2012-01-26 - 14:13
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulunda, Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının ilk 3 maddesi kabul edildi. Kabul edilen maddelere göre, hakkında işlem yapılan kişiye uygulanan adli nitelikteki yaptırım, idari nitelikte bir yaptırıma dönüştürüldüğünden, daha önce adli sicilde tutulan yasaklılık durumuna ilişkin kayıtlar, Merkez Bankasında tutulacak. Çek defterinin her bir yaprağına, çekin basıldığı tarih de yazılacak.
TBMM Genel Kurulunda, Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının ilk 3 maddesi kabul edildi.

Kabul edilen maddelere göre, hakkında işlem yapılan kişiye uygulanan adli nitelikteki yaptırım, idari nitelikte bir yaptırıma dönüştürüldüğünden, daha önce adli sicilde tutulan yasaklılık durumuna ilişkin kayıtlar, Merkez Bankasında tutulacak.

Çek defterinin her bir yaprağına, çekin basıldığı tarih de yazılacak.

Kanunla, bankaların karşılıksız çek keşide edilmesindeki sorumluluğu artırılıyor.
Buna göre, banka ibraz eden düzenleyici dışındaki hamiline, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için; karşılığının hiç bulunmaması halinde, çek bedeli bin TL veya üzerinde ise bin TL, çek bedeli bin TL'nin altında ise çek bedelini ödeyecek. Karşılığının kısmen bulunması halinde de çek bedeli bin TL veya altında ise kısmi karşılığı bin TL'ye tamamlayacak, çek bedeli bin TL'nin üzerinde ise kısmi karşılığa ilave olarak bin TL'yi ödeyecek.
Çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren 5 yıl içinde ibraz edilmemesi halinde, muhatap bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona erecek.
Kanuni ibraz süresi içinde, karşılıksız çek veren kişi hakkında uygulanan adli nitelikteki yaptırım, idari nitelikte bir yaptırıma dönüştürülecek. Buna göre, mevcut durumda, karşılıksız çek veren kişi hakkında her bir çekle ilgili olarak 1500 güne kadar adli para cezası verilirken; yapılan değişiklikle, savcı tarafından her bir çekle ilgili olarak çek düzenleme ve açma yasağı kararı verilecek.
Karşılıksız çekin keşide edilmesi halinde, hamiline 6 ay içinde talep etmesi durumunda, Cumhuriyet Savcısı tarafından her bir çekle ilgili çek düzenleme veya çek hesabı açma yasağı verilebilecek.

Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı; karşılıksız çekin düzenlenmesi suretiyle dolandırıcılık, belgede sahtecilik veya başka bir suçun işlenmesi halinde de verilecek.
Böylece, karşılıksız çekle birlikte aynı zamanda dolandırıcılık, belgede sahtecilik veya başka bir suçun işlenmesi halinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmesinin yanı sıra, kişi, TCK'nın ilgili hükümlerine göre de cezalandırılacak.
Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına karşı yapılacak başvuru ve itirazlar hakkında, Kabahatler Kanunu uygulanacak. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına karşı yapılan başvurunun kabulü halinde, buna ilişkin bilgiler, Adalet Bakanlığı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla Merkez Bankasına elektronik ortamda bildirilecek.

TBMM Başkanvekili Meral Akşener, çalışma süresinin son ermesi nedeniyle, birleşimi, 31 Ocak Salı günü saat 15.00'de toplanmak üzere kapattı.

******
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı.

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, gündemdışı konuşmasında, yerel basının sorunlarına değindi.

Yerel basının, demokrasinin güçlenmesi konusunda da son derece hayati bir görevi yerine getirdiğini belirten Kalaycı, yerel basının zor şartlar altında görev yaptığını ifade etti. Yerel basına yönelik kamu ilanlarının azaltılmasının maddi anlamda sıkıntı verici olduğunu anlatan Kalaycı, ''Anadolu basını, yönetenle yönetilen arasında yönetilenden yana tavır koymaktadır. Yerel basının objektif yayıncılığı sürdürmek için özel destek programlarının uygulamaya konulması gerekiyor. Böylece kimsenin desteğine ihtiyaç duymadan ayakta kalabilirler'' diye konuştu.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı da gündemdışı söz alarak, Akkuyu'ya nükleer santral yapılmasının amacını bir türlü anlayamadıklarını söyledi. Enerji sorununun çözümü için nükleer santral kurulmasına ihtiyaç olmadığını savunan Atıcı, ''Enerji ihtiyacı yenilenebilir kaynaklarla sağlanabilir. Güneş var, rüzgar var, su var. 2030'da bile enerji ihtiyacımızın 2 katını karşılayacak kadar yenilenebilir enerji kaynağımız var. Küçücük bebekleri kanser yapmak yerine, zorlukları aşın'' diye konuştu.

Nükleer santrallerin çevreye ve insan sağlığına zararlı olduğunu öne süren Atıcı, ''Santrallerin etrafında lösemi görülme oranı yüzde 2,2 artmıştır. Denizin sıcaklığı artacak, burada canlı yaşamayacak. Tüm dünya bunlardan vazgeçiyor. Siz de vazgeçin. Size soruyorum; lütfen dürüstçe cevap verin: Allah aşkına hanginiz evinin yanına nükleer santral ister-'' şeklinde konuştu.

Gündemdışı konuşmalara hükümet adına yanıt veren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, nükleer santrale ilişkin tartışmaların ''subjektif ve hissi'' davranarak bitirilemeyeceğini ifade etti.

Dünyada şu anda var olan nükleer güç santrallerinin yarısının ABD, Japonya ve Fransa'da faaliyette olduğuna dikkati çeken Yıldız, şöyle devam etti:

''30 ayrı ülkede santral var. Gelişmişlik endekslerine baktığımızda hemen hemen G-20 ülkeleri arasında santral olmayan 1 ya da 2 ülke var. Biz tabii ki yenilenebilir enerji kaynaklarıyla alakalı su, güneş, rüzgar hangisi olursa olsun, her bir kaynağın sonuna kadar kullanılmasından yanayız. Bu bizim yerli kaynağımız. Aynı zaman yenilenemeyen kömür de var. Bunu da geliştirmemiz lazım. Her bir enerji kaynağının avantajları ve dezavantajları var. Her birinin kendine has gerçeği var. Hiçbirini bir diğerinin yerine koymak doğru değil.''

''Nükleer santralin bölge turizminini baltalayacağı'' yönündeki iddialara katılmadığını dile getiren Bakan Yıldız, ''Paris'te 7 tane güç santrali turizme mani olmuyor da Türkiye'de yapılan bir santral nasıl turizme mani oluyor- Anlamak güç. Paris şu anda dünyanın en fazla turist çeken şehridir. Türkiye'nin iki katına yakını turisti bu şehir çekiyor. Paris'e gelen tedirgin olmuyor, Mersin'e gelen tedirgin olacak'' diye konuştu.

CHP'li Atıcı'nın, ''kim evinin yanında nükleer santral ister-'' sorusuna da yanıt vermek istediğini belirten Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Japonya'da, Fransa'da santraller şehirlerin hemen yanında. Asıl önemli olan, nükleer güç santrallerinin yüz binlerce parçası var. Türkiye, 2023 yılına kadar nükleer güç santralleri ile alakalı parçaları yerli sanayisinde yapmış olsun, şu andaki sanayileşmenin 3 katı kadar sanayileşme oranına ulaşmış olacak. Nükleer santraller, sadece enerji olayı değil aynı zamanda bir sanayileşme çalışmasıdır. Türkiye, sadece vücuduyla değil beyniyle beraber büyüdüğünde obezite olmaz. Gerçekten büyür. Türkiye mühendisleriyle, bilimadamlarıyla beraber beyniyle büyüyecek bir kapasiteye sahiptir.

Nükleer santrale yapılan itirazlar projeye değil, ülkenin kalkınmasına yapılan itirazdır. Kusura bakmayın, biz buna izin vermeyeceğiz.''

AK Parti Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi de Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş yıldönümü hakkında yaptığı gündemdışı konuşmasında, ''Güzel gören, güzel düşünür. Girdiğimiz Osmanlı tarih bahçesinde sadece olumsuzluklara değil açmış güllere de bakmamız gerekir'' dedi.

Bakan Yıldız, yerinden, tekrar söz CHP'li Atıcı'nın nükleer santrallere ilişkin iddialarını yanıtladı. Nükleer enerji konusunda Türkiye'de hiç kimsenin kötü niyetli olmadığını vurgulayan Yıldız, ''Yerli ve yenilenebilir kaynakları sonuna kadar kullanacağız ancak Türkiye'nin büyüme hızı yenilenebilir kaynakların büyüme hızından daha fazla. O yüzden nükleer enerji ihtiyacımız'' açıklamasında bulundu.

TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, ''Üçüncü boğaz köprüsü konusunda sorunların neler olduğunun araştırılması hakkında'' önergenin bugün gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi görüşüldü.

CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, üçüncü boğaz köprüsüne ilişkin çevresel etki değerlendirmesinin yapılmasını istediklerini söyledi.

Köprülerin daha çok taşıt trafiğine dönük olduğunu savunan Özgündüz, transit taşımacılık amacıyla yapılacağı düşünülen köprünün, İstanbul'un trafiğine olumlu etki yapmayacağını ve kentin nüfusunun artmasına neden olabileceğini öne sürdü. Özgündüz, ''Üçüncü boğaz köprüsünün güzergahının çok iyi hesaplanması, çevre ve şehircilik açısından gerekli olup olmadığı konusunda uzmanların görüşüne başvurulması gerekmektedir. Gelin köprüye ayıracağınız kaynağı, depremle ilgili çalışmalar da kullanın. Öncelik köprü değil, ulaşım değildir. Olması beklenen depremdir. Allah depremden korusun'' diye konuştu.
AK Parti Rize Milletvekili Nusret Bayraktar ise İstanbul'un en önemli sorununun trafik olduğunu belirterek, ''Evet, deprem ve depreme hazırlıkla ilgili çalışmalar son derece önemlidir. Aynen katılıyorum. Depreme hazırlık konusunda gereken yapılacak'' dedi. Olası depreme ilişkin kentsel dönüşüm çalışmaları yapıldığını anlatan Bayraktar, ''Ama 'TOKİ gelecek elinizdeki evi alacak' diye vatandaşı korkutan muhalefeti de unutmamak lazım. İstanbul için raylı sistem doğrudur ama 150 yıldan bu yana hayal edilen Marmaray Projesi, AK Parti döneminde başlatıldı. Bunu da hatırlamak lazım'' dedi.
Karayolları Genel Müdürlüğünün iddia edildiği gibi projeye karşı olmadığını belirten Bayraktar, üçünçü köprüye ilişkin çevre değerlendirme raporu alınması için çalışmaların sürdüğünü anlattı.
Köprünün güzergahının şu anki şartlar altında en uygunu olduğunu ifade eden Bayraktar, ''İstanbul'da trafiğin sıkışması konusunda kaybedilen zamanı, petrol kaynaklarına verdiğimiz parayı düşündüğümüz zaman cari açık burada gündeme geliyor'' diye konuştu.

BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, İstanbul'un trafik sorununun üçüncü köprüyle çözülemeyeceğini, trafiğin yeni bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğini ifade etti.

''AKP iktidarı tüm alanlara 'nasıl rant elde edebiliriz' psikolojisiyle'' yaklaştığını öne süren Tuncel, ''O yüzden her taraf berbat oldu. Doğa mahvoldu'' dedi.

Tuncel, üçüncü köprüye ilişkin İstanbul'da referandum yapılabileceğini belirterek, ''AKP'nin bu projesinin insanlara hiçbir faydası yoktur. Yani sorunlar ortaya çıkaracaktır. Bir an önce bu projeden vazgeçilmelidir'' şeklinde konuştu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Erol Kaya, ''Bu önergeyi verenler, İstanbul'u da Türkiye'yi de anlamamış olan, vücutları 2012'lerde olsa bile ruhları 1940'larda kalmış kişilerdir'' ifadesini kullandı.

Köprünün yapım sürecinin büyük ölçüde ''teknik'' olduğuna dikkati çeken Kaya, ''Önergenin gerekçesine bakıldığında, her cümlesinde buram buram 'istemezük' anlayışının koktuğunu görüyoruz. Birinci, ikinci köprüler, İstanbul ve Türkiye'deki birçok hizmet size rağmen nasıl yapıldıysa, üçüncü köprü de yapılıp, hizmete sunulacak'' diye konuştu.

Yapılan oylamanın ardından, CHP'nin ''Üçüncü boğaz köprüsü konusunda sorunların neler olduğunun araştırılması hakkında'' önergenin bugün gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi reddedildi.

TBMM Genel Kurulunda, karşılıksız çekte hapis cezasını kaldırarak, idari nitelikle yaptırımı öngören tasarının görüşülmesine başlandı.

Tasarının tümü üzerinde MHP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Celal Adan, bu tasarının ticari hayat açısından son derece önemli olduğuna işaret ederek, düzenlemenin tarafların haklarını adil bir şekilde koruması ve düzenlemesi gerekirken, güveni tesis etmekten son derece uzak olduğunu iddia etti.

Düzenlemede, ticari hayatı etkileyecek bir çok olumsuzluk olduğunu savunan Adan, ''Çekler, ticari itibarı yüksek bir ödeme aracı olmaktan çıkıyor. Tasarı kabul edilirse, çekler herhangi bir ödeme senedinden birisi olacak. Hapis cezası belli bir yaptırım anlamı taşımaktadır. Biz kimsenin cezaevine girmesini istemeyiz ama belli bir yaptırımın da olması gerekir'' dedi.

Adan, piyasada 600 bin karşılıksız çek dolandığını ileri sürerek, bu düzenlemeyle, borçlunun ödüllendirildiğini, alacaklının ise mağdur edildiğini söyledi. Celal Adan, tasarıya karşı çıkan vatandaşların, ''Devlet bizim adımıza alacaklarımızı affedebilir mi-'' diye sorduğunu ifade etti.

BDP Grubu adına konuşan Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, bu düzenlemenin çekini ödeyemeyenleri hapis cezasından kurtaracağını söyledi.

Bu konuda bankaların sorumluluğuna dikkati çeken Kaplan, ''Bankalar milli piyango gibi çek defteri dağıtmasın'' dedi. Kaplan, yetersiz bulmalarına rağmen bu tasarıyı kabul edeceklerini söyledi.

AK Parti'li Yılmaz Tunç ise bu düzenlemenin, vatandaşların mağduriyetini gidermek, karşılıksız çek davaları nedeniyle mahkemelerin iş yükünü azaltmak ve yargının hızlanmasını sağlamak amacıyla gündeme geldiğini söyledi.

Tunç, tasarıyla, hapis cezasının idari yaptırıma dönüştürüldüğünü belirterek, verilecek bir önergeyle, ''karşılıksız çek vermeyi alışkanlık haline getiren kötü niyetli kişiler için hapis cezası riskinin devam edeceği yönünde bir düzenleme yapılarak alacaklıların mağdur edilmeyeceğini kaydetti.

AK Parti iktidarında karşılıksız çek oranının arttığının iddia edildiğini anımsatan Tunç, 1997'den bugüne kadarki karşılıksız çek oranları hakkında bilgi verdi.

1997'de karşılıksız çekten açılan 320 bin davada 337 bin kişinin yargılandığını, 2000'de açılan 262 bin davada 281 bin kişinin yargılandığını, 2001'de açılan 307 bin davada da 327 bin kişinin yargılandığını belirten Tunç, ''4 yılda 1 milyon 68 bin dava açılmış, 1 milyon 137 bin kişi yargılanmış. İktidarımızdaki 8 yılda ise 1 milyon 114 bin dava açılmış, neredeyse hem hemen aynı'' dedi.

Yılmaz Tunç, daha önce karşılıksız çekten yılda ortalama 267 bin dava açılırken, son yıllarda 141 bin dava açıldığını söyleyerek, son yıllarda karşılıksız çekte artış olduğu iddiasının sözkonusu olmadığını kaydetti.

Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya da komisyon adına yaptığı konuşmada, parlamentonun cezayı yok etme yetkisini kullandığını söyledi. İyimaya, ''Karşılıksız çek eylemi suç olmaya devam etsin mi, yoksa suç olmaktan çıkarılarak bir özgürlük alanı mı üretilsin'' sorusuna yanıt arandığını ifade etti.
Kişilerarası ilişkilerden kaynaklanan borçların yerine getirilmemesi eyleminin, hukuk tarihi sürecinde farklı yaptırımlara bağlandığını anlatan İyimaya, ''Bugün yapılan düzenleme bağlayıcı hukuk normları açısından uygun bir düzenlemedir. Parlamento doğruyu yapıyor'' dedi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, TBMM Genel Kurulunda görüşülmesine devam edilen, ''Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı''na ilişkin, ''Bu düzenlemeler hem çek keşide edeni hem alanı koruyacak, çeke de kıymet kazandıracak'' dedi.
Bozdağ, tasarının tümü üzerindeki görüşmelerin ardından milletvekillerinin sözlü sorularını yanıtladı.
Çeklere ilişkin tasarının, milletvekillerinin iddia ettiği gibi 10 gündür değil uzunca bir zamandır ülkenin gündeminde olduğunu anlatan Bozdağ, ''2001'de Anayasa'da yapılan değişiklikten sonra Çek Kanunu ile ilgili düzenlemeler yapıldı. Bu konu çok detaylı tartışıldı. En son hapis cezasının kaldırılması konusunda tüm gruplar hem fikirdi. Yani 2 günde gündeme gelmiş bir konu değil. Paydaşların ortaklaştığı bir çalışma konusunda ortaya çıktı'' diye konuştu.
Bozdağ, tasarıya ilişkin belirtildiği gibi çok sayıda önerge bulunmadığını da ifade etti.
Çekin para hükmümde olduğunu anımsatan Bozdağ, şöyle devam etti:
''Görüldüğünde ödenmesi gerekir. Çek alan kişiler de gözüne, kaşına bakarak çek almıyor. Ödemelerde sıkıntı olduğu zaman çek alan kişi de mağdur oluyor. Merkez Bankasında sistem var, oradan istifade edebiliyorlar. Santralizasyon merkez kurulacak, vatandaşlar, kendisine çek veren kişi ile oradan detaylı bilgi alabilecekler. Çekin karşılıksız olması halinde ödenecek miktarın 1000 TL'ye çıkarılması önemli bir adım.
Hapis cezasının ortadan kalkmış olması, çek alan ve verenlerin çekin itibarı konusunda ittifak etmelerine de yardımcı olacaktır. Bu düzenlemeler hem çek keşide edeni hem alanı koruyacak, çeke de kıymet kazandıracak, ödenecek para gibi görülmesini sağlayacak düzenlemelerdir.''
Karşılıksız çek veren birinin hemen hapse girme durumu olmadığına da dikkati çeken Bozdağ, adli para cezası ödendiğinde zaten hapse girilmediğini anımsattı. Bozdağ, ''Hapis cezası, anlamı kalmayan bir yaptırıma dönüştü. Biz doğrusunu yapıyoruz burada'' dedi.
Bozdağ, bir milletvekilinin Anadolu Ajansı'nın Malatya Büro Müdürlüğü hakkındaki sorusunu yanıtlarken, ''Anadolu Ajansı Malatya Büro Müdürlüğünün Sivas'a bağlı olması idari tasarruflardır, daha etkin bir yönetim açısından. Bunların hiçbiri bir yeri cezalandırmak ya da başka bir yeri ödüllendirmek için yapılmaz. Sadece daha verimli yönetim anlayışı çerçevesinde planlanan şeylerdir'' diye konuştu.
Bozdağ, bir başka soru üzerine, ceza ve infaz kurumlarında şu anda 130 bin 400 tutuklu ve hükümlü bulunduğunu, bunların 93 bin 671'nin hükümlü, 36 bin 729'unun ise tutuklu olduğunu ifade etti.
Geçen yıl 594 bin 836 karşılıksız çek verildiğinin belirlendiğini anlatan Bozdağ, 382 bin 385 çekin ''karşılıksız'' damgası vurulduktan sonra ödendiğini, ödemesi yapılmayan hala takipte olan çek sayısının ise 212 bin 451 olduğunu söyledi.
Bozdağ'ın konuşmasının ardından yapılan oylamada, tasarının maddelerine geçilmesi kabul edildi.

TBMM Genel Kurulunda görüşülen Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde konuşan MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, mafyanın ''belini kıran'' Hükümete teşekkür etti.
Ancak bu yasadan sonra çek tahsilatçılarının tekrar devreye gireceğini iddia eden Türkkan, ''Şu anda örgütlü olan, çeki tahsil edebilecek faaliyette olan bir tek PKK var. PKK'ya sigara kaçakçılığının dışında yeni bir gelir kapısı daha açıyorsunuz. Bilginiz olsun, burada da göreceksiniz, duyacaksınız'' dedi.

Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Bozdağ, tasarı hazırlanırken, ilgili tüm sivil toplum örgütleriyle görüşüldüğünü hatırlattı.

''Çek teminatsız bir evrak değil'' diyen Bozdağ, bankalara bin TL'ye kadar ödeme yükümlülüğü getirilmesinin, bankaları çek defteri verirken daha çok araştırmaya sevk edeceğini kaydetti.

Bozdağ, ''İnsanlar karşılıksız çek vererek başkalarını dolandırmak isterse, dolandırıcılık hükümlerinden dolayı hakkında cezai işlem yapılmasında hiç bir engel yoktur'' dedi.

Mevcut durumda da karşılıksız çeke hapis cezası olmadığını ifade eden Bozdağ, ''Adli para cezası var, adli para cezası ödenmediği zaman infaz aşamasında hapis cezasına dönüştürülüyor. Karşılıksız çeke hapis cezası verilen dönemi gördük, tekrarı halinde hapis cezası verilen dönemi gördük. Adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasının uygulandığı dönemi yaşadık. 3 dönemde de başarılı olamadık. Şimdi vatandaşı mağdur etmeyecek bir düzenleme yapıyoruz'' diye konuştu.

Bozdağ, ''Vatandaşlar mağdur olacak ve bu paralar tahsil edilemeyecek'' gibi yaklaşımların doğru olmadığını ifade ederek, çekin karşılıksız çıkması halinde icra yoluyla tahsil edilmesi uygulamasının devam edeceğini kaydetti. Bozdağ, ''Eskiden de yüz binlerce karşılıksız çek vardı. Hapis cezası engel olmuş mu- Olmamış'' dedi.

(14:13)