2011-03-08 - 16:10
BDP TBMM GRUP TOPLANTISI...
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Ergenekon'' davası kapsamında son gözaltı ve tutuklamaları değerlendirirken, toplumsal muhalefete baskı yapıldığını öne sürerek, ''Savcıların yanlı tutumunu, muhalefet olarak yakından izliyoruz'' dedi.
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş,
''Ergenekon'' davası kapsamında son gözaltı ve tutuklamaları değerlendirirken,
toplumsal muhalefete baskı yapıldığını öne sürerek, ''Savcıların yanlı tutumunu,
muhalefet olarak yakından izliyoruz'' dedi.

Demirtaş, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, kadınların, 8
Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutladı. Bugün partisinin kadın milletvekillerinin
tamamının, çeşitli etkinliklere katılmak üzere meydanlarda olduğunu belirten
Demirtaş, kadın hakları konusundaki duyarlılıkta, BDP'nin örnek teşkil ettiğini
söyledi.

AK Parti iktidarı döneminde kadına yönelik şiddetin arttığını, ancak
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bunu kabul etmediğini, ''rakamların
abartıldığını'' söylediğini ifade eden Demirtaş, ''Neredeyse, 'Kadınlar AKP'yi
zor durumda bırakmak için kendilerini öldürtüyor' diyecek. Son bir ay içinde
öldürülen kadınların durumu bile vahameti ortaya koyarken Sayın Başbakan çıkmış,
rakamların abartıldığından söz ediyor'' diye konuştu.

Demirtaş, hayatının tehlikede olduğu yönünde devlete başvuruda bulunan
kadınların bile korunamadığını söyledi.

Kadının temsil oranına da değinen Demirtaş, kadınların BDP'de yüzde 40
ile Türkiyede gelmiş geçmiş en yüksek siyasi temsil oranını yakaladıklarını ifade
etti. Demirtaş, bunun parti yönetiminin bir lütfu olmadığını, kadınların kendi
çabaları sonucu gerçekleştiğini kaydetti. Selahattin Demirtaş, ''TBMM'de 275
kadın'' talebini yürekten desteklediklerini, bu kampanyanın arkasında
olacaklarını söyledi.

Toplumsal cinsiyet farklılığı konusunda eğitimde ciddi eksiklikler
olduğunu belirten Demirtaş, ilköğretim okulu kitaplarında, annenin, evde ütü
yaparken babanın ise işe giderken resimlendiğini, çocukların bu bilinçle
yetiştirildiğini söyledi. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun da bir kadın
olduğunu, ancak bu durumu değiştirmeyi düşünmediğini belirten Demirtaş,
''Kadından sorumlu Devlet Bakanımız da en çok Kurtlar Vadisi'ni izliyormuş. Aman
Allah'ım... Çocuklara, kadınlara tavsiyesi bu. 'O dizinin verdiği mesajları
ilginç buluyorum' diyor. Bu hükümet döneminde 'kadın daha özgür ve eşit oldu'
diyen varsa, bir kez daha olup bitenleri gözden geçirsin. Şu artık bizim
açımızdan da kadınlar açısından da nettir: Ne kadar az AKP, o kadar özgürlük''
diye konuştu.

''Ergenekon'' davası kapsamında son gözaltı ve tutuklamaları
değerlendiren Demirtaş, hükümetin toplumsal muhalefetin üzerinde bir baskı
uyguladığını savundu. Darbe girişiminde bulunanların yargılanmasına kimsenin bir
itirazı olmadığını belirten Demirtaş, şöyle devam etti:

''Ancak, aynı yapılanma içinde içinde muhalefetin susturulması konusu da
var. Onlarla ilgili soruşturma yürütülmüyor. 'Ergenekon' denilen derin devlet
yapılanması 1950 yılından beri var Türkiye'de. Ama İstanbul'daki savcıların
yürüttüğü soruşturma kapsamında 2003 yılı öncesi ile ilgili tek bir soruşturma
yoktur. 'AKP'yi iktidardan düşürmek için iş birliği yaptınız ve bu nedenle
dünyanın en büyük suç örgütünü kurdunuz' diyerek önlerine gelen herkesi
topluyorlar. Tamam, hükümete yönelik hukuk dışı yönelimler de suçtur, bunu kabul
ediyoruz. Ama hükümeti yıpratmak, düşürmek için bir gazetecinin işini yapması da
mı suçtur? Herkes sana hizmet mi edecek? Herkes senin hakkında methiyeler mi
dizecek? Bir gazeteci, senin aleyhine haber yapabilir, kitap yazabilir. Şimdi
böyle bir şey bile Ergenekon örgütüne üye olmakla eşdeğer tutuluyor.

Savcıların bu tutumu, tarafımızdan dikkatle izlenmekte ve hassasiyetle
değerlendirilmektedir. Bunu bilmelerinde fayda var. Savcıların bu yanlı tutumunu,
muhalefet olarak yakından izliyoruz. Sanmasınlar ki yalnızca kendileri toplumu
izliyor, dinliyorlar. Bunlar da elbet bir gün gün yüzüne çıkacaktır.''

Demirtaş, AK Parti'nin sendika ve sendika mensupları üzerinde de baskı
oluşturduğunu, ''yandaş sendikaları'' desteklediğini ileri sürdü.

Son günlerde, Kürt aydınları ve sanatçılarına yönelik tehdit iddialarının
tartışıldığını belirten Demirtaş, şunları söyledi:

''Biz, İfade özgürlüğü konusunda 'ama ve ancak'lı konuşamayız. Bu
meselede de böyle davranmayız. Kürt aydınlarına, sanatçılarına yönelik, nereden
gelirse gelsin tehdidin, hele hele yaşam haklarına yönelik tehdidin karşısında
olmak zorundayız. Asla hoş göremeyiz. Böyle bir şeyi asla kabul edemeyiz.

Bize hakaret etse bile hiçbir şekilde yaşam haklarına yönelik tehditleri
doğru bulmayız. Açıkça ifade ediyorum, düşünceleri ne olursa olsun, partimize
yönelik tarzları ne olursa olsun, biz düşüncelerimizle karşılık vereceğiz. Bunun
dışında bir yöntem, bizim tarafımızdan kabul görmez. Yaşam haklarına yönelik
tehdidi, biz, kendi yaşam hakkımıza yönelik tehdit olarak algılarız.''

Türkiye'de düşünce özgürlüğü konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığını,
kimsenin cesaret edip konuşamadığını belirten Demirtaş, özellikle gazetecilerin,
''Yazarsam başıma ne gelir'' diyerek otosansüre başladığını ifade etti.

Gazetecilerin telefonlarının dinlendiğini, bilgisayarlarının, evlerinin
izlendiğini kaydeden Demirtaş, böyle bir psikoloji ile özgür olunamayacağını dile
getirdi. Selahattin Demirtaş izlenmeyen, dinlenmeyen hiçbir siyasetçi, aydın ve
gazetecinin neredeyse olmadığını ifade etti.

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, yasadışı dinlemelerin
önlenmesine yönelik bir kanun teklifi hazırladığını belirten Demirtaş, ''Buna
destek verin, herkesin ifade özgürlüğünü güvence altına alınsın. Bu haliyle bir
Abdulhamit döneminde insanlar korkuyordu, bir de Recep Tayyip Erdoğan döneminde.
Tarih kitapları ileride yazacak, çocuklarımız okuyacak, 'Bir Abdulhamit Paşa
varmış, bir de Recep Tayyip Paşa varmış' diyecekler'' diye konuştu.

(16.20)