2010-12-07 - 12:41
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin seçim atmosferine girmeden önce acil bazı yasaların Meclisten çıkarılacağını kaydetti. Erdoğan, bunlar arasında bazı kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması, günlük hayata ilişkin bazı düzenlemeler ve Anayasa değişikliğine uyum yasaları bulunduğunu ifade ederek, bütçe görüşmelerinin de ay sonuna kadar tamamlanacağını anımsattı.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, ''Bölgesiyle ilgilenmenin bir ülke için eksen kaymasına işaret
etmeyeceğini'' belirterek, ''Dış politikada hiç kimse bize rota çizemez; rotayı,
istikameti yalnız ve yalnız aziz milletimiz çizer'' dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin
seçim atmosferine girmeden önce acil bazı yasaların Meclisten çıkarılacağını
kaydetti. Erdoğan, bunlar arasında bazı kamu alacaklarının yeniden
yapılandırılması, günlük hayata ilişkin bazı düzenlemeler ve Anayasa
değişikliğine uyum yasaları bulunduğunu ifade ederek, bütçe görüşmelerinin de ay
sonuna kadar tamamlanacağını anımsattı.

Meclisin sekiz yılda azami verimlilikle çalıştırdıklarını anlatan
Erdoğan, ''Aynı şekilde bu sürece devam edeceğiz'' dedi. Erdoğan, ''Muhalefet
yorulabilir, bıkabilir. Bunlar bizim lügatimizde yer almıyor. Biz son ana kadar
aşkla, şevkle çalışmaya devam edeceğiz'' dedi.

Erdoğan, Lübnan'a yaptığı ziyarete değinerek, bu ülkedeki temasları
hakkında bilgi verdi. Libya'daki programına ilişkin değerlendirmede de bulunan
Erdoğan, buralarda gördüğü coşku ve ilginin halklar arasındaki kopukluğun ne
kadar anlamsız olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Tarihi geçmişimiz olan komşu ve dost ülkelere yönelik ilgisizliğin,
kopukluğun makul bir gerekçesi olamaz. Türkiye gibi bir devlet bölgesindeki
gelişmelere kayıtsız kalamaz. Komşularıyla bölge ülkeleriyle ilişkilerini ihmal
edemez. Bölgesiyle ilgilenmek bir ülke için eksen kaymasına işaret etmez.
Bölgesine bigane kalmak eksenini yitirmekle izah edilebilir. Büyük devlet olmak
büyük düşünmekle mümkündür.

Kendi ülkesinde Sivas'ın ötesine geçemeyenler, uçağa binip yurt dışına
gidemeyenler Balkanlar'a, Ortadoğu'ya Orta Asya'ya bigane kalanlar Türkiye'nin
uluslararası çıkarlarını, milli menfaatlerini koruyamazlar.

Türkiye'yi iddialarından, çıkarlarından, tarihin yolundan uzaklaştıran
bir dış politika anlayışını hakim kılmak isteyenler sadece bu ülkeye ve bu
millete değil bölge halklarına da büyük bir haksızlık yapmış olurlar. Kimse kendi
çapsızlığını, kendi vizyonsuzluğunu, kendi yetersizliğini bölgesel ve küresel bir
güç olma gayretlerinin önüne bir engel olarak koyamaz. Sanal korkularla,
ideolojik takıntılarla Türkiye'nin uluslararası vizyonu daraltılamaz.''

Erdoğan, Wikileaks belgelerine de değinerek, şunları kaydetti:

''Özellikle Amerikan diplomasisin kendi diplomasisiyle ilgili çok ciddi
bir sorunu ortaya çıkmıştır. Kendi diplomatlarıyla çok ciddi bir sorunu ortaya
çıkmıştır. Tabii ki bu sorun birinci derecede ABD'nin sorunudur. Dünyanın bir
numaralı ülkesinin şu anda diplomaside böyle bir noktaya gelmesi gerçekten
düşündürücüdür.

Bu çapta bir olayın sıradan, önemsiz kendi halinde münferit bir hadise
gibi takdim edilmesi mümkün değildir. Yalan yanlış bilgilere, nezaketsiz
yorumlara dayanan bu yazışmaların sızdırılmasını ve yayımlanmasını bir erdem veya
şeffaflaşmayı sağlayan olumlu bir gelişme olarak göstermek isteyenler resmin
tamamını gözden kaçırmış oldular. Ortada büyük bir ciddiyetsizliğin olduğu ne
kadar açıksa birilerinin bundan farklı hesaplar içinde olduğu da o kadar
açıktır.

Sağduyu ve serinkanlılık özellikle diplomaside hayati derecede önemlidir.
Birileri diyor ki şeffaflık. Hayır. Kimse her yerde, her zaman şeffaflığı
savunamaz. Eğer birileri sır kavramını, şeffaflık kavramını sınırsız diyorsa bu
kendini inkardır. Böyle bir şey sözkonusu değildir.

Bir meseleyi daha anlamadan, önünü ardını görmeden, niyetini hedefini
analiz etmeden verilen her tepki erkendir, eksiktir. Onun için de bizler süreci
sürekli takip ediyoruz. Gelişmeleri izliyoruz, izlediğimizi ilk günden
söyledik.

Ne yazık ki anamuhalefet partisi meseleye böyle yaklaşmaktan hep kaçındı.
Daha ilk çıkan belgelerle birlikte konuyu iç politika malzemesi yapmak gibi bir
fırsatçılığını içine girdi. CHP'nin yabancı diplomatların hezeyanlarına,
yalanlarına sarılarak götürdüğü kampanyanın CHP kitlesinde bile rahatsızlık
doğurduğunu görüyoruz.''

Erdoğan, bu belgelere temkinli davranmaya devam edeceklerini de
belirterek, ''Dış politikada hiç kimse bize rota çizemez; rotayı, istikameti
yalnız ve yalnız aziz milletimiz çizer'' dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, sanal korkularla Türkiye'nin uluslararası vizyonunun daraltılamayacağını
belirterek, ''Türkiye, dış politikada ezberleri bozdu, bozmaya da devam edecek''
dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, oldukça yoğun
şekilde süren Meclis çalışmalarında tüm milletvekillerinin ortaya koydukları
gayretle seçim kampanyasına kadar olan süreci en iyi şekilde
değerlendireceklerine inandığını kaydetti.

Türkiye seçim atmosferine tam manasıyla girmeden aciliyet gösteren
yasaları çıkaracaklarını belirten Erdoğan, borçların yeniden yapılandırılmasına
ilişkin tasarı ile Borçlar ve Türk Ticaret yasa tasarılarının bu süreçte
yasalaştırılacağını söyledi. Erdoğan, Anayasa değişikliği uyum yasalarının da en
kısa sürede yasalaşacağını bildirdi.

İki hafta sürecek bir bütçe maratonunun da Meclisin gündeminde olduğunu
anımsatan Erdoğan, AK Parti hükümetlerinin hazırladığı 9. bütçenin de demokratik
olgunluk içinde, sağduyu içinde müzakere edileceğini kaydetti.

Erdoğan, ''TBMM, özellikle AK Parti Grubu'nun özverili çalışmaları
neticesinde son 8 yılda tarihi bir performans gösterdi'' dedi.

Anayasadaki seçim tarihlerine riayet ederek seçim belirsizlikleri ve
tartışmaları ile vakit kaybedilmesinin önüne geçtiklerini belirten Erdoğan, kendi
iktidarları öncesinde seçimden 3 ay sonra yeni bir seçimin telaffuz edildiğini,
seçim tarihlerinden aylar önce Meclis çalışmalarının durma noktasına geldiğini
anımsattı.

Erdoğan, ''Milletimiz, vekillerinden acil yasalar beklerken vekiller
kendi dertlerine düşüyordu. Bunların tamamına son verdik. 8 yılda Meclisi azami
verimlilik içinde çalıştırdık. Muhalefetin engellemelerine prim vermeden işimize
baktık ve son derece önemli yasaları çıkardık. Aynı şekilde bu sürece devam
edeceğiz. Meclis kapanıncaya kadar her saati değerlendirerek milletimize hizmete
devam edeceğiz'' diye konuştu.

Muhalefetin yorulabileceğini, bıkabileceğini, usanabileceğini ifade eden
Erdoğan, ''Bunlar bizim lügatimizde yer almıyor. Son ana kadar gayretle, aşkla
çalışmaya devam edeceğiz'' dedi.

Lübnan ve Libya'ya yaptığı geziler hakkında bilgi veren Erdoğan,
Lübnan'da gördüğü ilgi ve teveccühün Türkiye'nin dış politikadaki başarılı
çizgisini bir kez daha teyit ettiğini kaydetti.

Başbakan Erdoğan, Libya'da da çok büyük heyecan ve teveccühle
karşılandığını belirterek, şöyle devam etti:

''Bizim, yakın coğrafyamızda gördüğümüz ilgi, heyecan ve coşku, aslında
bölgemizde ne kadar büyük hasretin, özlemin var olduğunu gösteriyor. Sokaklara,
caddelere, dükkanlara, evlerin balkonlarına, meydanlara taşan coşku ve heyecan
halklar arasındaki, ülkeler arasındaki yüz yıllık kopukluğun, uzaklığın aslında
ne kadar manasız ve isabetsiz olduğunu ortaya koyuyor. Tarihi geçmişimiz olan
komşu ve dost ülkelere ilgisizliğin, kopukluğun makul bir gerekçesi olamaz.
Türkiye gibi bir devlet, bölgesindeki gelişmelere kayıtsız kalamaz. Komşularıyla,
bölge ülkeleri ile ilişkilerini ihmal edemez. Bölgesiyle ilgilenmek bir ülke için
eksen kaymasına işaret etmez. Bölgesine bigane (ilgisiz) kalmak eksenini
yitirmekle izah edilebilir. Büyük devlet olmak büyük düşünmekle mümkündür. Kendi
ülkesinde Sivas'ın ötesine geçemeyenler, uçağa binip yurt dışına gidemeyenler,
Balkanlara, Ortadoğu'ya, Ortaasya'ya bigane kalanlar, Türkiye'nin uluslararası
çıkarlarını, milli menfaatlerini korumayamazlar. Türkiye'yi iddialarından,
çıkarlarından tarihi rolünden uzaklaştıran bir dış politika anlayışını hakim
kılmak isteyenler sadece bu ülkeye ve bu millete değil, bölge halklarına da büyük
bir haksızlık yapmış olurlar. Kimse kendi çapsızlığını, kendi vizyonsuzluğunu,
kendi yetersizliğini, bölgesel ve küresel bir güç olma gayretlerinin önüne engel
olarak koyamaz. Sanal korkularla, ideolojik takıntılarla Türkiye'nin uluslararası
vizyonu daraltılamaz.''

Geçmişte 'irtica tehdidi var' diye Arap dili ve edebiyatı bölümlerinin,
'komünizm tehdidi var' diye Rus dili ve edebiyatı bölümlerinin kapatıldığını
belirten Erdoğan, kendisini Kafkaslar, Balkanlar, Ortadoğu'ya adamış
üniversitelerin bulunmadığını kaydetti.

Ortadoğu, Kafkasya ve Balkanların orijinal kaynaklardan değil
İngilizce'den takip edildiğini dile getiren Erdoğan, böyle olduğu için Türkiye'de
çok yaygın olan ortak isimlerin dahi İngilizce yazılışıyla aktarıldığını anlattı.
Erdoğan, ''Bildiğiniz Hüseyin'i Hoseyin, Muhammed'i Mohammad diye yazan ve
telaffuz edenler çıkıyor. Bu yabancılaşmanın, bu uzaklaşmanın, tek boyutlu dış
politikanın bize kaybettirdiği çok açık. Bugün bizim Muhammed'i Mehmet diye
kullanmamız aslında Osmanlı'nın Muhammed ismine duyduğu saygıdandır. Olur ki
yanlış, edebe aykırı bir iş olur diye önce bu ismi Mehemmed diye yumuşatmış,
zamanla bu Mehmed'e dönüştürmüştür. Bu, bizim toplumumuzun Peygamberimize olan
saygısındandır'' diye konuştu.

Arap ülkelerindeki Fransız, İngiliz, Alman yatırımları ile Arap
ülkelerinin bu ülkelerdeki yatırımlarına bakıldığında ''kaybedilenlerin sadece
bir boyutunun açık olarak görüleceğini'' ifade eden Erdoğan, ''Türkiye dış
politikada ezberleri bozdu, bozmaya da devam edecek'' diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, ABD'li diplomatların gizli yazışmalarının Wikileaks sitesinde
yayımlanmasıyla, ''Amerikan diplomasisinin diplomatlarıyla ilgili çok ciddi
sorununun ortaya çıktığını'' belirterek, ''Dünyanın bir numaralı ülkesinin
diplomaside böyle bir noktaya gelmesi gerçekten düşündürücüdür'' dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Kim hangi
yorumu yaparsa, hangi yaftayı yapıştırırsa yapıştırsın, açık açık ifade ediyorum;
bölgemizde barıştan, adaletten, dayanışma ve kardeşlikten öte hiçbir amacımız,
hedefimiz, gayemiz, niyetimiz yoktur. Haksız olana çıkıp mertçe, 'haksızsın'
dedik'' ifadesini kullandı.

Haklıyı savunmaya, haklının yanında durmaya cesaretle devam ettiklerini
belirten Erdoğan, dış politikada ülke çıkarlarını gözettikleri kadar; insanlığı,
hakkı, hukuku gözetmeye devam ettiklerini söyledi. Başbakan Erdoğan,
''Türkiye'nin dış politikasını sadece ve sadece bu millet belirler, milletten
başka hiç kimse bu ülkeye rota, istikamet çizemez'' dedi.

Erdoğan, dünyanın neresinde afet, felaket ve insani yardıma ihtiyaç
duyulan halklar varsa, bütün imkanları ile o insanlara yardım ettiklerini
söyledi.

''Artık Türkiye alan el değil, veren el olmuştur'' diyen Başbakan
Erdoğan, Haiti'ye, Şili'ye, Tiflis'e, Darfur'a, Bosna-Hersek'e, Kosova'ya,
Yunanistan'a, Somali'ye, Lübnan'a Kızılay, TİKA ve barış gücü askerleri ile
ulaştıklarını, sel felaketinde Pakistan'ın yanında olduklarını kaydetti.

Başbakan Erdoğan, Gazze'nin yaralarının sarılması için de milletçe
seferber olduklarını ifade ederek, aynı niyet ve samimiyetle, İsrail Hayfa'daki
orman yangınına da yardım ettiklerini söyledi.

''(İsrail ile meselelerimiz var) deyip, ormanların yanmasına, tabiatın
kül olmasına, insanların ölmesine seyirci kalamazdık. Bu, ne insanlığa ne de
manevi değerlerimize uygundur'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

''Biz Gazze için haykırırken, Mavi Marmara için sesimizi yükseltirken,
hangi hassasiyetle bunu yaptıysak, orman yangınına da aynı hassasiyetle yardım
elimizi uzattık. Bizim insanlığımız, manevi değerlerimiz, çocukların
öldürülmesine, sivillerin katledilmesine, yardım gemilerine korsanca
saldırılmasına karşı çıkmamızı gerektiriyor. Bizim insanlığımız, vicdanımız,
manevi değerlerimiz ölen insanlara, yanan tabiata sahip çıkmayı, onlara yardım
elini uzatmayı bize emrediyor. Eğer bu noktada kafa karışıklığı yaşayan varsa,
onlar bizi yanlış tanımışlardır. Biz Mavi Marmara'nın, oradaki 9 şehidimizin
ruhaniyeti ile ilgili hassasiyetimizi koruyoruz. Gazze'de yapılanları unutmadık.
Eğer yeni bir dönem başlatmak isteyenler varsa; önce suçunu kabul edecek, özür
dileyecek, tazminat ödeyecek, ambargolar da kalkacak.

Bu adımların atıldığını görürsek, biz de o zaman durumu değerlendiririz.
Bu adımlar atılmadığı sürece de hiç kimse bizden adım atmamızı beklemesin. Biz
kategorik düşünmüyoruz, biz kin ve nefretle hareket etmiyoruz. Bizim amacımız,
bölgede barış ve istikrarın hakim olmasıdır, adalet ve refahın tesis edilmesidir.
Biz yapılan yanlışı asla sineye çekmeyiz, asla unutmayız. Ama yanlışından dönene
de 'yok sen yanlışta ısrar et' demeyiz.''

Başbakan Erdoğan, bir süredir ABD hariciyesinin gizli yazışmalarının bir
internet sitesinde yayımlandığını anımsattı.

Söz konusu sitenin, ''250 bin gizli yazışmanın ellerinde bulunduğunu, bu
yazışmaların önemli bir kısmının Ankara'dan gönderildiğini'' ifade ettiğini
kaydeden Erdoğan, yayımlanan yazışmalarda Türkiye ve diğer ülkeler için son
derece seviyesiz, nezaketsiz ve dikkatsiz bir dil kullanıldığını bildirdi.

Yazışmaların yayımlandığı ilk gün, ''Wikileaks eteğindeki taşları
döksün'' dediğini hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:

''Belli ki buradaki diplomatlar, belli medya kuruluşlarını, çevreleri
takip ederek kendi niyet ve arzuları doğrultusunda, bir çerçeve çizmek
istemişler. Bu üslubun ötesinde, yazışmaların yayınlanması, sansürlenmesi, sadece
belli ülkelere, bölgelere, konulara ait yazışmaların yayınlanması da niyet
hakkındaki şüphelerimizi artırıyor. Abdestinden şüphesi olmayanın, namazından
şüphesi olmaz.

Özellikle Amerikan diplomasisin kendi diplomasisiyle, diplomatlarıyla
ilgili çok ciddi bir sorunu ortaya çıkmıştır. Tabii ki bu sorun birinci derecede
ABD'nin sorunudur. Dünyanın bir numaralı ülkesinin şu anda diplomaside böyle bir
noktaya gelmesi gerçekten düşündürücüdür. Bu çapta bir olayın sıradan, önemsiz,
kendi halinde münferit bir hadise gibi takdim edilmesi mümkün değildir. Yalan
yanlış bilgilere, nezaketsiz yorumlara dayanan bu yazışmaların sızdırılmasını ve
yayınlanmasını bir erdem veya şeffaflaşmayı sağlayan olumlu bir gelişme olarak
göstermek isteyenler, resmin tamamını gözden kaçırmış olurlar. Ortada büyük bir
ciddiyetsizliğin olduğu ne kadar açıksa, birilerinin bundan farklı hesaplar
içinde olduğu da o kadar açıktır.

Sağduyu ve serinkanlılık, özellikle diplomaside hayati derecede
önemlidir. Birileri diyor ki şeffaflık, hayır. Kimse her yerde, her zaman
şeffaflığı savunamaz. Eğer birileri sır ve şeffaflık kavramına sınırsız diyorsa
bu kendini inkardır. Böyle bir şey söz konusu değildir. Bir meseleyi daha
anlamadan, önünü ardını görmeden, niyetini hedefini analiz etmeden verilen her
tepki erkendir, eksiktir. Onun için de bizler süreci sürekli takip ediyoruz,
gelişmeleri izliyoruz, izlediğimizi de baştan itibaren söyledik.''(12.41)


NOT: Haberin devamına İlgili dökümanlar bölümünden ulaşılabilir.