2013-06-27 - 15:26
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu'nda, Yargı Hizmetleri ile ilgili olarak Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, kabul edilerek yasalaştı.
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, TÜİK'in, Türkiye'de dini hayat konulu araştırmasına, para cezası tehdidiyle katılım sağlayan varsa, buna yönelik gerekli incelemeleri yapacağını belirtti.

TBMM Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplanan Genel Kurul'da, üç milletvekili gündemdışı söz aldı.

CHP Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova, TÜİK Balıkesir Bölge Müdürlüğü'nün, Türkiye'de dini hayat konulu araştırmasının, vatandaşları rahatsız ettiğini, toplumsal barışı ve dayanışmayı zedelediğini savundu.

Akova, anketi yaptırmak istemeyenlerin para cezası tehdidiyle korkutulmasının suç olduğunu ifade ederek, böyle bir ankete neden gerek duyulduğunun anlaşılmadığını, hangi sorunun çözümünde kullanılmak istendiğinin belirsiz olduğunu söyledi.

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Akova'nın konuşmasına Hükümet adına yanıt verdi.

Yılmaz, TÜİK'in iki tür görevi bulunduğunu anımsatarak, kurumun istatistiki çalışmalar yürüttüğünü, saha araştırmaları yaptığını dile getirdi. Bu çalışmalarda gizliliğin temel kural olduğunu ifade eden Yılmaz, mahkemeler bilgi istese bile TÜİK'in vermeme hakkının bulunduğunu kaydetti.

TÜİK'in, kendi yaptığı araştırmalar dışında anayasal kurumların, kanunla kurulan kurumların taleplerini de karşıladığına işaret eden Yılmaz, buna yönelik olarak Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü, Dünya Sağlık Örgütü ile çalışmalar yürüttüklerini anlattı.

Anayasal kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da TÜİK'ten, dini hayatla ilgili bir talebi olduğunu kaydeden Yılmaz, özel şirketlerin yapması halinde Akova'nın da dile getirdiği hassasiyetler bakımından sakıncalı olabileceğini düşünerek, talebe olumlu yaklaştıklarını belirtti.

Gizliliğin önemli olduğunu da düşünerek, devletin resmi kurumu olarak TÜİK'in yapmasına karar verdiklerini dile getiren Yılmaz, "Burada zorunlu cevap verme söz konusu değil. Onu yapan varsa, para cezasıyla tehdit eden varsa o bilgileri aktarın, gerekli incelemeleri yapalım. Bu tür anketlerde zorunluluk yok, tamamen gönüllülük esasında isteyen cevap verir, isteyen vermez. Cevap verenlerle ilgili gizlilik kuralları da uygulanır. Sahada buna uymayan, görevli, anketör varsa bana bildirin, her türlü araştırmayı yaparım" diye konuştu.

MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, gündemdışı konuşmasında 2-B arazilerinin, hak sahiplerine satışına imkan veren yasaya ilişkin aksaklıkları dile getirdi. Konuyla ilgili ard arda 3 kez yasa çıkarıldığını ifade eden Yılmaz, buna rağmen topal, aksak, yamalı bohça gibi çıkarılan yasanın, binlerce vatandaşın feryadına neden olduğunu söyledi.

İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel de, BM 26 Haziran İşkence Görenlerle Uluslararası Dayanışma Günü dolayısıyla gündemdışı söz aldı.

TBMM Genel Kurulu'nda CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes'in Gazi Parkı olaylarıyla ilgili sarfettiği sözler tartışmalara neden oldu.

MHP, ataması yapılmayan öğretmenlerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi için verdiği önerge ile CHP'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ve AK Parti hükümetinin Gezi Parkı eylemleri sırasında söylem ve yaklaşımlarında dini sembolleri kendi politikalarına uydurmaya çalışarak dini istismar etmelerinin araştırılması amacıyla verdiği önergenin TBMM Genel Kurulu'nda bugün görüşülmesini içeren grup önerileri ele alındı.

CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, Gezi Parkı eylemlerinin kula kulluğa karşı duruş, kul ve yetim hakkı yiyenlere karşı bir direniş olduğunu iddia ederek, halkın "artık yeter gari biz de insanız, bizim de haklarımız var, esir değiliz, köle değiliz" dediğini söyledi.

Polisin tazyikli suyundan, biber gazından, copundan, tekmesinden kurtulmak için can havliyle camiye sığınan gençlere yönelik kin ve intikam tamtamları çalındığını savunan Özkes, orada gençlerin camiden başka sığınacakları bir yer bulunmadığını ifade etti.

"Caminin yerinde kilise olsaydı kiliseye, havra olsaydı havraya girerlerdi" diyen Özkes, canını kurtarmak için camiye sığınanlara "camiye niye geldiniz?" dercesine tavır almak için Allah korkusu ve insan sevgisi olmaması gerektiğini söyledi.

Allah'ın evlerine Allah'ın kullarının sığınmasından daha doğal bir şey olmadığını ifade eden Özkes, şöyle devam etti:

"Adana'da Amerikan askerleri camiyi tahrip edip, Kur'an'ı parçalamasına gıkı çıkmayanlar, camiye sığınan temiz vatan evladına kin kusuyor. Başbakan'ın sağ salim evlerine dönmeleri için dua ettiği Amerikan askerleri Irak'ta camileri tahrip ederken, yakıp yıkarken ayakkabılarını mı çıkardılar, zem zem suyu mu içtiler?

Elbette camide içki içene insan denilemez. Ancak içilmediği halde içildi demek ne Müslümanlığa ne de insanlığa sığar. Şayet Dolmabahçe camisinde içki içilmiş olsaydı Tayyip Erdoğan bu görüntüleri miting meydanlarında dev ekranlardan gösterirdi. Madem görüntüler elinizde neden göstermiyorsunuz? O destan yazan gençlerin her birinin o camiye girmeye Başbakan kadar hakları vardır. Onlar camide Allah'a ibadet edip, avlusunda dış güçlere itaat etmezler. Halkı yönetmekte zorlandıkça Allah, peygamber diyor. Her sorunu cami, Kur'an ile çözmeye çalışıyor. Başörtüsünü hala sürüp sürüp yediği kaymak olmaktan kurtulamadı."

Özkes'in konuşması sırasında AK Parti milletvekillerinden itirazlar geldi.

Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, Özkes'in konuşmasının başından sonuna kadar bir müftüye yakışmayacak şekilde Başbakan'a hakareti milletin önünde paylaştığını ifade etti. Özel, "Kötü, kem söz sahibine aittir. Bu sözleri kendisine iade ediyoruz" dedi.

CHP'nin eylemcilere "mesajınızı verdiniz, artık evlerinize çekilin. Biz sizin adınıza siyaset kurumu olarak Meclis'te siyaset yapacağız" diyemediğini, o gençleri kışkırttığını iddia eden Özel, "Dikmen Caddesi'nde yürüyen gençler 'Müslüman uyuma sarhoşuna sahip çık' diyor. Herhalde bütün sarhoşlara sayın Özkes sahip çıkacak" diye konuştu.

Bunun üzerine Özkes, "Ben bir müftüye yakışan konuşma yaptım. 'Camide içki içen insan değil' dedim, içki içilmediği halde içildi diyen de insan değildir' dedim. Siz orada içki içildiğini ispat edemiyorsunuz. Allah'tan korkun, iftira etmeyin. Müslüman iftira etmez. Sizin içinizde Allah korkusu yok mu?" dedi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk söz alarak, "Bizim liderimizin, bu ülkenin Başbakanı'nın sevgisi ve hoşgörüsü bu kürsüden ona hakaret edenlerin kininden daha yücedir" diye konuştu.

Kürsüde Gezi Parkı olaylarıyla ilgili fotoğraflar gösteren Külünk, "Bu coğrafyada Türklerle Kürtlerin kaderi birdir. Bu kaderi siz, sizin zihniyetiniz ayırt etmek istedi. Bu kaderi ayırt etmeye sizin ulusçuluk misyonlu mikrobunuzun asla gücü yetmeyecektir. Bu coğrafyada Türklerin kaderi ile Arapların, Boşnakların, Arnavutların, Alevilerin kaderi birdir. Sizin bunu ayırt etmeye gücünüz yetmeyecektir" şeklinde konuştu.

Sataşma olduğu gerekçesiyle söz isteyen CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, bir ülkede Başbakan'ın en çok eleştirileceği yerin parlamentonun kürsüsü olduğıunu ifade etti.

"Gezi Parkı'nda yanan bin tane otobüsü, gözünü kaybeden bir çocuğa değişmem" diyen Altay, Başbakan'ın Mısır Cumhurbaşkanı Mübarek ile ilgili söylediklerinin bugün kendisinin başına geldiğini savundu.

Altay, konuşması sırasında AK Parti milletvekillerinin itirazları üzerine, "Başbakan seni duymasın Twitter diye bir bela var diyor. Ağzınızı Twitter'a alıştırmayın, fırça yersiniz" ifadesini kullandı.

MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak ise "İnsan ağzından çıkan birtakım argümanlara dikkat eder" dedi. "Türkiye'nin geldiği sosyal barıştan memnun musunuz? Kırılgan olmadığından bahsedebilir misiniz?" diye soran Uzunırmak'a AK Parti'liler itiraz etti. Bunun üzerine Uzunırmak, "Ben kürsüden indiğimde sen görürsün" dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, Türkiye'nin artık sağlıkta, eğitimde reformlar yapılan bir ülke haline geldiğini ifade ederek, IMF'nin borçlarını ödediklerini söyledi.

Milletin güçlendiğini belirten Aydın, "Başbakan'ı ağzınıza alırken bin düşünün, bir konuşun. (Bu millet için baldıran zehiri içmeye hazırım) diyen Başbakan için böyle konuşmak sizin haddiniz değil" dedi.

Kürsüde söz alan ancak Genel Kurul'daki uğultu nedeniyle konuşma süresi biten MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, bu durumu Meclis Başkanvekili Sadık Yakut'a şikayet etti ve yeniden süre istedi.

Yakut, böyle bir uygulama olmadığını ifade ederek, bunun kendisinden kaynaklanmadığını söyledi. Yakut, "İktidarıyla, muhalefetiyle birbirinizden farklı değilsiniz" dedi ve Bal'a yeniden söz verdi.

Daha sonra Yakut, sataşma nedeniyle söz isteyen iktidar ve muhalefet milletvekillerine söz vermeyince, Özkes, Yakut'a doğru bağırarak, "Allah aşkına soruyorum siz inanan insanlar değil misiniz? " dedi. Bunun üzerine Yakut, "Grup Başkanvekilin cevap verdi. Özkes hitaplarınıza dikkat ediyor musunuz? Lütfen oturun. Sözleriniz tutanaklara geçiyor" ifadelerini kullandı.

Yakut, konuşmak isteyen Ahmet Aydın'a da söz vermedi.

MHP ve CHP'nin önerileri kabul edilmedi.

Yargı hizmetleriyle ilgili bazı kanunlarda değişiklik yapan kanun tasarısının görüşmelerinde söz alan CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar, Gezi Parkı olaylarında yaşamını yitirenlerin, yaşam mücadelesi verenlerin, yaralıların bulunduğunu söyledi.

TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, Acar'ı, "Başbakan'ın ağır hakaretlerle, yalanlarla canları yanan vatandaşların acılarına acı katmasına izin vermeyin. Başbakan'ın, yurttaşların düşüncelerine, inançlarına, evlatlarını kaybedenlere saygı göstermesi gerekir. 3-5 oy fazla oy alacağım diye vatandaşa yalan söylemeyeceksin, her zaman doğru söyleceksin" sözleri nedeniyle "Temiz dille konuşun. Başbakan'a kimsenin hakaret etme hakkı var mı? Yalanlarla diyemezsiniz" diye uyardı.

Acar'ın süresi bitmesine rağmen konuşmasına devam etmesi üzerine Yakut, idare amirlerini göreve çağırdı, daha sonra birleşime ara verdi. Arada da konuşmasını sürdüren Acar'ın yanına önce TBMM İdare Amiri Mustafa Kabakcı, daha sonra CHP Grup Başkanvekili Engin Altay geldi. Konuşması bittikten sonra Acar, yerine oturdu.

CHP İstanbul Milletvekili Mamut Tanal, adli tatilin kaldırılması gerektiğini, adli tatilin bazen zaman israfına neden olduğunu söyledi.

Görüşmeler sırasında tasarıya yeni bir madde eklendi. AK Parti'nin verdiği önergeyle eklenen maddeye göre, Danıştay üyesi seçilebilmek için hakimlik ve savcılık mesleğinde 20 yıl çalışmak gerekecek.

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, önerge üzerinde yaptığı konuşmada önergeyle, Danıştay ve Yargıtay üyeliklerine seçimde fark oluşacağını söyledi. Önergenin, yargıdaki dengeleri bozan bir durum olduğunu ifade eden Bal, "Şimdiye kadar 15 yıl aranırken 20 yıla ihtiyaç duyulmasının gerekçesi ne? Bu bir siyasi operasyon mu, yargının siyasallaştırılmasında önünüzde engel mi vardı, onu mu kaldırıyorsunuz, adrese teslim bir düzenleme mi?" sorularını yöneltti.

Yargı Hizmetleri ile ilgili olarak Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.

Kabul edilen kanuna göre, barışta Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Danıştay daireleri, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk ve Ceza bölümleri ile Genel Kurulu ve Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri, ceza işlerini gören makam ve mahkemeler, her yıl 20 Temmuz'dan 31 Ağustos'a kadar çalışmaya ara verecek. Ayrıca Sayıştay Genel Kurulu, Temyiz Kurulu, Daireler Kurulu ve daireleri de aynı tarihlerde çalışmayacak. Çalışmalar, 1 Eylül'de yeniden başlayacak.

Danıştay ve Yargıtay üyesi seçilebilmek için hakimlik ve savcılık mesleğinde 20 yıl çalışma şartı aranacak.

Danıştay Başkanlar Kurulu, Danıştay Başkanı'nın başkanlığında Başsavcı, başkanvekilleri ve daire başkanlarından oluşacak.

Danıştay Başkanlık Kurulu; Danıştay Başkanı'nın başkanlığında, üçü daire başkanı üçü Danıştay üyesi olmak üzere altı asıl ve ikisi daire başkanı ikisi Danıştay üyesi olmak üzere dört yedek üyeden oluşacak.

Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda, Danıştay Başkanlık Kurulu üyelerinin seçimi ve çalışma usulü yeniden düzenleniyor.

Danıştay Başkanı, Danıştay'ın genel işleyişinden sorumlu olacak, kuruluşun düzenli çalışmasını sağlayacak. Gerekirse, ilgili daire başkanları veya Başkanlar Kurulu ile de istişare ederek lüzumlu idari tedbirleri alacak.

Adli ara vermeden yararlanmayan daire başkan ve üyeleri, Cumhuriyet savcıları ve tetkik hakimleri, askeri yüksek idare mahkemesi üyeleri, yılın diğer dönemlerinde yol süresi dahil adli ara verme süresi kadar izin kullanabilecek.

Hakim ve savcıların adli ara vermeden yararlandırılması esas olacak. Hakim ve savcıların hak ve ödevi olan meslek içi eğitimleri, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca yaptırılacak.

Danıştay Başkanlar Kurulu, zorunlu hallerde daire başkanı ve üyelerin dairelerini değiştirmek, daireler arasındaki görev uyuşmazlıklarını karara bağlamak, ayrı yargı çevrelerindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında görev ve yetkiye ilişkin uyuşmazlıklarda ve bağlantılı davalarda merci tayinini yapmakla görevli olacak.

Noterlik büroları, işyeri açma ve çalışma ruhsatını düzenleyen yasa hükümlerinden muaf olacak.

Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli, hizmet öncesi eğitimin süresi 5 aydan az olamayacak. Bu süre Eğitim Kurulunca belirlenecek. Hizmet öncesi eğitime alınanlar, eğitim gördükleri süre içinde genel sağlık sigortalısı sayılacak. Bu kişilerin eş ve çocuklarıyla bakmakla yükümlü oldukları ana ve babaları da genel sağlık sigortasından yararlandırılacak.

Kurum, kurul ve kuruluşlar, heyet halinde veya bireysel olarak ceza infaz kurumlarını ziyaret edebilmek ve hükümlülerle görüşebilmek için Adalet Bakanlığı'ndan izin almak zorunda olacak. Bilimsel araştırma yapanlar, görsel ve yazılı basın mensupları hakkında da bu hüküm uygulanacak. Adalet Bakanlığı, talepte bulunan kişilerin hükümlüleri ziyaret etmelerine de izin verebilecek.

İkinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin ölümü halinde, tutukluya, soruşturma evresinde soruşturmayı yapan Cumhuriyet Savcısı, kovuşturma evresinde kovuşturmayı yürüten hakim veya mahkeme tarafından, soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti ve güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla, dış güvenlik görevlisinin refakatinde yol süresi dışında iki güne kadar cenazeye katılması için izin verilebilecek.

Adli tatil, her yıl 20 Temmuz'da başlayacak, 31 Ağustos'ta sona erecek.

Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyelerin, Yüce Divan sıfatıyla bakılan veya Anayasaya göre süreye tabi olan işlerin engellenmemesi kaydıyla 40 günlük yıllık izin hakları olacak.

Genel Kurum'daki görüşmeleri sırasında söz alan CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum, Türkiye'de yargı bağımsızlığını tamamen ortadan kalktığını iddia etti.

CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Gezi Parkı olaylarına değinerek, "O eylemi yapan gençler çok soylu gençler. Bunlar Atatürk'ün gençliğidir. Bu insanlara Tayyip Erdoğan tarafından iftira atıldı" ifadesini kullandı.

Sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ise "Biraz önceki konuşmacının seviyesine hiçbir şekilde inmemiz söz konusu değil. Eleştiriniz ağır eleştiri de olabilir ama ağzınızdan güzel bir kelime çıkmıyor, sadece hakaret..." karşılığını verdi.

Tasarının yasalaşmasından sonra TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, 10. Kalkınma Planı'nı görüşmek üzere birleşimi 1 Temmuz Pazartesi saat 13.00'te toplanmak üzere kapattı.