2008-12-02 - 12:00
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti'nin kartvizitinde, inanç hortumcusu, cepheleşme mimarı, manevi değer karaborsacısı, yolsuzluk yorgunu ve yıkım taşeronu yazdığını'' ileri sürerek, ''Geçen 6 yıl boyunca, AKP'nin ampulü vurguncuların, soyguncuların, Türkiye'nin kaynaklarını talan etmek için seferber olanların önünü ve yolunu aydınlatmıştır'' dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kurban Bayramı ve
2009 yılı bütçe görüşmeleri nedeniyle 2008 yılının son grup toplantısını yaptıklarını söyledi.
AK Parti İstanbul İl Başkanlığına yapılan bombalı saldırı eylemini
nefretle kınadığını belirten Bahçeli, ''MHP'ye göre, siyasetin mücadele alanı
yalnızca hukuki ve siyasi zemin olmalıdır. Millete hizmeti amaçlayan bu rekabet,
tamamen meşruiyet içerisinde karşılıklı saygı ve ahlaka uygun olarak
yapılmalıdır'' dedi.
Vatandaşları, karanlık odakların tahrik ve tertiplerine karşı dikkatli
olmaya çağıran ve yaklaşan mahalli idareler seçimleri nedeniyle oluşacak
gerginliklerden uzak durmalarını beklediğini bildiren Bahçeli, ''Terörle bir
sonuç alınamayacağının artık farkına varılmasını ümit ediyor, yaralı güvenlik
görevlilerine ve vatandaşlara acil şifalar diliyorum'' diye konuştu.
Bahçeli, dün başlayan ve 17 Aralık'ta sona erecek olan ''Hazreti
Mevlana'nın 735. Vuslat Yıldönümü Anma'' etkinliklerine de değinerek, bu
vesileyle, büyük Türk ve İslam düşünürü Mevlana'yı rahmet ve şükranla andığını
söyledi.
-HİNDİSTAN'DAKİ TERÖR SALDIRISI-
Hindistan'ın Mumbai kentinde düzenlenen eş zamanlı terör saldırılarında,
13 ayrı ülkeden toplam 200'e yakın kişinin öldüğünü, 300'ü aşkın kişinin de
yaralandığını hatırlatan Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bu kaygı veren ve dehşet uyandıran vahim olayın üzücü olan bir tarafı
da saldırganların komşu ülke Pakistan'dan gelmeleri ve İslam dinini seçmiş
bulunmalarıdır. Yokluk, yoksulluk, geri kalmışlık çemberini bir türlü kıramayan,
ülkelerini küresel sömürülerden kurtaramayan mazlum din kardeşlerimizin,
yaşadıkları bu ağır buhrana ilave olarak, içine düştükleri şiddet ve terör çarkı
bu dönemin en büyük trajedilerinden birisi olmuştur. Eğitim eksikliğinin,
değerler çatışmasının, emperyalist projelerin ve acımasız sömürü düzeninin
öfkelendirdiği, kin ve nefretle doldurduğu yoksul ve çaresiz kitlelerin çözümü
terörde aradığı ve bunu meşru bir yol olarak gördüğü anlaşılmaktadır. Ne
inancımıza, ne insanlık değerlerine ve medeniyet anlayışımıza uygun bulunmayan bu
eylemleri, şiddetle kınamak ve Müslümanları terörden uzak tutmak
mecburiyetindeyiz. Bunu inancımızın evrensel mesajlarının önünde bir engel olarak
da görüyoruz. Ancak, bu konuda, Peygamberimize hakaret içeren saldırıları hoş
gören, yüzbinlerce din kardeşimizi karanlık ve kanlı coğrafyalarda zulme maruz
bırakan, bu yolla şiddete varan bir kutuplaşmanın körükleyicisi olan güçlerin,
acımasız küresel projelerini bir kez daha gözden geçirmelerini beklemenin
hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Aksi halde, ne terör eylemleri son bulacak, ne bu
eylemleri bastırma adına yabancı coğrafyalara askeri müdahale süreci sona erecek,
ne de böyle giderse insanlık barış ve huzura kavuşacaktır.''
-2008 YILINI DEĞERLENDİRDİ-
MHP Lideri Bahçeli, 2008 yılının, Türkiye için siyasi ve ekonomik
krizler, belirsizlikler, çalkantılar ve gerginliklerle geçen kayıp bir yıl
olduğunu söyledi. Bütün yapıcı çabalarına rağmen siyaset kurumunun tıkandığını,
Türkiye'nin, kronik ve acil sorunlarına çözüm üretme kabiliyetinden uzaklaştığını
öne süren Bahçeli, ''Siyasi diyalog kanallarının kapanması, parlamento çatısı
altında asgari müştereklerde buluşulması için ortak zemin oluşturulmasını
imkansız kılmış, çekişme ve gerginlikler siyasi hayatımıza yön veren başlıca
dinamik haline gelmiştir'' diye konuştu.
Bahçeli, ortak değerlerin çalıştırıldığı, toplumsal hoşgörü ortamının
zehirlendiği, cepheleşmelerin derinleştiği, etnik tahriklerin ağırlaşarak
sürdüğü, siyasi ve ahlaki kirliliğin yaygınlaştığı bugünkü Türkiye manzarasının,
her yönüyle endişe ve korku verici bir karanlık tablo olduğunu belirtti.
-''İKTİDAR YOLSUZLUĞUN MARKASI HALİNE GELDİ''-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta sonu partisinin istişare
toplantısında yaptığı konuşmaya değinen Bahçeli, Başbakan'ın, AK Parti
iktidarının icraatlarını anlatırken çizdiği hayali pembe tablo ile gerçek Türkiye
tablosu arasında gece ve gündüz farkı kadar derin bir uçurumun bulunduğunu ileri
söyledi.
''Türkiye'yi bir yangın yerine çeviren Başbakan'ın, hala sözde başarı
masalları anlatmaya kalkışması, siyasi propaganda yaklaşımıyla bile izah
edilemeyecek anormal bir durumdur'' diyen Bahçeli konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Böyle bir hayali tablo çizebilmesi, Başbakan'ın başka bir gezegende
yaşadığını ve Türkiye'ye siyasi miyopluktan körlüğe dönüşen bir gözle uzaydan
baktığını göstermektedir. AKP iktidarının altı yıllık yıkım döneminde; Türk
milleti yolsuzluğa ve açlığa mahkum edilmiş, AKP mağduru olan büyük halk
kitleleri kaderleriyle baş başa bırakılarak çaresizliğin pençesine itilmiştir.
Garip gureba edebiyatıyla ve hayali vaatlerle Türk milletini aldatan AKP, yalan
yozlaşma ve yolsuzluk iktidarı olmuştur. Yolsuzluğun ve yoksulluğun tabanı
genişlemiş, AKP kadroları organize vurgun ve soygun hanedanlığı kurmuş, iktidarın
kendisi kurumsal bir yolsuzluk markası haline gelmiştir. Toplumsal huzursuzluk ve
çatışma alanları genişlemiş, cepheleşmeler AKP eliyle daha da derinleşmiştir.
Türkiye'nin iç ve dış güvenliği çok ciddi tehlikelere maruz bırakılmış, terörle
mücadele zaafa uğratılmış ve etnik bölücülüğün cesaret kazanacağı bir ortam
yaratılmıştır. Dış politikada her cephede zemin kaybedilmiş, hayati milli
çıkarlarımız ucuz pazarlıkların konusu haline getirilmiştir. Teslimiyetçi dış
politika anlayışıyla Kıbrıs sorunu çıkmaza sürüklenmiş, sanal AB süreci içi boş
bir hayal yolculuğu olarak oksijen çadırına sokulmuştur.''
-''ERMENİSTAN'IN AYAĞINA GİDİLDİ...''-
Devlet Bahçeli, Irak'ın kuzeyinden kaynaklanan terör saldırıları
karşısında etkili önlemler alınamadığını, Barzani'nin tehditlerinin karşılıksız
bırakıldığını ve Türkiye'nin ilişkileri düzeltmek için Barzani'nin peşinden koşan
bir ülke konumuna düşürüldüğünü ileri sürdü.
AK Parti Hükümetinin, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü sorgulayan, ortak
sınırı tanımayan ve soykırım yalanı üzerinden hayasız bir karalama kampanyası
yürüten Ermenistan'ın ayağına kadar gittiğini belirterek, ''AB'nin her
dayatmasını karşılayarak sadık hizmetkarlığını yapan Hükümet, ABD'nin stratejik
planlarında taşeronluk görevine soyunmuştur. Türkiye'nin milli servetleri yok
pahasına satılmış ve AKP yandaşlarına peşkeş çekilmiştir'' dedi.
Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, partisini, 6 yıllık icraatını ve sözde
kazandırdığı yenilikleri tanımlarken, süslü ve parlak ifadeleri kullanmasının,
karşılarındaki acı gerçekleri değiştirmeyeceğini belirterek, şu görüşleri dile
öne sürdü:
''Siyasi geçmişi, zihniyeti ve altı yıllık icraatı ile Adalet ve Kalkınma
Partisinin kartvizitinde inanç hortumcusu, cepheleşme mimarı, manevi değer
karaborsacısı, yolsuzluk yorgunu, yıkım taşeronu, AB ve ABD'nin sadık hizmetkarı,
bölücülüğün örtülü hamisi, dokunulmazlığı kullanan adalet kaçkını ve ilkesi,
inancı, iradesi ve Türkiye heyecanı olmayan ucuz istismar simsarı yazdığı
bilinmektedir.
Terör ve etnik mücadelede, ekonomik krize karşı tedbir almada,
Türkiye'nin sorunlarını makul çözümlere kavuşturmada, siyasete ahlaki bir temel
kazandırmada, Temiz siyaset-temiz yönetim anlayışının icaplarını hayata geçirmede
isteksiz ve hantal kalan AKP; yolsuzlukta, kul ve yetim hakkına el uzatmada,
milli servetleri körfez şeyhlerine ve karanlık odaklara peşkeş çekmede,
belediyelerde imar ve ihale çeteleri oluşturmada, kamu kaynaklarıyla yandaş
basını beslemede, bölücülüğe ümit ve cesaret vermede, Türkiye'nin milli
çıkarlarını siyasi ve şahsi hesaplara alet etmede, büyük bir heyecanla hep ön
safta olmuştur. Geçtiğimiz altı yıl boyunca, AKP'nin ampulü vurguncuların,
soyguncuların, Türkiye'nin kaynaklarını talan etmek için seferber olanların önünü
ve yolunu aydınlatmıştır.''
-''KRİZE MAZERET ÜRETİYOR''-
MHP Lideri Bahçeli, hükümet tarafından, ''Hala krize karşı neler
yapılabilir?'' tartışmalarının dillendirilmesinin, ''Abesle iştigal ve
sorumsuzluk örneği'' olduğunu söyledi. Bahçeli, ''(Yağmurda yürüyüp ıslanmamak
mümkün değil) diyerek şimdiden krize karşı mazeretler üretmeye çalışan Başbakan
Erdoğan için, yoksulluk, işsizlik ve çaresizlik içinde çırpınanlar; sadece siyasi
mülahazalar sebebiyle hatırlanıp gündeme getirilmekte ve politik hamlelerine alet
edilmektedir. Biz Başbakanın sözünü ettiği bu yağmuru, daha kara bulutlar görünür
görünmez aylar öncesinden haber vermiştik'' diye konuştu.
Aradan geçen sürenin kendilerini haklı çıkarmak üzere olduğunu ifade eden
Bahçeli, ''Sürecin bu şekilde gitmesi durumunda, kriz, Başbakan Erdoğan ve
partisini siyasi tarihin karanlık tüneline itecek bir daha da oradan
çıkarmayacaktır. Burada bizi ilgilendiren asıl husus, Adalet ve Kalkınma
Partisinin akıbeti değildir. Milletimizin her yönden maruz kalacağı ağır buhran
halidir'' dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, ağırlıklı
olarak ekonomik konulara değindi. Ekonomik krizlerin; genel anlamda, hakim
ekonomik sistemin çelişkilerinin bir sonucu olduğunu ifade eden Bahçeli, etkili
ve tutarlı yöntemlerle krizlerin engellenmesinin, en azından etkisinin
azaltılmasının mümkün olduğunu bildirdi.
AK Parti Hükümetine hakim olan panik; iş bilmezlik, uyum ve karar
almadaki zafiyetlerin, sorunları büyütücü bir işlev gördüğünü iddia eden Bahçeli,
tutarsız siyasi ve ekonomik yaklaşımlara da her gün bir yenisinin eklendiğini
vurgulayarak, ''Hükümet ekonomik sorunları tespitte ya gafildir, ya umursamazdır
yada idraksizdir. Bunun bize göre başka anlamı bulunmamaktadır'' dedi.
Bahçeli, Merkez Bankası Başkanı ile Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarının
taban tabana zıt olduğunu belirterek, ''Ekonomideki sorunlara karşı, tedbirler
böylesine bir siyasi felç haliyle mi alınacaktır? Krizin baskısını ve etkisini
hissettirdiği bu zaman içinde, var olan uyumsuzluğun ve çelişkinin hesabını kim
verecektir?'' diye sordu.
Bahçeli, krizi anlama ve teşhis konusundaki kaygı verici bunalımın,
Başbakan Erdoğan ve ekonomi bürokrasisinde var olan kafa karışıklığının giderek
yoğunlaştığını kaydederek, ekonomik krizin Avrupa kaynaklı olduğunu söylemenin
yanlış olduğunu bildirdi.
Türkiye ekonomisinde yaşanılacak her olumsuzluğun ve vatandaşların maruz
kalacağı tehlikelerin tek sorumlusunun Hükümet olacağına dikkati çeken Bahçeli,
şöyle konuştu:
''Türkiye ekonomisi her türlü şoka ve dalgalanmaya karşı son derece
dayanaksız ve aciz bir konumdadır. Bunun sonucunda önümüzdeki dönemlerde hayat
şartlarının ağırlaşacağı, geçim zorluklarının artacağı, şikayetlerin
yoğunlaşacağını söylemek yanlış olmayacaktır.
Daralan iç ve dış talep sonucunda, ekonomin çarkları durma noktasına
gelmiştir. Bu nedenle, dış finansman imkanlarının azalması ve sermaye
çıkışlarının hızlanması, önümüzdeki süreçte cari açığın finansmanında büyük
zorluklar çıkaracaktır.''
-''KREDİ KARTI MAĞDURU SAYISI 1 MİLYONU AŞTI''-
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 2008 yılı Ekim ayı itibariyle kredi kartı ve
tüketici kredisi borcunu ödeyememiş vatandaşların sayısının 1 milyon sınırını
aştığını, bu tablonun daha da artmasının, ekonomik ve sosyal hayatı işlemez hale
getireceğini söyledi.
Bahçeli, şöyle devam etti:
''Vatandaşlarımızın hayat pahalılığının üstesinden gelebilmek ve gündelik
ihtiyaçlarını temin edebilmek amacıyla kredi kartı kullanımını artıracakları,
böylece borçlarının katlanacağı bir dönem önümüzdedir. Bu durum tek başına bile
finansal piyasalarda sorunlara davetiye çıkarma riski taşımaktadır.
Dış ticarette çalan alarm zilleri krizin genişlediği bu şartlar altında,
olumsuzlukların aldığı mesafeyi göstermesi bakımından önemli görülmelidir.
2008 yılı Kasım ayında ihracat ise yüzde 22 oranında azalmıştır. Ayrıca
dış pazarlardaki açmazlar yüzünden ithalat miktarında da gerileme yaşanmaktadır.
AKP hükümetinin mutlaka ve öncelikli olarak yapması gereken genişletici
politikalar uygulamak olmalıdır. Bu süreçte kurgulanacak para ve maliye
politikaları vatandaşlarımızı asla ezmemeli, kemerlerinin sıkılmasına neden
olmamalıdır.''
-''ÜRETEMEYEN VE KATMA DEĞER ÇIKARAMAYAN EKONOMİ...''-
Üretemeyen ve katma değer çıkaramayan ekonomik yapının tıkandığını iddia
eden Bahçeli, ''Artık kabul etmek lazımdır ki, AKP Hükümeti Türkiye'yi
yönetememekte, dertlere deva olamamaktadır. Meseleleri dahi teşhis etmekten aciz
olan AKP zihniyetinin, çözüm ve çare merkezli bir siyasi anlayışa sahip olması
zaten beklenmemelidir'' dedi.
Konuşmasında, ''Başbakan Erdoğan'ın fırsattan kast ettiği; paradan para
kazanan yağmacı, talancı, ihale komisyoncusu siyasi yandaşlarıysa, diyeceğimiz
bir şey yoktur'' ifadesine yer veren Bahçeli, şunları söyledi:
''Zira 6 yıldır gün onların günü olmuştur. Milletimizin alın teri, helal
kazancı sömürülmüş, fakirlik ve mağduriyet reva görülmüştür. Nedense fırsatlar
aziz millet fertlerine hiç uğramamış, sürekli olarak Başbakan Erdoğan ve siyasi
çevresine rastlamıştır.
Çiftçimizin tarlasından elde ettiği ürünü para yapmamış, işçimiz
tezgahının başında perişan olmuş, esnafımız mal satamamış, memurumuz ekmeğini
dahi zor alır bir duruma gelmiş, emeklimiz pazarda sadece tezgahlara bakar olmuş;
ancak Başbakan Erdoğan'ın yandaşları ise servetlerine servet katmıştır.
Bildiğimiz ve inandığımız bir şey vardır; kriz asla, ama asla milletimiz
için bir fırsat değil, bir sosyal afettir.''
-KİMLİKLER ÜZERİNDEN POLİTİKA-
Hükümetin kimlikler üzerindeki politikalarını da eleştiren Bahçeli, bu
konudaki görüşlerini şöyle dile getirdi:
''Hükümetin kimlikleri okşama üzerine şekillenmiş ilkel kabile zihniyeti,
bölücülüğün siyasi yollarla hayata geçirilmesinin beklentilerini
hızlandırmaktadır. Ve maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi'nin İmralı canisini
mahkumiyetini misafirliğe çevirme gayretleri arasında, bölücü terör tehdidi bütün
şiddetiyle sürmektedir.
Son olarak, Amanoslar'a kadar ulaşan PKK;lı teröristlerin saldırıları
sonucu iki polis memurumuzun şahadeti, terörün artan cesaretini göstermesi
bakımından önemli bir eylem olarak görülmelidir.''
Bahçeli, Hükümetin baştan beri, terörle mücadele konusunda inandırıcı ve
etkili bir strateji geliştiremediğini savunan Bahçeli, şunları kaydetti:
''Kuzey Irak'a karşı caydırıcı etki icra edecek ekonomik önlem ve
yaptırımları uygulamamıştır. Bu şartlar altında oturulacak masada hangi güçlü
yaptırımımız, hangi stratejik tedbirimiz, muhataplarında saygı, korku, yakınlaşma
ve işbirliği imkanı doğuracaktır?
AKP Hükümeti bu ilişkilerle, terörle mücadelemizin inisiyatifini
Barzani'nin vereceği kararlara mahkum etmiş ve süreci tıpkı 6 yıl boyunca
gördüğümüz gibi göstermelik tedbirlerin ipoteği altına sokmuştur.
Küresel gücün yönlendirmesi ve tek taraflı adımla Barzani'yle el
sıkışılmasının terörü önleyemeyeceği ne zaman anlaşılacaktır? Bu yolun çıkmaz
sokak olduğu, yeni ve ağır sorunları davet ettiği daha kaç şehit verildikten
sonra fark edilecektir?
Bunun elbette ki bir bedeli olmalıdır ve olacaktır.
Hükümetin yaptığı yanlışlardan, üstlendiği vebaldan 'yanıldım' diyerek
kurtulma imkanı artık kalmamıştır. Aziz milletimiz, kendisine reva görülen bütün
alçaklıkları, rezaletleri ve yaşatılan acıları vicdanında sorgulayacaktır. Ve
karar anı geldiğinde sorumlularının kim olduğunu görerek, yapılanların hesabını
mutlaka soracaktır.
Adalet ve Kalkınma Partisi'nde yaşanan öfke, gerginlik, telaşın nedeni de
budur. Ancak, bilinmelidir ki bu akıbetten kaçış ve kurtuluş yoktur.''
Bu ararada, Anavatan Partisi Ankara İl Başkanı Tayyar Güneri ve DP
Etimesgut İlçe Başkanı Selahattin Karakaya'nın da aralarında bulunduğu ve
çoğunluğu DP'den olan bazı siyasiler MHP'ye katıldı.
2009 yılı bütçe görüşmeleri nedeniyle 2008 yılının son grup toplantısını yaptıklarını söyledi.
AK Parti İstanbul İl Başkanlığına yapılan bombalı saldırı eylemini
nefretle kınadığını belirten Bahçeli, ''MHP'ye göre, siyasetin mücadele alanı
yalnızca hukuki ve siyasi zemin olmalıdır. Millete hizmeti amaçlayan bu rekabet,
tamamen meşruiyet içerisinde karşılıklı saygı ve ahlaka uygun olarak
yapılmalıdır'' dedi.
Vatandaşları, karanlık odakların tahrik ve tertiplerine karşı dikkatli
olmaya çağıran ve yaklaşan mahalli idareler seçimleri nedeniyle oluşacak
gerginliklerden uzak durmalarını beklediğini bildiren Bahçeli, ''Terörle bir
sonuç alınamayacağının artık farkına varılmasını ümit ediyor, yaralı güvenlik
görevlilerine ve vatandaşlara acil şifalar diliyorum'' diye konuştu.
Bahçeli, dün başlayan ve 17 Aralık'ta sona erecek olan ''Hazreti
Mevlana'nın 735. Vuslat Yıldönümü Anma'' etkinliklerine de değinerek, bu
vesileyle, büyük Türk ve İslam düşünürü Mevlana'yı rahmet ve şükranla andığını
söyledi.
-HİNDİSTAN'DAKİ TERÖR SALDIRISI-
Hindistan'ın Mumbai kentinde düzenlenen eş zamanlı terör saldırılarında,
13 ayrı ülkeden toplam 200'e yakın kişinin öldüğünü, 300'ü aşkın kişinin de
yaralandığını hatırlatan Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bu kaygı veren ve dehşet uyandıran vahim olayın üzücü olan bir tarafı
da saldırganların komşu ülke Pakistan'dan gelmeleri ve İslam dinini seçmiş
bulunmalarıdır. Yokluk, yoksulluk, geri kalmışlık çemberini bir türlü kıramayan,
ülkelerini küresel sömürülerden kurtaramayan mazlum din kardeşlerimizin,
yaşadıkları bu ağır buhrana ilave olarak, içine düştükleri şiddet ve terör çarkı
bu dönemin en büyük trajedilerinden birisi olmuştur. Eğitim eksikliğinin,
değerler çatışmasının, emperyalist projelerin ve acımasız sömürü düzeninin
öfkelendirdiği, kin ve nefretle doldurduğu yoksul ve çaresiz kitlelerin çözümü
terörde aradığı ve bunu meşru bir yol olarak gördüğü anlaşılmaktadır. Ne
inancımıza, ne insanlık değerlerine ve medeniyet anlayışımıza uygun bulunmayan bu
eylemleri, şiddetle kınamak ve Müslümanları terörden uzak tutmak
mecburiyetindeyiz. Bunu inancımızın evrensel mesajlarının önünde bir engel olarak
da görüyoruz. Ancak, bu konuda, Peygamberimize hakaret içeren saldırıları hoş
gören, yüzbinlerce din kardeşimizi karanlık ve kanlı coğrafyalarda zulme maruz
bırakan, bu yolla şiddete varan bir kutuplaşmanın körükleyicisi olan güçlerin,
acımasız küresel projelerini bir kez daha gözden geçirmelerini beklemenin
hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Aksi halde, ne terör eylemleri son bulacak, ne bu
eylemleri bastırma adına yabancı coğrafyalara askeri müdahale süreci sona erecek,
ne de böyle giderse insanlık barış ve huzura kavuşacaktır.''
-2008 YILINI DEĞERLENDİRDİ-
MHP Lideri Bahçeli, 2008 yılının, Türkiye için siyasi ve ekonomik
krizler, belirsizlikler, çalkantılar ve gerginliklerle geçen kayıp bir yıl
olduğunu söyledi. Bütün yapıcı çabalarına rağmen siyaset kurumunun tıkandığını,
Türkiye'nin, kronik ve acil sorunlarına çözüm üretme kabiliyetinden uzaklaştığını
öne süren Bahçeli, ''Siyasi diyalog kanallarının kapanması, parlamento çatısı
altında asgari müştereklerde buluşulması için ortak zemin oluşturulmasını
imkansız kılmış, çekişme ve gerginlikler siyasi hayatımıza yön veren başlıca
dinamik haline gelmiştir'' diye konuştu.
Bahçeli, ortak değerlerin çalıştırıldığı, toplumsal hoşgörü ortamının
zehirlendiği, cepheleşmelerin derinleştiği, etnik tahriklerin ağırlaşarak
sürdüğü, siyasi ve ahlaki kirliliğin yaygınlaştığı bugünkü Türkiye manzarasının,
her yönüyle endişe ve korku verici bir karanlık tablo olduğunu belirtti.
-''İKTİDAR YOLSUZLUĞUN MARKASI HALİNE GELDİ''-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta sonu partisinin istişare
toplantısında yaptığı konuşmaya değinen Bahçeli, Başbakan'ın, AK Parti
iktidarının icraatlarını anlatırken çizdiği hayali pembe tablo ile gerçek Türkiye
tablosu arasında gece ve gündüz farkı kadar derin bir uçurumun bulunduğunu ileri
söyledi.
''Türkiye'yi bir yangın yerine çeviren Başbakan'ın, hala sözde başarı
masalları anlatmaya kalkışması, siyasi propaganda yaklaşımıyla bile izah
edilemeyecek anormal bir durumdur'' diyen Bahçeli konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Böyle bir hayali tablo çizebilmesi, Başbakan'ın başka bir gezegende
yaşadığını ve Türkiye'ye siyasi miyopluktan körlüğe dönüşen bir gözle uzaydan
baktığını göstermektedir. AKP iktidarının altı yıllık yıkım döneminde; Türk
milleti yolsuzluğa ve açlığa mahkum edilmiş, AKP mağduru olan büyük halk
kitleleri kaderleriyle baş başa bırakılarak çaresizliğin pençesine itilmiştir.
Garip gureba edebiyatıyla ve hayali vaatlerle Türk milletini aldatan AKP, yalan
yozlaşma ve yolsuzluk iktidarı olmuştur. Yolsuzluğun ve yoksulluğun tabanı
genişlemiş, AKP kadroları organize vurgun ve soygun hanedanlığı kurmuş, iktidarın
kendisi kurumsal bir yolsuzluk markası haline gelmiştir. Toplumsal huzursuzluk ve
çatışma alanları genişlemiş, cepheleşmeler AKP eliyle daha da derinleşmiştir.
Türkiye'nin iç ve dış güvenliği çok ciddi tehlikelere maruz bırakılmış, terörle
mücadele zaafa uğratılmış ve etnik bölücülüğün cesaret kazanacağı bir ortam
yaratılmıştır. Dış politikada her cephede zemin kaybedilmiş, hayati milli
çıkarlarımız ucuz pazarlıkların konusu haline getirilmiştir. Teslimiyetçi dış
politika anlayışıyla Kıbrıs sorunu çıkmaza sürüklenmiş, sanal AB süreci içi boş
bir hayal yolculuğu olarak oksijen çadırına sokulmuştur.''
-''ERMENİSTAN'IN AYAĞINA GİDİLDİ...''-
Devlet Bahçeli, Irak'ın kuzeyinden kaynaklanan terör saldırıları
karşısında etkili önlemler alınamadığını, Barzani'nin tehditlerinin karşılıksız
bırakıldığını ve Türkiye'nin ilişkileri düzeltmek için Barzani'nin peşinden koşan
bir ülke konumuna düşürüldüğünü ileri sürdü.
AK Parti Hükümetinin, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü sorgulayan, ortak
sınırı tanımayan ve soykırım yalanı üzerinden hayasız bir karalama kampanyası
yürüten Ermenistan'ın ayağına kadar gittiğini belirterek, ''AB'nin her
dayatmasını karşılayarak sadık hizmetkarlığını yapan Hükümet, ABD'nin stratejik
planlarında taşeronluk görevine soyunmuştur. Türkiye'nin milli servetleri yok
pahasına satılmış ve AKP yandaşlarına peşkeş çekilmiştir'' dedi.
Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, partisini, 6 yıllık icraatını ve sözde
kazandırdığı yenilikleri tanımlarken, süslü ve parlak ifadeleri kullanmasının,
karşılarındaki acı gerçekleri değiştirmeyeceğini belirterek, şu görüşleri dile
öne sürdü:
''Siyasi geçmişi, zihniyeti ve altı yıllık icraatı ile Adalet ve Kalkınma
Partisinin kartvizitinde inanç hortumcusu, cepheleşme mimarı, manevi değer
karaborsacısı, yolsuzluk yorgunu, yıkım taşeronu, AB ve ABD'nin sadık hizmetkarı,
bölücülüğün örtülü hamisi, dokunulmazlığı kullanan adalet kaçkını ve ilkesi,
inancı, iradesi ve Türkiye heyecanı olmayan ucuz istismar simsarı yazdığı
bilinmektedir.
Terör ve etnik mücadelede, ekonomik krize karşı tedbir almada,
Türkiye'nin sorunlarını makul çözümlere kavuşturmada, siyasete ahlaki bir temel
kazandırmada, Temiz siyaset-temiz yönetim anlayışının icaplarını hayata geçirmede
isteksiz ve hantal kalan AKP; yolsuzlukta, kul ve yetim hakkına el uzatmada,
milli servetleri körfez şeyhlerine ve karanlık odaklara peşkeş çekmede,
belediyelerde imar ve ihale çeteleri oluşturmada, kamu kaynaklarıyla yandaş
basını beslemede, bölücülüğe ümit ve cesaret vermede, Türkiye'nin milli
çıkarlarını siyasi ve şahsi hesaplara alet etmede, büyük bir heyecanla hep ön
safta olmuştur. Geçtiğimiz altı yıl boyunca, AKP'nin ampulü vurguncuların,
soyguncuların, Türkiye'nin kaynaklarını talan etmek için seferber olanların önünü
ve yolunu aydınlatmıştır.''
-''KRİZE MAZERET ÜRETİYOR''-
MHP Lideri Bahçeli, hükümet tarafından, ''Hala krize karşı neler
yapılabilir?'' tartışmalarının dillendirilmesinin, ''Abesle iştigal ve
sorumsuzluk örneği'' olduğunu söyledi. Bahçeli, ''(Yağmurda yürüyüp ıslanmamak
mümkün değil) diyerek şimdiden krize karşı mazeretler üretmeye çalışan Başbakan
Erdoğan için, yoksulluk, işsizlik ve çaresizlik içinde çırpınanlar; sadece siyasi
mülahazalar sebebiyle hatırlanıp gündeme getirilmekte ve politik hamlelerine alet
edilmektedir. Biz Başbakanın sözünü ettiği bu yağmuru, daha kara bulutlar görünür
görünmez aylar öncesinden haber vermiştik'' diye konuştu.
Aradan geçen sürenin kendilerini haklı çıkarmak üzere olduğunu ifade eden
Bahçeli, ''Sürecin bu şekilde gitmesi durumunda, kriz, Başbakan Erdoğan ve
partisini siyasi tarihin karanlık tüneline itecek bir daha da oradan
çıkarmayacaktır. Burada bizi ilgilendiren asıl husus, Adalet ve Kalkınma
Partisinin akıbeti değildir. Milletimizin her yönden maruz kalacağı ağır buhran
halidir'' dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, ağırlıklı
olarak ekonomik konulara değindi. Ekonomik krizlerin; genel anlamda, hakim
ekonomik sistemin çelişkilerinin bir sonucu olduğunu ifade eden Bahçeli, etkili
ve tutarlı yöntemlerle krizlerin engellenmesinin, en azından etkisinin
azaltılmasının mümkün olduğunu bildirdi.
AK Parti Hükümetine hakim olan panik; iş bilmezlik, uyum ve karar
almadaki zafiyetlerin, sorunları büyütücü bir işlev gördüğünü iddia eden Bahçeli,
tutarsız siyasi ve ekonomik yaklaşımlara da her gün bir yenisinin eklendiğini
vurgulayarak, ''Hükümet ekonomik sorunları tespitte ya gafildir, ya umursamazdır
yada idraksizdir. Bunun bize göre başka anlamı bulunmamaktadır'' dedi.
Bahçeli, Merkez Bankası Başkanı ile Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarının
taban tabana zıt olduğunu belirterek, ''Ekonomideki sorunlara karşı, tedbirler
böylesine bir siyasi felç haliyle mi alınacaktır? Krizin baskısını ve etkisini
hissettirdiği bu zaman içinde, var olan uyumsuzluğun ve çelişkinin hesabını kim
verecektir?'' diye sordu.
Bahçeli, krizi anlama ve teşhis konusundaki kaygı verici bunalımın,
Başbakan Erdoğan ve ekonomi bürokrasisinde var olan kafa karışıklığının giderek
yoğunlaştığını kaydederek, ekonomik krizin Avrupa kaynaklı olduğunu söylemenin
yanlış olduğunu bildirdi.
Türkiye ekonomisinde yaşanılacak her olumsuzluğun ve vatandaşların maruz
kalacağı tehlikelerin tek sorumlusunun Hükümet olacağına dikkati çeken Bahçeli,
şöyle konuştu:
''Türkiye ekonomisi her türlü şoka ve dalgalanmaya karşı son derece
dayanaksız ve aciz bir konumdadır. Bunun sonucunda önümüzdeki dönemlerde hayat
şartlarının ağırlaşacağı, geçim zorluklarının artacağı, şikayetlerin
yoğunlaşacağını söylemek yanlış olmayacaktır.
Daralan iç ve dış talep sonucunda, ekonomin çarkları durma noktasına
gelmiştir. Bu nedenle, dış finansman imkanlarının azalması ve sermaye
çıkışlarının hızlanması, önümüzdeki süreçte cari açığın finansmanında büyük
zorluklar çıkaracaktır.''
-''KREDİ KARTI MAĞDURU SAYISI 1 MİLYONU AŞTI''-
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 2008 yılı Ekim ayı itibariyle kredi kartı ve
tüketici kredisi borcunu ödeyememiş vatandaşların sayısının 1 milyon sınırını
aştığını, bu tablonun daha da artmasının, ekonomik ve sosyal hayatı işlemez hale
getireceğini söyledi.
Bahçeli, şöyle devam etti:
''Vatandaşlarımızın hayat pahalılığının üstesinden gelebilmek ve gündelik
ihtiyaçlarını temin edebilmek amacıyla kredi kartı kullanımını artıracakları,
böylece borçlarının katlanacağı bir dönem önümüzdedir. Bu durum tek başına bile
finansal piyasalarda sorunlara davetiye çıkarma riski taşımaktadır.
Dış ticarette çalan alarm zilleri krizin genişlediği bu şartlar altında,
olumsuzlukların aldığı mesafeyi göstermesi bakımından önemli görülmelidir.
2008 yılı Kasım ayında ihracat ise yüzde 22 oranında azalmıştır. Ayrıca
dış pazarlardaki açmazlar yüzünden ithalat miktarında da gerileme yaşanmaktadır.
AKP hükümetinin mutlaka ve öncelikli olarak yapması gereken genişletici
politikalar uygulamak olmalıdır. Bu süreçte kurgulanacak para ve maliye
politikaları vatandaşlarımızı asla ezmemeli, kemerlerinin sıkılmasına neden
olmamalıdır.''
-''ÜRETEMEYEN VE KATMA DEĞER ÇIKARAMAYAN EKONOMİ...''-
Üretemeyen ve katma değer çıkaramayan ekonomik yapının tıkandığını iddia
eden Bahçeli, ''Artık kabul etmek lazımdır ki, AKP Hükümeti Türkiye'yi
yönetememekte, dertlere deva olamamaktadır. Meseleleri dahi teşhis etmekten aciz
olan AKP zihniyetinin, çözüm ve çare merkezli bir siyasi anlayışa sahip olması
zaten beklenmemelidir'' dedi.
Konuşmasında, ''Başbakan Erdoğan'ın fırsattan kast ettiği; paradan para
kazanan yağmacı, talancı, ihale komisyoncusu siyasi yandaşlarıysa, diyeceğimiz
bir şey yoktur'' ifadesine yer veren Bahçeli, şunları söyledi:
''Zira 6 yıldır gün onların günü olmuştur. Milletimizin alın teri, helal
kazancı sömürülmüş, fakirlik ve mağduriyet reva görülmüştür. Nedense fırsatlar
aziz millet fertlerine hiç uğramamış, sürekli olarak Başbakan Erdoğan ve siyasi
çevresine rastlamıştır.
Çiftçimizin tarlasından elde ettiği ürünü para yapmamış, işçimiz
tezgahının başında perişan olmuş, esnafımız mal satamamış, memurumuz ekmeğini
dahi zor alır bir duruma gelmiş, emeklimiz pazarda sadece tezgahlara bakar olmuş;
ancak Başbakan Erdoğan'ın yandaşları ise servetlerine servet katmıştır.
Bildiğimiz ve inandığımız bir şey vardır; kriz asla, ama asla milletimiz
için bir fırsat değil, bir sosyal afettir.''
-KİMLİKLER ÜZERİNDEN POLİTİKA-
Hükümetin kimlikler üzerindeki politikalarını da eleştiren Bahçeli, bu
konudaki görüşlerini şöyle dile getirdi:
''Hükümetin kimlikleri okşama üzerine şekillenmiş ilkel kabile zihniyeti,
bölücülüğün siyasi yollarla hayata geçirilmesinin beklentilerini
hızlandırmaktadır. Ve maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi'nin İmralı canisini
mahkumiyetini misafirliğe çevirme gayretleri arasında, bölücü terör tehdidi bütün
şiddetiyle sürmektedir.
Son olarak, Amanoslar'a kadar ulaşan PKK;lı teröristlerin saldırıları
sonucu iki polis memurumuzun şahadeti, terörün artan cesaretini göstermesi
bakımından önemli bir eylem olarak görülmelidir.''
Bahçeli, Hükümetin baştan beri, terörle mücadele konusunda inandırıcı ve
etkili bir strateji geliştiremediğini savunan Bahçeli, şunları kaydetti:
''Kuzey Irak'a karşı caydırıcı etki icra edecek ekonomik önlem ve
yaptırımları uygulamamıştır. Bu şartlar altında oturulacak masada hangi güçlü
yaptırımımız, hangi stratejik tedbirimiz, muhataplarında saygı, korku, yakınlaşma
ve işbirliği imkanı doğuracaktır?
AKP Hükümeti bu ilişkilerle, terörle mücadelemizin inisiyatifini
Barzani'nin vereceği kararlara mahkum etmiş ve süreci tıpkı 6 yıl boyunca
gördüğümüz gibi göstermelik tedbirlerin ipoteği altına sokmuştur.
Küresel gücün yönlendirmesi ve tek taraflı adımla Barzani'yle el
sıkışılmasının terörü önleyemeyeceği ne zaman anlaşılacaktır? Bu yolun çıkmaz
sokak olduğu, yeni ve ağır sorunları davet ettiği daha kaç şehit verildikten
sonra fark edilecektir?
Bunun elbette ki bir bedeli olmalıdır ve olacaktır.
Hükümetin yaptığı yanlışlardan, üstlendiği vebaldan 'yanıldım' diyerek
kurtulma imkanı artık kalmamıştır. Aziz milletimiz, kendisine reva görülen bütün
alçaklıkları, rezaletleri ve yaşatılan acıları vicdanında sorgulayacaktır. Ve
karar anı geldiğinde sorumlularının kim olduğunu görerek, yapılanların hesabını
mutlaka soracaktır.
Adalet ve Kalkınma Partisi'nde yaşanan öfke, gerginlik, telaşın nedeni de
budur. Ancak, bilinmelidir ki bu akıbetten kaçış ve kurtuluş yoktur.''
Bu ararada, Anavatan Partisi Ankara İl Başkanı Tayyar Güneri ve DP
Etimesgut İlçe Başkanı Selahattin Karakaya'nın da aralarında bulunduğu ve
çoğunluğu DP'den olan bazı siyasiler MHP'ye katıldı.
