2011-03-31 - 00:59
TBMM Genel Kurulunda, ''yargı sürecinin
hızlandırılmasını'' amaçlayan kanun tasarısının birinci bölümünde yer alan
maddeler kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, yargı hizmetlerinin
hızlandırılmasını amaçlayan kanun tasarısının görüşmelerine başlandı.
Yargı hizmetlerini hızlandırmak amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapan
tasarının tümü üzerinde konuşan CHP Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay, yeni
açılan her üniversitede bir hukuk fakültesinin yer aldığını, hukuk fakültesi
enflasyonu yaşandığını, fakülte sayısını Milli Eğitim Bakanı'nın dahil
bilemeyeceğini söyledi.
Okay, adliye sarayları yapıldığını ancak hukuku işletecek kadroların
nitelikli olup olmadığının önemli olduğunu ifade etti.
Hukukun artık gözardı edildiğini savunan Okay, ''Ahmet Şık'ın basımına
karar verdiği bir kitaba emniyetçe el konuldu. Ahmet Şık, ya birilerine İmamın
Ordusu ile ilgili bir şey anlattıysa onlar da biliyorsa bu insanların
düşüncelerine pranga mı vuracaksınız, yoksa onları da cezaevine mi koyacaksınız''
dedi.
Hükümete altı ay süreyle KHK çıkarma yetkisi veren tasarıyı da eleştiren
Okay, bu düzenlemenin, yasamayı devre dışı bıraktığını, parlamentoyu işlevsiz
kıldığını söyledi. Okay, Hükümetin, Anayasa Mahkemesinin 2002'den önce verdiği
bir çok iptal kararına rağmen yetki istediğini belirtti.
Okay, tasarının çözüm getirmeyeceğini, sorunları büyüteceğini öne
sürdü.
MHP Grubunun görüşünü dile getiren Kırşehir Milletvekili Metin Çobanoğlu,
yargının çok ciddi şekilde ele alınması, yargı reformu yapılması konularında
kimsenin itirazı bulunmadığını söyledi. Çobanoğlu, AK Parti iktidarında, reform
niteliğinde, yargının sorunlarını kökten çözecek bir değişiklik yapılamadığını
savundu.
Çobanoğlu, adeta ''yangından mal kaçırırcasına'', ne kadar yarar
sağlayacağı konusunda şüphelerin olduğu bir tasarıyı görüştüklerini ifade etti.
Son yıllarda yargının sorunlarını çözmekten çok yandaş, taraflı yargı
algısına neden olacak bir takım değişikliklerin gündeme getirildiğini savunan
Çobanoğlu, vatandaşın kafasında, adaletle yargıyla ilgili bir çok soru işaretinin
oluştuğunu kaydetti.
Hakimlerin, dosyaya, dosyadaki delillere, kanunlara ve vicdani
kanaatlerine göre karar verdiğini dile getiren Çobanoğlu, ''Önemli davalarda
hakimler değişiyor, dosya aynı, hakimlerin kararları ise birbirine 180 derece zıt
olabiliyor. Bir hakim göreve geliyor, tutukluları salıyor, aradan bir ay geçiyor
başka hakim aynı davada bu kişileri tutukluyor. Bunu anlamakta zorlanıyoruz''
diye konuştu.
Çobanoğlu, özellikle son aylarda herkesi rahatsız eden bir takım
uygulamalara şahit olduklarını ifade ederek, basılmamış kitapların
toplatıldığını, evlere baskın düzenlendiğini, bugün misyonerlikle ilgili kitap
yazan iki bilim adamının evlerinin arandığını söyledi. Çobanoğlu, Malatya'da
Zirve Yayınevi ile ilgili vahşeti tasvip etmelerinin mümkün olmadığını
belirterek, ''Misyonerlik faaliyetleriyle ilgili kitap yazanların baskı altına
alınabilmesini asla milletvekili, vatandaş olarak haklı görmemiz, tasvip etmemiz
mümkün değil'' dedi.
Metin Çobanoğlu, ''uygulamalarına bakıldığında hükümetin asla aykırı
sese, eleştiriye tahammülünün olmadığını'' öne sürdü.
Tasarının tümü üzerinde söz alan AK Parti Karaman Milletvekili Mevlüt
Akgün, tasarının, yargıda reform iddiasında olmadığını ancak devlet ve adalet
hizmetlerinin hızlandırılması için zorunlu düzenlemeler içerdiğini ifade etti.
Geciken adaletin, adalet olmadığını ifade eden Akgün, ''Adalet zamanında
ve hakkaniyete uygun şekilde oluşursa anlamlıdır. Ancak geciken adalet, hiç
gelmeyen adaletten de evladır. Vatandaşlarımızın devletten beklentisi, davaların
makul sürede ve hakkaniyete uygun şekilde sonuçlandırılmasıdır. Yargıdaki
sorunları çözmekte gecikmek, aslında adaletin sağlanmasında gecikmek anlamına
gelmektedir'' diye konuştu.
Akgün, yargının iş yükü altında ezildiğini, adalet dağıtamaz noktaya
geldiğini dile getirerek, Yargıtayda, yaklaşık 1 milyon 700 bin dosyanın
beklediği, torbası açılamayan yaklaşık 50 bin dosyanın bulunduğu, yer yokluğu
nedeniyle 400 bin dosyanın postanede beklediği bir ortamda yargılamanın makul
sürede bitirilmesinin mümkün olmadığını kaydetti. Akgün, ''Yargıtayda her yıl 18
bin 500 dosyanın zaman aşımına uğradığı bir ortamda nasıl adalet sağlanacaktır?''
diye sordu.
Yargıya nefes aldıracak, biriken iş yükünü hafifletecek acil adımların
atılmasına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Akgün, AK Parti hükümetlerinin, adliye
binalarını apartman köşelerinden adliye saraylarına taşıdığını kaydetti.
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı da Hükümetin görüşünü dile getirirken
Anayasa'da yargının süratli olmasının yer aldığını, Türkiye'nin de taraf olduğu
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin de davaların makul sürede bitirilmesini
öngördüğünü anımsattı.
Yargılama faaliyetinin adaleti hedeflediğine işaret eden Yazıcı,
tasarının, 18 ayrı kanunda değişiklik yaptığını, tasarının yasalaşmasıyla
yargılama faaliyetlerinde göreceli de olsa rahatlık sağlanacağını vurguladı.
Yazıcı, ''Hukukçu olmayan arkadaşlarımızın yargı faaliyetleriyle ilgili
değerlendirmelerini anlayışla karşılıyorum. Hukukçu arkadaşlarımız, Anayasa'da
açıkça ifade etmesine, görülmekte olan davayla ilgili, yasama organında soru
sorulamaz, görüşme açılamaz, beyanda bulunulamaz düzenlemesine rağmen bazı
davalarla ilgili değerlendirmeler yapıyor. Bunun doğru olmadığı kanısındayım. Bu
doğrultuda sorular olunca ister istemez cevap vermek durumunda kalıyoruz.
Bunlardan sakınmamız lazım. Örneğin, burada basın yayın araçlarının harddiskinin
imha edildiğine ilişkin beyan geçti. Böyle bir şey yok, olmayan bir şey
söyleniyor'' diye konuştu.
Bakan Yazıcı, ''Yasama, yürütme, yargı arasındaki ayrım ortadan
kaldırıldı'' denilmesinin, gerçeklerle örtüşmediğini ifade etti.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, seçim süreci nedeniyle yasa gereği
Adalet Bakanı'nın istifa ettiğini anımsatarak, ''Yazıcı, adalet teşkilatıyla
ilgili beyanda bulunuyor o zaman tarafsız Adalet Bakanı'nın anlamı ne? Hiç
olmazsa konuşmasın, otursun. Bakan değişti ne oldu, eski tas, eski hamam. Bakan
yemin edecek, sonra birileri gelip onlar adına oturacak'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç ise Vural'ın itirazına, ''Bu
yargısal faaliyet değil, yasama faaliyeti. Yasama faaliyetinde komisyon ve
hükümetin bulunması içtüzük gereğidir'' diye karşı çıktı.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol ise Anayasa'nın açık olduğunu ifade
ederek, birleşime ara verilmesini ve Adalet Bakanı'nın görüşmelerde yer almasını
istedi.
Yazıcı da Hükümetin görüşlerini bildirmek üzere söz aldığını, tasarı
hakkında hükümet üyesinin görüş bildirmesinden doğal bir şey olamayacağını
kaydetti.
TBMM Genel Kurulunda, yargı hizmetlerinin
hızlandırılmasını amaçlayan kanun tasarısının maddeleri üzerinde görüşmelere
geçildi.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerde söz alan AK Parti Konya
Milletvekili Ali Öztürk, yargıdaki ağır işleyişin herkes tarafından eleştirilmeye
başlandığını, bunda haklılık payı olduğunu söyledi. AK Parti hükümeti döneminde
Adalet Bakanlığının bu kapsamda önemli çalışmalar yaptığını belirten Öztürk,
yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi, tarafsızlığın geliştirilmesi, verimliliğin
ve etkinliğin artırılması, adalete erişimin kolaylaştırılması için çalışmalar
yapıldığını kaydetti. Öztürk, görüşülen tasarıyla da yargıdaki işleyişin ciddi
oranda hızlanacağına inandığını belirtti.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, tasarıyla, mahkemelerin iş
yükünü artıran dosyaların mahkemelere intikal etmeyeceğini, bazı suçların
Kabahatler Kanunu kapsamında değerlendirileceğini ifade etti. Tunç, mahkeme
harçları ile ilgili düzenlemelerin de yargılamayı uzatma amacına yönelik kanun
yolu başvurularının önüne geçeceğini söyledi.
İktidarları döneminde, vatandaşın yargı hizmetlerinden gerektiği gibi
yararlanması için fiziki ve yasal düzenleme anlamında önemli çalışmalar
yapıldığını anlatan Tunç, 2002 yılından bu yana 150 adalet sarayı inşa
edildiğini, 100 adalet sarayının da proje ve inşaat çalışmalarının devam ettiğini
belirtti.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, son
günlerde sıkça gündeme gelen cinayetler konusunda rehabilite çalışması
yapılmasının düşünülüp düşünülmeyeceği sorusuna, hükümetin bu konuda
çalışmalarının olduğunu, bu kapsamda, yarın Adalet Komisyonunda cinsel suçlara
yönelik cezaların artırılmasını öngören kanun teklifinin görüşüleceğini
söyledi.
Bakan Yazıcı, ''Yargıdaki uygulamaları doğru buluyor musunuz'' sorusu
üzerine, uygulamanın yargının işi olduğunu, bu uygulamaların doğru olup
olmadığının, yargılama süreci sona erdiğinde anlaşılacağını ifade etti.
Yazıcı, başka bir soruyu yanıtlarken, bölge adliye mahkemelerinin 9 yerde
kurulduğunu, bu mahkemelerin sayısının artırılması yönünde çalışmaların devam
ettiğini bildirdi. Yazıcı, söz konusu mahkemeler kurulurken ulaşım, merkezi olma
durumu gibi kriterlerin dikkate alındığını söyledi.
Bakan Yazıcı ayrıca, tasarıyla temyiz sınırlamasının 2 bin liradan 3 bin
liraya çıkarıldığını belirtti.
CHP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli ise 12 milyon 800 bin insanın
yoksulluk sınırı altında yaşadığı bir ülkede, temyiz sınırının 3 bin liraya
çıkarılmasının yanlış olduğunu belirterek, ''Bu hak kaybına da neden olur.
Diyorsunuz ki 'zenginler temyize gider, fakirler gidemez.' İnsanın cebindeki
paraya göre mi adalet dağıtıyorsunuz? Hiç mi sıkılmıyorsunuz'' dedi.
MHP Mersin Milletvekili Behiç Çelik, hükümetin hızlı ve adil yargılamadan
bahsettiğini ancak 8 yıldır bu konuda hiçbir çalışma yapmadığını söyledi. Yargıda
ihtisaslaşma konusunda da bir adım atılmadığını belirten Çelik, ''(Yargıyı ele
geçirmek yerine yargıda hizmet kapasitesini artırın) diyoruz, çalışma yok.
Yargıdaki dengeleri düzenleme konusuna gelince, hoyrat bir uygulama ile yürütme
erki yargıyı kontrol altına alıyor'' dedi.
Hükümete KHK yetkisi veren tasarıyı da eleştiren Çelik, bu yetki
talebinden vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.
AK Parti Batman Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, devletin, adalet
duygusunu tatmin etmesi halinde, vatandaşın da devletine olan aidiyet duygusunun
güçleneceğini belirtti.
Adalet mekanizmasının iyi işlemesi için etkin bir altyapı gerektiğini
ifade eden Ekmen, bu nedenle iktidarın, yargının altyapısına yönelik önemli
yatırımlar yaptığını söyledi. Ekmen, vatandaşın hakkını aradığı mekanların artık
Avrupa standartlarının üzerinde bir konuma kavuşturulduğunu dile getirdi.
Ekmen, görüşülen tasarının 2 milyon dosyayı etkileyecek şekilde yargıyı
hızlandıracağını sözlerine ekledi.
Konuşmaların ardından tasarının maddeleri üzerinde görüşmelere geçildi.
TBMM Genel Kurulunda, ''yargı sürecinin
hızlandırılmasını'' amaçlayan kanun tasarısının birinci bölümünde yer alan
maddeler kabul edildi.
Tasarıda, muhalefet milletvekillerinin verdiği önergelerden bazıları
kabul edilerek, tasarıda küçük değişiklikler yapıldı. Kabul edilen maddelere
göre, bakaya sayılmama koşulları genişletiliyor. Buna göre, istirahat gerektiren
hastalığı bulunanlar, anne, baba, eş, kardeş veya çocuğunun hayati tehlikede
olduğunu gösteren hastalığı olanlar, sevkten önce veya sonraki 15 gün içinde
ikinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından biri ölen, kendisi veya ikinci
derece dahil kan ve kayın hısımlarından biri evlenen, sevkten önceki veya sonraki
iki ay içinde çocuğu doğanlar bakaya sayılmayacak.
Yoklama yapılacak süre, birlikte son yoklamaya tabi olan aynı
doğumluların yurt genelindeki normal sevk yılı içindeki son celp ve sevk
döneminin bitimine kadar uzatılıyor. Ancak bu imkanı kötüye kullananlara 100 TL
para cezası uygulanacak. Bakaya sayılmama ile ilgili mazeretler, bu kişiler için
de geçerli olacak. Buna rağmen zamanında yoklamasını yaptırmayan yükümlü, 250 TL
ile 3 bin TL arasında para cezasına çarptırılacak.
Bakaya suçu, ilk kez bakaya kalan yükümlüler yönünden kabahate
dönüştürülerek, idari para cezası yaptırımına bağlanıyor. Bu suçu işleyenler
hakkında 250 TL ile 3 bin TL arasında değişen para cezalarına hükmedilecek. Bu
suçu yeniden işleyenler ile bu eylemleri seferberlik ve savaş halinde işleyenler
hakkında eylem niteliğine göre altı aydan üç yıla kadar değişen sürelerde hapis
cezası uygulanacak.
İcra mahkemesinin verdiği disiplin ve tazyik hapsine ilişkin itirazlar,
ağır ceza mahkemeleri yerine icra mahkemelerine ya da asliye ceza mahkemelerine
yapılacak.
İcra ve İflas Kanunu'nda değişiklik yapılarak, nafaka borçları hariç,
alacak miktarı, en yüksek asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde,
disiplin ve tazyik hapsi uygulanmayacak.
Pasaport Kanunu'nda yapılan değişiklikle, yurt dışına pasaportsuz çıkan
ya da Türkiye'ye pasaportsuz giren vatandaşlar ile yabancılara hapis cezası
verilmeyecek; bin liradan 3 bin liraya kadar idari para cezası uygulanacak.
Pasaportları olsa dahi Bakanlar Kurulunca belirlenen mahallerden başka
yerlerden Türkiye'ye giren veya Türkiye'den çıkanlara da 500 lira idari para
cezası uygulanacak. Para cezalarında, ilgili kolluk birim amiri yetkili olacak.
Orman Kanunu'nda yapılan değişikle ormanlardan ağaç kesenlere verilen
hapis cezası kalkacak, yerine para cezası verilecek.
Teklif, Harçlar Kanunu'nda da değişiklik getiriyor; birçok başvuru harç
konusu yapılarak, yargılamayı uzatmaya yönelik yapılan başvurular önlenerek
yargıdaki iş yükünün azaltılması amaçlanıyor. Buna göre, ceza mahkemesi
kararlarına karşı yapılacak temyiz başvurusu da harca tabi olacak. Temyiz,
istinaf ve itiraz harçları 20 lira ile 90 lira arasında değişecek.
Noterler terk eden eşin ortak konuta davet edilmesi ve mirasçılık belgesi
verilmesi işlemlerini yapabilecek. Bu işlemler harca tabi olacak.
Danıştay Başkanlık Kurulunun verdiği kararlara itiraz yolu getiriliyor.
Danıştayın üye tam sayısının üçte birinin yedi gün içinde başvurması üzerine
Başkanlık Kurulu kararlarına Danıştay Genel Kurulu nezdinde itiraz edilebilecek.
Genel Kurul, Başkanlık Kurulu kararlarını aynen ya da değiştirerek
onaylayabilecek.
Danıştayın görevlerini yerine getirirken gelişen teknolojiden
yararlanabilmesi için ''Bilgi İşlem Merkezi Müdürlüğü'' kurulacak. Tasarıyla
Danıştaya 91, Yargıtaya ise 136 personel kadrosu ihdas edilecek.
Görüşmelerde verdiği önerge üzerinde söz alan MHP İzmir Milletvekili
Erdal Sipahi, tasarıyla asker adaylarının askere gitmemesi için her şeyin
yapıldığını savundu.
Bir milletvekilini kendisine denek seçtiğini, bu kişinin ve eşinin
birinci ve ikinci derece akraba sayısını ortalama 40 olarak aldığını anlatan
Sipahi, ölüm, doğum, hastalığı ileri sürerek, bir asker adayının 120 kez askere
gitmemek için başvurabileceğini kaydetti. Celp sürelerinin üç ay olduğunu, her
gerekçeyle bir celp döneminin atlanıldığını belirten Sipahi, ''Böylece bir asker
adayına, bir takım bahaneler ileri sürerek 30 yıl askere gitmeme hakkı tanınıyor.
Hanımın dedesinin dördüncü eşini, baldızının üçüncü kocasını alması, askere
gitmemek için yeterli neden haline geldi'' diye konuştu.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, tasarının birinci bölümünde yer alan
maddelerinin kabulünün ardından, ''Dört yıl beraber çalıştık, acı, tatlı
anılarımız oldu, şimdi seçimlere gidiyoruz. Herkese başarılar diliyorum''
diyerek, milletvekilleriyle vedalaştı, bazı milletvekilleriyle fotoğraf
çektirdi.
Akşener, daha sonra birleşimi bugün saat 14.00'de toplanmak üzere
kapattı. (00.59)
hızlandırılmasını amaçlayan kanun tasarısının görüşmelerine başlandı.
Yargı hizmetlerini hızlandırmak amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapan
tasarının tümü üzerinde konuşan CHP Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay, yeni
açılan her üniversitede bir hukuk fakültesinin yer aldığını, hukuk fakültesi
enflasyonu yaşandığını, fakülte sayısını Milli Eğitim Bakanı'nın dahil
bilemeyeceğini söyledi.
Okay, adliye sarayları yapıldığını ancak hukuku işletecek kadroların
nitelikli olup olmadığının önemli olduğunu ifade etti.
Hukukun artık gözardı edildiğini savunan Okay, ''Ahmet Şık'ın basımına
karar verdiği bir kitaba emniyetçe el konuldu. Ahmet Şık, ya birilerine İmamın
Ordusu ile ilgili bir şey anlattıysa onlar da biliyorsa bu insanların
düşüncelerine pranga mı vuracaksınız, yoksa onları da cezaevine mi koyacaksınız''
dedi.
Hükümete altı ay süreyle KHK çıkarma yetkisi veren tasarıyı da eleştiren
Okay, bu düzenlemenin, yasamayı devre dışı bıraktığını, parlamentoyu işlevsiz
kıldığını söyledi. Okay, Hükümetin, Anayasa Mahkemesinin 2002'den önce verdiği
bir çok iptal kararına rağmen yetki istediğini belirtti.
Okay, tasarının çözüm getirmeyeceğini, sorunları büyüteceğini öne
sürdü.
MHP Grubunun görüşünü dile getiren Kırşehir Milletvekili Metin Çobanoğlu,
yargının çok ciddi şekilde ele alınması, yargı reformu yapılması konularında
kimsenin itirazı bulunmadığını söyledi. Çobanoğlu, AK Parti iktidarında, reform
niteliğinde, yargının sorunlarını kökten çözecek bir değişiklik yapılamadığını
savundu.
Çobanoğlu, adeta ''yangından mal kaçırırcasına'', ne kadar yarar
sağlayacağı konusunda şüphelerin olduğu bir tasarıyı görüştüklerini ifade etti.
Son yıllarda yargının sorunlarını çözmekten çok yandaş, taraflı yargı
algısına neden olacak bir takım değişikliklerin gündeme getirildiğini savunan
Çobanoğlu, vatandaşın kafasında, adaletle yargıyla ilgili bir çok soru işaretinin
oluştuğunu kaydetti.
Hakimlerin, dosyaya, dosyadaki delillere, kanunlara ve vicdani
kanaatlerine göre karar verdiğini dile getiren Çobanoğlu, ''Önemli davalarda
hakimler değişiyor, dosya aynı, hakimlerin kararları ise birbirine 180 derece zıt
olabiliyor. Bir hakim göreve geliyor, tutukluları salıyor, aradan bir ay geçiyor
başka hakim aynı davada bu kişileri tutukluyor. Bunu anlamakta zorlanıyoruz''
diye konuştu.
Çobanoğlu, özellikle son aylarda herkesi rahatsız eden bir takım
uygulamalara şahit olduklarını ifade ederek, basılmamış kitapların
toplatıldığını, evlere baskın düzenlendiğini, bugün misyonerlikle ilgili kitap
yazan iki bilim adamının evlerinin arandığını söyledi. Çobanoğlu, Malatya'da
Zirve Yayınevi ile ilgili vahşeti tasvip etmelerinin mümkün olmadığını
belirterek, ''Misyonerlik faaliyetleriyle ilgili kitap yazanların baskı altına
alınabilmesini asla milletvekili, vatandaş olarak haklı görmemiz, tasvip etmemiz
mümkün değil'' dedi.
Metin Çobanoğlu, ''uygulamalarına bakıldığında hükümetin asla aykırı
sese, eleştiriye tahammülünün olmadığını'' öne sürdü.
Tasarının tümü üzerinde söz alan AK Parti Karaman Milletvekili Mevlüt
Akgün, tasarının, yargıda reform iddiasında olmadığını ancak devlet ve adalet
hizmetlerinin hızlandırılması için zorunlu düzenlemeler içerdiğini ifade etti.
Geciken adaletin, adalet olmadığını ifade eden Akgün, ''Adalet zamanında
ve hakkaniyete uygun şekilde oluşursa anlamlıdır. Ancak geciken adalet, hiç
gelmeyen adaletten de evladır. Vatandaşlarımızın devletten beklentisi, davaların
makul sürede ve hakkaniyete uygun şekilde sonuçlandırılmasıdır. Yargıdaki
sorunları çözmekte gecikmek, aslında adaletin sağlanmasında gecikmek anlamına
gelmektedir'' diye konuştu.
Akgün, yargının iş yükü altında ezildiğini, adalet dağıtamaz noktaya
geldiğini dile getirerek, Yargıtayda, yaklaşık 1 milyon 700 bin dosyanın
beklediği, torbası açılamayan yaklaşık 50 bin dosyanın bulunduğu, yer yokluğu
nedeniyle 400 bin dosyanın postanede beklediği bir ortamda yargılamanın makul
sürede bitirilmesinin mümkün olmadığını kaydetti. Akgün, ''Yargıtayda her yıl 18
bin 500 dosyanın zaman aşımına uğradığı bir ortamda nasıl adalet sağlanacaktır?''
diye sordu.
Yargıya nefes aldıracak, biriken iş yükünü hafifletecek acil adımların
atılmasına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Akgün, AK Parti hükümetlerinin, adliye
binalarını apartman köşelerinden adliye saraylarına taşıdığını kaydetti.
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı da Hükümetin görüşünü dile getirirken
Anayasa'da yargının süratli olmasının yer aldığını, Türkiye'nin de taraf olduğu
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin de davaların makul sürede bitirilmesini
öngördüğünü anımsattı.
Yargılama faaliyetinin adaleti hedeflediğine işaret eden Yazıcı,
tasarının, 18 ayrı kanunda değişiklik yaptığını, tasarının yasalaşmasıyla
yargılama faaliyetlerinde göreceli de olsa rahatlık sağlanacağını vurguladı.
Yazıcı, ''Hukukçu olmayan arkadaşlarımızın yargı faaliyetleriyle ilgili
değerlendirmelerini anlayışla karşılıyorum. Hukukçu arkadaşlarımız, Anayasa'da
açıkça ifade etmesine, görülmekte olan davayla ilgili, yasama organında soru
sorulamaz, görüşme açılamaz, beyanda bulunulamaz düzenlemesine rağmen bazı
davalarla ilgili değerlendirmeler yapıyor. Bunun doğru olmadığı kanısındayım. Bu
doğrultuda sorular olunca ister istemez cevap vermek durumunda kalıyoruz.
Bunlardan sakınmamız lazım. Örneğin, burada basın yayın araçlarının harddiskinin
imha edildiğine ilişkin beyan geçti. Böyle bir şey yok, olmayan bir şey
söyleniyor'' diye konuştu.
Bakan Yazıcı, ''Yasama, yürütme, yargı arasındaki ayrım ortadan
kaldırıldı'' denilmesinin, gerçeklerle örtüşmediğini ifade etti.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, seçim süreci nedeniyle yasa gereği
Adalet Bakanı'nın istifa ettiğini anımsatarak, ''Yazıcı, adalet teşkilatıyla
ilgili beyanda bulunuyor o zaman tarafsız Adalet Bakanı'nın anlamı ne? Hiç
olmazsa konuşmasın, otursun. Bakan değişti ne oldu, eski tas, eski hamam. Bakan
yemin edecek, sonra birileri gelip onlar adına oturacak'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç ise Vural'ın itirazına, ''Bu
yargısal faaliyet değil, yasama faaliyeti. Yasama faaliyetinde komisyon ve
hükümetin bulunması içtüzük gereğidir'' diye karşı çıktı.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol ise Anayasa'nın açık olduğunu ifade
ederek, birleşime ara verilmesini ve Adalet Bakanı'nın görüşmelerde yer almasını
istedi.
Yazıcı da Hükümetin görüşlerini bildirmek üzere söz aldığını, tasarı
hakkında hükümet üyesinin görüş bildirmesinden doğal bir şey olamayacağını
kaydetti.
TBMM Genel Kurulunda, yargı hizmetlerinin
hızlandırılmasını amaçlayan kanun tasarısının maddeleri üzerinde görüşmelere
geçildi.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerde söz alan AK Parti Konya
Milletvekili Ali Öztürk, yargıdaki ağır işleyişin herkes tarafından eleştirilmeye
başlandığını, bunda haklılık payı olduğunu söyledi. AK Parti hükümeti döneminde
Adalet Bakanlığının bu kapsamda önemli çalışmalar yaptığını belirten Öztürk,
yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi, tarafsızlığın geliştirilmesi, verimliliğin
ve etkinliğin artırılması, adalete erişimin kolaylaştırılması için çalışmalar
yapıldığını kaydetti. Öztürk, görüşülen tasarıyla da yargıdaki işleyişin ciddi
oranda hızlanacağına inandığını belirtti.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, tasarıyla, mahkemelerin iş
yükünü artıran dosyaların mahkemelere intikal etmeyeceğini, bazı suçların
Kabahatler Kanunu kapsamında değerlendirileceğini ifade etti. Tunç, mahkeme
harçları ile ilgili düzenlemelerin de yargılamayı uzatma amacına yönelik kanun
yolu başvurularının önüne geçeceğini söyledi.
İktidarları döneminde, vatandaşın yargı hizmetlerinden gerektiği gibi
yararlanması için fiziki ve yasal düzenleme anlamında önemli çalışmalar
yapıldığını anlatan Tunç, 2002 yılından bu yana 150 adalet sarayı inşa
edildiğini, 100 adalet sarayının da proje ve inşaat çalışmalarının devam ettiğini
belirtti.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, son
günlerde sıkça gündeme gelen cinayetler konusunda rehabilite çalışması
yapılmasının düşünülüp düşünülmeyeceği sorusuna, hükümetin bu konuda
çalışmalarının olduğunu, bu kapsamda, yarın Adalet Komisyonunda cinsel suçlara
yönelik cezaların artırılmasını öngören kanun teklifinin görüşüleceğini
söyledi.
Bakan Yazıcı, ''Yargıdaki uygulamaları doğru buluyor musunuz'' sorusu
üzerine, uygulamanın yargının işi olduğunu, bu uygulamaların doğru olup
olmadığının, yargılama süreci sona erdiğinde anlaşılacağını ifade etti.
Yazıcı, başka bir soruyu yanıtlarken, bölge adliye mahkemelerinin 9 yerde
kurulduğunu, bu mahkemelerin sayısının artırılması yönünde çalışmaların devam
ettiğini bildirdi. Yazıcı, söz konusu mahkemeler kurulurken ulaşım, merkezi olma
durumu gibi kriterlerin dikkate alındığını söyledi.
Bakan Yazıcı ayrıca, tasarıyla temyiz sınırlamasının 2 bin liradan 3 bin
liraya çıkarıldığını belirtti.
CHP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli ise 12 milyon 800 bin insanın
yoksulluk sınırı altında yaşadığı bir ülkede, temyiz sınırının 3 bin liraya
çıkarılmasının yanlış olduğunu belirterek, ''Bu hak kaybına da neden olur.
Diyorsunuz ki 'zenginler temyize gider, fakirler gidemez.' İnsanın cebindeki
paraya göre mi adalet dağıtıyorsunuz? Hiç mi sıkılmıyorsunuz'' dedi.
MHP Mersin Milletvekili Behiç Çelik, hükümetin hızlı ve adil yargılamadan
bahsettiğini ancak 8 yıldır bu konuda hiçbir çalışma yapmadığını söyledi. Yargıda
ihtisaslaşma konusunda da bir adım atılmadığını belirten Çelik, ''(Yargıyı ele
geçirmek yerine yargıda hizmet kapasitesini artırın) diyoruz, çalışma yok.
Yargıdaki dengeleri düzenleme konusuna gelince, hoyrat bir uygulama ile yürütme
erki yargıyı kontrol altına alıyor'' dedi.
Hükümete KHK yetkisi veren tasarıyı da eleştiren Çelik, bu yetki
talebinden vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.
AK Parti Batman Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, devletin, adalet
duygusunu tatmin etmesi halinde, vatandaşın da devletine olan aidiyet duygusunun
güçleneceğini belirtti.
Adalet mekanizmasının iyi işlemesi için etkin bir altyapı gerektiğini
ifade eden Ekmen, bu nedenle iktidarın, yargının altyapısına yönelik önemli
yatırımlar yaptığını söyledi. Ekmen, vatandaşın hakkını aradığı mekanların artık
Avrupa standartlarının üzerinde bir konuma kavuşturulduğunu dile getirdi.
Ekmen, görüşülen tasarının 2 milyon dosyayı etkileyecek şekilde yargıyı
hızlandıracağını sözlerine ekledi.
Konuşmaların ardından tasarının maddeleri üzerinde görüşmelere geçildi.
TBMM Genel Kurulunda, ''yargı sürecinin
hızlandırılmasını'' amaçlayan kanun tasarısının birinci bölümünde yer alan
maddeler kabul edildi.
Tasarıda, muhalefet milletvekillerinin verdiği önergelerden bazıları
kabul edilerek, tasarıda küçük değişiklikler yapıldı. Kabul edilen maddelere
göre, bakaya sayılmama koşulları genişletiliyor. Buna göre, istirahat gerektiren
hastalığı bulunanlar, anne, baba, eş, kardeş veya çocuğunun hayati tehlikede
olduğunu gösteren hastalığı olanlar, sevkten önce veya sonraki 15 gün içinde
ikinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından biri ölen, kendisi veya ikinci
derece dahil kan ve kayın hısımlarından biri evlenen, sevkten önceki veya sonraki
iki ay içinde çocuğu doğanlar bakaya sayılmayacak.
Yoklama yapılacak süre, birlikte son yoklamaya tabi olan aynı
doğumluların yurt genelindeki normal sevk yılı içindeki son celp ve sevk
döneminin bitimine kadar uzatılıyor. Ancak bu imkanı kötüye kullananlara 100 TL
para cezası uygulanacak. Bakaya sayılmama ile ilgili mazeretler, bu kişiler için
de geçerli olacak. Buna rağmen zamanında yoklamasını yaptırmayan yükümlü, 250 TL
ile 3 bin TL arasında para cezasına çarptırılacak.
Bakaya suçu, ilk kez bakaya kalan yükümlüler yönünden kabahate
dönüştürülerek, idari para cezası yaptırımına bağlanıyor. Bu suçu işleyenler
hakkında 250 TL ile 3 bin TL arasında değişen para cezalarına hükmedilecek. Bu
suçu yeniden işleyenler ile bu eylemleri seferberlik ve savaş halinde işleyenler
hakkında eylem niteliğine göre altı aydan üç yıla kadar değişen sürelerde hapis
cezası uygulanacak.
İcra mahkemesinin verdiği disiplin ve tazyik hapsine ilişkin itirazlar,
ağır ceza mahkemeleri yerine icra mahkemelerine ya da asliye ceza mahkemelerine
yapılacak.
İcra ve İflas Kanunu'nda değişiklik yapılarak, nafaka borçları hariç,
alacak miktarı, en yüksek asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde,
disiplin ve tazyik hapsi uygulanmayacak.
Pasaport Kanunu'nda yapılan değişiklikle, yurt dışına pasaportsuz çıkan
ya da Türkiye'ye pasaportsuz giren vatandaşlar ile yabancılara hapis cezası
verilmeyecek; bin liradan 3 bin liraya kadar idari para cezası uygulanacak.
Pasaportları olsa dahi Bakanlar Kurulunca belirlenen mahallerden başka
yerlerden Türkiye'ye giren veya Türkiye'den çıkanlara da 500 lira idari para
cezası uygulanacak. Para cezalarında, ilgili kolluk birim amiri yetkili olacak.
Orman Kanunu'nda yapılan değişikle ormanlardan ağaç kesenlere verilen
hapis cezası kalkacak, yerine para cezası verilecek.
Teklif, Harçlar Kanunu'nda da değişiklik getiriyor; birçok başvuru harç
konusu yapılarak, yargılamayı uzatmaya yönelik yapılan başvurular önlenerek
yargıdaki iş yükünün azaltılması amaçlanıyor. Buna göre, ceza mahkemesi
kararlarına karşı yapılacak temyiz başvurusu da harca tabi olacak. Temyiz,
istinaf ve itiraz harçları 20 lira ile 90 lira arasında değişecek.
Noterler terk eden eşin ortak konuta davet edilmesi ve mirasçılık belgesi
verilmesi işlemlerini yapabilecek. Bu işlemler harca tabi olacak.
Danıştay Başkanlık Kurulunun verdiği kararlara itiraz yolu getiriliyor.
Danıştayın üye tam sayısının üçte birinin yedi gün içinde başvurması üzerine
Başkanlık Kurulu kararlarına Danıştay Genel Kurulu nezdinde itiraz edilebilecek.
Genel Kurul, Başkanlık Kurulu kararlarını aynen ya da değiştirerek
onaylayabilecek.
Danıştayın görevlerini yerine getirirken gelişen teknolojiden
yararlanabilmesi için ''Bilgi İşlem Merkezi Müdürlüğü'' kurulacak. Tasarıyla
Danıştaya 91, Yargıtaya ise 136 personel kadrosu ihdas edilecek.
Görüşmelerde verdiği önerge üzerinde söz alan MHP İzmir Milletvekili
Erdal Sipahi, tasarıyla asker adaylarının askere gitmemesi için her şeyin
yapıldığını savundu.
Bir milletvekilini kendisine denek seçtiğini, bu kişinin ve eşinin
birinci ve ikinci derece akraba sayısını ortalama 40 olarak aldığını anlatan
Sipahi, ölüm, doğum, hastalığı ileri sürerek, bir asker adayının 120 kez askere
gitmemek için başvurabileceğini kaydetti. Celp sürelerinin üç ay olduğunu, her
gerekçeyle bir celp döneminin atlanıldığını belirten Sipahi, ''Böylece bir asker
adayına, bir takım bahaneler ileri sürerek 30 yıl askere gitmeme hakkı tanınıyor.
Hanımın dedesinin dördüncü eşini, baldızının üçüncü kocasını alması, askere
gitmemek için yeterli neden haline geldi'' diye konuştu.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, tasarının birinci bölümünde yer alan
maddelerinin kabulünün ardından, ''Dört yıl beraber çalıştık, acı, tatlı
anılarımız oldu, şimdi seçimlere gidiyoruz. Herkese başarılar diliyorum''
diyerek, milletvekilleriyle vedalaştı, bazı milletvekilleriyle fotoğraf
çektirdi.
Akşener, daha sonra birleşimi bugün saat 14.00'de toplanmak üzere
kapattı. (00.59)
