2014-02-14 - 15:23
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. HSYK'nın yapısında değişiklik öngören Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Genel Kurul'da görüşmeleri yarım kalan AFAD ile ilgili Torba Kanun Teklifi, 18 Şubat Salı günü ele alınacak.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Yakut, birleşimi açtıktan sonra 14 Şubat Sevgililer Günü'nü kutlayarak, kısa bir konuşma yaptı.
"Sevmek; inanmaktır, yaşamaktır, sevdiği gibi olmaktır" diyen Yakut, şöyle devam etti:
"Sevmekle ikilikler kalkar, severek bir olmalara gidilir. İki gönül yoktur sevgide, tek bir kalp, tek bir gönül olunur. Sevgide son yoktur, vazgeçiş yoktur. Sevilen yaşandıkça yaşatılır. Sevginin olduğu yerde istekler son bulur. Sevmek; beklememektir, beklentilerin son bulduğu bir duraktır. Sevmek güvenmektir. Sevgilinin sözüne üzülmemeyi öğrenmek, almadan vermektir. Ağlayan gözlere şefkat ve tebessümle cevap verebilmektir sevmek. Sevginin baktığı yerde bakmak, sustuğu yerde olmaktır. Sevmek; güvenmektir, yakınlıkla, içtenlikle, doğallıkla sevginin limanı olmaktır, sevdiğinin can olmaktır, yangın olup alev alev olup gönüllere girmektir. Yakınlık, doğallık ve içtenlikle Hz. Havva ve Hz. Adem'in çocuk masumluğunu taşımak ve sevmek temennisiyle insanlığın bu özel gününü en iyi dileklerimle kutluyorum."
Tüm milletvekillerinin kendisini alkışlamasına Yakut, "TBMM'nin buna çok ihtiyacı vardı zaten, teşekkür ediyorum" karşılığını verdi.
Yakut, daha sonra 3 milletvekiline söz verdi.
CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, daha iyi yaşam koşullarına ulaşmanın yolunun bilgi ekonomisini geliştirerek Türkiye'yi orta gelir tuzağından kurtarmaktan geçtiğini belirtti. Erdemir, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen yıl Finlandiya ziyareti sırasında Angry Birds şirketi yöneticisine, "Bu kuş neden kızgın" diye sorduğunu ifade ederek, "Sayın Başbakan keşke 'bu kuş neden kızgın' diye soracağına Kızgın kuş'un başarı öyküsünü sorsaydı. Bu, 2003 yılında Helsinki Teknoloji Üniversitesi'nden mezun olan 3 öğrencinin yaratıcılığının eseri. Kızgın Kuş 650 işi istihdam edip 2 milyar tüketiciye ulaşıyor, yılda 150 milyon avro gelir elde ediyor, her yıl 45 ayakkabı kutusu dolduracak kadar katma değer yaratıyor. Türkiye'nin kızgın bir Başbakanı var ama acaba Kızgın Kuş gibi başarı öyküsü olacak mı?" dedi.
OTDÜ Teknokent'te geliştirilen bir bilgisayar oyununun dünyada tüm zamanların en iyi 100 oyunu listesinde 86. sırada yer aldığını, 2012 yılında 3 milyon dolar gelir elde ettiğini ve nitelikli istihdam yaratmaya devam ettiğini anlatan Erdemir, buna benzer başarı öykülerine her yerde ihtiyaç duyulduğunu, Bursa Yazılım Vadisi Girişimi'nin de bu amaçla yola çıkmış bir girişim olduğunu anlattı.
Erdemir, özgürlükler iklimi bozuk olan ülkenin yatırım ikliminin gelişmediğini belirterek, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İnternet Yasası'nı veto edip etmeyeceğine karar verirken aslında Türkiye'nin özgürlükler ve yatırım ikliminin ne olacağına da karar vereceğini söyledi.
MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğhan, Ahıska Türkleri ile ilgili gündemdışı konuşmasında, TBMM Başkanvekili Yakut'un romantik bir giriş yaptığını ve sevginin öneminden bahsettiğini belirterek, "Bugünlerde Türkiye'de ve Meclisimiz'de sevgi önemli. Keşke bu sevgiyi Ali İsmal Korkmaz'lara, HSYK'da kış gününde sürdüğünüz savcılara, balya balya yetim hakkı yenen yetimlere de gösterseydiniz. O zaman bu mesajınız anlamlı olurdu. Bu sevgiyi göstereceğimiz kesimlerden biri de Türkiye'deki Ahıska Türkleri'dir. Onlara gösterilen ilgi ve sevgi, Suriyelilere gösterilenlerin zerresi kadar değil" diye konuştu.
AK Parti Elazığ Milletvekili Şuay Alpay, gündemdışı konuşmasında, Elazığ'ın sorunlarına değindi. Alpay, kentte planlamaya önem verdiklerini, kentsel dönüşümü hayata geçirmek için yoğun çalımalar yaptıklarını ifade ederek, Harput'u da bu kapsamda değerlendireceklerini söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, iktidar ve muhalefet milletvekilleri arasında basın özgürlüğü konusunda tartışma yaşandı.
BDP, basın özgürlüğü önündeki engellerle ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesi için Genel Kurul'a grup önerisi getirdi. BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Türkiye'de basının özgür olmadığını savunarak, basını özgürleştirmenin Meclis'in görevi olduğunu söyledi.
Türkiye'nin basın özgürlüğüyle ilgili dünya sıralamasından kimsenin iftihar edemeyeceğini dile getiren Kaplan, "Başbakan arıyor, istediği haberi koydurtuyor. Danışman köşe yazarını görevden aldırıyor" dedi.
Kaplan, çıkar ve menfaatleri için basını bugünkü duruma düşürenleri lanetlediğini de ifade etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca da Gezi olayları sırasında Kabataş'ta saldırıya uğradığı iddia edilen Zehra Develioğlu ile ilgili görüntülerin yayınlandığını anımsatarak, Develioğlu'nun o günkü acısını bugün yeniden yaşadığını söyledi.
Kamu hukukuna uyulması gerektiğini dile getiren Kaynarca, Basın Kanunu'nda, Türk Ceza Kanunu'nda ve RTÜK Kanunu'nda düzenlemeler yapıldığını belirtti.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ise Türkiye'de ifade özgürlüğü olmadığını öne sürerek, bunda gazete yönetimleri ve sahiplerinin de payı olduğunu söyledi. Yazılı ve görsel basının sınırlandığını, şimdi de internet ve sosyal medyanın kısıtlanmak istendiğini savunan Balbay, "Bugün artık Türkiye'de patron ataması yapılıyor. Yayın organlarının patronlarının kim olacağına hükümet karar veriyorsa bütün özgürlükler sıfırla çarpılmış demektir, basın özgürlüğü yoktur" diye konuştu.
Ak Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, BDP'nin önerisinin aleyhindeki konuşmasının başında, Hasip Kaplan'ın konuşmasından sonra Genel Kurul salonundan ayrılmasını ve sonra tekrar gelmesini eleştirdi.
Tayyar'ın sözlerine tepki gösteren Kaplan, yerinden ayağa kalkarak, Başkanvekili Sadık Yakut'tan Tayyar'ı uyarmasını istedi.
Tayyar, Kaplan'a konuşmasından sonra söz isteyebileceğini belirtirken, Kaplan'ın, Tayyar'a, "Alçak, pislik" dediği duyuldu. Tayyar da Kaplan'a, "Terbiyesizlik, ahlaksızlık yapma" diye karşılık verdi. Tayyar ve Kaplan arasındaki gerginliğin tırmanması üzerine Yakut, birleşime ara verdi. Bu sırada Kaplan'ın üzerine yürümek isteyen Tayyar'ı araya giren milletvekilleri durdurdu.
Aranın ardından konuşmasına devam eden Tayyar, "Bunların yaşanmasını arzu etmezdim. Şahsımı hedef alan ağır sözleri sahibine iade ediyorum" dedi.
Basın özgürlüğünün öteden beri Türkiye'de kötürüm yapıda olduğunu belirten Tayyar, medyanın yıllarca vesayetçi anlayışın kaldıracı gibi hareket ettiğini söyledi. Milliyet Gazetesi'nde muhabirlik yaparken dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz'ın talimatıyla işten atıldığını belirten Tayyar, "Medya kendi iç hesaplaşmalarını siyasiler üzerinden yürütür. Hasan Cemal'in gazetesinden ayrılmasının ne Başbakan ile ne hükümetle uzaktan yakından ilgisi yoktur" diye konuştu.
Ergenekon ve Balyoz davası sürecinde gazetecilere dava açıldığını anlatan Tayyar, kendisinin de 4 ayrı davada 65 ay hapis cezası aldığını kaydetti. Tayyar, CHP sıralarına, "Bu memlekette her şeyi söylüyorsunuz ama darbeciden gazeteci yapan sizsiniz. Silivri'den buraya tünel kazdınız. Ben yıllarca gazetecilik yaptım jandarma istihbaratın göbeğinde akıl hocalığı yapmadım" diye seslendi.
Sataşma gerekçesiyle söz alan Balbay, "Her şeye darbe demekten vazgeçin. Hakkında hapis istendi diye 'basın özgürlüğüne darbe' diyor. Ben 5 yıl demir parmaklıklar arkasında yattım" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise basın özgürlüğünün olmazsa olmaz kural olduğunu vurgulayarak, "Ama basın özgürlüğü, Genelkurmay Başkanlığı'nda 'Bunlarla bu iş olmaz. Daha ne duruyorsunuz' demek, onlara yol haritası çizmek değildir. Bizim yaşadığımız darbenin en önemli unsurlarından biri, basının bazı demokratik olmayan kuvvetleri tahrik etmesidir" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise Türkiye'nin basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 154. sırada olduğunu belirterek, "Başbakan'ın gazetelerde, televizyonlarda sansür görevlileri var" dedi.
BDP'nin grup önerisi reddedildi.
MHP'nin, Türkiye'de vatandaşların borçlarına yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.
MHP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanmaması üzerine önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Türkiye'de tüm kesimlerin borca battığını ileri sürerek, sorunun ciddi boyutta olduğunu söyledi. İktidarın, ortaya çıkan konuşma tapelerinde "havuz doldurma derdinde" olduğunu savunan Günal, "Bize gelince laf olsun, size gelince torba dolsun..." dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, cebindekini harcamaya korkan bir ülkeden bugün cebindekini harcamaktan korkmayan, ülkenin istikrarına güvenen ülkenin ortaya çıktığını, milli gelire uygun olarak borçlanmanın da yükseldiğini söyledi. "Dün doğan çocuk 5 bin dolar borçla doğuyordu, bugün doğan çocuk 10 bin dolar mili gelirle doğuyor" diyen Külünk, ekonomik ve siyasi istikrar olan Türkiye'de borçlanmanın tehdit oluşturmadığını savundu.
CHP Manisa Milletvekli Hasan Ören, öneri lehinde yaptığı konuşmada, iktidarın ekonomiyle ilgili söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını savunarak, "İnsanların durumunu daha iyiye kavuşturduysanız protestolu senet sayısı, icra dosyası sayısı neden arttı? 2002'de doğan her çocuğun 2 bin 200 dolar borcu varken, 2013 yılı sonu itibarıyle 4 bin 200 dolar borcu var. Getirdiğiniz nokta işte bu...2002'de tüm borç 47 milyar iken, geldiğiniz noktada toplam borç 1 trilyon dolardır. Bu paralar 17 Aralık'ta açıklanan soyguna gitti. Günü gelecek onun da hesabını vereceksiniz" diye konuştu.
AK Parti Çorum Milletvekili Cahit Bağcı, gelir dağılımında düzelme olduğunu, genel olarak ekonominin iyi seyir izlediğini belirterek, "Borçlanma kötü bir şey değildir. Borcun nereye kanalize edildiği, hangi yatırımların finansmanında kullanıldığını görmek lazım. Hem özel hem kamu kesimi borçlarında Türkiye olumlu noktadadır" görüşünü kaydetti.
Konuşmaların ardından MHP'nin grup önerisi reddedildi.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar, taşeron işçilerin sorunlarına ciddi anlamda neşter vuracak, kıdem tazminatı, çalışma koşulları ve örgütlenme hakkıyla ilgili önemli kazanımlar getirecek çalışmanın tamamlandığını ve Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldığını söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda CHP, tareşon işçilerin sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini grup önerisi olarak getirdi.
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, kamuda taşeron işçiliğe imkan olduğunu, ancak AK Parti'nin bunu genel uygulama haline getirdiğini ifade etti.
AK Parti iktidarında çalışanları köleleştirme, antisendikal yapı oluşturma ve ücretleri bastırma arzusunun tam olarak gerçekleşmeye başladığını savunan Çetin, "Taşeron sistemi, örgütlü yapıları tehdit ettiği için sizin gibi yaptığından korkan siyasal iktidarların işine geliyor" dedi.
İktidarın taşeronların haklarına göz atmasını isteyen Çetin, "Havuzunuza para akıtan patronların, ortaçağ koşullarında işçi çalıştırarak zenginleşen işverenlerin isteklerine boyun eğeceğinize, iktidar oluşunuzun felsefesini açıklarken 'emeğin hakkı, alınteri kurumadan verilecek' demiştiniz..." diye konuştu.
HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de taşeron uygulamasının istisna olarak başladığını ve 2002'de 350 bin olan taşeron işçi sayısını bugün 1 milyon 700 bine ulaştığını belirtti.
Taşeronlaşmanın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ilk imzaladığı yasa olduğunu ifade eden Önder, "Taşeronluk sizler için kar kapısı, emekçiler için şer kapısına döndü. Bu uygulama iş cinayetlerinin üzerine örtülmüş faşizan örtüdür" dedi.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ise taşeronlaşmadaki yaygınlaşmayla güvenceli istihdamın yok edildiğini dile getirdi.
Taşeron işçilerin seslerini çıkaramadığını, maaşlarını düzenli alamadığını anlatan Kalaycı, "Bu insan ticareti, köle sistemi değil mi? Taşeron işçiler kölelikten bıktı. Yıllarca çalışmalarına rağmen maaşları asgari ücret düzeyinde" diye konuştu.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar ise muhalefet partilerinin belediyelerinde de taşeron uygulaması olduğunu söyledi.
Emeğin kutsal olduğuna ve korunması gerektiğine inanan siyasi kadro olduklarını belirten Kaçar, "Taşeron işçilerle ilgili Çalışma Bakanlığı bünyesinde ilgili sosyal taraflarla yürütülen çalışma tamamlanmış durumda. Taşeronların sorunlarına ciddi anlamda neşter vuracak, gerek kıdem tazminatı gerek çalışma koşulları gerek örgütlenme hakkıyla ilgili önemli kazanımlar getirecek çalışma tamamlandı ve Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldı" dedi.
Kaçar, düzenlemenin en kısa sürede Meclis'e geleceğine ve yüzbinlerce çalışanın mağduriyetinin son bulacağına dair inancını dile getirdi.
CHP'nin grup önerisi reddedildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, muhalefet, HSYK yasa teklifinin "Anayasa'ya aykırı" olduğu gerekçesiyle itiraz etti.
TBMM Genel Kurulu'nda, grup önerilerinin ardından gündeme geçildi. HSYK yasa teklifi için Komisyon ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın yerine oturmasının ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, teklifin 21 maddesinin daha önce kabul edildiğini belirterek, düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğunu savundu. "Ne değişti de teklif yeniden görüşülüyor?" diye soran Hamzaçebi, Adalet Bakanı Bozdağ'ın kendilerini bilgilendirmesini isteyerek, stratejilerini buna göre belirleyeceklerini kaydetti.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, halk oyuyla değiştirilen bir düzenlemenin yasal düzenlemeyle değiştirilemeyeceğini savunurken, BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da teklifin görüşmelerine ilişkin itirazda bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise Anayasa'nın HSYK ile ilgili maddesine işaret ederek, Anayasa'ya aykırı bir durumun olmadığını ve teklifin görüşmelerine kaldığı yerden devam etmesi gerektiğini söyledi.
Hamzaçebi, yeniden söz alarak, "Anayasa'ya aykırılık iddiası bu kadar güçlüyken görüşmelere devam etmek yanlış. Görüşmelere ara verin. Anayasa'ya aykırılık konusunda Hükümet'in alacağı tavrı bilmeden görüşmeleri devam ettirmek doğru olmaz" dedi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'a, "Yasayı niye çektiniz Sayın Bakan?" diye sordu.
Bozdağ, görüşülen düzenlemenin yasa teklifi olduğunu, görüşmelerin Meclis'in uhdesinde bulunduğunu belirterek, düzenlemede Anayasa'ya aykırılık düşünmediklerini söyledi. Bozdağ, Anayasa'nın HSYK ile ilgili maddesine de uygun olduğunu, "Durması anayasa alakalı değil. Teklif, Anayasa'ya uygun hükümler içeriyor. Teklif üzerinde Komisyon'da bazı değişiklikler yapıldı, Genel Kurul'da da bazı değişiklikler yapılması mümkündür. Teklifin görüşmelerinin durmasının Anayasa ile alakası yok. Çekilen bir şey yok" diye konuştu.
CHP'li Hamzaçebi'nin itirazlarını sürdürmesi üzerine Yakut, "Görüşmelere devam etmek durumundayız. Ara verelim, Sayın Bakan sizi bilgilendirsin" diyerek Bakan Bozdağ ve grup başkanvekillerini görüşmeye çağırdı.
Yakut, birleşime ara verdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, HSYK yasa teklifinin görüşmelerine geçildi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'un, muhalefetin itirazları üzerine verdiği ve 45 dakika süren arada, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile muhalefet partilerinin grup başkanvekilleri, Başkanlık Divanı arkasında bir araya geldi. Yakut, birleşimi açtıktan sonra muhalefete söz verdi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, verilen arada Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın teklifte yapmayı düşündükleri değişiklikler konusunda gruplara bilgi verdiğini belirterek, "Bu, tamamen Bakanı dinleme mahiyetinde bir görüşmeydi. Maddelere yönelik müzakere yapılmadı. Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürdüğümüz bazı düzenlemeler konusunda Hükümet adım atıyor ama halen Anayasaya aykırılığı çok açık olan bazı düzenlemeler teklifte olduğu gibi korunuyor. Örneğin, teftiş kurulu başkanının, başkan yardımcılarının atanması, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte teftiş kurulu başkan ve yardımcılarının görevinin sona ermesi ve benzeri bazı düzenlemelerdeki anayasaya aykırılıklar devam ediyor. Sayın Bakan sadece bilgi verdi, müzakere yapmadık. Sayın Bakan'a verdikleri bilgiler için teşekkür ediyorum" diye konuştu.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal da Bozdağ'ın HSYK ile ilgili yasa teklifinde iyileştirici önergelerle düzenlemeler yapılacağına dair bilgi verdiğini belirterek kendisine teşekkür etti. Bal, "Ama özü itibarıyla teklifin Anayasaya aykırılığı konusundaki görüşümüz devam etmektedir" dedi.
Konuşmaların ardında teklifin görüşmelerine geçildi. "Temel kanun" olarak iki bölüm halinde görüşülen teklifin 21 maddesi, daha önce kabul edilmişti. Teklifin 22. maddesi üzerinde verilen önerge üzerinde söz alan CHP istanbul Milletvekili Mahmut Tanal, iktidarın da "paralel yapı"nın da hedefinin laik Cumhuriyeti yok etmek olduğunu ileri sürdü. Kendisi hakkında Meclis'e gelen fezlekeyi Adalet Bakanı Bozdağ'a gösteren Tanal, "Yüreğiniz varsa, yargınıza, polisinize güveniyorsanız sizin fezlekenizi de getirin yargılanalım" diye konuştu.
Tanal'ın süresi bitmesine rağmen konuşmasını sürdürmesi üzerine Başkanvekili Yakut, birleşime bir saat ara verdi.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
"Sevmek; inanmaktır, yaşamaktır, sevdiği gibi olmaktır" diyen Yakut, şöyle devam etti:
"Sevmekle ikilikler kalkar, severek bir olmalara gidilir. İki gönül yoktur sevgide, tek bir kalp, tek bir gönül olunur. Sevgide son yoktur, vazgeçiş yoktur. Sevilen yaşandıkça yaşatılır. Sevginin olduğu yerde istekler son bulur. Sevmek; beklememektir, beklentilerin son bulduğu bir duraktır. Sevmek güvenmektir. Sevgilinin sözüne üzülmemeyi öğrenmek, almadan vermektir. Ağlayan gözlere şefkat ve tebessümle cevap verebilmektir sevmek. Sevginin baktığı yerde bakmak, sustuğu yerde olmaktır. Sevmek; güvenmektir, yakınlıkla, içtenlikle, doğallıkla sevginin limanı olmaktır, sevdiğinin can olmaktır, yangın olup alev alev olup gönüllere girmektir. Yakınlık, doğallık ve içtenlikle Hz. Havva ve Hz. Adem'in çocuk masumluğunu taşımak ve sevmek temennisiyle insanlığın bu özel gününü en iyi dileklerimle kutluyorum."
Tüm milletvekillerinin kendisini alkışlamasına Yakut, "TBMM'nin buna çok ihtiyacı vardı zaten, teşekkür ediyorum" karşılığını verdi.
Yakut, daha sonra 3 milletvekiline söz verdi.
CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, daha iyi yaşam koşullarına ulaşmanın yolunun bilgi ekonomisini geliştirerek Türkiye'yi orta gelir tuzağından kurtarmaktan geçtiğini belirtti. Erdemir, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen yıl Finlandiya ziyareti sırasında Angry Birds şirketi yöneticisine, "Bu kuş neden kızgın" diye sorduğunu ifade ederek, "Sayın Başbakan keşke 'bu kuş neden kızgın' diye soracağına Kızgın kuş'un başarı öyküsünü sorsaydı. Bu, 2003 yılında Helsinki Teknoloji Üniversitesi'nden mezun olan 3 öğrencinin yaratıcılığının eseri. Kızgın Kuş 650 işi istihdam edip 2 milyar tüketiciye ulaşıyor, yılda 150 milyon avro gelir elde ediyor, her yıl 45 ayakkabı kutusu dolduracak kadar katma değer yaratıyor. Türkiye'nin kızgın bir Başbakanı var ama acaba Kızgın Kuş gibi başarı öyküsü olacak mı?" dedi.
OTDÜ Teknokent'te geliştirilen bir bilgisayar oyununun dünyada tüm zamanların en iyi 100 oyunu listesinde 86. sırada yer aldığını, 2012 yılında 3 milyon dolar gelir elde ettiğini ve nitelikli istihdam yaratmaya devam ettiğini anlatan Erdemir, buna benzer başarı öykülerine her yerde ihtiyaç duyulduğunu, Bursa Yazılım Vadisi Girişimi'nin de bu amaçla yola çıkmış bir girişim olduğunu anlattı.
Erdemir, özgürlükler iklimi bozuk olan ülkenin yatırım ikliminin gelişmediğini belirterek, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İnternet Yasası'nı veto edip etmeyeceğine karar verirken aslında Türkiye'nin özgürlükler ve yatırım ikliminin ne olacağına da karar vereceğini söyledi.
MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğhan, Ahıska Türkleri ile ilgili gündemdışı konuşmasında, TBMM Başkanvekili Yakut'un romantik bir giriş yaptığını ve sevginin öneminden bahsettiğini belirterek, "Bugünlerde Türkiye'de ve Meclisimiz'de sevgi önemli. Keşke bu sevgiyi Ali İsmal Korkmaz'lara, HSYK'da kış gününde sürdüğünüz savcılara, balya balya yetim hakkı yenen yetimlere de gösterseydiniz. O zaman bu mesajınız anlamlı olurdu. Bu sevgiyi göstereceğimiz kesimlerden biri de Türkiye'deki Ahıska Türkleri'dir. Onlara gösterilen ilgi ve sevgi, Suriyelilere gösterilenlerin zerresi kadar değil" diye konuştu.
AK Parti Elazığ Milletvekili Şuay Alpay, gündemdışı konuşmasında, Elazığ'ın sorunlarına değindi. Alpay, kentte planlamaya önem verdiklerini, kentsel dönüşümü hayata geçirmek için yoğun çalımalar yaptıklarını ifade ederek, Harput'u da bu kapsamda değerlendireceklerini söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, iktidar ve muhalefet milletvekilleri arasında basın özgürlüğü konusunda tartışma yaşandı.
BDP, basın özgürlüğü önündeki engellerle ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesi için Genel Kurul'a grup önerisi getirdi. BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Türkiye'de basının özgür olmadığını savunarak, basını özgürleştirmenin Meclis'in görevi olduğunu söyledi.
Türkiye'nin basın özgürlüğüyle ilgili dünya sıralamasından kimsenin iftihar edemeyeceğini dile getiren Kaplan, "Başbakan arıyor, istediği haberi koydurtuyor. Danışman köşe yazarını görevden aldırıyor" dedi.
Kaplan, çıkar ve menfaatleri için basını bugünkü duruma düşürenleri lanetlediğini de ifade etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca da Gezi olayları sırasında Kabataş'ta saldırıya uğradığı iddia edilen Zehra Develioğlu ile ilgili görüntülerin yayınlandığını anımsatarak, Develioğlu'nun o günkü acısını bugün yeniden yaşadığını söyledi.
Kamu hukukuna uyulması gerektiğini dile getiren Kaynarca, Basın Kanunu'nda, Türk Ceza Kanunu'nda ve RTÜK Kanunu'nda düzenlemeler yapıldığını belirtti.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ise Türkiye'de ifade özgürlüğü olmadığını öne sürerek, bunda gazete yönetimleri ve sahiplerinin de payı olduğunu söyledi. Yazılı ve görsel basının sınırlandığını, şimdi de internet ve sosyal medyanın kısıtlanmak istendiğini savunan Balbay, "Bugün artık Türkiye'de patron ataması yapılıyor. Yayın organlarının patronlarının kim olacağına hükümet karar veriyorsa bütün özgürlükler sıfırla çarpılmış demektir, basın özgürlüğü yoktur" diye konuştu.
Ak Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, BDP'nin önerisinin aleyhindeki konuşmasının başında, Hasip Kaplan'ın konuşmasından sonra Genel Kurul salonundan ayrılmasını ve sonra tekrar gelmesini eleştirdi.
Tayyar'ın sözlerine tepki gösteren Kaplan, yerinden ayağa kalkarak, Başkanvekili Sadık Yakut'tan Tayyar'ı uyarmasını istedi.
Tayyar, Kaplan'a konuşmasından sonra söz isteyebileceğini belirtirken, Kaplan'ın, Tayyar'a, "Alçak, pislik" dediği duyuldu. Tayyar da Kaplan'a, "Terbiyesizlik, ahlaksızlık yapma" diye karşılık verdi. Tayyar ve Kaplan arasındaki gerginliğin tırmanması üzerine Yakut, birleşime ara verdi. Bu sırada Kaplan'ın üzerine yürümek isteyen Tayyar'ı araya giren milletvekilleri durdurdu.
Aranın ardından konuşmasına devam eden Tayyar, "Bunların yaşanmasını arzu etmezdim. Şahsımı hedef alan ağır sözleri sahibine iade ediyorum" dedi.
Basın özgürlüğünün öteden beri Türkiye'de kötürüm yapıda olduğunu belirten Tayyar, medyanın yıllarca vesayetçi anlayışın kaldıracı gibi hareket ettiğini söyledi. Milliyet Gazetesi'nde muhabirlik yaparken dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz'ın talimatıyla işten atıldığını belirten Tayyar, "Medya kendi iç hesaplaşmalarını siyasiler üzerinden yürütür. Hasan Cemal'in gazetesinden ayrılmasının ne Başbakan ile ne hükümetle uzaktan yakından ilgisi yoktur" diye konuştu.
Ergenekon ve Balyoz davası sürecinde gazetecilere dava açıldığını anlatan Tayyar, kendisinin de 4 ayrı davada 65 ay hapis cezası aldığını kaydetti. Tayyar, CHP sıralarına, "Bu memlekette her şeyi söylüyorsunuz ama darbeciden gazeteci yapan sizsiniz. Silivri'den buraya tünel kazdınız. Ben yıllarca gazetecilik yaptım jandarma istihbaratın göbeğinde akıl hocalığı yapmadım" diye seslendi.
Sataşma gerekçesiyle söz alan Balbay, "Her şeye darbe demekten vazgeçin. Hakkında hapis istendi diye 'basın özgürlüğüne darbe' diyor. Ben 5 yıl demir parmaklıklar arkasında yattım" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise basın özgürlüğünün olmazsa olmaz kural olduğunu vurgulayarak, "Ama basın özgürlüğü, Genelkurmay Başkanlığı'nda 'Bunlarla bu iş olmaz. Daha ne duruyorsunuz' demek, onlara yol haritası çizmek değildir. Bizim yaşadığımız darbenin en önemli unsurlarından biri, basının bazı demokratik olmayan kuvvetleri tahrik etmesidir" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise Türkiye'nin basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 154. sırada olduğunu belirterek, "Başbakan'ın gazetelerde, televizyonlarda sansür görevlileri var" dedi.
BDP'nin grup önerisi reddedildi.
MHP'nin, Türkiye'de vatandaşların borçlarına yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.
MHP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanmaması üzerine önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Türkiye'de tüm kesimlerin borca battığını ileri sürerek, sorunun ciddi boyutta olduğunu söyledi. İktidarın, ortaya çıkan konuşma tapelerinde "havuz doldurma derdinde" olduğunu savunan Günal, "Bize gelince laf olsun, size gelince torba dolsun..." dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, cebindekini harcamaya korkan bir ülkeden bugün cebindekini harcamaktan korkmayan, ülkenin istikrarına güvenen ülkenin ortaya çıktığını, milli gelire uygun olarak borçlanmanın da yükseldiğini söyledi. "Dün doğan çocuk 5 bin dolar borçla doğuyordu, bugün doğan çocuk 10 bin dolar mili gelirle doğuyor" diyen Külünk, ekonomik ve siyasi istikrar olan Türkiye'de borçlanmanın tehdit oluşturmadığını savundu.
CHP Manisa Milletvekli Hasan Ören, öneri lehinde yaptığı konuşmada, iktidarın ekonomiyle ilgili söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını savunarak, "İnsanların durumunu daha iyiye kavuşturduysanız protestolu senet sayısı, icra dosyası sayısı neden arttı? 2002'de doğan her çocuğun 2 bin 200 dolar borcu varken, 2013 yılı sonu itibarıyle 4 bin 200 dolar borcu var. Getirdiğiniz nokta işte bu...2002'de tüm borç 47 milyar iken, geldiğiniz noktada toplam borç 1 trilyon dolardır. Bu paralar 17 Aralık'ta açıklanan soyguna gitti. Günü gelecek onun da hesabını vereceksiniz" diye konuştu.
AK Parti Çorum Milletvekili Cahit Bağcı, gelir dağılımında düzelme olduğunu, genel olarak ekonominin iyi seyir izlediğini belirterek, "Borçlanma kötü bir şey değildir. Borcun nereye kanalize edildiği, hangi yatırımların finansmanında kullanıldığını görmek lazım. Hem özel hem kamu kesimi borçlarında Türkiye olumlu noktadadır" görüşünü kaydetti.
Konuşmaların ardından MHP'nin grup önerisi reddedildi.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar, taşeron işçilerin sorunlarına ciddi anlamda neşter vuracak, kıdem tazminatı, çalışma koşulları ve örgütlenme hakkıyla ilgili önemli kazanımlar getirecek çalışmanın tamamlandığını ve Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldığını söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda CHP, tareşon işçilerin sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini grup önerisi olarak getirdi.
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, kamuda taşeron işçiliğe imkan olduğunu, ancak AK Parti'nin bunu genel uygulama haline getirdiğini ifade etti.
AK Parti iktidarında çalışanları köleleştirme, antisendikal yapı oluşturma ve ücretleri bastırma arzusunun tam olarak gerçekleşmeye başladığını savunan Çetin, "Taşeron sistemi, örgütlü yapıları tehdit ettiği için sizin gibi yaptığından korkan siyasal iktidarların işine geliyor" dedi.
İktidarın taşeronların haklarına göz atmasını isteyen Çetin, "Havuzunuza para akıtan patronların, ortaçağ koşullarında işçi çalıştırarak zenginleşen işverenlerin isteklerine boyun eğeceğinize, iktidar oluşunuzun felsefesini açıklarken 'emeğin hakkı, alınteri kurumadan verilecek' demiştiniz..." diye konuştu.
HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de taşeron uygulamasının istisna olarak başladığını ve 2002'de 350 bin olan taşeron işçi sayısını bugün 1 milyon 700 bine ulaştığını belirtti.
Taşeronlaşmanın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ilk imzaladığı yasa olduğunu ifade eden Önder, "Taşeronluk sizler için kar kapısı, emekçiler için şer kapısına döndü. Bu uygulama iş cinayetlerinin üzerine örtülmüş faşizan örtüdür" dedi.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ise taşeronlaşmadaki yaygınlaşmayla güvenceli istihdamın yok edildiğini dile getirdi.
Taşeron işçilerin seslerini çıkaramadığını, maaşlarını düzenli alamadığını anlatan Kalaycı, "Bu insan ticareti, köle sistemi değil mi? Taşeron işçiler kölelikten bıktı. Yıllarca çalışmalarına rağmen maaşları asgari ücret düzeyinde" diye konuştu.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar ise muhalefet partilerinin belediyelerinde de taşeron uygulaması olduğunu söyledi.
Emeğin kutsal olduğuna ve korunması gerektiğine inanan siyasi kadro olduklarını belirten Kaçar, "Taşeron işçilerle ilgili Çalışma Bakanlığı bünyesinde ilgili sosyal taraflarla yürütülen çalışma tamamlanmış durumda. Taşeronların sorunlarına ciddi anlamda neşter vuracak, gerek kıdem tazminatı gerek çalışma koşulları gerek örgütlenme hakkıyla ilgili önemli kazanımlar getirecek çalışma tamamlandı ve Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldı" dedi.
Kaçar, düzenlemenin en kısa sürede Meclis'e geleceğine ve yüzbinlerce çalışanın mağduriyetinin son bulacağına dair inancını dile getirdi.
CHP'nin grup önerisi reddedildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, muhalefet, HSYK yasa teklifinin "Anayasa'ya aykırı" olduğu gerekçesiyle itiraz etti.
TBMM Genel Kurulu'nda, grup önerilerinin ardından gündeme geçildi. HSYK yasa teklifi için Komisyon ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın yerine oturmasının ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, teklifin 21 maddesinin daha önce kabul edildiğini belirterek, düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğunu savundu. "Ne değişti de teklif yeniden görüşülüyor?" diye soran Hamzaçebi, Adalet Bakanı Bozdağ'ın kendilerini bilgilendirmesini isteyerek, stratejilerini buna göre belirleyeceklerini kaydetti.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, halk oyuyla değiştirilen bir düzenlemenin yasal düzenlemeyle değiştirilemeyeceğini savunurken, BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da teklifin görüşmelerine ilişkin itirazda bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise Anayasa'nın HSYK ile ilgili maddesine işaret ederek, Anayasa'ya aykırı bir durumun olmadığını ve teklifin görüşmelerine kaldığı yerden devam etmesi gerektiğini söyledi.
Hamzaçebi, yeniden söz alarak, "Anayasa'ya aykırılık iddiası bu kadar güçlüyken görüşmelere devam etmek yanlış. Görüşmelere ara verin. Anayasa'ya aykırılık konusunda Hükümet'in alacağı tavrı bilmeden görüşmeleri devam ettirmek doğru olmaz" dedi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'a, "Yasayı niye çektiniz Sayın Bakan?" diye sordu.
Bozdağ, görüşülen düzenlemenin yasa teklifi olduğunu, görüşmelerin Meclis'in uhdesinde bulunduğunu belirterek, düzenlemede Anayasa'ya aykırılık düşünmediklerini söyledi. Bozdağ, Anayasa'nın HSYK ile ilgili maddesine de uygun olduğunu, "Durması anayasa alakalı değil. Teklif, Anayasa'ya uygun hükümler içeriyor. Teklif üzerinde Komisyon'da bazı değişiklikler yapıldı, Genel Kurul'da da bazı değişiklikler yapılması mümkündür. Teklifin görüşmelerinin durmasının Anayasa ile alakası yok. Çekilen bir şey yok" diye konuştu.
CHP'li Hamzaçebi'nin itirazlarını sürdürmesi üzerine Yakut, "Görüşmelere devam etmek durumundayız. Ara verelim, Sayın Bakan sizi bilgilendirsin" diyerek Bakan Bozdağ ve grup başkanvekillerini görüşmeye çağırdı.
Yakut, birleşime ara verdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, HSYK yasa teklifinin görüşmelerine geçildi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'un, muhalefetin itirazları üzerine verdiği ve 45 dakika süren arada, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile muhalefet partilerinin grup başkanvekilleri, Başkanlık Divanı arkasında bir araya geldi. Yakut, birleşimi açtıktan sonra muhalefete söz verdi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, verilen arada Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın teklifte yapmayı düşündükleri değişiklikler konusunda gruplara bilgi verdiğini belirterek, "Bu, tamamen Bakanı dinleme mahiyetinde bir görüşmeydi. Maddelere yönelik müzakere yapılmadı. Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürdüğümüz bazı düzenlemeler konusunda Hükümet adım atıyor ama halen Anayasaya aykırılığı çok açık olan bazı düzenlemeler teklifte olduğu gibi korunuyor. Örneğin, teftiş kurulu başkanının, başkan yardımcılarının atanması, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte teftiş kurulu başkan ve yardımcılarının görevinin sona ermesi ve benzeri bazı düzenlemelerdeki anayasaya aykırılıklar devam ediyor. Sayın Bakan sadece bilgi verdi, müzakere yapmadık. Sayın Bakan'a verdikleri bilgiler için teşekkür ediyorum" diye konuştu.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal da Bozdağ'ın HSYK ile ilgili yasa teklifinde iyileştirici önergelerle düzenlemeler yapılacağına dair bilgi verdiğini belirterek kendisine teşekkür etti. Bal, "Ama özü itibarıyla teklifin Anayasaya aykırılığı konusundaki görüşümüz devam etmektedir" dedi.
Konuşmaların ardında teklifin görüşmelerine geçildi. "Temel kanun" olarak iki bölüm halinde görüşülen teklifin 21 maddesi, daha önce kabul edilmişti. Teklifin 22. maddesi üzerinde verilen önerge üzerinde söz alan CHP istanbul Milletvekili Mahmut Tanal, iktidarın da "paralel yapı"nın da hedefinin laik Cumhuriyeti yok etmek olduğunu ileri sürdü. Kendisi hakkında Meclis'e gelen fezlekeyi Adalet Bakanı Bozdağ'a gösteren Tanal, "Yüreğiniz varsa, yargınıza, polisinize güveniyorsanız sizin fezlekenizi de getirin yargılanalım" diye konuştu.
Tanal'ın süresi bitmesine rağmen konuşmasını sürdürmesi üzerine Başkanvekili Yakut, birleşime bir saat ara verdi.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
