2014-08-13 - 15:34
TBMM Genel Kurulu Meclis Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, "Torba Kanun" tasarısı olarak bilinen İş Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 5. bölümü kabul edildi. 148 maddeden oluşan tasarının 102 ile 126. maddelerini kapsayan 5. bölümün kabulünün ardından Danışma Kurulu önerisi getirildi. Kabul edilen öneriyle TBMM, 1 Ekim Çarşamba gününe kadar tatile girmiş oldu.
CHP, MHP ve HDP Grup başkanvekilleri, pazar günü Van'daki seçim merkezlerinde oy kullanma işlemini takip eden AK Parti Van Milletvekili Gülşen Orhan'a yapılan saldırıyı kınadı.
TBMM Genel Kurulu Meclis Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da kadına yönelik şiddet konusunda gündem dışı söz alan Orhan, kadına yönelik şiddetin Meclis kürsüsünde çifte standarta maruz kaldığını, dün de böyle bir çifte standart olayının gerçekleştiğini söyledi.
Geçen pazar günü seçim çalışmaları yaptıkları bir sırada saldırıya uğradıklarını belirten Orhan, bu olayı kınayanlara ve duyarlılığından dolayı HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan'a teşekkür etti.
Orhan, yerel sorumluların bu noktada çok duyarlı olmadıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:
"Bu konuyu Meclis kürsüsüne getirmeyi düşünmüyordum ancak dün kadına yönelik şiddetle ilgili konuşan arkadaşımızın bu konuyla alakalı bir yanlışlık görmediğini gördüm. Biz milletvekiliyiz, ben de bir mille ve bu Meclis kürsüsünde beraber siyaset yapıyoruz. Bize yönelik, bana yönelik bu şiddeti bu insanlar, bu arkadaşımız görmüyor mu? Bunu neden lanetlemiyor. Çıkıp burada kadına yönelik şiddeti insanlara anlatmaya çalışıyor. Bütün agresifliğiyle, bütün heyecanıyla, bütün duygularıyla ancak inandırıcı olmadığını farkettiğinde de çok pahalı, binlerce liralık ayakkabısıyla şiddete yöneliyor. Bu doğru bir davranış değil. Eğer herkese aynı duyarlılıkta muamele etmezseniz halk nezdinde de, Meclis'te de inandırıcı olmazsınız. Bu şekilde halkın önünde de rezil olursunuz. Bir kadının çıkıp bu kürsüde ayakkabısıyla insanları tehdit etmesi ne demektir? Bu Türk kadınına, Kürt kadınına, Anadolu'nun hiçbir kadınına yakışmaz."
HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, kadına yönelik her türlü şiddeti tasvip etmediklerini ve kınadıklarını ifade ederek, şunları söyledi:
"Hepimizin düşüncesi, ideolojisi, siyasi fikirleri aynı olmayabilir ama kadın konusunda bu Meclis çatısı altında hemfikir olmamız, birlikte hareket etmemiz gerektiğini ifade etmek isterim. Keşke sayın Orhan daha önce kadına yönelik şiddet konusunda diğer partilerden CHP'den, MHP'den, HDP'den diğer kadınlara yapılan şiddet konusunda da çıkıp söz almış ve bu konudaki fikirlerini beyan etmiş olabilseydi. Kim olursa olsun, bu bir milletvekili de olabilir sıradan bir vatandaş da olabilir. Kadına yönelik her türlü şiddete karşı olduğumuzu tek ses, tek yürek burada ifade etmenin anlamlı olduğunu düşünüyorum."
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Gülşen Orhan'a pazar günü bir şiddet uygulandığını yeni duyduğunu ifade ederek, "Daha önce duysaydım hemen kendisini arar ve 'geçmiş olsun' dileklerimi iletirdim. Şimdi duydum, hakikaten çok üzüldüm. Biz CHP olarak kimden ve hangi gerekçeyle gelirse gelsin hele hele kadına şiddetin asla kabul edilemez olduğunu beyan ediyoruz, kınıyoruz" dedi.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da, Orhan'a geçmiş olsun dileyerek, şiddetle kınadığını söyledi.
Kadınlara herhangi bir şekilde şiddet uygulanması ve gayri insani davranışlar içinde bulunulmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Halaçoğlu, Türkiye'de gittikçe yaygınlaşan bu konunun engellenmesi için hükümetin gerekli tedbirlerin alınması noktasında harekete geçmesi gerektiğini kaydetti.
Genel Kurul'da CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt Ardahan'a havalimanı yapılmasıyla ve MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru da Tokat'ın sorunları ve alınması gereken tedbirlerle ilgili gündemdışı söz aldı.
HDP'nin, Yezidilerin sorunlarına ilişkin araştırma önergesinin görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.
HDP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamadığı için Yezidiler'in sorunlarının belirlenmesi amacıyla verdiği araştırma önergesinin, bugün ele alınmasını grup önerisi olarak Genel Kurul'a getirdi.
HPD Mardin Milletvekili Erol Dora, kendilerine özgü dini inançları, gelenekleri ve kültürleri olan Yezidiler'in, yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Dora, Yezidiler'in, ayırımcı, asimilasyoncu politikalara maruz bırakıldığını öne sürdü.
AK Parti Mardin Milletvekili Abdurrahim Akdağ, dili, milliyeti ne olursa olsun yaratılanı yaratandan dolayı sevdiklerini söyledi.
Akdağ, başı dara giren, saldırıya uğrayan Alevi, Sunni, Yezidi, Türkmen'in Türkiye'ye sığındığını, yardım beklediğini, Başbakan'ın kendilerine sahip çıkmasını istediğini dile getirerek, bunun, Türkiye'ye olan güvenin bir yansıması olduğunu belirtti.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, Türkiye'nin etrafında ateş çemberi bulunduğunu savundu. Serindağ, IŞİD'in, AK Parti'nin uyguladığı politikalar sonucu ortaya çıkan bir terör örgütü olduğunu, bölge ülkelerini tehdit ettiğini söyledi.
Serindağ, etnik kökeni, inancı ne olursa olsun tüm insanların eşit, birinci sınıf yurttaş olarak yaşaması gerektiğini kaydetti. Serindağ, Yezidiler'in de Türkiye'nin bir zenginliği olduğu, kültürlerinin geliştirilmesi ve korunması gerektiğini vurguladı. Serindağ, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, cumhurbaşkanı seçiminden önce Ermeniler'e yönelik sözlerini eleştirdi.
Sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, kişilerin etnik yapısının kendi ellerinde olmadığını, bu nedenle kişilerin kınanamayacağını belirtti.
Aydın, "Bu ülkede, çok kötü nitelemelerle, ağza alınmayacak farklı nitelemelerle Ermeni ifadesini kullananlar oldu. İlk kez Başbakan, 1915 tehcirinden dolayı acıları paylaştı. Dersim katliamından dolayı özür dileyen bir Başbakan" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Aydın'ın Dersim katliamına yönelik sözlerine yanıt vererek, kişinin isyan etme özgürlüğü bulunduğunu, ama devletin her şeye rağmen şefkatli olması gerektiğini vurguladı. Altay, kendisinin de Gürcü olduğunu ve bununla övündüğünü dile getirdi.
Konuşmaların ardından HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, gündemdışı konuşmasında kendisine sataştığı gerekçesiyle AK Parti Van Milletvekili Gülşen Orhan'a yanıt verdi.
Orhan'ın kendisine yönelik olaydan bahsettiğini ifade eden Nazlıaka, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugüne kadar Meclis'te yılda toplam bir konuşma yapmayan hatibin hak savunuculuğu yönündeki konuşmasını ilgiyle izledim. Hak savunuculuğu anlayışı tamamen ona yönelik haksızlıkla ilgili. Hak savunuculuğu bütüncüldür. Pahalı ayakkabı giydiğimden bahsetmiş, 3 yıl önce ucuzluktan aldım ama size o ayakkabıyı bile atmaya değer bulmadım. Bir söz var, nice insanlar gördüm üzerinde elbiseleri yoktu, nice elbiseler gördüm içinde insan yoktu. Benim insan tanımım atan nabza sahip olmak değil onurlu duruşa sahip olmaktır."
TBMM Genel Kurulu'nda CHP'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki Meclis soruşturması önergesinin gündeme alınarak, Meclis soruşturması açılıp açılmaması konusundaki görüşmelerin bugün yapılması önerisi kabul edilmedi.
Partisinin önergesi üzerine söz alan CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, 17 ve 25 Aralık operasyonlarına değinerek, dört eski bakan hakkında Meclis soruşturması açılması kararı verildiğini anımsattı.
17 ve 25 Aralık'ta aslında hükümetin yargıya darbe yaptığını iddia eden Özgündüz, bazı tapeleri okudu. Özgündüz, şunları söyledi:
"Bu şaibelerle bir insan Çankaya'ya çıksa bile ki çıkacaktır, hakkıdır. Seçime katılanların 3'te biri, yüzde 51.8'i oy vermiştir. Ancak bu şaibelerle çıkmasın. Bunlar hakikaten var mıdır, yok mudur, montajlıdır bir soruşturma komisyonu kurulsun. Tapeler gitsin, incelensin. Bu iddialar varsa bunların soruşturulması lazım. Bunu soruşturacak olan bu yüce Meclis'tir. Bütün bu iddialar dururken 'güçlü irade, milli irade' diyerek yukarıya çıkıyor beyefendi. Ama bu irade bayağı bir şaibeli ve defolu."
AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı, muhalefetin bu önergesinin "bilinçaltı" Erdoğan sayıklaması üzerinden gelen bir anlama yaslandığını iddia ederek, "Gerçekten negatif bir dille Erdoğan sayıklamanız aslında bilinçaltınızda sayın Erdoğan'ın Türkiye'de oynamış olduğu büyük ve önemli role bir atıftır. Değişime ve halkın gönlünde taht kurmasına ilişkin bir gerçeklikle yüzleşmenizin neticesidir. Çünkü sayın Erdoğan dışında söz söylediğinizde kimse dinlemiyor" dedi.
Bostancı, 10 Ağustos'ta seçimlerin yapıldığını, şartların değiştiğini ifade ederek, şunları kaydetti:
"Mevlana'nın dediği gibi her gün yeni sözler söylemeniz lazım. Ama önergeyi okuyorsunuz insana bir dejavu duygusu veriyor, nerede kalmıştık duygusu uyanıyor. Yaşanan şartları okuyup yeni sözler söylemek, kendini güncellemek gerekirken eski klişeler ve kurtarıcı olması beklenen Tayyip Erdoğan hasımlığı üzerinden siyaset yapmaya kalkışmak bence CHP'nin işine yaramaz. Eski klişelere düşerek hukuken tartışmalı, şaibeli konularda vermiş olduğunuz önergeyi görüyoruz. 26 hukukçunuz var. Şu 9 sayfalık önergenize hukuki bir kılıf giydirmeye çalışmışsınız ama bu elbise her yerden lime lime dökülüyor. Hem kuşkulardan bahsediyorsunuz hem de 'kuşkusuz ki' diyerek yargılardan bahsediyorsunuz. Hem hakimlik hem savcılık yapıyorsunuz. Bu metnin insanlar için ikna edici olmasını beklemek, bu Meclis'ten kimi insanların böylesine sakil bir metne destek vererek parmak kaldıracağını zannetmek kesinlikle yanlış olur."
Sataşma üzerine söz alan Özgündüz, Bostancı'ya "siz hukukçu değilsiniz" diyerek, bazı iddiaları anımsattı.
Bunun üzerine Bostancı, mülkiye mezunu olduğunu ve biraz hukuk okuduğunu belirterek, "Biz burada siyasetçiyiz, Ali bey kendisini hala savcı zannediyor olabilir. Ama siyasetçiyiz iddiada bulunuruz, hüküm vermeyiz, yargıda bulunmayız. Nasıl dönemin başbakanı diye önceden iddianameler hazırlanıyor. Bunları siz görmüyor musunuz? Ne benim ne sizin göreviniz savcılık. Savcılık yapacaksınız buradan gideceksiniz. Burayı bir mahkeme kürsüsü gibi kullanamazsınız" karşılığını verdi.
Yeniden söz isteyen Özgündüz'ün, "dönemin başbakanı" diye hiçbir yerde bir iddianame bulunmadığını, bunun külliyen yalan olduğunu söyledi. Özgündüz'ün "Getirin, gösterin. Böyle bir şey yok" ifadesine AK Parti sıralarından itirazlar geldi.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, öneri üzerindeki konuşmasında muhalefete, "Mazeret üreteceğinize onurluca istifa edin" diye seslendi.
Can'a sataşma gerekçesiyle yanıt veren MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, "Onuru varsa Başbakan, istifa etmeli" dedi. Halaçoğlu, onurdan bahsedenlerin, millete "ananı da al git" diyemeyeceğini, bayrağı indirenlere karşı sessiz kalamayacağını öne sürdü.
CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz de sataşma gerekçesiyle söz istedi. Özgündüz, onurlu bir kişinin, Meclis soruşturmalarının üzerini örtemeyeceğini, sandığın yolsuzlukları kapatma yeri olmadığını ifade etti.
Konuşmaların ardından CHP'nin sözkonusu önergesi ile MHP'nin uyuşturucu madde bağımlılığının nedenlerinin araştırılmasına ilişkin Meclis Araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerilerini kabul edilmedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
TBMM Genel Kurulu Meclis Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da kadına yönelik şiddet konusunda gündem dışı söz alan Orhan, kadına yönelik şiddetin Meclis kürsüsünde çifte standarta maruz kaldığını, dün de böyle bir çifte standart olayının gerçekleştiğini söyledi.
Geçen pazar günü seçim çalışmaları yaptıkları bir sırada saldırıya uğradıklarını belirten Orhan, bu olayı kınayanlara ve duyarlılığından dolayı HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan'a teşekkür etti.
Orhan, yerel sorumluların bu noktada çok duyarlı olmadıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:
"Bu konuyu Meclis kürsüsüne getirmeyi düşünmüyordum ancak dün kadına yönelik şiddetle ilgili konuşan arkadaşımızın bu konuyla alakalı bir yanlışlık görmediğini gördüm. Biz milletvekiliyiz, ben de bir mille ve bu Meclis kürsüsünde beraber siyaset yapıyoruz. Bize yönelik, bana yönelik bu şiddeti bu insanlar, bu arkadaşımız görmüyor mu? Bunu neden lanetlemiyor. Çıkıp burada kadına yönelik şiddeti insanlara anlatmaya çalışıyor. Bütün agresifliğiyle, bütün heyecanıyla, bütün duygularıyla ancak inandırıcı olmadığını farkettiğinde de çok pahalı, binlerce liralık ayakkabısıyla şiddete yöneliyor. Bu doğru bir davranış değil. Eğer herkese aynı duyarlılıkta muamele etmezseniz halk nezdinde de, Meclis'te de inandırıcı olmazsınız. Bu şekilde halkın önünde de rezil olursunuz. Bir kadının çıkıp bu kürsüde ayakkabısıyla insanları tehdit etmesi ne demektir? Bu Türk kadınına, Kürt kadınına, Anadolu'nun hiçbir kadınına yakışmaz."
HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, kadına yönelik her türlü şiddeti tasvip etmediklerini ve kınadıklarını ifade ederek, şunları söyledi:
"Hepimizin düşüncesi, ideolojisi, siyasi fikirleri aynı olmayabilir ama kadın konusunda bu Meclis çatısı altında hemfikir olmamız, birlikte hareket etmemiz gerektiğini ifade etmek isterim. Keşke sayın Orhan daha önce kadına yönelik şiddet konusunda diğer partilerden CHP'den, MHP'den, HDP'den diğer kadınlara yapılan şiddet konusunda da çıkıp söz almış ve bu konudaki fikirlerini beyan etmiş olabilseydi. Kim olursa olsun, bu bir milletvekili de olabilir sıradan bir vatandaş da olabilir. Kadına yönelik her türlü şiddete karşı olduğumuzu tek ses, tek yürek burada ifade etmenin anlamlı olduğunu düşünüyorum."
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Gülşen Orhan'a pazar günü bir şiddet uygulandığını yeni duyduğunu ifade ederek, "Daha önce duysaydım hemen kendisini arar ve 'geçmiş olsun' dileklerimi iletirdim. Şimdi duydum, hakikaten çok üzüldüm. Biz CHP olarak kimden ve hangi gerekçeyle gelirse gelsin hele hele kadına şiddetin asla kabul edilemez olduğunu beyan ediyoruz, kınıyoruz" dedi.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da, Orhan'a geçmiş olsun dileyerek, şiddetle kınadığını söyledi.
Kadınlara herhangi bir şekilde şiddet uygulanması ve gayri insani davranışlar içinde bulunulmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Halaçoğlu, Türkiye'de gittikçe yaygınlaşan bu konunun engellenmesi için hükümetin gerekli tedbirlerin alınması noktasında harekete geçmesi gerektiğini kaydetti.
Genel Kurul'da CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt Ardahan'a havalimanı yapılmasıyla ve MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru da Tokat'ın sorunları ve alınması gereken tedbirlerle ilgili gündemdışı söz aldı.
HDP'nin, Yezidilerin sorunlarına ilişkin araştırma önergesinin görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.
HDP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamadığı için Yezidiler'in sorunlarının belirlenmesi amacıyla verdiği araştırma önergesinin, bugün ele alınmasını grup önerisi olarak Genel Kurul'a getirdi.
HPD Mardin Milletvekili Erol Dora, kendilerine özgü dini inançları, gelenekleri ve kültürleri olan Yezidiler'in, yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Dora, Yezidiler'in, ayırımcı, asimilasyoncu politikalara maruz bırakıldığını öne sürdü.
AK Parti Mardin Milletvekili Abdurrahim Akdağ, dili, milliyeti ne olursa olsun yaratılanı yaratandan dolayı sevdiklerini söyledi.
Akdağ, başı dara giren, saldırıya uğrayan Alevi, Sunni, Yezidi, Türkmen'in Türkiye'ye sığındığını, yardım beklediğini, Başbakan'ın kendilerine sahip çıkmasını istediğini dile getirerek, bunun, Türkiye'ye olan güvenin bir yansıması olduğunu belirtti.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, Türkiye'nin etrafında ateş çemberi bulunduğunu savundu. Serindağ, IŞİD'in, AK Parti'nin uyguladığı politikalar sonucu ortaya çıkan bir terör örgütü olduğunu, bölge ülkelerini tehdit ettiğini söyledi.
Serindağ, etnik kökeni, inancı ne olursa olsun tüm insanların eşit, birinci sınıf yurttaş olarak yaşaması gerektiğini kaydetti. Serindağ, Yezidiler'in de Türkiye'nin bir zenginliği olduğu, kültürlerinin geliştirilmesi ve korunması gerektiğini vurguladı. Serindağ, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, cumhurbaşkanı seçiminden önce Ermeniler'e yönelik sözlerini eleştirdi.
Sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, kişilerin etnik yapısının kendi ellerinde olmadığını, bu nedenle kişilerin kınanamayacağını belirtti.
Aydın, "Bu ülkede, çok kötü nitelemelerle, ağza alınmayacak farklı nitelemelerle Ermeni ifadesini kullananlar oldu. İlk kez Başbakan, 1915 tehcirinden dolayı acıları paylaştı. Dersim katliamından dolayı özür dileyen bir Başbakan" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Aydın'ın Dersim katliamına yönelik sözlerine yanıt vererek, kişinin isyan etme özgürlüğü bulunduğunu, ama devletin her şeye rağmen şefkatli olması gerektiğini vurguladı. Altay, kendisinin de Gürcü olduğunu ve bununla övündüğünü dile getirdi.
Konuşmaların ardından HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, gündemdışı konuşmasında kendisine sataştığı gerekçesiyle AK Parti Van Milletvekili Gülşen Orhan'a yanıt verdi.
Orhan'ın kendisine yönelik olaydan bahsettiğini ifade eden Nazlıaka, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugüne kadar Meclis'te yılda toplam bir konuşma yapmayan hatibin hak savunuculuğu yönündeki konuşmasını ilgiyle izledim. Hak savunuculuğu anlayışı tamamen ona yönelik haksızlıkla ilgili. Hak savunuculuğu bütüncüldür. Pahalı ayakkabı giydiğimden bahsetmiş, 3 yıl önce ucuzluktan aldım ama size o ayakkabıyı bile atmaya değer bulmadım. Bir söz var, nice insanlar gördüm üzerinde elbiseleri yoktu, nice elbiseler gördüm içinde insan yoktu. Benim insan tanımım atan nabza sahip olmak değil onurlu duruşa sahip olmaktır."
TBMM Genel Kurulu'nda CHP'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki Meclis soruşturması önergesinin gündeme alınarak, Meclis soruşturması açılıp açılmaması konusundaki görüşmelerin bugün yapılması önerisi kabul edilmedi.
Partisinin önergesi üzerine söz alan CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, 17 ve 25 Aralık operasyonlarına değinerek, dört eski bakan hakkında Meclis soruşturması açılması kararı verildiğini anımsattı.
17 ve 25 Aralık'ta aslında hükümetin yargıya darbe yaptığını iddia eden Özgündüz, bazı tapeleri okudu. Özgündüz, şunları söyledi:
"Bu şaibelerle bir insan Çankaya'ya çıksa bile ki çıkacaktır, hakkıdır. Seçime katılanların 3'te biri, yüzde 51.8'i oy vermiştir. Ancak bu şaibelerle çıkmasın. Bunlar hakikaten var mıdır, yok mudur, montajlıdır bir soruşturma komisyonu kurulsun. Tapeler gitsin, incelensin. Bu iddialar varsa bunların soruşturulması lazım. Bunu soruşturacak olan bu yüce Meclis'tir. Bütün bu iddialar dururken 'güçlü irade, milli irade' diyerek yukarıya çıkıyor beyefendi. Ama bu irade bayağı bir şaibeli ve defolu."
AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı, muhalefetin bu önergesinin "bilinçaltı" Erdoğan sayıklaması üzerinden gelen bir anlama yaslandığını iddia ederek, "Gerçekten negatif bir dille Erdoğan sayıklamanız aslında bilinçaltınızda sayın Erdoğan'ın Türkiye'de oynamış olduğu büyük ve önemli role bir atıftır. Değişime ve halkın gönlünde taht kurmasına ilişkin bir gerçeklikle yüzleşmenizin neticesidir. Çünkü sayın Erdoğan dışında söz söylediğinizde kimse dinlemiyor" dedi.
Bostancı, 10 Ağustos'ta seçimlerin yapıldığını, şartların değiştiğini ifade ederek, şunları kaydetti:
"Mevlana'nın dediği gibi her gün yeni sözler söylemeniz lazım. Ama önergeyi okuyorsunuz insana bir dejavu duygusu veriyor, nerede kalmıştık duygusu uyanıyor. Yaşanan şartları okuyup yeni sözler söylemek, kendini güncellemek gerekirken eski klişeler ve kurtarıcı olması beklenen Tayyip Erdoğan hasımlığı üzerinden siyaset yapmaya kalkışmak bence CHP'nin işine yaramaz. Eski klişelere düşerek hukuken tartışmalı, şaibeli konularda vermiş olduğunuz önergeyi görüyoruz. 26 hukukçunuz var. Şu 9 sayfalık önergenize hukuki bir kılıf giydirmeye çalışmışsınız ama bu elbise her yerden lime lime dökülüyor. Hem kuşkulardan bahsediyorsunuz hem de 'kuşkusuz ki' diyerek yargılardan bahsediyorsunuz. Hem hakimlik hem savcılık yapıyorsunuz. Bu metnin insanlar için ikna edici olmasını beklemek, bu Meclis'ten kimi insanların böylesine sakil bir metne destek vererek parmak kaldıracağını zannetmek kesinlikle yanlış olur."
Sataşma üzerine söz alan Özgündüz, Bostancı'ya "siz hukukçu değilsiniz" diyerek, bazı iddiaları anımsattı.
Bunun üzerine Bostancı, mülkiye mezunu olduğunu ve biraz hukuk okuduğunu belirterek, "Biz burada siyasetçiyiz, Ali bey kendisini hala savcı zannediyor olabilir. Ama siyasetçiyiz iddiada bulunuruz, hüküm vermeyiz, yargıda bulunmayız. Nasıl dönemin başbakanı diye önceden iddianameler hazırlanıyor. Bunları siz görmüyor musunuz? Ne benim ne sizin göreviniz savcılık. Savcılık yapacaksınız buradan gideceksiniz. Burayı bir mahkeme kürsüsü gibi kullanamazsınız" karşılığını verdi.
Yeniden söz isteyen Özgündüz'ün, "dönemin başbakanı" diye hiçbir yerde bir iddianame bulunmadığını, bunun külliyen yalan olduğunu söyledi. Özgündüz'ün "Getirin, gösterin. Böyle bir şey yok" ifadesine AK Parti sıralarından itirazlar geldi.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, öneri üzerindeki konuşmasında muhalefete, "Mazeret üreteceğinize onurluca istifa edin" diye seslendi.
Can'a sataşma gerekçesiyle yanıt veren MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, "Onuru varsa Başbakan, istifa etmeli" dedi. Halaçoğlu, onurdan bahsedenlerin, millete "ananı da al git" diyemeyeceğini, bayrağı indirenlere karşı sessiz kalamayacağını öne sürdü.
CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz de sataşma gerekçesiyle söz istedi. Özgündüz, onurlu bir kişinin, Meclis soruşturmalarının üzerini örtemeyeceğini, sandığın yolsuzlukları kapatma yeri olmadığını ifade etti.
Konuşmaların ardından CHP'nin sözkonusu önergesi ile MHP'nin uyuşturucu madde bağımlılığının nedenlerinin araştırılmasına ilişkin Meclis Araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerilerini kabul edilmedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
