişletilmesi adına önemli bir düzenleme yapıldığını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile AİHM kararları doğrultusunda basın ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması amacıyla TMK'nın 6. maddesinde yapılacak değişiklikle henüz yayınlanmamış, suç içeriği belirsiz yayınlara sansür anlamı taşıyacak ileriye yönelik yayın durdurma tedbiri uygulamasına son verilmesinin hedeflendiğini söyledi.
"Adaletin gecikmesi, toplumsal sorun ve ihtilafların çözüm adresi olan yargıyı bizatihi sorun ve ihtilaf sebebi haline getirebilir'' diyen Ergin, hukuk ve yargılama güvenliğine halel getirmeden adli süreçleri hızlandırmak, vatandaşın hakkına gecikmeden ulaşmasını sağlamanın temel öncelikleri arasında yer aldığını kaydetti. Ergin, bu önceliğe uygun olarak atılan adımlar sayesinde yargılama hakkı ihlallerinin hızla gündemlerinden çıkacağını, bu yönde olumlu ve umut veren işaretleri bir süredir almaya başladıklarını bildirdi.
2011 Eylül ayından itibarin Yargıtay'da karara bağlanan dosya sayısı ilk kez gelen gelen dosya sayısından fazla olduğunu anlatan Ergin, bu tarihten önce ayda 40 bin karar çıkan Yargıtay'da bugün ayda 100 bin karar çıktığına işaret etti. 2012 yılının Ocak ayında Yargıtay'da inceleme bekleyen dosya sayısı 1 milyon 200 bin iken bu rakamın Haziran 2012 itibarıyla 880 bine gerilediğini belirten Ergin, Yargıtay'da iş yükünün hızla eridiği, yargıda açık makasın giderek kapandığına ve stokların erimesinin gözden kaçırılmamasını istedi.
Ergin, yargılama sürelerini makul sürelere geçirilmesine ilişkin mevzuat çalışmaları, Türkiye'yi 2 yıl gibi uluslararası standartlara yakın bir yargılama süresine taşıdığını, sürdürülen çalışmaların nihayetinde temyiz aşaması da dahil olmak üzere bu süreyi ortalama 12 aya indirmek ve buna 2 yılda ulaşmakta kararlı olduklarını belirterek, 3. Yargı Paketi'nin bu hedefe doğru yürüşün tamamlayıcı adımlarından biridir olduğunu vurguladı.
AİHM'in Türkiye aleyhine vermiş olduğu ihlal kararlarına dönük olarak Avrupa Konseyi ile ortaklaşa yürütülen 4.Paket hazırlıklarının önemli aşama kaydettiğini belirten Ergin, Türkiye'nin 1959 yılından beri almış olduğu 2404 ihlal kararının ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ve bundan sonra yeni ihlal kararlarının ortaya çıkmamasına yönelik tedbirler hazırlandığını, Meclis'in sonbahar çalışmasına yetiştirilmek üzere Bakanlar Kurulu'na sunulduğunu sözlerine ekledi.
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen ''3. Yargı Paketi'' olarak adlandırılan Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde gruplar söz aldı.
CHP Grubu adına konuşan Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması ile ilgili çalışma olduğunun söylendiğini belirterek, ''Böyle önemli bir konu Meclis'te tartışılmadan, AK Parti içerisinde bile tartışılmadan bugün önergeyle buraya getiriliyor. Ben bu düzenlemenin ne olduğunu bilmiyorum. Muhalefetin hukukçu milletvekilleri ile görüşülmesi gerekirdi'' dedi.
Bu tasarının içinde, adında belirtildiği gibi yargının hızlandırılmasına ilişkin hiç bir madde olmadığını iddia eden Öztürk, ''İçinde herşey var ama adalet yok'' dedi. Öztürk, tasarıyla yargının iş yükünün daha da artacağını, halkın sorunlarının çözülmeyeceğini ifade ederek, ''Tutuklu milletvekilleri ile ilgili soruna çözüm yaratıldığı söylenmiştir, ama üretilmemiştir'' diye konuştu.
Öztürk, iktidarın, tutuklamaları muhalefeti susturma yöntemi haline getirdiğini ileri sürerek, keyfi tutukluluğa son vermenin esas olması gerektiğini ancak pakette bunun yer almadığını söyledi.
Meclis'in tatile gireceğini ancak 8 milletvekilinin halan haksız bir şekilde tutuklu olduğunu savunan Öztürk, ''Milletvekili dokunulmazlığı vardır ancak bu yok sayılmaktadır'' dedi.
BDP Grubu adına söz alan Batman Milletvekili Ayla Akat, yeni bir Anayasa yapım sürecinde olunduğunu belirterek, ''Bu, toplumsal barışın tesisi açısından önemli bir fırsattır, ancak yapılmamaktadır'' dedi.
AK Parti'nin bütün konularda ''yapıyormuş gibi davrandığını ancak yapmadığını'' ileri süren Akat, ''Yargıyı da demokratikleştiriyormuş gibi yapmaktadır ama yapmamaktadır'' dedi.
Akat, son 7 yılda cezaevlerindeki doluluk oranının yüzde 150 oranında arttığını ifade ederek, düşünce ve ifade özgürlüğünü sınırlayan tüm düzenlemelerin kaldırılması gerektiğini belirtti.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal da grubu adına yaptığı konuşmada, tasarıya ilişkin eleştirilerini dile getirdi.
Tasarının bazı maddelerinde ''örtülü af'' getirecek hükümler olduğunu vurgulayan Bal, örgüt suçlarında indirim yapıldığını iddia etti.
Bal, ''Bazı düzenlemeler, terör örgütü mensuplarına örtülü kısmı bir af olarak yansımaktadır. Cezalarının ertelenmesi ya da yaptırımlara çevrilmesi yüce Meclis'in iradesine karşı hile yoluna başvurmak anlamına gelmektedir'' diye konuştu.
''Yargının hızlandırılması yok, bunu düşünen de yok; yargının siyasallaştırılması var'' diyen Bal, önce HSYK'nın ele geçirildiğini, ardından özel yetkili mahkemeler kurulduğunu ve Yargıtay ile Danıştay'ın yapılarının değiştirildiğini savundu.
Faruk Bal, yargının, korku imparatorluğunun silahı olarak kullanıldığını iddia ederek, ''ÖYM'lere; terörle mücadele suçları, uyuşturucu suçları, çıkar amaçlı suç örgütleriyle mücadele konularında ihtiyaç vardır, ancak bu şekilde değil. Bu mahkemeler ıslah edilmelidir'' dedi.
''Özel yetkili mahkeme hakimlerinin bireysel hatalarından, ellerindeki yetkileri acımasız olarak kullanmalarından ve tutuklamalardan Cumhurbaşkanı da Başbakan da Meclis Başkanı da Adalet Bakanı da şikayetçidir, bunlar dikkate alınmalıdır'' diyen Bal, bunlara karşın yargının kılını bile kıpırdatmadığını kaydetti.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, 10 yıl öncesinin Türkiye'sinin çok çabuk unutulduğunu söyledi.
Tartışılmasının bile mümkün olmadığı bir çok konuyu icraata geçirdiklerini, tabuları yıktıklarını ve kaldırdıklarını anlatan Aydın, ''Vesayetleri ortadan kaldırırken, muhalefet partileri yaptığımız bu açılım süreçlerine destek vermediler'' dedi.
Aydın, muhalefetin ''12 Eylül'ü yargılayamazsınız'' demelerine karşın yargıladıklarını, ''dün tutuklanamaz'' dediklerinin bugün tutuklandığını ifade ederek, ''Hepsi bugün yargı karşısında hesap veriyor. Kim suç işliyorsa kanun önünde hesap vermek zorundadır. Bu pakete itiraz edilmemesi lazım. İnsanların hak ve hürriyetlerini geliştiren, özgürlükleri sağlayan bir pakettir'' diye konuştu.
Tasarının getirdiği bazı düzenlemeleri anlatan Aydın, ''Tutuklama yerine alternatif tedbirleri getiriyoruz. Tutuklama cezalandırma olmamalı tedbir olmalıdır, en son başvurulması gereken unsur olmalıdır. 3 yıla kadar olan suçlarda adli kontrol uygulanabiliyordu, şimdi biz bu sınırı kaldırıyoruz. Bir kişinin tutuklanması için kuvvetli suç şüphesi olacak'' dedi.
Ahmet Aydın, ''ÖYM'ler çok tartışıldı. DGM'lerde askeri üye vardı, burada yok. AK Parti, nasıl DGM'leri kaldırdı, inşallah ÖYM'leri de AK Parti kaldıracaktır. ÖYM'ler ihtiyaçtan kaynaklanan mahkemelerdi ama artık demokrasi çıtası yükseldi ve bugün çok daha iyi konumdayız. Artık ÖYM'lerin kaldırılması lazım ancak mevcut görülen davaların da bundan zarar görmemesi lazım'' sözlerini sarfetti.
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, daha önce vatan haini ilan edilen bir yargıç olarak konuştuğunu ifade ederek, AK Parti'den sonra ''her şeyi tersinden okumayı öğrendiklerini'' söyledi.
Tarhan, ''Adalet açılımdan söz ederken ne demek istediğinizi biz çok iyi anlamıştık. Özgürlük derken tutsaklıktan söz ediyordunuz, ifade özgürlüğü derken polis dayağından söz ediyordunuz. Siz darbe ile hesaplaşma derken, darbe ruhunu güçlendirmekten bahsediyordunuz. Darbecilerden hesap soramayacaksınız, gerçek darbecileri mahkeme önüne bile getiremeyeceksiniz'' dedi.
Bunun üzerine tekrar kürsüye gelen Aydın, ''Vatan hainliği, vatan ve millet adına yapılan güzel düzenlemelere karşı çıkmaktır'' diye konuştu.
Tarhan da ''Zamanında itiraz eden yargıçlara vatan haini ve terörist denilmişti ve şu anda sizin terörist ve vatan haini dediğiniz bir yargıç kürsüde size hatip ediyor'' dediğini kaydederek, Aydın'ın sözlerini yanlış anladığını belirtti.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin,3. Yargı Paketi Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmelerde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
2009 yılının Mayıs ayında bakanlık görevine geldiğini anımsatan Ergin, ''O günden bu güne kadar bölücü başının İmralı'nın dışına çıktığına dair en ufak bir bilgi bizde yok. Bizim orada Ceza İnfaz Kurumu'nda müdürümüz var, infaz korumalarımız var. Dış güvenlik jandarmanın kontrolünde, özel güvenlik sahası ilan edilen bir bölge. Bendeki verilere dayanarak şunu ifade ettim; Öcalan şu anda İmralı Cezaevi'ndedir. İmralı'dan çıkıp başka yere gittiğinde dair en ufak bilgi yok. İmralı'da cezası kesintisiz olarak infaz edilmektedir. Bunun dışındaki bilgilere itibar edilmemelidir'' diye konuştu.
Ergin, Öcalan'ın ev hapsine alınmasına yönelik bir düşünce ya da çalışmalarının söz konusu olmadığını bildirdi.
Adliyelerin kapatılmasının ya da birleştirilmesinin çok sevimli tasarruflar olmadığını belirten Ergin, bu kararların bir çok verinin değerlendirilerek alındığını kaydetti.
146 adliyeyle ilgili birleştirme kararı verildiğini ve daha sonra bunun bir kısmından vazgeçildiğini anımsatan Ergin, bu uygulamanın, yargı hizmetlerinin daha verimli şartlarda yapılması maksadıyla gerçekleştirildiğini söyledi.
Adalet Bakanı Ergin, ''Hiçbir iktidar, kendini sıkıntıya sokacak böyle bir tasarrufun altına elini sokmaz'' dedi.
Kapatılma kararı alınan adliyelerin bulunduğu ilçelerinin belediye başkanlıklarının 70'nin AK Parti, 30'unun CHP, 21'nin MHP'den olduğuna işaret eden Ergin, birleştirme kararı kaldırılanlara bakıldığında ise en çok MHP'li belediyelerin bundan istifade ettiğini söyledi. Ergin, 17 AK Parti, 9 MHP ve 8 CHP'li belediyelerin bulunduğu ilçelerdeki adliyelerin kapatılma kararının kaldırıldığını açıkladı.
Ergin, ''Burada siyasi bir saik yoktur. Hizmetlerin daha verimli hale getirilmesi için yapılmış bir çalışma vardır. Bu çalışma, Türkiye'de ilk kez yapılan bir çalışma değildir'' diye konuştu.
***HABERİN TAMAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplanan Genel Kurul'da gündemdışı konuşmalardan sonra teklif ve tasarıların görüşülmesine geçildi.
Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması, Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı, ''temel kanun''olarak bölümler halinde görüşülüyor.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, tasarının görüşülmesine geçilmeden önce, ''terör örgütü elebaşının ev hapsi ya da misafirhanede olduğuna yönelik önemli iddialar olduğunu'' belirterek, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in bu iddialar hakkında bilgi vermesi gerektiğini söyledi.
Komisyon sırasında oturan Bakan Ergin, ''kürsüden açıklayacağım'' dedi.
Daha sonra tasarı üzerinde konuşmak üzere kürsüye gelen Bakan Ergin, ''İddialar tamamen gerçek dışıdır, 10 yılı aşkın süreden beri İmralı Cezaevi'nde cezasını infaz etmekte olduğunu bu kürsüden Türkiye'ye ilan ediyorum'' diye konuştu.
Öte yandan Ergin, Meclis kulisinde gazetecilerin konuyla ilgili sorularına karşılık, ''İnanmayan gitsin baksın'' karşılığını verdi.
CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, savcılığın, Çorum Belediye Başkanı Muzaffer Külcü ve bazı kişiler hakkında irtikap, rüşvet ve ihaleye fesat suçlarından dolayı dava açtığını belirterek, ''Bunlar buzdağının görünen yüzüdür'' dedi.
Genel Kurul'da, 3 milletvekili gündemdışı konuşma yaptı.
AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç, kırım kongo kanamalı ateşi hastalığıyla ilgili yaptığı gündemdışı konuşmada, bu hastalığın hayvanlardan keneler aracığıyla insanlara geçtiğini söyledi.
Her yıl 3 milyon çocuğa hastalıkla ilgili eğitim verildiğini belirten Kılıç, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın riskli bölgelerde analizler yaptırdığını anlattı. Sağlık Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın bu hastalık ile mücadele için bütçe ayırdığını ifade eden Kılıç, ''Hastaneler güçlendirildi, personel bilgilendirildi'' dedi.
Kılıç, kitaplarda, ''bu hastalığa yakalananların ölüm oranının yüzde 25 olarak belirtildiğini'', ancak Türkiye'de bu hastalığa yakalananlar içindeki ölüm oranının yüzde 5'ler seviyesinde olduğunu belirtti.
Çorum Belediyesi'ndeki yolsuzluk iddialarıyla ilgili olarak gündemdışı konuşan CHP Çorum Milletvekili Köse, Çorum Belediye Başkanı Muzaffer Külcü'nün, seçildiği ayı takip eden aydan sonra hakkındaki dedikoduların çıkmaya ve Çorum kamuoyunda sesli dillendirilmeye başlandığını iddia etti.
AK Parti'li belediye meclis üyelerinin bile bu iddialardan rahatsız olduğunu ifade eden Köse, ''Külcü'nün hazır beton şirketine ortak olduğu dedikodusu çıkmış ve daha sonra bunu kendisi de kabul etmiştir. Belediye Başkanı'nın ne kadar maaş aldığı ortadadır, hazır beton şirketine ortak olmanın maliyeti ne kadardır?'' dedi.
Köse, Çorum Belediyesi'nden ihale alan birisinin, kendisinden rüşvet istendiği iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ifade ederek, ''Savcılık, Muzaffer Külcü ve bazı kişiler hakkında irtikap, rüşvet ve ihaleye fesat suçlarından dolayı dava açtı. Bunlar buz dağının görünen yüzüdür. 2009'dan beri bugüne kadar yapılan ihale ve imar değişikliklerinin incelenmesi gerekiyor. Bunlar incelendiğinde çok önemli şeyler ortaya çıkacaktır. Muhalefet belediyelerine sabah baskınları yapan İçişleri Bakanlığı'nı göreve davet ediyorum. Çorum Belediye Başkanı'nı görevden almalıdır. Külcü'ye de sesleniyorum: Bu iddialardan aklanana, bu söylentilerden kurtulana kadar görevinden istifa etmek durumundasın'' diye konuştu.
MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz da Isparta-Burdur tren seferlerinin yeniden başlaması hakkında gündemdışı konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda kamuoyunda ''3. Yargı Paketi'' olarak adlandırılan Yargı Hizmetlerinin Etinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Hükümet adına konuşan Ergin, hukuk devletinde yargılanmaların makul sürede sonuçlandırılmasının önemine işaret etti.
Anayasa ve temel haklara ilişkin uluslararası belgelerle teminat altına alınan adil yargılanma hakkının ayrılmaz parçası olan makul sürede yargılama hakkının, günden güne büyüyen ağır iş yükünün baskısı altında olduğunu kaydeden Ergin, şöyle konuştu:
''Hukuk ve ceza yargılamalarında ülkemizde her yıl 6 milyon dosyanın mahkemelere geldiği, icra dairelerine 6,5 milyon civarında takip başlatıldığı gözönüne alındığında bu iş yükünün kapsam ve sınırları çok daha iyi anlaşılacaktır. Ağır iş yükü sadece ülkemiz için değil, dünya genelinde pek çok ülkenin yargı sistemi için güncel sorun haline gelmiştir. Makul sürede yargılanma, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle AİHM'e yapılan başvurularda ülkeleri bundan dolayı mahkum eden AİHM'in bizzat kendisi de ağır iş yükünün dolayı adil yargılanma hakkını kendisi ihlal etmeye başlamış, sorunu çözmek için 3 kurultay düzenlemiştir. Bu güncel sorunun çözümü, adalete erişimin güçlendirilmesi, yargı sistemlerinin etkin hale getirilmesi ve toplumların adalet beklentisine yanıt verilebilmesi adına hayati önem taşımaktadır.''
Ergin, 3. Yargı Paketi'nin bu sosyal ihtiyaç temelinde şekillendirdiğini belirterek, daha önce yasalaşan 1. ve 2. paketler sayesinde yüksek yargı organlarının kapasitesinin artırıldığını, pek çok önemli değişikliğin hayata geçirildiğini anlattı. Ergin, toplumdaki uyuşmazlıkları en kısa sürede, en az masrafla, en etkili ve tatminkar şekilde sonuçlandırmak için alternatif kurum ve işleyişlerin dünya genelinde ilgi gördüğünü, bu kapsamda kamu denetçiliği ve arabuluculuk düzenlemelerinin önemli olduğunu vurguladı.
3. Yargı Paketi'nin içeriğiyle ilgili bilgi veren Ergin, icra mevzuatı ve uygulamaları yönünden ''devrim niteliğinde'' değişikliklerin icra dairelerinin para ile temasını kesen hükümleri ile hacizli mal satışını elektronik ortama taşıyan düzenlemelerinde yer aldığın anlattı.
Ergin, heyet haline görülen davalarda zaman kaybını önlemek amacıyla bazı ara kararların mahkeme başkanı ve dosya hakimi tarafından verilebileceğini belirterek, vatandaş dilekçelerinin bürolar tarafından alınarak mahkemelerine havale edileceğini, böylece hakimlerin rutin evrak işlerinden kurtularak yargılama faaliyetlerine yoğunlaşabileceğini söyledi.
Yürütmenin durdurulması uygulamasında da bazı değişiklikler getirildiğini kaydeden Ergin, Danıştay'in ilk derece olarak baktığı dava sayasının azaltılması, daha hızlı yargılama yapılarak birikmiş dosyaların eritilmesi için Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 3 yıl boyunca sabit kurul halinde çalışması, bölge idare mahkemelerinin birden fazla heyet halinde çalışması, niteliği itibarıyla Danıştay incelemesine girmesi gerekmeyen davalar ile konusu belli miktarın altındaki davaların itirazen bölge idare mahkemelerinde karara bağlanmasının mümkün olabileceğini anlattı.
Tasarıyla ceza mevzuatı kapsamındaki bazı suçların kabahate dönüştürüldüğü, bir kısım kabahatler yönünden ceza verilmesinin adli mercilerden alınarak idari makamlara devredildiğini ifade eden Ergin, iş yükü açısından önemli yer tutan bazı davaların daha etkin ve hızlı sonuçlandırılması için yeni düzenlemeler getirildiğini söyledi.
Paketle, temel hak ve özgürlükleri daha güçlü teminatlara bağlayan düzenlemeler içerdiğini belirten Ergin, şöyle konuştu: ''Ceza Muhakemesi sürecinin en önemli ancak en kritik koruma tedbirlerinin başında gelen tutuklamaya ilişkin öngörülen düzenlemelerle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının daha güçlü teminata bağlanması amaçlanmaktadır. Üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarla ilgili tutuklama kararları verilemeyecek, tutuklama kararları ise artık artık somut olgularla gerekçelendirilecek. Böylece kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenlerinin varlığı; yasal karinelerin ötesinde tam bir vicdani kanaate bağlanacak, tutuklama kararlarında da bu tedbirin ölçülü olduğu somut olgularla gerekçeler açıkça yazılacak. Adli kontrol uygulamasının kapsamı genişletilerek gerçek anlamda tutuklama alternatifi haline getiriliyor.
Ülkemizde görülmekte olan yılda 3 milyon ceza davası içinde tutuklu yargılama oranı yüzde 1,15 düzeyindedir. Cezaevlerimizdeki güncel mevcudun yüzde 27,1'i tutuklulardan oluşuyor. Tutukluların yüzde 76'lık kısmının tutukluluk süresi 1 yıldan daha azdır. 3 yıl ve üzeri sürelerle tutuklu kalanların oranı yüzde 3,22'dir. Türkiye, cezaevlerindeki tutukluluk oranıyla Hollanda, İtalya, Danimarka, İsviçre, Belçika, Yunanistan gibi bir çok Avrupa ülkesinden daha iyi bir seviyede bulunmakta. Fransa, İsveç, Avusturya ve Slovenya bize yakındır ama bizden daha iyi olan Avrupa ülkeleri de vardır. Tasarıda tutuklama ve adli kontrol uygulamalarıyla öngörülen düzenlemelerin hayata geçirilmesiyle ülkemizin çok daha noktaya taşınacağından kuşku yok.''
Ergin, tasarıyla, basının özgürlük alanının genişletilmesi adına önemli bir düzenleme yapıldığını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile AİHM kararları doğrultusunda basın ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması amacıyla TMK'nın 6. maddesinde yapılacak değişiklikle henüz yayınlanmamış, suç içeriği belirsiz yayınlara sansür anlamı taşıyacak ileriye yönelik yayın durdurma tedbiri uygulamasına son verilmesinin hedeflendiğini söyledi.
"Adaletin gecikmesi, toplumsal sorun ve ihtilafların çözüm adresi olan yargıyı bizatihi sorun ve ihtilaf sebebi haline getirebilir'' diyen Ergin, hukuk ve yargılama güvenliğine halel getirmeden adli süreçleri hızlandırmak, vatandaşın hakkına gecikmeden ulaşmasını sağlamanın temel öncelikleri arasında yer aldığını kaydetti. Ergin, bu önceliğe uygun olarak atılan adımlar sayesinde yargılama hakkı ihlallerinin hızla gündemlerinden çıkacağını, bu yönde olumlu ve umut veren işaretleri bir süredir almaya başladıklarını bildirdi.
2011 Eylül ayından itibarin Yargıtay'da karara bağlanan dosya sayısı ilk kez gelen gelen dosya sayısından fazla olduğunu anlatan Ergin, bu tarihten önce ayda 40 bin karar çıkan Yargıtay'da bugün ayda 100 bin karar çıktığına işaret etti. 2012 yılının Ocak ayında Yargıtay'da inceleme bekleyen dosya sayısı 1 milyon 200 bin iken bu rakamın Haziran 2012 itibarıyla 880 bine gerilediğini belirten Ergin, Yargıtay'da iş yükünün hızla eridiği, yargıda açık makasın giderek kapandığına ve stokların erimesinin gözden kaçırılmamasını istedi.
Ergin, yargılama sürelerini makul sürelere geçirilmesine ilişkin mevzuat çalışmaları, Türkiye'yi 2 yıl gibi uluslararası standartlara yakın bir yargılama süresine taşıdığını, sürdürülen çalışmaların nihayetinde temyiz aşaması da dahil olmak üzere bu süreyi ortalama 12 aya indirmek ve buna 2 yılda ulaşmakta kararlı olduklarını belirterek, 3. Yargı Paketi'nin bu hedefe doğru yürüşün tamamlayıcı adımlarından biridir olduğunu vurguladı.
AİHM'in Türkiye aleyhine vermiş olduğu ihlal kararlarına dönük olarak Avrupa Konseyi ile ortaklaşa yürütülen 4.Paket hazırlıklarının önemli aşama kaydettiğini belirten Ergin, Türkiye'nin 1959 yılından beri almış olduğu 2404 ihlal kararının ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ve bundan sonra yeni ihlal kararlarının ortaya çıkmamasına yönelik tedbirler hazırlandığını, Meclis'in sonbahar çalışmasına yetiştirilmek üzere Bakanlar Kurulu'na sunulduğunu sözlerine ekledi.
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen ''3. Yargı Paketi'' olarak adlandırılan Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde gruplar söz aldı.
CHP Grubu adına konuşan Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması ile ilgili çalışma olduğunun söylendiğini belirterek, ''Böyle önemli bir konu Meclis'te tartışılmadan, AK Parti içerisinde bile tartışılmadan bugün önergeyle buraya getiriliyor. Ben bu düzenlemenin ne olduğunu bilmiyorum. Muhalefetin hukukçu milletvekilleri ile görüşülmesi gerekirdi'' dedi.
Bu tasarının içinde, adında belirtildiği gibi yargının hızlandırılmasına ilişkin hiç bir madde olmadığını iddia eden Öztürk, ''İçinde herşey var ama adalet yok'' dedi. Öztürk, tasarıyla yargının iş yükünün daha da artacağını, halkın sorunlarının çözülmeyeceğini ifade ederek, ''Tutuklu milletvekilleri ile ilgili soruna çözüm yaratıldığı söylenmiştir, ama üretilmemiştir'' diye konuştu.
Öztürk, iktidarın, tutuklamaları muhalefeti susturma yöntemi haline getirdiğini ileri sürerek, keyfi tutukluluğa son vermenin esas olması gerektiğini ancak pakette bunun yer almadığını söyledi.
Meclis'in tatile gireceğini ancak 8 milletvekilinin halan haksız bir şekilde tutuklu olduğunu savunan Öztürk, ''Milletvekili dokunulmazlığı vardır ancak bu yok sayılmaktadır'' dedi.
BDP Grubu adına söz alan Batman Milletvekili Ayla Akat, yeni bir Anayasa yapım sürecinde olunduğunu belirterek, ''Bu, toplumsal barışın tesisi açısından önemli bir fırsattır, ancak yapılmamaktadır'' dedi.
AK Parti'nin bütün konularda ''yapıyormuş gibi davrandığını ancak yapmadığını'' ileri süren Akat, ''Yargıyı da demokratikleştiriyormuş gibi yapmaktadır ama yapmamaktadır'' dedi.
Akat, son 7 yılda cezaevlerindeki doluluk oranının yüzde 150 oranında arttığını ifade ederek, düşünce ve ifade özgürlüğünü sınırlayan tüm düzenlemelerin kaldırılması gerektiğini belirtti.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal da grubu adına yaptığı konuşmada, tasarıya ilişkin eleştirilerini dile getirdi.
Tasarının bazı maddelerinde ''örtülü af'' getirecek hükümler olduğunu vurgulayan Bal, örgüt suçlarında indirim yapıldığını iddia etti.
Bal, ''Bazı düzenlemeler, terör örgütü mensuplarına örtülü kısmı bir af olarak yansımaktadır. Cezalarının ertelenmesi ya da yaptırımlara çevrilmesi yüce Meclis'in iradesine karşı hile yoluna başvurmak anlamına gelmektedir'' diye konuştu.
''Yargının hızlandırılması yok, bunu düşünen de yok; yargının siyasallaştırılması var'' diyen Bal, önce HSYK'nın ele geçirildiğini, ardından özel yetkili mahkemeler kurulduğunu ve Yargıtay ile Danıştay'ın yapılarının değiştirildiğini savundu.
Faruk Bal, yargının, korku imparatorluğunun silahı olarak kullanıldığını iddia ederek, ''ÖYM'lere; terörle mücadele suçları, uyuşturucu suçları, çıkar amaçlı suç örgütleriyle mücadele konularında ihtiyaç vardır, ancak bu şekilde değil. Bu mahkemeler ıslah edilmelidir'' dedi.
''Özel yetkili mahkeme hakimlerinin bireysel hatalarından, ellerindeki yetkileri acımasız olarak kullanmalarından ve tutuklamalardan Cumhurbaşkanı da Başbakan da Meclis Başkanı da Adalet Bakanı da şikayetçidir, bunlar dikkate alınmalıdır'' diyen Bal, bunlara karşın yargının kılını bile kıpırdatmadığını kaydetti.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, 10 yıl öncesinin Türkiye'sinin çok çabuk unutulduğunu söyledi.
Tartışılmasının bile mümkün olmadığı bir çok konuyu icraata geçirdiklerini, tabuları yıktıklarını ve kaldırdıklarını anlatan Aydın, ''Vesayetleri ortadan kaldırırken, muhalefet partileri yaptığımız bu açılım süreçlerine destek vermediler'' dedi.
Aydın, muhalefetin ''12 Eylül'ü yargılayamazsınız'' demelerine karşın yargıladıklarını, ''dün tutuklanamaz'' dediklerinin bugün tutuklandığını ifade ederek, ''Hepsi bugün yargı karşısında hesap veriyor. Kim suç işliyorsa kanun önünde hesap vermek zorundadır. Bu pakete itiraz edilmemesi lazım. İnsanların hak ve hürriyetlerini geliştiren, özgürlükleri sağlayan bir pakettir'' diye konuştu.
Tasarının getirdiği bazı düzenlemeleri anlatan Aydın, ''Tutuklama yerine alternatif tedbirleri getiriyoruz. Tutuklama cezalandırma olmamalı tedbir olmalıdır, en son başvurulması gereken unsur olmalıdır. 3 yıla kadar olan suçlarda adli kontrol uygulanabiliyordu, şimdi biz bu sınırı kaldırıyoruz. Bir kişinin tutuklanması için kuvvetli suç şüphesi olacak'' dedi.
Ahmet Aydın, ''ÖYM'ler çok tartışıldı. DGM'lerde askeri üye vardı, burada yok. AK Parti, nasıl DGM'leri kaldırdı, inşallah ÖYM'leri de AK Parti kaldıracaktır. ÖYM'ler ihtiyaçtan kaynaklanan mahkemelerdi ama artık demokrasi çıtası yükseldi ve bugün çok daha iyi konumdayız. Artık ÖYM'lerin kaldırılması lazım ancak mevcut görülen davaların da bundan zarar görmemesi lazım'' sözlerini sarfetti.
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, daha önce vatan haini ilan edilen bir yargıç olarak konuştuğunu ifade ederek, AK Parti'den sonra ''her şeyi tersinden okumayı öğrendiklerini'' söyledi.
Tarhan, ''Adalet açılımdan söz ederken ne demek istediğinizi biz çok iyi anlamıştık. Özgürlük derken tutsaklıktan söz ediyordunuz, ifade özgürlüğü derken polis dayağından söz ediyordunuz. Siz darbe ile hesaplaşma derken, darbe ruhunu güçlendirmekten bahsediyordunuz. Darbecilerden hesap soramayacaksınız, gerçek darbecileri mahkeme önüne bile getiremeyeceksiniz'' dedi.
Bunun üzerine tekrar kürsüye gelen Aydın, ''Vatan hainliği, vatan ve millet adına yapılan güzel düzenlemelere karşı çıkmaktır'' diye konuştu.
Tarhan da ''Zamanında itiraz eden yargıçlara vatan haini ve terörist denilmişti ve şu anda sizin terörist ve vatan haini dediğiniz bir yargıç kürsüde size hatip ediyor'' dediğini kaydederek, Aydın'ın sözlerini yanlış anladığını belirtti.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin,3. Yargı Paketi Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmelerde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
2009 yılının Mayıs ayında bakanlık görevine geldiğini anımsatan Ergin, ''O günden bu güne kadar bölücü başının İmralı'nın dışına çıktığına dair en ufak bir bilgi bizde yok. Bizim orada Ceza İnfaz Kurumu'nda müdürümüz var, infaz korumalarımız var. Dış güvenlik jandarmanın kontrolünde, özel güvenlik sahası ilan edilen bir bölge. Bendeki verilere dayanarak şunu ifade ettim; Öcalan şu anda İmralı Cezaevi'ndedir. İmralı'dan çıkıp başka yere gittiğinde dair en ufak bilgi yok. İmralı'da cezası kesintisiz olarak infaz edilmektedir. Bunun dışındaki bilgilere itibar edilmemelidir'' diye konuştu.
Ergin, Öcalan'ın ev hapsine alınmasına yönelik bir düşünce ya da çalışmalarının söz konusu olmadığını bildirdi.
Adliyelerin kapatılmasının ya da birleştirilmesinin çok sevimli tasarruflar olmadığını belirten Ergin, bu kararların bir çok verinin değerlendirilerek alındığını kaydetti.
146 adliyeyle ilgili birleştirme kararı verildiğini ve daha sonra bunun bir kısmından vazgeçildiğini anımsatan Ergin, bu uygulamanın, yargı hizmetlerinin daha verimli şartlarda yapılması maksadıyla gerçekleştirildiğini söyledi.
Adalet Bakanı Ergin, ''Hiçbir iktidar, kendini sıkıntıya sokacak böyle bir tasarrufun altına elini sokmaz'' dedi.
Kapatılma kararı alınan adliyelerin bulunduğu ilçelerinin belediye başkanlıklarının 70'nin AK Parti, 30'unun CHP, 21'nin MHP'den olduğuna işaret eden Ergin, birleştirme kararı kaldırılanlara bakıldığında ise en çok MHP'li belediyelerin bundan istifade ettiğini söyledi. Ergin, 17 AK Parti, 9 MHP ve 8 CHP'li belediyelerin bulunduğu ilçelerdeki adliyelerin kapatılma kararının kaldırıldığını açıkladı.
Ergin, ''Burada siyasi bir saik yoktur. Hizmetlerin daha verimli hale getirilmesi için yapılmış bir çalışma vardır. Bu çalışma, Türkiye'de ilk kez yapılan bir çalışma değildir'' diye konuştu.
***HABERİN TAMAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ***
