2011-02-13 - 02:12
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın,
Danışma Kurulu önerisi altında imzasının okunmasını eleştirerek, ''Böyle bir
toplantıya katılmadım, imzam yok. Danışma Kurulu önerisi sahte'' sözleri,
partilerin tepkisine neden oldu.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın,
Danışma Kurulu önerisi altında imzasının okunmasını eleştirerek, ''Böyle bir
toplantıya katılmadım, imzam yok. Danışma Kurulu önerisi sahte'' sözleri,
partilerin tepkisine neden oldu.
TBMM Genel Kurulunda ''Torba'' tasarı üzerindeki görüşmelerde tartışma
yaşandı.
Bazı maddelerin yeniden görüşülmesi sırasında söz alan Kaplan, tekrir-i
müzakere için Danışma Kurulu önerisinde imzasının okunduğunu ancak böyle bir
toplantıya katılmadığını ve imzasının olmadığını söyledi. Danışma Kurulu için
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin ile toplanmadığını ifade eden Kaplan, Danışma
Kurulu önerisinin ''sahte'' olduğunu öne sürdü. Kaplan, ''Böyle bir toplantı yok.
Sahte demokrasinin, sahte imzanın, sahte kanunun nesini görüşüyorsunuz, hangi
hukuk, anayasa, İçtüzükle konuşuyorsunuz? Ben bu oyunda yokum. Bu tiyatro
sahnesini, milletin iradesine saygısızlık sayıyorum. Üç partiyi, milletin
iradesine saygıya davet ediyorum'' dedi.
Kaplan, birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'a, ''Meclisi
kapatacak mısınız yoksa devam mı edeyim? Başkanlık Divanı, sahtekarlık suçunun
ortağı mı?'' diye sordu, Yakut da ''İmzanız var mı yok?'' diye karşılık verdi.
Hasip Kaplan, ''Yarın savcılığa gideceğim, Mecliste sahtekarlık yapmaktan
iktidarı, anamuhalefeti ve orta muhalefeti şikayet edeceğim. 'Bir şartla size
imza veririm, yüz bin öğrencinin affına siz yeşil ışık yakmadığınız sürece
Danışma Kurulu imzam geçerli değildir' dedim. Af yoksa, imza da yok selam da
yok'' diye konuştu.
Kaplan'ın konuşması, Genel Kurul Salonunda gerginliğe yol açtı.
MHP Grup Başkanvekili Şandır, Danışma Kuruluna, mutabık kalınması halinde
elden de imza verilebileceğine işaret etti.
Kaplan'ın, BDP Grubu adına imza atmasından sonra kendilerinin de Danışma
Kurulunu imzaladıklarını anlatan Şandır, ''sahtekarlık suçlamasını, Meclise,
gruplara ve Kaplan'a yakıştıramadığını, Kaplan'ın söylediklerini kabul
etmediklerini'' belirtti.
CHP Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu da çalışmaların bugün
bitmesinin bütün arkadaşlarının talebi olduğunu, bunun için CHP Grup Başkanvekili
Kemal Anadol, MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır ve Kaplan'a giderek, ''Bunu
uygun görüyor musunuz?'' diye sorduğunu aktardı.
Aslanoğlu, Kaplan'ın, ''Üniversite affı olmazsa imzalamam'' dediğini,
Bülent Arınç ile dışarı çıktığını döndükten sonra da ''Getir imzalayayım''
ifadesini kullandığını, ancak Meclisin yarın çalışmaması için bir tane daha
Danışma Kurulu gerektiğini söylediğinde ise ''Ben imza vermem'' karşılığını
verdiğini anlattı.
AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç ise Kaplan'ın, önerinin altında
ıslak imzası olduğunu belirterek, Kaplan'ın, ıslak imzasını inkar ediyorsa, ''O
imza bana ait değil, taklit edilmiştir'' demesi gerektiğini kaydetti. Kılıç,
''Yapılan iş sahtekarlıksa, ıslak imzasını inkar etmek nedir?'' diye sorarak,
Danışma Kuruluna ilişkin tutanağın nerede olduğuna yönelik sorusunun ''abes''
olduğunu, önerinin tutanak hükmünde kabul edildiğini vurguladı.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut da Kaplan'ın ''sahtekarlık'' eleştirisine,
''Üslubu beyan ayni ile insandır'' diye karşılık verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ da Kaplan'ın öğrenci affına
ilişkin maddeyle ilgili bir talebi gruplarına getirdiğini, kendisiyle müzakere
ettiklerini ifade etti. Bozdağ, Kaplan'a, ''Tekrir-i müzakere olur mu
değerlendirelim, sonra bilgi verelim'' dediğini, daha sonra da Kaplan'ı arayarak,
''Bu konuda uzlaşma zemini gözükmüyor, bir beklentiyle Danışma Kuruluna imza
attıysanız çekebiliriz. Grup olarak, beklentiye sokup, imza attırmış gibi bir
pozisyona düşmek istemeyiz'' görüşünü ilettiğini anlattı.
Devlet Bakanı Bülent Arınç da söz alarak, Kaplan'ın ''kendi haline
bırakılırsa iyi bir hukukçu, ilkeli, kararlı siyaset yapmaya çalışan, dostluğu
güzel bir kişi olduğunu'' ifade etti. Arınç, ancak Kaplan'ın kızdığı ya da
kızdırıldığında yaptığı konuşmaların üzücü olduğunu, bu konuşmalarla hem
parlamentoya hem milletvekillerine karşı hak etmediği cümlelerle hitap ettiğini
kaydetti.
Arınç, Kaplan ile muhalefet kulisinde çay içerken, Kaplan'ın, takdir
ettiği, ancak daha sonra inkar ettiği ''Eğitimde, üniversiteye dönüşte eşitsizlik
var, doğru değil'' sözüne hak verdiğini kaydetti.
Bülent Arınç, Kaplan'ın, ''Beni ikna ettiler, Danışma Kuruluna imza
vereceğim, ilkeli bir insanım, söylediğim konu, bununla bağlantılı değil'' demesi
üzerine, ''Ne iyi milletvekili. Bu kadar hassasiyet gösterdiği konuda pazarlık
yerine imza atmayı kabul ediyor'' diye düşündüğünü kaydetti. Arınç, Kaplan'ın,
imzasını inkar ettiğini, milletvekillerinin itham altında kaldığını dile
getirdi.
Kaplan'ın, kürsüye gelerek, ısrarla bir konuyu savunduğunu ifade eden
Arınç, vicdanen ''Bu adam ne diyor'' dediğini kaydetti.
Arınç, Kaplan'a, dostça ''Konuya ilgi duydum, gelin dışarıda konuşalım''
dediğini, Kaplan'ın da ''Herkesin okuması lazım. Terör suçlarında hüküm giyenler
tasarıda alt komisyonda yoktu, bulunmadığım bir zamanda bir partinin önergesiyle
üst komisyon raporu olarak çıktı. Bu yanlıştır'' karşılığını verdiğini aktardı.
Arınç, okuduğunu, dinlediğini, araştırdığını, kendisine de ''yanlış'' geldiğini
dile getirerek, eşitsizlik ve adaletsizlik yapmamak gerektiğini belirtti.
''Terör suçlarından hüküm giyenler'' denildiğinde herkesin ayağa
kalktığını dile getiren Arınç, şöyle devam etti:
''Halen örgüt, eylemler, dökülen kanlar, örgüt üyeliği adına eylemde
bulunanlar var. Böyle bir ortamda, terör suçundan hüküm giyenlerin bu haklardan
yararlanamazlar şeklindeki maddesine bir de bu açıdan yaklaşmak lazım.
1999-2000'lerde çıkan 'Rafşan affı' diye bilinen kanunda öyle maddeler af
kapsamına girdi. Öyle maddeler kapsam dışında kaldı ki hukukçu olarak kendimden
utandım. 'O zaman çok yanlış olarak kanunlaşan bir konu, bugün tekrar karşımıza
gelmesin' dedik. Adi suçlardan hüküm giyenler hakkında bir kısıtlama yok.
Testereli katil, Münevver Karabulut cinayetini işlediği iddia edilen kişi
yararlanabilecek. Terör suçu diye onlarca madde var, bir kısmı ağırlaştırılmış
müebbet, bir kısmı müebbet, bir kısmı belki bir gösteride pankart taşımak, oyun
oynamak, sözle propaganda yapmak... Kaplan'a hak veriyorum, 1-2-3 yıllık
mahkumiyet sonucunda bir insan eğitim hakkından mahrum edilmemeli.
Kendisine teklif ettim; 'Arkadaşlarımız belki örgüt lideri veya üst
kademesi bundan yararlanır diye düşünmüş, buna bir kısıtlama getirmiş
olabilirler. Mesela, 20 yılı aşkın mahkumiyetle sonuçlanan bir hüküm olsa, kamu
haklarından kısıtlılık da sorunsuz olsa, bu sizin, bizim işimize yarar mı?'
'Yarayabilir' denildi. 'Şöyle bir tarih konulsa, o tarih öncesi ve sonrası ayrımı
yapılsa olabilir mi?' Onun da olabileceği söylendi. Arkadaşlarımla paylaşacağım
ben. Nihayet Bülent Arınç olarak bu görüşmeyi yaptım. Arkadaşlarımızla, hem
komisyondaki hem de Genel Kuruldaki gelişmelere bakarak, bunun zamansız olduğunu,
Danışma Kurulu'nda bu maddenin olmadığını, bu maddeye bazı partilerin itiraz
edebileceğini söylediler. Ama gelecekte belki böyle bir değişikliğin söz konusu
olabileceği söylendi. Bu konuşma samimiyetle yapıldı. Kaplan'ın bu konudaki
sözlerinden tatmin oldum, bu konuyu arkadaşlarımla paylaştım. Elimde sihirli bir
değnek yok. Bunu bahane ederek sahtekarlık kelimesinin kullanılması, TBMM'ye çok
büyük hakarettir. Size yakıştıramam. Siz yine gönlümüzde ilkeli, prensipli,
kararlı, mücadeleci siyasetçi olarak kalın ama hakaret, aşağılama ağzınıza
yakışmıyor.''
Arınç'tan sonra söz alan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır,
milletvekillerinin iradesiyle bir hukuk oluşturulduğunu ifade ederek, şöyle
konuştu:
''Bundan geriye dönüp pişmanlık duymak Sayın Arınç'a yakışmamıştır. Madem
böyle düşünüyorsunuz siyasi iradenizi arkasına koyacaksınız, haklı bulduğunuz
konuda hukuk düzenlemesi yapacaksınız. Eğer teröristleri affetmek gibi bir
niyetiniz varsa bunu açıkça söylersiniz, bu kanunda veya başka bir kanunda
yaparsınız. Yapılmış bir düzenlemeyi burada, bu konuyu özne yaparak, bu
parlamentoyu sahtekarlıkla suçlayanlara hak vermek hakkınız yok Sayın Arınç. Çok
talihsiz bir konuşma yaptınız, asla kabul edilemez.
Komisyonda ve Genel Kurulda bu torba yasanın 177. maddesinde öğrenci affı
bu şekilde tanzim edilmiştir. Bunda kendi grubunuzun da oyu da vardır. Bu konudan
dolayı, bu parlamentoyu sahtekarlıkla suçlayan birilerine hak vermek gerçekten
çok üzücü olmuştur.''
BDP Şırnak milletvekili Hasip Kaplan ise Bakan Arınç'a teşekkür ederek,
''Gerilimli bir oturum yaşadık bu torba nedeniyle... Gerçekten hak etmediğimiz
hakaretlere maruz kaldık. Ancak, burada bir su serpintisi gibi, bir kardeşlik
duygusu gibi Sayın Arınç'ın yaklaşımını son derece önemsiyorum'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç ise parti grubu olarak ''yüksek
öğretim affı'' diye nitelenen hükümler konusunda, gerek komisyon gerekse Genel
Kurul sürecinde, ''yapılan düzenlemenin doğru olduğuna inandıklarını ve bu
düzenlemenin arkasında olduklarını'' söyledi.
AK Parti Grubunun herhangi bir şekilde tasarıdaki bu maddenin değişimine
yönelik bir girişiminin söz konusu olmadığını anlatan Kılıç, şöyle konuştu:
''Sayın Kaplan'ın tarafımıza getirdiği önerileri iyiniyetli bir şekilde
dinledik, ancak tasarıya giren hükmün girdiği şekliyle en doğru ifadesini bulmuş
olduğu kanaatiyle hareket ettik. Bu hükmü bu şekilde yasalaştırmayı Genel Kurula
arz ettik. Milletvekillerinin de oylarıyla bu hükümler yasalaşmış oldu.
Hiç kimsenin, bir başkasına sarf etmediği bir görüşü atfetme hakkı
olmadığı kanaatindeyiz. Kişiler arasında yapılan görüşmelerin de burada ifşa
edilmesinin doğru olmadığı kanaatindeyiz. Herkes imzasına, sözüne, yeminine,
hukuka ve Anayasaya sonuna kadar sahip çıkmaya mükelleftir.''
Öte yandan, birçok değişik alanla ilgili düzenlemenin aynı tasarıda bir
araya getirilmesini eleştiren CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, ''Hukuk
başlangıcı dersinden itibaren bakın, acaba torba yasa diye bir hukuk kavramı var
mıdır?'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır ise ''torba'' tasarının Türkiye'nin
demokrasi tarihinde bir ilk olduğunu savunarak, ''İnanıyorum ki, gelecekte,
üniversitelerde doktora tezi olarak incelemeye tabi tutulacaktır. Bu yasa usul
olarak da yanlıştır.'' diye konuştu.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada tasarı kabul edilerek kanunlaştı.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, tasarının yasalaşma sürecinde yoğun mesai harcayan
milletvekillerine teşekkür etti.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, daha sonra Danışma Kurulu önerisini okudu.
Buna göre bugün ve yarın Genel Kurul toplanmayacak. Sadık Yakut, 15 Şubat Salı
günü saat 15.00'de toplanmak üzere birleşimi kapattı. (02.12)
Danışma Kurulu önerisi altında imzasının okunmasını eleştirerek, ''Böyle bir
toplantıya katılmadım, imzam yok. Danışma Kurulu önerisi sahte'' sözleri,
partilerin tepkisine neden oldu.
TBMM Genel Kurulunda ''Torba'' tasarı üzerindeki görüşmelerde tartışma
yaşandı.
Bazı maddelerin yeniden görüşülmesi sırasında söz alan Kaplan, tekrir-i
müzakere için Danışma Kurulu önerisinde imzasının okunduğunu ancak böyle bir
toplantıya katılmadığını ve imzasının olmadığını söyledi. Danışma Kurulu için
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin ile toplanmadığını ifade eden Kaplan, Danışma
Kurulu önerisinin ''sahte'' olduğunu öne sürdü. Kaplan, ''Böyle bir toplantı yok.
Sahte demokrasinin, sahte imzanın, sahte kanunun nesini görüşüyorsunuz, hangi
hukuk, anayasa, İçtüzükle konuşuyorsunuz? Ben bu oyunda yokum. Bu tiyatro
sahnesini, milletin iradesine saygısızlık sayıyorum. Üç partiyi, milletin
iradesine saygıya davet ediyorum'' dedi.
Kaplan, birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'a, ''Meclisi
kapatacak mısınız yoksa devam mı edeyim? Başkanlık Divanı, sahtekarlık suçunun
ortağı mı?'' diye sordu, Yakut da ''İmzanız var mı yok?'' diye karşılık verdi.
Hasip Kaplan, ''Yarın savcılığa gideceğim, Mecliste sahtekarlık yapmaktan
iktidarı, anamuhalefeti ve orta muhalefeti şikayet edeceğim. 'Bir şartla size
imza veririm, yüz bin öğrencinin affına siz yeşil ışık yakmadığınız sürece
Danışma Kurulu imzam geçerli değildir' dedim. Af yoksa, imza da yok selam da
yok'' diye konuştu.
Kaplan'ın konuşması, Genel Kurul Salonunda gerginliğe yol açtı.
MHP Grup Başkanvekili Şandır, Danışma Kuruluna, mutabık kalınması halinde
elden de imza verilebileceğine işaret etti.
Kaplan'ın, BDP Grubu adına imza atmasından sonra kendilerinin de Danışma
Kurulunu imzaladıklarını anlatan Şandır, ''sahtekarlık suçlamasını, Meclise,
gruplara ve Kaplan'a yakıştıramadığını, Kaplan'ın söylediklerini kabul
etmediklerini'' belirtti.
CHP Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu da çalışmaların bugün
bitmesinin bütün arkadaşlarının talebi olduğunu, bunun için CHP Grup Başkanvekili
Kemal Anadol, MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır ve Kaplan'a giderek, ''Bunu
uygun görüyor musunuz?'' diye sorduğunu aktardı.
Aslanoğlu, Kaplan'ın, ''Üniversite affı olmazsa imzalamam'' dediğini,
Bülent Arınç ile dışarı çıktığını döndükten sonra da ''Getir imzalayayım''
ifadesini kullandığını, ancak Meclisin yarın çalışmaması için bir tane daha
Danışma Kurulu gerektiğini söylediğinde ise ''Ben imza vermem'' karşılığını
verdiğini anlattı.
AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç ise Kaplan'ın, önerinin altında
ıslak imzası olduğunu belirterek, Kaplan'ın, ıslak imzasını inkar ediyorsa, ''O
imza bana ait değil, taklit edilmiştir'' demesi gerektiğini kaydetti. Kılıç,
''Yapılan iş sahtekarlıksa, ıslak imzasını inkar etmek nedir?'' diye sorarak,
Danışma Kuruluna ilişkin tutanağın nerede olduğuna yönelik sorusunun ''abes''
olduğunu, önerinin tutanak hükmünde kabul edildiğini vurguladı.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut da Kaplan'ın ''sahtekarlık'' eleştirisine,
''Üslubu beyan ayni ile insandır'' diye karşılık verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ da Kaplan'ın öğrenci affına
ilişkin maddeyle ilgili bir talebi gruplarına getirdiğini, kendisiyle müzakere
ettiklerini ifade etti. Bozdağ, Kaplan'a, ''Tekrir-i müzakere olur mu
değerlendirelim, sonra bilgi verelim'' dediğini, daha sonra da Kaplan'ı arayarak,
''Bu konuda uzlaşma zemini gözükmüyor, bir beklentiyle Danışma Kuruluna imza
attıysanız çekebiliriz. Grup olarak, beklentiye sokup, imza attırmış gibi bir
pozisyona düşmek istemeyiz'' görüşünü ilettiğini anlattı.
Devlet Bakanı Bülent Arınç da söz alarak, Kaplan'ın ''kendi haline
bırakılırsa iyi bir hukukçu, ilkeli, kararlı siyaset yapmaya çalışan, dostluğu
güzel bir kişi olduğunu'' ifade etti. Arınç, ancak Kaplan'ın kızdığı ya da
kızdırıldığında yaptığı konuşmaların üzücü olduğunu, bu konuşmalarla hem
parlamentoya hem milletvekillerine karşı hak etmediği cümlelerle hitap ettiğini
kaydetti.
Arınç, Kaplan ile muhalefet kulisinde çay içerken, Kaplan'ın, takdir
ettiği, ancak daha sonra inkar ettiği ''Eğitimde, üniversiteye dönüşte eşitsizlik
var, doğru değil'' sözüne hak verdiğini kaydetti.
Bülent Arınç, Kaplan'ın, ''Beni ikna ettiler, Danışma Kuruluna imza
vereceğim, ilkeli bir insanım, söylediğim konu, bununla bağlantılı değil'' demesi
üzerine, ''Ne iyi milletvekili. Bu kadar hassasiyet gösterdiği konuda pazarlık
yerine imza atmayı kabul ediyor'' diye düşündüğünü kaydetti. Arınç, Kaplan'ın,
imzasını inkar ettiğini, milletvekillerinin itham altında kaldığını dile
getirdi.
Kaplan'ın, kürsüye gelerek, ısrarla bir konuyu savunduğunu ifade eden
Arınç, vicdanen ''Bu adam ne diyor'' dediğini kaydetti.
Arınç, Kaplan'a, dostça ''Konuya ilgi duydum, gelin dışarıda konuşalım''
dediğini, Kaplan'ın da ''Herkesin okuması lazım. Terör suçlarında hüküm giyenler
tasarıda alt komisyonda yoktu, bulunmadığım bir zamanda bir partinin önergesiyle
üst komisyon raporu olarak çıktı. Bu yanlıştır'' karşılığını verdiğini aktardı.
Arınç, okuduğunu, dinlediğini, araştırdığını, kendisine de ''yanlış'' geldiğini
dile getirerek, eşitsizlik ve adaletsizlik yapmamak gerektiğini belirtti.
''Terör suçlarından hüküm giyenler'' denildiğinde herkesin ayağa
kalktığını dile getiren Arınç, şöyle devam etti:
''Halen örgüt, eylemler, dökülen kanlar, örgüt üyeliği adına eylemde
bulunanlar var. Böyle bir ortamda, terör suçundan hüküm giyenlerin bu haklardan
yararlanamazlar şeklindeki maddesine bir de bu açıdan yaklaşmak lazım.
1999-2000'lerde çıkan 'Rafşan affı' diye bilinen kanunda öyle maddeler af
kapsamına girdi. Öyle maddeler kapsam dışında kaldı ki hukukçu olarak kendimden
utandım. 'O zaman çok yanlış olarak kanunlaşan bir konu, bugün tekrar karşımıza
gelmesin' dedik. Adi suçlardan hüküm giyenler hakkında bir kısıtlama yok.
Testereli katil, Münevver Karabulut cinayetini işlediği iddia edilen kişi
yararlanabilecek. Terör suçu diye onlarca madde var, bir kısmı ağırlaştırılmış
müebbet, bir kısmı müebbet, bir kısmı belki bir gösteride pankart taşımak, oyun
oynamak, sözle propaganda yapmak... Kaplan'a hak veriyorum, 1-2-3 yıllık
mahkumiyet sonucunda bir insan eğitim hakkından mahrum edilmemeli.
Kendisine teklif ettim; 'Arkadaşlarımız belki örgüt lideri veya üst
kademesi bundan yararlanır diye düşünmüş, buna bir kısıtlama getirmiş
olabilirler. Mesela, 20 yılı aşkın mahkumiyetle sonuçlanan bir hüküm olsa, kamu
haklarından kısıtlılık da sorunsuz olsa, bu sizin, bizim işimize yarar mı?'
'Yarayabilir' denildi. 'Şöyle bir tarih konulsa, o tarih öncesi ve sonrası ayrımı
yapılsa olabilir mi?' Onun da olabileceği söylendi. Arkadaşlarımla paylaşacağım
ben. Nihayet Bülent Arınç olarak bu görüşmeyi yaptım. Arkadaşlarımızla, hem
komisyondaki hem de Genel Kuruldaki gelişmelere bakarak, bunun zamansız olduğunu,
Danışma Kurulu'nda bu maddenin olmadığını, bu maddeye bazı partilerin itiraz
edebileceğini söylediler. Ama gelecekte belki böyle bir değişikliğin söz konusu
olabileceği söylendi. Bu konuşma samimiyetle yapıldı. Kaplan'ın bu konudaki
sözlerinden tatmin oldum, bu konuyu arkadaşlarımla paylaştım. Elimde sihirli bir
değnek yok. Bunu bahane ederek sahtekarlık kelimesinin kullanılması, TBMM'ye çok
büyük hakarettir. Size yakıştıramam. Siz yine gönlümüzde ilkeli, prensipli,
kararlı, mücadeleci siyasetçi olarak kalın ama hakaret, aşağılama ağzınıza
yakışmıyor.''
Arınç'tan sonra söz alan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır,
milletvekillerinin iradesiyle bir hukuk oluşturulduğunu ifade ederek, şöyle
konuştu:
''Bundan geriye dönüp pişmanlık duymak Sayın Arınç'a yakışmamıştır. Madem
böyle düşünüyorsunuz siyasi iradenizi arkasına koyacaksınız, haklı bulduğunuz
konuda hukuk düzenlemesi yapacaksınız. Eğer teröristleri affetmek gibi bir
niyetiniz varsa bunu açıkça söylersiniz, bu kanunda veya başka bir kanunda
yaparsınız. Yapılmış bir düzenlemeyi burada, bu konuyu özne yaparak, bu
parlamentoyu sahtekarlıkla suçlayanlara hak vermek hakkınız yok Sayın Arınç. Çok
talihsiz bir konuşma yaptınız, asla kabul edilemez.
Komisyonda ve Genel Kurulda bu torba yasanın 177. maddesinde öğrenci affı
bu şekilde tanzim edilmiştir. Bunda kendi grubunuzun da oyu da vardır. Bu konudan
dolayı, bu parlamentoyu sahtekarlıkla suçlayan birilerine hak vermek gerçekten
çok üzücü olmuştur.''
BDP Şırnak milletvekili Hasip Kaplan ise Bakan Arınç'a teşekkür ederek,
''Gerilimli bir oturum yaşadık bu torba nedeniyle... Gerçekten hak etmediğimiz
hakaretlere maruz kaldık. Ancak, burada bir su serpintisi gibi, bir kardeşlik
duygusu gibi Sayın Arınç'ın yaklaşımını son derece önemsiyorum'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç ise parti grubu olarak ''yüksek
öğretim affı'' diye nitelenen hükümler konusunda, gerek komisyon gerekse Genel
Kurul sürecinde, ''yapılan düzenlemenin doğru olduğuna inandıklarını ve bu
düzenlemenin arkasında olduklarını'' söyledi.
AK Parti Grubunun herhangi bir şekilde tasarıdaki bu maddenin değişimine
yönelik bir girişiminin söz konusu olmadığını anlatan Kılıç, şöyle konuştu:
''Sayın Kaplan'ın tarafımıza getirdiği önerileri iyiniyetli bir şekilde
dinledik, ancak tasarıya giren hükmün girdiği şekliyle en doğru ifadesini bulmuş
olduğu kanaatiyle hareket ettik. Bu hükmü bu şekilde yasalaştırmayı Genel Kurula
arz ettik. Milletvekillerinin de oylarıyla bu hükümler yasalaşmış oldu.
Hiç kimsenin, bir başkasına sarf etmediği bir görüşü atfetme hakkı
olmadığı kanaatindeyiz. Kişiler arasında yapılan görüşmelerin de burada ifşa
edilmesinin doğru olmadığı kanaatindeyiz. Herkes imzasına, sözüne, yeminine,
hukuka ve Anayasaya sonuna kadar sahip çıkmaya mükelleftir.''
Öte yandan, birçok değişik alanla ilgili düzenlemenin aynı tasarıda bir
araya getirilmesini eleştiren CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, ''Hukuk
başlangıcı dersinden itibaren bakın, acaba torba yasa diye bir hukuk kavramı var
mıdır?'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır ise ''torba'' tasarının Türkiye'nin
demokrasi tarihinde bir ilk olduğunu savunarak, ''İnanıyorum ki, gelecekte,
üniversitelerde doktora tezi olarak incelemeye tabi tutulacaktır. Bu yasa usul
olarak da yanlıştır.'' diye konuştu.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada tasarı kabul edilerek kanunlaştı.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, tasarının yasalaşma sürecinde yoğun mesai harcayan
milletvekillerine teşekkür etti.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, daha sonra Danışma Kurulu önerisini okudu.
Buna göre bugün ve yarın Genel Kurul toplanmayacak. Sadık Yakut, 15 Şubat Salı
günü saat 15.00'de toplanmak üzere birleşimi kapattı. (02.12)
