2013-01-22 - 16:19
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, yasa dışı dinlemeler ve ortam dinlemesiyle ilgili araştırma önergeleri görüşülüyor.TBMM Genel Kurulu'nda, haberleşme özgürlüğü ve özel hayatın gizliliğinin ihlaline ilişkin Meclis Araştırma Komisyonu kurulması kabul edildi. Genel Kurul'da daha sonra ''Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi'' adıyla yeni bir üniversite kurulması ve Fatih Üniversitesine bağlı bazı bölümlerin Turgut Özal Üniversitesine bağlanmasına ilişkin tasarı kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.

AK Parti'nin, TBMM Genel Kurulu'nun bugünkü çalışmasına ilişkin grup önerisi kabul edildi.

Danışma Kurulu'nun toplanamaması üzerine AK Parti, Gündemdışı konuşmaların ardından önerisini Genel Kurul'a taşıdı.

Yasa dışı dinlemeler ve ortam dinlemesine ilişkin AK Parti, CHP, MHP ve BDP'nin araştırma önergeleri ile yarım kalan Elektrik Piyasası Kanunu ile ÖTV Kanunu'nda değişiklik yapılmasını içeren yasa teklifi, Türkiye ile Slovakya Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın onaylanmasını içeren yasa tasarısı ile Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile bazı Kanun ve KHK'lerde değişiklik yapan yasa tasarısının bitimine kadar Genel Kurul'un bugün çalışmasını içeren grup önerisi kabul edildi.

Öte yandan, Genel Kurul'da, BDP Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna hakkında düzenlenen soruşturma dosyasının yeniden değerlendirilmesi için hakkındaki fezlekenin geri gönderilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi de okundu.

Başkanvekili Sadık Yakut, Anayasa Adalet Karma Komisyonu'nda bulunan dosyanın Hükümet'e geri verildiğini bildirdi.

Genel Kurul'da daha sonra yasa dışı dinlemeler ve ortam dinlemesiyle ilgili araştırma önergelerinin görüşülmesine geçildi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bulgar makamlarının, Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Hareketi Genel Başkanı Ahmet Doğan'a yönelik saldırı girişimini yapanlardan hesap soracağına emin olduğunu belirterek, ''Türkiye olarak bunun takipçisi olacağız. Sonucunun mutlaka ortaya çıkarılmasını arzu edeceğiz'' dedi.

Gündemdışı söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, artık evrensel normlara uygun sivil anayasaya sahip olma isteğini milletin ortaya koyduğu kaydetti.

TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun çalışmalarının toplumda morali yükselttiğini dile getiren Külünk, ''1982 Anayasası'nın yerine 'insan ve akıl' diyen yeni bir anayasanın oluşturulması sorumluğunu bu Meclis'in yerine getireceğine inanıyorum'' dedi.

CHP Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü, 19 Ocak'ta Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Hareketi Genel Başkanı Ahmet Doğan'a yönelik suikast girişimiyle ilgili bilgi verdi.

Olayın gözlerinin önünde gerçekleştiğini belirten Köprülü, ''Saldırgan silahıyla yaklaştı, iki kez tetiği çekmesine rağmen silah ateş almadı ve korumalar müdahale etti. Amacı öldürmekti. CHP olarak bu saldırıyı kınıyor ve lanetliyoruz'' dedi.

Bu saldırının Bulgaristan'daki demokrasiye yapıldığını dile getiren Köprülü, ''Bu girişimin arkasındakiler açık olarak aydınlatılmalıdır. Bu, hem Bulgaristan'ın hem de Türkiye'nin bir görevi ve soydaşlarımıza karşı bir borcumuzdur'' diye konuştu.

MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru da, Ahıska Türkleri'nin sorunları ve beklentileriyle ilgili gündemdışı konuşma yaptı.

Gündemdışı konuşmalara Hükümet adına cevap veren Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Hareketi Genel Başkanı Ahmet Doğan'a yönelik girişimden son derece üzüntü duyduklarını belirterek, Doğan'a geçmiş olsun dileklerini iletti.

Arınç, ''Saldırgan, bu kadar kalabalığın içerisinde silahını doğrudan sayın Ahmet Doğan'ın kafasına dayamıştır. Allah'a şükretmemiz lazım, böylesine feci bir olay amacına ulaşmadan önlenebilmiştir'' dedi.

Doğan'ın yaptığı konuşmada, isim zikretmeden bir eleştiri yaptığını belirten Arınç, şunları söyledi:

''Sayın Doğan, Bulgaristan Başbakanı ve Türkiye Başbakanı arasındaki bir ilişkinin mevcudiyetini ve o Başbakanla sayın Ahmet Doğan ve partisinin arasındaki soğukluğun Türkiye'ye de yansıdığını ortaya koyuyor. Bunun tabi olması gerektiğini düşünüyorum.

Hak ve Özgürlükler Partisi yönetiminde ve teşkilatlanmasında sadece Türkler'e yer vermemektedir. Bütün Bulgaristan'ı temsil etme iddiasında olduğu için ve bunu başarıyla yaptığı için pek çok milletvekili çıkarmış, pek çok belediye kazanmış, hatta 3-4 hükümette de koalisyon ortağı olmuştur. Bulgaristan'da Türkler'i temsil iddiasında birden fazla parti var. Makedonya'da, Kosova'da, Batı Trakya'da birden fazla parti var. Bunu da doğal karşılamak gerekir. Dolayısıyla Hak ve Özgürlükler Partisi Genel Başkanı'nın isim zikretmeden Türkiye Başbakanı'nı veya onun partisini eleştirmiş olmasını siyasetin doğası olarak kabul etmekte fayda vardır. Arada bir kırgınlık, güvensizlik, tedirginlik varsa, bunu gidermekte iki tarafa düşen bir görevdir. Ama şu yaşanan hadise, bütün bunlardan önemlidir. Sayın Doğan çok şükür bu olaydan kurtulabildi. Bulgar makamlarının bu tertibi yapanlardan hesap soracaklarına eminim. Türkiye olarak bunun takipçisi olacağız. Sonucunun mutlaka ortaya çıkarılmasını arzu edeceğiz.

Arınç, bu toplantıya katılan milletvekillerine teşekkür etti.

Dünyada 9 ülkede 500 bin Ahısta Türkünün yaşadığını bildiren Arınç, vatandaşlık, emeklilik, diploma denkliği gibi konuların yeni ortaya çıkan ya da üzerinde çalışılması gereken konular olduğunu kaydetti.

1993-1994-1995 yıllarında Türk vatandaşlığına alınan Ahısta Türkü'nün 675; 2000-2008 yılları arasında 15 bin 513, 29 Şubat 2009'da ise bir seferde 11 bin 540 Ahısta Türkü'nün vatandaşlığa alındığını bildiren Arınç, toplamda 30 bine yakın Ahıska Türkü'nün vatandaşlığa alındığını söyledi.

5 bine yakın talebin istisnai usulle vatandaşlığa alınmasının mümkün olmadığını aktaran Bülent Arınç, Gürcistan'ın Avrupa Konseyi'ne alınması sırasında kendisine öne sürülen şartlardan birinin, Ahısta Türkleri'nin topraklarına dönebilmesi olduğunu hatırlattı. Gürcistan makamlarıyla yaptıkları ikili görüşmelerde bu konuyu her zaman gündeme getirdiklerini söyleyen Arınç, ''Maalesef Gürcistan makamları söz vermelerine rağmen bu konuda gevşek davranıyorlar, istekli değiller. Türkiye bunu yüreklendirmek için konut yardımından tutun başka seçenekler de sunmaktadır'' dedi.

Gürcistan'da seçimler sonrasında yeni bir hükümet oluştuğunu anımsatan Arınç, onlarla görüşmelerinde de bu konuları her zaman gündeme getireceklerini ve takipçisi olacaklarını ifade etti.

Arınç, ''Ahısta Türkleri'ne büyük bir yakınlık ve kardeşlik duygularıyla bağlıyız. Onlara geçmişte yapılan zulümleri nefretle telin ediyoruz ve artık bulundukları topraklarda huzurlu ve esenlik içinde yaşamalarını arzu ediyoruz. Türkiye olarak bunun için elimizden geleni yapıyoruz ve yapacağız'' diye konuştu.

Yasa dışı dinlemelerle ilgili Meclis Araştırma önergeleri üzerinde Hükümet adına konuşan Yıldırım, ''Yasa dışı dinlemelerin önlenmesinin Meclis gündemine gelmesinin önemli ve takdire şayan olduğunu'' kaydetti. Teknolojinin hızlı gelişmesiyle birlikte haberleşmenin sanal ortamda sesli, görüntülü ve yazılı şekilde yapılmasının toplumda dinlenme kuşkularını beraberinde getirdiğine işaret eden Yıldırım, bu olgunun sadece Türkiye için değil, teknolojinin geliştiği gelişmiş Batı ülkelerinde bile aynı şekilde olduğunu söyledi.

Yasa dışı dinlemelerle mücadele konusunda kurulacak Araştırma Komisyonu'nun önemli bilgilere erişeceğine işaret eden Yıldırım, bunun alınması gereken tedbirler için önemli referans oluşturacağını kaydetti. Dinlemeler konusunda Türkiye'deki mevzuat hakkında bilgi veren Yıldırım, ilk düzenlemenin 1999 yılında yapıldığını hatırlattı. Yıldırım, dinleme faaliyetinin tek bir idari yapı tarafından gerçekleşmesi için Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın (TİB) kurulduğunu ve 2006 yılında faaliyete geçtiğini belirtti.

Vatandaşların haberleşme hürriyetinin Anayasa ile güvence altına alındığını, Avrupa insan Hakları Sözleşmesi'nde de hükümler bulunduğunu hatırlatan Yıldırım, şöyle konuştu:

''Düzenlemelere rağmen toplumda 'dinleniyorum' endişesi sona ermemiştir. Bugün ülkemizde hemen hemen herkes bu endişeyi yaşamaktadır. Bunun ortadan kaldırılması ve haberleşme hürriyetinin önündeki bütün engellerin yok edilmesi, hukuk devletinin en önde gelen görevlerinden biridir. Türkiye'de 2006'da TİB'in kurulmasından önce dinlemelerde tamamen keyfilik hakimdi. Yasal dinlemeler bile istihbarat veya herhangi bir kurum tarafından rahatlıkla yapılabiliyor, dinlemeye esas konuların dışına çıkılarak bu dinlemeler insanların mağduriyetine sebep olabiliyordu. 2006'daki düzenlemeyle çok net bir sınır getirildi.

TİB'den önceki dönemde ciddi suiistimaller olduğuna, dinlemelerin çoğu kez amacı dışına çıktığına şahit olduk. Bu dinlemelere izin verme mekanizmasında değişikliğe gidildi. Dinlemeye yetkili olan kurumların talepleri TİB'e gelecek, TİB de bu taleplerin hukuka uygun olup olmadığını tespit edecek ve eğer uygun bulursa dinlemeye izin verecek, yani uç verecek. Bu şekilde uygulamalara baktığımızda yasanın yürürlüğe girdiği tarihten bugüne kadar geçen sürede TİB'e gelen dinleme taleplerinin 25 bin kadarı geri çevrilmiştir. Talepler yerinde görülmemiş, reddedilmiş ve iade edilmiştir. Bu önemli gelişmedir. Yine kanunla birlikte yaptığımız önemli değişiklik de burada yasa dışı dinlemelerle elde edilen bilgiler, belgeler, veriler asla ve asla delil olarak kullanılamaz, kullanılması halinde de ağır cezaları var. Yine TCK'da 2012 yılında yapılan en son değişiklikle, dinlemelerin cezası yüzde 50 oranında artırılmıştır.''

Yıldırım, telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesinin yasal güvenceye kavuşturulduğunu ve bu faaliyetlerin tek merkezde yürütülmesinin, dağınık istihbarat ve delil araştırma gerekçeleriyle yapılan münferit dinlemelerin önüne geçildiğini söyledi.

Ortam dinlemesi, internet üzerinde kişilerin özel hayatına yönelik bilgi ve görüntülerin yayınlanması, farklı elektronik araçlar kullanılarak dinlenmenin toplumda en fazla endişe kaynağı olan yasa dışı dinlemeler olduğuna işaret eden Yıldırım, bunun önlenmesine yönelik tedbirlerin Araştırma Komisyonu'nun konusunu oluşturacağını kaydetti.

Türkiye'nin bu amaca yönelik bir başka adımı da attığını hatırlatan Yıldırım, geçen yıl ''Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi''ne Türkiye'nin üye olmak suretiyle internet ortamında işlenebilecek suçlara yönelik ortak hareket etme mekanizmasına dahil olduğunu ifade etti. Yıldırım, ''49 ülkenin bu anlaşmayı imzalamasıyla, Türkiye bu 49 ülkeyle adli yardım anlaşması imzalamış oluyor'' dedi.

Kişilik hakları ve özel hayata yönelik faaliyetlerle mücadelede zaman zorluğuna işaret eden Yıldırım, ''Bir görüntünün, haberin milyonlarca insana ulaşması gayet kolaydır. Alacağınız yasal tedbirlerin, hakim ve savcı kararının en iyi şartlarda 1 günde yerine getirilmesinin mümkün olduğunu düşünürsek, bu mücadelede daha farklı yöntemlerin geliştirilmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle, sözleşme bir araçtır. Burası TİB ve bilişimle ilgili uygulayıcı birimlerle sürekli temas halinde olacak, olaylara müdahale etme imkanı bulacaktır'' diye konuştu.

Konuyla ilgili düzenlemeler yaparken ''dinlemek istisna, haberleşme esastır'' ilkesinin esas alındığını belirten Yıldırım, şöyle konuştu:

''Suçla mücadele ve suçla ilgili başkaca elde imkan yoksa, delil bulmak gerekiyorsa, terörle mücadelede bir çalışmamız varsa, burada dinleme, izleme, sinyal takip etme en önce akla gelen konu olmamalı. Haberleşme özgürlüğü, kişilerin özel hayatı Anayasal teminat altındadır. Buna aykırı hareket edenler, mevzuat kapsamında gerekli cezayı görmelidir, görecektir. Bu konuda kanunlarımız açıktır. Uygulamada yaşadığımız sorunlar olduğu bir gerçektir. Dinlemeden şikayet edenlerin, bir üst mahkemeye de başvurmadığı bir gerçektir. Haberi olduktan sonra da şikayetçi olamıyor. Burası enteresan. Bu da anlaşılabilir bir şey. Çünkü sonuç almak uzun süre alıyor. Tekrar davacı olduğunda bu konular tekrar aleni haline geliyor ve tekrar mağduriyet yaşanıyor. Araştırma Komisyonu'nun yapacağı çalışmalar bundan sonraki düzenlemeler için fırsat olacaktır.''

Yıldırım, önergelere Hükümet olarak gereken desteği verdiklerini belirterek, gruplara gösterdikleri hassasiyet için teşekkür etti.

BDP Grubu adına konuşan Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, ''Gizli dinmeler öyle bir noktaya ulaştı ki herkes şikayet eder duruma geldi'' dedi.

Bütün Türkiye'yi derinden etkileyen dinleme olaylarına Meclis'in ortak bir çözüm bulmasının, bu konuda ortaklaşmasının zaruret haline geldiğini dile getiren Kaplan, komisyonun kurulmasını ''çok geç kalınmış bir adım'' olarak nitelendirdi.

Gizli dinmelerle adaletin yönlendirilmeye çalışıldığını öne süren Kaplan, kişi hak ve özgürlüklerinin de ortadan kaldırıldığını ifade etti.

Herkesin çok rahatlıkla dinleme yapabildiğini savunan Kaplan, bu tür cihazların her yerde satıldığını söyledi.

MHP Grubu adına söz alan Konya Milletvekili Faruk Bal, komisyonun; kamu gücünü ve kamu kaynaklarını kullanarak, yetkisini aşarak özel hayata giren ve haberleşme hürriyetini ihlal edenler ile oluşturulan çeteler vasıtasıyla yasa dışı dinlemeleri araştırıp soruşturması gerektiğini kaydetti.

''Mesele vahimdir'' ifadesini kullanan Bal, Türkiye'de telefon kullanan insanların yüzde 71'inin dinlendiği kaygısı içinde olduğunu söyledi.

Bal, ''Dinlemeden nasibini almayan yok. Hayasız kulak, herkesin ensesinde. AK Parti bana sıra gelmez diye düşünüyordu ama ona da sıra geldi. Sayın Başbakan'ın evi, ofisi dinlendi'' dedi.

Başbakan'ın ''eğer suç işlememişseniz dinlenmekten korkmayın, çekinecek bir şey yok'' dediğini belirten Bal, ''İş bu kadar basitse o zaman burada bunu konuşmamıza gerek yok'' diye konuştu.

Bal, ''Hayasız kulak, yılandan daha beter. Kimsenin gözünün yaşına bakmamakta. AKP'ye de sıra gelmiştir. Başbakan gerekli tedbirleri aldı. Koruma kadrosu değişti, odaları yenilendi. Başbakan belki bundan sonra dinlenmeyecek ama yüzde 71 dinlendiğine emin olan vatandaşlar ne olacak-'' sorusunu yöneltti.

''Biri bizi gözetliyor lafı bitmiştir, herkes herkesi gözetliyor'' diyen Bal, haberleşme hürriyetinin tam ve kamil anlamda sağlanabilmesi için böyle bir araştırma komisyonuna ihtiyaç olduğunu söyledi.

CHP Grubu adına söz alan İzmir Milletvekili Rıza Türmen, ister yasal ister yasa dışı olsun, dinlemelerin özel yaşamın gizliğini ihlal ettiğini kaydetti.

Dinlemelerin son derece özenli, dikkatli biçimde düzenlenmesi gerektiğini belirten Türmen, ''Son derece istisnai durumlarda bu dinlemelere izin verilmesi gerekir. Bu çok önce nazik bir konu'' dedi.

Telefon dinlenmesinin son çare olarak başvurulması gereken bir tedbir olduğunu dile getiren Türmen, bu konuda verilecek hakim kararının çok ayrıntılı olması gerektiğini söyledi. Türmen, ''Ancak bizde çok keyfilik söz konusu. Hakim kararı bazen var bazen yok. Gelişigüzel ve keyfi biçimde yapılıyor'' diye konuştu. Türmen, şunları söyledi:

''Siyasilerin dinlenmesinin yaratığı çeşitli sakıncalar yanında gündelik hayatını yaşayan vatandaşın dinlenmesi, vatandaşın bu korku içinde olması, demokratik toplumla bağdaşmaz. Bunu düzeltmemiz lazım. Araştırma komisyonunun alabileceği önlemler fazla. Her şeyin başında araştırma komisyonu alacağı tedbirlerle topluma güven verebilmesi lazım. Türkiye'nin yüzde 70'i dinlendiğine inanıyor. Komisyonun bu ortamı düzeltebilecek bir güven verebilmesi lazım. En önemli fonksiyonu bu olacak.

Telekomünikasyon Kurumu'nun mutlaka bağımsız bir kurum haline getirilmesi gerektiğini kaydeden Türmen, ''Polis, dinlememesi gereken yerde dinliyor, dinlemesi gereken yerlerde dinlemiyor. Mehtap Civelek bunun en yakın örneğidir'' dedi.

AK Parti Grubu adına söz alan Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, anayasayla güvence altına alınmış hakların ihlalinin söz konusu olamayacağını, AK Parti döneminde bu konuyla ilgili yasal düzenlemelerin yapıldığını söyledi.

Mevzuatta yer alan bu yaptırımlara rağmen bunlarla ilgili kamuoyunda endişelerin artması üzerine, 3. yargı paketinde ihlal suçunda cezalarda artışlar yapıldığını anımsatan Tunç, şunları söyledi:

''Yasa dışı dinleme insan hakkı ihlalidir. Yargı kararı olmadan dinleme yapılamaz. Birtakım kötü örnekler öne çıkarılarak önceki kaotik durumlar unutulmaktadır. Telefonla dinleme, suçla mücadelede etkili bir yöntemdir. Türkiye'de herkesin dinlendiğini söylemek abartılı değerlendirmelerdir.

Suçla mücadele faaliyetlerini hukuk sınırları içerisinde tutmak, demokratik toplumların en önemli özelliklerinden ve önceliklerinden olmalıdır.

Kolluk, bireyi, topumu ve devleti birlikte korumak zorundadır. Bilgi toplama faaliyeti esnasında bireyin hak ve hürriyetini zedeleyecek teknikler en son yol olarak görülmelidir ve mutlaka hakim kararına dayanmalıdır.''

Dinleme iddialarının ülke gündeminden çıkarılması için önemli bir adım atıldığını belirten Tunç, ''Çalışmalar, kamuoyundaki endişeleri ortadan kaldıracaktır'' dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, haberleşme özgürlüğü ve özel hayatın gizliliğinin ihlaline ilişkin Meclis Araştırma Komisyonu kurulması kabul edildi.

Genel Kurul'da, birleştirilerek görüşülen 6 araştırma önergesi üzerinde Hükümet ve gruplar adına yapılan konuşmalardan sonra, önerge sahipleri söz aldı.

CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dinlendiğini söyleyerek kendini mağdur duruma getirdiğini ve bu durumdan şikayet ettiğini belirterek, ''CHP Grup Başvenvekilimiz, YARSAV Başkanı iken dinlendi. Başbakan, genel başkanımızın dinlendiğini bizzat kendisi söyledi. 71 bin kişi dinlendi, bin kişinin nasıl dinlendiği belli değil. Özel hayatın gizliliği ve haberleşme özgürlüğü ayaklar altına alınıyor. Balyoz ve Ergenekon davasında, gizli tutulması gereken telefon dinlemelerini gazetelerde okumadık mı- Böyle bir ülkeye hukuk devleti denilebilir mi-'' diye konuştu.

MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, Hükümet'in haberleşme özgürlüğünün yasa dışı yollarla çiğnendiğine ilişkin iddiaları ciddiye alıp araştırmak yerine örtbas etmeyi tercih ettiğini savunarak, ''Hükümet'in bu duyarsızlığı her kesimde rahatsızlık yaratmıştır'' dedi.

MHP'li bazı eski milletvekilleriyle ilgili görüntü kasetlerini hatırlatan Korkmaz, ''Başbakan bu istismarın sefasını sürmüştür. MHP'ye kurulan alçakça pusu için Başbakan, 'bunlara kişinin özeli denebilir mi, cezasını bulsun, bunlar Parlamento çatısı altında yaşayamaz' demiştir. MHP aleyhindeki gizli CD'ler ortaya çıktıkça Başbakan parmak hesabı yapıyordu. Kendisinin MHP'siz Meclis hesabını millet bozmuştur. MHP'ye yapılan zulme sesiz kalan Başbakan, kendisi için yapılan bu densizliği sineye çekmeyecektir, çekmemelidir zaten'' görüşünü ifade etti.

CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, bir ülkede herkesin dinlendiğinden şikayet ederken Başbakan Erdoğan'ın aynı yönde bir şikayette bulunamayacağını belirterek, ''Bunu ortaya çıkarması gereken yürütmenin başı acziyet içinde olamaz. Balyoz iddianamesi bu tür dinlemelerden oluşan 'tape'lerdir. Gün gelir bunlar sizi de partinizi de vurur'' dedi.
İ
stanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel de Erdoğan'ın çalışma ofisinde bir yıl önce bulunan dinleme cihazının yeni gibi gündeme getirildiğini dile getirerek, bu durumun kimsenin güvencede olmadığını gösterdiğini söyledi. Erdoğan'ın toplumun önüne çıkıp ''Ben de mağdurum'' diyebilecek durumda olmadığını ifade eden Tüzel, ''Dünün mağduru olan AKP, bugün hiç de masum değildir. Bugün bir çok siyasi davada bu şekilde dinlemelerle deliller yaratılmıştır. Dinleme bugün siyasi mücadele yöntemi olarak gayrı meşru şekilde siyasi şantaj malzemesi olarak kullanılmıştır'' diye konuştu.

AK Parti Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, 10 yıllık AK Parti iktidarı döneminde teknolojinin gelişmesiyle ilgili gelişen sorun konusunda yasal mevzuatla mücadele edildiğini kaydederek, yasalarda eksiklik olduğu ve yeni düzenlemeler yapılması gerektiği görüşüne katıldığını söyledi. Aslan, ''Yanlış yapanın hesabını vereceği merciler var ama kamuoyunun önündeki insanların sadece hukuka değil ahlaka da uygun davranmaları, itibarlarının sarsılmaması için önemlidir'' dedi.

Konuşmaların ardından haberleşme özgürlüğü ve özel hayatın gizliliğinin ihlaline ilişkin Meclis Araştırması açılması kabul edildi. 17 üyeden oluşan komisyon, 3 ay çalışacak, gerektiğinde Ankara dışında da çalışmalarını sürdürebilecek.


*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DÖKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***