2014-06-17 - 15:01
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Defalarca söyledik, 'yanlış yapıyorsunuz, Türkiye'yi Ortadoğu bataklığına sürüklemeyin' dedik. Bugün bu diktatör bozuntusu 'Ortadoğu bataklık değil' demiş. Ortadoğu bataklığından kast ettiğimiz oradaki bir bataklık değil. Sen orayı bataklığa çevirdin. Biz onu anlatıyoruz" dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Defalarca söyledik, 'yanlış yapıyorsunuz, Türkiye'yi Ortadoğu bataklığına sürüklemeyin' dedik. Bugün bu diktatör bozuntusu 'Ortadoğu bataklık değil' demiş. Ortadoğu bataklığından kast ettiğimiz oradaki bir bataklık değil. Sen orayı bataklığa çevirdin. Biz onu anlatıyoruz" dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşması öncesinde Kılıçdaroğlu'nun kürsüye davet ederek, parti rozeti taktığı Gazeteci-Yazar Tuncay Özkan, baba ocağında olduğunu belirterek, "Kendimi bu yuvadan hiç ayrı hissetmedim. Beni yeni evsahipliğinde kabul buyurduğunuz için çok teşekkür ediyorum" dedi.

Kılıçdaroğlu da Özkan'ın demokrasi için mücadele eden, bedel ödeyen bir kişi olduğunu belirterek, böyle kişilerin başlarının üzerinde yeri olduğunu söyledi.

Konuşmasında dış politikaya değinen Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin bir ateş çemberinin içinde olduğunu kaydetti. Herkesin kaygı içinde Suriye'de, Irak'taki gelişmeleri izlediğini belirten Kılıçdaroğlu, tarihi ve kültürel bağların olduğu, akrabalık ilişkilerinin bulunduğu bu ülkelerle ilişkilerin yanlış politikalar nedeniyle bozulduğunu savundu. Kılıçdaroğlu, "Defalarca söyledik, 'yanlış yapıyorsunuz, Türkiye'yi Ortadoğu bataklığına sürüklemeyin' dedik. Bugün bu diktatör bozuntusu 'Ortadoğu bataklık değil' demiş. Ortadoğu bataklığından kast ettiğimiz oradaki bir bataklık değil. Sen orayı bataklığa çevirdin. Biz onu anlatıyoruz" dedi.

Ülkeyi yönetenlerin, ülkenin tarihini bilmediğini ileri süren Kılıçdaroğlu, yanlış politikaların, yakın tarihi bilmeyenlerin ürünü olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, 15 Kasım 2003'de El Kaide'nin İstanbul'da bombalı saldırı gerçekleştirdiğini, 60'dan fazla yurttaşın öldüğünü, yüzlercesinin yaralandığını, bunun Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük terör eylemi olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Ders alınmadı. Ortadoğu'ya El Kaide militanlarını gönderdik. Pek çok ülkeden geldiler Türkiye'ye, Türkiye'den gönderdik Suriye'ye. Bedelini ödemeye başladık. Ne zaman? 11 Şubat 2013 Cilvegözü. 13 ölü, 26 yaralı. Sonra 11 Mayıs 2013'de Reyhanlı'da, 52 ölü, 146 yaralı. Yapanlar yine aynı. El Kaide militanları. Bombalı araçlarla geldiler ve bizi vurdular. Sonra Niğde'de kendilerini gösterdiler. İkisi güvenlik görevlisi, üç kişiyi şehit ettiler, beş de yaralı. IŞİD temsilcileriydi, teröristleriydi onlar. Söylüyorlardı zaten, Irak Şam terör örgütünün üyeleriydi. İslam devleti söz de kuracaklar. Terör örgütü İslam devleti kuracak da. Sonra ne oldu? Bedelleri ödedik. El Kaide unsurlarını getirdik, Türkiye'de eğittik. Arkadaşlarımız gittiler kamplarını buldular. Nasıl eğitildikleri görüldü. Biz görmedik kendi televizyonlarımızda ama uluslararası pek çok kuruluşun yayın organlarında bu görüntülerin tamamı var. İlk kez Türkiye Cumhuriyeti kendi tarihinde terör örgütlerine destek veren bir kimlikle ortaya çıktı. Biz bunu kabul etmeyiz."

Komşu ülkeye giderek kardeşini öldürene destek vermenin kabul edilebilir bir durum olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Orada Müslümanlar birbirlerini öldürüyorlar. Kimin silahıyla? Türkiye'de Recep Tayyip Erdoğan'ın silahı ile öldürüyorlar" dedi.

Bu konuların, konuşulmamasının, görülmemesinin ya da yazılmamasının mümkün olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, "Bütün dünya görecek, Türkiye'deki vatandaşlar görmeyecek. Neden? Diktatör bozuntusu bozulacak diye. İstediği kadar bozulsun, bunları anlatacağız" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Kuzey Irak'ta askerlerimizin başına çuval geçirdiler. Gazeteciler soruyorlar, 'nota verecek misiniz?'. 'Müzik notasından mı söz ediyorsunuz?' diyor. Sıkıyor tabi nota vermek. Diyorum ya, güç karşısında eğilirler. Biz ne yapacağız. Bütün gerçekleri halkın önüne koyacağız, anlatacağız. Biz 'Yurtta barış, dünyada barış' diyen bir gelenekten geliyoruz. O söz kolay söylenen bir söz değildir. O söze gelmek için savaş meydanlarından çıkıp geldi bizim büyüklerimiz. Ve şunu söylediler; 'Zorunlu olmadıkça savaş bir cinayettir' dediler. Kendi ülkelerinde bağımsızlığı elde ettikten sonra dünyanın her tarafında barışı seslendirdiler. Şimdi biz, terör örgütleri aracılığıyla Ortadoğu'yu kan gölüne çeviriyoruz.

Musul'da konsolosluk görevlilerimiz rehin. 'Hiç ses çıkarmayın' diyorlar. Niye ses çıkarmayacağız? Onlar bizim vatandaşımız değil mi? 'IŞİD'a terör örgütü demeyin' Niçin? 'Terör örgütü dersek belki orada bizim vatandaşlarımızı kurşuna dizerlermiş'. O da diyemiyor terör örgütü. Onun dememesini ben çok iyi anlıyorum. Neden? Eline silahı veren o, besleyen o, getirip oraya gönderen o, yaralandığı zaman Türkiye'de tedavi ettiren de o. Der mi terör örgütü? Demez. Onu baş tacı ediyor. Şimdi besledin kargayı, oydu gözünü. Hep beraber geldiğimiz nokta bu. Besledin, büyüttün, eline silah verdin, oraya gönderdin, o da geldi bizim yurttaşlarımızı aldı götürdü, rehine, şimdi elinde tutuyor. 'Efendim bunları serbest bırakacaklar'. Elbette serbest bırakacaklar. Biz onların hepsini biliyoruz. Bir kahramanlık hikayesi yaratmak istiyorlar. Sen kim, kahramanlık kim? "

Bölgeye tırlarla silah gönderildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Tırları yükledi, 'Efendim bunlar gıda maddesi'. Gıda maddesi saklanır mı? Niye saklıyorsun? Silah olduğunu hepimiz biliyoruz. Şimdi o silahlar bize döndü. Bu süreçten kim zararlı çıkıyor, faturayı kim ödüyor? O faturayı ödese bir şey demeyeceğim. Ama bu halk ödüyor. Reyhanlı'da ölen 52 vatandaşımız ödedi. O yerinde, koltuğunda oturuyor hala, Hala ahkam kesiyor" diye konuştu.

İktidarın Irak'ta yaşananları ve tehlikeleri zamanında göremediğini, böyle bir vizyona sahip olmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Bunun bir Dışişleri Bakanı var. Dünyanın en çapsız dışişleri bakanı. Geçen diyor ki 'Irak'ta kaos varmış gibi yansıtılıyor'. Pes ya. Ne kaosu kardeşim? Kaosun ötesinde bir durum var, insanları öldürüyorlar. Irak üçe bölünüyor, adamın haberi yok. Emin olun THY yönetimi bu hükümetten daha sağduyulu, dikkatli çalışıyor. Çünkü o Musul'a olan seferleri Musul'un gerçeğini görerek yeniden düzenledi. Bunlar o gerçeği göremediler. Hani senin vizyonunun vardı. Ne vizyonu? Buyrun senin vizyonunun. Nasıl kurtaracaksın bakalım. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bizim dış politikamız bu kadar zavallı bir konuma düşmemiştir. İlk kez böyle bir tablo ile karşılaşıyoruz."

Türkiye'nin AB ile de ilişkilerinin iyi olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın dış politikada kimsenin elini uzatıp merhaba demediği bir insana dönüştüğünü ileri süren Kılıçdaroğlu, bu durumun son derece üzücü ve rahatsız edici olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, "Bir aşiret reisi bile Ortadoğu'da Başbakan'a kafa tutuyor. Bu noktaya Türkiye Cumhuriyeti hiçbir dönemde gelmemişti" dedi.

Konuşmasında bayrağa saygı konusuna da değinen Kılıçdaroğlu, Tarihi Kırkpınar Güreşleri töreninde Türk bayrağının alandan geçişi sırasında çekilen iki fotoğrafı salonda bulunanlara gösterdi. Fotoğarafta bayrağın geçişi sırasında herkesin ayakta olduğunun görüldüğüne, ancak birkaç kişinin oturduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, "Herkes ayakta ve alkışlıyor. Ama bazıları oturuyor, AKP'li bakanlar. Sende bayrak sevgisi varsa, bayrağı seviyorsan, bayrak geçerken, bütün herkes ayağa kalkmışken senin bakanların ayağa kalkmadı. Sen o bakanlar için ne yaptın? Görevlerine devam ediyorlar. Sen bana bayrak sevgisini öğretemezsin. Senin hakkında yoktur, yetkin de yoktur. 'Bayrağı seviyorum, saygı duyuyorum' diyorsan, saygı göstermeyen bu adamları derhal görevlerinden alacaksın" diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun cumhurbaşkanı adaylığında büyük bir uzlaşı sağladıklarını belirterek, " İnandıklarından ödün vermeyen birisi, çünkü o Anadolu toprağının insanı, bizim insanımız. Yozgat'ın Bozlağı gibi, Şanlıurfa'nın Hoyratı gibidir, Bozkırın tezenesi gibidir, tıpkı Neşet Ertaş gibi. Neşet Ertaş'ın tezenesi sazını çalardı, bunun tezenesi elindeki kalem" dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir cumhurbaşkanını halkın seçeceğini hatırlattı.

Baştan beri seçilecek Cumhurbaşkanı'nın "CHP'nin cumhurbaşkanı olmayacağını, halkın cumhurbaşkanıolacağını" söylediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bir siyasal partiye endekslenen cumhurbaşkanının, sağlıklı görev yapamayacağını ve anayasadaki tarafsızlık ilkesini zedeleyeceğini düşünüyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanının yemin metninde, "Sadakat ve tarafsızlık" ilkesi bulunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, o nedenle cumhurbaşkanına bir siyasal parti kimliği vermenin doğru olmadığını söylediklerini anımsattı.

Başbakan Erdoğan'ın adaylığını dolaylı yollardan açıkladığını ve "Siz de aday olun" dediğini savunan Kılıçdaroğlu, "Ben CHP Genel Başkanıyım. Benim tarafsızlığım her zaman tartışılır. Biz ne istiyoruz? Tarafsızlığı tartışılmayacak bir isim istiyoruz" değerlendirmesini yaptı.

Bu çerçevede sendikaları, meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını ziyaret ettiklerini, sanatçılarla bir araya geldiklerini anımsatan Kılıçdaroğlu, son yaptıkları görüşmeler sırasında bir sanatçının, "cumhurbaşkanının niteliklerini değil de, kimlerin cumhurbaşkanı adayı olmayacağını eğer netleştirirsek, daha önemli bir yol katetmiş oluruz" dediğini aktardı.

Bu saptamayı bir yere not ettiğini bildiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Size şimdi on madde halinde, kimin cumhurbaşkanı adayı olamayacağını sıralıyorum. Bir; kuvvetler ayrılığı ilkesine inanmayan kişinin cumhurbaşkanı adayı olmaması lazım. İki; vatandaşına tokat atan, vatandaşları 'benden, sizden' diye ayıran kişinin cumhurbaşkanı adayı olmaması lazım. Gayet doğal. Kendi vatandaşına tokat atan adamdan cumhuraşkanı adayı olur mu? Üç; Kin ve öfkeyi, politik dil haline getiren kişiden cumhurbaşkanı adayı olmaması lazım. Çünkü kini ve öfkeyi tohuma aşılarsanız o makama saygısızlık etmiş olursunuz, o makam saygın bir makam. Kin ve öfkeyle yola çıkarsanız cumhurbaşkanı adayı olamazsınız, olursanız da ülkeyi parçalar, bölersiniz. Dört; hukukun üstünlüğüne inanmayan, adalet duygusu gelişmemiş birisi cumhurbaşkanı adayı olamaz."

Beşinci madde olarak, "kadın erkek eşitliğine inanmayan birisinden cumhurbaşkanı adayı olmayacağını" ifade eden Kılıçdaroğlu, altıncı olarak da "yalan söyleyen, ahlaki değerleri yüksek olmayan kişiden de cumhurbaşkanı adayı olamayacağını" söyledi.

Yedinci madde olarak, "dünyada saygınlığı olmayan, sürekli saygınlık yitiren birisinin cumhurbaşkanı adayı olamaz" diye sayan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Sekiz; Demokratik, laik, sosyal hukuk devletine inanmayandan cumhurbaşkanı adayı olmaz. Bu ilkelere inanmış olacak. Anayasanın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen maddelerinin arkasında duran kişi cumhurbaşkanı adayı olur. Dokuz; bilgi birikimi yetersiz, sanatı ve sanatçıyı düşman belirleyen birisi cumhurbaşkanı adayı olamaz. Cumhurbaşkanı adayı sanatı ve sanatçıyı el üstünde tutacak. Bir Yaşar Kemal'imiz olmalı, bir Orhan Pamuk'umuz olmalı diyecek... Onuncu madde; bana göre en önemli maddelerden birisidir. Geçmişi şaibeli olmayacak. Geçmişi şaibeli olan, adalet önünde kirlilikten arınmamış birisi, cumhurbaşkanı adayı olamaz, olmamalıdır. Şimdi ben bütün yurttaşlarıma sesleniyorum: 76 milyon yurttaşıma sesleniyorum; söylediğim on madde, sadece bizim için geçerli olan maddeler değil, ister gidin Rusya'ya, ister Tanzanya'ya, ister Papua Yeni Gine'ye, ister Fransa'ya, ister Güney Afrika Cumhuriyeti'ne gidin on maddeyi koyun deyin ki 'bunlar cumhurbaşkanı adayı olamaz deniyor, ne dersiniz?' Hepsi 'evet bunlar cumhurbaşkanı adayı olamazların maddesidir' der."

Saydığı maddelerin evrensel olduğunu yineleyen Kılıçdaroğlu, ahlaklı, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü yücelten bir toplumun bu on maddenin arkasında duracağını söyledi.

"Bu topraklar bereketli topraklardır, bu topraklarda Yunuslar, Mevlanalar, Hacı Bektaşi Veliler yetişti, Dadaloğlu yetişti, Pir Sultan Abdal yetişti" diyen Kılıçdaroğlu, bu toprakların, insan sevgisinin yoğrulduğu topraklar olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı adayını bütün bu değerleri koruyarak belirlemek zorunda olduklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, insan haklarına saygı duyan, hukukun üstünlüğüne, kadın erkek eşitliğine inanan ve sadece Türkiye'de değil, bütün dünyanın saygınlığı olan bir aday belirlemek için yola çıktıklarını anlattı.

"Bu topraklardan Fatih Sultan Mehmet de çıktı. Bu topraklar, Mustafa Kemal Atatürk'ü de yetiştirdi" ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"En sıkıntılı olduğumuz zamanlarda, elbette kahramanlar çıktı, önderlerimiz çıktı. Bilgimizle, birikimimizle, tavrımızla, dünyaya bakışımızla yeni ufuklar açtık. Açmaya da devam edeceğiz. Ama biz çok nitelikli insanlar yetiştirdiğimiz halde çoğu zaman bir birimizi tanımayız. Önyargılarımızla hareket ederiz. Ön yargıları bir tarafa bırakacağız. Ne diyordu Einstein, 'Atomu parçalamaktan daha zordur, önyargıyı ortadan kaldırmak.' Ama biz bilinçliyiz, neyin ne olduğunu bilmeliyiz, biz hayatı sorgulayan bir kültürden geliyoruz. Aklımızın terazisinde ölçeceğiz nedir bu insanlar? Bilgileri, birikimleri nedir? Bunları bilmek zorundayız. Siyaset sorun üreten bir alan değildir, sorun çözen bir alandır, bir iktidarı ülkenin sorunlarını çözsün diye isteriz. Aramızda yaşa takılanlar da vardı. Onların beklentilerini ve sorunlarını çözmek için de elbette çaba harcamak zorundayız. Eğer siyaseti böyle değilde kişisel kariyeriniz üzerine inşa ediyorsanız, siyaseti bir zenginleşme aracı olarak görüyorsanız bizim kitabımızda o yok. Bizim siyasetimizde huzurlu bir toplum var. Kavga yok, barış var, kardeşlikten yanayız. Huzurlu olan bir toplum güçlü olur."

Kendilerinin bir gelecek umudu yaratmak istediklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, demokrasilerin bir dayatma kültürü olmadığını söyledi.

Demokrasilerin olmazsa olmazının "uzlaşma kültürü" olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, "Her dediğimiz olmaz ama uzlaşabiliriz. Uzlaştığımız zaman demokrasinin kalitesini artırırız" dedi.

Kılıçdaroğlu, salondan "Birleşe birleşe kazanacağız" sloganları atılması üzerine aynı sözü kendisi de söyledi.

Kendilerinin halkın çıkarlarını bütün çıkarların üzerinde gören bir siyasal parti olduklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Çünkü bizim adımız CHP. Biz halkın partisiyiz" açıklamasını yaptı.

CHP olarak hukukun üstünlüğünü savunduklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Anayasada ne diyor? 'Cumhurbaşkanı tarafsız olmalı.' 'Siyasi kimliği olmasın' diyor. Siyasi kimliği olan cumhurbaşkanlarının orada noter görevi yaptığını da çok iyi biliyoruz. O nedenle söylüyorum; cumhurbaşkanı yeri geldiğinde dik ve onurlu duruşunu sergilemelidir. İktidara teslim olan bir cumhurbaşkanı zaten istemiyoruz, gücünü halktan ve anayasadan alan bir cumhurbaşkanı istiyoruz. Altını çiziyorum; Bir devlet başkanı seçmiyoruz, bir cumhurbaşkanı seçiyoruz. Yetkileri anayasada yazılı olan bir cumhurbaşkanı seçiyoruz. Eğer bunu yapabilirsek demokrasiye en büyük katkıyı yapmış olacağız. Bütün siyasi parti liderleriyle görüştüm. Hepsine söyledim, bu düşüncelerimi her ortamda anlattım. Evet, birden fazla aday vardı, 'daha iyileri mi, daha kötüleri mi?' Onu bilemeyiz. Ama bir şey var, o bir gerçek, bir devlet adamı, bilgi birikimi olan, saygınlığı olan bir aday üzerinde uzlaştık. Bir büyük uzlaşmayı sağladık, adı Ekmeleddin İhsanoğlu, hayırlı uğurlu olsun."

İhsanoğlu'nun Yozgatlı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Buradan bütün Yozgat'a selam gönderiyorum, böyle bir evlat yetiştirdiği için" ifadesini kullandı.

İhsanoğlu'nun 1943 yılında babasının görevi nedeniyle Mısır'da doğduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ilk kez demokratik yollarla İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Genel Sekreteri görevine geldiğini kaydetti.

Bu göreve geldiğinde üç büyük enstitüyü hayata geçirdiğini anlatan Kılıçdaroğlu, İhsanoğlu'nun birlik bünyesindeki 57 ülkeyi çağdaş düşünceyle yönettiğinin altını çizdi.

İhsanoğlu'nun "önemli bir tercih" olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, başarılarının bununla sınırlı olmadığını, il kez 1989 yılında Türk Bilim Tarihi Kurulu'nu kurduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Sadece bizde tanınmıyor, belki sadece en az Türkiye'de tanınıyor. Dünya çapında tanınmış bir bilim tarihçisidir. Bilim tarihi çalışmalarına yaptığı katkıdan ötürü Alexander Koyre ödülünü alıyor. Çok zor alınan bir ödüldür, bu ödülü alan tek Türk'tür. Kendi alanında sıra dışı ve çığır açan bilim insanlarına verilen bu ödülünü alıyor. İstanbul Üniversitesi'nde ilk kez Bilim Tarihi Bölümü'nü kuruyor. Bununla mı yetiniyor? Hayır. Ekmel Bey, Uluslararası Bilim ve Felsefe Kurulu Başkan Yardımcılığı'na da seçiliyor. Doğu'da Batı'da yirminin üzerinde üniversiteden fahri doktora unvanı var. UNESCO İbn-i Sina Bilim Madalyası'nı alan bir insandır. Saygınlığı olan bir insandır."

İhsanoğlu'nun bilim ve eğitim tarihine katkı ve hizmetlerinden dolayı birçok ödül aldığını anlatan Kılıçdaroğlu, 2000 yılında ise Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından kendisine Devlet Üstün Hizmet Madalyası verildiğini anımsattı.

İhsanoğlu adına Uluslararası Bilim Tarihi ve Felsefe Kurulu tarafından ödül oluşturulduğunu da bildiren Kılıçdaroğlu, bu ödülün dört yılda bir verildiğini aktardı.

Ekmeleddin İhsanoğlu'nun çok sayıda kitabı, makalesi olduğunu yineleyen Kılıçdaroğlu, şunları dedi:

"Pek çok uluslararası alanda Devlet Başkanı ile bir araya gelen birisi. Yeri geldiğinde dik durmasını bilen birisi. İnandıklarından ödün vermeyen birisi, çünkü o Anadolu toprağının insanı, bizim insanımız. Yozgat'ın Bozlağı gibi, Şanlıurfa'nın Hoyratı gibidir, Bozkırın tezenesi gibidir, tıpkı Neşet Ertaş gibi. Neşet Ertaş'ın tezenesi sazını çalardı, bunun tezenesi elindeki kalem. Tevazu sahibi, bilgi sahibi. Zaten çok bilgili insanlar, tevazu sahibi olurlar. Eğer bilgi yoksa kabalaşırlar, bilgi tevazu sahibi, oturmasını kalkmasını bilen. Yabancı bir devlet adamı ile yan yana geldiğinde onunla rahatlıkla görüşebilen, onun altında ezilmeyen, tam tersine dik duran onurlu duran bir cumhurbaşkanı. Biz böyle bir adayı önerdik, böyle bir aday üzerinde mutabakat sağladık. Biz hiçbir zaman Cumhuriyetin değerleriyle çatışan, halkının değerleriyle çatışan bir kişiyi cumhurbaşkanı olarak ne önerdik, ne de aklımızın köşesinden geçirdik. Ekmel Bey'e gidin sorun. En az bizim ülkede tanınıyor. Gidin Fransa'ya sorun, ABD'ye, Ortadoğu'ya, Japonya'ya sorun göreceksiniz, onlarca yüzlerce nişanı var. 57 ülkeyi yöneten bir insanı biz seçtik. Her alanda gerçekten çağdaş düşünen bir insan seçtik, biz bu toprakların bereketli olduğunu biliyoruz. Kendisinin bir açıklaması var, 'bu topraklarda benim gibi çok sayıda çok sayıda insan var, ama eğer benim adım önerilmişse ben bundan gurur duyarım' diyor."

Kılıçdaroğlu, İhsanoğlu'nun tevazu sahibi bir kişi olduğunu yineledi.

Siyasal partiye lider seçmediklerini bir cumhurbaşkanı seçtiklerini tekrarlayan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Oturacak orada yetkilerini bilecek. Sabah akşam başbakana müdahale etmeyecek. Az konuşacak, öz konuşacak, halkın arasına girebilecek, halktan birisi olacak, rahat konuşabilecek...Biz o'nu daha iyi tanıyacağız. Göreceksiniz son derece saygın, son derece kibar, gerçek bir devlet adamı. Noterlik görevini yapmayacak, adım gibi eminim. Anayasa, kadın erkek eşitliğine, demokrasiye, gençlere sahip çıkacak...Bugüne kadar toplumun hiçbir kesimini incitici hiçbir açıklaması yoktur, çünkü o bütün toplumu kucaklamak istemektedir, çünkü o bilim adamı. Hayatını düşünerek yazarak, öngörülerini geliştirerek kazanıyor. Böyle bir insan bizim için, Türkiye için bir kazanımdır. Ben Bozkırın tezenesini sizlere emanet ediyorum, sizleri de Allah'a emanet ediyorum."

Kılıçdaroğlu, konuşması sonrası makamına giderken bir gazetecinin bazı milletvekillerinin toplantıya katılmadığını sorması üzerine "hiç bilmiyorum" yanıtını verdi.