2010-12-08 - 10:43
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU DEĞİŞİYOR
TBMM'de grubu bulunan siyasi partilerin Ocak ayında yasalaşması konusunda uzlaşmaya vardığı tasarılar arasında yer alan ve yaklaşık 1,5 yıl önce TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı önemli düzenlemeler içeriyor.
Hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı
devlet aleyhine tazminat davası açılabilecek; Devlet ödediği tazminatı, sorumlu
hakime ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu edecek.

TBMM'de grubu bulunan siyasi partilerin Ocak ayında yasalaşması konusunda
uzlaşmaya vardığı tasarılar arasında yer alan ve yaklaşık 1,5 yıl önce TBMM
Adalet Komisyonunda kabul edilen Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı önemli
düzenlemeler içeriyor.

Tasarının getirdiği düzenlemeler özetle şöyle:

''Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğan veya doğabilecek
bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili
kılabilecek. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle
belirlenen mahkemelerde açılacak.

Bu düzenlemeyle bankalar, tüketiciler ile yapacakları her türlü
sözleşmelerde, yetkisiz bir mahkemeyi yetkili hale getiremeyecek, yani yetki
sözleşmesi yapamayacak. Yapılan sözleşmelerdeki yetki kuralı da geçersiz
sayılacak.

Hakim, kendisine ait olan davaya, eski eşinin, kendisi ve eşinin altsoy
ve üstsoyunun, evlatlığının davasına, üçüncü derece de dahil olmak üzere kan veya
evlilik bağı kalksa dahi, kayın hısımlığı bulunanların davasına bakamayacak.
Hakim, nişanlısının davasına da giremeyecek.

Hakimin tarafsızlığı konusunda şüpheyi gerektiren önemli bir nedenin
bulunması halinde, taraflardan biri hakimi reddedebilecek, hakim de davadan
çekilebilecek. Hakimin davada, iki taraftan birine öğüt vermesi ya da yol
göstermesi, dava hakkında görüşünü açıklaması, davacı ve davalı ile aralarında
düşmanlık olması durumunda, reddi hakim talebinde bulunulabilecek.

Hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı devlet aleyhine tazminat davası
açılabilecek.

Kayırma, taraf tutma veya taraflardan birine olan kin veya düşmanlık,
sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle, farklı bir anlam yüklenemeyecek
kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması,
duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmesi,
duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmesi, hakkın yerine
getirilmesinden kaçınılması durumlarında tazminat davası yoluna gidilebilecek.

Tazminat davasının açılması, hakime karşı bir ceza soruşturmasının
yapılması ya da mahkumiyet şartına bağlanmayacak.

Devlet ödediği tazminatı, sorumlu hakime ödeme tarihinden itibaren bir
yıl içinde rücu edecek.

Hakimlerin kusurlu davranışları nedeniyle devlet aleyhine açılan tazminat
davaları ile devlet tarafından hakime karşı açılacak rücu davaları Yargıtayda
görülecek.

Hakim hakkında açılacak dava esastan reddedilirse davacı, 500 TL'den 5
bin TL'ye kadar disiplin para cezasına mahkum edilecek.

Avukat, duruşma sırasında uygun olmayan tutum ve davranışta bulunursa,
hakim tarafından uyarılacak; avukat uyarıya uymaz ve fiil disiplin suçu veya adli
suç teşkil eder nitelikte görülürse olay, duruşma salonunda bulunan kişilerin
kimlik bilgileri ve adresleri yazılarak tutanağa geçirilecek ve duruşma
ertelenecek.

Mahkemeler, dava dilekçelerini elektronik ortamda da kabul ve kayıt
edebilecek.

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla, avukat ve
vatandaşlar adliyeye gitmeden elektronik ortamda, güvenli elektronik imza
kullanarak dava açabilecek, harç ve avans ödeyebilecek, dava dosyalarını
inceleyebilecek.

''Tatil saati ve çalışma saati'' kavramı yerine, ''gün sonu'' kavramı
kabul edilen ve ''7 gün 24 saat'' esasına göre çalışan UYAP sisteminin
kullanılmasıyla, avukatlar ve vatandaşlar, sıraya girmeden saat 24.00'e kadar
elektronik ortamda işlem yapabilecek.

Yeni bir yargılama aşaması olarak, ön inceleme yapılacak. Mahkeme,
dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapacak. Mahkeme,
incelemeyi tamamladıktan sonra, tarafların sulh olmalarını sağlamak, sulh
olmayacaklarsa uyuşmazlık noktalarını tespit edebilmek amacıyla, ön inceleme için
duruşma günü tespit ederek taraflara bildirecek.

Tarafların rızası olmak kaydıyla tanık, bilirkişi veya taraflardan biri,
başka bir yerden elektronik araçlarla dinlenebilecek. Dinleme, ses ve görüntü
olarak aynı anda duruşma salonuna nakledilecek.

Hukuka aykırı olarak elde edilen deliller, mahkeme tarafından olayın
ispatında dikkate alınmayacak.

Yemin edecek kişiye, ''Size sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap
vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal
saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz? diye sorulacak.
Mevcut düzenlemeye göre, ''Allahım ve namusum üzerine yemin ediyorum'' diye yemin
eden kişi de ''Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve
hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve
değerlerim üzerine yemin ediyorum'' diyecek.

Hakim, tanığa, ''Tanık sıfatıyla sorulacak sorulara vereceğiniz
cevapların gerçeğe aykırı olmayacağına ve bilginizden hiçbir şey
saklamayacağınıza, namusunuz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine
yemin ediyor musunuz?'' diye soracak. Mevcut düzenlemeye göre, ''Allahım ve
namusum üzerine yemin ediyorum'' diyen tanık da ''Sorulacak sorulara, hiçbir şey
saklamadan doğru cevap vereceğime namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç
ve değerler üzerine yemin ediyorum'' şeklinde yemin edecek.

Soybağının tespiti için inceleme yapılabilecek. Buna göre, uyuşmazlığın
çözümü bakımından zorunlu ve bilimsel verilere uygun olmak, ayrıca sağlık
yönünden bir tehlike oluşturmamak şartıyla, herkes soybağının tespiti amacıyla
vücudundan kan ve doku alınmasına katlanmak zorunda olacak. Haklı bir sebep
olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması halinde, hakim incelemenin zor kullanılarak
yapılmasına karar verecek.

Görülen bir davada taraflar kısmen veya tamamen anlaşarak, ''sulh''
olabilecek. Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri
uyuşmazlıkları konu alan davalarda olabilecek. Dava konusunun dışında kalan
konular da sulhun kapsamına dahil edilebilecek.

Kamu yararına faaliyette bulunan dernek ve vakıflar ile kendisi ve
ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya
takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia
ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, haklı
oldukları yolunda kanaat uyandırmak kaydıyla, adli yardımdan
yararlanabilecekler.'' (10.43)