2010-12-15 - 02:54
TBMM Genel Kurulda tamamlanan görüşmelerin ardından yapılan oylamada, Hazine
Müsteşarlığı, BDDK, SPK, TAPDK, Diyanet İşleri, TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba
Topluluklar Başkanlığı ve AB Genel Sekreterliğinin 2011 yılı bütçeleri kabul
edildi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali
Babacan, ABD ve Avrupa Merkez bankalarının görülmemiş oranda para basmasının
kaygı verici olduğunu belirterek, ''Tüm kurumlarımızın bu noktada teyakkuz
halinde olması gerekir'' dedi.
Hazine Müsteşarlığı, BDDK, SPK, TAPDK, Diyanet İşleri, TİKA, Yurtdışı
Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve AB Genel Sekreterliğinin bütçelerinin
TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında AK Parti Gurubu adına söz alan
Gümüşhane Milletvekili Yahya Doğan, ''Hazinenin artık bir önemi kalmadı''
yönündeki eleştiriye katılmadığını, Hazinenin, ekonomik politikaların tespitinde
devletin kalbi olduğunu ifade etti. Doğan, Türkiye'nin ekonomik krizden az
etkilenmesinin arkasında, AK Parti iktidarının isabetli ekonomik politikalarının
olduğunu kaydetti.
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Halil Aydoğan, Türkiye'nin, OECD
ülkeleri arasında en hızlı büyümesi beklenen tek ülke olduğunu söyledi. Aydoğan,
OECD raporuna göre, Türkiye'nin, 2011-2017 yıllara arasında yüzde 6,7 oranında
büyüme sağlayacağının öngörüldüğünü vurguladı.
AK Parti Sinop Milletvekili Abdurrahman Dodurgalı, Diyanet İşleri
Başkanlığının, laiklik ilkesini göz önünde bulundurarak, siyaset üstü bir
anlayışla hizmetini sürdürdüğünü belirtti. Dodurgalı, din konusunda aydınlatırken
sağlıklı bilgileri esas alan kurumun, toplumun geldiği noktaya göre yeni bilgiler
üreterek hizmet verdiğini kaydetti.
AK Parti Yozgat Milletvekili Mehmet Çiçek, Diyanet İşleri Başkanlığının
30 yıldır beklediği kanunun çıkarıldığını, kurumun artık yeni bir kimlik
kazandığını ifade etti. Çiçek, kurumun, kaliteli yayım faaliyetleri ile din
eğitimi konusunda topluma önemli bir hizmet sunduğunu belirtti.
AK Parti Erzurum Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık, Türklerin dünyanın
dört bir yanına yayıldığını, bu nedenle Türkiye'nin de bazı sorumluluklar
üstlenmesi gerektiğini söyledi. Bu kapsamda kısa bir süre önce Yurtdışı Türkler
ve Akraba Topluluklar Başkanlığının oluşturulduğunu anımsatan Çığlık, yapılanma
süreci devam eden Başkanlığın, özellikle kurumlar arası koordinasyonu sağlayarak
önemli hizmetler vereceğini dile getirdi.
AK Parti Kırşehir Milletvekili Abdullah Çalışkan, Türkiye'siz bir AB'nin
küresel aktör olamayacağını belirtti. AB'ye üyelik sürecinde halkların
diyaloğunun da önemli olduğuna işaret eden Çalışkan, AB'nin Türk halkını, Türk
halkının da AB'ye üyelik sürecini iyi anlaması için çeşitli etkinlikler
düzenlendiğini söyledi.
AK Parti Mardin Milletvekili Cüneyt Yüksel, AB'ye tam üyelik yolunda tüm
kararlılıklarıyla ilerlediklerini, birçok reform gerçekleştirildiğini,
gerçekleştirmeye devam edeceklerini kaydetti.
Yüksel, ''Türkiye, AB üyeliğine her zamankinden daha çok yaklaşmıştır''
dedi.
BDP Grubu adına konuşan Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Merkez
Bankasının İstanbul'a taşınmasına olumlu baktıklarını söyledi.
Sıcak paraya yönelik eleştiride bulunan Kaplan, sıcak paranın faiz alıp
gittiğini söyledi. Kaplan, ''Elin parasıyla cari açığın kapanmayacağını herkes
bilmelidir'' diye konuştu.
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın yumurta atan öğrencilerle
ilgili şikayette bulunduğunu duyduğunu belirten Kaplan, ''Bir an önce
şikayetinizi almanız soyadınıza yakışır'' dedi.
BDP Şırnak Milletvekili Şerafettin Halis, Diyanet İşleri Başkanlığının
''Sünni Hanefilerin'' kurumu olarak görev yaptığını iddia etti.
Alevi çalıştaylarına yönelik eleştirilerde bulunan Halis, Alevi köylerine
cami yapılmaya devam edildiğini, cemevlerinin ibadethane olması konusunda bir tek
adım atılmadığını öne sürdü.
Hükümet adına eleştirileri yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Babacan,
küresel ekonominin son derece kritik bir dönemden geçtiğini, dünya ekonomisinde
2009 yılına göre pozitif bir büyüme rakamı görülmesine rağmen önemli risklerin
gözlendiğini kaydetti.
Gelişmiş ülkelerin kamu açıkları ve borç stokları ile ilgili görülen
tablonun endişe verici boyutlara ulaştığını belirten Babacan, bankacılık
sektöründeki sıkıntıların sürdüğünü, bilançoların düzelmesinin on yıllar
alacağını vurguladı. İşsizliğin pek çok ülkede artmaya devam ettiğini belirten
Babacan, ''Özellikle son aylarda hem Amerika, hem de Avrupa Merkez bankalarının
başlatmış olduğu likidite tedbirleri, bir bakıma para basma operasyonu, dünyada
temel para birimlerinin fiyat istikrarı ile ilgili endişeleri büyütmüş durumda''
dedi.
Türkiye'de farklı bir durum olduğunu, dünyadan ve Avrupa bölgesinden
olumlu bir şekilde ayrıştığını belirten Babacan, sağlam bankacılık sektörünün
krizden çıkışta en önemli dayanak noktalarından birini oluşturduğunu ifade
etti.
Babacan, güven endekslerinin hızlı bir şekilde yükseldiğini belirterek,
tüketici ve iş dünyasının geleceğe bakışının çok yüksek bir noktada olduğunu
anlattı. Babacan, ''Türkiye, şu anda geleceğe en güvenle bakan tüketici ve iş
dünyasını barındıran ülke'' diye konuştu.
Türkiye'ye duyulan güvenin kredi temerrüt takas oranlarına yansıdığını,
bunun oldukça önemli bir gösterge olduğunu, bunun ülkelerin ne kadar güvenilir
olduğunu gösterdiğini anlatan Babacan, ''Bugün itibarıyla Türkiye'nin risk
priminin yüzde 1.3'e düştüğünü görüyoruz. Bu, AB üyesi 12 ülkeden daha düşük bir
oran'' dedi.
Babacan, bu dönemde Türkiye'nin tüm Avrupa bölgesinde borç stoğunu milli
gelirine oranla düşüren tek ülke olduğunu ifade ederek, bankacılık sektörünün
kredi hacminin geçen yılın Eylül ayından beri genişlediğini söyledi.
Takipteki kredilerde ciddi oranda azalma olduğunu, geçen Mart ayında
yüzde 10'la zirve yapan dönen çek sayısının 4-5 aydır düştüğünü kaydeden Babacan,
şöyle devam etti:
''Bu olumlu tablo Türkiye'de hızlı bir büyümeyi de beraberinde getirdi.
Büyüme oranları hem bu yıl hem gelecek yıl Türkiye'nin en hızlı büyüyecek ekonomi
olacağına işaret etmektedir. Bu büyüme aynı zamanda istihdam yaratan bir
büyümedir. Bu yılın üçüncü çeyreği ile geçen yılın üçüncü çeyreğini mukayese
edecek olursak toplam 1 milyon 87 bin kişilik istihdam artışı olmuştur. İşsizlik
oranı bu dönemde 2 puan düşmüştür. Tüm ILO ülkeleri içinde işsizlik oranı düşen
tek ülke, Türkiye'dir. En çok istihdam üreten ülke Türkiye'dir.''
Avrupa ve dünyanın pek çok ülkesindeki bütçe görüşmelerinde emekli
maaşlarının dondurulması, memur maaşlarının düşürülmesi, vergi oranlarının
artırılması gerektiğinin tartışıldığını belirten Babacan, ''Çok şükür bugün biz
büyümeyi, istihdamı konuşuyoruz. Bunun kıymetini bilmemiz lazım. Türkiye'nin şu
anda bulunduğu nokta, tüm dünyada parmakla gösterilen bir nokta. Hangi göstergeye
bakarsak bakalım Türkiye olumlu bir şekilde dünyadan ayrışmış durumda'' diye
konuştu.
Türkiye'nin enerjide yüzde 74 oranında dışa bağımlı bir ülke olduğunu
belirten Babacan, ''Türkiye üretim yapacaksa enerjiye ihtiyacı var'' dedi.
Doğalgaz ve petrol kaynakları olmadığı için Türkiye'nin enerji ithal
etmeye devam edeceğini vurgulayan Babacan, enerjinin ödemeler dengesinde önemli
bir kalem olmayı sürdüreceğini kaydetti.
''Enerji ithalatı ödemeler dengemizde önemli bir kalem olmaya devam
edecektir ve cari açığımızın oluşmasında bunun mutlaka etkisi olacak'' diyen
Babacan, Türkiye'nin hızla büyüyen yüksek teknolojili sektörlerde de girdi
bağımlılığının olduğunu, böyle de olmaya devam edeceğini kaydetti.
Başbakan Yardımcısı Babacan, önemli olanın rekabet gücünü artırarak,daha
çok katma değer üreterek Türkiye'nin cari dengede daha iyi bir ülke olmasını
sağlamak olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin son 8 yıldır hem uluslararası doğrudan hem de portföy
yatırımları açısından cazibe merkezi haline geldiğini ifade eden Babacan, 8 yıl
boyunca Türkiye'ye gelen sermaye miktarının çıkan sermayeden hep daha fazla
olduğunu dile getirdi.
Daha kalıcı sermayenin gelmesini tercih ettiklerini belirten Babacan,
şöyle devam etti:
''Bu konudaki temel yaklaşımımız şudur: Türkiye'nin dışa açık bir ekonomi
olma durumunu mutlaka korumamız lazım. Türkiye'ye gelen sermayenin daha uzun süre
kalmasını cazip kılmak da yine bizim kurumlarımızın önem verdiği konudur. Sermaye
hareketleri ile ilgili temel politikalarımız öncelikle mali disiplindir,
ihtiyatlı para politikalarıdır, yapısal reformlardır, serbest kur rejimidir,
makro ihtiyati tedbirlerdir. Özellik makro ihtiyati tedbirler konusunun altını
çiziyorum.
Şu anda sermaye hareketleri tüm dünyada tartışılan bir konudur. Özellikle
Amerikan ve Avrupa merkez bankalarının görülmemiş oranlarda para basması ve bunun
adeta karşılıksız sayabileceğimiz şekilde yapılması, özellikle Avrupa Merkez
Bankasının şeffaf olmayan yöntemlerle bunu yapması gerçekten kaygı vericidir. Tüm
kurumlarımızın bu noktada teyakkuz halinde olması gerekir. Son derece yakından
izlenmesi gereken bir konu, dikkat edilmesi gereken bir konu. Ama Türkiye'yi
içine kapatan yasakçı bir konuma girmemek gerekir. İlgili bütün kurumlarımız,
Merkez Bankamız, Hazinemiz, BDDK'mız bu konular üzerinde çalışıyor. İyi bir
koordinasyon halinde. Zamanı geldiğinde de gerekli tedbirleri alıyorlar.''
Başbakan Yardımcısı Babacan, böylesine zor bir dönemde olabilecek
gelişmelerden Türk ekonomisini yüzde 100 korunaklı kılmanın mümkün olmadığını,
dışardaki gelişmelerden Türkiye ekonomisinin az ya da çok etkileneceğini
belirtti. Babacan, ''Aksini iddia etmek kendi kendimizi kandırmaktır. Önemli olan
bu etkilenmeyi minimumda tutabilmek, bunun olumsuz etkilerinden azami şekilde
korunmamızı sağlayabilmektir. Bugüne kadar bunu gerçekleştirdik. Bu kadar
şiddetli bir krizde bambaşka bir durumdayız'' diye konuştu.
Devlet Bakanı Faruk Çelik, davet edildikleri
halde Alevi çalıştaylarına katılmayanların, bu çalışmaları sorgulamaya haklarının
olmadığını söyledi.
Çelik, TBMM Genel Kurulunda, Diyanet İşleri Başkanlığı, TİKA, Yurtdışı
Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı bütçeleri üzerine hükümet adına söz
aldı.
Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili bazı eleştirilere yanıt veren Çelik,
personel alımı, atamaları ve yer değiştirmelerinde politik davranılmadığını ifade
etti. Çelik, personel ücretlerinin merkezde farklı, taşrada farklı olduğu
yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
AK Parti hükümetinin Alevi vatandaşların sorunlarını ele aldığını
belirten Çelik, ''İlk kez Aleviler, devlet tarafından muhatap alınmış oldu''
dedi.
Bu konuda ciddi mesafe aldıklarını anlatan Çelik, ancak asıl mesafe
alınması gereken konunun, ön yargıların kırılması olduğuna dikkati çekti.
Ön yargıları çözmeye başladıklarını ve artık diyalog ortamına
girdiklerini belirten Çelik, Madımak meselesinin çözüldüğünü, din dersleri ile
ilgili konuda da belli bir noktaya gelindiğini söyledi.
Alevilere yönelik yapılan çalışmalarla ilgili eleştirilere değinen Çelik,
''Ben Türkiye'deki bütün Alevi kesimleri, siyasi partilerin tamamını davet etim.
'Çalıştaylara gelin görüşlerinizi söyleyin. Kayıtlarda, devletin hafızasında ve
önümüzdeki haftalarda kamuoyuna dağıtacağımız kitaplarda görüşleriniz yer alsın'
dedim. Davet edileceksiniz, gelmeyeceksiniz. Gelmeyip, burada yapılan çalışmaları
bilmeden tenkit edeceksiniz. Alevi çalıştaylarına katılma nezaketini dahi
göstermeyenlerin, başka yerlerde bunu sorgulamaya hakkı yoktur. Biz ciddi çalışma
yapıyoruz. İstismar ettiğiniz kesimler elinizden kayıyor'' diye konuştu.
Bakan Çelik, başka bir eleştiriyi yanıtlarken Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinin din dersleri ile ilgili kararında ''din dersleri zorunlu olmaktan
çıkarılsın'' diye bir hüküm bulunmadığını, yalnızca müfredatın yeterli olmadığı
görüşüne yer verildiğini söyledi.
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı kurulduğunu da
anımsatan Çelik, kurumun teşkilatlanmaya başladığını ifade etti. Başkanlığın
önemli görevler üstleneceğini bildiren Çelik, Avrupa'da yaşayan Türklerin
oluşturduğu ekonomik potansiyelin, Türkiye'de eğitim gören binlerce yabancı
öğrenci potansiyelinin görmezden gelinemeyeceğini kaydetti.
TİKA'nın çalışmalarına değinen Çelik, ''(TİKA harikalar yaratıyor)
diyebilirim. Önemli hizmetler sunuyor'' dedi. TİKA'nın 23 ülkede 26 koordinasyon
merkezi ile hizmetlerini sürdürdüğünü kaydeden Çelik, TİKA'nın, Dışişleri
Bakanlığının bir alternatifi değil, dış politikada önemli bir enstrüman olduğunu
ifade etti.
TİKA'nın yaygın bir coğrafyada hizmetlerini sürdürdüğünün altını çizen
Çelik, yapılan yardımların yüzde 44'ünün Türk cumhuriyetlerine olduğunu
bildirdi.
TBMM Genel Kurulunda, 2011 Yılı Merkezi Yönetim
Bütçesinin 2'nci tur görüşmeleri tamamlandı.
Genel Kurulda tamamlanan görüşmelerin ardından yapılan oylamada, Hazine
Müsteşarlığı, BDDK, SPK, TAPDK, Diyanet İşleri, TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba
Topluluklar Başkanlığı ve AB Genel Sekreterliğinin 2011 yılı bütçeleri kabul
edildi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, bugün saat 11.00'de toplanmak üzere
birleşimi kapattı. (02.54)
NOT: HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.
Babacan, ABD ve Avrupa Merkez bankalarının görülmemiş oranda para basmasının
kaygı verici olduğunu belirterek, ''Tüm kurumlarımızın bu noktada teyakkuz
halinde olması gerekir'' dedi.
Hazine Müsteşarlığı, BDDK, SPK, TAPDK, Diyanet İşleri, TİKA, Yurtdışı
Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve AB Genel Sekreterliğinin bütçelerinin
TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında AK Parti Gurubu adına söz alan
Gümüşhane Milletvekili Yahya Doğan, ''Hazinenin artık bir önemi kalmadı''
yönündeki eleştiriye katılmadığını, Hazinenin, ekonomik politikaların tespitinde
devletin kalbi olduğunu ifade etti. Doğan, Türkiye'nin ekonomik krizden az
etkilenmesinin arkasında, AK Parti iktidarının isabetli ekonomik politikalarının
olduğunu kaydetti.
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Halil Aydoğan, Türkiye'nin, OECD
ülkeleri arasında en hızlı büyümesi beklenen tek ülke olduğunu söyledi. Aydoğan,
OECD raporuna göre, Türkiye'nin, 2011-2017 yıllara arasında yüzde 6,7 oranında
büyüme sağlayacağının öngörüldüğünü vurguladı.
AK Parti Sinop Milletvekili Abdurrahman Dodurgalı, Diyanet İşleri
Başkanlığının, laiklik ilkesini göz önünde bulundurarak, siyaset üstü bir
anlayışla hizmetini sürdürdüğünü belirtti. Dodurgalı, din konusunda aydınlatırken
sağlıklı bilgileri esas alan kurumun, toplumun geldiği noktaya göre yeni bilgiler
üreterek hizmet verdiğini kaydetti.
AK Parti Yozgat Milletvekili Mehmet Çiçek, Diyanet İşleri Başkanlığının
30 yıldır beklediği kanunun çıkarıldığını, kurumun artık yeni bir kimlik
kazandığını ifade etti. Çiçek, kurumun, kaliteli yayım faaliyetleri ile din
eğitimi konusunda topluma önemli bir hizmet sunduğunu belirtti.
AK Parti Erzurum Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık, Türklerin dünyanın
dört bir yanına yayıldığını, bu nedenle Türkiye'nin de bazı sorumluluklar
üstlenmesi gerektiğini söyledi. Bu kapsamda kısa bir süre önce Yurtdışı Türkler
ve Akraba Topluluklar Başkanlığının oluşturulduğunu anımsatan Çığlık, yapılanma
süreci devam eden Başkanlığın, özellikle kurumlar arası koordinasyonu sağlayarak
önemli hizmetler vereceğini dile getirdi.
AK Parti Kırşehir Milletvekili Abdullah Çalışkan, Türkiye'siz bir AB'nin
küresel aktör olamayacağını belirtti. AB'ye üyelik sürecinde halkların
diyaloğunun da önemli olduğuna işaret eden Çalışkan, AB'nin Türk halkını, Türk
halkının da AB'ye üyelik sürecini iyi anlaması için çeşitli etkinlikler
düzenlendiğini söyledi.
AK Parti Mardin Milletvekili Cüneyt Yüksel, AB'ye tam üyelik yolunda tüm
kararlılıklarıyla ilerlediklerini, birçok reform gerçekleştirildiğini,
gerçekleştirmeye devam edeceklerini kaydetti.
Yüksel, ''Türkiye, AB üyeliğine her zamankinden daha çok yaklaşmıştır''
dedi.
BDP Grubu adına konuşan Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Merkez
Bankasının İstanbul'a taşınmasına olumlu baktıklarını söyledi.
Sıcak paraya yönelik eleştiride bulunan Kaplan, sıcak paranın faiz alıp
gittiğini söyledi. Kaplan, ''Elin parasıyla cari açığın kapanmayacağını herkes
bilmelidir'' diye konuştu.
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın yumurta atan öğrencilerle
ilgili şikayette bulunduğunu duyduğunu belirten Kaplan, ''Bir an önce
şikayetinizi almanız soyadınıza yakışır'' dedi.
BDP Şırnak Milletvekili Şerafettin Halis, Diyanet İşleri Başkanlığının
''Sünni Hanefilerin'' kurumu olarak görev yaptığını iddia etti.
Alevi çalıştaylarına yönelik eleştirilerde bulunan Halis, Alevi köylerine
cami yapılmaya devam edildiğini, cemevlerinin ibadethane olması konusunda bir tek
adım atılmadığını öne sürdü.
Hükümet adına eleştirileri yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Babacan,
küresel ekonominin son derece kritik bir dönemden geçtiğini, dünya ekonomisinde
2009 yılına göre pozitif bir büyüme rakamı görülmesine rağmen önemli risklerin
gözlendiğini kaydetti.
Gelişmiş ülkelerin kamu açıkları ve borç stokları ile ilgili görülen
tablonun endişe verici boyutlara ulaştığını belirten Babacan, bankacılık
sektöründeki sıkıntıların sürdüğünü, bilançoların düzelmesinin on yıllar
alacağını vurguladı. İşsizliğin pek çok ülkede artmaya devam ettiğini belirten
Babacan, ''Özellikle son aylarda hem Amerika, hem de Avrupa Merkez bankalarının
başlatmış olduğu likidite tedbirleri, bir bakıma para basma operasyonu, dünyada
temel para birimlerinin fiyat istikrarı ile ilgili endişeleri büyütmüş durumda''
dedi.
Türkiye'de farklı bir durum olduğunu, dünyadan ve Avrupa bölgesinden
olumlu bir şekilde ayrıştığını belirten Babacan, sağlam bankacılık sektörünün
krizden çıkışta en önemli dayanak noktalarından birini oluşturduğunu ifade
etti.
Babacan, güven endekslerinin hızlı bir şekilde yükseldiğini belirterek,
tüketici ve iş dünyasının geleceğe bakışının çok yüksek bir noktada olduğunu
anlattı. Babacan, ''Türkiye, şu anda geleceğe en güvenle bakan tüketici ve iş
dünyasını barındıran ülke'' diye konuştu.
Türkiye'ye duyulan güvenin kredi temerrüt takas oranlarına yansıdığını,
bunun oldukça önemli bir gösterge olduğunu, bunun ülkelerin ne kadar güvenilir
olduğunu gösterdiğini anlatan Babacan, ''Bugün itibarıyla Türkiye'nin risk
priminin yüzde 1.3'e düştüğünü görüyoruz. Bu, AB üyesi 12 ülkeden daha düşük bir
oran'' dedi.
Babacan, bu dönemde Türkiye'nin tüm Avrupa bölgesinde borç stoğunu milli
gelirine oranla düşüren tek ülke olduğunu ifade ederek, bankacılık sektörünün
kredi hacminin geçen yılın Eylül ayından beri genişlediğini söyledi.
Takipteki kredilerde ciddi oranda azalma olduğunu, geçen Mart ayında
yüzde 10'la zirve yapan dönen çek sayısının 4-5 aydır düştüğünü kaydeden Babacan,
şöyle devam etti:
''Bu olumlu tablo Türkiye'de hızlı bir büyümeyi de beraberinde getirdi.
Büyüme oranları hem bu yıl hem gelecek yıl Türkiye'nin en hızlı büyüyecek ekonomi
olacağına işaret etmektedir. Bu büyüme aynı zamanda istihdam yaratan bir
büyümedir. Bu yılın üçüncü çeyreği ile geçen yılın üçüncü çeyreğini mukayese
edecek olursak toplam 1 milyon 87 bin kişilik istihdam artışı olmuştur. İşsizlik
oranı bu dönemde 2 puan düşmüştür. Tüm ILO ülkeleri içinde işsizlik oranı düşen
tek ülke, Türkiye'dir. En çok istihdam üreten ülke Türkiye'dir.''
Avrupa ve dünyanın pek çok ülkesindeki bütçe görüşmelerinde emekli
maaşlarının dondurulması, memur maaşlarının düşürülmesi, vergi oranlarının
artırılması gerektiğinin tartışıldığını belirten Babacan, ''Çok şükür bugün biz
büyümeyi, istihdamı konuşuyoruz. Bunun kıymetini bilmemiz lazım. Türkiye'nin şu
anda bulunduğu nokta, tüm dünyada parmakla gösterilen bir nokta. Hangi göstergeye
bakarsak bakalım Türkiye olumlu bir şekilde dünyadan ayrışmış durumda'' diye
konuştu.
Türkiye'nin enerjide yüzde 74 oranında dışa bağımlı bir ülke olduğunu
belirten Babacan, ''Türkiye üretim yapacaksa enerjiye ihtiyacı var'' dedi.
Doğalgaz ve petrol kaynakları olmadığı için Türkiye'nin enerji ithal
etmeye devam edeceğini vurgulayan Babacan, enerjinin ödemeler dengesinde önemli
bir kalem olmayı sürdüreceğini kaydetti.
''Enerji ithalatı ödemeler dengemizde önemli bir kalem olmaya devam
edecektir ve cari açığımızın oluşmasında bunun mutlaka etkisi olacak'' diyen
Babacan, Türkiye'nin hızla büyüyen yüksek teknolojili sektörlerde de girdi
bağımlılığının olduğunu, böyle de olmaya devam edeceğini kaydetti.
Başbakan Yardımcısı Babacan, önemli olanın rekabet gücünü artırarak,daha
çok katma değer üreterek Türkiye'nin cari dengede daha iyi bir ülke olmasını
sağlamak olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin son 8 yıldır hem uluslararası doğrudan hem de portföy
yatırımları açısından cazibe merkezi haline geldiğini ifade eden Babacan, 8 yıl
boyunca Türkiye'ye gelen sermaye miktarının çıkan sermayeden hep daha fazla
olduğunu dile getirdi.
Daha kalıcı sermayenin gelmesini tercih ettiklerini belirten Babacan,
şöyle devam etti:
''Bu konudaki temel yaklaşımımız şudur: Türkiye'nin dışa açık bir ekonomi
olma durumunu mutlaka korumamız lazım. Türkiye'ye gelen sermayenin daha uzun süre
kalmasını cazip kılmak da yine bizim kurumlarımızın önem verdiği konudur. Sermaye
hareketleri ile ilgili temel politikalarımız öncelikle mali disiplindir,
ihtiyatlı para politikalarıdır, yapısal reformlardır, serbest kur rejimidir,
makro ihtiyati tedbirlerdir. Özellik makro ihtiyati tedbirler konusunun altını
çiziyorum.
Şu anda sermaye hareketleri tüm dünyada tartışılan bir konudur. Özellikle
Amerikan ve Avrupa merkez bankalarının görülmemiş oranlarda para basması ve bunun
adeta karşılıksız sayabileceğimiz şekilde yapılması, özellikle Avrupa Merkez
Bankasının şeffaf olmayan yöntemlerle bunu yapması gerçekten kaygı vericidir. Tüm
kurumlarımızın bu noktada teyakkuz halinde olması gerekir. Son derece yakından
izlenmesi gereken bir konu, dikkat edilmesi gereken bir konu. Ama Türkiye'yi
içine kapatan yasakçı bir konuma girmemek gerekir. İlgili bütün kurumlarımız,
Merkez Bankamız, Hazinemiz, BDDK'mız bu konular üzerinde çalışıyor. İyi bir
koordinasyon halinde. Zamanı geldiğinde de gerekli tedbirleri alıyorlar.''
Başbakan Yardımcısı Babacan, böylesine zor bir dönemde olabilecek
gelişmelerden Türk ekonomisini yüzde 100 korunaklı kılmanın mümkün olmadığını,
dışardaki gelişmelerden Türkiye ekonomisinin az ya da çok etkileneceğini
belirtti. Babacan, ''Aksini iddia etmek kendi kendimizi kandırmaktır. Önemli olan
bu etkilenmeyi minimumda tutabilmek, bunun olumsuz etkilerinden azami şekilde
korunmamızı sağlayabilmektir. Bugüne kadar bunu gerçekleştirdik. Bu kadar
şiddetli bir krizde bambaşka bir durumdayız'' diye konuştu.
Devlet Bakanı Faruk Çelik, davet edildikleri
halde Alevi çalıştaylarına katılmayanların, bu çalışmaları sorgulamaya haklarının
olmadığını söyledi.
Çelik, TBMM Genel Kurulunda, Diyanet İşleri Başkanlığı, TİKA, Yurtdışı
Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı bütçeleri üzerine hükümet adına söz
aldı.
Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili bazı eleştirilere yanıt veren Çelik,
personel alımı, atamaları ve yer değiştirmelerinde politik davranılmadığını ifade
etti. Çelik, personel ücretlerinin merkezde farklı, taşrada farklı olduğu
yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
AK Parti hükümetinin Alevi vatandaşların sorunlarını ele aldığını
belirten Çelik, ''İlk kez Aleviler, devlet tarafından muhatap alınmış oldu''
dedi.
Bu konuda ciddi mesafe aldıklarını anlatan Çelik, ancak asıl mesafe
alınması gereken konunun, ön yargıların kırılması olduğuna dikkati çekti.
Ön yargıları çözmeye başladıklarını ve artık diyalog ortamına
girdiklerini belirten Çelik, Madımak meselesinin çözüldüğünü, din dersleri ile
ilgili konuda da belli bir noktaya gelindiğini söyledi.
Alevilere yönelik yapılan çalışmalarla ilgili eleştirilere değinen Çelik,
''Ben Türkiye'deki bütün Alevi kesimleri, siyasi partilerin tamamını davet etim.
'Çalıştaylara gelin görüşlerinizi söyleyin. Kayıtlarda, devletin hafızasında ve
önümüzdeki haftalarda kamuoyuna dağıtacağımız kitaplarda görüşleriniz yer alsın'
dedim. Davet edileceksiniz, gelmeyeceksiniz. Gelmeyip, burada yapılan çalışmaları
bilmeden tenkit edeceksiniz. Alevi çalıştaylarına katılma nezaketini dahi
göstermeyenlerin, başka yerlerde bunu sorgulamaya hakkı yoktur. Biz ciddi çalışma
yapıyoruz. İstismar ettiğiniz kesimler elinizden kayıyor'' diye konuştu.
Bakan Çelik, başka bir eleştiriyi yanıtlarken Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinin din dersleri ile ilgili kararında ''din dersleri zorunlu olmaktan
çıkarılsın'' diye bir hüküm bulunmadığını, yalnızca müfredatın yeterli olmadığı
görüşüne yer verildiğini söyledi.
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı kurulduğunu da
anımsatan Çelik, kurumun teşkilatlanmaya başladığını ifade etti. Başkanlığın
önemli görevler üstleneceğini bildiren Çelik, Avrupa'da yaşayan Türklerin
oluşturduğu ekonomik potansiyelin, Türkiye'de eğitim gören binlerce yabancı
öğrenci potansiyelinin görmezden gelinemeyeceğini kaydetti.
TİKA'nın çalışmalarına değinen Çelik, ''(TİKA harikalar yaratıyor)
diyebilirim. Önemli hizmetler sunuyor'' dedi. TİKA'nın 23 ülkede 26 koordinasyon
merkezi ile hizmetlerini sürdürdüğünü kaydeden Çelik, TİKA'nın, Dışişleri
Bakanlığının bir alternatifi değil, dış politikada önemli bir enstrüman olduğunu
ifade etti.
TİKA'nın yaygın bir coğrafyada hizmetlerini sürdürdüğünün altını çizen
Çelik, yapılan yardımların yüzde 44'ünün Türk cumhuriyetlerine olduğunu
bildirdi.
TBMM Genel Kurulunda, 2011 Yılı Merkezi Yönetim
Bütçesinin 2'nci tur görüşmeleri tamamlandı.
Genel Kurulda tamamlanan görüşmelerin ardından yapılan oylamada, Hazine
Müsteşarlığı, BDDK, SPK, TAPDK, Diyanet İşleri, TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba
Topluluklar Başkanlığı ve AB Genel Sekreterliğinin 2011 yılı bütçeleri kabul
edildi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, bugün saat 11.00'de toplanmak üzere
birleşimi kapattı. (02.54)
NOT: HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.
