2013-12-11 - 12:12
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut Başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulu'nda, Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Başbakanlık, Kamu Denetçiliği Kurumu, MİT, MGK Genel Sekreterliği, RTÜK, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut Başkanlığında toplandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Başbakanlık, Kamu Denetçiliği Kurumu, MİT, MGK Genel Sekreterliği bütçelerinin görüşmelerine başlandı.
CHP'nin grup önerisinin reddedilmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Başbakanlık, Kamu Denetçiliği Kurumu, MİT ve MGK Genel Sekreterliği'nin bütçelerinin görüşülmesine geçildi.
Bu bütçeler üzerinde ilk sözü, BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık aldı.
Öğleden sonraki ikinci oturumda ise RTÜK, Basın-Yayın Erformasyon Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu bütçeleri ele alınacak.
2014 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarısı'nın TBMM Genel Kurulu'nda ikinci gün görüşmeleri de tartışmayla başladı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut Başkanlığında toplandı.
Genel kurul açıldıktan sonra, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, düzeltme yapmak için söz istedi.
Kürsüye gelen İnce, Başbakan Erdoğan'ın dün konuşmasında "Terbiyesiz herifler ya" dediğini ifade ederek, "Sayın Başbakan Meclis'e hakaret etmiştir. Bu lafı CHP Grubu adına iade ediyorum" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın oğlunun da bütçe görüşmeleri sırasında "Meclis serserilik yeri değildir", "Ahlaksız, rezil tavırların amacı nedir?" şeklinde tweetler attığını dile getiren İnce, şunları söyledi?
"Dedim ki hangi şehzade bu? Manisa mı Amasya şehzadesi mi? Gemici olan mı, ızgaracı olan mı? Baktım ki ızgaracı olanmış. DNA aynı DNA. Babasına bak, oğlunu gör. Başbakan'ın oğlu muhalefet milletvekillerine bu lafları ediyorsa, buna ilk cevabı verecek olan Başbakan olmalıdır. Benim oğlum, AKP milletvekillerine böyle bir şey yazarsa onun cevabını, cezasını ben veririm. Başbakan'ın oğlunun haddi değildir bize laf söylemek. O ızgarasına baksın, yedi olan gemisini sekiz yapmaya baksın. Herkes haddini bilecek. CHP milletvekilleri olarak hepimiz Başbakan'a dava açacağız. Kazanacağımız parayla da Çankaya Kapısı'nda millete köfte dağıtacağız. O lafları Başbakan'a da oğluna da iade ediyorum."
İnce'nin konuşmasının ardından, AK Parti Grup Başkavekili Nurettin Canikli söz istedi. Bu sırada, CHP Grup Başkanvekili İnce ile AK Parti Tokat Milletvekili Zeyid Aslan arasında sözlü tartışma yaşandı. İnce'nin üzerine yürümek isteyen Aslan'ı, milletvekili arkadaşları engelledi.
TBMM Başkanvekili Yakut, CHP ve AK Parti'liler arasında tartışmanın büyümesi üzerine birleşime ara verdi. Arada da İnce ile Aslan'ın birbirine sözlü sataşması devam etti.
İnce'nin bu tartışma sırasında Aslan'a "Sen bana 'kafanı kırarım lan' diye bağırdın mı, bağırmadın mı?" diye seslendi.
Aslan'ın da "Ben başkasına benzemem" diye bağırdığı duyuldu.
Aranın ardından söz alan Canikli, bu tartışmaların, hiçbir şeye katkısının olmadığını ifade etti.
Gerginliğin, tartışmanın, küfürlerin havada uçuştuğu bir ortamı milletin takdir etmesinin beklenmemesi gerektiğini ifade eden Canikli, "Bu kürsüde çok haksız ve inanılmaz yalanlar sergileniyor. Başbakan'ın oğlunun yedi gemisi var... Var mı bir belge? Kuyruklu yalan. Niye bu kuyruklu yalanları söylemeye devam ediyorsunuz?" diye sordu.
Daha sonra Zeyid Aslan, İnce'nin kendisine küfür ettiğini savunarak, özür dilemesini istedi. TBMM Başkanvekili Yakut, tutanakları inceleyeceğini dile getirdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin bütçe görüşmelerinde verilen sürelerin uzatılmasını içeren grup önerisi kabul edilmedi.
CHP; TBMM Danışma Kurulu toplanamadığı için bütçe görüşmelerinde konuşma sürelerinin gruplar için 75 dakika, kişisel konuşmaların ise 10'ar dakika olmasını içeren grup önerisini Genel Kurul'a taşıdı.
Öneri üzerinde konuşan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, bütçenin meşru olmadığını savunarak, "Denetim raporlarını iktidar kaçırıyor. Bizim de size suç ortaklığı yapmamızı hangi mantıkla bekliyorsunuz, bunu anlamakta güçlük çekiyoruz. CHP, denetim hakkını sonuna kadar kullanacaktır" dedi.
Parlamentonun geleneğinde sataşma olduğunu, ancak sistematik taciz olmadığını ifade eden Altay, "İktidar partisine mensup kimi milletvekilleri, muhalefet milletvekilleri Sayın Başbakan ile konuşmaya başlayınca, görevlendirilmiş, özel seçilmiş birlikler, özel kuvvetler gibi yerinden sistematik taciz uyguluyor. Benim onlara tavsiyem var. Burada Bekir Bozdağ bir konuşma yaptı, Başbakan da onu dinledi, önce grup başkanvekili sonra bakan yaptı kendisini. Eğer siyasette yükselmek istiyorsanız bu yolu izleyin, yerinizden muhalefete sistematik taciz yaparak siyasette yükselemezsiniz. Partinizin son zamanlarda kamuoyu nezdinde iyi günlerden geçmediğini bilenlerdenim. Dün Genel Başkanımız konuşurken, bir sayın milletvekili 'niye oy alamıyorsunuz' dedi. Göreceğiz 30 Mart'ta. Millet, Sayın Başbakan'ın birtakım çevrelerden de söylendiği gibi güç zehirlenmesi haleti ruhiyesi içine girdiğini görmüştür. Millet işin tadını kaçırdığınızı, şımardığınızı, devleti bakkal dükkanı gibi yönettiğinizi görmüştür" diye konuştu.
Altay, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e mektup yazdığını belirterek, "Dün Sayın Başbakan'ın oğlunun attığı tweet ile ilgili olarak, eğer hepimizin başkanı ise yasal işlem başlatmasını, yani suç duyurusunda bulunmasını talep ettim. Sonucunu da merakla bekliyorum" dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, Meclis Başkanlığı'nın tutanakların resen düzeltilmesi işleminin nasıl yapıldığı konusunda kendilerine bilgi verilmesini istedi. Bütçe görüşmelerinde siyasi partiler arasında mutabakat sağlanmasının esas olması gerektiğini savunan Vural, MHP olarak bütçede teamüllerin korunmasından yana olduklarını, özel gündemde belirlenmiş işler varken grup önerisi getirilmesini doğru bulmadıklarını ifade etti.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, öneri lehinde yaptığı konuşmada, bütçe görüşmelerinin 10 güne sığdırılmasının milli iradeye saygısızlık olduğunu ileri sürerek, "Bugün 18 kurumun bütçesi 50 dakikada görüşülecek. Bu sağlıklı bir bütçe görüşmesi olabilir mi? Her bir kuruma 4'er dakika düşüyor. 6 bakanlık, 17 kurum bütçesinin konulduğu gün var. Dün Başbakan'a, Kılıçdaroğlu'na ek 30 dakika verilmedi mi? Sizin ayrıcalığınız ne? MHP ve BDP'den ayrıcalığınız mı var?" dedi.
TBMM tutanaklarında Kürtçe ifadelerin parantez içine alınarak "hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi" denildiğini anlatan Kaplan, Kürtçenin dil olup olmadığını sordu. "Yek" sözcüğünün enternasyonal olduğunu ifade eden Kaplan, tutanak müdürlüğüne giderek TBMM Başkanlığı'nın konuyla ilgili talimatı olup olmadığını sorduğunu, kendisine yazılı talimat olmadığı yanıtı verildiğini söyledi. Kaplan, "Madem talimat yok... İsrail Devlet Başkanı gelir İbranice, Obama gelir İngilizce, uluslararası ceza mahkemesinin tutuklama kararı verdiği El Beşir ve diğer liderler gelir konuşur, tutanaklara geçirirsiniz. Kürtçe'ye gelince yasak zihniyet, ret, inkar başlıyor. Bu hakareti, saygısızlığı kabul etmiyoruz. Edepse edep, adapsa adap, hukuksa, adaletse, demokrasiyse öyle yazılacak. Ya bunu düzeltirsiniz ya da size bir dava daha açarız, eder iki dava... Sizinle mahkemelik olacağız. Bu yaştan sonra beni avukatlığa döndürmeyin" diye konuştu.
Kaplan'ın konuşmasının ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, dünkü görüşmelerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na 9 dakika verildiğini, BDP adına iki kişiye ise beşer dakika ek süre verildiğini söyledi.
Grup önerisinin görüşmelerinde AK Parti ile CHP Grup başkanvekilleri arasında Sayıştay raporları tartışması yaşandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, bütçe görüşmelerinde teamüllerin olduğunu ifade ederek, belirlenen özel gündem uyarınca sadece bütçenin görüşüldüğünü söyledi. Kolay oluşmayan ve bugüne kadar hiç ihlal edilmeyen mutabatların birinin bu yıl CHP tarafından bozulduğunu savunan Canikli, grup önerisiyle bütçe takvimi belirlemekten dolayı üzgün olduklarını söyledi.
Canikli, CHP'nin konuyla ilgili uzun yıllardır uygulanan bir geleneği yok ettiğini savunarak, "Bu, bir kırılma anıdır ve son derece talihsizdir. Takvim oluşturulurken bütün partilerle konuştuk ve geçen yılkinin aynısını önerdik. Geçmişte Sayıştay raporları gelmedi. Bu raporlar 2010 yılında çıkarılan kanunla ihdas edildi. Bu kanundan önce raporlar gelmedi. O bütçelerin gerçek dışı olduğunu ve görüşülemeyeceğini söyleyebilir misiniz? Bu raporlar Meclis'e geliyor. 149 kurum ve 4 değerlendirme raporu geldi. Ama siz 'bizim istediğimiz gibi düzenlemeler yok' diyorsunuz. Kusura bakmayın, Sayıştay sizin istediğiniz gibi rapor üretmek durumunda değil" görüşünü ifade etti.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Sayıştay raporları konusunda AK Parti yetkililerinin gerçeği söylemediğini ileri sürdü. Sayıştay raporları olmadığı için bütçe görüşmeleriyle ilgili çıkarılmak istenen TBMM Danışma Kurulu kararına imza vermediklerini anlatan Hamzaçebi, AK Parti'nin söyleminin aksine geçmiş yıllarda grup önerisi getirildiğini ve yoklama istendiğini ifade etti.
Hamzaçebi, AK Parti'nin raporları engellediğini ileri sürerek, "Amerika'daki Kızılderililere yapılan yardımın denetimine ilişkin raporun buraya gelmesini istemiyorsunuz. Sayıştay'ın yolsuzlukla ilgili raporlarının gelmesini istemiyorsunuz" dedi.
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda 2014 Yılı Bütçesi Kanun Tasarısı ile 2012 Yılı Kesinhesap Kanun Tasarısı üzerindeki görüşmeleri sürüyor.
Görüşmelerin birinci turu üzerinde söz alan BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, "Barış sürecinden dolayı Öcalan ve Başbakan'a övgüler yağdırıyorum, Allah onlardan razı olsun" dedi.
"Acılarımıza yeni acılar katmamalıyız" ifadesini kullanan Sakık, şunları kaydetti:
"Hepimizin acılarını ortaklaştıracak bir anıt yapmalıyız. 1915'in acılarını, 1937'yi, Deniz Gezmişleri, Menderesleri, Roboskileri, 33 askeri... Askeriyle, polisiyle, bu toprağa düşen herkes için kendi acımız olarak büyük bir anıt yapalım. Bu büyük anıtı isterseniz Anadolu isterseniz Mezapotamya'nın toprağında yapalım. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda gidip o anıtın önünde bütün halklar kucaklaşalım, kenetlenelim. İşte bunu yapabilirsek, ortaklaşabilirsek, geçmişimizle yüzleşebilirsek, geleceğe gidebiliriz."
BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, Yüksekova'daki olayları anımsatarak, "Ölenler ne kadar terörist ise ben de o kadar teröristim" diye konuştu.
"Fiziken buradayım ama şu an Gever'de oğlunu toprağa veren anneyi düşünüyorum. 40 günlük bebeği büyüdüğünde ona ne diyeceksiniz? Bu ortam içerisinde sağlıklı bütçe görüşülemez" diyen Zozani, Yüksekova'daki olaylarla ilgili siyasi partilerin açıklama yapmadığını belirterek, "Sansürcü üçüzler. Bu reddin, inkarın, asimilasyonun hesabı sizden sorulacak" dedi.
Zozani, "Kürdistan" ifadesinin, geçen seneki muhalefet şerhinde de olduğunu belirterek, "O zaman niye itiraz etmediniz? Seçim olmadığı için mi?" şeklinde konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, "Geçen sene 'Kürdistan' ifadesi girmiş, evet okumadım, doğru söylüyorsunuz. Siz istediğiniz kadar çırpının, Anadolu coğrafyasında Kürdistan diye bir bölge hiçbir zaman olmamıştır. Oldu bittiyle bir ülkenin coğrafyasını değiştiremezsiniz. Bana bir kitap, harita getirin" dedi.
Bu arada, Zozani ile CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu arasında asker ve güvenlik harcamalarının denetlenmesi konusunda kısa süreli tartışma yaşandı.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, Türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçimlerinin her zaman sorunlu olduğunu belirterek, "Ordunun müdahalede bulunduğu ama netice alamadığı tek seçim, 2007 seçimleri olmuştur. Bu da AK Parti ve milletimizle birlikte olmuştur" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda; Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Başbakanlık, Kamu Denetçiliği Kurumu, MİT ve MGK Genel Sekreterliği'nin 2014 yılı bütçeleri üzerindeki görüşmeler sürüyor.
Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerinde AK Parti Grubu adına konuşan Can, Türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçimlerinin her zaman sorunlu olduğunu, "367 garabetleri ve askeri müdahalelere" sahne olduğunu kaydetti. Can, "Kahir ekseriyetinde cumhurbaşkanlığına ordunun patronajında seçilmiştir. Ordunun müdahalede bulunduğu ama netice alamadığı tek seçim, 2007 seçimleri olmuştur. Bu da AK Parti ve milletimizle birlikte olmuştur" görüşünü ifade etti.
Can, Türkiye'de devlet iktidar gücünün Cumhurbaşkanı, hükümet ve ordu üçgeninde kullanıldığını, gücünü rejimin koruyuculuğundan alan ordu ile meşruluğunu milletten alan hükümet arasındaki ilişkiyi cumhurbaşkanı makamıyla dengeye oturtmak üzerine bir sistem kurulduğunu belirten Can, "Milleti temsil eden Anadolu evlatları asla cumhurbaşkanı olamazdı. Elit ve marjinal askeri ve sivil bürokrasi, 2007 yılında duvara toslamıştır. Gelişen dünya ve Türkiye gerçeğini okuyamayanlar, AK Parti ve Başbakanı diğerleri gibi zannetme gafletinde bulunmuşlardır" diye konuştu.
AK Parti Adana Milletvekili Necati Çetinkaya, beş dönemden beri Meclis'te görev yaptığını hatırlatarak, TBMM'nin "demokrasinin mabedi" olduğunu söyledi. Meclis'in yeni anayasa konusunda millete verdiği sözü yerine getiremediğini anlatan Çetinkaya, "Bu ayıbı nasıl üzerimizden atarız? Türkiye, darbe anayasalarıyla yönetilecek durumda değil" dedi.
Sayıştay bütçesi üzerinde konuşan AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, Sayıştay raporları ile ilgili tartışmalara işaret ederek, 150 kurumun raporunun TBMM'ye geldiğini söyledi. "Raporları beğenmemek Meclis'e sunulmadığı anlamına gelmez" diyen Bilgiç, hiçbir denetim yapılmadığı konusunda oluşturulmak istenen algının ayıp olduğunu, bir bardak suda fırtına koparılmak ve bütçe görüşmelerinin baltalanmak istendiğini söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, sataşma gerekçesiyle söz alarak, uluslararası denetim belgesine sahip olduğunu ifade ederek, Bilgiç'in söylediklerinde gerçeklik ve doğruluk payı olmadığını ileri sürdü. Bütün denetimlerin bağımsızlık ve tarafsızlığa uygun olması gerektiğini belirten Erdoğdu, "Meclis'e gelen rapor yok. Buraya Sayıştay raporu gelmiş gibi davranamazsınız. Bize gönderilen rapor değil, raporun olmadığına yönelik belgedir. Rapor vardır ve saklanmıştır" görüşünü savundu.
Yeniden söz alan AK Parti'li Bilgiç, Türkiye'de hükümetin denetimden kaçtığı algısının yaratılmak istendiğini ifade ederek, "Bu iftiradır. Bu Sayıştay, Parlamento ve yürütmeyi töhmet altında bırakmaktır. Bütün denetimler Sayıştay tarafından yapılmıştır. Denetim ağını bu kadar genişleten AK Parti iktidarı olmuştur. Yanlış siyaset yapan sizsiniz" dedi.
AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin, Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'nin diğer ülkelerden farklı olarak uzun yıllar dar bürokratik oligarşinin kalesi olarak faaliyet gösterdiğini, zaman zaman yasama hakkını gasp edecek ve kendisini TBMM yerine koyarak bağlayıcı kararlar aldığını ve bu yolla kanun yapmaya çalıştığını söyledi. Anayasa Mahkemesi'nin "367 vakası" ile Meclis kararını iptal etmeye gittiğini savunan Şahin, yıllarca siyaset kurumu üzerinde en belirleyici aktör olmayı sürdürdüğünü ve Türk hukuk tarihine tartışmalı kararlarıyla geçtiğini, "Yedi'nin 411'den büyük olduğuna karar verdiğini" ifade etti.
12 Eylül referandumunda kabul edilen anayasa değişikliğinde en önemli düzenlemenin AYM ile ilgili olduğunu, günlük siyasi tartışmaların dışına çıkarılarak yüksek mahkeme hüviyetine kavuşturulduğunu anlatan Şahin, halkoylamasında hayır diyenlerin bireysel başvuru hakkını kullandığını söyledi.
Şahin, AYM'nin siyaseti daraltan, işlevsiz kılan bir merci olmaktan çıkartılarak temel hak ve özgürlükleri, hukuk devletini gözeten kurum haline getirildiğini, kararlarıyla ve oluşturacağı içtihatlarla demokrasinin gelişmesine katkı sağlayacağını kaydetti.
AK Parti Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce ile tartışmasında kullandığı ve tutanaklara yansıyan sözlerinden dolayı özür diledi ancak tartışmalar devam etti.
TBMM Genel Kurulu'nda, 2014 bütçesinin görüşmeleri sırasında verilen öğle arasının ardından söz alan Aslan, şunları söyledi:
"Dün TBMM Genel Kurulu'nda, bütçe görüşmelerinde sayın Başbakan'ın konuşması sırasında ana muhalefet milletvekillerinin, Meclis'in saygınlığına uygun olmayan tavır ve davranışlarıyla başlayan gerilimin, bugün Meclis'in açılmasıyla birlikte, sayın İnce'nin dün yaşanan gerginliği daha da artıran, sayın Başbakanımız ve ailesine yönelik iftira ve hakaretlerle başlayan sözlü tartışma esnasında, sayın İnce'nin şahsıma küfretmesiyle, maalesef, kendi üslubuna uygun şekilde, zabıtlardan gördüğüm kadarıyla karşılık vermişim. Elbetteki bizim söylediğimiz sözler Meclis'in saygınlığına yakışmayan sözlerdir. Bu sözler dolayısıyla tüm Meclisimizden özür diliyorum.
Basına düşen haberlerde sayın İnce'nin küfürünün üstünün kapatılarak verilmesi ve küfrün sadece tarafımızdan yapılmış gibi gösterilmiş olması bir çifte standarttır. Evet, bir küfürleşme olmuştur, hoş değildir ama bu küfürleşmeyi başlatan sayın İnce'dir. Ben kendi adıma kendi sözlerimden dolayı Meclisimizden özür diliyorum."
Aslan'ın konuşmasına CHP'li milletvekilleri tepki gösterdi. CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'tan söz istedi. Bu sırada AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan ile CHP'li Aslanoğlu arasında tartışma çıktı.
Aynı anda Genel Kurul'un arka sıralarından CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, "Madalya takın bir de" diyerek bağırdı. AK Parti Nevşehir Milletvekili Murat Göktürk, CHP'li Ağbaba'nın üzerine yürüdü. Bu sırada CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç ile tartışmaya başlayan Göktürk'ü milletvekili arkadaşları engelledi.
Yakut, birleşime ara verdi ancak tartışma arada da devam etti.
AK Parti Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu ile de CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar tartıştı. Birbirlerinin üzerine yürümeye çalışan milletvekillerini, arkadaşları engelledi.
Verilen aranın ardından CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de söz alarak, ilk kez böyle bir konunun tarafı olduğunu belirtti. Küfürleşmelerin olduğu tutanakları okuyan İnce, şunları kaydetti:
"Bana 'kafanı kırarım' deyince, tahrik altında bir küfür değil, kaba, yaralayıcı, argo bir söz kullanıyorum. Defol anlamında kullanılan bir sözdür. Bunu da bu Meclis'te kullanmamam gerekirdi ama ondan sonra gelen küfürleri ben okuyamam. Kamer Genç'in ölmüş anasına söylediklerini benim şahsıma söylemiş. Bu küfürleri okuyacak bir babayiğit varsa gelsin okusun. Burada savunulacak bir şey yok. Burada ağır bir küfür var. Hala daha burada 'hak ettiği şekilde cevap verdim' gibi sözlere üzülüyorum. Ben onu Allah'a ve yargıya havale ediyorum. Meclis'in gündemini daha fazla meşgul etmek istemiyorum. Benim şahsıma edilen küfürle TBMM zaman kaybetmemelidir, görüşmelere devam edelim."
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKUMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
TBMM Genel Kurulu'nda, Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Başbakanlık, Kamu Denetçiliği Kurumu, MİT, MGK Genel Sekreterliği bütçelerinin görüşmelerine başlandı.
CHP'nin grup önerisinin reddedilmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Başbakanlık, Kamu Denetçiliği Kurumu, MİT ve MGK Genel Sekreterliği'nin bütçelerinin görüşülmesine geçildi.
Bu bütçeler üzerinde ilk sözü, BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık aldı.
Öğleden sonraki ikinci oturumda ise RTÜK, Basın-Yayın Erformasyon Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu bütçeleri ele alınacak.
2014 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarısı'nın TBMM Genel Kurulu'nda ikinci gün görüşmeleri de tartışmayla başladı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut Başkanlığında toplandı.
Genel kurul açıldıktan sonra, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, düzeltme yapmak için söz istedi.
Kürsüye gelen İnce, Başbakan Erdoğan'ın dün konuşmasında "Terbiyesiz herifler ya" dediğini ifade ederek, "Sayın Başbakan Meclis'e hakaret etmiştir. Bu lafı CHP Grubu adına iade ediyorum" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın oğlunun da bütçe görüşmeleri sırasında "Meclis serserilik yeri değildir", "Ahlaksız, rezil tavırların amacı nedir?" şeklinde tweetler attığını dile getiren İnce, şunları söyledi?
"Dedim ki hangi şehzade bu? Manisa mı Amasya şehzadesi mi? Gemici olan mı, ızgaracı olan mı? Baktım ki ızgaracı olanmış. DNA aynı DNA. Babasına bak, oğlunu gör. Başbakan'ın oğlu muhalefet milletvekillerine bu lafları ediyorsa, buna ilk cevabı verecek olan Başbakan olmalıdır. Benim oğlum, AKP milletvekillerine böyle bir şey yazarsa onun cevabını, cezasını ben veririm. Başbakan'ın oğlunun haddi değildir bize laf söylemek. O ızgarasına baksın, yedi olan gemisini sekiz yapmaya baksın. Herkes haddini bilecek. CHP milletvekilleri olarak hepimiz Başbakan'a dava açacağız. Kazanacağımız parayla da Çankaya Kapısı'nda millete köfte dağıtacağız. O lafları Başbakan'a da oğluna da iade ediyorum."
İnce'nin konuşmasının ardından, AK Parti Grup Başkavekili Nurettin Canikli söz istedi. Bu sırada, CHP Grup Başkanvekili İnce ile AK Parti Tokat Milletvekili Zeyid Aslan arasında sözlü tartışma yaşandı. İnce'nin üzerine yürümek isteyen Aslan'ı, milletvekili arkadaşları engelledi.
TBMM Başkanvekili Yakut, CHP ve AK Parti'liler arasında tartışmanın büyümesi üzerine birleşime ara verdi. Arada da İnce ile Aslan'ın birbirine sözlü sataşması devam etti.
İnce'nin bu tartışma sırasında Aslan'a "Sen bana 'kafanı kırarım lan' diye bağırdın mı, bağırmadın mı?" diye seslendi.
Aslan'ın da "Ben başkasına benzemem" diye bağırdığı duyuldu.
Aranın ardından söz alan Canikli, bu tartışmaların, hiçbir şeye katkısının olmadığını ifade etti.
Gerginliğin, tartışmanın, küfürlerin havada uçuştuğu bir ortamı milletin takdir etmesinin beklenmemesi gerektiğini ifade eden Canikli, "Bu kürsüde çok haksız ve inanılmaz yalanlar sergileniyor. Başbakan'ın oğlunun yedi gemisi var... Var mı bir belge? Kuyruklu yalan. Niye bu kuyruklu yalanları söylemeye devam ediyorsunuz?" diye sordu.
Daha sonra Zeyid Aslan, İnce'nin kendisine küfür ettiğini savunarak, özür dilemesini istedi. TBMM Başkanvekili Yakut, tutanakları inceleyeceğini dile getirdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin bütçe görüşmelerinde verilen sürelerin uzatılmasını içeren grup önerisi kabul edilmedi.
CHP; TBMM Danışma Kurulu toplanamadığı için bütçe görüşmelerinde konuşma sürelerinin gruplar için 75 dakika, kişisel konuşmaların ise 10'ar dakika olmasını içeren grup önerisini Genel Kurul'a taşıdı.
Öneri üzerinde konuşan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, bütçenin meşru olmadığını savunarak, "Denetim raporlarını iktidar kaçırıyor. Bizim de size suç ortaklığı yapmamızı hangi mantıkla bekliyorsunuz, bunu anlamakta güçlük çekiyoruz. CHP, denetim hakkını sonuna kadar kullanacaktır" dedi.
Parlamentonun geleneğinde sataşma olduğunu, ancak sistematik taciz olmadığını ifade eden Altay, "İktidar partisine mensup kimi milletvekilleri, muhalefet milletvekilleri Sayın Başbakan ile konuşmaya başlayınca, görevlendirilmiş, özel seçilmiş birlikler, özel kuvvetler gibi yerinden sistematik taciz uyguluyor. Benim onlara tavsiyem var. Burada Bekir Bozdağ bir konuşma yaptı, Başbakan da onu dinledi, önce grup başkanvekili sonra bakan yaptı kendisini. Eğer siyasette yükselmek istiyorsanız bu yolu izleyin, yerinizden muhalefete sistematik taciz yaparak siyasette yükselemezsiniz. Partinizin son zamanlarda kamuoyu nezdinde iyi günlerden geçmediğini bilenlerdenim. Dün Genel Başkanımız konuşurken, bir sayın milletvekili 'niye oy alamıyorsunuz' dedi. Göreceğiz 30 Mart'ta. Millet, Sayın Başbakan'ın birtakım çevrelerden de söylendiği gibi güç zehirlenmesi haleti ruhiyesi içine girdiğini görmüştür. Millet işin tadını kaçırdığınızı, şımardığınızı, devleti bakkal dükkanı gibi yönettiğinizi görmüştür" diye konuştu.
Altay, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e mektup yazdığını belirterek, "Dün Sayın Başbakan'ın oğlunun attığı tweet ile ilgili olarak, eğer hepimizin başkanı ise yasal işlem başlatmasını, yani suç duyurusunda bulunmasını talep ettim. Sonucunu da merakla bekliyorum" dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, Meclis Başkanlığı'nın tutanakların resen düzeltilmesi işleminin nasıl yapıldığı konusunda kendilerine bilgi verilmesini istedi. Bütçe görüşmelerinde siyasi partiler arasında mutabakat sağlanmasının esas olması gerektiğini savunan Vural, MHP olarak bütçede teamüllerin korunmasından yana olduklarını, özel gündemde belirlenmiş işler varken grup önerisi getirilmesini doğru bulmadıklarını ifade etti.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, öneri lehinde yaptığı konuşmada, bütçe görüşmelerinin 10 güne sığdırılmasının milli iradeye saygısızlık olduğunu ileri sürerek, "Bugün 18 kurumun bütçesi 50 dakikada görüşülecek. Bu sağlıklı bir bütçe görüşmesi olabilir mi? Her bir kuruma 4'er dakika düşüyor. 6 bakanlık, 17 kurum bütçesinin konulduğu gün var. Dün Başbakan'a, Kılıçdaroğlu'na ek 30 dakika verilmedi mi? Sizin ayrıcalığınız ne? MHP ve BDP'den ayrıcalığınız mı var?" dedi.
TBMM tutanaklarında Kürtçe ifadelerin parantez içine alınarak "hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi" denildiğini anlatan Kaplan, Kürtçenin dil olup olmadığını sordu. "Yek" sözcüğünün enternasyonal olduğunu ifade eden Kaplan, tutanak müdürlüğüne giderek TBMM Başkanlığı'nın konuyla ilgili talimatı olup olmadığını sorduğunu, kendisine yazılı talimat olmadığı yanıtı verildiğini söyledi. Kaplan, "Madem talimat yok... İsrail Devlet Başkanı gelir İbranice, Obama gelir İngilizce, uluslararası ceza mahkemesinin tutuklama kararı verdiği El Beşir ve diğer liderler gelir konuşur, tutanaklara geçirirsiniz. Kürtçe'ye gelince yasak zihniyet, ret, inkar başlıyor. Bu hakareti, saygısızlığı kabul etmiyoruz. Edepse edep, adapsa adap, hukuksa, adaletse, demokrasiyse öyle yazılacak. Ya bunu düzeltirsiniz ya da size bir dava daha açarız, eder iki dava... Sizinle mahkemelik olacağız. Bu yaştan sonra beni avukatlığa döndürmeyin" diye konuştu.
Kaplan'ın konuşmasının ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, dünkü görüşmelerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na 9 dakika verildiğini, BDP adına iki kişiye ise beşer dakika ek süre verildiğini söyledi.
Grup önerisinin görüşmelerinde AK Parti ile CHP Grup başkanvekilleri arasında Sayıştay raporları tartışması yaşandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, bütçe görüşmelerinde teamüllerin olduğunu ifade ederek, belirlenen özel gündem uyarınca sadece bütçenin görüşüldüğünü söyledi. Kolay oluşmayan ve bugüne kadar hiç ihlal edilmeyen mutabatların birinin bu yıl CHP tarafından bozulduğunu savunan Canikli, grup önerisiyle bütçe takvimi belirlemekten dolayı üzgün olduklarını söyledi.
Canikli, CHP'nin konuyla ilgili uzun yıllardır uygulanan bir geleneği yok ettiğini savunarak, "Bu, bir kırılma anıdır ve son derece talihsizdir. Takvim oluşturulurken bütün partilerle konuştuk ve geçen yılkinin aynısını önerdik. Geçmişte Sayıştay raporları gelmedi. Bu raporlar 2010 yılında çıkarılan kanunla ihdas edildi. Bu kanundan önce raporlar gelmedi. O bütçelerin gerçek dışı olduğunu ve görüşülemeyeceğini söyleyebilir misiniz? Bu raporlar Meclis'e geliyor. 149 kurum ve 4 değerlendirme raporu geldi. Ama siz 'bizim istediğimiz gibi düzenlemeler yok' diyorsunuz. Kusura bakmayın, Sayıştay sizin istediğiniz gibi rapor üretmek durumunda değil" görüşünü ifade etti.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Sayıştay raporları konusunda AK Parti yetkililerinin gerçeği söylemediğini ileri sürdü. Sayıştay raporları olmadığı için bütçe görüşmeleriyle ilgili çıkarılmak istenen TBMM Danışma Kurulu kararına imza vermediklerini anlatan Hamzaçebi, AK Parti'nin söyleminin aksine geçmiş yıllarda grup önerisi getirildiğini ve yoklama istendiğini ifade etti.
Hamzaçebi, AK Parti'nin raporları engellediğini ileri sürerek, "Amerika'daki Kızılderililere yapılan yardımın denetimine ilişkin raporun buraya gelmesini istemiyorsunuz. Sayıştay'ın yolsuzlukla ilgili raporlarının gelmesini istemiyorsunuz" dedi.
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda 2014 Yılı Bütçesi Kanun Tasarısı ile 2012 Yılı Kesinhesap Kanun Tasarısı üzerindeki görüşmeleri sürüyor.
Görüşmelerin birinci turu üzerinde söz alan BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, "Barış sürecinden dolayı Öcalan ve Başbakan'a övgüler yağdırıyorum, Allah onlardan razı olsun" dedi.
"Acılarımıza yeni acılar katmamalıyız" ifadesini kullanan Sakık, şunları kaydetti:
"Hepimizin acılarını ortaklaştıracak bir anıt yapmalıyız. 1915'in acılarını, 1937'yi, Deniz Gezmişleri, Menderesleri, Roboskileri, 33 askeri... Askeriyle, polisiyle, bu toprağa düşen herkes için kendi acımız olarak büyük bir anıt yapalım. Bu büyük anıtı isterseniz Anadolu isterseniz Mezapotamya'nın toprağında yapalım. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda gidip o anıtın önünde bütün halklar kucaklaşalım, kenetlenelim. İşte bunu yapabilirsek, ortaklaşabilirsek, geçmişimizle yüzleşebilirsek, geleceğe gidebiliriz."
BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, Yüksekova'daki olayları anımsatarak, "Ölenler ne kadar terörist ise ben de o kadar teröristim" diye konuştu.
"Fiziken buradayım ama şu an Gever'de oğlunu toprağa veren anneyi düşünüyorum. 40 günlük bebeği büyüdüğünde ona ne diyeceksiniz? Bu ortam içerisinde sağlıklı bütçe görüşülemez" diyen Zozani, Yüksekova'daki olaylarla ilgili siyasi partilerin açıklama yapmadığını belirterek, "Sansürcü üçüzler. Bu reddin, inkarın, asimilasyonun hesabı sizden sorulacak" dedi.
Zozani, "Kürdistan" ifadesinin, geçen seneki muhalefet şerhinde de olduğunu belirterek, "O zaman niye itiraz etmediniz? Seçim olmadığı için mi?" şeklinde konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, "Geçen sene 'Kürdistan' ifadesi girmiş, evet okumadım, doğru söylüyorsunuz. Siz istediğiniz kadar çırpının, Anadolu coğrafyasında Kürdistan diye bir bölge hiçbir zaman olmamıştır. Oldu bittiyle bir ülkenin coğrafyasını değiştiremezsiniz. Bana bir kitap, harita getirin" dedi.
Bu arada, Zozani ile CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu arasında asker ve güvenlik harcamalarının denetlenmesi konusunda kısa süreli tartışma yaşandı.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, Türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçimlerinin her zaman sorunlu olduğunu belirterek, "Ordunun müdahalede bulunduğu ama netice alamadığı tek seçim, 2007 seçimleri olmuştur. Bu da AK Parti ve milletimizle birlikte olmuştur" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda; Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Başbakanlık, Kamu Denetçiliği Kurumu, MİT ve MGK Genel Sekreterliği'nin 2014 yılı bütçeleri üzerindeki görüşmeler sürüyor.
Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerinde AK Parti Grubu adına konuşan Can, Türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçimlerinin her zaman sorunlu olduğunu, "367 garabetleri ve askeri müdahalelere" sahne olduğunu kaydetti. Can, "Kahir ekseriyetinde cumhurbaşkanlığına ordunun patronajında seçilmiştir. Ordunun müdahalede bulunduğu ama netice alamadığı tek seçim, 2007 seçimleri olmuştur. Bu da AK Parti ve milletimizle birlikte olmuştur" görüşünü ifade etti.
Can, Türkiye'de devlet iktidar gücünün Cumhurbaşkanı, hükümet ve ordu üçgeninde kullanıldığını, gücünü rejimin koruyuculuğundan alan ordu ile meşruluğunu milletten alan hükümet arasındaki ilişkiyi cumhurbaşkanı makamıyla dengeye oturtmak üzerine bir sistem kurulduğunu belirten Can, "Milleti temsil eden Anadolu evlatları asla cumhurbaşkanı olamazdı. Elit ve marjinal askeri ve sivil bürokrasi, 2007 yılında duvara toslamıştır. Gelişen dünya ve Türkiye gerçeğini okuyamayanlar, AK Parti ve Başbakanı diğerleri gibi zannetme gafletinde bulunmuşlardır" diye konuştu.
AK Parti Adana Milletvekili Necati Çetinkaya, beş dönemden beri Meclis'te görev yaptığını hatırlatarak, TBMM'nin "demokrasinin mabedi" olduğunu söyledi. Meclis'in yeni anayasa konusunda millete verdiği sözü yerine getiremediğini anlatan Çetinkaya, "Bu ayıbı nasıl üzerimizden atarız? Türkiye, darbe anayasalarıyla yönetilecek durumda değil" dedi.
Sayıştay bütçesi üzerinde konuşan AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, Sayıştay raporları ile ilgili tartışmalara işaret ederek, 150 kurumun raporunun TBMM'ye geldiğini söyledi. "Raporları beğenmemek Meclis'e sunulmadığı anlamına gelmez" diyen Bilgiç, hiçbir denetim yapılmadığı konusunda oluşturulmak istenen algının ayıp olduğunu, bir bardak suda fırtına koparılmak ve bütçe görüşmelerinin baltalanmak istendiğini söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, sataşma gerekçesiyle söz alarak, uluslararası denetim belgesine sahip olduğunu ifade ederek, Bilgiç'in söylediklerinde gerçeklik ve doğruluk payı olmadığını ileri sürdü. Bütün denetimlerin bağımsızlık ve tarafsızlığa uygun olması gerektiğini belirten Erdoğdu, "Meclis'e gelen rapor yok. Buraya Sayıştay raporu gelmiş gibi davranamazsınız. Bize gönderilen rapor değil, raporun olmadığına yönelik belgedir. Rapor vardır ve saklanmıştır" görüşünü savundu.
Yeniden söz alan AK Parti'li Bilgiç, Türkiye'de hükümetin denetimden kaçtığı algısının yaratılmak istendiğini ifade ederek, "Bu iftiradır. Bu Sayıştay, Parlamento ve yürütmeyi töhmet altında bırakmaktır. Bütün denetimler Sayıştay tarafından yapılmıştır. Denetim ağını bu kadar genişleten AK Parti iktidarı olmuştur. Yanlış siyaset yapan sizsiniz" dedi.
AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin, Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'nin diğer ülkelerden farklı olarak uzun yıllar dar bürokratik oligarşinin kalesi olarak faaliyet gösterdiğini, zaman zaman yasama hakkını gasp edecek ve kendisini TBMM yerine koyarak bağlayıcı kararlar aldığını ve bu yolla kanun yapmaya çalıştığını söyledi. Anayasa Mahkemesi'nin "367 vakası" ile Meclis kararını iptal etmeye gittiğini savunan Şahin, yıllarca siyaset kurumu üzerinde en belirleyici aktör olmayı sürdürdüğünü ve Türk hukuk tarihine tartışmalı kararlarıyla geçtiğini, "Yedi'nin 411'den büyük olduğuna karar verdiğini" ifade etti.
12 Eylül referandumunda kabul edilen anayasa değişikliğinde en önemli düzenlemenin AYM ile ilgili olduğunu, günlük siyasi tartışmaların dışına çıkarılarak yüksek mahkeme hüviyetine kavuşturulduğunu anlatan Şahin, halkoylamasında hayır diyenlerin bireysel başvuru hakkını kullandığını söyledi.
Şahin, AYM'nin siyaseti daraltan, işlevsiz kılan bir merci olmaktan çıkartılarak temel hak ve özgürlükleri, hukuk devletini gözeten kurum haline getirildiğini, kararlarıyla ve oluşturacağı içtihatlarla demokrasinin gelişmesine katkı sağlayacağını kaydetti.
AK Parti Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce ile tartışmasında kullandığı ve tutanaklara yansıyan sözlerinden dolayı özür diledi ancak tartışmalar devam etti.
TBMM Genel Kurulu'nda, 2014 bütçesinin görüşmeleri sırasında verilen öğle arasının ardından söz alan Aslan, şunları söyledi:
"Dün TBMM Genel Kurulu'nda, bütçe görüşmelerinde sayın Başbakan'ın konuşması sırasında ana muhalefet milletvekillerinin, Meclis'in saygınlığına uygun olmayan tavır ve davranışlarıyla başlayan gerilimin, bugün Meclis'in açılmasıyla birlikte, sayın İnce'nin dün yaşanan gerginliği daha da artıran, sayın Başbakanımız ve ailesine yönelik iftira ve hakaretlerle başlayan sözlü tartışma esnasında, sayın İnce'nin şahsıma küfretmesiyle, maalesef, kendi üslubuna uygun şekilde, zabıtlardan gördüğüm kadarıyla karşılık vermişim. Elbetteki bizim söylediğimiz sözler Meclis'in saygınlığına yakışmayan sözlerdir. Bu sözler dolayısıyla tüm Meclisimizden özür diliyorum.
Basına düşen haberlerde sayın İnce'nin küfürünün üstünün kapatılarak verilmesi ve küfrün sadece tarafımızdan yapılmış gibi gösterilmiş olması bir çifte standarttır. Evet, bir küfürleşme olmuştur, hoş değildir ama bu küfürleşmeyi başlatan sayın İnce'dir. Ben kendi adıma kendi sözlerimden dolayı Meclisimizden özür diliyorum."
Aslan'ın konuşmasına CHP'li milletvekilleri tepki gösterdi. CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'tan söz istedi. Bu sırada AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan ile CHP'li Aslanoğlu arasında tartışma çıktı.
Aynı anda Genel Kurul'un arka sıralarından CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, "Madalya takın bir de" diyerek bağırdı. AK Parti Nevşehir Milletvekili Murat Göktürk, CHP'li Ağbaba'nın üzerine yürüdü. Bu sırada CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç ile tartışmaya başlayan Göktürk'ü milletvekili arkadaşları engelledi.
Yakut, birleşime ara verdi ancak tartışma arada da devam etti.
AK Parti Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu ile de CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar tartıştı. Birbirlerinin üzerine yürümeye çalışan milletvekillerini, arkadaşları engelledi.
Verilen aranın ardından CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de söz alarak, ilk kez böyle bir konunun tarafı olduğunu belirtti. Küfürleşmelerin olduğu tutanakları okuyan İnce, şunları kaydetti:
"Bana 'kafanı kırarım' deyince, tahrik altında bir küfür değil, kaba, yaralayıcı, argo bir söz kullanıyorum. Defol anlamında kullanılan bir sözdür. Bunu da bu Meclis'te kullanmamam gerekirdi ama ondan sonra gelen küfürleri ben okuyamam. Kamer Genç'in ölmüş anasına söylediklerini benim şahsıma söylemiş. Bu küfürleri okuyacak bir babayiğit varsa gelsin okusun. Burada savunulacak bir şey yok. Burada ağır bir küfür var. Hala daha burada 'hak ettiği şekilde cevap verdim' gibi sözlere üzülüyorum. Ben onu Allah'a ve yargıya havale ediyorum. Meclis'in gündemini daha fazla meşgul etmek istemiyorum. Benim şahsıma edilen küfürle TBMM zaman kaybetmemelidir, görüşmelere devam edelim."
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKUMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
