2010-03-10 - 21:03
Prof. Dr. Murat Balamir, depreme maruz kalan nüfusun uğradığı zarar açısından Türkiye'nin, ''Şili olmaktan daha çok Haiti olmaya aday gibi göründüğünü'' söyledi.
Prof. Dr. Murat Balamir, depreme maruz kalan
nüfusun uğradığı zarar açısından Türkiye'nin, ''Şili olmaktan daha çok Haiti
olmaya aday gibi göründüğünü'' söyledi.
TBMM Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem Yönetiminde Alınması Gereken
Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'nun öğleden
sonraki oturumunda TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odasını temsilen konuşan Doç. Dr.
Oğuz Gündoğdu, depremde psikolojinin son derece önemli olduğunu ve depremin bu
yönünün yeteri kadar dikkate alınmadığını ifade etti.
Elazığ'daki depreme değinen Gündoğdu, ''Bu deprem bizim beklediğimiz
deprem değildi'' dedi.
Türkiye'nin deprem haritası ve risklerinden bahseden Gündoğdu, ''Nereye
bakarsanız bakın bomba gibi bir ülkedeyiz'' diye konuştu.
Ege'de uzun süredir bir sessizlik olduğunu dile getiren Gündoğdu, ''Biz,
bu sessizlikten hoşlanmayız'' ifadesini kullandı.
Gündoğdu, Ege Denizi'nde bir depremin tsunami oluşturabileceğini, bunun
tarihte örneklerinin bulunduğunu kaydetti.
İTÜ Öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Denizi'nin altındaki
fayları çeşitli zamanlarda inceleyen tek ekip olduklarını söyledi.
Kuzey Anadolu fay hattındaki her depremin batıya doğru hareket etiğini
belirten Görür, ''En son Gölcük'de oldu. Şimdi sırada Marmara var. Burası
kırılacak. Bunun hiç kaçarı yok'' dedi.
Marmara Denizi'nin batısındaki fayın 1912 depreminde kırılıp
kırılmadığının tam olarak ortaya çıkarılamadığını ifade eden Görür, ''Kırılmışsa
bile depremin büyüklüğü 7,2'den az olmayacaktır. Kırılmamışsa 7,6'lık bir deprem
olabilir'' diye konuştu.
Görür, tarihte Marmara Denizi'nde 60 tane tsunami oluştuğunun
belirlendiğini ve olası bir depremde bunun tekrarlanabileceğini kaydetti.
Naci Görür, depreme hazırlık konusunda bir devlet projesinin hayata
geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
-''TÜRKİYE, HAİTİ OLMAYA ADAY''-
TMMOB Şehir Plancıları Odası Başkanlığını temsilen konuşan Prof. Dr.
Murat Balamir, Türkiye'deki kentlerin, yeryüzünün en riskli yerlerinde olduğunu
ifade etti.
Depreme maruz kalan nüfusun uğradığı zarar açısından, ''Türkiye, Şili
olmaktan daha çok Haiti olmaya aday gibi görünüyor'' değerlendirmesinde bulunan
Balamir, afet öncesi riskin azaltılmasına yönelik çalışmaların başlatılması
gerektiğini söyledi.
DASK'ın da afet öncesi riskin azaltılması hedefinde işletilmesi
önerisinde bulunan Balamir, ''Türkiye'de riski azaltma anlayışı hiç bir noktada
yok'' dedi.
DSİ adına sunum yapan Jeofizik Mühendisi Günhaz Kocabaş, Türkiye'deki
barajların depreme dayanıklı olduğunu ve bunun yaşanan depremlerle test
edildiğini ifade etti.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Dündar Çağlar, riski azaltma
çalışmalarının merkeze alınması gerektiğini söyledi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi İGDAŞ Genel Müdürü Bilal Aslan, şebekede
ana dağıtımdan son kullanıma kadar 4 ayrı noktada vanalar olduğunu, herhangi bir
yerdeki vanayı uzaktan otomatik olarak kesme imkanının bulunduğunu söyledi.
Aslan, böylece doğalgazdan oluşabilecek yangınları önleme imkanlarının
bulunduğunu dile getirdi. Aslan, ek tedbir olarak sarsıntıya duyarlı sensörlerle
çalışan vanalar üzerinde de çalıştıklarını bildirdi.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı, Türk TELEKOM ve GSM
operatörlerinin temsilcileri de olası depreme yönelik afet yönetimleri hakkında
bilgi verdi.
Öte yandan Deprem Komisyonu üyeleri, deprem riskinin olduğu bazı illerde
de inceleme yapacak.
nüfusun uğradığı zarar açısından Türkiye'nin, ''Şili olmaktan daha çok Haiti
olmaya aday gibi göründüğünü'' söyledi.
TBMM Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem Yönetiminde Alınması Gereken
Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'nun öğleden
sonraki oturumunda TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odasını temsilen konuşan Doç. Dr.
Oğuz Gündoğdu, depremde psikolojinin son derece önemli olduğunu ve depremin bu
yönünün yeteri kadar dikkate alınmadığını ifade etti.
Elazığ'daki depreme değinen Gündoğdu, ''Bu deprem bizim beklediğimiz
deprem değildi'' dedi.
Türkiye'nin deprem haritası ve risklerinden bahseden Gündoğdu, ''Nereye
bakarsanız bakın bomba gibi bir ülkedeyiz'' diye konuştu.
Ege'de uzun süredir bir sessizlik olduğunu dile getiren Gündoğdu, ''Biz,
bu sessizlikten hoşlanmayız'' ifadesini kullandı.
Gündoğdu, Ege Denizi'nde bir depremin tsunami oluşturabileceğini, bunun
tarihte örneklerinin bulunduğunu kaydetti.
İTÜ Öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Denizi'nin altındaki
fayları çeşitli zamanlarda inceleyen tek ekip olduklarını söyledi.
Kuzey Anadolu fay hattındaki her depremin batıya doğru hareket etiğini
belirten Görür, ''En son Gölcük'de oldu. Şimdi sırada Marmara var. Burası
kırılacak. Bunun hiç kaçarı yok'' dedi.
Marmara Denizi'nin batısındaki fayın 1912 depreminde kırılıp
kırılmadığının tam olarak ortaya çıkarılamadığını ifade eden Görür, ''Kırılmışsa
bile depremin büyüklüğü 7,2'den az olmayacaktır. Kırılmamışsa 7,6'lık bir deprem
olabilir'' diye konuştu.
Görür, tarihte Marmara Denizi'nde 60 tane tsunami oluştuğunun
belirlendiğini ve olası bir depremde bunun tekrarlanabileceğini kaydetti.
Naci Görür, depreme hazırlık konusunda bir devlet projesinin hayata
geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
-''TÜRKİYE, HAİTİ OLMAYA ADAY''-
TMMOB Şehir Plancıları Odası Başkanlığını temsilen konuşan Prof. Dr.
Murat Balamir, Türkiye'deki kentlerin, yeryüzünün en riskli yerlerinde olduğunu
ifade etti.
Depreme maruz kalan nüfusun uğradığı zarar açısından, ''Türkiye, Şili
olmaktan daha çok Haiti olmaya aday gibi görünüyor'' değerlendirmesinde bulunan
Balamir, afet öncesi riskin azaltılmasına yönelik çalışmaların başlatılması
gerektiğini söyledi.
DASK'ın da afet öncesi riskin azaltılması hedefinde işletilmesi
önerisinde bulunan Balamir, ''Türkiye'de riski azaltma anlayışı hiç bir noktada
yok'' dedi.
DSİ adına sunum yapan Jeofizik Mühendisi Günhaz Kocabaş, Türkiye'deki
barajların depreme dayanıklı olduğunu ve bunun yaşanan depremlerle test
edildiğini ifade etti.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Dündar Çağlar, riski azaltma
çalışmalarının merkeze alınması gerektiğini söyledi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi İGDAŞ Genel Müdürü Bilal Aslan, şebekede
ana dağıtımdan son kullanıma kadar 4 ayrı noktada vanalar olduğunu, herhangi bir
yerdeki vanayı uzaktan otomatik olarak kesme imkanının bulunduğunu söyledi.
Aslan, böylece doğalgazdan oluşabilecek yangınları önleme imkanlarının
bulunduğunu dile getirdi. Aslan, ek tedbir olarak sarsıntıya duyarlı sensörlerle
çalışan vanalar üzerinde de çalıştıklarını bildirdi.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı, Türk TELEKOM ve GSM
operatörlerinin temsilcileri de olası depreme yönelik afet yönetimleri hakkında
bilgi verdi.
Öte yandan Deprem Komisyonu üyeleri, deprem riskinin olduğu bazı illerde
de inceleme yapacak.
