2010-12-28 - 12:48
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI?
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 2010 yılının son grup toplantısında yılbaşından itibaren, Ziraat Bankasının tarımsal kredi faiz oranının indirileceğini, öğrenci kredisi ile ''şartlı nakit transferi'' oranlarının artırılacağını bildirdi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 2010
yılının son grup toplantısında yılbaşından itibaren, Ziraat Bankasının tarımsal
kredi faiz oranının indirileceğini, öğrenci kredisi ile ''şartlı nakit transferi'' oranlarının
artırılacağını bildirdi.

Erdoğan, sözlerine yeni yıla ilişkin iyi dileklerini ileterek başladı. 2011
yılı bütçesinin kabul edildiğini hatırlatan Erdoğan, bunun AK Parti
hükümetlerinin 9. bütçesi olduğunu ifade ederek, bütçeye ilişkin
değerlendirmelerde bulundu.

2023 yılında Cumhuriyet'in kuruluşunun 100. yıl dönümünün kutlanacağını
belirten Erdoğan, 2011 Haziran ayında öngörülen genel seçime ilişkin seçim
beyannamelerinin de dört yıllık değil, 100. Yıla yönelik olacağını söyledi.

Erdoğan, konuşmasında şu müjdeleri verdi:

-''1 ocak 2011'den itibaren, Ziraat Bankası'nın tarımsal kredi faiz oranı
yüzde 13'ten yüzde 10'a çekilecek. Hayvancılık ve tarımsal sulama kredilerine
Hazine tarafında verilen yüzde 100 faiz desteği devam edecek. Diğer tüm
kredilerde ise Hazine faizin yüzde 25'ini değil, yüzde 50'sini karşılayacak.
Çiftçi, Ziraat Bankasından artık yüzde 0-5 aralığında faizle kredi
kullanabilecek.

-Yine yılbaşından itibaren üniversite öğrencilerinin burs ve kredi
miktarlarını yüzde 20 oranında artırılacak. Buna göre, aylık 200 TL olan kredi
240 TL'ye çıkacak. Master öğrencilerinin 400 TL olan kredisi aylık 480 TL'ye,
doktora öğrencisinin aylık 600 TL kredisi ise 720 TL'ye yükselecek. Aylık 120 TL
olan beslenme yardımı ise yılbaşından itibaren 150 TL'ye çıkacak.

-Dar gelirli ailelere, çocuklarının okula devam etmesi kaydıyla yapılan
''şartlı nakit transferi'' de 1 Ocak'tan itibaren yüzde 22-50 oranında
artırılacak. Buna göre, ilköğretime devam eden erkek öğrenci için aylık 20 TL
olan ödeme 30 TL'ye, ilköğretime devam eden kız öğrenci için aylık 25 TL olan
ödeme 35 TL'ye; orta öğretime devam eden erkek öğrenci ödenen için 35 TL olan
yardım 45 TL'ye, kız öğrenci için verilen 45 TL olan ödeme 55 TL'ye
yükseltilecek.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, çiftçilere 1 Ocak 2011'den itibaren Ziraat Bankasının tarımsal kredi
faiz oranını yüzde 13'ten yüzde 10'a çektikleri müjdesini verdi.

Erdoğan, 2010 yılının son günlerinde yeni bir yılın arifesinde çiftçileri,
öğrencileri ve ailelerini sevindirecek 3 müjde vereceğini söyledi.

İktidara geldiklerinde tarım sektörünün çöktüğünü, ürünün tarlada
çürüdüğünü, çiftçinin ürününü pazarlayamadığını belirten Başbakan, 8 yıl boyunca
tarım sektörünü her açıdan desteklediklerini kaydetti.

Ziraat Bankasının çiftçilere verdiği tarımsal kredi oranının 2002 yılında
yüzde 59 olduğunu ve o dönemde iktidarda MHP, DSP ve ANAP koalisyon
hükümetlerinin bulunduğunu belirten Başbakan Erdoğan, kendilerinin ise bu oranı
bugün yüzde 13 seviyelerine kadar indirdiklerini söyledi.

Erdoğan, bu oranda çiftçiye yüzde sıfır ile 9.75 oranında yansıdığını
kaydederek, '' 1 Ocak 2011'den itibaren Ziraat Bankasının tarımsal kredi faiz
oranını yüzde 13'ten yüzde 10'a çekiyoruz'' dedi.

Hayvancılık ve tarımsal sulama kredilerine hazinece yüzde 100 faiz
desteği verilmeye devam edileceğini bildiren Erdoğan, şöyle konuştu:

''Yani bu alanlarda kredi faiz oranı sıfır. Diğer tüm kredilerde ise,
hazine artık faizin yüzde 25'ini değil, yüzde 50'sini karşılayacak. Yani
çiftçimiz, Ziraat Bankası'ndan artık yüzde 0- yüzde 5 aralığında faizle kredi
kullanabilecek.

Düşük faizli kredi kullandırımı nedeniyle oluşacak gelir kayıpları
karşılığında, Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine yapılacak ödemeler
için 2011 yılı bütçesinde 776 milyon TL kaynak ayırdık. Yani bütçeye ek yük
getirmiyoruz. Bu yeni faiz oranlarının, çiftçimize, köylümüze, üreticimize
hayırlı olmasını diliyoruz.

Ziraat Bankasının 2002 yılında çiftçiye kullandırdığı tarımsal kredi
miktarının 228 milyon lira, bugün itibarıyla ise 13 milyar Türk Lirası olduğunu
belirten Erdoğan, ''Allah aşkına 228 milyon nire, 13 milyar nire. Bakınız nereden
nereye'' dedi.

Tarım Kredi Kooperatiflerinin kullandığı kredi miktarıyla çiftçinin
kullandığı kredi miktarının 15 milyar liraya ulaştığını kaydeden Erdoğan,
sözlerini şöyle sürdürdü:

''Sadece diyorlar ya biz kredi alamıyoruz, 67 bin kişi kredi kullandı
2002 sonu itibarıyla. Bugün krediden istifade eden çiftçi sayısı 900 bin oldu.
Nereden nereye, 67 bin kişi nerede 900 bin kişi nerede? Şu anda haftada ortalama
18 bin 279 çiftçi Ziraat Bankasından kredi kullanıyor. Bu kullanılan kredilerin
de yüzde 93'ü sübvansiyon kredilerden oluşuyor. Tarımsal krediler içinde yatırım
kredilerinin payı 2002 ve öncesinde yüzde 5 iken bugün yüzde 40 oldu.'

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, 2011 yılını Mehmet Akif Ersoy Yılı olarak ilan ettiklerini bildirdi.

Partisinin TBMM Grup Toplantısında konuşan Erdoğan, dün Mehmet Akif
Ersoy'un, ölümünün 74. yıl dönümünde anıldığını hatırlatarak, Ersoy'un ölümünün
75. ve İstiklal Marşı'nın kabulünün 90. yıl dönümü olan 2011 yılını, Kütür ve
Turizm Bakanlığı ile birlikte ''Mehmet Akif Yılı'' olarak ilan ettiklerini ifade
etti.

Erdoğan, ''İnşallah 2011 yılı boyunca Akif ve eserlerini daha yoğun
şekilde, Kültür ve Turizm Bakanlığı merkezli olarak, sivil toplum kuruluşlarıyla
el ele vererek gündemde tutacağız'' dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, toplumun tüm kesimleri gibi öğrencilerin de kendileri için yaptıkları
hizmetleri, yatırımları çok yakından gördüğünü, hissettiğini, geçmiş ile bugün
arasındaki farkı gördüğünü söyledi.

Partisinin TBMM Grup Toplantısında konuşan Erdoğan, üniversite
öğrencilerine müjde verdi. Çiftçiler gibi öğrencilerin de zaman zaman istismar
edilmek istendiğini, mevcut şartlarının çok farklı şekilde lanse edilerek gerçek
durumun yansıtılmadığını belirten Erdoğan, ''Esasen toplumun tüm kesimleri gibi
öğrencilerimiz de onlar için yaptığımız hizmetleri, yatırımları çok yakından
görüyor, hissediyor ve geçmişle bugün arasındaki farkı net olarak görüyor''
dedi.

Göreve geldiklerinde 76 üniversite bulunduğunu, buna 80 üniversite dahil
ederek sayının 156'ya ulaştığını, ayrıca yeni bazı vakıf üniversitelerinin de
açılmaya devam ettiğini anlatan Erdoğan, 160 bin yeni derslik, 750 bin bilgisayar
ve Fatih Projesi ile yeni bir sürecin başladığını, her sınıfa bilgisayar,
internet ve akıllı tahta götürdüklerini kaydetti. ''Kara tahta dönemine son
veriyoruz ve aydınlık dönem başlıyor'' diyen Erdoğan, Fatih Projesi'nin gençlere
ve çocuklara yapılan yatırımların ne büyük bir devrime tekabül ettiğini gösteren
ön önemli örnek olduğunu vurguladı.

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun TOKİ ile ilgili
sözlerini hatırlatarak, şöyle konuştu:

''Şimdi anamuhalefet partisi Genel Başkanı çıkıyor 'TOKİ'ye yetki
vereceğiz' diyor; kuru kuru atma kardeşim. Geldiğimizde TOKİ'nin nerede olduğu
belliydi, bizden sonra TOKİ nereye geldi. Ne diyor 'Yurt inşa ettireceğiz ve her
öğrenci yurt imkanına kavuşacak' diye vaatte bulunuyor. Belli ki Genel Başkan'ın,
TBMM'de görüşülen, tartışılan, çıkarılan yasalardan hiç ama hiç haberi yok. Zaten
biz bu yetkiyi çoktan TOKİ'ye verdik. TOKİ şu anda yurt da okul da hastane de
yapıyor, bu süreç daha devam ediyor. 25 Kasımda çıkarılan ve CHP Genel
Başkanı'nın Kurultayda bu vaadi vermesinden önce Resmi Gazete'de yayınlanan yasal
düzenlemeyle biz zaten bu yetkiyle süreci hızlandırdık. Bunun ötesinde 8 yılda
yurt kapasitesini biz 188 binden 247 bine çıkardık. Üstelik bunu yaparken, eski
yurtlarda ve yeni yurtlarda odada kalan öğrenci sayılarını 1-3 kişi seviyesine
düşürerek yaptık. Her odada banyo tuvalet mevcut.

Tabi bu noktada en önemli hizmeti kredi ve burs ödemelerinde yaptık.
Şimdi bilmiyorum Beyefendi dinliyor mu acaba ama milletim tabi dinliyor. 2002
yılında üniversite öğrencilerine aylık 45 lira burs ve kredi ödemesi yapılıyordu.
Bu ödemeler çok geç başlıyor, 3 ayda bir öğrenciye veriliyordu. Biz araştırma
yaptık, öğrencilere 3 ayda verilen burs ve kredinin aylık verilmesi talebini
gördük ve ayda bir ödeme yaptık. 2010 sonu itibarıyla 200 liraya çıkardık. Aydan
aya bu ödeme devam etti. Master öğrencilerine 400, doktora öğrencilerine de ayda
600 lira ödeme yaptık. Hangi üniversite rektörüyle görüşüyorsam, bunun Türkiye
şartları içinde çok önemli bir destek olduğunu görüyorum. Bizden önce bu tür
şeyler yok gibiydi.''

2002 yılında 452 bin öğrenciye burs ve kredi verilirken 2010 yılında bu
sayıyı 961 bin öğrenciye ulaştırdıklarına işaret eden Erdoğan, ''İşte durum
ortada; Halep oradaysa arşın Ankara'da; bu kadar basit. Şu anda isteyen her
öğrenciye burs da kredi de veriyoruz. Ayrıca, lisans öğrencilerine Kredi Yurtlar
Kurumundaysa aylık 120 lira da beslenme yardımı yapıyoruz'' dedi.

Erdoğan, 1 Ocak 2011'den itibaren, üniversite öğrencilerinin burs ve
kredi miktarlarını yüzde 20 oranında artıracaklarını belirterek, aylık 200 lira
alan öğrencinin 1 Ocak'tan itibaren aylık 240 lira burs veya kredi alacağını
söyledi. Böylece, üniversite öğrencilerinin kredi ve burs miktarını, 2002 yılına
göre yüzde 433 oranında artırmış olduklarını kaydeden Erdoğan, aylık 400 lira
alan master öğrencileri artık 480, aylık 600 lira alan doktora öğrencilerinin de
artık aylık 720 lira burs ya da kredi alacağını bildirdi.

Aynı şekilde beslenme yardımını da yükselttiklerini, 120 lira olan
beslenme yardımını da aylık 150 liraya çıkardıklarını anlatan Erdoğan, ''Bu yeni
burs ve kredi miktarlarının da üniversite öğrencilerimize hayırlı olmasını,
annelerinin, analarının ak sütü gibi hilal olmasını diliyorum. Bu devletin
öğrencilerine, milletin evlatlarına bir ianesi (yardımı) değildir, milleten
aldığını millete iadesidir'' diye konuştu.

Erdoğan, 2003 yılından beri dar gelirli ailelere, çocukları okula devam
etme şartıyla belli miktarlarda ödeme yaptıklarını hatırlatarak, kendilerinden
önce böyle bir uygulama olmadığını, bunu kendilerinin başlattığını ifade etti.
Ödemeyi, Ziraat Bankası ve PTT şubeleri aracılığıyla, baba adına değil anne adına
açılan hesaplara yaptıklarına dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

''İşte bu da bizim anneye yaklaşımımızı gösteriyor. Bazıları annelikten
filan anlamaz, kıymetini bilmez. Bizi kadına yaklaşımda farklı merkeze
oturtanlara soruyorum; kadın haklarını en iyi biz biliriz ama fiziksel eşitlik
derseniz, bizim ayrıldığımız yer orası. Kadın ile erkek arasında fiziksel eşitlik
olmaz. Bu, bir defa yaradılışa ters ama hak konusunda kadın, erkek ile
eşittir.''

Kız çocuklarının eğitimini önemsediklerini, onların okula gönderilmesi
için erkek ve kız çocukları arasında ayrıma giderek, erkek çocuklara göre daha
fazla ödeme yaptıklarını anlatan Erdoğan, ''Özellikle Anadolu'da kız çocuklarımız
okula gönderilmiyor, istiyoruz ki gönderilsin. Bunu temin için de 'Haydi Kızlar
Okula' kampanyasını başlattık, devam ediyor. 2003 yılında 59 bin öğrenciyle
başladık. 2009 yılında 2 milyon öğrenci sayısına ulaştık. Şu anda da 2 milyon 173
bin öğrenci ailesine bu yardımı yapıyoruz'' dedi.

Erdoğan, 1 Ocak 2011'den itibaren, şartlı nakit transferi miktarlarını da
yüzde 22 ila yüzde 50 arasında oranlarda artırıma gittiklerini belirterek,
''İlköğretime devam eden erkek öğrenci için aylık 20 lira ödüyorduk, bundan sonra
30 lira ödeyeceğiz. İlköğretime devam eden kız öğrenci için aylık 25 lira
ödüyorduk, şimdi bunu da 35 liraya çıkarıyoruz. Ortaöğretime devam eden erkek
öğrenci için 35 lira olan yardımı 45 liraya çıkarıyoruz. Kız öğrenciler için 45
lira ödüyorduk, onu da 55 liraya çıkarıyoruz. Evde kaç çocuk olursa hepsine
ödüyoruz'' diye konuştu.

Bu desteklerin bütçeye ek yük getirmeyeceğine, kendi içindeki
aktarımlarla bu artışların sağlandığına işaret eden Erdoğan, bütçe disiplininden
asla taviz vermediklerini vurguladı.

Erdoğan, ''Güçlendikçe ülkeyle beraber evelallah destekler de bu denli
artacaktır. Dedik ya insan merkezli bir bütçe.... Bunu yaptık ve buna devam
ediyoruz'' dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, ülkenin sosyal barışını ve bütünlüğünü bozmaya kimsenin hakkı
olmadığını belirterek, '''80 yıl önce nasıl ki bu milleti bölmek, parçalamak için
araya nifak, tefrika sokmak isteyenler varsa; bugün de bunu gerçekleştireceği
zannına kapılanlar var. O gün olduğu gibi bugün de bu milletin arasına tefrika
sokmak isteyenler bizatihi bu milletin, 73 milyonun düşmanlarıdır'' dedi.

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, dün, İstiklal Marşı
Şairi Mehmet Akif Ersoy'un vefatının 74. yılı olduğunu hatırlatarak, AK Parti
Gençlik Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen bir törenle kendisini
yadettiklerini anlattı. ''Elbette onun hatırası İstiklal Marşımızla, yazdığı
destan niteliğindeki dizelerle, söz varoldukça yaşamaya devam edecektir'' diyen
Erdoğan, 2011 yılını Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte ''Mehmet Akif Yılı''
olarak ilan ettiklerini söyledi.

Mehmet Akif'in Babasının doğum yeri olan Kosova'nın İpek şehrinde, Şuşisa
KÖyü'nde onun hatırasına ''Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu''nu TİKA eliyle
restorasyonunun tamamlandığını bildiren Erdoğan, okulun resmini gösterdi.

Erdoğan, Mehmet Akif'in, İstiklal Marşı'nın şairi, milli şair olduğunu
belirterek, ''Ancak, şunu özellikle ve altını çizerek ifade etmek istiyorum:
tarihe saygı, ecdadını sahiplenmek budur. Bu görevimiz, sorumluluğumuz,
mesuliyetimizin idraki içinde bunu yapıyoruz,. Mehmet Akif, İstiklal Marşı şairi
olduğu kadar, Emir-ül şuara olduğu kadar, aynı zamanda büyük bir mütefekkir,
büyük bir münevverdi. Mehmet Akif, bir cihan imparatorluğunun parçalanmasına,
çöküşüne; Kurtuluş Savaşına ve Cumhuriyet'in kuruluşuna tanıklık etti. Osmanlı
halklarının tek tek savrulmasını, kopmasını bizzat o coğrafyaları gezerek
müşahede etti. Yaşanan acıyı yüreğinde hissetti ve o acıyı, sızıyı eserleriyle
kağıda döktü. O konuşmadı, yaşadı, yaşadıktan sonra ifade etti. Akif'in hemen
her dizesi, her satırı, çok geniş bir coğrafyayı uyanışa, silkinmeye, kardeşliğe,
birlik ve beraberliğe, ilerlemeye, kalkınmaya çağırdı. Bu noktada Akif adeta
çırpındı, adeta yüreğini parçaladı. Necid Çöllerinde, Mısır;da, Türkiye'nin bir
çok vilayetinde ruhları dizeleriyle sularken, toprağı da gözyaşıyla suladı.
'elemim, bir yüreğin kârı değil, paylaşalım diyordu Mehmet Akif...

Gezip gördüğü, şahit olduğu coğrafyayı dizeleriyle ifade ettiğini anlatan
Erdoğan, ''Örümcek bağlamış, tütmez ocaklar, yanmış ormanlar/ekinsiz tarlalar, ot
basmış evler, küflü harmanlar/ıp ıssız aşiyanlar, kimsesiz köyler, çökük
damlar/mesaisiz sabahlar, fikr-i ferda bilmez akşamlar/geçerken ağladım geçtim;
dururken ağladım durdum/bütün bunlardı, zira, gezdiğim alemde meşhudum...''
dizesini okudu.

Mehmet Akif'in, gezdiği coğrafyalarda sadece yoksulluk, sefalet değil,
yoksulluğun ve sefaletin sebebi olarak da dağılmışlığı, parçalanmışlığı, nifakı,
fitneyi gördüğünü kaydeden Erdoğan, ''Akif;e, 'İstiklal Marşı Şairi', 'Çanakkale
Destanının Şairi' deyip geçemeyiz. Akif, bu muhteşem dizelerin ötesinde, bizim
medeniyet derinliğimizi her zerresiyle teneffüs etmiş, istikbale ilişkin de
silinmeyecek ufuk çizmiş bir şairdi'' dedi.

Mehmet Akif Ersoy'un ''Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz:
gelmişiz dünyaya millet, milliyet nedir öğretmişiz! Kapkaranlıkken bütün afakı
insaniyetin, nur olup fışkırmışız, ta sinesinden zulmetin'' dizesini de okuyan
Erdoğan, ''Çöküşü de, Kurtuluşu da, zulmeti de, zaferi de görmüş bir şair ve
mütefekkir olarak Akif, bugün de bizim yolumuzu aydınlatıyor. Mehmet Akif,
tecrübeye dayanan, vatan sevgisine, millet sevgisine, imana dayanan sağlam bir
tefekkürle bugün de bize rehberlik yapıyor. Şurası son derece önemli... Diyor ki
Akif: girmeden tefrika bir millete, düşman giremez/toplu vurdukça yürekler, onu
top sindiremez'' diye konuştu.

Kurtuluş Savaşı'nın en ateşli döneminde, Kurtuluş Savaşı meşalesini
güçlendirmek için, Mehmet Akif'in Kastamonu'daki Nasrullah Camisi'nde yaptığı
konuşmanın bir kısmını hatırlatmak istediğini ifade eden Erdoğan, ''Ey cemaat,
gözünüzü açınız, ibret alınız. bizim senelerden beri kanımızı, iliğimizi kurutan
dahili meseleler yok mu? Havran meselesi, Şam meselesi, Yemen meselesi, Kürdistan
meselesi, Arnavutluk meselesi... Bunların hepsi düşman parmağıyla çıkarılmış
meselelerdir'' sözlerini hatırlattı.

Erdoğan, ''Bakın bugün konuşulmuyor bu, bunu Akif ta ne zaman konuşuyor
dikkatinizi çekerim. Şimdi aynı şeyleri yaşıyor muyuz, yaşıyoruz. 'Artık kime
hizmet ettiğinizi, kimin hesabına birbirinizin gırtlağına sarıldığınızı anlamak
zamanı zannediyorum ki gelmiştir. Allah rızası için olsun, aklımızı başımıza
toplayalım... Mehmet Akif, Nasrullah Camisi kürsüsünden bu hitabı yaparken,
cemaatin gözyaşlarına boğulduğu ifade ediliyor. Doğu Cephesindeki El Cezire
Kumandanı Nihat Bey, Mehmet Akif'e bir telgraf çekiyor ve özetle şunları
söylüyor: 'Nasrullah Camisi şerifinde yaptığınız konuşma, aynen Diyarbakır Camisi
kebirinde müminlere okunmuştur. Biz bunu yeterli görmedik. Konuşmayı basarak,
cephe illeri olan, Elaziz, Diyarbekir, Bitlis ve Van halkına, buradaki tüm
Mehmetçiğimize dağıttık.' Akif, bütün bu coğrafyanın insanını bir ailenin ferdi
olarak gördü. İşte biz de AK Parti olarak aynen böyle görüyoruz.''

İstiklal Marşı'nın yazarı Mehmet Akif Ersoy'un, ''Arab'ın Türk'e, Laz'ın
Çerkez'e, ya da Kürt'e, Acemin Çinli'ye rüçhanı mı varmış, nerede?'' diyerek
ırkçılığı ve kavmiyetçiliği reddettiğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''İstiklal Marşı'nı bir Türk mü yazdı? Arnavut yazdı, Peki, 'Sen
Arnavutsun kabul etmiyoruz' diyebilir miyiz. İşte bak, neydi? O milletin ortak
sesiydi, onun için gümbür gümbür bu Meclis'te sahiplenildi. Merhum Akif'in de
dediği gibi, bizi, aramızdaki rabıtalar birbirimize kardeş kıldı. Bizim, bu
topraklar üzerinde, etnik kökeni her ne olursa olsun, tüm vatandaşlarımızla
aramızdaki rabıta tarihimizdir, kültürümüzdür, medeniyetimizdir. Bizim aramızdaki
rabıta devletimizdir, milletimizdir, bayrağımızdır, vatanımızdır; ortak dilimiz,
resmi dilimiz olan Türkçe'dir. Şüphesiz ki herkes kendi ana dilini rahatlıkla bu
ülkede konuşacaktır, bunu kimse engelleyemez. Ama resmi dille bunu birbirine
karıştırmayalım, haksızlık yapmayalım.

Bu ülkenin sosyal barışını, bütünlüğünü zedelemeyelim, buna kimsenin
hakkı yok. Böyle bir şey yapılırsa bu insafsızlık olur. Bu rabıtaları satmak,
zayıflatmak, zaafa uğratmak, sorgulamak, tartışmak Mehmet Akif'in 80 yıl önce
söylediği gibi bu millete değil, bu milletin dirliğinden, kardeşliğinden
hazetmeyenlere hizmet etmektir. 80 yıl önce nasıl ki bu milleti bölmek,
parçalamak için araya nifak, tefrika sokmak isteyenler varsa; bugün de bunu
gerçekleştireceği zannına kapılanlar var. O gün olduğu gibi bugün de, bu milletin
arasına tefrika sokmak isteyenler bizatihi bu milletin, 73 milyonun
düşmanlarıdır. Bunu da açıkça ifade ediyorum.''
(12:48)

**** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****