2010-12-19 - 11:10
2011 YILI BÜTÇESİ GENEL KURULDA...
TBMM Genel Kurulunda 9. turda, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Yargıtay ve Danıştay'ın bütçeleri kabul edildi.

TBMM Genel Kurulunda, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan
Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü,
Yargıtay ve Danıştayın bütçeleri üzerinde BDP ve MHP Gruplarının sözcüleri
konuştu.

BDP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, izlenen yanlış politikalar
sonucunda üreticinin, çiftçinin zor durumda olduğunu iddia etti. Bir araştırma
anketine göre, Türkiye'de yoksulluk sınırı yüzde 22 iken, bu oranın Kürtler'de
yüzde 53 olduğunu iddia eden Birdal, ''Herkes için eşit, hukukun güvencesini
güvence altına alan bir anayasayı neden hala çıkarmıyoruz?'' diye sordu.

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, ilgili kurumların Bayındırlık ve
İskan Bakanlığından alındığını ve böylece bakanlığın ''kuşa çevrildiğini''
söyledi.

TBMM Kütüphanesinin girişinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün
hazırladığı harita bulunduğunu ifade eden Kaplan, haritada İdil, Cizre ve
Şırnak'ın 1946''daki orijinal köy isimlerinin bulunduğunu kaydetti. Hasip Kaplan,
köylerin isimlerini okuyarak, ''Milletvekilleri, harita kaldırılmadan gidip
baksın. Sayın Bakandan da o haritadan bir tane istiyorum'' dedi.

TOKİ'nin Şırnak'ta ev yaptığını belirten Kaplan, ''Konutlar bin lira
taksitle satılıyor. İnsanın bunu ödeyebilmesi için 4 bin lira gelirinin olması
gerekiyor. Oradaki konutlar Cudi, Gabar manzaralı olduğu için mi çok pahalı,
merak ediyorum'' dedi.

BDP Hakkari Milletvekili Hamit Geylani, 11 yıl önce bugün cezaevlerinde
hayatın durduğunu söyledi. 19 Aralık 1999'da Bayrampaşa Cezaevi'nde yapılan
operasyonda insanların öldürüldüğünü ileri süren Geylani, olaylar hakkında,
dönemin Adalet Bakanı, müsteşarı ile Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü hakkında
dava açılmazken, sadece erler hakkında dava açıldığını söyledi.

BDP'li Geylani, Türkiye'de yargının bağımsız olmadığını ileri sürerek,
''DGM'lere rahmet okutan özel yetkili mahkemelerle hukuku sağlayamayız. Adeta
savaş dönemine göre hazırlanmış bir adalet sistemi ile hukuk gerçekleşmez''
dedi.

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in ''Kürtlerin sesini susturmaya
çalıştığını'' iddia eden Geylani, ''Başkan, parti kapatma dahil, savcıları adete
göreve çağırıyor. Meclis Başkanının görevi bu mudur?'' diye sordu.


MHP Grubu adına konuşan Erzurum Milletvekili Zeki Ertugay, ''tarımda
doğru düzgün bir politika olmadığını'' ifade ederek, Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehdi Eker'in önce ''Türkiye tarımda kendi kendine yeten bir ülke olmadı hiç bir
zaman, o bir masaldı'' dediğini, sonra ise ''Türkiye tarımda iyi durumdadır''
dediğini kaydetti.

15 yıldır et ithal etmeyen Türkiye'nin, et ithal etmeye başladığını
anımsatan Ertugay, son yapılan mali affın içinde çiftçinin olmadığını söyledi.

MHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu, AK Parti iktidarında hayvan
varlığının yüzde 50 azaldığını ve ilk kez kurban ithal edilmeye başlandığını
kaydetti.

Tarımsal desteklerin bir bölge ile sınırlı tutularak, ayrımcılık
yapıldığını ileri süren Serdaroğlu, ''Tarımda taş üstünde taşınız yoktur.
'Bizimdir' diyebileceğiniz bir projeniz var mıdır? '1000 köye 1000 tarımcı
gönderiyoruz' dediniz ancak bu kişilerin paralarını ödemediğiniz için bu proje
batmıştır'' dedi.

MHP'li Serdaroğlu, ''Başbakan, tarım bakanını çağırtıp 'ya Mehdi bu kadar
önlem aldık, kurbanlık ithal ettik, hala bu et fiyatları niye düşmüyor' diye
sormuyor? Aslında sormaya gerek yok, mal meydandadır'' diye konuştu.


MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, yargının iş yükünün yıllar geçtikçe
arttığını söyledi.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın, ''PKK açılımına'' destek
amacıyla Anayasa'nın ilk 3 maddesinin değiştirilebileceğini söylediğini iddia
eden Bal, Kılıç'ın daha sonra ''ben daha olumlu anlamda değiştirilebilir''
şeklinde beyanları bulunduğunu anımsattı.

Anayasanın ilk maddesini okuyan Bal, ''Bunu daha nasıl olumlu hale
getireceksiniz? Başkan bu konuşmasıyla, yandaş yargı kurumu haline getirdiği
Anayasa Mahkemesi yoluyla, bin yıllık kardeşliği sona erdirecek, PKK ile
mücadeleyi sona erdirecek, onlarla müzakere edecek yolu açmaktadır'' diye
konuştu.

MHP'li Uzunırmak ise Türkiye'de ulemaya sorularak hukuktan
bahsedilemeyeceğini belirterek, şöyle konuştu:

''23 Nisanda Başbakanlık koltuğuna oturtulan bir çocuğa '2 saat
buradasın, astığın astık, kestiğin kestik' diyerek, böyle yüklemelerle o gencecik
çocuğun kafasına paslı çivi çakarak hukukun üstünlüğü temin edilemez. Sarhoşluk
sadece alkolle olmaz. Sarhoşluk insanlardaki şuur altını ortaya çıkartır. İktidar
sarhoşluğu da bazılarının şuur altını ortaya çıkartmıştır. Onların hukukun
üstünlüğü tartışmalarında, sadece bir göz boyama vardır. Bugünkü iktidar yolunu
şaşırmıştır, bundan dolayıdır ki devletin kurumlarına açtıkları savaşın
neticesinde, başka birtakım güçlerin devletin kurumlarına açtıkları savaşı
görmemekteler ve karşılıklı olarak birbirlerinin ekmeklerine yağ
sürmektedirler.''

TBMM Genel Kurulunda, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan
Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ile
Yargıtay ve Danıştay'ın bütçeleri üzerinde, CHP ve AK Parti milletvekilleri
konuştu.

CHP'li Vahap Seçer, insanların geçim kaynağı olan tarımın, ''iktisadi bir
sektör'' olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu savundu.

Tarımın, ülkede işsizliği azaltıcı etkisi bulunduğunu belirten Seçer,
''Tarım sektörünü üvey evlat olarak göremezseniz. Bunun sosyal bir boyutu da var.
Siz ilklerin hükümetisiniz takdir ediyorum. Çünkü ilk defa hükümet kurbanlık
hayvan ithal etti. Bazı değerlendirmeleri yaparken, lütfen sizden önceki
Cumhuriyet hükümetlerinin hakkını da verin, inkar etmeyin'' diye konuştu.

CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin, Türk köylüsünün, AK Parti iktidarı
döneminde büyük ölçüde fakirleştiğini öne sürdü. Ergin, ''Çünkü, AKP köylüye ne
söz verdiyse tersini yapmıştır. 'Mazot üzerindeki yükü azaltacağız, gübreyi
ucuzlatacağız' dediniz, tam tersini yaptınız. Çiftçinin yüzde 32'si yoksul. Bunun
anlamı şudur; tarım artık insanımızı geçindirmiyor'' dedi.

CHP Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz de Bayındırlık ve İskan
Bakanlığının, etkisi kalmamış ve içi boşaltılan bir bakanlık haline getirildiğini
ileri sürdü.

Bakanlığın bünyesinde birkaç genel müdürlük kaldığını ifade eden Ağyüz,
şöyle devam etti:

''Sata sata, rant kaynağı olan yerler bitti. Şu anda kent rant alanlarına
göz diktiniz. Son örneği, Antep'te. İstanbul'da da onlarca var. İstanbul'da imar
rantları sokak başlarında konuşuluyor. İmar denetim görevini yerine getiremeyen
bir bakanlık var. Uçuk ve hayali işlerle uğraşan bir bakanlık konumunda. 'Kentsel
Gelişim Stratejisi oluşturacağım' diyorsunuz. Günaydın, büyük kentler soyuldu,
yağmalandı. Önerimiz, yapısal dönüşümleri çabuk yapınız.

'Men dakka dukka'. Bu laf tam size oturuyor. Çiftçiyi, emekliyi, memuru
ez. Eden bulur. Cezası ne zaman? 12 Haziranda. Siz adalet partisi değil, afla
kurtulma partisisiniz.''

CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ise AB'ye söz verilen, iki
aşamalı temyiz sisteminin halen oluşturulmadığını belirterek, ''Neden? Çünkü,
sizin gizli bir gündeminiz var. Şimdi alt değişiklikleri yapıyorsunuz. Niyet
farklı. HSYK oluşturuldu. Şimdi Yargıtay ve Danıştay'da kurulacak dairelere
HSYK'dan atama yapılacak. O zaman her yer süt liman olur'' diye konuştu.

Dibek, Kırklareli Valisi olarak görev yaparken merkeze alınan Muammer
Muşmal'ın, 75 gün önce kente atandığını anımsatarak, ''Böyle bir şey olabilir mi?
Sayın Başbakan burada, 'Biz devlet yönetiyoruz' diyordu. Devlet böyle mi
yönetiliyor? Siz devleti AKP gibi görünüyorsunuz. Ayıptır'' dedi.


AK Parti Konya Milletvekili Özkan Öksüz, AK Parti hükümetlerinin, tarımı,
sosyal alan olmaktan çok rekabete dayalı bir iktisadi sektör olarak ele aldığını
anlattı. Öksüz, ''Madem tarım ülkesiydik neden yıllarca bir tarım ve toprak
kanunu çıkaramadık'' sorusunu yöneltti.

Ülke nüfusunun yüzde 25'inin tarımla uğraştığına dikkati çeken Öksüz,
tarımsal ürünlere ilişkin ihracatın 2002'den bu yana önemli miktarlarda arttığını
ifade etti. Öksüz, AK Parti iktidarı öncesinde tarımsal desteklerin sadece toprak
sahiplerine dağıtıldığını öne sürerek, ''Biz ne yapıyoruz? Biz, tarım
desteklerini çiftçiye, üretime veriyoruz. Çiftçinin tohumuna, gübresine, mazotuna
para veriyoruz. Çiftçi ve köylü batmıyor. Batmış olsalar sizleri iktidara
getirirler'' diye konuştu.

AK Parti Bursa Milletvekili Ali Koyuncu da CHP'li Seçer'in, ''sizden
önceki iktidarların hakkını da verin'' sözlerini anımsattı. Koyuncu, Seçer'e,
''Bizden önceki hükümetlerin hakkını verelim. Ekmek, yakıt karneye bağlandı
geçmişte. Bu ülke mazot yokluğundan dolayı tarlalarda atla çekilen traktörlerin
olduğu dönemi yaşadı. Mazota ÖTV'yi siz koydunuz. Tarımdaki destekleri
kaldırdınız. IMF politikasını uyguladınız'' şeklinde yanıt verdi.

AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan da tarım sektörünün AK
Parti iktidarı döneminde ciddi gelişmelere sahne olduğunu söyledi. Erdoğan,
''Muhalefet partisi milletvekilleri sürekli aynı şeyleri söylüyorlar. Onlar 10.
Yıl Marşı'nı söylemeye devam etsinler. Biz Ak Parti olarak 100. yıl marşının
mısralarını yazıyoruz'' dedi.

AK Parti Erzurum Milletvekili Muhyettin Aksak da Erzurum'da düzenlenmesi
planlanan kış olimpiyatlarına ilişkin bilgi verdi. Aksak, olimpiyatlar nedeniyle
kente yapılan yatırımların heyecanını yaşadıklarını belirterek, vatandaşların
sürekli olarak ''kar yağmazsa yarışmalar ne olacak?'' sorusunu yönelttiklerini
anlattı. Aksak, kar yağmasa da yarışmaların yapılacağını belirterek, suni kar
üretimi için hazırlıkların tamamlandığını bildirdi.

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise Danıştay'ın, idarenin takdir
yetkisinde kalan birçok çalışmayı iptal ettiğini ifade ederek, kurumun kendisini
adeta yürütmenin yerine koyduğunu savundu.

Yargının, ''yerindelik'' ilkesinin geçerli olduğu alanlarda kararlara
müdahale etmeden, dikkatini hukuka uygunluğa yöneltmesini isteyen TUnç, ''Aksi
halde hukuk devletinin yerini yargıçlar devleti alır. Bu durum da 'hukuk devleti'
ilkesiyle bağdaşmaz'' diye konuştu.

Tunç, AK Parti iktidarlarında, mahkemelerin elverişsiz apartman
dairelerinden kurtularak, adliye saraylarına taşındıklarını sözlerine ekledi.

- Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, AK
Parti hükümetleri döneminde inşaat sektörünün ''altın çağını yaşadığını''
söyledi.

Demir, TBMM Genel Kurulunda bakanlığının bütçesi üzerinde yaptığı
konuşmada, AK Parti iktidarları döneminde Türk inşaat ve yapı sektörü ile yapı
malzemeleri sektöründe çok önemli gelişmeler yaşandığını dile getirdi.

Yıllar boyu durgunluk yaşayan ve bazı yıllarda gerileme içine düşen
inşaat sektörünün hükümetleri döneminde ''Adeta bir dönüm noktası yaşadığını''
ifade eden Demir, ''Geçmiş dönem verileri dikkate alındığında hükümetlerimiz
döneminde inşaat sektörünün altın çağını yaşadığını söyleyebiliriz'' dedi.

İnşaat sektöründe ekonomik büyümenin 2005'ten itibaren bütün sektörler
içinde birinci sıraya yükseldiğini anlatan Demir, ''İnşaat sektöründe yaşanan
gelişmeler, ülkemizi, yapı malzemeleri alanında, pek çok ürünün üretiminde ve
ihracatında dünyanın ve Avrupa'nın ön sıralarına taşımıştır'' diye konuştu.

''Bayındırlık ve İskan Bakanlığının içinin boşaltıldığı, önemini
kaybettiği'' şekilde eleştirilerin olduğunu belirten Demir, şunları kaydetti:

'Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, geçmişten itibaren gelişerek büyüyen,
kamu adına her türlü planlama, projelendirme, denetim işleri yapan bir
bakanlıktı. Artık bir kamu otoritesinin geçmişte olduğu gibi hala uygulama
planlarına varana kadar plan yapıp, projelerini yapıp bunları ihale eden,
yaptıran, denetleyen hüviyetini sürdürme imkanı kalmamıştır. Tüm uygulama
planlarının mutlaka yerel yönetimlerde bulunması gerekir ama buna rağmen merkezde
bazı plan yetkilerinin bulunması gereği de vardır. Bu plan yetkilerinin de bir
kurulda toplanması çok daha yararlı olacaktır ki Kentsel Geliştirme Stratejisi
(KENTGES) Belgesi bunu çok açık şekilde ifade etmiştir.''

Kentsel Geliştirme Stratejisi Belgesi için 151 kurum, kuruluş, plan
yetkilerini elinde bulunduran kamu kurumlarının temsilcileri de dahil olmak üzere
tüm taraflardan 500'e yakın uzmanın bizzat iki yıl çalıştığını söyleyen Demir,
KENTGES'in, tam bir çatı, hedef ve yol gösteren bir belge olduğunu kaydetti.

500 uzmanla her yıl toplanarak, strateji belgesinin öngördüğü eylem
planlarının uygulama safhalarını da bizzat değerlendirmeye tabi tutmayı
planladıklarını belirten Demir, kıyı kenar çizgilerinin 2014'e kadar
tamamlanmasıyla ilgili çalışmaların da sürdüğünü bildirdi.

Yapı kooperatiflerinin bakanlığının yetkisine geçtiği hatırlatan Mustafa
Demir, ''Yapı kooperatifçiliğinde geçmişte kaybedilen güven unsurunu yeniden
kazandıracak çalışmaları 2011 yılı içerisinde tamamlamayı planlıyoruz'' dedi.

Mahalli idarelere imar hizmetlerinde rehberlik edilmesiyle ilgili
projelerin devam ettiğini belirten Demir, bakanlığının bazı çalışmalarından
örnekler verdi.

Demir, 1 Ocak 2011'den itibaren Yapı Denetim Sistemi'nin tüm ülke
genelinde uygulanmasına başlanılacağını anımsattı.

Enerji Performans Yönetmeliği'nin yürürlüğe gireceğini ve 1 Ocak 2011'den
itibaren ruhsat alacak her yapıya Enerji Kimlik Belgesi verileceğini dile getiren
Demir, bu uygulamanın enerji alanında verimlilik ve tasarruf yaratacağını
söyledi.

Demir, ''Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, mimarlık ve mühendislik
hizmetlerinin ülkenin her alanında, kamuda ve özel sektörde sağlıklı
uygulanmasını temin edecek bir kamu otoritesi olma noktasında 2011 yılı
içerisinde inşallah tüm yapılanmasını tamamlamış olacaktır'' dedi.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, TBMM Genel Kurulunda, bakanlığının 2011 yılı bütçesi üzerinde milletvekillerinin eleştirilerini yanıtladı.

''Türkiye tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden birisidir'' sözünün
gerçeği yansıtmadığına ilişkin görüşünü yinelediğini ifade eden Eker, ''Çünkü
bunun bir ölçüsü yoktur. Türkiye geçmişte de tarım ithalatı yapıyordu. Bu gerçeği
milletten saklamayalım. 'Türkiye ilk kez tarım ürünü ithal ediyormuş' gibi
söylemek, gerçekleri saptırmaktır'' dedi.

Bakan Eker, Türkiye'nin 1970'te ithalatının yüzde 11'inin tarım
ürünlerinden oluştuğunu bildirdi. 1990'da bu oranın yüzde 13'e çıktığını dile
getiren Eker, 2000'de Türkiye'nin net tarım ithalatçısı bir ülke haline geldiğini
bildirdi.

Şimdi Türkiye'nin tarım ürünü ithalatının, 3,5 milyar TL'si kağıt hamuru
gibi tarımın kullanmadığı ürünler olmak üzere, 9 milyar 600 milyon TL olarak
gerçekleştiğini ifade eden Eker, Türkiye'nin tarım ürünü ihracatının ise 11
milyar 200 milyon TL olduğunu kaydetti.


Türkiye'nin, AK Parti iktidarında tarım ürünü ihracatının 71 milyar 166
milyon, ithalatının ise 67 milyar lira olarak gerçekleştiğini belirten Eker,
''Aradaki fark 3 milyar 267 milyon lira. Türkiye net ihracatçı bir ülke. Tenkit
edeceksiniz başka bir şeyle tenkit edin ama bunu söylemeyin'' dedi.

Bakan Eker, geçen yıl Hollanda'nın 53 milyar dolarlık, Avustralya'nın 9
milyar dolarlık, Fransa'nın 53 milyar dolarlık tarım ürünü ithal ettiğini
bildirdi.

Türkiye'nin 2009'da 3,9 milyon ton buğday karşılığı ithalat yaptığını
belirten Eker, kendisine laf atan CHP ve MHP'li milletvekillerine, ''Türkiye
buğdayı vatandaşına yedirmek için değil, işleyip ihraç etmek üzere ithal ediyor.
Siz ülke sanayicisinin böyle bir ithalat yapmasına karşı mısınız?'' diye sordu.

Bakan Eker, 2002'de dünyada buğday unu ihracatında sıralamada olmayan
Türkiye'nin, 2003'te dünya üçüncüsü, 2004-2005-2006'da dünya birincisi,
2007-2008'de ikinci ve 2009'da da miktar olarak dünyada birinci, değer olarak da
ikinci sırada olduğunu kaydetti.

2002'de ayçiçeği üretimi 850 bin ton iken, bu üretimin 2010'da 1 milyon
220 bin ton çıktığını anlatan Eker, Türkiye'nin dünyada, tarımsal üretimde 11.
sıradan 8. sıraya iktidarları döneminde çıktığını söyledi.

Mehdi Eker, BM Gıda Teşkilatının, ''Başarıya Giden Yollar'' kitabında,
Türkiye tarımının dünyaya örnek olarak gösterildiğini belirterek, 2002'de 1,8
milyar olan nakit tarımsal desteği, 5 milyar 733 milyon olarak belirlediklerini
ve bunun da 5 milyar 300 milyon lirasının ödendiğini kaydetti.

Türkiye'nin tarımda uluslararası kuruluşlardan yardım alan bir ülke iken,
FAO'da donör ülke konumuna geldiğini, bu çerçevede geçen yıl Türkiye'nin fakir
ülkelere 10 milyon dolarlık proje desteğinde bulunduğunu ifade eden Eker, ''Yani
Türkiye BM Gıda Tarım Teşkilatının yardım alan değil, yardım eden ülkesi haline
geldi'' diye konuştu.

Mehdi Eker, tarımsal desteği de artırdıklarını belirterek, 2010'da
pamukta yüzde 50, ayçiçeğinde yüzde 39, buğdayda yüzde 24, mısırda yüzde 16 ve
soyada yüzde 51 oranında destek yaptıklarını söyledi.

Milletvekillerinin, ''Türkiye'nin kurbanlık koyun ithal ettiğine''
ilişkin sözlerine de değinen Eker, ''Evet doğru ama eksik ve yanlış'' dedi.

Kendisine laf atan MHP'li milletvekillerine, ''Sanki devri iktidarınızda
ithalat yapılmadı'' diyen Eker, ''Türkiye, ilk kez Trakya bölgesini şap
hastalığından ari hale getirdi. Bunu niye söylemiyorsunuz? Trakya bölgesine
hastalık buluşmaması açısından bu tedbiri aldık. En kısa süre içerisinde Trakya
Bölgesini, Türkiye'nin hayvancılık ile ilgili ihracat üssü haline getireceğiz''
sözlerini sarfetti.

Çiftçilerin aldıkları kredileri ödeme oranının arttığına işaret eden
Eker, mısırdaki üretimin yüzde yüz, çeltikteki üretimin ise yüzde 139 arttığını
söyledi.

NOT: Haberin devamına ilgili dökümanlar bölümünden ulaşılabilir.