2010-11-23 - 20:50
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Sağlık Bakanlığının 2011 yılı
bütçesinin sunumunda yaptığı konuşmada, Bakanlığının gelecek yılki bütçesinde
koruyucu ve temel sağlık hizmetlerine 6.5 milyar TL'lik pay ayrıldığını
bildirdi.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, muayenehaneler ile
ilgili, ''Bu büyük bir çileydi, Türkiye bu çileden büyük ölçüde kurtulmuştur.
Şimdi Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararını bekliyoruz. O karar çıkınca da yeni
bir kanunla bu çileyi tamamen tarihe gömeceğiz'' dedi.
Akdağ, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Sağlık Bakanlığının 2011 yılı
bütçesinin sunumunda yaptığı konuşmada, Bakanlığının gelecek yılki bütçesinde
koruyucu ve temel sağlık hizmetlerine 6.5 milyar TL'lik pay ayrıldığını
bildirdi.
Doğum öncesi bakım hizmetlerinden yararlanma oranını yüzde 94'e çıkarmayı
hedeflediklerini, 2008'den bu yana 12 bin dolayında yüksek riskli gebenin doğum
öncesinde hastanelerde misafir edildiğini anlatan Akdağ, 2011'de hastanede doğum
oranını yüzde 94'e yükseltmeyi amaçladıklarını bildirdi.
Üreme sağlığı hizmeti alan kişi sayısının 8 yılda 2,5 kat arttığını,
aşılama oranlarının yüzde 97'lere ulaştığını belirten Akdağ, halen 11 antijene
karşı aşılama yapıldığını, 2011'de bunlara HPV ve su çiçeğinin de eklenmesinin
planlandığını, ancak bunun kesinleşmediğini söyledi.
Türkiye'de artık kızamık hastalığı görülmediğini, Dünya Sağlık Örgütünün
buna ilişkin açıklamayı Avrupa bölgesiyle birlikte yapacağını anlatan Akdağ, afet
ve acil durumlardaki sağlık hizmetlerinde büyük aşamalar kaydedildiğini,
Türkiye'nin doğusunda 132 kar paletli ambulansın hizmet verdiğini, gelecek yıl 3
uçak ambulans daha almayı planladıklarını belirtti.
Akdağ, aile hekimliğinin 73 ilde 63 milyon kişiyi kapsayacak şekilde
genişletildiğini, 13 Aralık itibariyle uygulamanın bütün Türkiye'ye yaygınlaşmış
olacağını duyurdu.
''Sağlığın geliştirilmesi ve teşviki'' adı altında kişilerin kendi
sağlıklarını korumasının amaçlandığını, bunun için obezite ve tütün başta olmak
üzere birçok alanda mücadele yürüttüklerini anlatan Akdağ, ''Ülkemizde 1998'de
yüzde 55 olan normal kiloya sahip kişilerin oranı 2010'da yüzde 27.5'e düşmüş
durumda. Bu çok önemli bir mesele. Bireylerin yaşam şekillerini değiştirmesi
sağlanmalı'' diye konuştu.
Tütünle mücadelede de önemli gelişmeler sağlandığını ifade eden Akdağ, iş
yerlerindeki tütün yasağı ihlallerinde para cezalarının belediyeler yerine kamu
kurumlarınca tahsiline ilişkin yasal düzenlemeye gitmeyi hedeflediklerini
belirtti.
Türkiye'de organ bağışının da yetersiz olduğunu ifade eden Akdağ, 2010
yılında 3 bin 172 organ nakli yapıldığını bildirdi.
Sağlık Bakanlığı hastanelerindeki görüntüleme cihazlarının sayılarını da
artırdıklarını kaydeden Akdağ, bu konuda israfa gidildiği yolundaki eleştirilerin
yersiz olduğunu dile getirdi.
Hekimlerin tam gün çalışmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan
Akdağ, şöyle konuştu:
''Türk sağlık sisteminin eski yapısında, vatandaş ister SSK, ister devlet
hastanesine gitsin annesini-babasını sırtına alıp özellikle ciddi hastalıklar
için genellikle bir muayenehaneye çıkarmak zorunda kalırdı. Bu, Türkiye'de büyük
ölçüde ortadan kalktı. Şu anda Sağlık Bakanlığında çalışan 30 bine yakın uzmanın
yüzde 92'si tam gün çalışıyor. Bunu yüzde 100'e ulaştırmak için bir kanun yaptık,
maalesef Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın bir yorumu kanunun bazı maddelerinin
yürütülmesini engelledi. Ancak bütün bunlara rağmen geldiğimiz noktanın bir
özetidir, bugün Sağlık Bakanlığında çalışan 30 bine yakın uzman hekimin sadece
yüzde 8'i hastane dışında pratik yapıyor. Yüzde 92 oranında bu problem çözüldü.
Tam Gün Yasası'nı yaptığımızda, tam gün çalışma oranı yüzde 88 idi. Bazı maddeler
iptal edilmiş olmasına rağmen bu oran yüzde 92'ye çıktı.
Türkiye bu problemi bitirmiş durumdadır. Artık bundan geriye gidiş olmaz.
Ne bizim hükümetimiz döneminde ne de başka hükümet döneminde buna vatandaş izin
vermez. Yarın vatandaşı muayenehanelere geri götürecek bir sağlık sistemi eğilimi
olsun, vatandaş buna asla müsaade etmez ve buna sebep olacakları da siyaseten
ağır biçimde cezalandırır. Bu büyük bir çileydi, Türkiye bu çileden büyük ölçüde
kurtulmuştur. Şimdi Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararını bekliyoruz. O karar
çıkınca da yeni bir kanunla bu çileyi tamamen tarihe gömeceğiz, çünkü hala
üniversite hastanelerinde sıkıntılar var.''
Akdağ, 2002'de 1/14 olan uzman hekim başına düşen nüfusun en fazla olduğu
il ile en az olduğu il arasındaki oranın, 2010'da 1/3'e düştüğünü de kaydetti.
İlaç harcamalarıyla ilgili de bilgi veren Akdağ, ilaç kutu sayısının 8
yılda yüzde 122, ilaç harcamalarının ise sadece yüzde 21 oranında arttığına
işaret etti.
Türkiye'de doğumda beklenen yaşam süresinin 74 olduğunu, bunun
Türkiye'nin içinde bulunduğu orta ve üst gelir grubundaki ülkelerin ortalamasının
üzerinde bulunduğunu belirten Akdağ, bebek ve anne ölüm hızlarında da büyük
düşüşler olduğuna dikkat çekti.
Gelecek yıl yürürlüğe konulacak yeni hizmetlere de değinen Akdağ, evde
sağlık hizmeti uygulamasının yaygınlaştırılacağını, merkezi randevu sistemine
geçileceğini sözlerine ekledi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Sağlık
Bakanlığının 2011 yılı bütçesi görüşülüyor.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, sağlık alanında iktidar yanlısı
kadrolaşmanın had safhaya ulaştığını öne sürdü. Sağlık hizmetlerinde
taşeronlaşmadan vazgeçilmesini isteyen Kalaycı, personel ve ücret dengesizliğine
işaret etti. Kalaycı, bu konularda reform yapmaya ihtiyaç olduğunu söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız, Bakan Recep Akdağ'ın sunumunda
''her şeyin güllük gülistanlık'' gösterildiğini ifade etti. Tıp fakültelerinde
hizmete ağırlık verilmesi nedeniyle eğitimin gerilediğini belirten Yıldız, bu
fakültelerde ciddi şekilde öğretim üyesi açığının bulunduğunu da söyledi. Yıldız,
''Bu hükümet döneminde üniversiteler zayıflatılmıştır'' dedi.
Sağlık Bakanlığının en fazla taşeronlaşmanın yaşandığı bakanlık olduğunu
iddia eden Yıldız, bunun ''güvencesiz çalışma'' anlamına geldiğine işaret etti.
Bakan Akdağ'ın hukuk ve meslek kuruluşlarına karşı tahammülsüz olduğunu
savunan Yıldız, Anayasa Mahkemesinin ''tam gün yasası'' ile ilgili kararına
Akdağ'ın sert eleştiriler getirdiğini ifade etti.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip kaplan, sağlık hizmetlerinin ''meta''
haline getirilmemesi gerektiğini belirterek, bu hizmetlerin ücretsiz olmasını
istedi. Kaplan, ''Ülkenin sağlığını özel sektörün kar hırsına emanet etmemek
gerekir. Özel sektöre bu kadar alan açılmasının çok ciddi sonuçları olur'' diye
konuştu.
''Organ mafyası''nın ciddi bir sorun oluşturduğunu kaydeden Kaplan,
zayıflama merkezleri konusunda ciddi çalışma yapılıp yapılmadığını sordu.
AK Parti Çorum Milletvekili Cahit Bağcı, sağlık alanında önemli
gelişmelerin sağlandığını ancak bunun AB ilerleme raporuna yansımadığını
söyledi.
''Bu, nereden kaynaklanıyor?'' diye soran Bağcı, ilerlemelerin AB'nin
ilgili birimlerine sağlıklı olarak aktarılması gerektiğini kaydetti.
İnsanların aile hekimliğinin ne olduğunu bilmediğini ifade eden Bağcı, bu
konuda kapsamlı bilgilendirmeye ihtiyaç bulunduğunu vurguladı.
Bağcı, sağlık çalışanlarının uğradığı şiddete de dikkati çekerek, önlem
alınmasını istedi.
CHP Adıyaman Milletvekili Şevket Köse, kamuda yeterince diş hekimi
çalıştırılmadığını belirterek, halkın ağız ve diş sağlığının tehlikede olduğunu
söyledi.
Köse, koruyucu diş hekimliğinin mutlaka uygulanması gerektiğini
kaydetti.
MHP Sakarya Milletvekili Münir Kutluata, aile hekimlerinin
ihtisaslaşmasının önemine işaret etti.
Kutluata, kanser hastalığının artışının nedenleri konusunda araştırma
yapılıp yapılmadığını da sordu.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Sağlık
Bakanlığı ile Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü bütçeleri kabul edildi.
CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın,
bütçeyi sunumunda kullandığı, ''sağlıkta insanı odak alan bir program
uyguluyoruz'' sözünü anımsattı. Özyürek, ''Sağlıkta insanı odak almayan bir
yaklaşım olabilir mi? Olamaz. Mutlaka sağlıkta insanı, hastayı odak alan bir
program uygulanır'' dedi.
Bakan Akdağ'a, ''Tam gün çalışmaya başlayan doktorların ücretlerinde
normal kamu personeline yapılanların ötesinde bir artış öngörülüyor mu?''
sorusunu yönelten Özyürek, ''Türk Tabipleri Birliği ile bir türlü yıldızınız
barışmadı. Başkanlar değişiyor ama ilişkiler değişmiyor. Demokrasi tahammül
rejimidir. Sivil toplum örgütüne de muhalefete tahammül edilmesi gerekiyor'' diye
konuştu.
Özyürek, Türkiye'nin, sağlık harcamaları açısından OECD ülkeleri arasında
sonuncu olduğuna dikkati çekti.
Çankaya Köşkü'nde verilen Cumhuriyet Resepsiyonu'nda, Akdağ'ın,
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül'ün elini sıkmamasının basına
yansıdığını belirten Özyürek, ''Bir açıklamanız oldu 'protokoldeki sıkışıklıktan
kaynaklandı' dediniz. Resepsiyon çok tartışıldı. Sizin ayrı bir konumunuz var.
Siz doktorsunuz, sizin bir kadının elini sıkmama gibi hareketiniz sağlık
personeline olumsuz yansır'' diye konuştu.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Sağlık Bakanlığında kadrolaşmanın
çeşitli yöntemlerle sürdürüldüğünü öne sürdü. Yıllarını kamu hizmetine veren
sağlık çalışanlarının görevde yükselme beklediğini ifade eden Akçay, ''AKP
yandaşları, belediye başkan yardımcılığına atanmakta bir süre sonra Sağlık
Bakanlığına tayin olmakta ve göreve başlamaktadır'' dedi.
Bakanlıkta devam eden sözleşmeli personel uygulamasını da eleştiren
Akçay, uygulamayla aynı iş yerinde aynı işi yapan fakat farklı mali ve sosyal
haklara sahip çalışanlar ortaya çıktığını ifade etti.
Sağlık harcamalarının arttığını belirten Akçay, ''Harcamalar artmaktadır
fakat bu artış, sağlık hizmetlerinin artışından mı kaynaklanıyor? Bu konuda
sıkıntı var mı? Bunun iyi bir şekilde tespit edilmesi gerekiyor'' diye konuştu.
AK Parti Van Milletvekili Kerem Altun, Sağlık Bakanlığının, ışıkları en
geç sönen bakanlıklardan biri olduğunu söyledi. ''Hakkın teslim edilmesi
gerekiyor'' diyen Altun, sağlıktaki dönüşüm çalışmalarının çok çalışmayla iyi bir
noktaya getirildiğini söyledi.
Van'daki bir hastanın uçak ambulans ile Ankara'ya getirildiğini anlatan
Altun, bu durumun ülkenin sağlıkta nereden nereye geldiğinin göstergesi olduğunu
ifade etti.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, aile hekimliği sistemi
uygulanmasında bir kargaşa yaşandığını ifade ederek, vatandaşa bu sistemle ilgili
bilgi verilmesi gerektiğini söyledi.
AK Parti Bursa Milletvekili Sedat Kızılcıklı, aile hekimliği
uygulamasıyla bir hayalin gerçekleştiğini söyledi. Hastanelerin
birleştirilmesiyle SSK'lı hastaların çilesinin sona erdiğini kaydeden Kızılcıklı,
uygulamayla herkesin istediği hastaneye gidebildiğini ifade etti.
CHP Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Türkiye'deki sağlık
hizmetinin birçok ülkeden ucuz olduğuna dikkati çekerek, ''Türkiye, sağlık
turizmi açısından potansiyeli olan bir ülke ama biz bunu değerlendiremiyoruz''
dedi.
Milletvekillerinin sorularını ve eleştirilerini yanıtlayan Bakan Akdağ,
sağlıkta dönüşüm çalışmasının ardından tüm problemlerin çözüldüğünü iddia etmenin
doğru olmayacağını söyledi.
Sağlık gibi insan beklentisinin sürekli yükseldiği bir alanda sorunsuzluk
beklenemeyeceğini belirten Akdağ, ''Dönüşüm programı, sağlık hizmetlerinin ciddi
ölçüde iyileşmesini sağladı. Bütçemiz arttı ancak yeterli değil. Parayı iyi
kullanıyoruz. Daha fazla paraya ihtiyacımız da var'' dedi.
Sağlığa ne kadar para harcansa az geleceğini ifade eden Akdağ, bakanlıkta
kadrolaşma iddialarını yanıtlarken de son dört yılda sadece dört kişinin
belediye başkanlığı yardımcılığından Bakanlığa atandığını ifade etti. Akdağ,
''Sayılar çok cüzidir. Bu söylendiği gibi sistematik olsaydı sayılar 300 olurdu.
Yandaşlara makam dağıtan bakanlık olsaydık bu başarıları yakalayamazdık'' diye
konuştu.
Göreve adanmış bir ekiple çalıştığını vurgulayan Akdağ, şöyle devam
etti:
''Ancak bu profesyonelce bir çalışma değil. Kamu yönetimine
profesyonelleşmeyi getiremedik. Yeni teşkilat yasası hazırlıyoruz. Halk
tarafından seçilen ve halka dört yılda bir hesap veren hükümetler, yöneticilerini
istediği gibi seçmelidirler. Bu, sözleşmelilik ve belli bir süre esasına bağlı
olmalıdır. Halka karşı sorumlu olan idare burada rahat davranmalıdır. Hem az para
veriyoruz hem de bir yere oturan kişi oradan kolay kolay kalkmak istemiyor. Böyle
kalkınamayız. Kamu yönetiminin adanmışlık mantığından profesyonel mantığa dönmesi
lazım. Buna muhalefetin de yardım etmesi lazım. Klasikleşmiş, oligarşik devlet
yönetimi anlayışından uzaklaşmamız lazım.
Falan sendika, AK Partililer istemiş diye birini yönetime getirir miyim?
Kim işini becerirse kim iş yapacaksa yönetime o gelir. Akılsız insan tersini
yapar. Sözleşmelilik mutlaka olmalıdır. Sürekli memuriyet bana göre doğru bir iş
değildir. Sözleşmelilik uygulamasına geçmeliyiz. Bakanlığımda da var bu
uygulama.''
Taşeronluk uygulamasını ''hizmet alımı'' olarak nitelendiren Akdağ,
taşeron olarak çalışanların hizmet verimliliğin artırılması için eğitim
çalışmaları yürüttüklerini de anlattı.
Sürekli devlet memuruyla devlet hizmetlerinin verilmesini doğru
karşılamadığını, ehliyetli olana iyi para vermek gerektiğini kaydeden Akdağ,
''Süreklilik verimliliği ortadan kaldırır'' diye konuştu.
Akdağ, sözleşmeli personelin haklarının korunduğunu ifade ederek, işçinin
hakkını çalıştıranın yemesinin önüne geçildiğini anlattı.
Sözleşmeli personelin sosyal hak açısından durumunun iyileştirildiğini
belirten Akdağ, şöyle konuştu:
''Eş durumu veya mazeret tayinlerinin önünü açtık ama insanlar sürekli
olarak eşlerinin yanına, ülkenin batısından doğusuna, kırsaldan kente gitmeye
çalışıyor. Ben, ihtiyacım olan yerlere sözleşmeli personel istihdam ediyorum.
Orada başlayan herkesi batıya getirerek işleri yürütemem ki. Bununla biz ne ülke
yönetebiliriz ne de vatandaşa hizmet verebiliriz. Rotasyon da olmaz. Sistemi
tamamen allak bullak ediyor.''
Aile hekimliğinin iyi anlatılmadığı konusundaki eleştirilere katıldığını
belirten Akdağ, tanıtım amacıyla büyük bir kampanya başlatacaklarını bildirdi.
Vatandaşların aile hekimliği uygulamasından memnun olduğunu ifade eden
Akdağ, ''Aksayan taraflar düzelecek'' diye konuştu.
Sağlık Bakanı Akdağ, doktor sayısının mutlaka artırılması gerektiğini de
vurgulayarak, ''YÖK Başkanı değişikliğine kadar biz eski YÖK Başkanı ile bu
konuları görüşemiyorduk dahi. Doktor sayısının fazla olduğuna dair genel kabul
vardı ülkede. Hastalara hizmet verecek doktor sayısının fazla olması lazım.
YÖK'ün durumun ciddiyetinin farkına varmasının ardından tıp fakültelerine alınan
öğrenci sayısı artıyor. DPT ve YÖK bunu anladı artık. Bu konuda adımlar attık.
2023 yılında ancak doktor sayımız yeterli olacak'' dedi.
Türkiye'nin sağlık ihracatı yapacak noktaya gelmesinin önemli olduğunu
belirten Akdağ, ''kısa vadede mutlaka yurt dışından sağlık çalışanı getirilmesi
gerektiğini'' söyledi. Akdağ, ''Orta ve uzun vadede kendi personelimizi
yetiştirmeliyiz. Kısa vadede bu işi başka yönlere çekmeden yurt dışından sağlık
personeli getirilmesinin önünün açılması lazım'' diye konuştu.
Anayasa Mahkemesinin 'Tam Gün Yasası'' ile ilgili iptal kararının
gerekçesini henüz yayımlamamasını eleştiren Akdağ, ''Kaç aydır Anayasa'yı ihlal
eder bir biçimde gerekçe yazıp bize söylememektedir. TBMM'nin hakkı değil midir
bu gerekçeyi almak'' dedi.
Mahkemenin kararına yönelik eleştirilerini de sürdüren Bakan Akdağ,
''Vatandaşın yüzde 99'u Tam Gün Yasası'nı istiyor. Bunun zıddına nasıl karar
verir'' diye konuştu.
Akdağ, AB İlerleme Raporu'nda sağlıkta gerçekleştirilen dönüşümün yeterli
şekilde yansımaması konusunu AB yetkilileri ile görüştüklerini de belirterek,
Türkiye'ye haksızlık yapıldığını kaydetti.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet konusunda hassas olduklarını, bu
konuda tedbirleri artırdıklarını belirten Akdağ, bazı vatandaşların bu tür
davranışları olan eğilimlerine dikkati çekti. Akdağ, ''Kırmızı ışıkta size
arkadan gelip posta koyan, bulaşan kimse ile sağlık personeline bulaşan da aynı
adam. Sayıları az da olsa maganda kültürüne sahip insanlar var'' dedi.
Akdağ, basının zaman zaman çok acımasızca sağlık çalışanlarına yargısız
infaz yaptığını da öne sürerek, ''Bir yerde yanlış varsa hep beraber üzerine
gidelim'' diye konuştu.
İlaç devleri ve sigara lobilerine karşı büyük başarı sağladıklarını ifade
eden Akdağ, ''Her iki sektöre karşı da dimdik ayakta durduk'' dedi.
(20.50)
ilgili, ''Bu büyük bir çileydi, Türkiye bu çileden büyük ölçüde kurtulmuştur.
Şimdi Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararını bekliyoruz. O karar çıkınca da yeni
bir kanunla bu çileyi tamamen tarihe gömeceğiz'' dedi.
Akdağ, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Sağlık Bakanlığının 2011 yılı
bütçesinin sunumunda yaptığı konuşmada, Bakanlığının gelecek yılki bütçesinde
koruyucu ve temel sağlık hizmetlerine 6.5 milyar TL'lik pay ayrıldığını
bildirdi.
Doğum öncesi bakım hizmetlerinden yararlanma oranını yüzde 94'e çıkarmayı
hedeflediklerini, 2008'den bu yana 12 bin dolayında yüksek riskli gebenin doğum
öncesinde hastanelerde misafir edildiğini anlatan Akdağ, 2011'de hastanede doğum
oranını yüzde 94'e yükseltmeyi amaçladıklarını bildirdi.
Üreme sağlığı hizmeti alan kişi sayısının 8 yılda 2,5 kat arttığını,
aşılama oranlarının yüzde 97'lere ulaştığını belirten Akdağ, halen 11 antijene
karşı aşılama yapıldığını, 2011'de bunlara HPV ve su çiçeğinin de eklenmesinin
planlandığını, ancak bunun kesinleşmediğini söyledi.
Türkiye'de artık kızamık hastalığı görülmediğini, Dünya Sağlık Örgütünün
buna ilişkin açıklamayı Avrupa bölgesiyle birlikte yapacağını anlatan Akdağ, afet
ve acil durumlardaki sağlık hizmetlerinde büyük aşamalar kaydedildiğini,
Türkiye'nin doğusunda 132 kar paletli ambulansın hizmet verdiğini, gelecek yıl 3
uçak ambulans daha almayı planladıklarını belirtti.
Akdağ, aile hekimliğinin 73 ilde 63 milyon kişiyi kapsayacak şekilde
genişletildiğini, 13 Aralık itibariyle uygulamanın bütün Türkiye'ye yaygınlaşmış
olacağını duyurdu.
''Sağlığın geliştirilmesi ve teşviki'' adı altında kişilerin kendi
sağlıklarını korumasının amaçlandığını, bunun için obezite ve tütün başta olmak
üzere birçok alanda mücadele yürüttüklerini anlatan Akdağ, ''Ülkemizde 1998'de
yüzde 55 olan normal kiloya sahip kişilerin oranı 2010'da yüzde 27.5'e düşmüş
durumda. Bu çok önemli bir mesele. Bireylerin yaşam şekillerini değiştirmesi
sağlanmalı'' diye konuştu.
Tütünle mücadelede de önemli gelişmeler sağlandığını ifade eden Akdağ, iş
yerlerindeki tütün yasağı ihlallerinde para cezalarının belediyeler yerine kamu
kurumlarınca tahsiline ilişkin yasal düzenlemeye gitmeyi hedeflediklerini
belirtti.
Türkiye'de organ bağışının da yetersiz olduğunu ifade eden Akdağ, 2010
yılında 3 bin 172 organ nakli yapıldığını bildirdi.
Sağlık Bakanlığı hastanelerindeki görüntüleme cihazlarının sayılarını da
artırdıklarını kaydeden Akdağ, bu konuda israfa gidildiği yolundaki eleştirilerin
yersiz olduğunu dile getirdi.
Hekimlerin tam gün çalışmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan
Akdağ, şöyle konuştu:
''Türk sağlık sisteminin eski yapısında, vatandaş ister SSK, ister devlet
hastanesine gitsin annesini-babasını sırtına alıp özellikle ciddi hastalıklar
için genellikle bir muayenehaneye çıkarmak zorunda kalırdı. Bu, Türkiye'de büyük
ölçüde ortadan kalktı. Şu anda Sağlık Bakanlığında çalışan 30 bine yakın uzmanın
yüzde 92'si tam gün çalışıyor. Bunu yüzde 100'e ulaştırmak için bir kanun yaptık,
maalesef Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın bir yorumu kanunun bazı maddelerinin
yürütülmesini engelledi. Ancak bütün bunlara rağmen geldiğimiz noktanın bir
özetidir, bugün Sağlık Bakanlığında çalışan 30 bine yakın uzman hekimin sadece
yüzde 8'i hastane dışında pratik yapıyor. Yüzde 92 oranında bu problem çözüldü.
Tam Gün Yasası'nı yaptığımızda, tam gün çalışma oranı yüzde 88 idi. Bazı maddeler
iptal edilmiş olmasına rağmen bu oran yüzde 92'ye çıktı.
Türkiye bu problemi bitirmiş durumdadır. Artık bundan geriye gidiş olmaz.
Ne bizim hükümetimiz döneminde ne de başka hükümet döneminde buna vatandaş izin
vermez. Yarın vatandaşı muayenehanelere geri götürecek bir sağlık sistemi eğilimi
olsun, vatandaş buna asla müsaade etmez ve buna sebep olacakları da siyaseten
ağır biçimde cezalandırır. Bu büyük bir çileydi, Türkiye bu çileden büyük ölçüde
kurtulmuştur. Şimdi Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararını bekliyoruz. O karar
çıkınca da yeni bir kanunla bu çileyi tamamen tarihe gömeceğiz, çünkü hala
üniversite hastanelerinde sıkıntılar var.''
Akdağ, 2002'de 1/14 olan uzman hekim başına düşen nüfusun en fazla olduğu
il ile en az olduğu il arasındaki oranın, 2010'da 1/3'e düştüğünü de kaydetti.
İlaç harcamalarıyla ilgili de bilgi veren Akdağ, ilaç kutu sayısının 8
yılda yüzde 122, ilaç harcamalarının ise sadece yüzde 21 oranında arttığına
işaret etti.
Türkiye'de doğumda beklenen yaşam süresinin 74 olduğunu, bunun
Türkiye'nin içinde bulunduğu orta ve üst gelir grubundaki ülkelerin ortalamasının
üzerinde bulunduğunu belirten Akdağ, bebek ve anne ölüm hızlarında da büyük
düşüşler olduğuna dikkat çekti.
Gelecek yıl yürürlüğe konulacak yeni hizmetlere de değinen Akdağ, evde
sağlık hizmeti uygulamasının yaygınlaştırılacağını, merkezi randevu sistemine
geçileceğini sözlerine ekledi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Sağlık
Bakanlığının 2011 yılı bütçesi görüşülüyor.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, sağlık alanında iktidar yanlısı
kadrolaşmanın had safhaya ulaştığını öne sürdü. Sağlık hizmetlerinde
taşeronlaşmadan vazgeçilmesini isteyen Kalaycı, personel ve ücret dengesizliğine
işaret etti. Kalaycı, bu konularda reform yapmaya ihtiyaç olduğunu söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız, Bakan Recep Akdağ'ın sunumunda
''her şeyin güllük gülistanlık'' gösterildiğini ifade etti. Tıp fakültelerinde
hizmete ağırlık verilmesi nedeniyle eğitimin gerilediğini belirten Yıldız, bu
fakültelerde ciddi şekilde öğretim üyesi açığının bulunduğunu da söyledi. Yıldız,
''Bu hükümet döneminde üniversiteler zayıflatılmıştır'' dedi.
Sağlık Bakanlığının en fazla taşeronlaşmanın yaşandığı bakanlık olduğunu
iddia eden Yıldız, bunun ''güvencesiz çalışma'' anlamına geldiğine işaret etti.
Bakan Akdağ'ın hukuk ve meslek kuruluşlarına karşı tahammülsüz olduğunu
savunan Yıldız, Anayasa Mahkemesinin ''tam gün yasası'' ile ilgili kararına
Akdağ'ın sert eleştiriler getirdiğini ifade etti.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip kaplan, sağlık hizmetlerinin ''meta''
haline getirilmemesi gerektiğini belirterek, bu hizmetlerin ücretsiz olmasını
istedi. Kaplan, ''Ülkenin sağlığını özel sektörün kar hırsına emanet etmemek
gerekir. Özel sektöre bu kadar alan açılmasının çok ciddi sonuçları olur'' diye
konuştu.
''Organ mafyası''nın ciddi bir sorun oluşturduğunu kaydeden Kaplan,
zayıflama merkezleri konusunda ciddi çalışma yapılıp yapılmadığını sordu.
AK Parti Çorum Milletvekili Cahit Bağcı, sağlık alanında önemli
gelişmelerin sağlandığını ancak bunun AB ilerleme raporuna yansımadığını
söyledi.
''Bu, nereden kaynaklanıyor?'' diye soran Bağcı, ilerlemelerin AB'nin
ilgili birimlerine sağlıklı olarak aktarılması gerektiğini kaydetti.
İnsanların aile hekimliğinin ne olduğunu bilmediğini ifade eden Bağcı, bu
konuda kapsamlı bilgilendirmeye ihtiyaç bulunduğunu vurguladı.
Bağcı, sağlık çalışanlarının uğradığı şiddete de dikkati çekerek, önlem
alınmasını istedi.
CHP Adıyaman Milletvekili Şevket Köse, kamuda yeterince diş hekimi
çalıştırılmadığını belirterek, halkın ağız ve diş sağlığının tehlikede olduğunu
söyledi.
Köse, koruyucu diş hekimliğinin mutlaka uygulanması gerektiğini
kaydetti.
MHP Sakarya Milletvekili Münir Kutluata, aile hekimlerinin
ihtisaslaşmasının önemine işaret etti.
Kutluata, kanser hastalığının artışının nedenleri konusunda araştırma
yapılıp yapılmadığını da sordu.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Sağlık
Bakanlığı ile Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü bütçeleri kabul edildi.
CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın,
bütçeyi sunumunda kullandığı, ''sağlıkta insanı odak alan bir program
uyguluyoruz'' sözünü anımsattı. Özyürek, ''Sağlıkta insanı odak almayan bir
yaklaşım olabilir mi? Olamaz. Mutlaka sağlıkta insanı, hastayı odak alan bir
program uygulanır'' dedi.
Bakan Akdağ'a, ''Tam gün çalışmaya başlayan doktorların ücretlerinde
normal kamu personeline yapılanların ötesinde bir artış öngörülüyor mu?''
sorusunu yönelten Özyürek, ''Türk Tabipleri Birliği ile bir türlü yıldızınız
barışmadı. Başkanlar değişiyor ama ilişkiler değişmiyor. Demokrasi tahammül
rejimidir. Sivil toplum örgütüne de muhalefete tahammül edilmesi gerekiyor'' diye
konuştu.
Özyürek, Türkiye'nin, sağlık harcamaları açısından OECD ülkeleri arasında
sonuncu olduğuna dikkati çekti.
Çankaya Köşkü'nde verilen Cumhuriyet Resepsiyonu'nda, Akdağ'ın,
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül'ün elini sıkmamasının basına
yansıdığını belirten Özyürek, ''Bir açıklamanız oldu 'protokoldeki sıkışıklıktan
kaynaklandı' dediniz. Resepsiyon çok tartışıldı. Sizin ayrı bir konumunuz var.
Siz doktorsunuz, sizin bir kadının elini sıkmama gibi hareketiniz sağlık
personeline olumsuz yansır'' diye konuştu.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Sağlık Bakanlığında kadrolaşmanın
çeşitli yöntemlerle sürdürüldüğünü öne sürdü. Yıllarını kamu hizmetine veren
sağlık çalışanlarının görevde yükselme beklediğini ifade eden Akçay, ''AKP
yandaşları, belediye başkan yardımcılığına atanmakta bir süre sonra Sağlık
Bakanlığına tayin olmakta ve göreve başlamaktadır'' dedi.
Bakanlıkta devam eden sözleşmeli personel uygulamasını da eleştiren
Akçay, uygulamayla aynı iş yerinde aynı işi yapan fakat farklı mali ve sosyal
haklara sahip çalışanlar ortaya çıktığını ifade etti.
Sağlık harcamalarının arttığını belirten Akçay, ''Harcamalar artmaktadır
fakat bu artış, sağlık hizmetlerinin artışından mı kaynaklanıyor? Bu konuda
sıkıntı var mı? Bunun iyi bir şekilde tespit edilmesi gerekiyor'' diye konuştu.
AK Parti Van Milletvekili Kerem Altun, Sağlık Bakanlığının, ışıkları en
geç sönen bakanlıklardan biri olduğunu söyledi. ''Hakkın teslim edilmesi
gerekiyor'' diyen Altun, sağlıktaki dönüşüm çalışmalarının çok çalışmayla iyi bir
noktaya getirildiğini söyledi.
Van'daki bir hastanın uçak ambulans ile Ankara'ya getirildiğini anlatan
Altun, bu durumun ülkenin sağlıkta nereden nereye geldiğinin göstergesi olduğunu
ifade etti.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, aile hekimliği sistemi
uygulanmasında bir kargaşa yaşandığını ifade ederek, vatandaşa bu sistemle ilgili
bilgi verilmesi gerektiğini söyledi.
AK Parti Bursa Milletvekili Sedat Kızılcıklı, aile hekimliği
uygulamasıyla bir hayalin gerçekleştiğini söyledi. Hastanelerin
birleştirilmesiyle SSK'lı hastaların çilesinin sona erdiğini kaydeden Kızılcıklı,
uygulamayla herkesin istediği hastaneye gidebildiğini ifade etti.
CHP Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Türkiye'deki sağlık
hizmetinin birçok ülkeden ucuz olduğuna dikkati çekerek, ''Türkiye, sağlık
turizmi açısından potansiyeli olan bir ülke ama biz bunu değerlendiremiyoruz''
dedi.
Milletvekillerinin sorularını ve eleştirilerini yanıtlayan Bakan Akdağ,
sağlıkta dönüşüm çalışmasının ardından tüm problemlerin çözüldüğünü iddia etmenin
doğru olmayacağını söyledi.
Sağlık gibi insan beklentisinin sürekli yükseldiği bir alanda sorunsuzluk
beklenemeyeceğini belirten Akdağ, ''Dönüşüm programı, sağlık hizmetlerinin ciddi
ölçüde iyileşmesini sağladı. Bütçemiz arttı ancak yeterli değil. Parayı iyi
kullanıyoruz. Daha fazla paraya ihtiyacımız da var'' dedi.
Sağlığa ne kadar para harcansa az geleceğini ifade eden Akdağ, bakanlıkta
kadrolaşma iddialarını yanıtlarken de son dört yılda sadece dört kişinin
belediye başkanlığı yardımcılığından Bakanlığa atandığını ifade etti. Akdağ,
''Sayılar çok cüzidir. Bu söylendiği gibi sistematik olsaydı sayılar 300 olurdu.
Yandaşlara makam dağıtan bakanlık olsaydık bu başarıları yakalayamazdık'' diye
konuştu.
Göreve adanmış bir ekiple çalıştığını vurgulayan Akdağ, şöyle devam
etti:
''Ancak bu profesyonelce bir çalışma değil. Kamu yönetimine
profesyonelleşmeyi getiremedik. Yeni teşkilat yasası hazırlıyoruz. Halk
tarafından seçilen ve halka dört yılda bir hesap veren hükümetler, yöneticilerini
istediği gibi seçmelidirler. Bu, sözleşmelilik ve belli bir süre esasına bağlı
olmalıdır. Halka karşı sorumlu olan idare burada rahat davranmalıdır. Hem az para
veriyoruz hem de bir yere oturan kişi oradan kolay kolay kalkmak istemiyor. Böyle
kalkınamayız. Kamu yönetiminin adanmışlık mantığından profesyonel mantığa dönmesi
lazım. Buna muhalefetin de yardım etmesi lazım. Klasikleşmiş, oligarşik devlet
yönetimi anlayışından uzaklaşmamız lazım.
Falan sendika, AK Partililer istemiş diye birini yönetime getirir miyim?
Kim işini becerirse kim iş yapacaksa yönetime o gelir. Akılsız insan tersini
yapar. Sözleşmelilik mutlaka olmalıdır. Sürekli memuriyet bana göre doğru bir iş
değildir. Sözleşmelilik uygulamasına geçmeliyiz. Bakanlığımda da var bu
uygulama.''
Taşeronluk uygulamasını ''hizmet alımı'' olarak nitelendiren Akdağ,
taşeron olarak çalışanların hizmet verimliliğin artırılması için eğitim
çalışmaları yürüttüklerini de anlattı.
Sürekli devlet memuruyla devlet hizmetlerinin verilmesini doğru
karşılamadığını, ehliyetli olana iyi para vermek gerektiğini kaydeden Akdağ,
''Süreklilik verimliliği ortadan kaldırır'' diye konuştu.
Akdağ, sözleşmeli personelin haklarının korunduğunu ifade ederek, işçinin
hakkını çalıştıranın yemesinin önüne geçildiğini anlattı.
Sözleşmeli personelin sosyal hak açısından durumunun iyileştirildiğini
belirten Akdağ, şöyle konuştu:
''Eş durumu veya mazeret tayinlerinin önünü açtık ama insanlar sürekli
olarak eşlerinin yanına, ülkenin batısından doğusuna, kırsaldan kente gitmeye
çalışıyor. Ben, ihtiyacım olan yerlere sözleşmeli personel istihdam ediyorum.
Orada başlayan herkesi batıya getirerek işleri yürütemem ki. Bununla biz ne ülke
yönetebiliriz ne de vatandaşa hizmet verebiliriz. Rotasyon da olmaz. Sistemi
tamamen allak bullak ediyor.''
Aile hekimliğinin iyi anlatılmadığı konusundaki eleştirilere katıldığını
belirten Akdağ, tanıtım amacıyla büyük bir kampanya başlatacaklarını bildirdi.
Vatandaşların aile hekimliği uygulamasından memnun olduğunu ifade eden
Akdağ, ''Aksayan taraflar düzelecek'' diye konuştu.
Sağlık Bakanı Akdağ, doktor sayısının mutlaka artırılması gerektiğini de
vurgulayarak, ''YÖK Başkanı değişikliğine kadar biz eski YÖK Başkanı ile bu
konuları görüşemiyorduk dahi. Doktor sayısının fazla olduğuna dair genel kabul
vardı ülkede. Hastalara hizmet verecek doktor sayısının fazla olması lazım.
YÖK'ün durumun ciddiyetinin farkına varmasının ardından tıp fakültelerine alınan
öğrenci sayısı artıyor. DPT ve YÖK bunu anladı artık. Bu konuda adımlar attık.
2023 yılında ancak doktor sayımız yeterli olacak'' dedi.
Türkiye'nin sağlık ihracatı yapacak noktaya gelmesinin önemli olduğunu
belirten Akdağ, ''kısa vadede mutlaka yurt dışından sağlık çalışanı getirilmesi
gerektiğini'' söyledi. Akdağ, ''Orta ve uzun vadede kendi personelimizi
yetiştirmeliyiz. Kısa vadede bu işi başka yönlere çekmeden yurt dışından sağlık
personeli getirilmesinin önünün açılması lazım'' diye konuştu.
Anayasa Mahkemesinin 'Tam Gün Yasası'' ile ilgili iptal kararının
gerekçesini henüz yayımlamamasını eleştiren Akdağ, ''Kaç aydır Anayasa'yı ihlal
eder bir biçimde gerekçe yazıp bize söylememektedir. TBMM'nin hakkı değil midir
bu gerekçeyi almak'' dedi.
Mahkemenin kararına yönelik eleştirilerini de sürdüren Bakan Akdağ,
''Vatandaşın yüzde 99'u Tam Gün Yasası'nı istiyor. Bunun zıddına nasıl karar
verir'' diye konuştu.
Akdağ, AB İlerleme Raporu'nda sağlıkta gerçekleştirilen dönüşümün yeterli
şekilde yansımaması konusunu AB yetkilileri ile görüştüklerini de belirterek,
Türkiye'ye haksızlık yapıldığını kaydetti.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet konusunda hassas olduklarını, bu
konuda tedbirleri artırdıklarını belirten Akdağ, bazı vatandaşların bu tür
davranışları olan eğilimlerine dikkati çekti. Akdağ, ''Kırmızı ışıkta size
arkadan gelip posta koyan, bulaşan kimse ile sağlık personeline bulaşan da aynı
adam. Sayıları az da olsa maganda kültürüne sahip insanlar var'' dedi.
Akdağ, basının zaman zaman çok acımasızca sağlık çalışanlarına yargısız
infaz yaptığını da öne sürerek, ''Bir yerde yanlış varsa hep beraber üzerine
gidelim'' diye konuştu.
İlaç devleri ve sigara lobilerine karşı büyük başarı sağladıklarını ifade
eden Akdağ, ''Her iki sektöre karşı da dimdik ayakta durduk'' dedi.
(20.50)
