2013-05-28 - 23:00
AB - TÜRKİYE İLİŞKİLERİ - GELECEĞE YÖNELİK BEKLENTİLER SEMPOZYUMUNDA İKİNCİ GÜN
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği'nin işbirliği ile yürütülen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde Van'da gerçekleştirilen "AB-Türkiye İlişkileri: Geleceğe Yönelik Beklentiler" konulu sempozyumun ikinci gününde mali kriz ve sivil toplum örgütleri konuları ele alındı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği'nin işbirliği ile yürütülen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde Van'da gerçekleştirilen "AB-Türkiye İlişkileri: Geleceğe Yönelik Beklentiler" konulu sempozyumun ikinci gününde mali kriz ve sivil toplum örgütleri konuları ele alındı.

Sempozyumun ikinci günü, moderatörlüğünü AK Parti Van milletvekili Burhan Kayatürk'ün yaptığı "Mali Krizin Türkiye ve Avrupa Birliği'ne Etkileri" konulu oturumla başladı. Bu oturuma konuşmacı olarak, Polonya Parlamentosu Avrupa Birliği İşleri Komisyonu Başkanı Agnieszka Pomaska, A.Ü Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Çağrı Erhan ile AKPM Kültür, Bilim ve Medya Komisyonu ve Portekiz Parlamentosu Avrupa İşleri Komisyonu Üyesi Carlos Da Costa Neves katıldı.

Oturumun moderatörü, AK Parti Van milletvekili Burhan Kayatürk konuşmasında, küresel ekonomik krizin Avrupa Birliği'ni derinden etkilediğini hatırlattı. Krizin Türkiye'ye etkisinin önceden alınan yapısal tedbirler ve ekonominin güvenli ellerde olması nedeniyle çok daha sınırlı kaldığını belirten Kayatürk, "Bu etki de önemli ölçüde Türkiye'nin Avrupa Birliği ile olan ticaretinden kaynaklandı. Türkiye, Afrika'ya, Asya'ya yaptığı açılımlarla da krizin yansımaların azaltmaya çalıştı" değerlendirmesini yaptı.

Polonyalı parlamenter Agniezska Pomaska konuşmasında ekonomik krizin yarattığı ilk şok etkisinin atlatılmasının ardından, Avrupa Birliği'nin bir daha böyle bir krizin yaşanmaması için önlem arayışına girdiğini ve bunun sonucunda ekonomik güvenliği artıracak bir çok düzenleme yapıldığını anlattı. Pomaska, "Ben, Avrupa Birliği'nin bu krizi, çıkarılan dersler ve alınan önlemlerle çok daha güçlenerek atlacağına içtenlikle inanıyorum" dedi

Prof. Dr. Çağrı Erhan ise, Avrupa Birliği'nin 2004 yaşadığı genişlemenin neden olduğu sıkıntılar, birliğin derinleştirilmesine yönelik süreç ve yükselen İslamofobi'nin Türkiye'nin tam üyeliğine yönelik olumsuz tutumu besleyen gelişmeler olduğuna dikkat çekti. Türkiye'de de tam üyelik isteyen vatandaşların oranının yüzde 40'lar düzeyine düştüğünü kaydeden Erhan, "Bu sürecin atlatılması için bloke edilen tüm fasılların açılması, Türk vatandaşlarının vize sorunun çözülmesi ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerde liderlerin kamuoyundaki Türkiye karşıtlığını besleyecek tutumlardan kaçınmasına ihtiyaç var. Ancak kısa vadede böyle bir gelişmeyi beklemek, hayalcilik olur gibi görünüyor" dedi.

Portekizli parlamenter Carlos da Costa Neves de ekonomik krizin üye ülkelerin vatandaşlarının Avrupa Birliği'ne olan güvenini azalttığını söyledi. Krizin ancak üye ülkelerin birlikte hareket etmesi durumunda aşılabileceğinin altını çizen Neves, "Ben Türkiye'nin Avrupa Birliği için sorunun değil, çözümün bir parçası olduğuna inanıyorum. Bilmelisiniz ki, biz tam üyelik yolunda her zaman Türkiye'nin destekçisi olacağız" ifadesini kullandı.

Sempozyumun öğleden sonra yapılan oturumunda, sivil toplum ve gençlik konuları ele alındı. Moderatörlüğünü Macaristan Parlamentosu Ekonomi ve Bilgi Teknolojisi Komisyonu Başkanvekili Lazslo Koszarus'un yaptığı oturuma, AK Parti Van milletvekili Gülşen Orhan, Uluslararası Seçim Gözlem Enstitüsü Başkan Yardımcısı, Avrupa Ekonomik ve Sosyal İşler Komitesi Üyesi Richard Balfe ve Uzay Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Semra Odabaşı konuşmacı olarak katıldı.

AK Parti Van milletvekili Gülşen Orhan konuşmasında, Türkiye'de sivil toplum örgütleri konusunda son yıllarda büyük gelişme sağlandığını, farklı alanlarda çalışan birlerce sivil toplum örgütü bulunduğunu anlattı. Türkiye'nin çatışmalı, acı bir süreci geride bırakarak daha fazla demokrasi ve kalkınma ve toplumsal barış üzerine bir gelecek inşa etmek için samimiyetle çalıştığını ifade eden Orhan, "Biz gerçekten Avrupa'nın bir parçası olmak istiyoruz ve bunun için çaba harcıyoruz. Artık Avrupa Birliği'nin de önyargılarını kırmasını ve çabamızı takdir etmesini bekilyoruz" dedi

Avrupa Ekonomik ve Sosyal İşler Komitesi Üyesi Richard Balfe ise, sivil toplum örgütlenmesinin bulumdağı bir ülkede demokrasiden söz edilemeyeceğini söyledi. Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye karşı iki yüzlü bir tutum izlediğini kaydeden Balfe, Türkiye'nin yerine getirdiği her kriterin ardından ortataya yeni yeni taleplerin konulduğunu ifade etti.

Oturumların tamamlanmasının ardından sempozyum katılımcıları, Van Gölü'nde yer alan Akdamar Adası ve kilisesini de gezdiler.

Filiz Türer