2007-10-02 - 13:40
BAŞBAKAN ERDOĞAN: ''ŞİMDİ YENİ VE DAHA ZORLU BİR DÖNEMİN EŞiĞİNDEYİZ"
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, milletin, 22 Temmuz seçimleriyle AK Parti Hükümetlerinin başarısını onayladığını belirterek, ''Şimdi yeni ve daha zorlu bir dönemin eşeğindeyiz'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, Türkiye'de olup bitenler için dışarıdan model
arayanların kendi tarihlerine yabancı olduklarını belirterek, ''(yok
oldu) denildiği bir anda, destansı bir mücadeleyle yeniden var olduğunu
ispat eden, yokluk şartlarında çağdaş ve modern Cumhuriyeti inşa
edebilen bu aziz millet, örnek alacak değil, örnek gösterilecek bir
millettir'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, milletin,
22 Temmuz seçimleriyle AK Parti Hükümetlerinin başarısını onayladığını
söyledi. ''Şimdi yeni ve daha zorlu bir dönemin eşeğindeyiz'' diyen
Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bu dönem bir sıçrama dönemi olacaktır. 2007 yılı için planladığımız
çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2008 ile birlikte yeni programımızı
uygulayacağız. Gelecek vizyonumuz etrafında kenetlenmeyi başarmalıyız.
Cumhuriyet tarihine baktığımızda, Atatürk'ün işaret ettiği 'çağdaşlaşma'
hedefleri doğrultusunda, önemli değişim ve gelişme dönemleri yaşandığını
görüyoruz. 1920'den sonraki değişim elbette en büyük değişimdir. Mustafa
Kemal Atatürk'ün önderliğinde bu aziz millet, el birliği, gönül birliği
yaptığı zaman ne kadar büyük bir birlik sergilediğini gösterdi. Modern
ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti böyle kuruldu. Bu dönemde yaşanan değişim
ve dönüşüm, bir çok millete örnek olacak mahiyette tarihi bir diriliş ve
inşa hareketi ortaya koymuştur.
Çok partili hayata geçişle birlikte 1950'deki atılım; modernleşmenin ve
dünyaya açılmanın yeni boyut kazandığı bir dönem olmuştur. Tekrar
ediyorum; tek partili dönemden artık çok partili döneme geçişin tescili
olmuştur.
Daha sonraki atılım dönemi ise 1980'li yıllarda rahmetli Özal'ın ortaya
koyduğu vizyonun ürünüdür. Her alanda önemli mesafeler kateden Türkiye,
bu dönemde, uluslararası konjonktürdeki gelişmelerin de etkisiyle daha
derinlikli ve kapsamlı bir gelişme sürecine girmiştir.''
Dünya ile rekabet edebilen güçlü bir serbest pazar uygulamasının ortaya
çıkmasının, Türkiye'nin teknoloji ve dış ticarette güçlenmesi o
dönemdeki birikimin ürünü olduğunu anlatan Erdoğan, 3 Kasım 2002
sonrasında AK Parti Hükümeti ile Türkiye'nin bir reform, demokratik ve
ekonomik kalkınma sürecine girdiğini söyledi.
Erdoğan, Özal'dan sonra ''içine kapanan bir Türkiye'' olduğunu ifade
ederek, ''gerileme dönemine girmiş bir Türkiye vardı. Ama 3 Kasımdan
sonra kendini toparlayıp dünyaya açılan, serbest pazar ekonomisinin
gereğini de yerine getiren bir Türkiye var'' diye konuştu.

-''MODEL ARAYIŞI''-

Türkiye'nin bu günlere gelmesinde katkısı bulunan herkese teşekkür eden
Başbakan Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu üç değişim ve gelişme dönemi de bizim için sadece tarihi bir
tecrübe değil, aynı zamanda geleceğe yürürken yararlandığımız çok
değerli ilham kaynaklarımızdır. Açık ve net söylüyorum: Türkiye'de olup
biten her şey için dışarıdan model arayanlar, kendi tarihlerine yabancı
olanlardır.
Türk milleti, sadece kendi için değil, dünyadaki pek çok ülke için örnek
teşkil edecek modeller oluşturma konusunda fevkalade mahirdir. 'Yok
oldu' denildiği bir anda, destansı bir mücadeleyle yeniden var olduğunu
ispat eden, yokluk şartlarında çağdaş ve modern Cumhuriyeti inşa
edebilen bu aziz millet, örnek alacak değil, örnek gösterilecek bir
millettir.
Türkiye Cumhuriyeti, rastgele kurulan, hasbelkader ortaya çıkan,
tesadüflerle özelliklerini belirleyen devlet de değildir. Başka model
arayanlar veya böyle bir iddiada bulunanlar, kendi ülkesine ve milletine
güveni olmayan, kendi hesaplarını böyle zarar verici tartışma
konularıyla görmek isteyen, bu milletin tarihinden, benliğinden,
toplumsal ve kültürel birikiminden nasibini alamayanlardır.
Herkes çok iyi bilsin ki demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan
Türkiye Cumhuriyeti'nin teminatı bu Hükümettir, bu Meclistir, bu
millettir...''

-ORTAK GELECEK...-

Başbakan Erdoğan, ortak geleceğe katkı mahiyetindeki her türlü fikri,
görüşü ve duruşu saygı ile karşıladıklarını ve değerlendirdiklerini
bildirdi. Türkiye'de her yeni değişim ve her değişim döneminin, büyük
gayretler, mücadeleler yanında, büyük direnişlerin aşılmasıyla mümkün
olabildiğini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
''Mustafa Kemal Atatürk, 1920'lerde Kurtuluş Savaşını ve Cumhuriyeti
kurma mücadelesini verirken, bütün Türk milleti yanındaydı ama ona karşı
olanlar da vardı.
Rahmetli Menderes, 1950'de Türkiye'yi dönüştürme mücadelesini
başlattığında, milletin büyük çoğunluğu onu destekliyordu belki ama onu
engellemek için her şeyi yapanlar da bulunuyordu. Tıpkı rahmetli Özal'ın
1980'lerdeki mücadelesinde de olduğu gibi... Girdiğimiz yeni dönemde de
bizi aynı süreç beklemektedir. Dikkat ederseniz senaryo aynıdır. Sadece
aktörler değişmiş. Tüm bunlara karşı ben inanıyorum ki artık bu ülkede
milletin aydınlık kararı ve milletimizin yere sağlam basan duruşu da
kendini çok açık, net ortaya koymaktadır.
Bizim için asıl olan, sonuçta milletimizin ve ülkemizin kazanmasıdır.
Değişime ve dönüşüme direnenler, Türkiye'yi çağdaş dünyadan kopararak,
içine kapatmak isteyenler, kendi zümrelerinin menfaatlerini garantiye
almak için kriz ve gerilim çıkarmaya çalışanlar, beyhude bir çaba
içindedirler. Bunu böyle bilsinler.
Türkiye büyüyecektir, çağdaşlaşacaktır, gelişecektir, temel
niteliklerini koruyarak geleceğe emin adımlarla ilerleyecektir. Bundan
kimsenin endişesi olmamalıdır. Kimse de kalkıp kafaları bulandırma
gayreti içine girmesin. Türkiye'nin demokratik bir değişim ve ekonomik
bir kalkınma geçirmesinden işçilerimiz, memurlarımız, kadınlarımız,
gençlerimiz, iş adamlarımız, sanayicilerimiz, köylümüz çiftçimiz
rahatsız değildir.
Bu iddiadan rahatsız olanlar, koskoca bir milletin imkanlarını ve
haklarını yıllarca sadece kendi menfaatleri, kendi sınıflarının selameti
için kullananlardır. Değişime karşı olanlar ve değişimi bizim
yapmamızdan rahatsız olanlar, Türkiye'nin çağdaşlaşma yolculuğunun önüne
set çekemeyeceklerdir.''
"
AK Parti TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, Türkiye'nin 21 Ekimde
referanduma gideceğini hatırlatarak, geçen yasama döneminde Meclisten
geçmiş olan Anayasa değişikliğinin halkoyuna sunulacağını kaydetti.
''Bu anayasa değişikliği paketinde, milletin kabulüne mazhar olacağına
inandığım önemli maddeler var'' diyen Erdoğan, pakette cumhurbaşkanının
halk tarafından seçilmesi, görev süresinin 5 artı 5 olması, Meclis
seçimlerinin 5 yıl yerine 4 yılda bir yapılmasının benimsendiğini ifade
etti. Erdoğan, pakette ayrıca TBMM'nin tüm seçim ve işlerinde toplantı
yeter sayısının 3'te 1 olduğunun da yer aldığına dikkati çekerek,
''Biliyorsunuz geçen dönem bunun çok ciddi sıkıntılarını çektik. Hangi
konular nerelere nasıl götürüldü, bunu hep birlikte yaşadık'' dedi.
Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin, doğrudan demokrasiye en
güzel örnek olacağına inancını dile getiren Erdoğan, ''Artık bunun sağa
sola çekilmesi mümkün olmayacak. Halkın verdiği nihai karardır, bunun
üzerinden bir spekülasyona gitmek de mümkün olmayacaktır'' görüşünü
kaydetti.
Türkiye'de her cumhurbaşkanı seçiminin, hep uzun tartışmalara, gereksiz
gerilimlere ve sancılı turlara sebep olduğunu belirten Erdoğan, şöyle
konuştu:
''Tüm bu olumsuzluklar yerine, cumhurbaşkanı seçimini doğrudan cumhura
bırakmak en sağlıklı yoldur diyorum ve 21 Ekimde cumhura gidiyoruz. 21
Ekim günü milletimizin büyük bir katılımla referanduma ilgi
göstereceğine ve bu çok önemli değişikliklerin altına imza atacağına
inanıyorum. Bu anayasa değişikliğiyle, 12. Cumhurbaşkanını, altını
çiziyorum 12. Cumhurbaşkanı ve ondan sonra gelecekleri seçme yetkisi,
aziz milletimizin olacaktır. Tüm vatandaşlarımı, bu referandumda 'evet'
oyu kullanmaya davet ediyorum. Zira bugüne kadar bir çok sıkıntılar,
inşallah 'evet' ile hallolacak.''

-AK PARTİ'NİN REFERANDUM ÇALIŞMALARI-

Referanduma kadar olan süreç içinde gerek AK Parti milletvekillerinin,
gerek her kademedeki parti teşkilatlarının çalışma yürüteceğini belirten
Erdoğan, ayrıca Genel Merkezin de hazırladığı tanıtım kampanyasının
hızla yürütüleceğini, yazılı görsel tüm enstrümanların kullanılacağını
bildirdi.
Dün akşam yapılan MYK toplantısında da konuyu ele aldıklarını ifade eden
Erdoğan, bu hafta sonunda tüm illerde en geniş katılımla danışma
meclislerini toplayacaklarını, bu toplantılara Genel Merkezden
görevlendirilecek MKYK üyeleri, bakan ve milletvekillerinin de katılarak
görüşlerini ifade edeceklerini anlattı.

-1 EKİM DÜNYA YAŞLILAR GÜNÜ-

Erdoğan, konuşmasının son bölümünde, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Gününü
kutladı.
''Tüm büyüklerimizin ellerinden öpüyor, onların hayır dualarını
bekliyorum'' diyen Erdoğan, yaşlıların hayatlarını kolaylaştırmak ve
geleceklerini planlamanın, hükümet olarak en önemli çalışmalarından
birini oluşturduğunu kaydetti. Erdoğan, ''Büyüklerine ilgi, sevgi ve
şefkat göstermeyi yücelten kültürel değerlerin bu tür vesilelerle
hatırlanmasında ve yaşlılara ilgide kusur etmemeliyiz'' dedi.
Erdoğan, yeni yasama yılının ''ülke ve millete hayırlar getirmesini'' de
diledi.
Öte yandan, AK Parti Grup Başkanvekili Sadullah Ergin, toplantıdan önce
yaptığı açıklamada, saat 11.00 olarak bildirilen grup toplantısının,
Meclis Başkanlığınca yapılan yeni düzenlemeye göre, her hafta salı günü
saat 11.30 ile 12.30 arasında yapılacağını bildirdi.
" Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Anayasa
değişikliği çalışmalarına değindi. Yeni anayasa çalışmalarının herkese
ve eleştiriye açık olduğunu ifade eden Erdoğan, ''Bu konuda yapmaya
çalıştıklarının 1982'den bu yana değiştirilen, zaman içinde çok fazla
değişikliğe uğradığından iç bütünlüğü kaybolan mevcut Anayasa yerine tüm
toplumsal kesimlerin içine sindireceği ve en geniş uzlaşmayla
hazırlanacak yeni bir anayasaya ulaşmak olduğunu'' belirtti. Başbakan
Erdoğan, şöyle konuştu:
''Uzlaşma denen şey yüzde 100'ün 'evet' demesi midir? Konsensüs denilen
şey yüzde 100'ün evet demesi midir? Var mı böyle bir şey, nerede olmuş?
Bunu söyleyenler acaba içinde bulundukları kurullarda bunu
sağlayabiliyorlar mı? Var mı böyle bir şey? Bu teklifle yanımıza
gelenler önce çatısı altında bulundukları topluluğu birleştirsinler.
Konsensüs denilen şey; kısmi azaminin üzerinde birleşmektir. Olay
budur... Yüzde 100.. Böyle bir şey yok.''
Başbakan Erdoğan, 1982 Anayasasının bugüne kez 13 kez değişikliğe
uğradığını, başlangıç maddesiyle birlikte 11 maddesinde birden fazla
olmak üzere, 65 kez değişikliğe gidildiğini söyledi.

-''BUGÜNE KADAR 3'TE 2'Sİ DEĞİŞTİRİLDİ''-

Anayasanın, 177 madde ve 16 geçici maddeden oluştuğu dikkate alındığında
bugüne kadar yaklaşık 3'te 2'sinin değiştirildiğini ifade eden Erdoğan,
böylece mevcut anayasanın iç bütünlüğünün bozulduğuna işaret etti.
Başbakan Erdoğan, 1982 Anayasasının, hazırlandığı dönemin ruhunu
yansıttığı ve kamuoyunda genel bir tartışmaya açılmadan, hazırlayıcılar
dışında kimsenin katkısı olmadan yapıldığı için, milletin onayından
geçtiği halde sürekli olarak eleştirildiğini söyledi.
''Bizim hareket noktamız, farklı kesimlerden gelen tüm eleştirileri
nazara alarak ve tüm kesimlerin içine sinecek bir metin ortaya
koyabilmektir'' diyen Erdoğan, bu Anayasanın, her bir vatandaşın
hassasiyetlerini, Cumhuriyetin; demokratik, laik ve sosyal bir hukuk
devleti olma hedefleriyle, milletin temel değerlerini korumayı esas
alacağını bildirdi.

-''HALK (EVET) DİYORSA, (EVET)''-

Erdoğan, Anayasanın en geniş mutabakatla hazırlanacağını ve milletin
onayına sunulacağını söyledi. Hazırlık çalışmaları devam eden taslağın,
tüm siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine, üniversitelere, medyaya
sunulacağını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
''Bu konuda söz söyleyecek kim varsa, hepsinden istifade
edeceğiz. İnternet sitemize de koymak suretiyle... Bazılarına da taslağı
göndereceğiz. Kamuoyumuzun tartışmasına açarak, eleştirileri, ilaveler
varsa ilaveleri, çıkartılması gereken teklifler varsa bunların hepsini
alacak ve bunların üzerinde çalıştıktan sonra TBMM'ye teklifimizi
sunacağız. Bu işin prosedürü bu değil mi? Bu... Ondan sonra da burada
işleyecek bir süreç var. Bu sürece de bizler AK Parti olarak elimizden
gelen desteği vereceğiz. Bizim kalkıp da 'şunu istiyoruz, bunu
istemiyoruz' deme hakkımız sadece müzakereler esnasında olacak.
Mesele, burada o özveriyi göstermek suretiyle... Ön yargılardan, ön
kabullerden uzak, orada aşırı ya da yüksek derecede bir konsensüs
sağlanabilirse, o kadar başarılı anayasa çalışmasını gerçekleştirmiş
olacağız. Yapılması gereken de budur. Bunu daha sonra halkımızın onayına
gönderelim, onay merci halk olsun. Halk 'evet' diyorsa, 'evet'.
Milletimizin Anayasası onaylanmış olacak ve bununla beraber Türkiye yeni
bir dönemini farklı bir şekilde inşallah hayata geçirmiş olacak. Bunda
da fazla zaman kaybetmeyelim istiyoruz.''

-''İPE UN SERMEK İSTEMİYORUZ''-

Başbakan Erdoğan, Anayasa çalışmaları sırasında bazı komisyonlar
oluşturulmasının istendiğini ifade ederek, ''Bunların hepsi olabilir,
ama biz ipe un sermek istemiyoruz. Biz, bir an önce neticeye varmak
istiyoruz'' dedi. Bunun için de önce tartışmalar yapılmasını ve bu
tartışmalar sonucunda herkesin kanaatlerini ortaya koymasını
istediklerini belirten Erdoğan, ''Kaçırılan bir şey yok. Bu taslak, tüm
siyasi partilerimize, sivil toplum örgütlerine gidecek'' diye konuştu.
Erdoğan, 1982 Anayasası üzerinde bir çok sivil toplum örgütünün anayasa
teklifi hazırladığını belirterek, bu işi ilk defa kendilerinin
yapmadığını söyledi. 6 bilim adamına bu çalışmayı yaptırdıklarını ve
onlara teşekkür ettiklerini ifade eden Erdoğan, ''Bu çalışmayla biz
üniversite camiasının temsilcilerinin böyle bir katkısını aldık, sağ
olsunlar'' dedi.

-'ANAYASALAR SİYASİ METİNLERDİR''-

Erdoğan, ''Anayasalar siyasi metinlerdir. Bunu bir kenara koyamayız''
dedi. Bu konuda, yasama organı olan TBMM'nin kanaatlerinin önem arz
ettiğini ifade eden Erdoğan, ''Çünkü damdan düşenler burada... Ve
sürekli olarak; nerede, ne var, ne oluyor, bunu her gün çeşitli
olaylarla yaşayanlar burada'' diye konuştu.
Anayasa taslağı çalışmaları için partide 12 hukukçu görevlendirdiklerini
belirten Erdoğan, ''Bu arkadaşlar az çok, kenarından, köşesinden geçmiş
arkadaşlar. Partimizin kurullarında bunun değerlendirmesini yapıyoruz''
dedi. Bu değerlendirmenin ardından, hazırlayacakları ve kitap haline
getirecekleri taslağı ilgili yerlere, daha önce sivil toplum örgütleri
nasıl göndermişse öyle göndereceklerini kaydetti.
Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
''Bizler, o sivil toplum örgütlerinin hazırladığından çok daha
gerideyiz. Hani o gazetelerde yazılanlar var ya... O yazılanların bizim
metinlerde işi yok. Olmadığı halde yazılıyor, sağır duymaz uydurur,
uyduruyor. Öyle aykırılıklar var ki bunları zaman içerisinde tartışmalar
başladığında somut olarak bu konularda görevli bütün arkadaşlarımız
kamuoyuna açıklayacaklar. Bizler, geçmişteki anayasa taslağı
tekliflerinden de istifade edeceğiz.''
Erdoğan, taslağı hazırlayan Bilim Kurulunun başında olan hocanın,
çıktığı televizyon kanalının sitesinde, hazırlanan taslağın bulunduğunu
bildirerek, yapılacak müzakereden çıkacak olan taslağı da tüm kamuoyuna
mal olacak şekilde göndereceklerini söyledi.
Yeni Anayasa sürecinin büyük uzlaşma dediği, ortak hedef ve değerler
etrafında kenetlenmeleri için de önemli bir fırsat oluşturacağını
belirten Erdoğan, ''Daha önce de dediğimiz gibi AK Parti'ye anayasa
yapmıyoruz, Türk milletine anayasa yapıyoruz. Bizim böyle bir tercihimiz
yok'' dedi.
Erdoğan, yeni anayasanın Türkiye'nin anayasası olacağını vurguladı.