2010-06-08 - 12:10
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, MHP'nin, İsrail'in yardım gemisine yaptığı saldırıyı duyduğu andan itibaren gösterdiği tepkinin arkasında olduğunu ifade etti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Irak'ta yıllardır süren kanlı oyunlara göz yumanların,
Türkmenlerin ezilip horlanmalarına aldırmayanların, Mehmetçiklere bir cenaze merasimini
bile çok görenlerin, Allah'ı zikredenleri eleştirenlerin yalnızca Gazze üzerinden Müslümanlara,
Orta Doğu ölümleri üzerinden şehitlere sahip çıkmaya çalışmaları tam bir aldatmadır, tam
bir istismardır, tam bir iki yüzlülüktür'' dedi.

Bahçeli, ''Uluslararası sularda gerçekleşen bu saldırı, Türk milletine
karşı yapılmıştır. İsrail cezasız, ölümlerle sonuçlanan bu düşmanlık karşılıksız
kalmamalıdır'' dedi.

Aradan geçen yedi günlük süre içinde hükümetin, ''hamasi nutuklardan ve
sahte çıkışlardan başka ciddi sayılacak hiçbir girişimde bulunmayacağını ve bu
anlayışla etkili ve kalıcı bir sonuç elde edemeyeceğini gösterdiğini'' savunan
Bahçeli, ''Yardım faaliyetinin sakıncaları konusunda Dışişleri Bakanlığı önceden
uyarıda bulunmuş mudur? Dışişlerinin vaki uyarısından sonra Gazze'ye gitmeye
hazırlanan bazı AKP milletvekilleri bu kararlarından vazgeçmişler midir?''
sorularını yöneltti.

''Olayın duyulmasının ardından sözlü bile olsa haklı ve yerinde tepkiler
göstermeye başlayan Başbakan Erdoğan, hükümeti ve partisi, ilerleyen günlerde
yaptırımdan kaçıp hamasete sığınarak süreci neden soğutmaya çabalamışlar?'' diyen
Bahçeli, şöyle konuştu:

''Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden bağlayıcılığı ve yaptırımı
olan kınama kararı çıkartılamamış, bunun yerine, etkisi olmayan Başkanlık
açıklaması ile yetinilmiştir. Başbakan'ın dünyayı ayağa kaldıracağız iddiaları da
daha baştan boşluğa düşmüştür. İsrail'in yaralı ve vefat etmiş vatandaşlarımızı
iadesi bir diplomatik zafer gibi sunulmaya çalışılmış, ne Arap ülkelerinden ve
bunların oluşturduğu birliklerden, ne de birbirlerine ön isimleri ile hitap
edecek kadar samimi olunan nikah şahidi yabancı başbakanlardan veya eşbaşkanlık
yaptığı küresel projelerin sahibinden İsrail karşıtı bir açıklama ve destek
alınamamıştır.''

''Uluslararası ilişkilerde yaşadığı derin hayal kırıklıkları ve geriye
doğru attığı yanlış adımların Başbakan Erdoğan'ı giderek çaresizleştirdiğini ve
hamasete sığınmasını kaçınılmaz hale getirdiğini'' ileri süren Bahçeli, ''Bu
açıdan, gelişmeleri hükümetin yedi buçuk yıllık icraatıyla beraber
değerlendirmek; yaşananları doğru ve tarafsız bir bakışla incelemek yerinde
olacaktır'' dedi.

Bahçeli, İsrail'in bölgedeki sert tavrının herkesçe malum olduğunu ifade
ederek, İsrail'i uyarmak ve şiddetten döndürmek için siyasetçilerin ''elde Tevrat
birbirleri ile münakaşaya tutuştuklarını'' söyledi.

Devlet Bahçeli, ''Biz, bu 'öldürmeyin', 'çalmayın' ekseninde birbiriyle
münakaşa eden muhataplarına 13 Kasım 2007 tarihinde kürsüden şiirler okuyan
İsrail Cumhurbaşkanını TBMM'de hararetle alkışlamadan önce bu uyarıları niye
yapmamış olduklarını hatırlatmak ve sormak isteriz'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın geçen haftaki konuşmasında belki de en çarpıcı
vurgusunun ''bugünün yeni bir milat olduğu, artık hiçbir şeyin eskisi gibi
olmayacağı ve İsrail'in bir yerlerden güç aldığını'' söylemesi olduğunu ifade
eden Bahçeli, ''Şayet Başbakan Erdoğan bu sözünün arkasında durabilirse, bundan
öncekiler gibi bu sözünü de yutmadan tutabilirse, bizim için bu son yorum
diğerlerinden çok daha önemli ve stratejik sonuçlar doğuracak bir tespittir.
Başbakan Erdoğan'ın bu noktaya yedi buçuk yılın sonunda ulaşmış olması bile
kendisi için bir ilerleme ve başarı sayılmalıdır'' dedi.

Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''AKP'nin göbeğinden böylesine bağlı olduğu, Devlet Başkanını TBMM
zemininde bir kurtarıcı gibi ayakta alkışladığı, geleceğini küresel projelere
göstereceği sadakatte aradığı bu ülkeye karşı, Başbakan Erdoğan'ın üstü örtülü
bile olsa eleştirmeye çalışması, kendisi için muazzam bir gelişmedir, dönüşümdür,
aşamadır.

Bu değişimin devamı halinde, ülkemizi düşürdüğü zilletten kurtaracak bir
umudun ışığı belki doğabilecektir.

Unutmayalım ki, dünyada ezilen, horlanan, zulmedilen Müslümanlar yalnızca
Gazze'de bulunanlardan ibaret değildir. Irak ve Kerkük başta olmak üzere başka
coğrafyalarda da oluk oluk kan akmaktadır.

Yine unutmayalım ki, mukaddesatı için hayatını kaybeden şehitler yalnızca
Mavi Marmara gemisindekilerden ibaret değildir. Her gün PKK terörü vatan
evlatlarımızın hayatını almaya devam etmektedir.

Geçtiğimiz hafta içinde İsrail saldırganlığını Türk topraklarında
protesto eden bazı grupların ellerine Türk bayrağını almamış olmaları konusundaki
eleştiri ve uyarı hakkımızı saklı tutarak diyoruz ki; Irak'ta yıllardır süren
kanlı oyunlara göz yumanların, Türkmenlerin ezilip horlanmalarına
aldırmayanların, Mehmetçiklere bir cenaze merasimini bile çok görenlerin, Allah'ı
zikredenleri eleştirenlerin yalnızca Gazze üzerinden Müslümanlara, Orta Doğu
ölümleri üzerinden şehitlere sahip çıkmaya çalışmaları tam bir aldatmadır, tam
bir istismardır, tam bir iki yüzlülüktür.''

MHP'nin hedefinin, çıkış noktasının ve stratejilerinin kaynağının
yalnızca ''Başkent Ankara'' olduğunu belirten Bahçeli, ''İşte ancak o zaman,
nafile sözler yerini yaptırımlara bırakacak, boş hamaset yerini stratejik
adımlara terk edecektir. Ermeni hesap soramayacak, Peşmerge aşağılayamayacaktır.
Başımıza çuval geçirenler ise köşe bucak kaçacaktır. Ve işte o zaman, sahte 'van
minut'ların yerini, gerçek 'Türk yumrukları' alacak ve hak edenin başına
inecektir'' dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Geride kalan yıllar AKP hükümetlerinin terörle
mücadele politikalarının iflasının acı hatıraları ile doludur'' dedi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen haftanın
önemli gelişmelerinden birinin Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin lideri
Mesud Barzani'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile kucaklaşması olduğunu
söyledi.

''Türk tarihine kara bir leke olarak geçecek bu buluşmanın, hükümetin
baştan beri izaha çalıştıkları küresel projelere nasıl mahkum hale geldiğinin de
en açık delili olduğunu'' savunan Bahçeli, ''Acaba dünyada kendisine yöneltilmiş
kanlı eylemler hızla sürerken, katillerin dostu ile kucaklaşan başka bir ülke
yöneticisi daha var mıdır? Maalesef ülkemiz buna da şahit olmuş, milletimiz bu
alçalma halini de AKP zihniyeti ile iliklerine kadar yaşamak durumunda kalmıştır.
Bizzat AKP'li bir hükümet üyesinin tarifiyle 'dünün postal yalayıcısı' olmakla
küçümsenen bu zatın ziyaretinde, bu sözleri söyleyenin de aynı toplantıda
utanmadan hazır bulunmuş olması, gerçekte hangisinin postal yaladığı hakkında
herkese fikir vermiş olmalıdır'' diye konuştu.

''Barzani'nin kim olduğuna bakarsak, nasıl bir kumpasın karşımızda
olduğunu, Başbakan'ın nasıl bir aczin içene düştüğünü anlamamız da kolay
olacaktır'' diyen Bahçeli, ''Kuzey Irak'ı Türkiye'ye karşı saldırılarda bir
harekat üssü olarak kullanan PKK teröristlerinin yuvalandığı alanın sorumlusu,
Barzani'dir'' dedi.

Kandil dağına giden yolların kontrolünün, her gün iki kamyon erzakın
taşındığı kontrol noktasının da sorumlusunun, Barzani olduğunu öne süren Bahçeli,
şöyle devam etti:

''Can almaya devam eden kanlı terör örgütü PKK'nın en büyük koruyucusu,
Barzani'dir. Bölgede yuvalanan teröristlerin lojistik desteğini ve emniyetini
sağlayan, Barzani'dir. Türkiye'nin PKK'yı dağdan indirmek için peşinden koşmak
durumunda bırakıldığı kişi de Barzani'dir. Kendi ülkesindeki bölünme modelinin
benzerini ülkemizde de uygulamak için içten içe siyasi faaliyet gösteren de
Barzani'dir. PKK'yı terör örgütü olarak görmediğini ilan eden, PKK'yı Türkiye'ye
karşı bir tehdit ve pazarlık aracı olarak kullanan da Barzani'dir. Başbakan'ın
güvendiği, elini sıktığı, iş birliği yapmaya çağırdığı, beraber yemek yediği, hoş
geldiniz dediği, karşılıklı görüştüğü Barzani budur.

Görüşmeler esnasında, arka plana peşmerge paçavralarının kamuoyu
alıştırılana kadar asılmamış olması durumu ve gerçeği değiştirmeyecektir.
Başbakan Erdoğan sonunda muhatabına kavuşmuş ve layığını bulmuştur. Resmi basın
açıklamalarına sahne olan salonda, Irak Devletinin bayrağın bulunmaması son
derece manidar ve tehlikeli bir gidişatın habercisi niteliğindedir. Önüne halılar
sererek kucaklaştığınız zat, nihayetinde Irak Devletinin bir mensubudur. Bu şahıs
ülkesinin bayrağı ile temsil edilmediğine göre, kafaların arkasındaki sinsi
niyetler nelerdir? Bu iğrenç ilişkiyle birlikte, Türkiye'nin Irak'ta oluşması
muhtemel yapay devletin varlığının savaş nedeni sayılacağına dair kuru tehdit de
bütünüyle ortadan kalkmış, sözde kırmızı çizgi tamamen silinmiştir. Özellikle son
yıllarda, binlerce vatan evladının kaybından sorumlu tutulması gereken bir suç
ortağının ve şebeke reisinin Başbakan, Dışişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı ile
buluşmuş olması ancak AKP'ye layık bir düşkünlük olarak tarihe geçecektir.''

Terör saldırılarının, AK Parti için ciddiye bile alınması gereksiz
ayrıntılar haline geldiğini iddia eden Bahçeli, ''Varsın Mehmetçikler toprağa
verilmeye devam etsin, varsın aşiret reisleri hakaretlerini sürdürsün; yeter ki
Okyanus ötesi ile aramız bozulmasın, yeter ki peşmerge reisleri gücenmesin ve bu
duruma milletimizde sessiz kalsın. AKP'nin düştüğü açmazın özü ve özeti budur''
diye konuştu.

''AKP Hükümeti, yıllar içindeki teslimiyetiyle terörle mücadelemizin
yöntemini küresel gücün icazetine, tedbirleri ise Barzani'nin vereceği kararlara
mahkum etmiş, terörle mücadeleyi yabancıların ipoteği altına sokmuştur'' diyen
Bahçeli, şunları söyledi:

''Kuzey Irak'a karşı caydırıcı etki icra edecek ekonomik önlem ve
yaptırımlar uygulanamamış, askeri alanda Türkiye'nin gücünü ve imkanlarını
harekete geçirmede kararlı bir duruş ortaya maalesef konulamamıştır. Türkiye'nin
yapması kaçınılmaz olan geniş çaplı askeri harekatın önünü baştan kesen Amerika,
sorunun çözümünü Türkiye içinde atılacak siyasi adımlara yönlendirme çabası içine
girmiş ve açılım denen yıkımla yeni bir süreç başlatmıştır. Bu dönemde, bir
taraftan 'terör örgütü demeyeni muhatap almayız' diyerek sözde kararlılık
gösteren Başbakan, diğer yandan PKK'ya terörist diyemeyen Barzani ve Talabani ile
görüşmelerini ısrarla ve pişkince sürdürmüştür.

Geride kalan yıllar AKP hükümetlerinin terörle mücadele politikalarının
iflasının acı hatıraları ile doludur. Kuzey Irak yönetiminin PKK'yı himaye
etmekten vazgeçirilmesi için caydırıcı ve zorlayıcı önlemleri uygulama imkanı
varken, AKP hükümeti bunun yerine peşmerge reislerini daha da cesaretlendirecek
yanlışlara sürüklenmiştir.

Hükümet, etkisiz müzakereler ve ikili görüşmeler, karşılıklı ziyaretler,
üçlü mekanizma, koordinatör sistemi ve stratejik vizyon belgesi adı verilen
oyalanma metinleriyle geçen yılların ardından terörle mücadelede hiçbir mesafe
kat edememiştir. Her kanlı cinayeti 'teröristlerin son çırpınışları' olarak
geçiştiren hükümet, bugüne kadar gereken siyasi ve hukuki tedbirleri almaktan
kaçınmış, terör gibi çok organize bir faaliyeti sözde etnik kimliklerin okşanması
ile çözeceğini zannetmiştir.

Bu sakat yaklaşım, yurt içinde ve dışında bölücülüğün daha da zemin
kazanmasına yol açmış, bugün ülkemizin karşısına açıkça isyan ve eylem tehditleri
savuran hainlerin çıkmasına, ayrışma ve bölünme dinamiklerinin bütün unsurlarıyla
harekete geçmesine neden olmuştur. Başbakan Erdoğan'ın açılımla birlikte Iraklı
aşiret reislerini resmi muhatap olarak tanıması, Türkiye ile PKK arasında dolaylı
ve aracılı müzakere sürecini de başlatmıştır ve nihayet oynanan oyunun son
perdesi de açılmış, adına geçtiğimiz yılın Temmuz ayının 23'ünde 'açılım' denen
yıkım projesi, iyi şeyler olacak tezahüratları eşliğinde hayata geçirilmeye
çalışılmıştır. Gelinen aşamada ise ülkemiz işbirlikçi hükümet eliyle PKK ile
peşmerge reisi arasında bir tercihe doğru hızla itilmekte, 'ölümü göstererek
sıtmaya razı edilmeye' çalışılmaktadır. Bu konuda bizlere ışık tutacak yegane
ölçü ve kılavuz, açılım denen yıkımdan memnun olanların sicilleri ve
kimlikleridir.''

Bahçeli, toplantı çıkışında gazetecilerin, anayasa değişikliğinin iptali
istemini içeren başvuruya ilişkin sorularını, gruptaki konuşmasını gölgelediği
gerekçesiyle yanıtlamadı.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da aynı soru üzerine, ''Herkes hukuka
saygılı olsun. Anayasa Mahkemesinin kararlarına saygı duymalıyız'' karşılığını
verdi. (12.10)